<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Yalansavar</title>
	<atom:link href="http://yalansavar.org/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://yalansavar.org</link>
	<description>&#34;Karanlığa lanet okumaktansa, bir mum yakmak yeğdir.&#34; - Çin Atasözü</description>
	<lastBuildDate>Sun, 27 May 2012 20:42:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='yalansavar.org' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://s2.wp.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>Yalansavar</title>
		<link>http://yalansavar.org</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://yalansavar.org/osd.xml" title="Yalansavar" />
	<atom:link rel='hub' href='http://yalansavar.org/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>“ALO, Aşkım Neredesin?&#8221;</title>
		<link>http://yalansavar.org/2012/05/27/alo-askim-neredesin/</link>
		<comments>http://yalansavar.org/2012/05/27/alo-askim-neredesin/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 May 2012 20:32:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zamanusta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Popüler Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Yanlış İnanışlar]]></category>
		<category><![CDATA[Şehir Efsaneleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alessandro Lolita Oswald]]></category>
		<category><![CDATA[Alexander Graham Bell]]></category>
		<category><![CDATA[Etimoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yalansavar.org/?p=1341</guid>
		<description><![CDATA[Muhtemelen bir gün bir vatandaşımız telefonda niçin “Alo” dediğimizi merak edip, olaya heyecan katmış olmak için bir kadın karakter yaratmış ve onu telefonun mucidi olduğu düşünülen -bu konudaki tartışmalar sürmektedir- Alexander Graham Bell’in yaşadığı tutkulu bir sözdeaşkın öğesi haline getirmiş. Sunay Akın da dahil olmak üzere, bir takım yazarlar bu hikayeye itibar edip gerçekmiş gibi [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=1341&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_1348" class="wp-caption alignnone" style="width: 362px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/05/4590190.jpg"><img class="size-full wp-image-1348 " title="4590190" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/05/4590190.jpg?w=519" alt=""   /></a><p class="wp-caption-text">&#8220;Ahoy! Ahoy!&#8221; &#8211; Karikatür: Selçuk Erdem.</p></div>
<p>Muhtemelen bir gün bir vatandaşımız telefonda niçin “Alo” dediğimizi merak edip, olaya heyecan katmış olmak için bir kadın karakter yaratmış ve onu telefonun mucidi olduğu düşünülen -bu konudaki tartışmalar sürmektedir- Alexander Graham Bell’in yaşadığı tutkulu bir sözdeaşkın öğesi haline getirmiş.</p>
<p>Sunay Akın da dahil olmak üzere, bir takım yazarlar bu hikayeye itibar edip gerçekmiş gibi anlatınca, <em><strong>Alessandra Lolita Oswald</strong></em> (kimi kaynaklarda(!) Oswaldo) isimli hayali kadın, sadece Türkçe konuşanların inançlarında yaşattığı bir tarihi kişilik haline geldi.<span id="more-1341"></span></p>
<p>Önce bu hikayeyi piyasada dolaştığı haliyle aktaralım:</p>
<blockquote><p><em>Telefonu açtığımızda &#8220;alo&#8221; deriz. Bu sözcüğün İngilizce &#8220;hello&#8221; kelimesinden geldiği gibi tamamen yanlış bir kanı var. Alo sözcüğünün çıkışı, aslında taaa Alexander Graham Bell’e uzanır.</em></p>
<p><em>Graham Bell telefonu icat ettiğinde bu aleti bir süre denemek için sevgilisiyle kendi evi arasına hat çekmiş. Bir yandan da yeni icatını geliştirmek için yoğun çalışıyormuş. Sevgilisinin adı Allessandra Lolita Oswaldo imiş. Bu sevimli kız evde canı sıkıldıkça Graham Bell’i arıyormuş.</em></p>
<p><em>Bell atölyesinde telefon çalınca arayanın Allessandra Lolita Oswaldo’dan başkası olamayacağını bildiğinden, telefonu açar açmaz &#8220;Allessandra Lolita Oswaldo&#8221; diyormuş. Ancak genç kız o kadar sık aramaya başlamış ki; Bell, zamanla sevgilisine adını kısaltarak hitap etmeye başlamış. Telefonu her açışında &#8220;Ale Lolos&#8221; diyormuş.</em></p>
<p><em>Gelin görün ki; Bell’in işleri uzuyor, sevglinin zırt pırt aramaları bitmiyormuş. Allessandra Lolita Oswaldo iyice baymaya başlayınca Bell artık telefonu sevgilisinin adını iyice kısaltarak &#8220;Alo&#8221; diyerek açmaya başlamış.</em></p>
<p><em>Graham Bell’in amacı telefonu tüm kente yaymak ve dünyaya bu müthiş icatını tanıtmak olduğundan gece gündüz atölyesinden çıkmaz olmuş, artık sevglisine ilgi göstermiyormuş. Sonuçta Allessandra Lolita Oswaldo bilim adamını çalışmalarıyla başbaşa bırakıp onu terketmiş. Graham Bell, Allessandra’nın onu terkedip gittiğini ancak hayallerini gerçekleştirip telefonu tüm kente yaydığında farkedebilmiş. Büyük bir hayalkırıklığı yaşayan Bell, o günden sonra sevgilisinin birgün onu arayacağı umuduyla telefonun başından ayrılmamış ve telefonu her açışında büyük bir ümitle &#8220;Alo&#8221; demiş. Ama her seferinde karşısına icadını kutlayan bir kent sakini çıkmış. İcadın sahibi &#8220;alo&#8221; dediği için tüm kent halkı telefona cevap verirken &#8220;alo&#8221; demeye başlamış. Ve bu gelenek böyle sürüp gelmiş.</em></p></blockquote>
<p>Alessandra Lolita Oswaldo. İsmi Google’da aratıldığında Türkçe sayfalar haricinde hiçbir mecrada çıkmıyor. Herkesin Graham Bell’e saygısından kullanmaya başladığı iddia edilen bu kelime ve bu kelimenin temsil ettiği kadın, onun hayat öyküsünde hiçbir yer işgal etmiyor. Google Kitaplar’da kaydı olan yüzbinlerce kitap arasında bu isim aratıldığında tek bir kayıt çıkmadığı gibi (1), ne ingilizce etimoloji sözlüğünde, ne de İngilizce normal bir sözlükte “alo” kelimesine rastlanmıyor(2)(3).</p>
<div id="attachment_1342" class="wp-caption alignleft" style="width: 248px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/05/464px-alexander_graham_bell_and_family.jpg"><img class=" wp-image-1342" title="464px-Alexander_Graham_Bell_and_family" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/05/464px-alexander_graham_bell_and_family.jpg?w=238&h=307" alt="" width="238" height="307" /></a><p class="wp-caption-text">Bell&#8217;in gerçekleştirdiği tek evliliğin diğer ortağı Bayan Mabel Hubbard&#8217;ın resmi, efsaneden bahseden bir takım kaynakta Alessandra Lolita Oswald&#8217;ın resmi olarak sunuluyor.</p></div>
<p>Graham Bell’in gerçek aşk hayatı ise şöyle: 1876’da telefonun patentini aldığında bekârdı ve 1877 yılında Bell Telephone Company adlı şirketini kurar kurmaz yıllardır ilişkilerinin sürdüğü ancak Bell’in şirket için paraya ihtiyacı olması sebebiyle bir süredir evlenmeyi ertelediği Mabel Hubbard ile dünya evine girdi. Alexander’ın Mabel’e düğün hediyesi ise, çiçeği burnunda şirketinin 1497 hissesinden 1487’si idi ki bu %99’una tekabül ediyor. Avrupa’da bir yıl kadar süren bir balayı geçiren çiftin toplamda 4 çocuğu oldu ve mutlu bir aile yaşamları oldu. Alessandra Lolita Oswaldo ise hiçbir zaman var olmadı. Üstelik “ALO” efsanesinin yer aldığı kitap ve internet mecralarında kullanılan fotoğraf Bell’in hayat arkadaşı Mabel’e aittir.</p>
<p><strong>Peki nereden geldi bu “Alo”?</strong></p>
<p>Osmanlı Devleti’nde 1840’ta kurulan Posta Nezareti’nin telefonun da kullanıma girmesiyle Posta, Telgraf ve Telefon Nezareti’ne dönüştürüldüğü 1909 yılında, Osmanlı coğrafyasında elitler arasında Fransızca konuşmak pek popüler idi. Zira 19. Yüzyıldan itibaren Osmanlı Devleti’ndeki lonca yapılaşmasını çökerterek doğulu tüccarlarla batılı sanayicileri buluşturan Avrupalı simsarlar sayesinde Osmanlı Devleti’ne hem teknoloji, hem de kültür transferi başlamıştı ve Fransızca, özellikle de imparatorluğun son yıllarında, siyasi anlamı da olan bir dil haline gelmiş, batılılaşma yanlısı aydınlarla azınlıkların oluşturduğu basın bile Fransızca dilini kullanmıştı (4).</p>
<p>O dönem bu topraklara transfer olmuş teknolojiye dair pek çok kelime de Fransızca’dan geçmiştir ve hala da o dilde okunduğu şekliyle kullanılmaktadır: Lokomotif (locomotive), şimendifer (chemin de fer), kondüktör (conducteur), ray (rail), anten (antenne), radyo (radio) gibi…</p>
<p>Bu bilgiler ışığında diyebiliriz ki, o dönemde ülkemizde kullanılmaya başlayan telefon, kültürüyle beraber ithal edilmiş ve “Alo” kelimesi Türkçe’ye kuvvetle muhtemel Fransızca’dan geçmiştir. Fransızlar resmi telefonlarda kibar bir selamlama ifadesi olarak “allo” kullanırlar (Ya da Bell’in sevgilisinin, Fransızlardan başka kimsenin bilmediği, “L” ile başlayan bir göbek adı var). Fransızların telefonda “allo” kullanmasının muhtemel sebebi de, telefonun yaygınlaşmaya başladığı dönemde telefonun anavatanı olan ABD’de de telefon selamlama cümlesi olarak “Hello” kullanılmasıdır.</p>
<p>İşin garibi, bizim efsanemizin tersine, Alexander Graham Bell’in telefonda kullanılması için düşündüğü kelime, gemicilerin de kullandığı “ahoy” idi (Bu durumda yeni bir sevgili ismi türeteceklere tavsiyem: Alessandro Helena Oswaldo Yenge’dir. Yenge hitabı saygımızdan…). Bir süre için de böyle kullanıldı.</p>
<p>İddiaya göre 19. Yüzyıl başlarında diğer Avrupa dillerinden İngilizce’ye “Hullo” olarak geçen, gemicilere ait “bağırma, dikkat toplama” ifadesinin “Hello”ya dönüşmesinde Thomas Edison’un payı vardır. Halloo, hallo, halloa, halloo, hello, hillo, hilloa, holla, holler, hollo, holloa, hollow, hullo şeklinde çeşitlenen kelimenin kökleri 13. Yüzyıl Fransızcası&#8217;na kadar gider(6)(7)(8).</p>
<p>İlk icat ettiği ses kayıt cihazına da test amacıyla “Halloo!” diye seslenen Thomas Edison, 1833’te ilk olarak Londra’da bir gazetede kullanılan “Hello”yu, Pittsburgh’taki telgraf müdürlüğüne telefonda kullanılması için önermişti (5). Bu öneri kabul edilmiş olsa gerek ki, 1889’a gelindiğinde telefon merkez santralindeki kızlar  “Hello kızları” (hello-girls) olarak anılacaktı (9).</p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>Pek çok konu gibi telefonun icadı ve bugün kullandığımız “alo” kelimesi de bir delinin kuyuya attığı ancak kırk akıllının çıkarmakta zorlandığı bir taş haline dönüştürülmüş ve bir aşk hikayesi ile süslenerek yayılması hızlandırılmıştır.</p>
<p>Merak ediyorum, Türkçe bir söylenişi, yabancı bir kısaltma haline dönüştürerek konuyu küresel bir mecraya taşıyan efsane sahibi kimdir? Bu konuyu ortaya ilk olarak kim attıysa kendisiyle tanışmayı yürekten isterim.</p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<p>(1)<a href="https://www.google.com/search?q=Alessandra+Lolita+Oswaldo&amp;btnG=Kitaplar%C4%B1+Ara&amp;tbm=bks&amp;tbo=1&amp;hl=tr">https://www.google.com/search?q=Alessandra+Lolita+Oswaldo&amp;btnG=Kitaplar%C4%B1+Ara&amp;tbm=bks&amp;tbo=1&amp;hl=tr</a></p>
<p>(2)<a href="http://www.etymonline.com/index.php?allowed_in_frame=0&amp;search=alo&amp;searchmode=none">http://www.etymonline.com/index.php?allowed_in_frame=0&amp;search=alo&amp;searchmode=none</a></p>
<p>(3)<a href="http://dictionary.reference.com/browse/alo?s=t">http://dictionary.reference.com/browse/alo?s=t</a></p>
<p>(4)Osmanlı Bankası Arşiv ve Araştırma Merkezi, Şark Yıllıkları Kolleksiyonu Tanıtım Yazısı. <a href="http://www.obarsiv.com/koleksiyon1.html">http://www.obarsiv.com/koleksiyon1.html</a></p>
<p>(5) Allen Koenigsberg. &#8220;The First &#8220;Hello!&#8221;: Thomas Edison, the Phonograph and the Telephone – Part 2&#8243;. Antique Phonograph Magazine, Vol.VIII No.6. <a href="http://www.collectorcafe.com/article_archive.asp?article=800&amp;id=1507">http://www.collectorcafe.com/article_archive.asp?article=800&amp;id=1507</a></p>
<p>(6) <a href="http://www.etymonline.com/index.php?term=hallo&amp;allowed_in_frame=0">http://www.etymonline.com/index.php?term=hallo&amp;allowed_in_frame=0</a></p>
<p>(7) <a href="http://www.etymonline.com/index.php?term=holla&amp;allowed_in_frame=0">http://www.etymonline.com/index.php?term=holla&amp;allowed_in_frame=0</a></p>
<p>(8) Sevan Nişanyan&#8217;ın hazırladığı Türkçe etimolojik sözlüğe göre modern Fransızca&#8217;ya Allo olarak geçen kelimenin kökleri zaten Eski Fransızca&#8217;ya dayanmaktadır. Eski Fransızca&#8217;da &#8220;hey! oradaki!&#8221; anlamına gelen seslenme ünlemi &#8220;ho la!&#8221;, diğer Avrupa dilleri&#8217;ne geçerken şekil değiştirmiştir // Sevan Nişanyan, &#8220;Sözlerin Soyağacı&#8221;, 5. Baskı. Everest Yayınları:2010. http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=461909</p>
<p>(9) İngilizce Wikipedia, “Hello” maddesi.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yalansavar.wordpress.com/1341/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yalansavar.wordpress.com/1341/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yalansavar.wordpress.com/1341/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yalansavar.wordpress.com/1341/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/yalansavar.wordpress.com/1341/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/yalansavar.wordpress.com/1341/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/yalansavar.wordpress.com/1341/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/yalansavar.wordpress.com/1341/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yalansavar.wordpress.com/1341/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yalansavar.wordpress.com/1341/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yalansavar.wordpress.com/1341/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yalansavar.wordpress.com/1341/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yalansavar.wordpress.com/1341/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yalansavar.wordpress.com/1341/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=1341&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yalansavar.org/2012/05/27/alo-askim-neredesin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/bfb456597461948b83da1957d6ba659c?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">zamanusta</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/05/4590190.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">4590190</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/05/464px-alexander_graham_bell_and_family.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">464px-Alexander_Graham_Bell_and_family</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>140 gr</title>
		<link>http://yalansavar.org/2012/05/24/140gr/</link>
		<comments>http://yalansavar.org/2012/05/24/140gr/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 May 2012 08:39:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nalincikeseri</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Dışı İddialar (Pseudoscience)]]></category>
		<category><![CDATA[Tıp ve Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yanlış İnanışlar]]></category>
		<category><![CDATA[Şehir Efsaneleri]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[beynimizin ne kadarını kullanıyoruz]]></category>
		<category><![CDATA[beynimizin yüzde kaçını kullanıyoruz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yalansavar.org/?p=696</guid>
		<description><![CDATA[140 gr yaklaşık olarak 4&#8242;te 3 su bardağı şekere ya da benim yaptığım mozaik pastanın içine koyduğum margarin miktarına eşit bir ağırlık. İnsan beyni ise yaklaşık 1300 &#8211; 1400 gr ağırlığında şekilsiz bir organ.  Margarin ve şekerle beynin ne ilgisi var demeyin. Eğer beynimizin küçük bir kısmını kullandığımız mitine inanıyorsanız beynimizin kullandığımız kısmının ağırlığının benim [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=696&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center;"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/05/house-md.jpg"><img class="size-medium wp-image-1295 alignnone" style="border-width:1px;border-color:black;border-style:solid;margin:10px;" title="HOUSE -- Pictured: Hugh Laurie as Dr. Gregory House -- NBC Photo: Timothy White" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/05/house-md.jpg?w=224&h=300" alt="" width="224" height="300" /></a></p>
<p align="justify">140 gr yaklaşık olarak 4&#8242;te 3 su bardağı şekere ya da benim yaptığım mozaik pastanın içine koyduğum margarin miktarına eşit bir ağırlık. İnsan beyni ise yaklaşık 1300 &#8211; 1400 gr ağırlığında şekilsiz bir organ.  Margarin ve şekerle beynin ne ilgisi var demeyin. Eğer beynimizin küçük bir kısmını kullandığımız mitine inanıyorsanız beynimizin kullandığımız kısmının ağırlığının benim leziz mozaik pastamdaki margarinin ağırlığına eşit olduğuna inanıyorsunuz demektir.</p>
<p style="text-align:justify;"><span id="more-696"></span>Sık sık karşımıza çıkıyor beynimizin küçük bir kısmını kullandığımız iddiası. Rakamlar, en azından benim rastladıklarım, %6 &#8211; %20 arasında değişiyor. İddiayı dile getirenler genelde üstün yetenekli, harika insanlar olmamız için kullanılmayan kısımları da kullanmamızı bize öğretmek iddiasında olanlar. Mitin şu ya da bu şekilde sürekli ortaya çıkışının ardında hayatın karmaşıklığı içerisinde bize ümit veren bir ton içermesi ve başarısızlıklarımıza öyle ya da böyle bir bahane vermesi yatıyor. Düşünsenize sıkıcı işlerimizden kurtulup, daha iyi imkanlar sağlayan işlere geçmek, daha çok kazanmak, 10 basamaklı sayıları bir çırpıda çarpıvermek, daha mutlu olmak, çatal ve kaşıkları bükmek, gelecekten haber almak, ölülerle iletişime geçmek için yapıvermemiz gereken kafamızın içinde duran ve büyük kısmı atıl olan beynimizi kullanma yeteneğimizi geliştirmek. Keşke bu kadar kolay olsaydı hayat!</p>
<p>Mitin çıkış noktası tam olarak bilinemese de efsanenin 19. yy sonları 20. yy başlarındaki nörobilim ve psikoloji araştırmalarına dayandığını yazıyor Wikipedia. İki Harvard psikoloğunun dahi bir çocukla yaptıkları çalışma sonrasında ortaya attıkları &#8221;insanların gerçek kapasitelerinin sadece bir kısmına ulaşabildikleri&#8221; iddiası ve erken nöroloji araştırmalarının doğru olarak yorumlanamaması mitin en olası kaynakları. Ama neden bu iddia sadece bir efsane? Kanıtlara bakalım:</p>
<ol>
<li style="text-align:justify;">Kafa travmaları: Neredeyse herkes kafaya alınan darbelerin ya da beyinde gerçekleşen felç v.s. gibi travmaların insanların normal fonksiyonlarını sekteye uğrattığını, genellikle kalıcı hasarlar verdiğini bilir. Kafaya alınan darbelerin hayati tehlikesinden ötürü motosiklet, bisiklet kullanırken kask takar, kay-kay&#8217;a binen çocuğumuzun kasksız olmasına sinirleniriz. Eğer gerçekten beynimizin küçük bir kısmını kullanıyor olsaydık kafa travmalarının bu kadar tehlikeli olmaması gerekirdi. Kafa travması geçiren onlarca kişiden belki de sadece bir ikisinde kalıcı hasarlar görülmeli, beyin cerrahlarının sık sık &#8220;Şanslı adammış, kafasına giren kurşun beyninin kullanmadığı %90&#8242;ını parçalamış. Hayatına normal şekilde devam edecek&#8221; gibi cümleler kurduğunu duymalıydık. Ancak durumun hiç te böyle olmadığını biliyoruz.
<p><div id="attachment_1274" class="wp-caption aligncenter" style="width: 142px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/05/531px-pet-image.jpg"><img class=" wp-image-1274 " title="531px-PET-image" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/05/531px-pet-image.jpg?w=132&h=149" alt="" width="132" height="149" /></a><p class="wp-caption-text">Beynin PET scan görüntüsü</p></div></li>
<li style="text-align:justify;">Beyin araştırmaları özellikle beyin görüntüleme teknolojisinin gelişmesiyle çok hızlanmıştır. Bu tekniklerden ikisi fMRI (fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme) ve PET (pozitron emisyon tomografisi) adı verilen tekniklerdir. Bu teknikler kullanılarak yaşayan bir beynin gerçek zamanlı görüntüsü elde edilir. fMRI ve PET ile yapılan çalışmalar beynin uyku halinde bile bütün bölgelerinin az da olsa aktiviteye sahip olduğunu göstermiştir. Aktivitenin bazı bölgelerde tamamen durduğu zamanlar sadece ağır travmalar sonucu normal işlevler kaybedildiğinde kaydedilmiştir.</li>
<li style="text-align:justify;">Konuya evrimsel bir bakış açısı bakarak farklı kanıtlara ulaşabiliriz . Bütün organlarımız gibi beynimiz de milyonlarca yıl süren evrimsel bir sürecin sonucunda bugünkü haline gelmiştir. Vücudumuz kaynaklarının bir kısmını beyin hücrelerini ve dokusunu üretmek için kullanmaktadır. Evrim sürecinin sadece küçük bir kısmının kullanılacağı bir organı üreterek kaynakları verimsiz kullanan bir süreci seçtiğini düşünmek pek akıl karı olmayacaktır. Üstüne üstlük büyük beyne sahip olmanın avantajlarının yanısıra dezavantajları da vardır.
<div id="attachment_1297" class="wp-caption aligncenter" style="width: 178px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/05/gyrus_dentatus_40x.jpg"><img class="wp-image-1297 " style="margin-top:10px;margin-bottom:10px;border-width:1px;border-color:black;border-style:solid;" title="Gyrus_Dentatus_40x" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/05/gyrus_dentatus_40x.jpg?w=168&h=128" alt="Gyrus Dentatus" width="168" height="128" /></a><p class="wp-caption-text">Hippocampal dokudaki boyanmış nöronlar: Wikipedia</p></div>
<p>Yetişkinlikteki ağırlığına ulaşması için beynin gelişimi doğum sonrası ilk yıla sarkmıştır insanlarda. Bu da ilk yılımızda daha çok ebeveyn bakımına ve yardımına ihtiyaç duymamıza neden olur. Ancak gelişiminin tamamı anne vücudu dışında olmaz önemli bir kısmı rahimdeyken gelişir. Diğer primatlara göre anne karnında daha büyük halde olan kafa yüzünden doğum kanalına ancak sığan insan bebekleri doğum sırasında risk altındadır. Büyüklüğü böyle dezavantajlara yol açan bir organ eğer kullanılmayacaksa başta hiç evrim geçirmeden daha küçük halde kalırdı.</p>
<p style="text-align:center;"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/05/wet_brain.gif"><img class="size-medium wp-image-1270 aligncenter" style="margin-top:10px;margin-bottom:10px;border-width:1px;border-color:black;border-style:solid;" title="wet_brain" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/05/wet_brain.gif?w=300&h=244" alt="" width="300" height="244" /></a></p>
</li>
<li style="text-align:justify;">Mitin yanlışlığına başka bir kanıtta beyin fonksiyonlarının sadece ve sadece belli bölgede gerçekleşmiyor olmasıdır. Beyin içerisinde farklı işlemler farklı bölgelerde yapılır ve çoğunlukla bu bölgeler birbirleri ile iletişim halindedirler.</li>
<li style="text-align:justify;">Beynimizde milyonlarca sinir hücresi vardır. Bugün modern tıp tek bir nöron üstünde ölçümler yapabilmektedir. Eğer diyelim ki sadece %10 kullanıyor olsaydık nöronları incelemek için yapılan ölçümlerde ortalama olarak on nörondan sadece birinde aktivite görülmeliydi. Oysa bilimsel araştırmalar böyle bir bulgudan bahsetmiyor.</li>
<li style="text-align:justify;">Dahası kullanılmayan nöronlar işlevlerini yitirerek dejenere oluyorlar. Eğer %10&#8242;luk kısım işlevsiz olsa idi beyinde dejenere olan milyonlarca nöron görülürdü ama azıcık dejenerayonun bile bir çok sinirsel hastalığa yolaçtığını ve hayatı zorlaştırdığını biliyoruz.  bkz.<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Alzheimer%27s_disease"> Alzheimer</a>, <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Huntington%27s_disease">Huntington&#8217;s</a>, <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Multiple_sclerosis">MS</a>, <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/ALS">ALS</a></li>
</ol>
<p style="text-align:justify;">Gördüğümüz gibi kanıtlar bize %10 efsanesinin yalan olduğunu açıkça gözler önüne seriyor ama bana inanmıyorsanız belki <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/MythBusters_(2010_season)#Brain_Drain">Mythbusters</a> şovunda bu iddianın yanlış olduğu sonucuna çoktan varmış olmaları sizi ikna edebilir. (Bu <a href="http://www.youtube.com/watch?v=v-F7rLDWGHo">linki</a> takip ederek youtube&#8217;da bu şovun şov sonrası görüntülerini seyredebilirsiniz. İngilizceden çevirmeye vaktim olmadığı için sadece link olarak veriyorum.)</p>
<hr />
<p style="text-align:justify;">Bu yazıda kullanılan kaynaklar aşağıda. Birşeyi 40 kere söylersen olurmuş derler ama 1000 kere çürütülmüş yalanı tekrar çürütmek gerekebiliyor. Tabi ister istemez bir sürü tekrar yapmak gerekiyor.</p>
<ol>
<li>Aylin&#8217;in yemek tarifleri</li>
<li><a href="http://www.csicop.org/si/show/the_ten-percent_myth/">CSI</a></li>
<li><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Ten_percent_of_brain_myth">Ten percent myth</a></li>
<li><a href="http://www.scientificamerican.com/article.cfm?id=people-only-use-10-percent-of-brain">Scientific American</a></li>
<li><a href="http://www.snopes.com/science/stats/10percent.asp">Snopes.com</a></li>
<li><a href="http://theness.com/neurologicablog/index.php/reviving-the-10-brain-myth/">Neurologica Blog</a></li>
<li><a href="http://human-existence.com/publications/Skoyles%20Human%20evolution%20expanded%20brains%20expertise%20not%20IQ.pdf">Human Existence.com</a></li>
<li><a href="http://morphonix.com/software/education/science/brain/game/specimens/wet_brain.html">Beyin Fotoğrafı</a></li>
</ol>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yalansavar.wordpress.com/696/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yalansavar.wordpress.com/696/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yalansavar.wordpress.com/696/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yalansavar.wordpress.com/696/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/yalansavar.wordpress.com/696/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/yalansavar.wordpress.com/696/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/yalansavar.wordpress.com/696/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/yalansavar.wordpress.com/696/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yalansavar.wordpress.com/696/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yalansavar.wordpress.com/696/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yalansavar.wordpress.com/696/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yalansavar.wordpress.com/696/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yalansavar.wordpress.com/696/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yalansavar.wordpress.com/696/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=696&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yalansavar.org/2012/05/24/140gr/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		<georss:point>38.424832 27.136427</georss:point>
		<geo:lat>38.424832</geo:lat>
		<geo:long>27.136427</geo:long>
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/563f87e34d12aa10cce04d7224b39575?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">nalincikeseri</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/05/house-md.jpg?w=224" medium="image">
			<media:title type="html">HOUSE -- Pictured: Hugh Laurie as Dr. Gregory House -- NBC Photo: Timothy White</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/05/531px-pet-image.jpg?w=132" medium="image">
			<media:title type="html">531px-PET-image</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/05/gyrus_dentatus_40x.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">Gyrus_Dentatus_40x</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/05/wet_brain.gif?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">wet_brain</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kulağakaçan, kulağa kaçar mı?</title>
		<link>http://yalansavar.org/2012/05/17/kulagakacan-kulaga-kacar-mi/</link>
		<comments>http://yalansavar.org/2012/05/17/kulagakacan-kulaga-kacar-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 May 2012 17:22:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zamanusta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Popüler Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Yanlış İnanışlar]]></category>
		<category><![CDATA[böcek]]></category>
		<category><![CDATA[etimolji]]></category>
		<category><![CDATA[kulağakaçan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yalansavar.org/?p=1229</guid>
		<description><![CDATA[Bir kaç derin konudan sonra doğa hayatına dair yanlış inanışlardan birisini daha yalan olarak savalım&#8230; Böcek fobisi olanların &#8220;kulağakaçan&#8221; isminden bile ne kadar rahatsız olduğunu , hele ki kulağakaçanın o arkasındaki kıskacıyla boy göstermesinin yaratacağı tepkiyi az çok tahmin edebiliyorum. Zira böceklerin sevimli canlılar olmadığını kabul ediyorum. Öte yandan böcekler canlı bilimiyle ilgilenenlerin ilgisini pek [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=1229&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_1235" class="wp-caption aligncenter" style="width: 310px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/05/4986296310_2766cac48e.jpg"><img class="size-full wp-image-1235" title="4986296310_2766cac48e" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/05/4986296310_2766cac48e.jpg?w=519" alt=""   /></a><p class="wp-caption-text">Bir erkek kulağa kaçan. Kaynak: Flickr, CC BY-NC-ND 2.0 &#8211; Steve&#8217;s Wildlife)</p></div>
<p>Bir kaç derin konudan sonra doğa hayatına dair yanlış inanışlardan birisini daha yalan olarak savalım&#8230;</p>
<p>Böcek fobisi olanların &#8220;kulağakaçan&#8221; isminden bile ne kadar rahatsız olduğunu , hele ki kulağakaçanın o arkasındaki kıskacıyla boy göstermesinin yaratacağı tepkiyi az çok tahmin edebiliyorum. Zira böceklerin sevimli canlılar olmadığını kabul ediyorum.</p>
<p>Öte yandan böcekler canlı bilimiyle ilgilenenlerin ilgisini pek çok yönden çekmeye muktedirdirler: Verimlilikleri, kabiliyetleri, uzmanlıkları, yaşamları vb.</p>
<p>Kulağakaçan böceğinin ise ismi çok cazip. İngilizce&#8217;de &#8220;Earwig&#8221;, yani &#8220;Kulak yaratığı&#8221; olarak anılan<span id="more-1229"></span><em> Forficula Auricularia</em>, eklembacaklıların deri kanatlılar takımından hem otçul hem de etçil bir tür. Menşei Avrupa ve Batı Asya olarak tahmin edilen tür, bugün Amerika kıtasında da görülüyor.</p>
<p>Halk arasında yaygın olan inanışa göre<em> kulağakaçanlar, kulaktan beyne girerler ve beyinde yuva yapıp keyif çatarlar</em>. Fakat böylesine bir senaryo ancak La Fontane fablında Ağustos böceğine nispet yapmak için olurdu.</p>
<p>1700&#8242;lerin Avrupa&#8217;sına baktığımızda Kulağakaçan&#8217;ın kötü bir şanı olduğunu görüyoruz. O dönemde kulağakaçanı ihtiva eden bir yayında onun kulaktan içeri girdiği, bulduğu bir yerde demirleyip orayı yiye yiye içeriye kadar gittiği ve en nihayetinde de çıldırmaya sebep olduğu yazıyor (1).</p>
<div id="attachment_1232" class="wp-caption alignright" style="width: 288px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/05/5040426122_e998fa12d3.jpg"><img class=" wp-image-1232" title="5040426122_e998fa12d3" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/05/5040426122_e998fa12d3.jpg?w=278&h=185" alt="Bir dişi kulağakaçan. Kaynak: Flickr, CC BY-NC-ND 2.0 - Mary.Do." width="278" height="185" /></a><p class="wp-caption-text">Bir dişi kulağakaçan. Kaynak: Flickr, CC BY-NC-ND 2.0 &#8211; Mary.Do.</p></div>
<p>Kulağakaçan böceğinin bir çok kültürde kulakla ilişkilendirilmesinin muhtemel bir sebebi, böceğin arkasındaki kıskacıyla beraber, çok eski zamanlardan beri kulak delmeye yarayan antik bir alete benzemesidir. Dişisinin ayrı, erkeğinin ayrı tipte kuyruk uzantıları olan kulağakaçanın erkeğinin kıskaçları aynı zamanda da makasa benzer ve bu benzerlikten dolayı İtalyanca&#8217;da kulağakaçan böceğine verilen isim <em>forbicina</em>, yani &#8220;küçük makas&#8221; anlamına gelirken, İspanyolca&#8217;da verilen iki isim <em>contraplumas</em> ve <em>tijereta</em>, sırasıyla &#8220;çakı&#8221; ve &#8220;makas darbesi&#8221; anlamlarına gelir (2).  En az altı Avrupa dilinde bu böyledir (3).</p>
<p>Ben de işte tam bu satırları yazarken bizdeki &#8220;Kulağakaçan&#8221; kelimesinin &#8220;kulakta delik açan alet&#8221; ile bir benzeşim kurularak, &#8220;kulak-açan&#8221; kelimesinden türetilip türetilmediğini merak ettim. TDK Büyük Sözlükte &#8220;kulakaçan&#8221; diye aratıldığında, Bolu, Düzce yöresinde bu böceğin &#8220;kûlakaçan&#8221; olarak anıldığını görüyoruz. Küpe takmak Anadolu&#8217;da da çok eski bir gelenek olduğuna göre, tıpkı Avrupa dillerinde olduğu gibi belki de kulak deliği açmakta kullanılan alete benzerliği bu böceğin ismine kaynaklık etmiş olabilir.  (4)!</p>
<div id="attachment_1230" class="wp-caption alignleft" style="width: 289px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/05/clipboard01.jpg"><img class=" wp-image-1230" title="Clipboard01" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/05/clipboard01.jpg?w=279&h=220" alt="" width="279" height="220" /></a><p class="wp-caption-text">Kulağakaçanın kulağa benzer kanadı. Erkek kulağakaçanların kıskacı, dişi kulağakaçanların makası var. Resim kaynak: Wikipedia.</p></div>
<p>Bir şekilde kulakla ilişkilendirilmesinin ikinci bir muhtemel sebebi de derikanatlı bu türün arada bir açtığı kanadının kulağı andırması olabilir (5). Zira derikanatlılar takımından bu türün oldukça estetik kanatları vardır ve hakikaten de bir kulak kepçesinin şeklini andırırlar (Bkz: Soldaki illüstrasyon). Tüm hakları saklı olduğu için burada kullanmadığım bir resim için bağlantıya <a href="http://www.flickr.com/photos/antbbx/3132932741/" target="_blank">tıklayınız</a>.</p>
<p><strong>Peki kulağakaçanlar hiç mi kulağa kaçmaz?</strong></p>
<p>Böceklerin nemli, sıcak bir delik olan dış kulak kanalını şöyle bir denemek istemeleri oldukça anlaşılabilir bir durumdur. Bizler de zaman zaman soğuk havadan kaçınmak için bir yerlere sığındığımıza göre onların da kulağı cazip bulmaları için bir çok sebep olabilir. Kulağakaçan gibi sürünen, nemli ve karanlık ortamlarda yaşayan bir türün -ki benzer binlerce tür vardır- arada bir aklına esen üyelerinden birinin, kuru ve aydınlıkta yaşayan böceklere nazaran kulakları bir kalem daha fazla tercih ettiğini de varsayabiliriz ama bu ne kulağakaçanın kulaklara sık sık kaçtığı gibi bir önermeyi doğrular,  ne de onun beyne yerleştiği gibi bir efsaneyi haklı çıkartır.</p>
<p>Kulağakaçan&#8217;ın gerçekten de kulağa kaçtığına dair kayda geçmiş bir kaç vaka var (3). Ancak kayda geçmiş olan vakalar diğer böceklerin kulağa girme vakalarından oranca fazla değil. 1866&#8242;da yazılan eski bir doğa tarihi güncesi ise efsaneye biraz daha yenik düşmüş ama akılcılığı elden bırakmayarak böceğin panik halindeyken saklanacak delik araması halinde kulağa kaçabildiğini söylemiş (6) ama kayıtlı bir örnekten bahsedilmiyor.</p>
<p>Siz yine de böcekleri sevin.</p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<p>(1) Susan Scott, Craig Thomas. <em>Pests of Paradise: First Aid and Medical Treatment of Injuries from Hawaii&#8217;s Animals</em>. University of Hawai&#8217;i Press: 2000. Singapur.<br />
(2) John Lloyd, John Mitchinson. <em>Cahillikler Kitabı.</em> NTV Yayınları: 2008. İstanbul.<br />
(3) J. R. Fisher. <em>Earwig in the Ear</em>. West J Med. 1986 August; 145(2): 245.<br />
(4) <a href="http://www.tdkterim.gov.tr/ttas/?kelime=kul%E2ka%E7an&amp;kategori=derliste&amp;ayn=dzn" target="_blank">http://www.tdkterim.gov.tr/ttas/?kelime=kul%E2ka%E7an&amp;kategori=derliste&amp;ayn=dzn</a><br />
(6) <em>Endangered Wildlife and Plants of the World Ansiklopedisi. </em>4. Cilt. &#8220;Earwig&#8221; maddesi.<br />
(6) James Cundall. <em>Everyday Book of the Natural History</em>. Frederick Warne and Company: 1866. Londra.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yalansavar.wordpress.com/1229/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yalansavar.wordpress.com/1229/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yalansavar.wordpress.com/1229/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yalansavar.wordpress.com/1229/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/yalansavar.wordpress.com/1229/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/yalansavar.wordpress.com/1229/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/yalansavar.wordpress.com/1229/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/yalansavar.wordpress.com/1229/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yalansavar.wordpress.com/1229/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yalansavar.wordpress.com/1229/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yalansavar.wordpress.com/1229/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yalansavar.wordpress.com/1229/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yalansavar.wordpress.com/1229/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yalansavar.wordpress.com/1229/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=1229&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yalansavar.org/2012/05/17/kulagakacan-kulaga-kacar-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/bfb456597461948b83da1957d6ba659c?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">zamanusta</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/05/4986296310_2766cac48e.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">4986296310_2766cac48e</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/05/5040426122_e998fa12d3.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">5040426122_e998fa12d3</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/05/clipboard01.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Clipboard01</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Şu anda yokum, bilinçaltıma mesaj bırakabilirsiniz&#8230;</title>
		<link>http://yalansavar.org/2012/05/15/su-anda-yokum-bilincaltima-mesaj-birakabilirsiniz/</link>
		<comments>http://yalansavar.org/2012/05/15/su-anda-yokum-bilincaltima-mesaj-birakabilirsiniz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 May 2012 06:39:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Serdar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Popüler Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[bilinçaltı]]></category>
		<category><![CDATA[pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[reklam]]></category>
		<category><![CDATA[subliminal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yalansavar.org/?p=1211</guid>
		<description><![CDATA[Subliminal mesaj kavramı uzun bir süredir gündemimizi meşgul ediyor. Yalansavar okurlarından gelen talepler eşimin ricasıyla (!) birleşince bu konuyu da Yalansavar&#8217;a taşımak şart oldu Öncelikle subliminal mesaj nedir, neden bu kadar tartışılıyor ve ne zamandan beri hayatımızda? Subliminal kelimesi Türkçe&#8217;de de aynı şekilde geçiyor ama bulduğum en Türkçe karşılık &#8216;alt algısal&#8216; idi. Bu kelime aslında [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=1211&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_1225" class="wp-caption aligncenter" style="width: 529px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/05/the-simpsons-s12e02.jpg"><img class="size-full wp-image-1225" title="The.Simpsons.S12E02" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/05/the-simpsons-s12e02.jpg?w=519&h=389" alt="" width="519" height="389" /></a><p class="wp-caption-text">Bart Simpson&#8217;dan 2000 yılı seçimlerine gönderme.</p></div>
<p>Subliminal mesaj kavramı uzun bir süredir gündemimizi meşgul ediyor. Yalansavar okurlarından gelen talepler eşimin ricasıyla (!) birleşince bu konuyu da Yalansavar&#8217;a taşımak şart oldu <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Öncelikle subliminal mesaj nedir, neden bu kadar tartışılıyor ve ne zamandan beri hayatımızda?</p>
<p><span id="more-1211"></span></p>
<p>Subliminal kelimesi Türkçe&#8217;de de aynı şekilde geçiyor ama bulduğum en Türkçe karşılık &#8216;<em>alt algısal</em>&#8216; idi. Bu kelime aslında güzel açıklıyor. Bilinçli algılama düzeyimizin altında, bilinçsiz algı düzeyimizin üstünde kalan uyaranlara subliminal uyaran diyebiliriz. Örneğin izlediğimiz bir filmde milisaniyeden daha kısa bir süre boyunca ekranda belirip kaybolan bir görüntü ya da dinlediğimiz bir müzik parçasında maskelenmiş arkaplan sesi/melodisi bilinçli algımız dışında beynin belirli bölgelerini uyarabilir ve belli sonuçlar doğurabilir (1).</p>
<p>Tartışmanın nedenini anlamak için çıkış noktasına dönmemiz gerekiyor. Biraz gerilere, 1957 yılına dönüyoruz ve tarihe &#8220;<em>Vicary Deneyi</em>&#8221; olarak geçen bir olaydan bahsediyoruz.</p>
<p><em>James Vicary</em>, New Jersey&#8217;de bir sinema salonunda <em>Piknik</em> isimli bir film gösterilirken özel bir cihazla 5 saniyede bir, saniyenin üç binde birinde görünüp kaybolan &#8220;<em>Coca Cola iç!</em>&#8220;, &#8220;<em>Aç mısın? Patlamış mısır ye!</em>&#8221; gibi mesajlar gösterdiğini ve bu sayede Coca Cola satışlarında %18,1 ve patlamış mısır satışlarında %57,8 artış kaydettiğini iddia ediyor (2). Bu olay epey fırtına koparıyor olmalı ki CIA bu deneyi temel alarak &#8220;<em>Subliminal algılamanın operasyonel potansiyeli</em>&#8221; adlı bir rapor yayınlıyor ve 1958&#8242;de bu tip reklamlar yasaklanıyor (3).</p>
<p>Gel gelelim bu deney değişik bilim adamlarınca tekrarlanıyor fakat belirgin bir etki gözlemlenemiyor. <em>Psychological Corporation</em> başkanı <em>Dr. Henry Link</em> Vicary&#8217;ye bu deneyi birlikte yapmak konusunda meydan okuyuyor (2). Ama sonuçta 1962&#8242;de James Vicary bu deney sonuçlarını dikkat çekmek için abarttığını, aslında elde edilen sonuçların anlam ifade etmeyecek kadar küçük farklara dayandığını itiraf ediyor (3).</p>
<div id="attachment_1218" class="wp-caption alignright" style="width: 123px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/05/ozzy.jpg"><img class="size-thumbnail wp-image-1218  " title="ozzy" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/05/ozzy.jpg?w=113&h=150" alt="" width="113" height="150" /></a><p class="wp-caption-text">&#8220;Çocuklara bir mesajım var!&#8221;</p></div>
<p>Tabi bu sonuçlar çok tartışma yaratıyor. Birçok tüketici markaların kendilerini manipüle ettiğinden endişeleniyor. Daha ötesi, 1980&#8242;lerde dini grupların Rock gruplarına subliminal mesaj yapıyorsunuz iddiası. İki grup aile İngiliz müzisyen <em>Ozzy Osbourne</em>&#8216;a, şarkılarında geri maskeleme (<em>backmasking</em>) yöntemi kullanarak çocuklara intihar etmelerini telkin ettiğini iddia ederek dava açıyor. Mahkeme iki davayı da bu yöntemin işe yaradığına ilişkin kanıt olmaması nedeniyle reddediyor (8).</p>
<p>2000&#8242;de George Bush&#8217;un A.B.D. seçimlerinde subliminal mesaj kullandığı iddiası da bu konudaki toplumsal paranoyanın sonuçlarından birisi. Bush, seçim kampanyası sırasında rakiplerine &#8216;sıçan&#8217; (rats) demekle ve bunu subliminal mesajla sağlamlaştırmaya çalışmakla itham ediliyor (8). Kampanya reklamında flu bir şekilde ekrana çıkan &#8220;<em>Bureaucrats</em>&#8221; yazısının son dört harfinin ekranda 30 milisaniye boyunca tek başına göründüğü görüntü kanıt olarak sunuluyor. Cumhuriyetçiler pardon diyerek reklam filmini geri çekiyorlar. Videoya <a href="http://www.youtube.com/watch?v=vhO27-w5-vk" target="_blank">buradan</a> ulaşabilir ve 25&#8242;inci saniyesine dikkatlice bakabilirsiniz.</p>
<div id="attachment_1216" class="wp-caption aligncenter" style="width: 411px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/05/bush_rats.jpg" target="_blank"><img class="wp-image-1216    " title="bush_rats" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/05/bush_rats.jpg?w=401&h=253" alt="" width="401" height="253" /></a><p class="wp-caption-text">Bush rakibine sıçan dedi mi?</p></div>
<p>Konuyla ilgili bir espri de<em> South Park</em>&#8216;tan gelsin: 15.sezonda yayınlanan &#8220;Broadway Bro Down&#8221; bölümünden<a href="http://www.southparkstudios.com/clips/400590/wicked-subtext"> şu alıntıyı</a> izleyebilirsiniz&#8230;</p>
<p><strong>Bilimsel Açıdan</strong></p>
<p>Subliminal mesajlarla ilgili sorunlardan birisi nesnel algı seviyesiyle ilgili. Algının birkaç seviyesi var ve uyaranların bu seviyelere nasıl sızdığı tartışmalı bir konu. Algının ölçümlenebilmesi de çok zor. Örneğin zaten susuz hissediyorsanız izlediğiniz filmde su içen herhangi birisi de sizi su içmeye yöneltebilir. Benzer şekilde aç hissettiğinizde kokuların sizi belirli bir yiyeceği tüketmeye yönelttiği bilinen bir gerçek. Algıladığınız bu kadar çok uyaran arasında subliminal olanları özel olarak ayırmak kontrollü deney açısından zor bir süreç.</p>
<p>Özellikle Vicary&#8217;nin pardon demesinden sonra bilim dünyası subliminal mesajlar konusunda çok da pozitif olmayan bir yargıya sahip oldu. Çünkü bu deney ne kadar tekrarlansa  da anlamlı sonuçlar üretilemedi.</p>
<p>Öte yandan son yıllarda şaşırtıcı bazı gelişmeler oluyor ve bildiklerimizi gözden geçiriyoruz. En yakın örnek, geçtiğimiz yıl yapılan bir çalışmada belirli subliminal uyaranların beyinde farklı bölgeleri aktive ettiğinin fMRI görüntüleme sistemiyle tespit edilmesi oldu (6). Yakın zamanlı başka bir çalışmada daha ilginç bir bulgu elde edildi. Subliminal uyaranların beynin farklı bölgelerinde farklı motivasyonlar oluşturabileceği ve daha ilginci motivasyonların bile bilinçdışı çalışabilecekleri iddia ediliyor (5 ve 7).</p>
<p>En son <em>Scientific American Mind</em> dergisi bu olayı daha geniş kapsamlı olarak ele aldı(8). Aslında subliminal mesajlar bizi etkiliyor. Fakat görünen o ki beynimizin karar verme mekanizması o kadar karmaşık ki subliminal mesajlar bizim kararlarımızda bir bileşen olmaktan öteye gidemiyor.</p>
<blockquote><p>&#8220;&#8230;Subliminal mesajlar bizim eğilimlerimizin dışında bizi yönetecek önergeler veremezler. Hatta biz bu çok basit önerilere son derece kısıtlı ve özel şartlar altında açığız. Çünkü bu bilinçaltı ipuçları bizim hafıza sistemimizin içinden tıpkı ekranda anlık beliren uyaran kadar büyük bir hızla geçiyor. Eğer bizim nihai amacımızla uyuşmuyorsa veya doğal eğilimlerimizi yansıtmıyorsa sanıldığı kadar güçlü değiller&#8230;&#8221; (8)</p></blockquote>
<p>Aynı makalede anlatıldığı kadarıyla, bilim insanları Vicary deneyine benzer bir kurulum yapmış fakat  mesajların yerleştirilmesi konusunda birkaç varyasyon denemişler. Örneğin mesajlarda &#8220;<em>Coca Cola</em>&#8221; gibi yaygın bir marka yerine &#8220;<em>Lipton Ice-tea</em>&#8221; gibi daha az tüketilen bir marka kullanılmış. Mesaj hem &#8220;<em>Madagaskar</em>&#8221; filminin eğlenceli sahnelerinin arasına, hem de &#8220;<em>Trainspotting</em>&#8221; filminin rahatsız edici uyuşturucu sahnelerinin içine yerleştirilmiş. Önceden aldıkları tabletlerle susatılan deneklerin &#8220;<em>Madagaskar</em>&#8221; filminde aldıkları mesajdan etkilendikleri görülmüş. Ama dikkat edilirse susuz hissetmeyen ve subliminal mesajı uygun şartlar altında almayan seyircilerde herhangi bir talep yaratılamıyor. Ayrıca mesajın verilme anının karar verme anına olan uzaklığı da önemli bir parametre.</p>
<p>Bu konu son yıllarda çeşitli şirketlerin sigara bıraktıran ya da zayıflatan &#8216;kaset&#8217; satışına başlamasıyla da gündeme geldi. Sözde bu kasetler subliminal mesajlar yoluyla bilinçaltımıza etki ediyorlarmış.</p>
<p>Hemen heveslenmeyin, çünkü bilimsel olarak, subliminal mesajlarla sigarayı bırakmak ya da zayıflamak plasebo etkisi dışında bir işe yaramıyor. Yapılan bazı çalışmalar (9,10) bu konuda bir neden sonuç ilişkisi olmadığını net olarak gösteriyor.</p>
<p>Zaten yukarıda anlattığımız gibi, subliminal mesajlar çok kısa bir süre beyne etkide bulunuyor. Bunların kalıcı etki yaratabildiğine dair bir kanıt yok. Karar vermeyi belli şartlarda etkilese bile yaşam stilini değiştirecek kadar güçlü bir etki yaratmaları olası görünmüyor.</p>
<p><strong>Sonuç:</strong></p>
<p><em>Subliminal mesajlar kullanarak  bilinçaltında alınan kararlara etki etmek mümkün olabilir ama bu yöntem abartıldığı kadar güçlü değil.</em></p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<p>[1] Wikipedia: <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Subliminal_stimuli" target="_blank">Subliminal Stimuli</a></p>
<p>[2] Snopes.com: <a href="http://www.snopes.com/business/hidden/popcorn.asp" target="_blank">Subliminal Advertising</a></p>
<p>[3] Wikipedia: <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/James_Vicary" target="_blank">James Vicary</a></p>
<p>[4] Simon the Scammer Blog: <a href="http://simonthescammer.com/subliminal-advertising" target="_blank">Subliminal Advertising: Does it Exist?</a></p>
<p>[5] Neurologica Blog: <a href="http://theness.com/neurologicablog/index.php/subconscious-motivation/" target="_blank">Subconcious Motivation</a></p>
<p>[6] ScienceDirect: <a title="Exposure to subliminal arousing stimuli induces robust activation in the amygdala, hippocampus, anterior cingulate, insular cortex and primary visual cortex: A systematic meta-analysis of fMRI studies" href="http://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S1053811911011529" target="_blank">Exposure to subliminal arousing stimuli induces&#8230;</a></p>
<p>[7] Association for Psychological Science: <a href="http://www.psychologicalscience.org/media/releases/2010/Pessiglione.cfm" target="_blank">Is Your Left Hand More Motivated Than Your Right Hand?</a></p>
<p>[8] Scientific American Mind: <a href="http://www.scientificamerican.com/article.cfm?id=the-subtle-power-of-hidden-messages&amp;WT.mc_id=SA_CAT_MB_20120425" target="_blank">How Advertisements Manipulate Behavior</a></p>
<p>[9] Psychology and Marketing: <a href="http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1002/mar.4220050403/abstract;jsessionid=E46DF2D04716DE836738D47AA1835C63.d02t01" target="_blank">The case against subliminal manipulation</a></p>
<p>[10] Journal of Applied Psychology: <a href="http://psycnet.apa.org/?&amp;fa=main.doiLanding&amp;doi=10.1037/0021-9010.77.5.772" target="_blank">Subliminal self-help audiotapes: A search for placebo effects.</a></p>
<p>Not: Bu konunun doğası gereği bazı bilimsel makalelerin tam metinleri herzaman erişilebilir olmuyor. Bunlara üniversite ağlarından erişebilirsiniz. Birçok üniversite, kendi kablosuz ağlarından bu tip makale sitelerine sınırsız erişim sağlıyor&#8230;</p>
<p><em>Bart Simpson</em> resmi <a href="http://bartsblackboard.com/">bartsblackboard.com</a> sitesinden alınmıştır, <em>The Simpsons</em> dizisinin tüm hakları <em>Fox</em>&#8216;a aittir.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yalansavar.wordpress.com/1211/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yalansavar.wordpress.com/1211/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yalansavar.wordpress.com/1211/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yalansavar.wordpress.com/1211/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/yalansavar.wordpress.com/1211/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/yalansavar.wordpress.com/1211/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/yalansavar.wordpress.com/1211/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/yalansavar.wordpress.com/1211/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yalansavar.wordpress.com/1211/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yalansavar.wordpress.com/1211/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yalansavar.wordpress.com/1211/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yalansavar.wordpress.com/1211/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yalansavar.wordpress.com/1211/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yalansavar.wordpress.com/1211/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=1211&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yalansavar.org/2012/05/15/su-anda-yokum-bilincaltima-mesaj-birakabilirsiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		<georss:point>0.000000 0.000000</georss:point>
		<geo:lat>0.000000</geo:lat>
		<geo:long>0.000000</geo:long>
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/4b2419ee2c82b6997dc822a871135a8d?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">sbasegmez</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/05/the-simpsons-s12e02.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">The.Simpsons.S12E02</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/05/ozzy.jpg?w=113" medium="image">
			<media:title type="html">ozzy</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/05/bush_rats.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">bush_rats</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kritik Düşünceye Övgü: Storm</title>
		<link>http://yalansavar.org/2012/04/24/storm/</link>
		<comments>http://yalansavar.org/2012/04/24/storm/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Apr 2012 15:17:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isilarican</dc:creator>
				<category><![CDATA[Popüler Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest]]></category>
		<category><![CDATA[alternatif tıp]]></category>
		<category><![CDATA[çizgi film]]></category>
		<category><![CDATA[kritik düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[skeptisizm]]></category>
		<category><![CDATA[storm]]></category>
		<category><![CDATA[tim minchin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yalansavar.org/?p=564</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazıda bir yalanı didiklemeyeceğiz, onun yerine çizgi film seyredeceğiz. Gerçekten! Bilime gönül vermiş bir hekim , ve kritik düşüncenin önemine inanan bir skeptik olarak, yıllar gittikçe çevremizde artan &#8220;alternatif tıp&#8221; ve diğer safsataları hayretle izliyorum. Bilgi çağında olmamıza, artık doğru ve güvenilir bilgiye hemen dünyanın her köşesinden ulaşabilecek hale gelmiş olmamıza rağmen safsata denizi [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=564&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_1184" class="wp-caption aligncenter" style="width: 410px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/dribbble_storm21.jpg"><img class="size-full wp-image-1184" title="dribbble_storm2" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/dribbble_storm21.jpg?w=519" alt=""   /></a><p class="wp-caption-text">Storm ( Beste &amp; Sözler: Tim Minchin, Animasyon: DC Turner)</p></div>
<p style="text-align:left;">Bu yazıda bir yalanı didiklemeyeceğiz, onun yerine <strong><em>çizgi film seyredeceğiz</em>.</strong> Gerçekten! <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Bilime gönül vermiş bir hekim , ve kritik düşüncenin önemine inanan bir skeptik olarak, yıllar gittikçe çevremizde artan &#8220;alternatif tıp&#8221; ve diğer safsataları hayretle izliyorum. Bilgi çağında olmamıza, artık doğru ve güvenilir bilgiye hemen dünyanın her köşesinden ulaşabilecek hale gelmiş olmamıza rağmen safsata denizi her geçen gün içinde boğulacağımız hızla büyüyor.<span id="more-564"></span></p>
<p>Hemen her gün gazetelerde her tür hastalığa iyi gelen <em>mucizevi otlara ilişkin reklamlar, çakraları açıp kanseri iyileştiren medyumlarla yapılan söyleşiler, falcılar</em> yer alıyor. Daha da vahimi, son günlerde haberlerden takip ettiğimize göre, insanlar, <a href="http://www.saglikaktuel.com/haber/dr.-ersin-arslan-kurtarilamadi-25116.htm">kendilerini tedavi etmeye çalışan doktorları dövüp, öldürüp</a>, sonra da <a href="http://www.hurriyet.com.tr/gundem/20376954.asp">deve çişinde şifa arıyorla</a>r. Çevremizdeki kişilerin çoğu bilimsel bir dayanağı olmamasına rağmen modern tıbbın belki de en büyük başarısı olan aşılara süphe ile yaklaşıyor. Adının başında doğal ya da organik sıfatı olan ürünler büyük rağbet görüp, normallerinin 3-4 katı fiyatla satılırken insanlar doktorlardan çok <em>homeopati</em>yle uğraşan insanlara, <em>antik çin tıbbı</em>na veya <em>ayurveda</em>&#8216;ya güveniyor.</p>
<p>Bunları Yalansavar&#8217;ın merceğine teker teker yatıracağız elbette. Ama ABD, İngiltere ve Avusturalya skeptikleri tarafından çok iyi tanınan bir müzisyen, komedyen ve kabare sanatçısı olan <em>Tim Minchin</em>, geçtiğimiz yıl piyasaya sürdüğü nefis bir çizgi film ve ona eşlik eden şarkı ile bütün bu konuları çok güzel özetledi. 10 dakikalık <em><strong>Storm</strong></em> isimli bu çizgi film, geçtiğimiz yıl dünya çapındaki bilimsel ve kritik düşünceye inananların adeta marşı haline geldi. Biz de okuyucularımızı bu keyiften mahrum bırakmayalım dedik ve şarkının sözlerini sizler için çevirdik. <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Benim şarkıdaki favori dizelerim şunlar:</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Tanım itibariyle&#8230;&#8221; </em>diye başladım,<br />
<em>&#8220;Alternatif tıp&#8230;&#8221; </em>diye devam ettim,<br />
<em>&#8220;Ya işe yaramadığı kanıtlanmış,</em><br />
<em>Ya da işe yaradığı kanıtlanamamış tedavileri içerir.</em><br />
<em>Biliyor musun işe yaradığı kanıtlanan</em><br />
<em>&#8216;alternatif tıp&#8217; nedir?</em><br />
<em>Ona &#8216;TIP&#8217; denir.&#8221;</em></p></blockquote>
<p>Karşınızda&#8230; Tim Minchin&#8217;den <strong>Storm</strong>!</p>
<span style="text-align:center; display: block;"><a href="http://yalansavar.org/2012/04/24/storm/"><img src="http://img.youtube.com/vi/BVRSMtuvh_Q/2.jpg" alt="" /></a></span>
<p><em><strong>Tim Minchin- Storm</strong></em></p>
<blockquote><p>Kuzey Londra&#8217;nın içinde bir yerlerdeki çatı katı,<br />
Duvarlar, halılar hatta kedi bile kar beyazı.<br />
Ev kağıttan paravanlarla bezeli, iddialı mı iddialı,<br />
Ev sahibi bir doktor, oldukça da akıllı.<br />
Kendi muayenehanesinde çalışıyor,<br />
Kız arkadaşı da tiyatroda sahneye çıkıyor.<br />
Onunla taa Avustralya&#8217;dan tanışıyoruz,<br />
Ne zaman bir araya gelsek çok eğleniyoruz.<br />
O akşam da yemeğe davetliydik.<br />
Gelen beşinci misafiri tanımıyoruz,<br />
Ev sahipleri onu nezaketen çağırmışlar,<br />
Çünkü, kızcağız Avustralya&#8217;dan daha yeni gelmiş,<br />
Kuzey Londra&#8217;ya yeni yerleşmiş,<br />
Bir tanıdığın tanıdığının kızkardeşiymiş,<br />
Ya da işte öyle birşeymiş.</p>
<p>Tanışma faslı geldiğinde,<br />
Gözlerimi alamıyorum kızın güzelliğinden.<br />
Bembeyaz bir teni var,<br />
Kapkara gözleri ve saçları.<br />
Ama itiraf etmeliyim ki,<br />
beni en tırstıranı<br />
Kalçasının üstündeki dövmenin<br />
azıcık görünen kısmı:<br />
Bir melek kanadı.<br />
<em>&#8220;Ben Yay burcuyum&#8230;&#8221;</em> dediği anda<br />
onu kafamda kategorize etmeye başladım,<br />
ve itiraf edeyim ki adım<em> &#8220;Storm&#8221; (Fırtına)</em> der demez<br />
ona yakıştırdığım kategoriye cuk diye oturdu.</p>
<p>En başta muhabbet yüzeysel ve keyifliydi,<br />
Ama çok geçmeden Storm döktürüverdi:<br />
<em>&#8220;Hiçbirşeyi tam olarak bilemeyiz,</em><br />
<em> bilgi aslında bir nevi fikirdir.&#8221;</em><br />
Elindeki kırmızı şarabının ardından fikrini belirtti<br />
Benden de hemen karşılık olarak<br />
pek hippivari olmayan<br />
bir başka yorum geldi.<br />
<em>&#8220;Muhabbete pek de iyi başlamadık&#8221;</em> diye düşündüm,<br />
Hem de daha ilk kadehlerdeyiz.<br />
Derken odanın öbür ucundaki karımın,<br />
Bana kaş göz edişini gördüm.<br />
Sessizce <em>&#8220;Kibar ol&#8221;</em> diyordu.<br />
Siz de bilirsiniz karınızdan gelen uyarı,<br />
pek de ihmal etmeye gelmez.<br />
Ben de kendimi tuttum,<br />
İçime attım soruları.<br />
Madem bildiği hiçbir şeyi<br />
&#8220;Kesin biliyorum&#8221; diyemiyor Storm.<br />
Sormadım evden çıkarken sabahları,<br />
Pencereden mi çıkar, yoksa kapıdan mı?</p>
<p>Yemekler çok lezizdi, ama Storm,<br />
Etleri eliyle bir kenara itti,<br />
O mutlu mutlu tabağını didiklerken, ev sahibi<br />
Tıp tarihinden epey kızdığı<br />
Saçmasapan bir olayı anlatmaya girişti.<br />
Storm birden atıldı:<br />
<em>&#8220;Ama insan vücudu çok gizemli!</em><br />
<em> Bilim, ne kadar uğraşsa da açıklayamıyor ki</em><br />
<em> insan ruhunun niteliğini.&#8221;</em><br />
Ev sahibemiz bana bir bakış attı.<br />
Eşim gibi o da iyi tanıyor beni,<br />
Böyle giderse biliyor ki tutamam ben dilimi.<br />
Ama yapmayacağım. Dudaklarımı sımsıkı kenetledim,<br />
Yemeğimi yemeye giriştim.<br />
Storm beni kışkırtadursun,<br />
İstemiyordum sofranın huzuru bozulsun.<br />
Ama sabrımın da sınırındaydım ufaktan,<br />
Storm adı gibi, bir fırtınaya dönüştü sofrada,<br />
Döktürmeye başladı ne varsa aklında.<br />
<em>&#8220;İlaç firmaları hepimize düşman,</em><br />
<em> doğal maddeler dururken</em><br />
<em> bizi ilaçlara bağımlı hale getiriyorlar.</em><br />
<em> Aslında tek ihtiyacımız doğal ilaçlar.</em><br />
<em> İlaç firmalarının gözünü para bürümüş, ahlaksızlar.</em><br />
<em> Bitkiler iyileştirecekse beni,</em><br />
<em> Neden ilaç içeyim ki?</em><br />
<em> Homeopatik çözelti iyi geliyorsa,</em><br />
<em> Neden muhtaç olayım</em><br />
<em> kimyasal ilaçlara?</em><br />
<em> Artık hepimiz için,</em><br />
<em> Geri dönüş vakti geldi doğaya.&#8221;</em></p>
<p>İşte o anda,<br />
Ne kadar tutmaya çalışsam da kendimi,<br />
Bir çatlak oluştu kibarlık zırhımda.<br />
<em>&#8220;Tanım itibariyle&#8230;&#8221;</em> diye başladım,<br />
<em>&#8220;Alternatif tıp&#8230;&#8221;</em> diye devam ettim,<br />
<em>&#8220;Ya işe yaramadığı kanıtlanmış,</em><br />
<em> Ya da işe yaradığı kanıtlanamamış tedavileri içerir.</em><br />
<em> Biliyor musun işe yaradığı kanıtlanan</em><br />
<em> &#8216;alternatif tıp&#8217; nedir?</em><br />
<em> Ona &#8216;TIP&#8217; denir.&#8221;</em></p>
<p><em>&#8220;Yani sen, doğal maddelerin</em><br />
<em> şifa verdiğine inanmıyor musun?&#8221;</em></p>
<p><em>&#8220;Tam tersi, Storm,</em><br />
<em> Buraya gelmeden önce, çay vaktinde</em><br />
<em> bir doğal ilaç aldım,</em><br />
<em> Söğüt ağacının kabuğundan çıkarılan,</em><br />
<em> Neredeyse hiçbir yan etkisi olmayan.</em><br />
<em> Adı aklımda kalmadı,</em><br />
<em> Ben anımsayamadım, sevgilim neydi adı?</em><br />
<em> Maspirin?</em><br />
<em> Baspirin?</em><br />
<em> Ah, tamam hatırladım, Aspirin!</em><br />
<em> Tam buraya gelirken,</em><br />
<em> Ucuza aldım bizim mahalledeki eczaneden.&#8221;</em></p>
<p>Evsahibimiz tabakları toplarken,<br />
tartışma biraz kesilir gibi oldu.<br />
Ama tatlı servisi yapılırken,<br />
Storm döndü dolandı, konuya daldı:<br />
<em>&#8220;Shakespeare demiş ki:</em><br />
<em> &#8216;Yeryüzünde ve göklerde bulunan şeyler</em><br />
<em> senin felsefeyle bulabileceğinden çok daha fazla&#8230;&#8217;</em><br />
<em> Bilim sadece gerçekliğe nasıl bakılabileceğini bize öğreten yöntemdir.</em><br />
<em> ne aşkı ne de ruhani değerleri açıklayabilir.</em><br />
<em> Bilim medyumları nasıl açıklayabiliyor?</em><br />
<em> Auralar, ölümden sonraki yaşam, duanın gücüne ne diyor?&#8221;</em></p>
<p>Birden fark ettim ki,<br />
Ondan yayılan saçmalıklar beni,<br />
sanki ışık görmüş tavşan gibi<br />
öylece köşeye sıkıştırdı.<br />
Belki nedeni yanlış aktardığı Hamlet&#8217;ten olan alıntı,<br />
ya da fondiplediğim sekizinci kadehteki şaraptı.<br />
Ama kibarlık zırhım iyice çatırdamaya başladı,<br />
Ve zaptetmeye çalıştığı hayvan serbest kalıp<br />
Dışarı çıktı:</p>
<p><em>&#8220;Bak Storm, canını çok sıkmak istemiyorum ama,</em><br />
<em> Aura diye bir şey yok ya!</em><br />
<em> Aura görmek, düşünce okumak gibi bişey,</em><br />
<em> Ya da kahve falı bakmakla, yıldız falı bakmakla aynı şey.</em><br />
<em> Bunu yapan insanların yok özel bir yeteneği,</em><br />
<em> Ya hepsi yalancı, ya da bildiğin deli.</em><br />
<em> Bazıları etrafta dolanıyor, göya Tanrı&#8217;yla konuşabiliyorlarmış,</em><br />
<em> Ya da göya sihirli elleri varmış, şifa dağıtıyorlarmış.</em><br />
<em> Bu arada aklımdayken,</em><br />
<em> Ölüleri duyduğunu iddia eden insanları</em><br />
<em> nasıl oluyor da ciddiye alıyoruz?</em><br />
<em> Keçileri tamamen kaçırdıklarını neden düşünmüyoruz?</em><br />
<em> Çocuğu yeni ölmüş gözü yaşlı bir anneye yalan söylemek,</em><br />
<em> Ve öbür dünya ile konuştuğunu iddia etmek?</em><br />
<em> Bu düpedüz manyaklık ve dolandırıcılık.</em><br />
<em> Medyum diye birşey olmadığını tekrar mı anımsatmalı?</em><br />
<em> 2 yaşında değiliz ki biz</em><br />
<em> Horton Kimi Duyuyor filminin masal olduğunu bilmeliyiz.</em><br />
<em> İnanıyor muyuz hala Noel Baba&#8217;nın hediye getirdiğine,</em><br />
<em> Ya da Michael Jackson&#8217;un yok dediği estetiklerine?</em><br />
<em> Hala inanıyor muyuz bu soytarılıklara,</em><br />
<em> Ölülerin geri gelip</em><br />
<em> John Edwards gibi</em><br />
<em> Hıyarlarla konuştuğuna?&#8221;</em></p>
<p>Benim bu söylediklerim Storm&#8217;un hızını dindirmedi,<br />
Birbiri ardına beylik iddiaları sıralamaya devam etti.<br />
Mermi olarak saçmalıkları kullanan keskin nişancı gibiydi.</p>
<p><em>&#8220;Kendinden çok emin konuşuyorsun,</em><br />
<em> Öyle değil mi?</em><br />
<em> Ama bence sen değilsin hiç açık fikirli.</em><br />
<em> Bilime ve testlere olan şu kör inancın,</em><br />
<em> Bir köktendincinin kör inanışının,</em><br />
<em> İkizi gibi sanki.&#8221;</em></p>
<p><em>&#8220;Bu gerçekten çok iyi bir saptama galiba, dur bir düşüneyim,</em><br />
<em> Yok ya, alakası yok, alenen saçmalık, hala aynı fikirdeyim.</em><br />
<em> Bilim, gözlemler çerçevesinde görüşlerini değiştirir,</em><br />
<em> Oysa inanç, gözlemleri red eder, kendini ancak öyle muhafaza ettirir.</em><br />
<em> Eğer bana ispatlarsan</em><br />
<em> işe yaradığını Homeopati&#8217;nin</em><br />
<em> ben de fikrimi değiştiririm.</em><br />
<em> Etrafımda yüzseksen derece dönerim,</em><br />
<em> Hatta sokaklarda koşarak bağırırım, derim:</em><br />
<em> &#8220;Bu bir mucize! Fizik bilimini atmalı çöpe!</em><br />
<em> Suyun hafızası varmış!</em><br />
<em> Her ne kadar içine damlatılan bir damlacık soğan suyunu hiç unutmasa da</em><br />
<em> İçinde daha önce yüzen bokları unutuyormuş!</em><br />
<em> Bana bunun işe yaradığını, gerçekten çalıştığını ispat et,</em><br />
<em> hayret etmem geçince, sana söz veriyorum,</em><br />
<em> ilk iş gidip &#8230;.kime &#8220;vay be&#8221; diye dövme yaptırıyorum.&#8221;</em></p>
<p>Herkes durmuş bana bakıyordu,<br />
Ama artık iyice çileden çıkmıştım, konu buraya vardığına göre,<br />
Dedim ki, nasılsa artık ok yaydan çıktı:</p>
<p><em>&#8220;Evet, hayat gizemlerle dolu, doğru,</em><br />
<em> Ama bu gizemlerin cevapları var.</em><br />
<em> Bunları bulacak insanlar oturduğu yerde durup düşünen</em><br />
<em> Her gördüğüne şaşırıp</em><br />
<em> &#8220;Yaşam ne kadar gizemli değil mi?&#8221; diyenler olmayacak.</em><br />
<em> Hadi burada oturup öylece şaşıralım,</em><br />
<em> Hatta Papa&#8217;yı arayalım.</em><br />
<em> Gidip seyredelim Oprah&#8217;ı</em><br />
<em> O konuk ederken Deepak Chopra&#8217;yı.</em><br />
<em> Eğer televizyon izleyeceksen önerim, Scooby Doo&#8217;yu izle.</em><br />
<em> O çizgi film ne kadar da güzeldi,</em><br />
<em> Ne zaman hortlaklı bir kilise olsa,</em><br />
<em> Ya da bir hayaletli bir okul</em><br />
<em> Ne çıkardı dersin altında düşünce hayaletin maskesi?</em><br />
<em> Ya lunapark bekçisi, ya da okul temizlikçisi.</em><br />
<em> Çünkü tarihler boyunca</em><br />
<em> Çözülmüş olan her tür gizemin aslında</em><br />
<em> Büyülü birşey olmadığı</em><br />
<em> Çıktı ortaya.</em><br />
<em> Gerçekte &#8220;bilgi&#8221; diyebildiğimiz şeylerin olması</em><br />
<em> Seni ürkütüyor mu?</em><br />
<em> Ya da bir akşamüstünü bilgisayar başında,</em><br />
<em> Wikipedia ile geçirmek</em><br />
<em> Seni korkutuyor mu?</em><br />
<em> Doğaüstü birşeylerin aslında var olmama ihtimali</em><br />
<em> Senin hippi felsefeni darmadağan ettiğinden,</em><br />
<em> Google bile kullanmakta aciz bir şekilde</em><br />
<em> Karanlıkta öylece oturuyor musun?</em><br />
<em> Bu yetmez mi?&#8230;.</em><br />
<em> Sadece bu dünya?</em><br />
<em> Bu güzel, karmaşık,</em><br />
<em> İnanılmaz derecede uçcuz bucaksız, doğal dünya</em><br />
<em> Bizim merakımızı nasıl cezbetmiyor da,</em><br />
<em> onu basit, insan uydurması hurafelerle ve yaratıklarla</em><br />
<em> Olduğundan daha değersiz hale getiriyoruz?</em><br />
<em> Meraklıysan eğer o kadar Shakespeare&#8217;e</em><br />
<em> Kulak ver bana söylediklerimi dinle:</em><br />
<em> &#8220;Saf altını dövmek, zambakları yeniden boyamak,</em><br />
<em> Ya da menekşelere parfüm dökmek&#8230; sadece salaklık&#8230;&#8221;</em><br />
<em> ya da buna benzer bir şey işte&#8230;.</em><br />
<em> Ya da Louis Armstrong&#8217;a ne dersin?</em><br />
<em> Yemyeşil ağaçlar görüyorum,</em><br />
<em> Kıpkırmızı güller de.</em><br />
<em> Ve sen eğer Krishna veya Vishnu&#8217;yu</em><br />
<em> Modern, güncel bir şekilde paketleyip</em><br />
<em> Etiketleyip yüceltmek istiyorsan,</em><br />
<em> O da tamam.</em><br />
<em> Ona da razıyım.</em><br />
<em> Ama beni heyecanladıran şey şu:</em><br />
<em> Ben minicik, önemsiz, mütevazi bir karbon yığınıyım.</em><br />
<em> Tek bir hayatım var, o da kısacık.</em><br />
<em> Ve oldukça da önemsiz&#8230;</em><br />
<em> Ama bilimsel gelişmeler sağolsun</em><br />
<em> Büyük büyük büyük amcalarım ve teyzelerimden iki kat daha uzun yaşayabileceğim.</em><br />
<em> Ömrümü iki kat daha uzun süre yaşayabileceğim,</em><br />
<em> Eşimi iki kat daha uzun bir süre sevebileceğim.</em><br />
<em> Arkadaşlarımla iki kat daha uzun süre</em><br />
<em> Şarap içip köri yerken,</em><br />
<em> Memesinde kelebekleri, kalçasında perileri</em><br />
<em> Olan güzel hippileri</em><br />
<em> Gıcık etmeye devam edebileceğim.</em></p>
<p>Eğer istemeden de olsa sizi kırdıysam,<br />
Şöyle düşünün, barışalım.<br />
Zamanda 10 dakika geri gitmiş olalım,<br />
Bu konuda fikriniz değişti mi bir bakalım.</p>
<p><em><br />
</em></p></blockquote>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yalansavar.wordpress.com/564/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yalansavar.wordpress.com/564/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yalansavar.wordpress.com/564/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yalansavar.wordpress.com/564/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/yalansavar.wordpress.com/564/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/yalansavar.wordpress.com/564/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/yalansavar.wordpress.com/564/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/yalansavar.wordpress.com/564/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yalansavar.wordpress.com/564/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yalansavar.wordpress.com/564/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yalansavar.wordpress.com/564/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yalansavar.wordpress.com/564/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yalansavar.wordpress.com/564/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yalansavar.wordpress.com/564/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=564&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yalansavar.org/2012/04/24/storm/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		<georss:point>0.000000 0.000000</georss:point>
		<geo:lat>0.000000</geo:lat>
		<geo:long>0.000000</geo:long>
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/52c07bab9d9f3b2e8bbb9ef5eaf9b27f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">isilarican</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/dribbble_storm21.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">dribbble_storm2</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kule kalkış izni vermezse biz size ozon verelim</title>
		<link>http://yalansavar.org/2012/04/19/kule-kalkis-izni-vermezse-biz-size-ozon-verelim/</link>
		<comments>http://yalansavar.org/2012/04/19/kule-kalkis-izni-vermezse-biz-size-ozon-verelim/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Apr 2012 08:00:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nalincikeseri</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Dışı İddialar (Pseudoscience)]]></category>
		<category><![CDATA[Tıp ve Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim Haberciliği]]></category>
		<category><![CDATA[ozon]]></category>
		<category><![CDATA[ozon terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[sertleşme sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[cialis]]></category>
		<category><![CDATA[viagra]]></category>
		<category><![CDATA[levitra]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yalansavar.org/?p=1084</guid>
		<description><![CDATA[Cinsel gücü arttırıcı ilaç pazarının büyüklüğü hepimizin bildiği bir gerçek. Ereksiyon sorunu için Viagra, Cialis, Levitra&#8217;yı üreten 3 büyük şirketin 2006 yılında rapor edilen toplam satışları 3.1 milyar Amerikan doları. Bu ilaçları cinsel performansını arttırmak için kullanan erkek sayısı da hiç az değil. Fakat Vatan gazetesinde çıkan bir habere göre bu 3 büyük firmanın ciddi [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=1084&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center;"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/impotence-erectile-dysfunction-e1334786778434.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1086" style="border-width:1px;border-color:black;border-style:solid;" title="Impotence-Erectile-Dysfunction" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/impotence-erectile-dysfunction-e1334786778434.jpg?w=519" alt=""   /></a></p>
<p>Cinsel gücü arttırıcı ilaç pazarının büyüklüğü hepimizin bildiği bir gerçek. Ereksiyon sorunu için Viagra, Cialis, Levitra&#8217;yı üreten 3 büyük şirketin 2006 yılında rapor edilen toplam satışları 3.1 milyar Amerikan doları. Bu ilaçları cinsel performansını arttırmak için kullanan erkek sayısı da hiç az değil. Fakat Vatan gazetesinde çıkan bir <a href="http://haber.gazetevatan.com/Haber/443649/1/Gundem" target="_blank">habere</a> göre bu 3 büyük firmanın ciddi ve doğal(!!) bir rakipleri var: Ozon Terapisi. Haberin linkine tıklamayacak olanlar için aynen alıntılayayım sizler için; kısa bir haber ama Yalansavar&#8217;ın ilgi alanına giriyor.<span id="more-1084"></span></p>
<blockquote><p>ADANA’da özel bir sağlık merkezinde görev yapan oksijen ve ozonterapi uzmanı Dr. xxxxx, damardan uygulanan ozonterapinin kan dolaşımını hızlandırarak cinsel gücü arttırdığını, kalıcı zindelik verdiğini söyledi. Ozonterapinin hastalıklara neden olan mikroorganizmalar ve toksinleri yok ettiğine dikkat çeken xxxxx, “90 yıldır bilinen ozonterapi, belli seanslarda uygulandığında kişinin cinsel gücünü arttırıyor, hormonlarını düzenliyor. Beyindeki endorfin salgısı arttığı için de kişi kendini daha mutlu ve huzurlu hissediyor” dedi. Ozon terapinin bilinen yan etkisi olmadığını kaydeden Dr. xxxxx, 12 seanslık tedavinin yarattığı etkilerin kalıcı olduğunu ancak gücü dorukta tutmak isteyenlerin ayda bir defa ’pekiştirme’ seansına gelerek zinde kalabileceğini belirtti. Erkeklere uygulanan ozonun kadınlara oranla daha iyi sonuç verdiğine dikkati çeken xxxxxx, “Erkeklerde bölgesel kan akımı sağladığı için cinsel fonksiyon ve performans daha iyi oluyor. Bu tedavi belli seanslarla yaptırıldığında kişinin cinsel gücü artmış ve hormonları düzenlenmiş oluyor” diye konuştu</p></blockquote>
<p style="text-align:center;">
<p><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/impotencja1.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1109" style="border-width:1px;border-color:black;border-style:solid;" title="impotencja" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/impotencja1.jpg?w=300&h=199" alt="" width="300" height="199" /></a></p>
<div>Ozon (O<sub>3</sub>) atmosferin alt katmanlarında bulunduğunda insan solunum sistemi için tehlikeli olan ancak bilindiği üzere stratosferdeki yoğun tabakasıyla dünyayı güneşin tehlikeli radyasyonundan koruyan ve 3 oksijen atomundan oluşan bir gaz. Endüstri, tarım, tüketici ürünleri gibi alanlarda yoğun kullanılan ozon insanlar tarafından belirli bir miktarın üzerinde solunduğunda ise tehlikeli.</div>
<div>Ozonun kullanıldığı bir diğer alan da alternatif tıp uygulamaları. Ozon terapisi kanser, aids gibi hastalıkların dokulardaki yeterli oksijen eksikliğinden kaynaklandığı iddiası ile vücuda oksijen içeren çeşitli bileşiklerin verilmesini içeren sahte, işe yaramaz ve tehlikeli bir uygulama. Vücuda oksijen;</div>
<div>
<ul>
<li>içerisinde yüksek dozda ozon çözülmüş suyun içilmesi ile</li>
<li>Rektal olarak</li>
<li>Vaginal olarak</li>
<li>Kulaklardan ya da</li>
<li>Damardan</li>
</ul>
<p>veriliyor. İçinde ozon çözülmüş su ancak solungaçlarınız varsa size bir yarar sağlar. Diğer uygulamalar içinse literatüre bakmak ta fayda var. FDA (Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi) ozon terapileri konusunda:</p>
<blockquote><p>Ozonun mikrop öldürücü etkisinin olabilmesi için insan ve hayvanların tolere edebileceğinden çok yüksek konsantrasyonlarda olmalıdır.</p>
<p>Merkezi sinir sistemi, kalp ve görme üzerinde istemeyen fizyolojik etkileri rapor edilmişse de asıl irritasyonu mukus membranlarda yapar. Ozon solumak akciğerlere pulmoner edema ile sonuçlanacak şekilde zarar verebilir.</p></blockquote>
<p>diyor. Oksijen terapilerinin AIDS&#8217;li hastalar üzerinde plasebo etkisinden daha farklı bir etki göstermediklerini belirten bir araştırmanın yanı sıra T- hücreleri olmayan farelerde normal farelere göre daha fazla akciğer problemine yol açtığını bildiren bir araştırmada mevcut. Yani AIDS&#8217;i tedavi ettiğini iddia eden uygulama AIDS hastalarını daha fazla riske atıyor. Tüh!</p>
<p><img class=" wp-image-1110 alignleft" style="border-width:1px;border-color:black;border-style:solid;margin:10px;" title="Erectile-Dysfunction" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/erectile-dysfunction.jpg?w=210&h=158" alt="" width="210" height="158" />Bu kısa ve öz bilgilerden sonra alıntıladığımız habere dönebiliriz. FDA&#8217;in ifadelerinden haberde iddia edildiğinin aksine ozon terapisinin vücudumuzdaki mikroorganizmalardan önce bizi öldüreceğini biliyoruz. T-  hücreleri olmayan farelerde yarattığı ekstra risk ise iddia edilenin aksine bilinen en az bir yan etkisini bize gösteriyor.</p>
<p>Ayrıca<a href="http://whatstheharm.net/ozonetherapy.html"> Zararı Ne?</a> ve <a href="http://www.cbsnews.com/stories/2005/01/12/60ii/main666489.shtml">CBS</a> sayfalarında ozon terapinin potansiyel zararlarını gösteren anekdotal örnekler var. Yalnız ben anekdotların kanıt teşkil etmediğine inandığımdan siz kendiniz okuyun ve eleştirel düşünme yeteneklerinizi kullanarak karar verin. Ayrıca ozon terapisinin hormonları düzenlediğine ve cinsel gücü arttırdığına dair bir araştırma yok. En son olarak ta cinsel güç söz konusu olduğunda ozon terapisine erkeklerin kadınlardan daha iyi tepki verdiğini iddia eden doktor bilmeden (ya da bilerek) erkeklerin korkularına oynuyor. Eeee tabi rakipler kuvvetli, Cialis, Levitra, Viagra. Çaba sarf etmek gerek</p>
<p>Eğer kuleyle aranızda problemler varsa ozon terapisi gibi sahte, işe yaramaz hatta zararlı olabilecek tedavileri denemeden önce gerçek bir doktoru ziyaret edin. Sağlığınızı tehlikeye atmaya değmez hiçbirşey.</p>
</div>
<hr />
<div style="font-size:9pt;">
<p>Bu yazıda kullandığım referanslar:<br />
<a style="font-size:9pt;" href="http://www.accessdata.fda.gov/scripts/cdrh/cfdocs/cfcfr/CFRSearch.cfm?fr=801.415">FDA raporu<br />
</a><a style="font-size:9pt;" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Ozone">Wikipedia<br />
</a><a style="font-size:9pt;" href="http://rationalwiki.org/wiki/Oxygen_therapy">Rational Wiki<br />
</a><a style="font-size:9pt;" href="http://www.quackwatch.org/02ConsumerProtection/ozone.html">Quackwatch</a></p>
</div>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yalansavar.wordpress.com/1084/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yalansavar.wordpress.com/1084/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yalansavar.wordpress.com/1084/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yalansavar.wordpress.com/1084/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/yalansavar.wordpress.com/1084/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/yalansavar.wordpress.com/1084/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/yalansavar.wordpress.com/1084/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/yalansavar.wordpress.com/1084/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yalansavar.wordpress.com/1084/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yalansavar.wordpress.com/1084/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yalansavar.wordpress.com/1084/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yalansavar.wordpress.com/1084/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yalansavar.wordpress.com/1084/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yalansavar.wordpress.com/1084/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=1084&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yalansavar.org/2012/04/19/kule-kalkis-izni-vermezse-biz-size-ozon-verelim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		<georss:point>38.424832 27.136427</georss:point>
		<geo:lat>38.424832</geo:lat>
		<geo:long>27.136427</geo:long>
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/563f87e34d12aa10cce04d7224b39575?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">nalincikeseri</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/impotence-erectile-dysfunction-e1334786778434.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Impotence-Erectile-Dysfunction</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/impotencja1.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">impotencja</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/erectile-dysfunction.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">Erectile-Dysfunction</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kontesi Sinan mı Öptü?</title>
		<link>http://yalansavar.org/2012/04/18/kontesi-sinan-mi-optu/</link>
		<comments>http://yalansavar.org/2012/04/18/kontesi-sinan-mi-optu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Apr 2012 06:42:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cozdas</dc:creator>
				<category><![CDATA[Popüler Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Şehir Efsaneleri]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[hicri takvim]]></category>
		<category><![CDATA[mihrimah sultan]]></category>
		<category><![CDATA[mihrimah sultan camisi]]></category>
		<category><![CDATA[miladi takvim]]></category>
		<category><![CDATA[mimar sinan]]></category>
		<category><![CDATA[mimari]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[rumi takvim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yalansavar.org/?p=1015</guid>
		<description><![CDATA[Son zamanlarda internette birkaç tane Mimar Sinan efsanesi dolaşıyor ve bunlardan en popüleri Mimar Sinan&#8217;ın Mihrimah Sultan aşkını konu alıyor. Bu şehir efsanesi o kadar yaygın ki gazetelerden Türkçe ve İngilizce Vikipedi&#8217;ye kadar her yerde değişik metinlerle karşınıza çıkıyor. Eğer bu efsane daha önce sizin bilgisayarınıza uğramadıysa neye benzediğini şu örnekten görebilirsiniz: Kanuni Sultan Süleyman’ın [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=1015&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_1058" class="wp-caption aligncenter" style="width: 453px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/mihrimah_sultan.jpg"><img class="size-full wp-image-1058 " title="Mihrimah_Sultan" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/mihrimah_sultan.jpg?w=519" alt=""   /></a><p class="wp-caption-text">Mihrimah Sultan (Kaynak: Wikipedia)</p></div>
<p>Son zamanlarda internette birkaç tane Mimar Sinan efsanesi dolaşıyor ve bunlardan en popüleri Mimar Sinan&#8217;ın Mihrimah Sultan aşkını konu alıyor. Bu şehir efsanesi o kadar yaygın ki gazetelerden Türkçe ve İngilizce Vikipedi&#8217;ye kadar her yerde değişik metinlerle karşınıza çıkıyor. Eğer bu efsane daha önce sizin bilgisayarınıza uğramadıysa neye benzediğini şu örnekten görebilirsiniz:<span id="more-1015"></span></p>
<blockquote><p>Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan on yedisine bastığında, iki kişi onunla evlenmek ister. Mihrimah, yani Mihrü Mah, Farsca’da “Güneş ve Ay” anlamına gelir. Kızla evlenmek isteyenlerin biri Diyarbakır Valisi Rüstem Paşa diğeriyse Mimar Sinan’dır.</p>
<p>Padişah kızını Rüstem Paşa’ya verir.</p>
<p>Koca Sinan evlidir, ellisindedir ve de Mihrimah Sultan’a deliler gibi aşıktır! Gerçi sevdiğine kavuşamamıştır ama, aşkını, olanca güzelliğiyle sanatına yansıtmıştır. Üsküdar’a, Saray’ın isteğiyle elbet, 1540 yılında Mihrimah Sultan Camii’nin temelini atar ve 1548’de bitirir. Camiyi yaparken, eserine sanki “etekleri yerleri süpüren bir kadının” dış çizgilerini verir.</p>
<p>Derken, ilk kez padişah fermanı olmaksızın, Edirnekapı’da, pek kimselerin uğramadığı ıssız ama İstanbul’un en yüksek tepelerinden birine, ikinci bir eser yapmaya koyulur Mihrimah Sultan’a. Cami küçücüktür. Minaresi otuz sekiz metredir, bir adet incecik kubbesi üzerindeyse yüz 61 pencere, camiin iç güzeliğini aydınlatır. İçerdeki sarkıtlar ve minare kenarlarındaki işlemeler Mihrimah Sultan’ın topuklarını döven saçlarını anımsatır insana.</p>
<p>İşte, aşka adanmış iki eser.</p>
<p>Şimdi, gidin Edirnekapı ve Üsküdar’daki camileri aynı anda görebileceğiniz bi yer seçin ve 21 Mart’ta, yani geceyle gündüzün eşit olduğu günde seyreyleyin. Unutmadan, 21 Mart Mihrimah Sultan’ın doğum günüdür. Göreceğiniz manzaraysa şudur; Edirnekapı camiinin tek minaresi ardından tepsi gibi kıpkırmızı güneş batarken, Üsküdar’daki camiinin ardından ay doğar!</p>
<p>Mihrü Mah eşittir Güneş ve Ay.</p>
<p>Bu nasıl akıllara ziyan bir hesaplamadır; nasıl bir güzellik anlayışıdır&#8230;</p>
<p>Okuduysan;başkalarına da vesile olmak için paylaşırmısın?</p></blockquote>
<p>Bu metni gördüğümde ilk fark ettiğim şey mükemmel <strong>best seller</strong> roman öğeleri içermesi oldu: Dünya çapında bir dahi, İmparatorun güzel kızı, yasak aşk ve mimari bir yapıda yüzyıllardır gizli ama aynı zamanda da ortada olan bir giz, dahice bir şifre; <a title="Dan Brown Viki sayfası" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Dan_Brown" target="_blank">Dan Brown</a>&#8216;u bile kıskandıracak bir karışım! Hani bir fıkra vardır ya bu hikaye tam da öyle:</p>
<blockquote><p>Temel birgün bi kitap yazmaya karar verir, yayınevine gider. Yayıncı Temel&#8217;e der ki; <em>&#8220;günümüzde bi kitabın tutması için içinde 4 öğenin bulunması gerekiyor: kitabın içinde asalet olacak, merak uyandıracak, cinsellik olacak ve din öğeleri barındıracak&#8221;</em>. Temel de gider aylarca kapanır ve sonunda kitabını bitirir. Yayıncıya gider ve <em>&#8220;kitabımı yazdım adı da &#8216;<strong>Kontesi kim Öptü?</strong>&#8216;&#8221;</em> der. Yayıncı da <em>&#8220;iyi hoş da din öğesi eksik kalmış</em>&#8221; der. Temel de &#8220;<em>uiiy nası unuttum</em>&#8221; dedikten sonra bi süre daha kitap üzerinde çalışır ve en sonunda yayıncıya tamamladığı kitabı götürür: &#8220;<strong>Allah Allah! Kontesi Kim Öptü?</strong>&#8220;</p></blockquote>
<p>Elbette ki hikayenin bu derece ilgi çekici olması onun yanlış olduğunu söylemek için yeterli değil ama bu hikayenin uydurma olabileceğinden şüphelenmek ve didikleme ihtiyacı hissetmek için yeterli. Gelin bu hikayeyi birlikte didikleyelim:</p>
<h3>Kayıtlar?</h3>
<div id="attachment_1062" class="wp-caption alignleft" style="width: 239px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/mimar-sinan-minyaturu.jpg"><img class="size-medium wp-image-1062 " title="Mimar Sinan Minyatürü" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/mimar-sinan-minyaturu.jpg?w=229&h=300" alt="" width="229" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">Sol taraftaki figürün Mimar Sinan'a ait olduğu düşünülen bir minyatür. (Kaynak: Wikipedia)</p></div>
<p>Hikayeyi incelemek için akla gelen ilk şey sanırım tarihi kayıtlara bakmak ve Sinan&#8217;ın Mihrimah&#8217;a olan aşkı iddasını destekleyecek delillerini bulmaya çalışmak olur; öyle ya bu hikaye neredeyse 500 yıl boyunca yaşadıysa bir yerlerdeki kayıtlardan kaynaklanıyor olmalı. Ancak arşivlere gitmek araştırmak hem çok zahmetli hem araştırma sonuncunda bir kayıt bulamazsak bu bizi net bir cevaba ulaştırmayacak. İnternet araştırmaları da malesef bu konuda pek bir bilgi sağlamıyor çünkü internetin her köşesi bu romantik hikayeye boğulmuş durumda. Olmadı&#8230; Başka şekilde didiklemek lazım.</p>
<p>Neyse ki hikaye bazı astronomik ve geometrik iddalarda da bulunuyor. Hah! İşte bunları test etmek çok daha kolay. Zaten eğer siz de benim gibi doğa ve gök cisimleri ile biraz ilgilendiyseniz bu hikaye sizin hislerinizi biraz gıdıklamış olmalı; Ay&#8217;ın, Güneşin veya yıldızların konumu biraz olsun ilginizi çektiyse bilirsiniz ki Ay ve Güneş senkronize hareket etmez. Bu fiziksel gerçeklere gelmeden önce takvim sayfalarını geriye sarıp geriye, Sinan&#8217;ın zamanına dönelim..</p>
<h3>Türkiye&#8217;de Tarihin Tarihi</h3>
<p>O da ne!!! yaprakları çevirirken 31.12.1925&#8242;de takvim saçmalıdı, birden Miladi takvim Rumi takvim oldu ve artık 31 Kanunievvel 1341&#8242;i gösteriyor. Neyse geri sarma işlemine Rumi takvimden devam edeceğiz anlaşılan&#8230; Biraz daha geri gidince Gregoryan daha da geri gidince de Jülyen esaslı takvimlere geçiyoruz ve en sonunda da takvim Güneş temelli olmaktan çıkıp Ay temmelli Hicri takvime dönüşüyor, yolun bundan sonrasını Hicri takvimle gidecegiz belli ki. Birsürü engebe ile karşılaşarak sonunda Sinan zamanına güç de olsa ulaşıyoruz.</p>
<p>Vardığımız noktada artık Mart ayı yoktur, takvim artık Ay temellidir ve haliyle aylarla mevsimler artık senkronize değildir. Eğer Mihrimah Sultan yazıda idda edildiği gibi bugünün takvimi ile ilkbaharda <strong>21 Mart 1522</strong>&#8216;de doğmuşsa, kendisi yaş gününü <strong>22 Rabiülhahir 928</strong> olarak bilmektedir.</p>
<h3>Bu Hikayeye Mihri ve Mah Ne Diyor?</h3>
<div id="attachment_1060" class="wp-caption alignleft" style="width: 185px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/4332348124_3030bb5dc6.jpg"><img class="size-medium wp-image-1060 " title="Bir 17.yy Osmanlı Minyatürü" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/4332348124_3030bb5dc6.jpg?w=175&h=300" alt="" width="175" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">Bir 17.yy Osmanlı Minyatürü</p></div>
<p>Bilirsiniz farklı mevsimlerde Güneş farklı noktalardan doğar ve batar (mevsimlerin oluşum nedeni budur zaten). Günümüzde kullandığımız takvim Güneş esaslıdır; haliyle her sene sizin yaş gününüz aynı mevsime denk gelir ve Güneş aynı yerden doğar ve batar. Ancak Mimar Sinan zamanında durum böyle değildir; çünkü onlar Ay temelli hicri takvim kullanmaktadır. Mihrimah Sultan&#8217;ın evlendiği sene yani 17 yaşına geldiğinde yaş günü <strong>22 Rabiülhahir 945</strong>&#8216;dir ve bu bir sonbahar günüdür, günümüz takvimine göre tarih <strong>17 Eylül 1538</strong>&#8216;e denk gelir. Haliyle Güneş&#8217;in doğduğu yer 17 sene önceki 22 Rabiülahir&#8217;dekinden çok farklıdır. Ne dersiniz hikaye sallanmaya mı başladı ne?</p>
<p>Bu noktada inatçı birisi diyebilir ki &#8220;<em>iyi de belki Sinan Mihrimah&#8217;ın adına ithafen gün ve gecenin eşit olduğu zamanı seçmiştir, gün ve gece eşit olduğunda Güneş hep aynı yerden batar</em>&#8220;. Evet bu durumda Güneş problemini çözüyoruz ama Ay&#8217;ın pozisyonu hala mızıkçılık yapmaya devam ediyor: <strong>malesef her gün-gece eşitliğinde Ay hep aynı yerden doğmaz</strong>. Hatta size daha da kötü bir haberim var; bazı yıllarda Ay&#8217;ın doğuşu ertesi sabah gün doğumundan önce olmaz; yani bu hikayeye inanıp idda edilen olayı gözlemek için gece çatıda baklemeye karar verirseniz yanınıza büyük bir matara kahve ve birkaç batteniye almayı ihmal etmeyin derim ben.</p>
<p>Eğer ikna olmadıysanız buyrun 2012-2022 yılları arasındaki 21 Mart günlerinde İstanbul için Ay&#8217;ın doğuş zaman ve yönlerini veren şu tabloya göz atın:</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<col />
<col span="2" />
<col />
<col />
<tbody>
<tr>
<td>Tarih</td>
<td>Doğuş Saati</td>
<td>Doğuş Yönü</td>
</tr>
<tr>
<td height="20">21.Mart.2012</td>
<td>05:08</td>
<td>092° Doğu</td>
</tr>
<tr>
<td height="20">21.Mart.2013</td>
<td>00:27</td>
<td>067° Doğu-Kuzeydoğu</td>
</tr>
<tr>
<td height="20">21.Mart.2014</td>
<td>23:20</td>
<td>114° Doğu-Güneydoğu</td>
</tr>
<tr>
<td height="20">21.Mart.2015</td>
<td>06:38</td>
<td>084° Doğu</td>
</tr>
<tr>
<td height="20">21.Mart.2016</td>
<td>16:30</td>
<td>081° Doğu</td>
</tr>
<tr>
<td height="20">21.Mart.2017</td>
<td>01:36</td>
<td>115° Doğu-Güneydoğu</td>
</tr>
<tr>
<td height="20">21.Mart.2018</td>
<td>08:31</td>
<td>074° Doğu-Kuzeydoğu</td>
</tr>
<tr>
<td height="20">21.Mart.2019</td>
<td>18:50</td>
<td>089° Doğu</td>
</tr>
<tr>
<td height="20">21.Mart.2020</td>
<td>05:05</td>
<td>113° Doğu-Güneydoğu</td>
</tr>
<tr>
<td height="20">21.Mart.2021</td>
<td>10:26</td>
<td>056° Doğu-Kuzeydoğu</td>
</tr>
<tr>
<td height="20">21.Mart.2022</td>
<td>22:03</td>
<td>112° Doğu-Güneydoğu</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<h3>Sonuç</h3>
<p>Kısaca ne günümüzün miladi takvimi, ne o zamanların hicri takvimi ne de gün-gece eşitliği bu hikayeyi kurtarmayı beceremiyor. Mimar Sinan&#8217;ın aşkını camilerin, Güneş&#8217;in ve Ay&#8217;ın konumu ile şifrelemiş olduğu kısmı tamamen uydurma: neresinden bakarsak bakalım anlatılan şifre bizim güneş sistemimizde mümkün görünmüyor. Mimar Sinan Mihrimah&#8217;a aşık olmuş mudur, olmamış mıdır ona cevap vermek daha zor elbette, belki tarih sayfalarında gizlidir ama bir referans, bir kaynak görmeden ben bu efsaneye inanmakta da zorluk çekiyorum açıkcası. Malesef internet bu hikaye ile öylesine kirlenmiş bir halde ki arama motorları ile Mihrimah Sultan hakkında bu hikaye haricinde başka bir bilgiye ulaşmak neredeyse imkansız. Belki mimari tarih kaynaklarına erişimi olanlar İskele Camii&#8217;nin idda edildiği gibi Sinan&#8217;ın kendi isteğiyle mi yapıldığını da inceleyebilir. Ancak şu anda hikayeyi destekleyecek hiç bir referans olmadığı gibi <strong>hikayenin önemli bir bölümü içinde yaşadığımız doğa ile çelişkide</strong>. Bu tip uydurma ve çelişki dolu hikayeler doğayı, geometriyi, matematiği ve estetiği çok iyi anlamış olan Mimar Sinan&#8217;a bir hakaret neteliğinde adeta.</p>
<p>Son söz olarak derim ki kaynak belirtmeden yazılanlara inanmayın, gelen hikayeleri kendi sosyal çevrenizle paylaşmadan önce biraz akıl süzgecinden geçirin. Uydurma hikayelerin sonu yok; &#8220;<em><strong>Sinan Mihrimah&#8217;a aşıkmış</strong></em>&#8221; diye başlar birisi &#8220;<strong><em>Kontesi Sinan mi öptü?</em></strong>&#8221; diye biter öteki.</p>
<h3>Bitmedi&#8230;</h3>
<p>Bu yazıyı okuyanlar sanırım şu üç gruptan birisi içinde olacaktır</p>
<ul>
<li><em>&#8220;Ben zaten inanmamıştım&#8221;</em> diyen doğuştan skeptikler.</li>
<li><em>&#8220;Yalansavar sayesinde hikayenin saçma olduğunu anladım&#8221;</em> diyen mantıklılar.</li>
<li><em>&#8220;Ben kuru gerçeklerle ilgilenmiyorum, ne olursa olsun bence çok güzel bir hikaye, yalan da olsa ben inanmaya ve paylaşmaya devam edeceğim&#8221;</em> diyen iflah olmaz romantikler.</li>
</ul>
<p>İlk iki gruba bu konuda verecek pek birşeyimiz kalmadı, ancak Yalansavar olarak üçüncü gruba da hizmet sunmak isteriz. Eğer siz de bu gruba dahilseniz ve &#8220;<em>Ben bir caminin arkasından Güneş batarken diğerinin arkasından Ay doğmasını mutlaka görmek istiyorum</em>&#8221; diyorsanız bu yazının ikinci bölümünü bekleyin.</p>
<h3>Kaynaklar</h3>
<ul>
<li>http://www.diyanet.gov.tr/turkish/namazvakti/vakithes_rumi.asp</li>
<li>http://www.oriold.uzh.ch/static/hegira.html</li>
<li>http://www.timeanddate.com/worldclock/moonrise.html</li>
</ul>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yalansavar.wordpress.com/1015/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yalansavar.wordpress.com/1015/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yalansavar.wordpress.com/1015/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yalansavar.wordpress.com/1015/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/yalansavar.wordpress.com/1015/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/yalansavar.wordpress.com/1015/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/yalansavar.wordpress.com/1015/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/yalansavar.wordpress.com/1015/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yalansavar.wordpress.com/1015/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yalansavar.wordpress.com/1015/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yalansavar.wordpress.com/1015/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yalansavar.wordpress.com/1015/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yalansavar.wordpress.com/1015/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yalansavar.wordpress.com/1015/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=1015&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yalansavar.org/2012/04/18/kontesi-sinan-mi-optu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/0f09335fdd576ceb5dc074360d8d1628?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">akismet-0f09335fdd576ceb5dc074360d8d1628</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/mihrimah_sultan.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Mihrimah_Sultan</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/mimar-sinan-minyaturu.jpg?w=229" medium="image">
			<media:title type="html">Mimar Sinan Minyatürü</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/4332348124_3030bb5dc6.jpg?w=175" medium="image">
			<media:title type="html">Bir 17.yy Osmanlı Minyatürü</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Garson! Kahvemden böcek çıktı!</title>
		<link>http://yalansavar.org/2012/04/14/garson-kahvemden-bocek-cikti/</link>
		<comments>http://yalansavar.org/2012/04/14/garson-kahvemden-bocek-cikti/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Apr 2012 08:00:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isilarican</dc:creator>
				<category><![CDATA[Asılsız Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim Haberciliği]]></category>
		<category><![CDATA[Karalama Kampanyaları]]></category>
		<category><![CDATA[Yiyecek ve İçecekler]]></category>
		<category><![CDATA[Şirket ve Ürünler]]></category>
		<category><![CDATA[böcek]]></category>
		<category><![CDATA[cochineal]]></category>
		<category><![CDATA[gıda boyası]]></category>
		<category><![CDATA[kahve]]></category>
		<category><![CDATA[karmin]]></category>
		<category><![CDATA[starbucks]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yalansavar.org/?p=899</guid>
		<description><![CDATA[Son zamanlarda gündemi Starbucks ürünlerinde kullanılan karmin isimli bir katkı maddesi epey meşgul ediyor. Yurtdışında, özellikle vegan çevrelerde ciddi tartışmalara konu oluyor. Ama bugün facebook&#8217;ta bir arkadaşımın duvarında aynı haberi görünce farkettim ki bu haber Türk medyasına da sirayet etmiş, hem de aklınıza gelebilecek en sansasyonel başlıklarla! En ilginç ve abartılı başlık sanırım T24&#8242;in başlığı: Starbucks [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=899&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center;"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/frappucino.jpg"><img class="wp-image-902 aligncenter" title="STARBUCKS CELEBRATES SUMMER WITH NEW FRAPPUCCINO-R- BLENDED BEVERAGES BASED UPON CLASSIC AMERICAN FLAVORS: CHOCOLATE, STRAWBERRY AND VANILLA" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/frappucino.jpg?w=230&h=400" alt="" width="230" height="400" /></a></p>
<p>Son zamanlarda gündemi Starbucks ürünlerinde kullanılan <strong>karmin</strong> isimli bir katkı maddesi epey meşgul ediyor. Yurtdışında, özellikle vegan çevrelerde ciddi tartışmalara konu oluyor. Ama bugün facebook&#8217;ta bir arkadaşımın duvarında aynı haberi görünce farkettim ki bu haber Türk medyasına da sirayet etmiş, hem de aklınıza gelebilecek en sansasyonel başlıklarla!<span id="more-899"></span></p>
<p>En ilginç ve abartılı başlık sanırım T24&#8242;in başlığı:</p>
<p><a href="http://t24.com.tr/haber/starbucks-kahvesindeki-bit-recelden-biskuviye-bircok-urunde-cikti/200866">Starbucks kahvesindeki bit, reçelden bisküviye pekçok üründe çıktı.</a></p>
<p>Bunun dışında pekçok medya web sitesinde de haber farklı başlıklarla yer alıyor. <em>Cumhuriyet</em> ve <em>Zaman</em> gazetelerinde aynı haber &#8220;<a href="http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=326640">Starbucks böcek kullandığını itiraf etti.</a>&#8221; olarak yer alıyor.</p>
<p>Gelin, başlıkları sansasyonel ve tiksindirici olsun diye abartıldıkça abartılan şu böcek olayına biraz yakından bakalım. Bu arada elinizde Starbucks kahvesi varsa çekinmeden yudumlamaya devam edebilirsiniz . <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Öncelikle kısaca kahve konusuna açıklık getirelim. Her ne kadar bu haber gazetelerde &#8220;kahvenizde bit var&#8221; gibi gülünç başlıklarla yayınlanmış olsa da, aslında Starbuck&#8217;un karmin içeren ürünü Çilekli Frappucino.</p>
<h4><strong>Bu “<em>karmin</em>” de neyin nesi?</strong></h4>
<div id="attachment_988" class="wp-caption alignleft" style="width: 250px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/cochineal-dactylopius_-bugguidenet.jpg"><img class="wp-image-988 " title="Irvine Park" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/cochineal-dactylopius_-bugguidenet.jpg?w=240&h=172" alt="" width="240" height="172" /></a><p class="wp-caption-text">Frenk İnciri kaktüsü yapraklarına yerleşmiş Cochineal böcekleri. ( Kaynak: bugguide.net)</p></div>
<p><em>Karmin</em> denen boya maddesi gerçekten de bir tür böcekten elde ediliyor. <strong><em>Cochineal</em></strong> ya da bilimsel adı ile <em>Dactylopius coccus</em>, Güney Amerika kıtasının tropik ve subtropik bölgelerinde yaşayan mercimek büyüklüğünde bir kabuklu böcek.  Bu böcekler frenk inciri denen bir tür kaktüsün özuyunu emerek besleniyorlar, beslenirken rahatsız edilmemek ve diğer yırtıcı böcekler ve kuşlar tarafından yenmemek için de kendilerini kaktüsün yapraklarına gömerek üzerlerini salgıladıkları pamuksu bir maddeyle kaplıyorlar.</p>
<p><em>Cochineal böcekleri</em>, kırmızı renklerini salgıladıkları<em> karminik asit</em> denen bir maddeye borçlular.  <a href="http://www.sciencemag.org/content/208/4447/1039.short">Araştırmalar, karıncaların karminik asitten nefret ettiğini</a> ve karminik asit salgılayan bu böcekleri yemekten çekindiklerini gösteriyor. Cochineal böcekleri, yaşadıkları yerde sık görülen ve epey de saldırgan olabilen karıncalara ve diğer yırtıcı böceklere karşı kendilerini koruyabilmek için onların sevmediği bir maddeyi salgılayacak şekilde evrimleşmişler.</p>
<p>Karminik asid, karıncaların nefret ettiği lezzeti yanında koyu bir kırmızı renge de sahip. Bu nedenle eski çağlardan beri boya yapımında kullanılmış. Meksika yerlileri bu böceği toplayıp ezip elde ettikleri boyaları özellikle dokumacılıkta kullanmışlar.</p>
<p>15. yüzyılda, İspanyollar Meksika’yı işgal ettiğinde ilk dikkatini çeken şeylerden biri yerli dokumalarındaki parlak kırmızı renkler olmuş. Çinkü 1500’lere kadar Avrupa’da kırmızı pigment elde etmek oldukça zormuş, en sık bulunan kırmızı boya, bitkilerden elde edilen bir kök boyaymış. Bu kök boya, rengi tam kırmızı olmadığından pek de fazla rağbet görmüyormuş. Gene karmin’e benzer şekilde böceklerden elde edilen parlak ve kalıcı renkli boyalar da varmış, ama bu böcekleri bulmak ve boya maddesini işlemek o kadar zahmetliymiş ki, parlak kırmızı boyalar her zaman çok pahalı olmuşlar. Bu nedenle kırmızı uzun sure asaletin ve gücün simgesi olarak kullanılmış, eski tablolardaki kralların parlak kırmızı pelerinlerini anımsayın.</p>
<div id="attachment_991" class="wp-caption alignright" style="width: 213px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/220px-indian_collecting_cochineal.jpg"><img class="size-medium wp-image-991 " title="220px-Indian_collecting_cochineal" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/220px-indian_collecting_cochineal.jpg?w=203&h=300" alt="" width="203" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">&quot;Geyik kuyruğu ile Cochineal toplayan Kızılderili&quot; , José Antonio de Alzate y Ramírez (1777). Kaynak: Wikipedia</p></div>
<p>İspanyol işgali altındaki Meksika’da, Cochineal böceğinden boya imal etmenin sırrı, Meksika yerlilerinden İspanyollara geçmiş. İspanyollar , dış görünüşünden böyle bir parlak kırmızı renk üreteceği anlaşılmayan bu böceğe ait sırrı epey uzun süre korumuşlar ve Avrupa’ya parlak kırmızı boya ihraç etmeye başlamışlar. O dönem, pek çok Avrupa ülkesi casuslarıyla bu boyanın sırrını çözmeye çalışmış, sonunda sır çözülmüş ve karmin tüm dünyada ucuz ve elde etmesi kolay bir boya maddesi olarak yaygın şekilde kullanılmaya başlanmış.</p>
<p>19. yüzyılda sentetik boyaların imal edilmeye başlaması ile üretimi oldukça azalan karmin, sentetik  boyaların pek çoğunun kanserojen olduğunun fark edilmesi üzerine son yıllarda tekrar popüler olmaya başlamış. Bugün başta gıda ve kozmetik endüstrisi olmak üzere pekçok sektör tarafından yaygın olarak kullanılıyor.</p>
<p>Karmin elde etmek için Cochineal böcekleri kaktüslerdeki yuvalarından toplanıyor, iyice yıkanıyor, yüksek ısıda kurutuluyor ve eziliyorlar. Daha sonra aluminyum ya da kalsiyum tuzları ile kaynatılıyorlar, karışımdaki tüm katı parçalar ayrıştırıldıktan sonra kalan sıvı kısım toz haline getiriliyor ve böylece koyu kırmızıdan turuncuya dek uzanan renkleri elde etmede kullanılan karmin maddesi kullanıma hazır hale gelmiş oluyor.</p>
<p>Bir kilo boya üretmek için yaklaşık 100 bin böceğe ihtiyaç var.</p>
<h4><strong>Nerelerde kullanılıyor?</strong></h4>
<p><strong></strong>Karmin boyası, ilk başta sadece tekstil endüstrüsünde kullanılmasına rağmen, <em>toksik veya kanserojen olmaması</em>, ve <em>yan etkilerinin çok nadir olması</em> nedeniyle bugün yaygın olarak besin ve kozmetik endüstrüsinde kullanılıyor.</p>
<div id="attachment_992" class="wp-caption alignleft" style="width: 160px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/cochineal-info.jpg"><img class="size-thumbnail wp-image-992" title="_cochineal.info" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/cochineal-info.jpg?w=150&h=107" alt="" width="150" height="107" /></a><p class="wp-caption-text">Karmin, gıda, dokumacılık, kozmetik ve boya endüstrlerinde kullanılıyor.</p></div>
<p>Karmin, gıda veya kozmetik ürünlerinde farklı isimlerle karşımıza çıkabilir. En sık kullanılan isimleri <strong><em>Cochineal, karmin, karmin kırmızısı, karminik asit, Doğal Red No 4, </em></strong>ya da<em></em><strong><em> E120</em></strong>.</p>
<p><strong><em>Doğal Kırmızı No</em> 4</strong> ya da <strong><em>E120</em></strong> isimli gıda boyasının  <em>kekler, kurabiyeler, meyvalı gazozlar, reçeller, domates salçası</em> ve <em>diğer domatesli ürünler, sakızlar, dondurmalar, meyveli yoğurtlar</em> ve <em>sütler</em>den, <em>surumi</em> (sahte yengeç eti), <em>havyar</em>, <em>sosis ve benzer et ürünleri</em>, <em>kokteyl kirazları</em>, hatta <em>Campari gibi kimi alkollü içecekler</em>e dek uzanan yaygın bir kullanım alanı var. Gıda endüstrisi dışında, ilaç endüstrisi tarafından <em>hap ve şurupların renklendirilmesinde, mikroskop boyaları</em> ve <em>kozmetik malzemeleri imalatı</em>nda ve resim yapmada kullanılan <em>yağlıboyalar</em>da da kullanılıyor.</p>
<div id="attachment_993" class="wp-caption alignright" style="width: 160px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/lipstick-537x402.jpg"><img class="size-thumbnail wp-image-993" title="lipstick-537x402" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/lipstick-537x402.jpg?w=150&h=112" alt="" width="150" height="112" /></a><p class="wp-caption-text">Karmen değil, &quot;Karmin&quot; kırmızısı.</p></div>
<p>Çoğumuzun “<em>Karmen kırmızısı&#8221;</em> diye bildiği parlak kırmızı ruj tonlarının aslında <em>Carmen operası</em> ile bir ilgisi olmadığını ve aslında “karmin” kırmızısı olduklarını da anımsatmakta yarar var.</p>
<p><em>E120</em>, halen Amerika’da tüm besin ve ilaçları sıkı şekilde denetleyenFDA ( Food and Drug Adminstration) tarafından, sentetik kırmızı gıda boyalarının aksine <em><span style="text-decoration:underline;">zehirli veya kanserojen </span><span style="text-decoration:underline;">olmayan az sayıda kırmızı renklendiriciden biri </span></em>olarak kabul ediliyor.</p>
<h4><strong>Böğk! Böcek mi yiyoruz yani?</strong></h4>
<p>Teknik olarak bu boya böcekten elde ediliyor olsa da aslında  böcek yedğimizi söylemek çok doğru değil. Zira karmin, cochineal böceğinden elde edilene kadar ortalıkta pek böcek kalmıyor. FDA, bu boyanın üretimi sırasında çıkarılan pigmentin böcek tanelerinden ve katı her tür çözeltiden tamamen arıtılmış olmasını şart koşuyor.</p>
<div id="attachment_995" class="wp-caption aligncenter" style="width: 310px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/eating-insects.jpg"><img class="wp-image-995  " title="eating-insects" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/eating-insects.jpg?w=300&h=206" alt="" width="300" height="206" /></a><p class="wp-caption-text">Hepimiz fark etmeden yılda ortalama yarım kilo böcek yiyoruz.</p></div>
<p>Ayrıca, şunu da unutmamak lazım ki zaten işlenmiş hemen her tür besin maddesinde az da olsa böcek parçaları mevcut. Bu halk sağlığı uzmanları tarafından bilinen ve kabul gören bir konu. Gene FDA her tür işlenmiş gıda maddesinde <a href="http://www.fda.gov/food/guidancecomplianceregulatoryinformation/guidancedocuments/sanitation/ucm056174.htm">kabul gören böcek miktarını</a> belirlemiş. Mesela <em>100 gram fıstık ezmesinde 30 taneye kadar böcek parçası bulunması FDA tarafından normal kabul ediliyor.</em></p>
<p>Zira böcekleri günlük diyetimizden ayırmak imkansız gibi birşey. Böcekler tahıllardan meyvelere dek her yerde bulunuyorlar ve besin işleme sırasında ne kadar önlem alınırsa alınsın besinlere karışıyorlar. Hemen tüm ülkelerdeki halk sağlığı yasaları, besinlere işlenme sırasında karışacak böcek parçaları, larva ve diğer yabancı maddelere üst limit getirerek bu sorunu çözüyor. Bütün bu limitlere rağmen modern ülkelerde yaşayan insanların, fark etmeden <em>yılda yaklaşık yarım kilo böceği yediklerini</em> anımsatalım. Az gelişmiş ülkelerde bu oran çok daha yüksek, hatta pekçok egzotik ülkede bazı böcek türleri aranan lezzetler.</p>
<p>Böceğin kendisini yemenin yanısıra, çoğumuzun her sabah kahvaltıda bayılarak böcek kusmuğundan ibaret olan balı şifa niyetine yediğimizi ve de hiç tiksinmediğimizi de anımsayalım. <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<h4><strong>İğrenç bulabilirsiniz, ama zararlı mı?</strong></h4>
<p>Kavramsal olarak böcekten elde edilen bir ürünü kullanmaktan hoşlanmıyor olabilirsiniz. Ama hatırlatalım ki, karmin boyası bugün bildiğimiz kanser yapmayan ve toksik etkileri olmayan doğal kaynaklı<del> tek</del> bir boya.</p>
<p>Karmine alternatif olabilecek kadar parlak kırmızı renk veren iki sentetik kırmızı gıda boyası var. <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Amaranth_(dye)">FD&amp;C Kırmızı No 2 (E 123)</a>  ve <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Allura_Red_AC">FD&amp;C Kırmızı No 40 (E129)</a>, katrandan ve diğer petrol ürünlerinden üretiliyor. Yapılan çalışmalarda<em> Kırmızı No 2</em>’nın <a href="http://books.google.com/books?id=zqLLa-MI8k0C&amp;printsec=frontcover&amp;dq=Toxicology+Omaye&amp;hl=en&amp;ei=bdsaTMehNtONnQf1ye20Cw&amp;sa=X&amp;oi=book_result&amp;ct=result&amp;resnum=1&amp;ved=0CC8Q6AEwAA#v=onepage&amp;q=Amaranth&amp;f=false">dişi farelerde kanser oluşumuna neden olduğu</a> bulununca FDA bu boyanın kullanımını 1976’da ABD’de yasakladı, ancak dünyanın diğer bögelerinde hala kullanılmaya devam ediyor. Yerine kullanılmaya başlayan <em>Kırmızı No 40</em> ile yapılan son çalışmalar da bu boyanın çocuklarda hiperaktivite ve dikkat eksikliği başta olmak üzere bazı sağlık sorunlarına yol açabileceğini göstermiş durumda. Bu nedenle Avrupa topluluğu Avrupa’da satılan çocuklara yönelik ürünlerde E129 kullanımını yasaklamış. ABD’de hala bazı meşrubat ve dondurmalarda kullanılıyor, diğer ülkelerde ise hala oldukça yaygın.</p>
<p>Bu katran ve petrolden üretilen sentetik boyaların alternatifi olan karmin (E120)’nin bilinen tek yan etkisi bazı allerjik bünyeli kişilerde allerik reaksiyona neden olması. Ancak bu vakaların sayısı da oldukça düşük. FDA bu vakaları 1998 yılından beri aktif olarak takip ediyor ve boyanın yaygın kullanımına, milyonlarca insanın her gün karmin içeren besin maddeleri kullanmasına rağmen ABD’de bu güne dek sadece <a href="http://www.cspinet.org/new/pdf/carmine_reactions.pdf">32 vaka rapor edilmiş</a> durumda. Bunların da çoğunluğu kaşınma ve deri döküntüsü şeklinde, ancak birkaç tane ciddi allerjik reaksiyon da bildirilmiş.</p>
<h4><strong>Ne yapmalı?</strong></h4>
<p>Sonuçta panik olmayı gerektirecek bir durum yok. Gazeterlde abartıldığı şekliyle bit filan yediğimiz yok. Starbucks da gizlice millet böcek yedirmek için kumpas yapmış bir kuruluş değil. Bu boya startbuck dışında da pekçok gıda ve kozmetik üreticisi tarafından yıllardır yaygın olarak kullanılıyor.</p>
<p>Bireysel olarak ben, illa gıda boyası kullanılacaksa katrandan imal edilen boyadansa, böcekten veya diğer doğal kaynaklardan imal edilen boyaları yemeyi tercih ederim, karmin de bu boyalardan biri.  Gıda boyası kullanmamak da bir seçenek, ama o zaman şimdi gözümüze iştah açıcı görünen pekçok besin maddesinin raflarda grimsi bir renkle bize bakacak olması fikrine kendimizi alıştırmamız lazım.</p>
<p>Veganlar ( prensipleri gereği hayvan kökenli hiç bir besin maddesini yemeyen bir vejeteryan alt grubu) hiçbir hayvan ürününü yemedikleri için doğal olarak bu maddeyi içeren besinleri yemekten hoşlanmıyorlar. Aynı şekilde bazı din veya mezheplere göre kabuklu besinler (midye, karides vb) yasak.</p>
<div id="attachment_996" class="wp-caption aligncenter" style="width: 310px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/grinding-cochineal-on-metate_living-textiles-of-mexico.jpg"><img class="wp-image-996 " title="grinding-cochineal-on-metate_living textiles of mexico" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/grinding-cochineal-on-metate_living-textiles-of-mexico.jpg?w=300&h=246" alt="" width="300" height="246" /></a><p class="wp-caption-text">Karmin elde etmek için Cochineal böceklerini ezen bir Meksikalı tarım işçisi. (Kaynak: Living Textiles of Mexico)</p></div>
<p>Eğer vegan değilseniz, ya da kabuklu hayvan yemenizi engelleyen bir başka dini ya da vicdani inancınız yoksa gönül rahatlığıyla  karmin içeren besin maddelerini yiyebilir, isterseniz Starbucks&#8217;tan çilekli frappuçino içebilir, pespembe görünen sosislerden yiyebilir, ve dudağınıza o en sevdiğiniz parlak kırmızı rujunuzu sürmeye devam edebilirsiniz. Yapılan klinik çalışmalar ve istatistiklere göre karmin maddesinin allerji dışında herhangi bir yan etkisi saptanmamış durumda çünkü. Allerjiler ise böceklere özgü değil. <em>Çileğin kendisinin de oldukça allerjik bir madde olduğunu anımsatmakta yarar var.</em> Kısaca karides yemekten tiksinmiyorsanız, çilekli frappuçino içmekten ya da karmin içeren herhangi bir ürünü tüketmekten tiksinmeniz de yersiz.</p>
<p>Böcek allerjiniz varsa bunların hiçbirini yapmamanız yerinde olur tabi. <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Karmin üretiminin günümüzde Güney Amerika&#8217;da çok fakir yaşayan çiftçiler tarafından yapıldığını da belirtelim. Bu ürünün ticaretinin, dünyanın en fakir yerlerinden biri olan Peru kırsalındaki çiftçiler için hayati önemi var. Karmin ticari sayesinde Peru’daki 40 bin çiftçinin ailesinin karnı doyuyor.</p>
<h4><strong>Medyanın ve uzmanların halleri</strong></h4>
<p>Son olarak da bu konuyu maden bulmuş gibi manşetlere taşıyan ve kamuoyunu yanıltan Türk ve dünya medyası, ve bu konu hakkında ahkam kesen “<em>uzmanlar</em>” ile ilgili birkaç yorum yapmak istiyorum.</p>
<p>Basına baktığımızda, bu konudaki haberciğin gerçekten içler acısı şekilde yapıldığını görüyoruz. Karmin yüzyıllardır bilinen ve en az 50 yıldır tüm gıda endüstrisinde yaygın olarak kullanılan bir boya olmasına rağmen, medya organları Starbucks’ı linç etme yarışına girdiler. “<strong><em>Starbucks kahvelerinde böcek var!</em></strong>”, “<strong><em>Kahvenize bit karıştı!</em></strong>” gibi tiksindirici ve gerçeklikten uzak manşetlerle okuyucunun ilgisi çekilmeye çalışılmasını etik bulmuyorum.</p>
<p>İlaveten gazete haberlerinde yer alan bazı uzman görüşleri de içler acısı. Bazılarını okuyunca “<em>acaba bu uzman ne demek istemiş?</em>” diye düşünmemek elde değil.</p>
<p>İşte ünlü bir profesörün konu ile ilgili yorumu:</p>
<blockquote><p>Gıda ürünlerinde kullanılan bu tür çok madde var. Bunların güvenli olduklarından hiç emin değiliz. Çünkü bunlarla ilgili araştırmalar 40-50 yıl öncesine ve o zamanın teknolojisine dayanıyor. Güvenirliği günümüze göre çok düşük olan araştırmalar. Bu nedenle bu ürünlerin sağlığı üzerindeki etkileri ciddi şekilde yeniden araştırılmalı. Böceklerden elde edilen ürünler hayvansa araştırılmalı. Gıda ürünlerinde bu tip binlerce madde var. Hepsi için güvenli demek doğru değil. Şüphe edilenden uzak durmak gerek. Karmin yiyecek ve içeceğe sadece renk veriyor. Sağlığa bir faydası yok, kullanımı şüpheli. Bu tür ürünlerin sağlığa zararlı olup olmadığı araştırılmalı.</p></blockquote>
<p>Umuyorum ki, bu cümleleri bir hekim kurmamış olsun, cümleler hekimi üstünkörü dinleyen haber muhabirinin uydurduğu cümleler olsun.</p>
<blockquote><p>Çünkü bunlarla ilgili araştırmalar 40-50 yıl öncesine ve o zamanın teknolojisine dayanıyor. Güvenirliği günümüze göre çok düşük olan araştırmalar</p></blockquote>
<p>Tıp literatürünü taramak için en pratik yöntem olan PubMed sitesinde E120 anahtar kelimesini girdiğinizde 120 tane makale çıkıyor, pek çoğu da oldukça güncel. Yani 40-50 yıl once yapılmış ve sonra da bir kenara konmuş araştırmalardan bahsetmiyoruz. Karmin güncel olarak üzerinde çalışılan ve bu güne dek allerjik yan etkileri dışında bir yan etkisi bulunmamış bir madde.</p>
<blockquote><p>Böceklerden elde edilen ürünler hayvansa araştırılmalı.</p></blockquote>
<p>Buna yorum bile yazamadım, bu cümlenin yorumunu da size bırakıyorum. <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong><em>Yazarın notları:</em></strong></span></p>
<ul>
<li><strong><em>Merak edenler için Starbucks firması ile herhangi bir ilişkim/bağlantım yoktur. </em></strong></li>
</ul>
<ul>
<li><strong><em>Okur eleştirileri üzerine birkaç düzeltme yaptım,  geri bildirim için görüş bildiren herkese çok teşekkür ederim. </em></strong></li>
</ul>
<ul>
<li><strong><em>Bu yazının yazılma nedeninin son derece bariz anlaşıldığını düşünsem de bazı yorumlarda okuyuculara &#8220;sosis yemeyi önerdiğim&#8221; gibi tuhaf çıkarımlar gördüğüm için tekrar açıkça belirtmeyi uygun buluyorum. Yalansavar ekibi olarak bu konuya eğilmemizin nedeni medyadaki yanlış bilgilendirmenin önüne geçmek, haksız bir karalama kampanyasına açıklık getirmek, karmin maddesinin ne olduğunu detaylı olarak açıklamak  ve tıbben zararlı olmadığını gösteren veriler sunmaktı, bu konuda da amacımıza ulaştığımız düşüncesindeyim. Yazıdan &#8220;Hadi hepimiz sabah akşam havyarla kaplanmış sosis yiyip, üzerine önce frappuçino sonra da campari içelim.&#8221; gibi bir sonuç cıkartmadığınızı umarım. <img src='http://s1.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_wink.gif' alt=';)' class='wp-smiley' /> </em></strong></li>
</ul>
<ul>
<li><em><strong>Starbucks&#8217;tan açıklama:</strong> Starbucks Türkiye, bu yazının yayınlanmasından sonra, 16 Nisan 2012 tarihinde yalansavar@gmail.com adresine ekteki mektubu göndererek konuya detaylı bir açıklama da getirdi. mektuba göre, Türkiye&#8217;de satılan ürünlerde domates&#8217;ten üretilen likopen isimli boya maddesi kullanılıyormuş. Mektup aşağıda.</em></li>
</ul>
<div id="attachment_1080" class="wp-caption aligncenter" style="width: 310px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/starbucks1.jpg"><img class="size-medium wp-image-1080" title="starbucks" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/starbucks1.jpg?w=300&h=294" alt="" width="300" height="294" /></a><p class="wp-caption-text">Startbucks Türkiye'nin Yalansavar'a gönderdiği 16 Nisan tarihli mektubu.</p></div>
<h3>Kaynaklar:</h3>
<ul>
<li>Cochineal: <a href="http://www.cochineal.info/">A bright red animal dye</a></li>
<li>Wikipedia: <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Cochineal">Cochineal</a>,<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Allura_Red_AC"> E129</a>, <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Amaranth_(dye)">E123</a></li>
<li>Amy Butler Greenfıeld: <a href="http://www.amybutlergreenfield.com/A%20Perfect%20Red_Story.html">A Perfect Red</a></li>
<li>Bug Girls Blog: <a href="http://membracid.wordpress.com/2009/01/12/cochineal-its-a-bug-and-a-feature/">Cochineal: it’s a bug AND a feature!</a></li>
<li>Food and Drug Administration: <a href="http://www.fda.gov/food/guidancecomplianceregulatoryinformation/guidancedocuments/sanitation/ucm056174.htm">Defect Levels Handbook, The Food Defect Action Levels</a></li>
<li>Center for Science in the Public Interest: <a href="http://www.cspinet.org/new/pdf/carmine_reactions.pdf">Allergic Reactions to Carmine</a></li>
</ul>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yalansavar.wordpress.com/899/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yalansavar.wordpress.com/899/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yalansavar.wordpress.com/899/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yalansavar.wordpress.com/899/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/yalansavar.wordpress.com/899/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/yalansavar.wordpress.com/899/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/yalansavar.wordpress.com/899/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/yalansavar.wordpress.com/899/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yalansavar.wordpress.com/899/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yalansavar.wordpress.com/899/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yalansavar.wordpress.com/899/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yalansavar.wordpress.com/899/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yalansavar.wordpress.com/899/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yalansavar.wordpress.com/899/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=899&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yalansavar.org/2012/04/14/garson-kahvemden-bocek-cikti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/52c07bab9d9f3b2e8bbb9ef5eaf9b27f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">isilarican</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/frappucino.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">STARBUCKS CELEBRATES SUMMER WITH NEW FRAPPUCCINO-R- BLENDED BEVERAGES BASED UPON CLASSIC AMERICAN FLAVORS: CHOCOLATE, STRAWBERRY AND VANILLA</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/cochineal-dactylopius_-bugguidenet.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">Irvine Park</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/220px-indian_collecting_cochineal.jpg?w=203" medium="image">
			<media:title type="html">220px-Indian_collecting_cochineal</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/cochineal-info.jpg?w=150" medium="image">
			<media:title type="html">_cochineal.info</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/lipstick-537x402.jpg?w=150" medium="image">
			<media:title type="html">lipstick-537x402</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/eating-insects.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">eating-insects</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/grinding-cochineal-on-metate_living-textiles-of-mexico.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">grinding-cochineal-on-metate_living textiles of mexico</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/starbucks1.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">starbucks</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Şeker &#8211; Kanser İlişkisi ya da Portakalın Düşündürdükleri</title>
		<link>http://yalansavar.org/2012/04/11/seker-kanser-iliskisi-ya-da-portakalin-dusundurdukleri/</link>
		<comments>http://yalansavar.org/2012/04/11/seker-kanser-iliskisi-ya-da-portakalin-dusundurdukleri/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Apr 2012 20:47:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ilkayuzun</dc:creator>
				<category><![CDATA[Asılsız Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim Dışı İddialar (Pseudoscience)]]></category>
		<category><![CDATA[Komplo Teorileri]]></category>
		<category><![CDATA[Tıp ve Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yiyecek ve İçecekler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yalansavar.org/?p=939</guid>
		<description><![CDATA[Elimde bir portakal var. Bir portakala, bir ekrana bakıyorum. Zira okumakta olduğum e-postanın iddiasına göre şeker, kanser hücrelerini besliyor. Bende kanser yok, ama olsaydı bu portakalı yememem lazımdı, çünkü içinde yaklaşık 12 gram şeker var. En iyisi portakalımı yerken konuyu didikleyeyim, Yalansavar&#8217;da paylaşayım dedim. Belki herşeyden önce &#8220;şeker&#8221; kelimesinin anlamına bakmam iyi olabilir. Vücudumuzda da [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=939&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center;"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/portakal4.jpg"><img class="size-full wp-image-952 aligncenter" title="Portakal meyvesi" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/portakal4.jpg?w=519" alt=""   /></a></p>
<p>Elimde bir portakal var. Bir portakala, bir ekrana bakıyorum. Zira okumakta olduğum e-postanın iddiasına göre şeker, kanser hücrelerini besliyor. Bende kanser yok, ama olsaydı bu portakalı yememem lazımdı, çünkü içinde yaklaşık 12 gram şeker var. En iyisi portakalımı yerken konuyu didikleyeyim, Yalansavar&#8217;da paylaşayım dedim.<span id="more-939"></span></p>
<p>Belki herşeyden önce &#8220;<a title="Şeker" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eeker" target="_blank">şeker</a>&#8221; kelimesinin anlamına bakmam iyi olabilir. Vücudumuzda da bulunan onlarca önemli ve doğal molekülün ortak adı &#8220;şeker&#8221;. İşte elimdeki portakalda da var, ama genelde şeker denildiğinde beyaz rafine çay şekeri aklımıza geliveriyor. Oysa şeker vücuda pek çok değişik gıda şeklinde girebiliyor ve vücuttaki tüm hücreler, kanser hücreleri de dahil olmak üzere yakıt olarak kandaki şekeri, yani glukozu kullanıyor. Saf şeker yemesek dahi aldığımız tüm gıdalar metabolizma sonucu hücreler tarafından kullanılabilecek yakıta dönüşüyor ve kan aracılığı ile hücrelere ulaşıyor <a title="Metabolik_yolak" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Metabolik_yolak" target="_blank">(1)</a>. Hücrenin kan ile gelen bu yakıtı kullanma şeklinin bilimsel adı &#8220;<a title="Glikoliz" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Glikoliz" target="_blank">glikoliz</a>&#8220;. Glukozun hücre tarafından yıkılması döngüsü ile enerji ortaya çıkıyor <a title="Glikoliz" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Glikoliz" target="_blank">(2)</a>. O zaman şeker yoksa hayat da yok. Bu kadar basit. İyi ama, şeker kanseri besler lafı nereden çıktı ki?</p>
<p>Bu noktada sizi bir adım daha geri götüreceğim ve &#8220;<a title="Kanser" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Kanser" target="_blank">kanser</a>&#8221; kelimesine de sizinle birlikte göz atacağım. Şimdi size bir cümle söylesem, &#8220;kanser bir hastalık değildir&#8221; desem, ne düşünürsünüz? Oysa <a title="Kanser" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Kanser" target="_blank">kanser</a> gerçekten de tek bir hastalık değil, 100&#8242;den fazla farklı şekilde görülen, anormal hücre çoğalmasını belirten bir terim. Cilt kanseri ile meme kanserinin tek ortak noktası, her ikisinde de kontrolsüz hücre çoğalması olması. Bunun dışında gerek oluşma etkeni, gerekse çoğalan dokunun cinsi bakımından ikisi birbirinden farklı ve tedavileri de yine tamamen birbirinden farklı şekilde yapılıyor. Bu kontrolsüz çoğalmanın, yani kanserlerin sebebinin hücresel <a title="Gen" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Gen" target="_blank">genetik materyalde</a> (<a title="DNA" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/DNA" target="_blank">DNA</a>) oluşan hasar olduğu gerçeğini da vurgulamamız lazım <a title="Kanser" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Kanser" target="_blank">(3)</a>. Şu geldiğimiz yere bakın, şeker, genetik, kanser günlük hayatta hep kullandığımız kelimeler ama biraz inceleyince ne kadar genellenmiş olduklarını ve yaşanan anlam karmaşasını farkediyoruz. Eh, şeytan ayrıntıda gizli demişler.</p>
<p>Şeker kullanımının kanserin büyümesine yol açabileceği yanılgısının tarihi 1924&#8242;e kadar uzanıyor. İlk olarak <a title="Otto_Warburg" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Otto_Warburg" target="_blank">Dr. Otto Warburg</a> isimli nobel ödüllü <a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/kc3bcp.jpg"><img class="alignright  wp-image-949" title="Küp Şeker" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/kc3bcp.jpg?w=208&h=181" alt="" width="208" height="181" /></a>bir biyolog tarafından yazılan bir makalede bahsi geçiyor. Kendisi şöyle demiş: &#8220;Birkaç cümle ile özetlemek gerekirse kanserin birincil nedeni normal hücrelerdeki oksijen kullanımının şeker fermentasyonu ile yer değiştirmesidir&#8221;. Eh, bu zor cümle, sonraki yıllarda başka kişiler tarafından &#8220;kanser şekeri sever&#8221; olarak kısaltılıvermiş <a title="Cancer-sugar myth" href="http://breastcancer.about.com/od/cancerfightingfoods/a/cancer_sugar_myth.htm" target="_blank">(4)</a>. Oysa adamcağız kanser hücrelerinin oksijen kullanmadan glikozu enerjiye çevirdiğini söylemiş. Bir başka deyişle &#8220;ortamda oksijen olsa da olmasa da kanser hücresi glikozu kullanabiliyor&#8221; demiş. Onun bu makalesinden yıllar sonra, gelişen bilim sayesinde kanserin hücre metabolizmasındaki değişikliklerden değil hücredeki genetik <a title="Mutasyon" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Mutasyon" target="_blank">mutasyonlar</a> sonucu oluştuğu da kanıtlanmış. Anlaşılan Otto yanılmamış, kanser hücreleri gıdalarını enerjiye çevirirken gerçekten değişik bir mekanizma kullanıyorlar, ama bu bulgu kanserin bir sonucu, kanserin sebebi değil <a title="Otto_Heinrich_Warburg#Cancer_hypothesis" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Otto_Heinrich_Warburg#Cancer_hypothesis" target="_blank">(5)</a>.</p>
<p>Otto 1970&#8242;te ölmüş ama belli ki yanlış anlamalar ölümsüz. Bunu, önümde açık olan ve bu yazının kaynağı olan e-postadan da anlamak mümkün. Yazılanlara akıl sır ermiyor. İşte size bu e-postadan birkaç örnek:</p>
<blockquote><p><em>-Her doktor öğrenciliği sırasında Otto Warburg&#8217;un buluşunu öğrenir. 1930&#8242;lu yıllarda Warburg kanserin en temel biyokimyasal sebebini, yani sağlıklı bir hücreyi kanser hücresinden ayıran şeyin ne olduğunu bulmuştur. Bu, o kadar önemli bir buluştur ki, Otto Warburg&#8217;a Nobel Ödülü kazandırmıştır.</em></p></blockquote>
<p>Otto bir buluş değil bir araştırma yapmıştı. Kanserin sebebini bulmamıştı, kanser metabolizmasını incelemişti. Gözlemleri sonucu bir hipotez geliştirmişti ve bugün yanlış olduğunu bildiğimiz bir sonuca ulaşmış, kanserin sebebini &#8220;hücredeki anaerob, yani oksijensiz enerji üretimi&#8221; olarak öne sürmüştü. Kanser hücreleri ile ilgili bulguları doğru, ama çıkardığı sonuçlar yanlıştı. O zamanki teknikler ile elbette bunu bilemezdi. Bugün kanserin sebebinin genetik mutasyonlar olduğunu biliyoruz <a title="Warburg_hypothesis" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Warburg_hypothesis" target="_blank">(6)</a>.</p>
<blockquote><p><em>Vücut, kanseri beslemeye çalışırken mütemadiyen kapasitesinin üstünde çalışır. Kanser devamlı açlıktan ölmenin eşiğindedir ve vücuttan kendisini beslemesini talep etmektedir. Besin alımı kesilirse kanser açlıktan ölmeye başlar.</em></p></blockquote>
<p>Kanserin büyürken fazla enerjiye ihtiyaç duyması doğaldır. Ancak açlıktan öldüğü ve vücuttan çeşitli talepleri olduğu düşüncesi komiktir. Şeker alımının artması ile kanserin büyümesi hızlanmaz. Besin alımı kesilirse de kanser açlıktan ölmeye başlamaz. Bu iddiaların bilimsel bir dayanağı yoktur <a title="American Society of Clinical Oncology" href="http://www.cancer.net/patient/All+About+Cancer/Cancer.Net+Feature+Articles/Cancer+Basics/Cancer+Myths" target="_blank">(7)</a>.</p>
<blockquote><p><em>Peki doktorunuz bu gerçekleri size neden söylemez? Kim bilir? Belki doktorunuz kanseri tedavi edecek kişinin siz değil, kendisi olduğunu düşünmektedir. Belki Otto Warburg&#8217;un buluşunu duymuştur ama geri kalan parçaları tamamlayamamıştır. Belki de beslenmeyle ilgili hiçbir şey öğrenmemiştir.</em></p></blockquote>
<p>Belki de bilim ilerlemiştir? Bilgilerimiz artmıştır ve sebep sonuç ilişkilerini daha iyi ortaya koymuşuzdur? Doktorları egoist, bencil, düşüncesiz ve eğitimsiz olarak kabul eden bu kişi, birkaç paragraf sonra &#8220;Tatlandırıcıların da vücuda ciddi zararları olduğu, yapılan araştırmalarla kanıtlandı&#8221; diyerek kendi bilgisizliğini ortaya koymakta. Bugüne kadar hiçbir tıbbi araştırmada yapay tatlandırıcıların günlük kullanım dozlarında insan vücuduna bir zararları olduğu kanıtlanmamış <a title="The National Cancer Institute, USA" href="http://www.cancer.gov/cancertopics/factsheet/Risk/artificial-sweeteners" target="_blank">(8)</a>.</p>
<blockquote><p><em>Türkiye&#8217;deki durum da artık çok farklı değildir. Çocuğu ile büyüğü ile çılgınca şeker ve beyaz un kullanılmaktadır. Bütün bu bilgiler kanserlerin niçin arttığını göz önüne açıkça sermektedir.</em></p></blockquote>
<p>E-postasını anaokulunda öğrendiği kes-yapıştır yöntemi ile hazırlayan kişiye teşekkür etmek lazım, zira bana sağlığımız için faydalı olabilecek noktalardan bahsetme olanağını vermiş oldu. Verdiği sebep sonuç ilişkisindeki absürdlüğü göz ardı ederek, bu vesile ile biraz da gerçeklere bakalım, en azından bu maceramızdan kendimize sağlıklı bir sonuç çıkartmış olalım.</p>
<p>Sağlıklı beslenmenin, yaşam stiline dikkat etmenin kanser riskini azaltmada etkili olduğu bütün bilim insanları tarafından kabul edilmektedir. Vücudun şeker metabolizmasındaki düzensizliğin, yani şeker hastalığı sonucu hiperglisemi mevcudiyetinin bazı kanserlerin oluşumunda kolaylaştırıcı olabileceği düşünülmektedir <a title="American Diabetes Association" href="http://care.diabetesjournals.org/content/30/3/561.abstract?maxtoshow=&amp;HITS=10&amp;hits=10&amp;RESULTFORMAT=&amp;fulltext=stattin&amp;searchid=1&amp;FIRSTINDEX=0&amp;volume=30&amp;issue=3&amp;resourcetype=HWCIT" target="_blank">(9)</a>. Rafine ve işlenmiş ürünler içeren bir diyetle beslenen kişiler, aynı zamanda hareketsiz bir hayat sürüyorlarsa, sonuçta aşırı kilo alabilirler, bunun üzerine insülin direnci gibi pek çok <a title="Metabolik Sendrom" href="http://www.ailehekimligi.gov.tr/index.php?option=com_content&amp;view=article&amp;id=516:metabolik-sendrom&amp;catid=81:kronik-hastalklar&amp;Itemid=239" target="_blank">metabolik</a> sorun gelişebilir. Sağlıksız bir bünyenin de kanserle savaşta dezavantajlı olacağını düşünmek herhalde yanlış olmayacaktır.</p>
<p>Genel kural olarak <a title="Johns Hopkins Kimmel Cancer Center" href="http://www.hopkinsmedicine.org/kimmel_cancer_center/news_events/featured/cancer_update_email_it_is_a_hoax.html" target="_blank">aşağıdaki</a> sağlıklı beslenme önerilerine uymaya çalışırsak kanser riskimizi azaltabiliyoruz <a title="Johns Hopkins Kimmel Cancer Center" href="http://www.hopkinsmedicine.org/kimmel_cancer_center/news_events/featured/cancer_update_email_it_is_a_hoax.html" target="_blank">(10)</a>:</p>
<ul>
<li>Mümkün olduğu kadar kilomuza dikkat edelim, aşırı kilo almayalım.</li>
<li>Her gün en az 30 dakika fiziksel olarak aktif olalım.</li>
<li>Şekerli içeceklerden uzak duralım. Lifi az, yağı fazla, işlenmiş ürünleri tüketmeyelim.</li>
<li>Sebze, meyve, tam tahıl ve bakliyatlardan oluşan besin çeşitliliğimiz olsun.</li>
<li>Kırmızı et tüketimini azaltalım ve işlenmiş etlerden (salam, sucuk) uzak duralım.</li>
<li>Sigarayı tamamen bırakalım.</li>
<li>Alkol alımı varsa bunu erkekler için günde 2, bayanlar için günde 1 içki ile sınırlayalım.</li>
<li>Tuzlu yiyeceklerin ve tuzla (sodyum) işlenmiş gıdaların alımını azaltalım.</li>
<li>Kanserden korunmak için herhangi bir takviye ürün kullanmayalım.</li>
</ul>
<p>Doğal şekerler içeren gıdalardan korkmak ve kanser hastalarına bunları yasaklamak gerekli değil, sağlıklı da değil. Hatta &#8220;şeker yememeliyim&#8221; diye kendisini kısıtlayan bir hastanın stres sonucu kan şekeri yükselebilir ve stres sonucu bağışıklık sisteminin çalışması da sekteye uğrayabilir <a title="Dana-Farber Cancer Institute" href="http://www.dana-farber.org/Health-Library/Does-sugar-feed-cancer-cells-.aspx" target="_blank">(11)</a>. İyi bir şey yaptığımızı sanırken hastaya aslında kötülük yapıyor olabiliriz. Şeker alımının kanseri azdırdığı ya da şeker alımının kesilmesinin kanseri durdurduğunu gösteren hiçbir bilimsel yayına rastlamadım, ama bol bol safsata içeren web sitesi gördüm. Ne olduğu belirsiz internet sitelerine ve umut tacirlerine inanmayacağım. Ben portakalımı yiyeceğim, çünkü içinde şeker dışında besleyici maddeler, vitamin ve lif de var.</p>
<p>Pasta yemem, olur biter.</p>
<p><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/pasta1.jpg"><img class="size-medium wp-image-963 alignnone" title="Ben yaptım, nasıl olmuş?" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/pasta1.jpg?w=300&h=225" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>Referanslar:<br />
1. http://tr.wikipedia.org/wiki/Metabolik_yolak<br />
2. http://tr.wikipedia.org/wiki/Glikoliz<br />
3. http://tr.wikipedia.org/wiki/Kanser<br />
4. http://breastcancer.about.com/od/cancerfightingfoods/a/cancer_sugar_myth.htm<br />
5. http://en.wikipedia.org/wiki/Otto_Heinrich_Warburg#Cancer_hypothesis<br />
6. http://en.wikipedia.org/wiki/Warburg_hypothesis<br />
7. http://www.cancer.net/patient/All+About+Cancer/Cancer.Net+Feature+Articles/Cancer+Basics/Cancer+Myths<br />
8. http://www.cancer.gov/cancertopics/factsheet/Risk/artificial-sweeteners<br />
9. http://care.diabetesjournals.org/content/30/3/561.abstract?maxtoshow=&amp;HITS=10&amp;hits=10&amp;RESULTFORMAT=&amp;fulltext=stattin&amp;searchid=1&amp;FIRSTINDEX=0&amp;volume=30&amp;issue=3&amp;resourcetype=HWCIT<br />
10. http://www.hopkinsmedicine.org/kimmel_cancer_center/news_events/featured/cancer_update_email_it_is_a_hoax.html<br />
11. http://www.dana-farber.org/Health-Library/Does-sugar-feed-cancer-cells-.aspx</p>
<p>Resimler: Wikimedia Commons</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yalansavar.wordpress.com/939/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yalansavar.wordpress.com/939/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yalansavar.wordpress.com/939/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yalansavar.wordpress.com/939/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/yalansavar.wordpress.com/939/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/yalansavar.wordpress.com/939/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/yalansavar.wordpress.com/939/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/yalansavar.wordpress.com/939/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yalansavar.wordpress.com/939/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yalansavar.wordpress.com/939/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yalansavar.wordpress.com/939/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yalansavar.wordpress.com/939/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yalansavar.wordpress.com/939/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yalansavar.wordpress.com/939/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=939&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yalansavar.org/2012/04/11/seker-kanser-iliskisi-ya-da-portakalin-dusundurdukleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		<georss:point>0.000000 0.000000</georss:point>
		<geo:lat>0.000000</geo:lat>
		<geo:long>0.000000</geo:long>
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/92f0aab9095bca1dfc2b86deef4d1b1d?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ilkayuzun</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/portakal4.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Portakal meyvesi</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/kc3bcp.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">Küp Şeker</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/pasta1.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">Ben yaptım, nasıl olmuş?</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Falcılar, Medyumlar ve doğaüstü güçleri &#8211; 2</title>
		<link>http://yalansavar.org/2012/04/09/falcilar-medyumlar-ve-dogaustu-gucleri-2/</link>
		<comments>http://yalansavar.org/2012/04/09/falcilar-medyumlar-ve-dogaustu-gucleri-2/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Apr 2012 06:57:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nalincikeseri</dc:creator>
				<category><![CDATA[Popüler Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[falcı]]></category>
		<category><![CDATA[medyum]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk okuma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yalansavar.org/?p=893</guid>
		<description><![CDATA[Soğuk okuma ile ilgili olarak daha önce yazmaya başlamıştım. Bu yazıda yarıda bıraktığımız tekniklerden devam edeceğim. İlk yazıya ulaşmak için bu linke tıklayabilirsiniz. Soğuk okumanın başarılı uygulayıcılarının kullandığı bir diğer teknik dehedefteki kişinin verdiği yanıtların üzerinden okumaya devam etmektir. Genellikle istekli bir hedef okumacının kendisine attığı oltanın gerektirdiğinden çok daha fazla bilgiyi farkında olmadan, gönüllü [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=893&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Soğuk okuma ile ilgili olarak daha önce yazmaya başlamıştım. Bu yazıda yarıda bıraktığımız tekniklerden devam edeceğim. İlk yazıya ulaşmak için bu <a href="http://yalansavar.org/2012/03/12/falcilar-medyumlar-ve-dogaustu-gucleri/" target="_blank">linke</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p style="text-align:center;"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/197413_10150107568071456_17900841455_6987883_6708260_n.jpg" target="_blank"><img class="size-medium wp-image-924 aligncenter" style="margin-top:10px;margin-bottom:10px;border-width:1px;border-color:black;border-style:solid;" title="197413_10150107568071456_17900841455_6987883_6708260_n" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/197413_10150107568071456_17900841455_6987883_6708260_n.jpg?w=206&h=300" alt="" width="206" height="300" /></a></p>
<p>Soğuk okumanın başarılı uygulayıcılarının kullandığı bir diğer teknik dehedefteki kişinin verdiği yanıtların üzerinden okumaya devam etmektir. Genellikle istekli bir hedef okumacının kendisine attığı oltanın gerektirdiğinden çok daha fazla bilgiyi farkında olmadan, gönüllü olarak verir. &#8220;Aralık ayı mı desem kasım mı desem&#8221; gibi muğlak bir cümle ile işe başlayan okumacıya genelde hedefteki kişi &#8220;Aralık ayında kızım doğmuştu, Bengü. Ufacık bir bebekti&#8221; gibi bir yanıt verdiğinde artık okumacının elinde rahatlıkla devam edeceği bir bilgi vardır. Hayali Bengü&#8217;nün ufak tefekliği hafızasında bir çok gereksiz bilgiyi saklayan okumacıya keşfedeceği yeni bir yol açacaktır.</p>
<p><span id="more-893"></span></p>
<p>Olta atarak istediği bilgileri toplayan ve hedefi istediği kıvama getirmiş okumacıların bir diğer teknikniği de hedefe daima duymak isteyeceği şeyleri söylemektir. Mutlu ve kendisini iyi hisseden müşteri geri gelmeye devam edecektir. Örneğin hedefin ölmüş annesi ile iletişim kurduğunu iddia eden bir medyum &#8220;Annen çok acı çekmeden öldüğünü, bulunduğu yerde çok mutlu olduğunu söylüyor. Senin de kendisi için üzülmemeni aksine mutlu olmanı istiyor&#8221; gibi cümleler ile annesini kaybetmenin üzüntüsünü yaşayan hedefi rahatlacak ve tekrar geri gelmesini sağlayacaktır.</p>
<p>Okumacılar bu tekniklere ek olarak Barnum etkisini çok başarılı şekilde kullanılır. <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Barnum_effect" target="_blank">Barnum etkisi</a>, usta P.T. Barnum&#8217;a saygı olarak psikoloj <em>Paul Meehl</em> tarafından ortaya atılmış bir terimdir ve  birçok insana uygun olabilecek genel ifadelerden hedefteki kişinin kendi özeline uygun anlamlar çıkararak okumacının verdiği genel ifadeyi onaylama durumunu ifade eder. Örneğin astrologların, numerelogların, falcıların ya da yaptıklarını bir tür bilimmiş gibi sunan diğerlerinin sık sık kullandığı;</p>
<blockquote><p>Pek çok konuda kendinizi rahat ve keyifli hissediyorsunuz.</p>
<p>İkizler için ilginç bir sene çünkü hem duygusal hem zihinsel hem fiziksel olarak büyük bir değişim dönüşüm süreci içinde bulunuyorsunuz</p></blockquote>
<p>gibi ifadeler <em>Barnum etkisini</em> harekete geçirecek ifadelerdir.  Yukarıdaki 2 ifade de aynı anda birden çok insan için geçerlidir. Ancak birçoğumuz, bize uygun olan verinin başkaları için de doğru olabileceğini düşünmeden sanki okumacının doğru okuduğunu varsayarız. Eğer okumacı bize bizim için geçerliliği olmayan bir Barnum ifadesi ile yaklaşırsa, algılama ve düşünme sistemimizin başka bir hatası devreye girerek yapılan yanlışı unutmamızı sağlar. Bu sayede okumacıların hep doğru bildiğini sanmaya devam ederiz.</p>
<p>Falcı ve medyum olduğunu iddia edenlerin sıkça kullandığı bir diğer teknik ya da beceri de hedefteki kişinin yanıtlarını sanki kendi yanıtlarıymış gibi gösterme yeteneği/tekniğidir. Örneğin el falınıza bakan bir falcı, sizin iki çocuğunuz olduğunu tespit ettiğinde: &#8220;Evet, avcunun yanında ki şu 2 çizgiyi görüyor musun? Onlar da aynen böyle söylüyor&#8221; diyecek ve sizin verdiğiniz yanıt bir anda falcının başarılı bir okumasına dönüşecektir.</p>
<p>Gördüğümüz gibi falcılar, medyumlar ya da diğer sözde doğaüstü güçlere sahip olduğunu iddia eden şarlatanların aslında gerçekte herhangi bir güçleri yok. Bütün bilgileri veren hedefteki kişiler. Algımızın nasıl yanılacağını bilerek, kandırılamaz olmadığımızı bilerek  P.T. Barnum&#8217;a atfedilen -ama ona ait olmayan- ifadedeki gibi her dakikada doğan enayilerden olmayalım.</p>
<p>Son olarak aşağıda Şüpheciliğin kahramanlarından The &#8220;Amazing&#8221; Randi&#8217;nin soğuk okuma ile ilgili yazdığı bir makalede kendisinin bir sahne performansını anlattığı kısmı özetleyerek çevireyim. Bu arada hemen küçük bir ansiklopedik bilgi faydalı olabilir The &#8220;Amazing&#8221; Randi tarafından kurulmuş olan eleştirel düşünceyi desteklemek amacındaki JREF, James Randi Educational Foundation, doğaüstü güçlerini ya da iddialarını ispat edeceklere vermek üzere 1 milyon doları bankada tutmaktadır ve 1964&#8242;ten beri bu ödülü alabilen bir falcı, medyum ya da başkası olmamıştır. Türk falcı ve medyumlara duyurulur; paçanız sıkıyorsa JREF ve bütün şüpheciler size hodri meydan diyor. Neyse Randi&#8217;den alıntımıza dönelim:</p>
<blockquote><p>18 yaşında Toronto&#8217;da mentalist olarak çalıştığım sırada yaptığım gösteriyi anlatayım. (Bu arada, gösterilerimde özel güçlerim olmadığını şov öncesi ya da sonrası HER ZAMAN söylerdim.)</p>
<p>[Gösterinin ortasında] aniden durdum ve 3. sıranın koridor tarafında oturan bayana parmağımı uzatarak: &#8220;Hanımefendi, size Gül lakabını takmam gerektiğini hissediyorum&#8221; diye çığlık attım. Kadının ani iç çekişi doğru olduğumu ispatlamıştı. &#8220;Bu isim sizin için önemliden de öte&#8221;, biraz öne eğilmişti, &#8220;bir saat görüyorum, çok eski bir saat. Gövdesinde 3 adet gül var?&#8221;. Konuşmaya başlamıştı ki eliminle onu susturdum: &#8220;fakat bu garip bir saat, zamanı göstermiyor!&#8221; Bunları söylediğimde zavallı kadın heyecandan kendinden geçmek üzereydi. &#8220;Neden hiç bir işe yaramıyor? 2 adet ok ya da dart görüyorum&#8230; Metaller ve kırıklar. Ahhh! şimdi anladım bunlar saatin kolları ve saatten sökülmüşler ve saatin cam kapağının arkasında duruyorlar! Haksız mıyım?&#8221; Hanımefendi ağzı açık, kafası emme basma tulumba gibi sallanarak ayakta duruyordu. Şaşırmıştı ve alkışlar çok fazlaydı. Nasıl yapmıştım? Şanslı tahmin? Hayır, [sadece] planlama.</p>
<p>Arkadaşım T.K. Lawson, gösteriyi düzenleyen dernekle çalışıyordu. Gösteriyi bana ayarlayan oydu. Biletleri satmak için birçok eve girip çıkmıştı. CC &#8211; 20 ve CC &#8211; 22 numaralı biletleri bu hanıma satmıştı ve hanımefendi parayı ödemek için kendisini içeri davet etmişti. [Lawson] evin içinde bir &#8220;gül&#8221; teması farketmişti&#8230; Saat şöminenin üzerindeydi. T.K. bu bilgileri not edip daha sonra bana aktarmıştı. Gösteri sonrasında bu hanım çıkmadan [T.K ile birlikte] onu yakaladık ve ona nasıl &#8220;medyum&#8221; olduğumu açıkladık. Açıklamamız onu çok eğlendirmişti ve bize ona söyleme medeniyetini gösterdiğimiz için bize minnettar kalmıştı.</p></blockquote>
<hr />
<p style="font-size:10pt;">Bu yazıyı hazırlarken aşağıdaki kaynaklardan yararlandım. Daha fazla bilgi için lütfen ziyaret edin.</p>
<ol style="font-size:10pt;">
<li><a href="http://www.randi.org/library/coldreading/">http://www.randi.org/library/coldreading/</a></li>
<li><a href="http://www.wikihow.com/Cold-Read">http://www.wikihow.com/Cold-Read</a></li>
<li><a href="http://www.skepdic.com">http://www.skepdic.com</a></li>
<li><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Cold_reading">http://en.wikipedia.org/wiki/Cold_reading</a></li>
<li><a href="http://www.coldreading.net/">http://www.coldreading.net/</a></li>
</ol>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yalansavar.wordpress.com/893/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yalansavar.wordpress.com/893/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yalansavar.wordpress.com/893/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yalansavar.wordpress.com/893/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/yalansavar.wordpress.com/893/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/yalansavar.wordpress.com/893/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/yalansavar.wordpress.com/893/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/yalansavar.wordpress.com/893/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yalansavar.wordpress.com/893/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yalansavar.wordpress.com/893/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yalansavar.wordpress.com/893/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yalansavar.wordpress.com/893/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yalansavar.wordpress.com/893/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yalansavar.wordpress.com/893/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=893&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yalansavar.org/2012/04/09/falcilar-medyumlar-ve-dogaustu-gucleri-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		<georss:point>38.424832 27.136427</georss:point>
		<geo:lat>38.424832</geo:lat>
		<geo:long>27.136427</geo:long>
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/563f87e34d12aa10cce04d7224b39575?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">nalincikeseri</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/04/197413_10150107568071456_17900841455_6987883_6708260_n.jpg?w=206" medium="image">
			<media:title type="html">197413_10150107568071456_17900841455_6987883_6708260_n</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Falcılar, medyumlar ve doğaüstü güçleri &#8211; 1</title>
		<link>http://yalansavar.org/2012/03/12/falcilar-medyumlar-ve-dogaustu-gucleri/</link>
		<comments>http://yalansavar.org/2012/03/12/falcilar-medyumlar-ve-dogaustu-gucleri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Mar 2012 00:00:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nalincikeseri</dc:creator>
				<category><![CDATA[Popüler Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[falcı]]></category>
		<category><![CDATA[medyum]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk okuma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://yalansavar.wordpress.com/?p=645</guid>
		<description><![CDATA[Hepimiz yaşamımızda falımıza bakan, bize gelecekten haber veren birileri ile tanışmışızdır. Bu kişi içtiğimiz kahveden geleceğimizi okuyan sevimli Jale ablamız -selam olsun ona-, sokakta baklaları yere atıp &#8220;3 çocuğunuz olacak&#8221; diyen çingene ya da televizyonlarda işi soytarılık mertebesine taşımış olan medyumlar olabilir. Ancak hepsinin neredeyse bir ortak özelliği var; adını İngilizceden Türkçe&#8217;ye direk &#8220;Soğuk Okuma&#8221; [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=645&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_878" class="wp-caption aligncenter" style="width: 258px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/02/karikatur5_32f4ae.gif"><img class=" wp-image-878  " style="border-color:black;border-style:solid;border-width:1px;margin:10px;" title="karikatur5_32f4ae" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/02/karikatur5_32f4ae.gif?w=248&h=299" alt="" width="248" height="299" /></a><p class="wp-caption-text">© Selçuk Erdem</p></div>
<p>Hepimiz yaşamımızda falımıza bakan, bize gelecekten haber veren birileri ile tanışmışızdır. Bu kişi içtiğimiz kahveden geleceğimizi okuyan sevimli Jale ablamız -selam olsun ona-, sokakta baklaları yere atıp &#8220;3 çocuğunuz olacak&#8221; diyen çingene ya da televizyonlarda işi soytarılık mertebesine taşımış olan medyumlar olabilir. Ancak hepsinin neredeyse bir ortak özelliği var; adını İngilizceden Türkçe&#8217;ye direk &#8220;Soğuk Okuma&#8221; olarak çevirdiğim teknikleri bilinçli ya da bilinçsiz şekilde ustaca kullanmaları.</p>
<p><strong><span id="more-645"></span>Soğuk okuma</strong> falcıların, medyumların, sihirbazların, illüzyonistlerin ve harcı alem üçkağıtçıların genellikle karşılarındaki tanımadıkları kişiler hakkında bilgi toplama ve bu bilgileri sanki hiç bilmiyormuş gibi aktararak soğuk okuma kurbanını aldatmaları ya da kandırmalarıdır. Burada hemen bir not düşmekte fayda var; her soğuk okuma yapan kişi art niyetli değildir. Kahve fallarımıza bakan yakınlarımız, bazı astrologlar, medyumlar, kuantum bilgeleri gerçekten doğaüstü güçleri olduğuna içten bir şekilde inanmaktadırlar. Bu naif, iyi niyetli kişiler müşterileri, dostları kadar çok etkilenirler doğru tahminlerinden. Neyse konuya dönelim. Soğuk Okuma teknikleri konusunda ustalaşmış biri daha önce hiç tanımadığı bir kişi hakkında sadece kişinin vücut dilini gözleyerek ya da kıyafet, konuşma, yaş, cinsiyet, hatta saç şekline bakıp analiz ederek hedefleri hakkında çok fazla miktarda bilgiye ulaşabilir. <strong>Genelde ustalar toplumun geniş bir kısmını kapsayan çok genel ve olasılığı yüksek ifadelerle işe başlarlar</strong>, &#8220;yakınlarda bir ziyaretçi görüyorum&#8221;, &#8220;D harfine benzeyen birşey hissediyorum&#8221; gibi. Hedeflerinden aldıkları tepkilerle doğru tahminlerinin daha da özele indirirken yanlış tahminlerden hızla uzaklaşırlar.Ancak soğuk okumanın işe yaraması için çok önemli bir şart vardır; o da <strong>istekli ve hevesli bir hedef</strong>. Okumacının verdiği muğlak bilgileri okumacının daha sonra daha derin bilgiler edinmek üzere kullanacağı bağlama oturtan, bu muğlak bilgilere anlam yükleyen aslında hedefteki kişidir. Konuşmanın çoğunu usta yapsa da bu konuşmalara anlam yükleyen, mimikleri, jestleri hatta direk söyledikleri ile hedeftir.</p>
<div id="attachment_644" class="wp-caption alignleft" style="width: 212px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/02/fortune-teller-victoria-frances-15942365-337-500.jpg"><img class="size-medium wp-image-644 " style="cursor:default;border-color:initial;border-style:none;border-width:0;margin:0;padding:0;" title="Fortune-teller-victoria-frances-15942365-337-500.jpg" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/02/fortune-teller-victoria-frances-15942365-337-500.jpg?w=202&h=300" alt="" width="202" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">Yetenekli bir sanatçı olan Victoria Frances'in Rebeca Saray tarafından çekilmiş çingene tarot falcısı fotoğrafı. © www.rebecasaray.com</p></div>
<p>İstekli hedefini bulan okumacı daha sonra &#8220;<strong>olta atmak</strong>&#8221; adını vereceğimiz metotlarını devreye sokar. Okumacı &#8220;yakınlarda bir ziyaretçi görüyorum ya da &#8220;aralık ayı ile ilgili birşeyler hissediyorum&#8221; gibi genel ifadelelerle oltasını atar. Hedef vereceği pozitif ya da negatif sinyallerle ya da ifadelerle okumacının devam edeceği yolu seçmesini sağlar. Örneğin: hedef, &#8220;aralık ayında kızım doğmuştu&#8221; dediğinde &#8220;Evet , bunu görüyorum&#8221; diyerek ilk attığı oltanın açtığı yolda ilerlemeye devam eder; ya da &#8220;aralık ayı birşey hatırlatmıyor&#8221; dendiğinde bu tutmayan tahminden yumuşak bir şekilde hedefe çaktırmadan uzaklaşır.</p>
<p>Olta atmak gerçekten bilgi ve ustalık gerektiren bir iştir. Okumacının dağarcığında kullanabileceği bir sürü gereksiz gibi görünen küçük bilgiler saklıdır: popüler isimler, evde, arabada bulabilecek şeylerin listesi, giyim tarzları v.s. gibi. Bütün bu bilgiler yeri geldiğinde okumacı tarafından hedefini etkilemek ya da hedefinden daha fazla bilgi kalmak için kullanılır. Okumacının astrolog, tarot falcısı, medyum, illüzyonist v.s olmasına göre daha değişik taktikleri olabilir ancak &#8220;olta atmak&#8221; en temel tekniktir.</p>
<p>Attığı oltaya yakalanıp istediği bilgileri hedefinden alan usta bu bilgilerin üstüne oyununu inşa etmeye devam eder. Okumacıların soğuk okuma oyunlarını inşa ederken kullandıkları diğer tekniklere yazının devamında değineceğim.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yalansavar.wordpress.com/645/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yalansavar.wordpress.com/645/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yalansavar.wordpress.com/645/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yalansavar.wordpress.com/645/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/yalansavar.wordpress.com/645/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/yalansavar.wordpress.com/645/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/yalansavar.wordpress.com/645/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/yalansavar.wordpress.com/645/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yalansavar.wordpress.com/645/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yalansavar.wordpress.com/645/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yalansavar.wordpress.com/645/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yalansavar.wordpress.com/645/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yalansavar.wordpress.com/645/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yalansavar.wordpress.com/645/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=645&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yalansavar.org/2012/03/12/falcilar-medyumlar-ve-dogaustu-gucleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		<georss:point>38.424832 27.136427</georss:point>
		<geo:lat>38.424832</geo:lat>
		<geo:long>27.136427</geo:long>
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/563f87e34d12aa10cce04d7224b39575?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">nalincikeseri</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/02/karikatur5_32f4ae.gif?w=248" medium="image">
			<media:title type="html">karikatur5_32f4ae</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/02/fortune-teller-victoria-frances-15942365-337-500.jpg?w=202" medium="image">
			<media:title type="html">Fortune-teller-victoria-frances-15942365-337-500.jpg</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Bayram değil, seyran değil, kral bizi niye öpsün?</title>
		<link>http://yalansavar.org/2012/03/07/bayram-degil-seyran-degil-kral-bizi-niye-opsun/</link>
		<comments>http://yalansavar.org/2012/03/07/bayram-degil-seyran-degil-kral-bizi-niye-opsun/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Mar 2012 06:39:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isilarican</dc:creator>
				<category><![CDATA[Popüler Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Yanıltıcı Fotoğraf ve Videolar]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[el öpmek]]></category>
		<category><![CDATA[İngiltere kralı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yalansavar.org/?p=704</guid>
		<description><![CDATA[Son zamanlarda özellikle facebook&#8217;ta pek çok tanıdığımın bir resim paylaştığını görüyorum. Resim, sonradan renklendirilmiş bir Atatürk resmi. Atatürk bir tür merdivenden iniyor, Arkasında resmi üniformalı birkaç kişi, yanında frak giymiş elinde fötr şapka tutan bir adam var. Atatürk&#8217;ün hemen karşısında onun eline yapışmış, adeta öpmeye çalışan iki büklüm olmuş gene siyah elbiseli bir adam görüyorsunuz. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=704&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_705" class="wp-caption aligncenter" style="width: 471px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/03/a1.jpg"><img class="size-full wp-image-705" title="a1" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/03/a1.jpg?w=519" alt=""   /></a><p class="wp-caption-text">&#8220;O&#8221; An: 24 Temmuz 1927, Dolmabahçe Sarayı</p></div>
<p>Son zamanlarda özellikle facebook&#8217;ta pek çok tanıdığımın bir resim paylaştığını görüyorum.</p>
<p>Resim, sonradan renklendirilmiş bir Atatürk resmi. Atatürk bir tür merdivenden iniyor, Arkasında resmi üniformalı birkaç kişi, yanında frak giymiş elinde fötr şapka tutan bir adam var. Atatürk&#8217;ün hemen karşısında onun eline yapışmış, adeta öpmeye çalışan iki büklüm olmuş gene siyah elbiseli bir adam görüyorsunuz.  Atatürk ise durumdan kısmen rahatsız görünüyor, sanki elini kurtarmaya çalışır gibi bir hali var.</p>
<p>Facebook ve başka haber sitelerinde paylaşılan resmin ekinde ifadeleri değişse de içeriği değişmeyen bir ifade var: <strong><em>Göya, bu eğilen adam İngiltere kralı imiş.</em></strong>  Hemen hemen fotoğrafı paylaşan herkes de bu durumdan gururlanmayı fırsat bilmiş:</p>
<p><span id="more-704"></span></p>
<p>Resimlerin bazılarının altındaki açıklamalar şöyle:</p>
<blockquote>
<ul>
<li>Mustafa Kemal farkı!!!!! Eğileni merak ediyorsanız İngiltere Kralıdır!!!!!</li>
<li>İngiltere Kralı&#8217;nın Atatürk&#8217;ün önünde eğildiği O AN!!!!!!</li>
<li>İngiltere Kralı Atatürk&#8217;ün önünde böyle eğildi!!!!!!</li>
</ul>
</blockquote>
<p>Bu resmi ilk gördüğümden beri şüpheyle yaklaştım. Gerek eğilen adamın kılık kıyafetinden, gerekse etraftaki diğer kişiler ve mekan nedeniyle bunun doğru olmadığını zaten tahmin ediyordum. Ancak doğrusu bu kadar bariz yalan olan bir konuya vakit ayırmak da çok istememiştim. Ama, paylaşılan fotoğrafların ardı arkası kesilmeyince, üstelik en son bugün facebook duvarımda beliren fotoğrafın 565 kez paylaşıldığını ( ki bu  facebooka yüklenmiş resimlerden sadece biri, daha kaç tane var bilmiyorum.) görünce artık dayanamayarak bu konuyu Yalansavar&#8217;ın masasına yatırmaya karar verdim.</p>
<p>Bu yazıya başlamadan ölnce deneme amaçlı bir Google taraması yaptım. <em>Atatürk&#8217;ün önünde eğilen İngiliz Kralı</em> araması sonucunda kaç sayfa geliyor biliyor musunuz?  <strong><em>25 bin!!!!</em></strong></p>
<p>Yani bu yazının zamanı gelmiş te geçmiş bile, hemen telafi edelim . <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p><strong>Önce mantık süzgecimizi çalıştıralım.</strong></p>
<p>İngiltere monarşisisinin genel tarz ve tavrı, ve ne kadar aristokrat olduğu malum. Zaten İngiliz kralı haricinde de herhangi bir başka kralı hatta devlet başkanının böyle bir hareket yapması pek olası görünmüyor. Hele <em>&#8220;Güneş Batmayan İmparatorluk&#8221;</em> un kralının böyle bir konuma kendini sokması zaten en başından mantıken pek mümkün değil. İlaveten bu resmin aslında bambaşka bir hikayesi olduğunun bariz diğer kanıtları da var. Bir kere, eğilen adam epey yanlız görünüyor, etrafında hiç bir eşlikçisi yok. Herhangi bir kralın etrafında bir koruma ve refakatçi ordusu ekinde yürümediği herhangi bir an ben görmedim, siz gördüyseniz söyleyin.</p>
<p>İkincisi, eğilen adamcağızın kıyafetine bakarsanız takım elbisenin dikişinden, duruşundan pek de öyle kraliyete benzemediğini fark edebilirsiniz. Ceketi ütüsüz, etekleri hafif sarkık. Eğer gerçekten kralsa epey iyi bir tedbil-i kıyafet içinde bulunduğunu söyleyebiliriz. <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p><strong>Gelelim gerçeklere&#8230;..</strong></p>
<p>Yukarıdaki iki noktadan şüphelenip ufak bir araştırma yaparsanız olayın aslını öğrenmek yaklaşık 10 dakika alıyor.</p>
<p>Önce fotoğrafın kaynağından başlayalım. Bu resim, 24 Temmuz 1927 tarihinde,<em> Dolmabahçe Sarayı&#8217;</em>nın merdivenlerinde çekilmiş.  Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün Cumhurbaşkanı sıfatıyla İstanbul&#8217;a ilk gelişinden 23 gün sonra. Sarayın merdivenlerinden inerken halktan birisi atılıyor, elini öpmeye çalışıyor. El öptürmekten pek de haz etmeyen Atatürk ise adamcağızın elini sıkmaya çalışıyor. İşte fotoğraf böyle bir debelenme anında çekilmiş. Zaten resimden de belli oluyor.</p>
<p>Peki bunu nereden mi biliyoruz? Biliyoruz çünkü internette  &#8221;Dünya yüce Türk milletinin gücünü ve İngiltere kralının ulu önder karşısında nasıl eğildiğini görsün.&#8221; şövenist nidalarıyla binlerce kişiden kişiye dolaşan bu resim, aslında 2008 yılında az bilinen  Atatürk fotoğraflarını renklendirerek <strong><em>Yaşamın İçinden Cumhuriyet ve Atatürk</em> </strong>isimli bir sergi açan <em> Ateş Akkor</em> ve<em> Engin Gökdeniz</em>&#8216;in bir çalışması. Sergideki yer alan resim NTV&#8217;deki <em>&#8220;O AN&#8221;</em> köşesine altındaki şu açıklama ile konu olmuş:</p>
<blockquote><p><em>Tarih, 24 Temmuz 1927. Yer,Dolmabahçe Sarayı…Mustafa Kemal Atatürk‘ün Cumhurbaşkanı sıfatıyla İstanbul‘a ilk gelişinden 23 gün sonra. Sarayın merdivenlerinden inerken birisi elini öpmeye çalışıyor. O ise elini öptürmemek için direniyor. Ulusu daima üstte tutmanın erdemini hatırlatıyor. Ayrıca ‘o’ anda kendisinden yıllar sonra elini öptürmek için uzatan politikacılarımıza ders vermeye devam ediyor. Mücadelelerin adamı ‘o’ anda küçücük bir başka mücadele veriyor.</em></p></blockquote>
<p>Aynı resim 10-14 Kasım 2010 Atatürk Haftası sırasında İstanbul Alışveriş ve Yaşam Merkezi&#8217;nde de <a href="http://www.alisveriskulisi.com/6249_forum_avm_de_ates_akkor_forograf_sergisi" target="_blank">sergilenmiş.</a></p>
<p><strong>Biraz da tarih bilgisi&#8230;</strong></p>
<div id="attachment_719" class="wp-caption alignright" style="width: 290px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/03/photo_00083.jpg"><img class=" wp-image-719  " title="photo_00083" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/03/photo_00083.jpg?w=280&h=210" alt="" width="280" height="210" /></a><p class="wp-caption-text">Sene 1936. İngiltere Kralı Edward IV, İstanbul ziyaretinde Atatürk ile. (Kaynak: The London Lounge)</p></div>
<p>İngiltere Kralı Edward VIII Türkiye&#8217;ye gelmiş olmasına gelmiş ama geliş tarihi bu resim çekildikten 9 yıl sonra, <em>1936</em>&#8216;da.</p>
<p>Kral Edward VIII, 1936 yılında yatı ile yanında daha sonra uğruna tahtı terk edeceği Bayan Simpson&#8217;u da alarak uzun bir Akdeniz tatiline çıkar. Aslında Kralın, sevgilisi olan Bayan Simpson ile başbaşa çıktığı kısmen mütevazi bir tatildir bu. Yolda iken tatili uzatarak İstanbul&#8217;a da uğramaya karar verirler. Kralın aslında çok da fazla dikkat çekilmesini istemediği bu seyahat Türk basını tarafında inanılmaz ilgi görür ve şaaşalı bir devlet büyüğü ziyaretine çevrilir.</p>
<div id="attachment_721" class="wp-caption alignleft" style="width: 280px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/03/king_edward_viii_and_mustafa_kemal-1.jpg"><img class=" wp-image-721  " style="margin:10px;" title="King_Edward_VIII_and_Mustafa_Kemal (1)" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/03/king_edward_viii_and_mustafa_kemal-1.jpg?w=270&h=186" alt="" width="270" height="186" /></a><p class="wp-caption-text">Kral Edward VIII ve Atatürk, 1936 (Kaynak:Wikipedia)</p></div>
<p>İstanbul açıklarına yatı ile demirleyen kral, bir tekne ile Dolmabahçe Sarayı&#8217;nın rıhtımına yanaşır. Burada <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Edward_VIII">Edward VIII</a>&#8216;i, rıhtımda Atatürk bizzat karşılar. İki devlet adamı tarihsel belgelere göre çok iyi anlaşır ve sıcak bir dostluk kurarlar. İkisini yanyana gösteren pekçok resim mevcut internette, birkaçını bu sayfaya da ekliyorum, el pençe divan duran ilk resimdeki vatandaşın İngiltere kralı ile alakası olmadığını görün diye. Hatta eski haber arşivlerinde Atatürk&#8217;ün kralı karşıladığı anı gösteren<a href="http://www.itnsource.com/shotlist//BHC_RTV/1936/09/14/BGU407210940/?s=*"> bir video bile var</a>.</p>
<p>Kralın seyahatinin devamı daha da ilginç gelişir. Aslında sevgilisi <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Wallis_Simpson">Bayan Simpson</a>  ile gözlerden uzak tatil yapmak isterken birden gazetelerin manşetine çıkar Edward VIII. Bundan epey sıkıntı duyar, hatta İstanbul&#8217;u gezerken makam arabasına bile binmek istemez, 1500 numaları taksi ile gezer ( daha sonra bu taksi şöförü epey ünlü olur Türkiye&#8217;de.), Londra&#8217;ya dönünce de Kraliyet Sarayı&#8217;nda epey büyük bir krize neden olur. Hemen ardından da daha sonra Bayan Simpson ile evlenmek için tahttan feragat eder. Kendisi Windsor Dükü invanını alır, Bayan Simpson da Windsor Düşesi olur.</p>
<p><strong>El öpülmesinden övünülecek paye çıkarmak?</strong></p>
<p><strong></strong>Aslında İngilitere kralı ile hiçbir alakası olmayan bu fotoğrafın dönüp dolaşıp <em>&#8220;İngiliz Kralı Atatürk&#8217;ün elini böyle öptü!!!&#8221;</em> haline gelmesi zaten yeterince ilginç. Ben şahsen, bu resmi ilk alıp da altına &#8220;İngiltere Kralı&#8221; yalanını ekleyen şahsiyetin ruh halini çok merak ediyorum. İnsanın gerçekten çok acaip bir ruh halinde olması lazım yalan olduğunu bile bile bu yazıyla bu resmi yaymaya başlamak için.</p>
<div class="wp-caption alignright" style="width: 246px"><img class=" " title="OECD Eğitim" src="http://ourtimes.files.wordpress.com/2008/04/oecd_a1-2_2011.png?w=236&amp;h=1344&h=678" alt="" width="236" height="678" /><p class="wp-caption-text">OECD 2011 Eğitim raporuna göre ülkelere göre ortaokul mezunlarının nüfustaki oranı. Kareler 55-64 yaş aralığını, üçgenler 25-34 yaş arası yaş aralığını gösteriyor. Listedeki ülkeler arasında eğitim seviyesi en düşük ülke Türkiye. El öpmekten övünmek yerine, bu resme bakıp sanki biraz düşünmek gerekli&#8230;</p></div>
<p>Ama çok merak ettiğim bir konu daha var: <em>Bu durumun övünülecek nesi var?</em></p>
<p><em></em>Yukarıda, resmin krala ait olmadığını gördük. Peki, bir an varsayalım ki krala ait ve varsayalım ki bu olay gerçek. <em>Bu durum bize neden ve nasıl bir övünme payesi veriyor?? Kimin kimi nasıl öptüğünün ne gibi bir değeri var? </em></p>
<p><em>Bugün ne yazık ki ulusal bilimsel araştırma sayısı en düşük, <a href="http://www.oecd.org/document/2/0,3746,en_2649_39263238_48634114_1_1_1_1,00.html">eğitim seviyesi en düşük ülkelerden biriyiz</a>. <strong>Övünülecek şey aslında bilimsel çalışmalar yapmak, teknolojik buluşlara imza atmak, eğitimli ve aydın yeni bir nesil yetiştirmek olmalı, bir devlet büyüğümüzün bir kral tarafından 60 sene önce elinin öpülmesi değil.</strong></em> <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_sad.gif' alt=':(' class='wp-smiley' /> </p>
<p><em>Biz böyle devam ettikten sonra kral bizi öpse ne olur, öpmese ne&#8230;.</em></p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<ol>
<li>Milliyet: <a href="http://www.milliyet.com.tr/default.aspx?aType=YazarDetay&amp;ArticleID=545556">Poker Masasında Başlayan Dostluk</a>- Can Dündar</li>
<li>Gazeteblog.net: <a href="http://www.gazeteblog.net/wp/o-an-ve-ataturk">O an ve Atatürk</a></li>
<li>Yaşamın İçinden: <a href="http://www.haberler.com/yasamin-icinden-cumhuriyet-ve-ataturk-fotograf-haberi/">Cumhuriyet ve Atatürk Fotoğrafları</a></li>
<li>BBC: <a href="http://news.bbc.co.uk/2/hi/programmes/real_cities/9052595.stm">Old Moda Sea Club</a></li>
<li>Alışveriş Kulisi: <a href="www.alisveriskulisi.com/6249_forum_avm_de_ates_akkor_forograf_sergisi">AVM de Ateş Akkor Sergisi</a></li>
<li>Wikipedia</li>
<li>OECD: Education at a Glance 2011</li>
</ol>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yalansavar.wordpress.com/704/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yalansavar.wordpress.com/704/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yalansavar.wordpress.com/704/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yalansavar.wordpress.com/704/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/yalansavar.wordpress.com/704/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/yalansavar.wordpress.com/704/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/yalansavar.wordpress.com/704/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/yalansavar.wordpress.com/704/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yalansavar.wordpress.com/704/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yalansavar.wordpress.com/704/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yalansavar.wordpress.com/704/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yalansavar.wordpress.com/704/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yalansavar.wordpress.com/704/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yalansavar.wordpress.com/704/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=704&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yalansavar.org/2012/03/07/bayram-degil-seyran-degil-kral-bizi-niye-opsun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		<georss:point>0.000000 0.000000</georss:point>
		<geo:lat>0.000000</geo:lat>
		<geo:long>0.000000</geo:long>
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/52c07bab9d9f3b2e8bbb9ef5eaf9b27f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">isilarican</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/03/a1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">a1</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/03/photo_00083.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">photo_00083</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/03/king_edward_viii_and_mustafa_kemal-1.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">King_Edward_VIII_and_Mustafa_Kemal (1)</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://ourtimes.files.wordpress.com/2008/04/oecd_a1-2_2011.png?w=468&#38;h=1344" medium="image">
			<media:title type="html">OECD Eğitim</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kulağıma gelenler</title>
		<link>http://yalansavar.org/2012/03/06/kulagima-gelenler/</link>
		<comments>http://yalansavar.org/2012/03/06/kulagima-gelenler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Mar 2012 00:02:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ilkayuzun</dc:creator>
				<category><![CDATA[Popüler Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji, Internet ve Bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[Hi-Fi]]></category>
		<category><![CDATA[kulaklık]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[noise-cancel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yalansavar.org/?p=729</guid>
		<description><![CDATA[Radikal gazetesinde dün bir habere rastladım ve gördüm ki &#8220;Müziğin yeni modası: Dev Kulaklıklar&#8221; isimli bu haberde Yalansavar müdahalesine ihtiyaç var. Ana tema olarak güzel bir nokta yakalanmış, hepimiz gün geçtikçe daha fazla insanın büyük kulaklıklar kullanarak yürürken müzik dinlediğini görüyoruz. Bir müziksever olarak bu akım benim de hoşuma gidiyor. Ancak bu bir moda ise, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=729&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/03/320px-headphones-sennheiser-hd555.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-742" title="320px-Headphones-Sennheiser-HD555" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/03/320px-headphones-sennheiser-hd555.jpg?w=519" alt=""   /></a>Radikal gazetesinde dün bir habere rastladım ve gördüm ki &#8220;<a title="Dev Kulaklıklar" href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&amp;ArticleID=1080699&amp;CategoryID=138" target="_blank"><strong>Müziğin yeni modası: Dev Kulaklıklar</strong></a>&#8221; isimli bu haberde Yalansavar müdahalesine ihtiyaç var.</p>
<p>Ana tema olarak güzel bir nokta yakalanmış, hepimiz gün geçtikçe daha fazla insanın büyük kulaklıklar kullanarak yürürken müzik dinlediğini görüyoruz. Bir müziksever olarak bu akım benim de hoşuma gidiyor. Ancak bu bir moda ise, en azından bu fırsatla haberde <a title="Headphones" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Headphones" target="_blank">kulaklıklar </a>ile ilgili doğru denilen yanlışların da altını çizmek lazım. İsterseniz haberde geçen yanılgılara kısaca göz atalım:</p>
<p><span id="more-729"></span></p>
<ul>
<li><em><strong>&#8220;Çoğu insan iPod’unun gerçek sesini bilmiyor!&#8221;</strong></em></li>
</ul>
<p>Bu doğru olabilir, ancak burada iki konu önemli. Birincisi i-Pod diğer taşınabilir müzik çalarlardan farklı veya onlardan daha üstün bir cihaz değil. Bu cihazların hepsi ortalama seviyede bir ses kalitesi sunuyorlar. Zaten sıkıştırılmış formatlarda (tabiri caizse konserve edilmiş) müzik dinlemek için üretilmiş bu cihazlardan <a title="High fidelity" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Hi-fi" target="_blank">Hi-Fi</a> kalitesi beklemek çok da gerçekçi değil. İkincisi ise dev kulaklıklar kullanarak taşınabilir müzik çalarlardan daha iyi ses alınabileceği yanılgısı. Bu cins aletler ses çıkış gücü olarak yüksek seviyelere çıkamıyorlar, çünkü fazla güç demek çok pil harcamak demek, oysa dev kulaklıklar olarak tabir edilen bu kulaklıkların hakettikleri şekilde sürülebilmeleri için daha güçlü cihazlar lazım. Bazı kulaklıklar düşük empedanslı ve/veya daha hassas oldukları için düşük çıkış gücü olan cihazlarla sorun yaşamayabiliyorlar ama çoğu kulaklık için özel bir kulaklık anfisi kullanmanın daha iyi sonuçlar verdiği söyleniyor.</p>
<ul>
<li><em><strong>&#8220;Kulak üstü kulaklıklar, özellikle süngerli modeller ergonomik oldukları için bir tercih sebebi. Bu tip kulaklıklar kulağınıza basınç uygulayarak dışarıdan gelen sesleri büyük ölçüde izole eder ve kulaklığın performansını arttırır. Kulak içi modellere göre kulağınızı daha iyi kapatarak sesin kulağınıza daha net ve kaliteli ulaşmasını sağlar. &#8220;</strong></em></li>
</ul>
<p>Konuyu araştırdığımızda, kulağa oturma şekline göre kulaklıkların üç ana grupta incelenebildiğini görüyoruz:</p>
<ol>
<li><em>Kulak kepçesi içine ve kulak yoluna yerleşenler (intraaural &#8211; earphone, earbud)</em></li>
<li><em>Kulak kepçesi üzerine yerleşenler (supraaural &#8211; headphone)</em></li>
<li><em>Kulağı kapatan modeller (circumaural &#8211; headphone)</em></li>
</ol>
<p><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/03/inearheadphones.jpg"><img class="size-full wp-image-764 alignnone" title="Kulak yoluna yerleşenler (earbud)" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/03/inearheadphones.jpg?w=519" alt=""   /></a><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/03/headphonesbehindneck.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-766" title="Kulak kepçesi üzerine yerleşenler (supraaural)" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/03/headphonesbehindneck.jpg?w=519" alt=""   /></a><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/03/headphonesfullsize.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-767" title="Kulağı kapatan modeller (circumaural)" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/03/headphonesfullsize.jpg?w=519" alt=""   /></a></p>
<p><em></em><em></em><br />
Bunların kendi içlerinde avantaj ve dezavantajları var. Her birisinin de iyi örnekleri olduğu gibi çok kötü örnekleri de var. Ayrıca bu modellerin sadece bir kısmı ses izolasyonu yapar. Çoğu kulaklık dışarıdan ses alıp dışarıya ses bırakabilir. Kendi tecrübeme göre en güzel ses veren kulaklıklarım hep open-back denilen, yani arkası açık olan, ses izolasyon özelliği olmayan kulaklıklarımdı. Yazıdakinin aksine kulağı kapatan bir kulaklık kulağa basınç yapmak ve dış ortam sesini kesmek zorunda değil. Ayrıca kulak yolu içine yerleşen kaliteli bir kulaklık ile, çoğu kulağı kapatan modelden daha iyi bir performans almak da mümkün olabilir.</p>
<ul>
<li><em><strong>&#8220;Kablosu yeterince uzun olmalı. Kısa kablolar alanınızı kısıtlar ve kısa sürede yıpranma, hasar görme hatta kopma olasılığı daha yüksektir. Piyasanın en iyi kulaklıklarının kablo uzunluğu genelde üç metredir. &#8220;</strong></em></li>
</ul>
<p>Kaliteli bir kulaklığın kablosu yedek parça olarak ayrıca satın alınabilmeli, farklı uzunluklarda olabilmeli, hatta spiral veya düz seçeneklerde de sunulabilmelidir. Kulaklık kablosu gereğinden uzun olursa, bilhassa yolda yürürken sağa sola takılabilir, toplu taşım araçlarında size sorun yaşatabilir.</p>
<ul>
<li><strong><em>&#8220;Müzik dinlemiyorken kulaklığı takıp, dış sesleri ne kadar duyduğunuzu kontrol edin. İyi bir kulaklık müzik yokken bile dış sesleri ekarte eder.&#8221;</em></strong></li>
</ul>
<p>Yanlış. Ses izolasyonu ile kulaklık kalitesi arasında bu cins bir bağlantı yoktur. Sadece <em>closed-back</em> denilen modellerde 8-32dB arasında ortam sesi engellemesi olabilir. Bazı kulaklıklarda da <em>noise-cancelling</em> denilen aktif elektronik devrelerle ortam sesi azaltılmaktadır. Closed-back denilen kulaklık modelleri Hi-Fi kulaklıklarda çok tercih edilmemektedir, zira kapalı bir kutu içinde üretilen sesin dinamiği çok zengin olamaz.</p>
<ul>
<li><strong><em>&#8220;Yetkililere kabloda bulunan altın ve gümüş oranını sorun. Bu materyaller ses değerini arttırıcı bir etkiye sahip. &#8220;</em></strong></li>
</ul>
<p><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/03/480px-35mm_stereo_kabel.jpg"><img class=" wp-image-743 alignleft" title="3,5mm_3 canlı kablo" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/03/480px-35mm_stereo_kabel.jpg?w=240&h=240" alt="" width="240" height="240" /></a>Kablolar, müzik elektroniğinde en çok aldatmaca yaşanan alanlardan birisi. Hiçbir üretici sokakta kullanılacak kulaklığın kablosunu gümüşten ya da altından yapmaz. Bu cins kablolarda en sık rastlanan ekstra özellikler kulaklık fişinin altın kaplanması ve/veya kablonun OFC (oxygen-free cable) denen türde olmasıdır. Yazıda bahsi geçen &#8220;ses değeri&#8221;nin ne olduğunu bilmiyorum ama altın kaplama uçların ve egzotik &#8220;oksijensiz&#8221; kabloların ses kalitesini ve sinyal iletkenliğini arttırdığı bilimsel olarak ispatlanamamıştır. Bunlar tamamen kişisel tercihlerle sınırlıdır. Doğada elektrik sinyallerini bakırdan daha iyi ileten metaller sınırlı olduğu ve bakır da kolay bulunan bir maden olduğu için kabloda bir sorun yaşanması düşük ihtimaldir. Ben olsam kablonun oksijenine, karbondioksidine değil; örneğin yumuşaklığına bakardım. Soğukta kaskatı kesilen bir kulaklık kablosunun bize yaşattıklarını hepimiz biliriz.</p>
<ul>
<li><strong><em>&#8220;Ohm: Empedans olarak tanımlanan enerji çekim gücü, genellikle 16-32 Ohm arası bir değerle tanımlanır. Bu değer ne kadar yüksek olursa o kadar iyi.&#8221;</em></strong></li>
</ul>
<p>Neye göre iyi? Hangi açıdan iyi? Kaça kadar iyi? Empedans düştükçe kulaklığın bağlı olduğu cihazı daha çok &#8220;yoracağını&#8221; söylemek mümkün olabilir, ama yüksek empedanslar da ses seviyesinin düşmesine sebep olur. Cihazın özelliklerine uygun değerde kulaklık alınması önerilseydi bence en iyisi olurdu. (<a title="Ohm" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Ohm" target="_blank">Ohm</a>&#8216;un tanımındaki absürdlüğe ise hiç girmiyorum. Ohm sadece direnç belirtir, enerji ve çekim gücü belirtmez).</p>
<p>Sonuç olarak gene özensiz bir teknoloji haberciği ile karşı karşıyayız. Bu cins bir yazı için biraz ayrıntılı araştırma yapılmalıydı, hatta buna ek olarak, kulaklık kullanımının olası sağlık riskleri ile ilgili de bilgilendirme yapmak için çok iyi bir fırsatı da kaçırmışlar diyebilirim.</p>
<p>Müzik dolu günler dilerim.</p>
<p><em>Resimler: Wikimedia commons ve <a title="Linke git" href="http://www.headphone.com" target="_blank">www.headphone.com</a></em></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yalansavar.wordpress.com/729/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yalansavar.wordpress.com/729/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yalansavar.wordpress.com/729/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yalansavar.wordpress.com/729/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/yalansavar.wordpress.com/729/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/yalansavar.wordpress.com/729/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/yalansavar.wordpress.com/729/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/yalansavar.wordpress.com/729/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yalansavar.wordpress.com/729/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yalansavar.wordpress.com/729/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yalansavar.wordpress.com/729/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yalansavar.wordpress.com/729/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yalansavar.wordpress.com/729/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yalansavar.wordpress.com/729/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=729&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yalansavar.org/2012/03/06/kulagima-gelenler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		<georss:point>0.000000 0.000000</georss:point>
		<geo:lat>0.000000</geo:lat>
		<geo:long>0.000000</geo:long>
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/92f0aab9095bca1dfc2b86deef4d1b1d?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ilkayuzun</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/03/320px-headphones-sennheiser-hd555.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">320px-Headphones-Sennheiser-HD555</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/03/inearheadphones.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Kulak yoluna yerleşenler (earbud)</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/03/headphonesbehindneck.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Kulak kepçesi üzerine yerleşenler (supraaural)</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/03/headphonesfullsize.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Kulağı kapatan modeller (circumaural)</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/03/480px-35mm_stereo_kabel.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">3,5mm_3 canlı kablo</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Yeni ürüne dikkat!</title>
		<link>http://yalansavar.org/2012/03/01/yeni-urune-dikkat/</link>
		<comments>http://yalansavar.org/2012/03/01/yeni-urune-dikkat/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Mar 2012 22:41:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nalincikeseri</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Dışı İddialar (Pseudoscience)]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji, Internet ve Bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[Tıp ve Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Şirket ve Ürünler]]></category>
		<category><![CDATA[elektromanyetik]]></category>
		<category><![CDATA[radyasyon]]></category>
		<category><![CDATA[telefon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yalansavar.org/?p=687</guid>
		<description><![CDATA[Sabah gazetesinde bilgisayarlardan yayılan elektromanyetik radyasyonun zararlarını önleyen bir üründen bahsediyordu. PulseClean adı verilen bu ürünün Amerika&#8217;da ödül aldığı gibi şeyler yazıyordu haberde  (burada linki verip gereksiz ilgiyi arttırmak istemiyorum.) İçinde elektromagnetik radyasyon ve zararları geçen bir ürün haberi hemen kaşımın kalkmasına sebep oldu. Çabuk bir Google araması sonucunda bu ürünü satan bir iki siteye [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=687&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sabah gazetesinde bilgisayarlardan yayılan elektromanyetik radyasyonun zararlarını önleyen bir üründen bahsediyordu. PulseClean adı verilen bu ürünün Amerika&#8217;da ödül aldığı gibi şeyler yazıyordu haberde  (burada linki verip gereksiz ilgiyi arttırmak istemiyorum.) İçinde elektromagnetik radyasyon ve zararları geçen bir ürün haberi hemen kaşımın kalkmasına sebep oldu. Çabuk bir Google araması sonucunda bu ürünü satan bir iki siteye rastladım. Türkiye&#8217;de de açacaklar herhalde ama siteleri çalışmıyor.</p>
<p>Neyse, ABD&#8217;de ve Japonya&#8217;da bu ürünü satan web sitelerini gezindim. Her iki site de hiç bir işe yaramayan bir ürünü satıyor gibi görünüyorlar. Her iki sitede negatif iyonlar, statik elektrik, patenli, ödüllü gibi kulağa bilimsel gelen kelimelerle pazarlama yapıyorlar. Bunlar hiç bir işe yaramayan para tuzağı ürünler satanların çok klasik taktikleri aslında.</p>
<p><span id="more-687"></span>ABD&#8217;de kurulu olan site sözde bir test raporu yayınlamış sitesinde ama</p>
<ul>
<li>ne raporu kimin hazırladığı</li>
<li>ne deneylerin nasıl yapıldığı</li>
<li>ne de kimler tarafından bu deneylerin tekrarlandığı ve sonuçlarının onaylandığı</li>
</ul>
<div id="attachment_699" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/03/goldaward.jpg"><img class="size-medium wp-image-699  " style="border-color:black;border-style:solid;border-width:1px;" title="goldaward" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/03/goldaward.jpg?w=300&h=231" alt="" width="300" height="231" /></a><p class="wp-caption-text">Ürünün aldığı iddia edilen ödül sertifikası.</p></div>
<p>var raporun üzerinde. Yine aynı sitede üzerinde  &#8221;Gold International Award Invention Convention 1997&#8243; yazan bir sertifika fotoğrafı var. Böyle bir ödül ile ilgili aramalarım hep uyduruk ürünler satan firmaların sayfalarına ulaştırdı beni.</p>
<p>Bu ürünün, Sabah gazetesinde haber olduğuna göre, birkaç hafta ya da ay içinde  ülkemizde satılmaya başlamasını bekliyorum. Hele Sabah&#8217;ın haberi Türkiye&#8217;deki otoritelrinde bu ürüne bilimsel destek verdiğini iddia etmesi kesin talebi arttıracaktır. Tabi kim bu bilimsel otoriteler, ne gibi deneyler yapılmış, sonuçlar ne, hangi uluslarası saygın bilimsel yayınlarda yayınlamış bu araştırmalar, bunlardan haberimiz yok.</p>
<p>Araştırmalarla ilgili bir bilgiye ulaşamadığımdan bu ürünle ilgili verilen bütün bilgiler yanlıştır demeyeceğim ama iddiaların üzerinde duracağı bir temel yok, ürünü satan siteler hızla para kazanmak isteyen siteler görüntüsündeler, iddialar bilimle pek ilgilenmeyenlerin kafasını kurcalaycak kadar bilimsel kelimelerle dolu ama tamamen içleri boş. Bu nedenle bu ürün Türkiye&#8217;de satışa çıkarsa şüpheyle yaklaşın ve almayı düşünecekseniz de düzgün araştırın.</p>
<p>Ben almayacağım&#8230;..</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yalansavar.wordpress.com/687/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yalansavar.wordpress.com/687/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yalansavar.wordpress.com/687/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yalansavar.wordpress.com/687/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/yalansavar.wordpress.com/687/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/yalansavar.wordpress.com/687/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/yalansavar.wordpress.com/687/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/yalansavar.wordpress.com/687/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yalansavar.wordpress.com/687/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yalansavar.wordpress.com/687/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yalansavar.wordpress.com/687/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yalansavar.wordpress.com/687/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yalansavar.wordpress.com/687/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yalansavar.wordpress.com/687/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=687&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yalansavar.org/2012/03/01/yeni-urune-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<georss:point>38.424832 27.136427</georss:point>
		<geo:lat>38.424832</geo:lat>
		<geo:long>27.136427</geo:long>
		<media:thumbnail url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/03/photo-51.jpg?w=150" />
		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/03/photo-51.jpg?w=150" medium="image">
			<media:title type="html">Photo 51</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/563f87e34d12aa10cce04d7224b39575?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">nalincikeseri</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/03/goldaward.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">goldaward</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Bir Mamut Gördüm Sanki!</title>
		<link>http://yalansavar.org/2012/02/27/bir-mamut-gordum-sanki/</link>
		<comments>http://yalansavar.org/2012/02/27/bir-mamut-gordum-sanki/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Feb 2012 16:12:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Serdar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Asılsız Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim Haberciliği]]></category>
		<category><![CDATA[Yanıltıcı Fotoğraf ve Videolar]]></category>
		<category><![CDATA[Mamut]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[NTV]]></category>
		<category><![CDATA[steven novella]]></category>
		<category><![CDATA[video]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yalansavar.org/?p=674</guid>
		<description><![CDATA[Medyamız sağolsun, bize malzeme bol. Bu sefer savacağımız yalan yurtdışı kaynaklı. Ama gene döndük bizim medyamızın bilim (!) haberciliği adı altında saçmalamasına. Diğer medya organlarında da çıktı haber ama ben inatla NTV üzerinden gidiyorum, daha önce de yazdığım gibi, bizim kendilerinden beklentimiz daha kaliteli bir yayıncılık ve habercilik anlayışı. Ayrıca bizi dinlemediklerini ve okumadıklarını bildiğimiz [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=674&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Medyamız sağolsun, bize malzeme bol. Bu sefer savacağımız yalan yurtdışı kaynaklı. Ama gene döndük bizim medyamızın bilim (!) haberciliği adı altında saçmalamasına. Diğer medya organlarında da çıktı haber ama ben inatla NTV üzerinden gidiyorum, daha önce de yazdığım gibi, bizim kendilerinden beklentimiz daha kaliteli bir yayıncılık ve habercilik anlayışı. Ayrıca bizi dinlemediklerini ve okumadıklarını bildiğimiz için arkalarından sallayabiliyoruz <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Konumuz mamutlar. Ya da bir mamut. Zavallı hayvancağız insanlıktan kaçtığı binlerce yıllık serüveninden sonra en sonunda yakalanmış. İnanmadınız mı? İşte su götürmez kanıt! Mamutumuzu videoya çekmişler&#8230; <a href="http://www.ntvmsnbc.com/id/25321073/" target="_blank">Haber NTV&#8217;den</a>:</p>
<p><span id="more-674"></span></p>
<blockquote>
<h1>UFO&#8217;lardan sonra şimdi de mamutlar</h1>
<h2>İngiltere’nin The Sun gazetesinde yayımlanan bir video, bilim dünyasını şaşkına çevirdi. Sibirya’nın Çukotka Özerk Okrug bölgesinde geçtiğimiz yaz bir mühendisin çektiği görüntülerde, dört bin yıl önce neslinin tükendiği kabul edilen bir mamut görülüyor. Uzmanlar, görüntünün doğruluğunu araştırdı.</h2>
</blockquote>
<p>Aslında Yalansavar olarak analizimizi burada kesebiliriz bile. Çünkü haber kaynağımız The Sun gazetesi, yani İngiltere&#8217;nin önemli &#8216;tabloid&#8217; basın organlarından birisi. <a href="http://www.thesun.co.uk/sol/homepage/news/4116326/Woolly-mammoth-spotted-in-Siberia.html" target="_blank">Oradan alınan haberin</a> NTV&#8217;nin Bilim köşesine nasıl girdiği ayrı bir konu. Neyse, &#8216;<a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Ad_hominem" target="_blank">ad hominem</a>&#8216; yapmayalım, analizimize devam edelim.</p>
<p>En çok takıldığım kısım, &#8216;bilim dünyasını şaşkına çevirdi&#8217; kısmı. Nasıl yani? Şaşkına dönen bilim insanının ismini istiyoruz NTV&#8217;den. The Sun bile bu kadar iddialı değil.</p>
<p>Konuyla ilgili Steven Novella&#8217;nın şu<a href="http://theness.com/neurologicablog/index.php/a-living-mammoth/" target="_blank"> yazısını</a> da inceleyebilirsiniz. Buradan güzel bir alıntı yapayım;</p>
<blockquote><p>&#8220;&#8230;Bu görüntüleri 12 yaşındaki kızıma gösterdim, hiçbir açıklamaya yapmadanne gördüğünü sordum. Kızım tereddüt ve şüphe içermeyen bir şekilde bunun bir ayı olduğunu söyledi&#8230;&#8221;</p></blockquote>
<p>Çok fazla karşı iddia sıralamaya gerek yok. Bir kısmını, hakkını yemeyelim, NTV de aktarmış. Ama en önemli detayı kaçırmamak lazım. Steven Novella&#8217;nın da bahsettiği gibi, mamutların halen hayatta olması çok mümkün değil. Çünkü bir canlının birkaç bin yıldır neslini sürdürebilmesinden bahsetmek için en iyi ihtimalle 2000 üyesinin varolması gerekiyor. Sözkonusu olan canlı yeraltında yaşayan bir böcek olsaydı neyse. Ama dünyanın herhangi bir yerinde yüzlerce ya da binlerce mamut olsaydı bunu muhtemelen farkederdik. Benzer bir durum koca ayak için de geçerli.</p>
<p>Hadi yaşadı diyelim. mucizevi bir şekilde insanlardan saklanmayı başardılar. Dolaştıkları yerlerde bir kanıt bırakmazlar mı? Bir kemik, kafatası, diş&#8230; Hadi onları da mamutların varlığından haberdar olmamızı istemeyen komplocular saklıyor. Kayıtların biraz daha inandırıcı olması gerekmez mi?</p>
<p>Toplamda on saniye civarında bir kayıt var. Epey bulanık bir görüntü olmasının yanısıra, kendinizi çekimi yapan kişinin yerine koyun. Bir mamut gördünüz. 10 saniyeyle yetinir misiniz? Biraz daha yakından çekmek istersiniz, takip edersiniz, bir kanıt ararsınız.</p>
<p>Neyse, lafı uzatmaya gerek yok.</p>
<p>Önce şu video&#8217;yu inceleyelim (tamamını izlemeye gerek yok, çünkü bu sadece &#8216;uydurma&#8217; videonun arka planı):</p>
<span style="text-align:center; display: block;"><a href="http://yalansavar.org/2012/02/27/bir-mamut-gordum-sanki/"><img src="http://img.youtube.com/vi/D9Qsdxye6Yc/2.jpg" alt="" /></a></span>
<p>Bu video da uydurma ve arkaplan videolarının karşılaştırmalı analizi:</p>
<span style="text-align:center; display: block;"><a href="http://yalansavar.org/2012/02/27/bir-mamut-gordum-sanki/"><img src="http://img.youtube.com/vi/nF_INXRNJXA/2.jpg" alt="" /></a></span>
<p>Bir yalan haber analizini daha bitirdik. Birazcık araştırmayla (Youtube üzerinden &#8216;wooly mammoth hoax&#8217; diye aradım) neler bulunuyor değil mi sayın NTV haber editörleri&#8230;</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yalansavar.wordpress.com/674/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yalansavar.wordpress.com/674/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yalansavar.wordpress.com/674/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yalansavar.wordpress.com/674/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/yalansavar.wordpress.com/674/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/yalansavar.wordpress.com/674/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/yalansavar.wordpress.com/674/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/yalansavar.wordpress.com/674/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yalansavar.wordpress.com/674/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yalansavar.wordpress.com/674/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yalansavar.wordpress.com/674/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yalansavar.wordpress.com/674/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yalansavar.wordpress.com/674/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yalansavar.wordpress.com/674/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=674&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yalansavar.org/2012/02/27/bir-mamut-gordum-sanki/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
	
		<media:thumbnail url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/02/320px-woolly_mammoth-rbc.jpg?w=150" />
		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/02/320px-woolly_mammoth-rbc.jpg?w=150" medium="image">
			<media:title type="html">320px-Woolly_Mammoth-RBC</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/4b2419ee2c82b6997dc822a871135a8d?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">sbasegmez</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>&#8216;Yeni&#8217; Mexico, Eski Zihniyet: UFO birlikleri, hücum!</title>
		<link>http://yalansavar.org/2012/02/24/yeni-mexico-eski-zihniyet-ufo-birlikleri-hucum/</link>
		<comments>http://yalansavar.org/2012/02/24/yeni-mexico-eski-zihniyet-ufo-birlikleri-hucum/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Feb 2012 11:17:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zamanusta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Dışı İddialar (Pseudoscience)]]></category>
		<category><![CDATA[Yanıltıcı Fotoğraf ve Videolar]]></category>
		<category><![CDATA[Amerikan Donanması]]></category>
		<category><![CDATA[ufo]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yalansavar.org/?p=661</guid>
		<description><![CDATA[Dün itibariyle Türkiye&#8217;deki haber sitelerine düşen, &#8220;EN NET UFO GÖRÜNTÜSÜ&#8221; yalanını savmak için toplanmış bulunuyoruz! Ey güzel insanlık&#8230; Ey güzel gazeteciler&#8230; Ey sevgili, değerli, basın mensubu arkadaşlarım. Reyting kaygısına eyvallah. Evet, sizler ayakta kalmak zorunda olan ticari kuruluşlarsınız. Hayatlarınızı o işle kazanıyorsunuz. Bizler ise gönüllü yazıyoruz. Sizinle aramızda böyle bir fark var. Ama bak, bizim [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=661&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dün itibariyle Türkiye&#8217;deki haber sitelerine düşen, &#8220;EN NET UFO GÖRÜNTÜSÜ&#8221; yalanını savmak için toplanmış bulunuyoruz!</strong></p>
<p>Ey güzel insanlık&#8230; Ey güzel gazeteciler&#8230; Ey sevgili, değerli, basın mensubu arkadaşlarım.</p>
<p>Reyting kaygısına eyvallah. Evet, sizler ayakta kalmak zorunda olan ticari kuruluşlarsınız. Hayatlarınızı o işle kazanıyorsunuz. Bizler ise gönüllü yazıyoruz. Sizinle aramızda böyle bir fark var.</p>
<p>Ama bak, bizim şimdiki yazımız da reyting alacak. Yani, aslına bakarsanız, sorumlu gazetecilik anlayışıyla haber yapsanız da oldukça fazla tık alabilirsiniz ve eğlendirebilirsiniz de. Tıpkı bilimin de sözdebilimler kadar heyecanlı, muhteşem detaylar sunabildiği gibi&#8230;  Hem bir farkınız da olur.</p>
<p>Sizlerin dün Türk halkına &#8220;EN NET UFO GÖRÜNTÜSÜ&#8221; diye sunduğunuz görüntü, bizlerin kanını dondurdu. Çok ağladık, üzüldük (!).</p>
<p>Şimdi biz hepinizin geçtiği, muhtemelen ajans haberi olan ya da birbirinizden kopyaladığınız bu haberi önce bir aynen verelim:</p>
<p><span id="more-661"></span></p>
<blockquote><p>Amerika&#8217;nın Nex Mexico eyaletine bağlı Roswell kentinde çekilen UFO görüntüsü, herkesi şoke etti. Bu görüntü Şubat ayının ilk günlerinde yoldan otomobiliyle geçen bir sürücünün amatör kamerasıyla çekildi. İlk bakışta uçağa benzeyen ancak yaklaştıkta uçak değil de bir UFO&#8217;yu andıran hava aracı bilinmeyen bir noktaya iniş yaptı. Sürücü şaşkınlık içinde çektiği görüntünün ardından &#8220;bu görüntüyü ben arabamla giderken kendi kameramla çektim&#8221; açıklamasını yaptı. Paylaşım sitesi youtube&#8217;da onbinlerce kez izlenen görüntü, bugüne kadar kaydedilen en net UFO görüntüsü olarak başlıklandırıldı.</p>
<span style="text-align:center; display: block;"><a href="http://yalansavar.org/2012/02/24/yeni-mexico-eski-zihniyet-ufo-birlikleri-hucum/"><img src="http://img.youtube.com/vi/Ux7UtPLCw3A/2.jpg" alt="" /></a></span></blockquote>
<p>Gelelim videomuza.</p>
<p><strong>1.</strong> Bu kadar net, büyük, farkedilir düzeyde uzun bir süre var olan bu büyük cisme ait başka hiçbir fotoğraf ve video bulunmaması anlamlı değildir. Şehir ve fabrika yapılanmalarının olduğu görülen bir sahada başka hiçkimsenin şahitliği olmaması enteresandır.</p>
<p><strong>2.</strong> Videoyu çeken kimselerin aracı gördükten sonra konumlarını korumak ve görüntü almak yerine sürekli bir hareket içerisinde olmaları ve durmak için belli bir konuma kadar gelmeleri rasyonel değildir. Bu kadar olağanüstü bir cismi görüntülerken, onun ne zaman gözden kaybolacağı bilinemeyeceği için konumu korumak akla daha yatkındır. Ancak niçin konumlarını korumadıklarını zaten sıradaki 5. maddemizde anlayacağız.</p>
<p><strong>3.</strong> Belki biraz zorlama olacak ancak bu tip olaylarla adı çıkmış olan New Mexico çöllerden müteşekkil olup videoda görünen bitki örtüsüne sahip olması çok zordur. Zira New Mexico&#8217;nun büyük bir kısmı dağlar ve çöllerden oluşur. Ağaçlık olan bölgeleri olsa bile 31 ve 37 Kuzey enlemleri arasında yer alan New Mexico&#8217;da ağaçların böyle bir bedbaht görüntüye sahip olacağını söylemek zor. Videoda görünen düzlüklerde New Mexico&#8217;nun kuru ve sıcak havası hakimdir.  Yine de muhteşem bir iklimbilimci ve coğrafyacı olduğumu iddia edemeyeceğim.</p>
<p><strong>4.</strong> Videodaki bir detay görüntünün bir hologram olduğunu ortaya koyuyor: 34. saniyede fabrika camından yansıyan gökyüzü görüntüsünde cismimize rastlayamıyoruz. Ancak yine de görüntü kalitesiz olduğundan yanılma payımızı saklı tutalım.</p>
<p><strong>5.</strong> Ve işte işin bomba yanı: UFO&#8217;muz UFO olmaktan çıkmış, çünkü ABD Donanması&#8217;na ait!</p>
<p><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/02/navylogo.jpg"><img class="size-full wp-image-663 alignnone" title="navylogo" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/02/navylogo.jpg?w=519" alt=""   /></a></p>
<p>Zaten aracın arkasında yanıp sönen strobe light olması da birilerinin bu videoyu tamamen dalga geçmek amacıyla ürettiği (belki de bir reklam kampanyası ya da kısa filmdir) ancak kendilerine ADG (Alien Disclosure Group) adını veren UFO meraklısı grubun bunu malzeme yaptığına işaret. (Bu ışık, uluslararası anlaşmalarla sivil ve askeri uçaklarda farklı kural ve koşullara tabi olmak üzere hava araçlarında bulundurulmak zorunda olan ışıklardır. Hani şu gökyüzünde sivil bir uçak gördüğümüzde yanıp söndüğünü farkettiğimiz sinyalizasyon ışıkları.)</p>
<p>Birilerinin ne için yapmış olduğu pek de mühim değil&#8230;</p>
<p>Ama dedim ya sevgili basın mensupları: Garip başlıklar atıp, ilginç şeyler yazmadan önce biraz aklın süzgecinden geçirin.</p>
<p><strong>&#8220;Düşünmek iyidir.&#8221;</strong></p>
<h2>Haberi yayınlamış olan bir takım haber mecraları:</h2>
<p>Sabah Gazetesi, <a href="http://www.sabah.com.tr/Dunya/2012/02/23/en-net-ufo-goruntusu" target="_blank">http://www.sabah.com.tr/Dunya/2012/02/23/en-net-ufo-goruntusu</a><br />
Gazete5, <a href="http://www.gazete5.com/haber/en-net-ufo-goruntusu-son-dakika-haberleri-195182.htm" target="_blank">http://www.gazete5.com/haber/en-net-ufo-goruntusu-son-dakika-haberleri-195182.htm</a></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yalansavar.wordpress.com/661/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yalansavar.wordpress.com/661/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yalansavar.wordpress.com/661/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yalansavar.wordpress.com/661/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/yalansavar.wordpress.com/661/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/yalansavar.wordpress.com/661/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/yalansavar.wordpress.com/661/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/yalansavar.wordpress.com/661/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yalansavar.wordpress.com/661/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yalansavar.wordpress.com/661/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yalansavar.wordpress.com/661/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yalansavar.wordpress.com/661/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yalansavar.wordpress.com/661/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yalansavar.wordpress.com/661/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=661&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yalansavar.org/2012/02/24/yeni-mexico-eski-zihniyet-ufo-birlikleri-hucum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:thumbnail url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/02/navylogo.jpg?w=150" />
		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/02/navylogo.jpg?w=150" medium="image">
			<media:title type="html">navylogo</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/bfb456597461948b83da1957d6ba659c?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">zamanusta</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/02/navylogo.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">navylogo</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Ekin Çemberleri</title>
		<link>http://yalansavar.org/2012/02/22/ekin-cemberleri/</link>
		<comments>http://yalansavar.org/2012/02/22/ekin-cemberleri/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 2012 14:18:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nalincikeseri</dc:creator>
				<category><![CDATA[Popüler Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Tuhaf Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[ekin çemberi]]></category>
		<category><![CDATA[ufo]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://yalansavar.wordpress.com/?p=633</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazıyı aslında çok önce kendi blogumda yayınlamıştım. Ancak sevgili Işıl&#8217;a yakın zamanlarda bir yazı asacağıma söz vermiş olup ta sözünde duramamış olmanın getirdiği yükle hadi bari dedim en çok tık alan eski yazılardan birini buraya asayım dedim. Ancak bir de youtube&#8217;de 1991 yılında yapılan bir belgeselden küçük bir alıntıyı Türkçeleştirip buraya koymaya karar verdim. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=633&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_833" class="wp-caption aligncenter" style="width: 500px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/02/silbury_large_09.jpg"><img class="size-full wp-image-833" title="silbury_large_09" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/02/silbury_large_09.jpg?w=519" alt=""   /></a><p class="wp-caption-text">Kaynak:Wikipedia</p></div>
<p>Bu yazıyı aslında çok önce kendi blogumda yayınlamıştım. Ancak sevgili Işıl&#8217;a yakın zamanlarda bir yazı asacağıma söz vermiş olup ta sözünde duramamış olmanın getirdiği yükle hadi bari dedim en çok tık alan eski yazılardan birini buraya asayım dedim. Ancak bir de youtube&#8217;de 1991 yılında yapılan bir belgeselden küçük bir alıntıyı Türkçeleştirip buraya koymaya karar verdim. Önce yazı sonra video….</p>
<p>Bir çok aldatmaca içerisinde sanırım en keyiflisi olan -aldatmacanın keyiflisi olur mu diye sormayın &#8211; ekin çemberleri bence. Görsel bir şölen olan ekin çemberleri buğday, mısır, çavdar, arpa gibi ekinlerin ezilmesi ile oluşturulmuş şekiller.</p>
<p>İlk olarak iki İngiliz&#8217;in 1970&#8242;lerin sonlarında UFO meraklılarını oltaya getirmek amacı ile başlattığı ekin çemberi yapma çılgınlığı bugün birçok ülkeyi sarmış durumda. Doug Bower ve Dave Chorley isimli iki İngiliz 1976 yılında bir barda alelerini yudumlarken akıllarına gelen ekin çemberleri yaratma fikrini tam 15 yıl başarı ile uygulamışlar. UFO&#8217;lara ilişkin haberlerin çok sık gündeme gelmesi nedeni ile UFO meraklılarını kandırmanın eğlenceli olacağını düşünen iki İngiliz ilk olarak basit şekillerle başlamışlar. İlk eserlerini yaratmak sadece bir kaç dakikalarını almış. Eserleri önceleri fark edilmeyen Bower ve Chorley bu kandırmacalarından vazgeçmek üzereyken UFO meraklılarının oltaya takılmaları üzerine bu eğlenceli sanat formuna devam etmeye karar vermişler. Bunun üzerine kandırmacalarını daha ileri götürmek için karmaşık şekilleri yaratmaya başlamışlar.<span id="more-633"></span></p>
<div id="attachment_625" class="wp-caption alignright" style="width: 310px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/02/crop_circles_swirl.jpg"><img class="size-medium wp-image-831" title="crop_circles_swirl" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/02/crop_circles_swirl.jpg?w=300&h=227" alt="" width="300" height="227" /></a><p class="wp-caption-text">Kaynak: Wikipedia</p></div>
<p>Ekin çemberlerinin fark edilmesi ile beraber insan eli ile yapılmadıklarına, rüzgardaki vortekslerin ya da yıldırımların ekin çemberlerinin oluşumuna neden olduğu yolunda araştırmalar yayımlanmış. UFO&#8217;ların ekin çemberlerinde rolü olduğunu iddia edenler hatta UFO&#8217;ları ekin çemberleri yaparken gördüklerini iddia edenler de mevcut. Tabi biliminsanlarının bu iddiların doğruluğuna dair kanıt bulamadıklarını hatta iddia edilen kanıtların kesin kandırmacalar olduğunu söylediklerini belirtmek lazım.</p>
<p>Ekin çemberlerinin insan eli ile yapıldığını söyleyen biliminsanlarının Cerealogist&#8217;leri -Mısır gevreği bilimci ya da tahıl bilimci <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  &#8211; memnun etmedikleri bir gerçek. Oksimoronik bir şekilde kendilerine &#8220;İnsan eli ile yaratılmamış ekin çemberleri fenomenin fizik ve metafiziğine ilişkin bilimsel araştırma&#8221; gibi isimler veren hatta kendilerini biliminsanlarının eşsiz ukalalıkları ile mücadele ederek ekin çemberleri konusunda gerçekleri araştırmaya adamış organizasyonlar mevcut. Occam&#8217;ın Usturasından habersiz gibi görünen Cerealogist&#8217;ler ekin çemberlerini nasıl oluşturduklarını anlatan çember sanatçılarının sadece çok az sayıda ekin çemberinden sorumlu olduklarını iddia ediyorlar.</p>
<p>Doug Bower geceleri evden uzun sürelerle kayboluşunu eşi Ilene&#8217;e açıklayamaz noktaya gelince 1991&#8242;de ekin çemberlerini nasıl yaptıklarını dünyaya açıklamasına rağmen ekin çemberleri hala ilgi çeken sözde bilimsel araştırmaların yapıldığı bir konu. Oysa internette ekin çemberlerinin nasıl yapılacağına, hatta nasıl kozmik bir his verileceğine, meteor ya da UFO görünümü vermek için neler yapılması gerektiğine yönelik öneriler veren web siteleri dahi mevcut.</p>
<p>Ekin çemberlerinin, bizlerle iletişim kurmak isteyen uzaylıların bize mesajları ya da modern bilimin ancak açıklayabildiği doğal olaylar olması iki muzip adamın başlattığı bir kandırmaca olmasından çok daha heyecan verici olurdu şüphesiz ama kandırmacayada kandırmaca demeyi bilmek gerekli.</p>
<p>Doug Bower ve Dave Chorley biz yaptık derken Wessex Skeptics Topluluğu üyeleri biz de yapmıştık herkes te kanmıştı diyor videoda. <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Occam's_razor">Occam&#8217;ın  Usturas</a>ı ne sonuca varmamızı gerektiriyor sizce?</p>
<span style="text-align:center; display: block;"><a href="http://yalansavar.org/2012/02/22/ekin-cemberleri/"><img src="http://img.youtube.com/vi/jp2W_CfIR38/2.jpg" alt="" /></a></span>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yalansavar.wordpress.com/633/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yalansavar.wordpress.com/633/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yalansavar.wordpress.com/633/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yalansavar.wordpress.com/633/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/yalansavar.wordpress.com/633/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/yalansavar.wordpress.com/633/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/yalansavar.wordpress.com/633/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/yalansavar.wordpress.com/633/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yalansavar.wordpress.com/633/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yalansavar.wordpress.com/633/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yalansavar.wordpress.com/633/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yalansavar.wordpress.com/633/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yalansavar.wordpress.com/633/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yalansavar.wordpress.com/633/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=633&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yalansavar.org/2012/02/22/ekin-cemberleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<georss:point>38.424832 27.136427</georss:point>
		<geo:lat>38.424832</geo:lat>
		<geo:long>27.136427</geo:long>
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/563f87e34d12aa10cce04d7224b39575?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">nalincikeseri</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/02/silbury_large_09.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">silbury_large_09</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/02/crop_circles_swirl.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">crop_circles_swirl</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Gıda Alerjisi, Gıda İntoleransı ve Gerçekler</title>
		<link>http://yalansavar.org/2012/02/19/gida-alerjisi-gida-intoleransi-ve-gercekler/</link>
		<comments>http://yalansavar.org/2012/02/19/gida-alerjisi-gida-intoleransi-ve-gercekler/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Feb 2012 16:53:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ilkayuzun</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tıp ve Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yiyecek ve İçecekler]]></category>
		<category><![CDATA[alerji]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[gıda alerjisi]]></category>
		<category><![CDATA[intolerans]]></category>
		<category><![CDATA[york testı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yalansavar.org/?p=569</guid>
		<description><![CDATA[İnternette takip ettiğim sayfalar arasında gezerken bir makale ile karşılaştım (1). Bu makale, yurdumuzda da son zamanda popüler olan &#8220;gıda intolerans testleri&#8221; ile ilgiliydi. Çevremde bir çok kişinin bu testi yaptırdığını ya da yaptırmak istediğini biliyordum. Bunun üzerine merak ettim, acaba bu gıda intolerans testlerinin iddiaları neydi ve bu iddialar tıbbi gerçeklerle ne kadar örtüşüyordu? [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=569&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnternette takip ettiğim sayfalar arasında gezerken bir makale ile karşılaştım (1). Bu makale, yurdumuzda da son zamanda popüler olan &#8220;gıda intolerans testleri&#8221; ile ilgiliydi. Çevremde bir çok kişinin bu testi yaptırdığını ya da yaptırmak istediğini biliyordum. Bunun üzerine merak ettim, acaba bu gıda intolerans testlerinin iddiaları neydi ve bu iddialar tıbbi gerçeklerle ne kadar örtüşüyordu? Acaba burada Yalansavar&#8217;a bir görev düşer miydi?</p>
<p><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/02/strawberries.jpg"><img class="wp-image-613 alignright" title="strawberries" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/02/strawberries.jpg?w=245&h=182" alt="Lezzetli görünüyor; değil mi?" width="245" height="182" /></a></p>
<p>Gıda alerjileri sonucu ortaya çıkan reaksiyonları tetikleyen bazı bağışıklık sistemi elemanları var. Bunlara “immunoglobulin” adı veriliyor. “<strong>Ig</strong>” ön eki ile belirtilen bu kan proteinleri, akyuvarlar tarafından oluşturulan antikorlara ve bağışıklık sistemine (immün sisteme) vücuttaki zararlı maddeleri (örn bakteriler, virüsler vb) nötralize ederken yardımcı oluyor. Bu antikorlar, vücutta düşman kabul edilen yapılardaki antijen denilen molekülleri tanıyor, sözkonusu yapıyı düşman olarak işaretliyor ve vücut savunma sistemi tarafından yokedilmesini sağlıyor. Alerjik reaksiyonlar eğer “immünoglobulin E” (<strong>IgE</strong>) denilen kan proteini etkisiyle başlarsa hemen ortaya çıkıyor ve (şiddetli bir alerjik reaksiyon olan anafilaksi tablosu dahil olmak üzere) aniden ortaya çıkan gıda alerjisi belirtilerinin görülme sebebi oluyorlar. Ani gıda alerjisi belirtileri kızarma, kaşıntı, hapşırma, kusma ve boğazda şişkinlik olabiliyor. Alerjik reaksiyonlar <strong>IgE</strong> dışındaki bir bağışıklık sistemi elemanı etkisi ile başlarsa, bu sefer gecikmiş bölgesel ve genel belirtiler görülüyor. Bölgesel reaksiyona örnek olarak <a title="Temas egzaması" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Dermatit#Temas_egzamas.C4.B1" target="_blank">kontakt dermatit</a> denen deri reaksiyonlarını, genel reaksiyona örnek olarak da <a title="Çölyak nedir?" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87%C3%B6lyak_hastal%C4%B1%C4%9F%C4%B1" target="_blank">Çölyak hastalığını</a> verebiliriz.<span id="more-569"></span></p>
<p>İntolerans ise vücudun belli maddeleri metabolize edemediği, bu maddeleri uzaklaştıramadığı, tabiri caizse “kaldıramadığı” durumu anlatıyor. İntolerans oluşum mekanizmasında alerjinin aksine bağışıklık sistemi yer <span style="text-decoration:underline;">almıyor</span> ve intolerans ile alerjiden daha sık karşılaşılıyor. Hep duyduğumuz laktoz intoleransı (yanlış bilinen ismi ile süt alerjisi) gibi bazı enzim eksiklikleri, reflü hastalığı ve enfeksiyonlar gibi durumlar sonucu karşımıza çıkıyorlar, yani &#8220;intolerans&#8221; da çok değişik olayları tanımlamak için kullanılabilen genel bir isim.</p>
<p>Dönelim konumuza. İddiaya göre bazı gıdalardaki maddelerin yol açtığı intolerans vücudu bir tepki vermeye zorluyor ve bu tepkiler de bizi hasta ediyor(muş). Gıda intoleransını ölçtüğünü iddia eden testlerden birinin <a title="www.yorktest-tr.com" href="http://www.yorktest-tr.com/gida-intoleransi-nedir.php" target="_blank">web sayfasında</a>&#8220;<em>vücuda giren ve intolerans bulunan gıdalardaki proteinlere karşı vücut tarafından karşı tepki verildiği ve bunun da vücutta kilo almadan, birçok kronik rahatsızlığa kadar olumsuz etkilere yol açabileceği</em>&#8221; söyleniyor (2). Yine bu tip testlerin iddiasına göre gıda intoleransı, &#8220;<em>Şişmanlık, Kilo verememe, Migren, Akne, Nedeni bilinmeyen ödem, Gaz, Şişkinlik, Kronik yorgunluk, Kabızlık, Cilt problemleri (örn. sivilceler, kaşıntı nörodermatit, kronik egzama vs.), Romatizmalhastalıklar, Astım, İshal , Mide krampları, Depresyon, Uyku bozuklukları, Baş ağrısı, Solunum yolu hastalıkları, Kronik Farenjit, Sürekli nezle olma, Ağızda yaralar, Epigastrik Ağrılar, Crohn hastalığı, İrritabl Bağırsak Sendromu, Sık gribe yakalanma, Kronik burun akıntısı, OSB (Otistik Spektrum Bozukluğu), Sedef hastalığı, Nörodermatit, Ürtiker&#8230; gibi birçok hastalığa yol açabiliyor</em>&#8221; (2). Göreceğiniz üzere listede ne isterseniz var.</p>
<p>Neredeys<a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/02/blood_check.png"><img class="alignleft  wp-image-614" title="Blood_check" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/02/blood_check.png?w=69&h=69" alt="" width="69" height="69" /></a>e çözemediğiniz her türlü sağlık sorununda gıda intoleransını suçlayabilecek durumdasınız. Güzel değil mi? Bu ifadeler sağlık problemi yaşayan kişilere çok çekici geliyor olmalı&#8230; Peki, bu test nasıl bir test, nasıl çalışıyor? Basit bir kan testi ile gıda intoleransı belirlenebilir mi?</p>
<p>Gıda intolerans testlerinin en ünlüsü York Testi olarak da bilinen bir test. Testler genellikle parmak ucundan alınan bir parça kan ile yapılıyor. Bu testlerin fiyatları değişken, ama anlaşılan o ki bu testi yaptırmak istiyorsanız cebinizden 800 lira gibi bir para ayırmanız gerekiyor. Bu testi özellikle zayıflamaya çalışan kişiler yaptırıyor. Test sonucunda size bir gıda listesi verilerek bu gıdaları vücudunuzun “tolere edemediği” ve bu nedenle sağlığınızın da bozulduğu söyleniyor, siz de bu gıdalardan kaçınmaya çalışıyorsunuz. Toplumda gittikçe daha fazla kişinin<a title="www.washingtonpost.com/consumer-reports" href="http://www.washingtonpost.com/national/health-science/consumer-reports-food-allergies-are-not-rampant-and-they-can-change-over-time/2011/11/29/gIQAuXpcLQ_story.html" target="_blank"> kendinde gıda alerjisi olduğuna inandığı</a> günümüzde bu cins söylemlerin prim yapması gayet doğal (3).</p>
<p>Bu testler kanda <strong>IgG</strong> (<a title="Antikor" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Antikor" target="_blank">immünoglobulin</a> G) olarak adlandırılan proteinleri inceliyorlar. <strong>IgG</strong> molekülleri hücreler arasındaki ilişkileri yönlendiren moleküller. İşin ilginç yanı, vücutta <strong>IgG</strong> moleküllerinin bulunması aslında bir madde ile &#8220;karşılaşıldığına&#8221; işaret ediyor, yani gerçekte onlara karşı bir alerji ya da intolerans olduğunu göstermiyor. Hatta tam tersine <strong>IgG</strong> kullanarak hangi gıdalara toleransımızın olduğunun belirlenebileceğini söyleyen bilimsel çalışmalar bile var. Örneğin <a title="Pubmed link" href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/18951617" target="_blank">süt alerjisine karşı </a><a title="Pubmed link" href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/18951617" target="_blank"><em> (bu sefer gerçek süt alerjisi)</em> </a><a title="Pubmed link" href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/18951617" target="_blank">tedavi gören kişilerde <strong>IgG</strong> seviyeleri </a>yükseliyormuş (4).</p>
<p>Bu konuda çalışmalar halen devam etse de vücutta <strong>IgG</strong> varlığı ile hastalıkların görülmesi arasında net bir ilişki ortaya koyulamadığı için <strong>IgG</strong> testleri bugün bilimsel olarak tanı amaçlı <span style="text-decoration:underline;"><a title="Pubmed link" href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/15864086" target="_blank">kullanılmıyor</a></span> ve test sonuçları da tıbben anlamlı <span style="text-decoration:underline;"><a title="Pubmed link" href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/21109748" target="_blank">bulunmuyor</a></span> (5,6). <strong>IgG</strong> kan testleri hakkında yayınlanmış çeşitli <a title="British Medical Journal" href="http://gut.bmj.com/content/53/10/1459.abstract" target="_blank">makaleler</a> var, ancak bu makalelerin doğruluğu hakkında bilim çevrelerinde tartışmaların da devam <a title="British Medical Journal" href="http://gut.bmj.com/content/53/10/1459.abstract/reply#gutjnl_el_686" target="_blank">ettiğini</a> <a title="GUT" href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC1774875/" target="_blank">görüyoruz</a> (7,8). Konuyla ilgili ayrıntılı analizlere <a title="www.sciencebasedmedicine.org" href="http://www.sciencebasedmedicine.org/index.php/igg-food-intolerance-tests-what-does-the-science-say/)" target="_blank">şu sayfadan</a> ulaşabilirsiniz (10).</p>
<p>Sözkonusu intoleranslar bağışıklık sistemi ile ilişkili olmamalarına rağmen bu konuda bir bağışıklık sistemi testi ile sonuç alınabileceği<a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/02/rainbow_trout.png"><img class="alignright  wp-image-615" title="Rainbow_trout" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/02/rainbow_trout.png?w=300&h=300" alt="" width="300" height="300" /></a> yönündeki tanıtımlar bilimsel olmaktan uzak. Sonuçlar ve klinik hastalık arasında korelasyon eksikliği bulunması ve test sonucunda gereksiz yere bazı gıdalardan bilinçli olarak uzak kalınması riski sebebiyle bu testler zararlı bile olabilir. Elbette, sonuçlar kişiler için hiç de anlamlı olmayabiliyor. Örneğin, alabalıktan nefret eden bir kişiye bu balığa karşı intoleransı olduğunu söylemek çok anlamlı olmasa gerek. Bu bir bu şaka değil, hatta aynı kişiye çok az çerez tüketiyor olmasına rağmen kaju fıstığına intoleransı olduğu da söylenmiş. Bu kişinin test sonuçları karşısında düşüncesi dikkat çekici: “<a title="Bir YorkTest kullanıcısının yorumu" href="http://selgingb.wordpress.com/2011/08/02/york-test/" target="_blank">Muhteşem bünyem nasıl olmuştu da bu hemen hiç tüketmediğim besinlere karşı antikor üretmeyi başarmıştı anlamamıştım. Sonuç olarak, diyetten çıkaracağım bir şey yoktu, zayıflamak için bir sebep de çıkmamıştı.</a>” (11)</p>
<p>Sonuç olarak; mevcut bilimsel verilere dayanarak gıda intoleransının teşhis edilebilmesi için elimizde güvenilir ve doğrulanmış bir test <strong>olmadığını</strong> söyleyebiliriz. Görülen o ki bu testlerden anlamlı, bilimsel gerçeklere dayanan ve konu ile ilgili çalışan tıp kuruluşlarının da desteklediği anlamlı sonuçlar çıkmıyor. Bu sebeple ve olası zararları da düşünülerek dünya çapında alerji ve immünoloji dernekleri, gıda intoleransının tespiti amacı ile IgG testlerinin yapılmasını <span style="text-decoration:underline;">önermiyorlar</span>. Tıp alanında bir bilginin anlamlı olabilmesi için ise, tam tersine, konusunda otorite olmuş kuruluşların bir bilgiyi destekliyor ve öneriyor olması çok önemli. Bence şimdilik paranız cebinizde kalsın, konuyu iyi bilen uzman tıp doktorları ile (örneğin alerji immünoloji uzmanları gibi) konuşun ve siz siz olun, belirsizliklerin <span style="text-decoration:underline;">bulunmadığı</span> yöntemlere itibar edin.</p>
<p><strong><span style="text-decoration:underline;">Referanslar:</span></strong><br />
1. www.sciencebasedmedicine.org<br />
2. http://www.yorktest-tr.com/gida-intoleransi-nedir.php<br />
3. http://www.washingtonpost.com/national/health-science/consumer-reports-food-allergies-are-not-rampant-and-they-can-change-over-time/2011/11/29/gIQAuXpcLQ_story.html<br />
4. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/18951617<br />
5. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/15864086<br />
6. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/21109748<br />
7. http://gut.bmj.com/content/53/10/1459.abstract<br />
8. http://gut.bmj.com/content/53/10/1459.abstract/reply#gutjnl_el_686<br />
9. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC1774875/<br />
10. http://www.sciencebasedmedicine.org/index.php/igg-food-intolerance-tests-what-does-the-science-say/)<br />
11. http://selgingb.wordpress.com/2011/08/02/york-test/</p>
<p><em>(image credits: wikimedia commons)</em></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yalansavar.wordpress.com/569/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yalansavar.wordpress.com/569/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yalansavar.wordpress.com/569/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yalansavar.wordpress.com/569/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/yalansavar.wordpress.com/569/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/yalansavar.wordpress.com/569/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/yalansavar.wordpress.com/569/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/yalansavar.wordpress.com/569/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yalansavar.wordpress.com/569/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yalansavar.wordpress.com/569/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yalansavar.wordpress.com/569/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yalansavar.wordpress.com/569/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yalansavar.wordpress.com/569/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yalansavar.wordpress.com/569/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=569&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yalansavar.org/2012/02/19/gida-alerjisi-gida-intoleransi-ve-gercekler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
	
		<media:thumbnail url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/02/blood_check.png?w=128" />
		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/02/blood_check.png?w=128" medium="image">
			<media:title type="html">Blood_check</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/92f0aab9095bca1dfc2b86deef4d1b1d?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ilkayuzun</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/02/strawberries.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">strawberries</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/02/blood_check.png" medium="image">
			<media:title type="html">Blood_check</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/02/rainbow_trout.png" medium="image">
			<media:title type="html">Rainbow_trout</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Buzdolabındaki uzaylı</title>
		<link>http://yalansavar.org/2012/02/14/buzdolabinda-uzayli/</link>
		<comments>http://yalansavar.org/2012/02/14/buzdolabinda-uzayli/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 14 Feb 2012 09:44:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zamanusta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tuhaf Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[Yanıltıcı Fotoğraf ve Videolar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yalansavar.org/?p=588</guid>
		<description><![CDATA[Sebze sever misiniz? Ben severim&#8230; Ama bozuk sebzeye de dayanamam&#8230; Bozuk sebzeler çürüdükleri zaman bir garip oluyorlar. Rusya&#8217;da bir teyzemiz de bozuk sebzelerden güzel bir sanat icra etmiş ve onu kolları, kafası olan bir canlıya benzetmiş. Rusya garip bir yerdir ve mistik, gizemli şeyler insanların çok ilgisini çeker. Bunun Sovyetler Birliği dönemlerinde hakim olan materyalist [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=588&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sebze sever misiniz? Ben severim&#8230; Ama bozuk sebzeye de dayanamam&#8230; Bozuk sebzeler çürüdükleri zaman bir garip oluyorlar.</strong></p>
<p>Rusya&#8217;da bir teyzemiz de bozuk sebzelerden güzel bir sanat icra etmiş ve onu kolları, kafası olan bir canlıya benzetmiş.</p>
<p>Rusya garip bir yerdir ve mistik, gizemli şeyler insanların çok ilgisini çeker. Bunun Sovyetler Birliği dönemlerinde hakim olan materyalist felsefeye bir tepki olabileceği konusu ayrı bir yazı konusudur ama gerçekten de böyledir. Hatta Rusya&#8217;da astrologlar pek bir dinlenir. Hukuk bürosu gibi Astroloji büroları vardır. Astrologlara gider danışırsınız, onlar da size hizmet verir, fatura keserler. Emin değilim ama vergiden bile düşüyor olabilirsiniz.</p>
<p>Bu yüzden Rusya&#8217;dan senede ortalama ki defa uzaylı haberi gelir. Ya da dereden ağzında somon balığı ile geçen bir ayının görüntüleri bulandırılarak &#8220;Sibirya Tüylü Mamutu yaşıyor&#8221; minvalinde haberlere de rastlayabilirsiniz.</p>
<p>Neyse ki Rusya vatandaşları, 2011 yılının son altı ayını da boş geçmediler ve Kasım ayında vejetaryen bir sanatın nadide bir eserini basınla paylaştılar. Haber şöyle:</p>
<blockquote><p><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/02/230711-buzdolabindakiuzayli3.jpg"><img title="230711-buzdolabindakiuzayli3" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/02/230711-buzdolabindakiuzayli3.jpg?w=542&h=361" alt="" width="542" height="361" /></a></p>
<h2>Rusya&#8217;nın Petrozavodsk kentinde yaşayan yaşlı bir kadın, uzaylıya ait olduğu ileri sürdüğü &#8220;cesedi&#8221; iki yıl buzdolabında sakladı.</h2>
<p>Rusya&#8217;nın saygın internet haber portalı &#8220;Newsru.com&#8221;, Petrozavodsk kentinde yaşayan Marta Yegoravna adlı yaşlı bir kadının iki yıl önce Petrozavodsk kenti dışındaki bağ evinin bahçesinde duyduğu &#8220;doğal olmayan&#8221; bir ses üzerine avluya çıktığı ve avluda demir hurda yığının yanında ilginç bir &#8220;ceset&#8221; bulduğunu söylediği kaydedildi.<span id="more-588"></span></p>
<p>Rusya&#8217;nın saygın internet haber portalı &#8220;Newsru.com&#8221;, Petrozavodsk kentinde yaşayan Marta Yegoravna adlı yaşlı bir kadının iki yıl önce Petrozavodsk kenti dışındaki bağ evinin bahçesinde duyduğu &#8220;doğal olmayan&#8221; bir ses üzerine avluya çıktığı ve avluda demir hurda yığının yanında ilginç bir &#8220;ceset&#8221; bulduğunu söylediği kaydedildi.</p>
<p>Yegoravna, bahçesinde karşılaştığı 40-50 cm uzunluğunda, iri kafalı, büyük ağızlı ve üzerinde ilginç bir giysi bulunan &#8220;cesedi&#8221; arabasına atıp kent merkezindeki evine götürerek buzdolabında sakladığını söyledi.</p>
<p>Rus yetkililerin bu yıl evindeki &#8220;cesetten&#8221; haberdar olduğunu ve evine gelerek &#8220;cesedi&#8221; götürdüklerini ileri süren Yegoravna, bahçedeki hurda yığınına da yetkililer tarafından el konulduğunu savundu.</p>
<p>Yetkililer, yaşlı kadının iddiasını doğrulamazken, Yegoravna, &#8220;cesedin&#8221; fotoğraflarını yerel basına dağıttı.</p>
<p><a href="http://aktuel.mynet.com/galeri/haber/buzdolabindaki-uzayli-buzdolabindaki-uzayli/9021/230711/sayfa/1/" target="_blank"><strong><span style="text-decoration:underline;">ŞOK EDEN GÖRÜNTÜLER &#8211; GALERİ</span></strong></a></p></blockquote>
<p>Dedektiflik yapmayı sevmem, ama yalan didiklemeye bayılırım.<br />
Bu belki paranoyak doğamdan kaynaklanıyor olabilir. Biz paranoyaklar &#8220;kuşkucuyuz&#8221;, &#8220;septiğiz&#8221; falan deriz. Yemeyin sakın. Bizimki güvensizliklerle dolu bir doğadan kaynaklanıyor. Kandırılmaya tahammülümüz de yoktur.</p>
<p>Bu teyze benim sevgilim olsaydı yanmıştı. Ben hemen adama sorarım; hurda olmuş bir aracın yanında ceset ne arar? İçinden çıkarsan anlarım. Tofaş Şahin ile kaza yapıp camdan fırlamadı ya? Bir de teyze giysiden bahsetmiş ama fotoğraflarda ya giysi yok, ya da kazaya rağmen bütün bir halde kalmış. Yani uzaylı cesedini buzdolabında saklayan teyzenin giysiyi çıkarıp fakire fukaraya giysin diye verdiğini düşünmeyiz herhalde. Ben olsam giysiyi ayrı sergilerdim: Yıka deterjan ile makinada, mis gibi, bir kenarda dursun&#8230;</p>
<p>Geyiği bir kenara bırakalım&#8230; Fotoğrafı analiz edelim:</p>
<p><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/02/230711-buzdolabindakiuzayli3.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-589" title="230711-buzdolabindakiuzayli3" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/02/230711-buzdolabindakiuzayli3.jpg?w=300&h=199" alt="" width="300" height="199" /></a>1. 2 yıldır buzdolabında saklandığı iddia edilen ve gazetecilere buzdolabında teşhir edilen bir nesnenin çevresindeki plastik poşet içerisinde -ya da dışında- yoğunlaşma olmaması, yani su damlacığı ya da herhangi bir buğulanma olmaması pek mümkün değildir.</p>
<p>2. Kazazedenin görünsün diye dışarı çıkartılmış kolu uzay aracı kullanabilecek bir canlıya ait olması gerektiği kadar işlevsel görünmüyor. (Uzaylının Dünya&#8217;ya barışı temsil etmek için zeytin dalından bir kol ile geldiğini düşünürsek başka&#8230;). Kolun o rijit görüntüsü bize bu kadar benzeyen bir canlıya yakışmıyor. Ölmüş bir canlının hala kastakı bir kola sahip olacak kadar kas tonusunu barındırması da ilginç. Aynı şey açık kalmış ağzı için de geçerli. İnsanın &#8220;Ağzını kapat, sinek kaçar&#8221; diyesi geliyor.</p>
<p>3. Misafirliğe gelen bir düşmanın bile altına çarşaf serilirken uzaylının kafasının buzdolabı tellerine değecek şekilde koyverilmesi bana pek de mantıklı gelmedi açıkçası. Teyzemizin buzdolabı kokusu sinmesin diye üstü açık tabak bile koymadığı alttaki tabaktan seçilirken üstelik&#8230; (Uzaylının beyninin pekmezi akmasın diye sadece alttaki tabak korundu ise onu da bilememe ihtimalimiz var)</p>
<p><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/02/alien-image-2-416985677.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-592" title="alien-image-2-416985677" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/02/alien-image-2-416985677.jpg?w=519" alt=""   /></a>4. Elimizde tek fotoğraf olması ilk başta dikkat çekiyor&#8230; Uydurma şeyler en iyi göründükleri açıdan çekilirler zira&#8230; Ama ikinci bir fotoğraf da buldum. Açımız biraz değişmiş, ama her şey yerli yerinde&#8230;Yine de 2 yıldır buzdolabınızda tuttuğunuz uzaylının araç yanında, eve ilk getirildiğinde, birinci yıl sonunda vb. herhalde 50 adet fotoğrafı olması gerekiyordu. Teyze uzaylının fotoğrafını çekmiş ama nedense aracınkini çekmemiş. Siz söyleyin lütfen: İnsanların tek bir gününde 100&#8242;lerce fotoğraf çekip Facebook&#8217;a koyduğu bir zamanda, uzaylının vesikalık fotoğrafının bile olmaması ayıp değil mi?</p>
<p>5. Bu fotoğrafta da uzaylı dostumuz buzdolabından çıkarılmış olmasına rağmen beyaz zeminde hiçbir vücut ifrazatına rastlamıyoruz. Temiz çalışılmış doğrusu. Uzaylıyı poşetinden ayırmamışlar hala.</p>
<p>6. Uzaylıyı bu hale getiren kazanın kıyafetine niçin zarar vermediği, parmaklarını ve kolunu niçin kırmadığını anlayamıyoruz. Şanslı veletmiş.</p>
<p>7. Veeee en önemlisi: Uzaylıların da Dünya&#8217;lılara benzeyeceği yanılgısı. El, kol, parmaklar, göz, ağız ve bunların konumları&#8230; Bu konuda detaylı bir yazı için sizi başka bir yere yönlendirelim:</p>
<p><a href="http://www.acikbilim.com/2011/12/incelemeler/hollywood-uzaylilari-uzaylilar-neye-benzer.html" target="_blank">Tevfik Uyar, Hollywood Uzaylıları: Uzaylılar Neye Benzer?</a>, Açık Bilim Çevrimiçi Bilim Dergisi, 2. Sayı, Aralık 2012.</p>
<p>Bu haber de benzer bir çok haber gibi &#8220;Şok Eden Görüntüler&#8221;, &#8220;Dünya bu fotoğrafı konuşuyor&#8221;, &#8220;Dünya&#8217;nın Hayret Ettiği bilmemne&#8221; vs. tarzında başlıklarla sunuldu.</p>
<p>Ben &#8220;Dünya bu fotoğrafı konuşuyor&#8221; demenin çok saçma olduğunu hep düşünürüm. Bu, ilgili yayın organının bir tür &#8220;ben beceriksizim&#8221; itirafıdır. Neden? Dünya fotoğrafı görmüş, konuşmuş, ama bizim ilgili haber organı tüm bunlar olduktan sonra haberi bize sunuyor, gibi bir anlam çıkıyor ortaya. Tabi asıl amaç daha en baştan insanı şok olmaya, hayret etmeye, konuşmaya hazırlamak, belki sadece abartmak&#8230;</p>
<p>Geçin bunları efendim. Geçin&#8230; Yapmayın&#8230; Etmeyin&#8230; Dalga geçmeyin insanlarla.</p>
<p>Tamam&#8230; Tüm bunlara rağmen söylediklerimin hepsinin aksini geçerli kılacak çok özel bir durum oluşmuş olabilir ve tüm aksi yöndeki kanıtlara rağmen fotoğraf hakiki bir uzaylıya da ait olabilir.</p>
<p>Ancak, niçin böyle bir iddia ve yanında bu fotoğraf ile ortaya çıkan teyzeye inanacağımız sorusu da önemlidir. Hangisi daha muhtemel? Uydurma olması mı? Yoksa gerçek mi?</p>
<p>Yani&#8230; Gerçekten insanların ilgi çekmek için yalan söylemeyeceği, bazı muzur muhabirlerin eğlenmek ya da belki sırf haber yapmak için asparagas bir şeyler uydurmayacağı düşüncesi gerçekçi midir?</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yalansavar.wordpress.com/588/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yalansavar.wordpress.com/588/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yalansavar.wordpress.com/588/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yalansavar.wordpress.com/588/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/yalansavar.wordpress.com/588/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/yalansavar.wordpress.com/588/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/yalansavar.wordpress.com/588/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/yalansavar.wordpress.com/588/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yalansavar.wordpress.com/588/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yalansavar.wordpress.com/588/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yalansavar.wordpress.com/588/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yalansavar.wordpress.com/588/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yalansavar.wordpress.com/588/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yalansavar.wordpress.com/588/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=588&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yalansavar.org/2012/02/14/buzdolabinda-uzayli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/bfb456597461948b83da1957d6ba659c?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">zamanusta</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/02/230711-buzdolabindakiuzayli3.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">230711-buzdolabindakiuzayli3</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/02/230711-buzdolabindakiuzayli3.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">230711-buzdolabindakiuzayli3</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/02/alien-image-2-416985677.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">alien-image-2-416985677</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Bir Yalan Haberin Portresi: Ayın Karanlık Yüzüne Hoşgeldiniz!</title>
		<link>http://yalansavar.org/2012/02/07/bir-yalan-haberin-portresi-ayin-karanlik-yuzune-hosgeldiniz/</link>
		<comments>http://yalansavar.org/2012/02/07/bir-yalan-haberin-portresi-ayin-karanlik-yuzune-hosgeldiniz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Feb 2012 10:51:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Serdar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Haberciliği]]></category>
		<category><![CDATA[Bad Astronomer]]></category>
		<category><![CDATA[NTV]]></category>
		<category><![CDATA[NTV Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Yalan Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yalansavar.org/?p=557</guid>
		<description><![CDATA[NTV medya grubunu ilk çıktığından bu yana takip ederim. Bir yandan da Twitter üzerinden en çok salladığım haber kaynağı NTV&#8217;dir. Bu, onların milliyet internet sitesinden daha kötü olduklarını göstermez. Benim onlardan beklentimin çok yüksek olması, bazı haberler karşısındaki öfkemi arttırır&#8230; Başka açıdan bakarsak, NTV Bilim köşesi, benim en eğlenceli bulduğum internet sitelerinden birisi haline geldi. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=557&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-caption alignright" style="width: 236px"><img src="http://www.nasa.gov/images/content/620249main1_grail20120201-226.jpg" alt="Far side of Earth's Moon" width="226" height="170" /><p class="wp-caption-text">Bana hiç karanlık gelmedi!</p></div>
<p>NTV medya grubunu ilk çıktığından bu yana takip ederim. Bir yandan da Twitter üzerinden en çok salladığım haber kaynağı NTV&#8217;dir. Bu, onların milliyet internet sitesinden daha kötü olduklarını göstermez. Benim onlardan beklentimin çok yüksek olması, bazı haberler karşısındaki öfkemi arttırır&#8230;</p>
<p>Başka açıdan bakarsak, <a href="http://www.ntvmsnbc.com/id/25147152/" target="_blank">NTV Bilim</a> köşesi, benim en eğlenceli bulduğum internet sitelerinden birisi haline geldi. Her girdiğimde saçma sapan bir haber buluyorum. Eğer yeni haber yoksa, yorumları okuyup neşeleniyorum <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Bugün gördüğüm haber, son aylarda yayınlananlar arasında en komiklerinden birisiydi: &#8220;<a href="http://www.ntvmsnbc.com/id/25318884/" target="_blank">Ay&#8217;ın karanlık yüzü ilk kez görüntülendi</a>&#8220;. Nereden başlasam bilemedim. Haberin metnine girmeye gerek yok aslında, başlığın kendisi bile felaket.<span id="more-557"></span></p>
<p>Aslında hepsi Pink Floyd&#8217;un suçu. Ayın karanlık yüzü albümü sebebiyle değerli bilim editörlerimiz böyle yanlış bir intibaya kapılmış olabilirler.<br />
Belki romantizm sebebiyle bu başlığı atmışlar diye düşünenler olabilir. Ama haberin içerisinde ısrarla devam ediyor bu hata. Daha ilk paragraf:</p>
<blockquote><p>&#8220;Ay’ın karanlık yüzüne ait görüntüler, ikiz uzay araçlarının üzerinde bulunan MoonKAM adlı kamerayla çekildi.&#8221;</p></blockquote>
<p>Haber metninin son paragrafı:</p>
<blockquote><p>&#8220;Ay’ın, kendi ekseni etrafındaki dönüş süresi, yörüngesinde bulunduğu Dünya’nın etrafındaki dönüş süresine eşit. Kısaca Ay’ın Ay’ın “eş zamanlı-senkronize dönüş” olarak bilinen oranı 1:1. Bu yüzden, Dünya’dan bakıldığında Ay’ın bir yüzü sürekli aydınlıkta, diğer yüzü sürekli karanlıkta kalıyor.&#8221;</p></blockquote>
<div class="wp-caption alignright" style="width: 230px"><img title="Pink Floyd - Dark Side of the Moon" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/thumb/3/3b/Dark_Side_of_the_Moon.png/220px-Dark_Side_of_the_Moon.png" alt="" width="220" height="220" /><p class="wp-caption-text">Pink Floyd - Dark Side of the Moon</p></div>
<p>Burada bir sorun daha var. Bu olayın gelgit kilitlenmesiyle ne ilgisi var? &#8220;<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Tidal_locking" target="_blank">Tidal Locking</a>&#8221; olarak da bilinen bu durum ayın hep aynı yüzünü görmemize neden oluyor, ama bizim görmediğimiz tarafın karanlık olması diye bir durum yok. Çünkü ayı aydınlatan, her ilkokul çocuğunun da bildiği gibi, <strong>Güneş</strong>!</p>
<p>Google&#8217;da yapacağınız kısa bir arama ile &#8220;<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Far_side_of_the_moon" target="_blank">Far Side of the Moon</a>&#8221; makalesine eriştiğimizde, haber başlığındaki bir yalanı daha saptıyoruz.</p>
<blockquote><p>&#8220;&#8230;Ayın uzak yarımküresi ilk kez 1959 yılında Sovyet Lunar 3 probuyla (insansız hava aracı) fotoğraflanmıştır&#8230;&#8221;</p></blockquote>
<p>Bu kadar büyük hata yapılır mı diye merak ediyorken konuyu twitter&#8217;a taşıdık ve <a href="http://acikbilim.com/" target="_blank">Açık Bilim</a>&#8216;den <a href="http://www.tevfikuyar.com/" target="_blank">Tevfik Uyar</a>, haberin aslını gönderdi.</p>
<p>&#8220;<a href="http://www.nasa.gov/mission_pages/grail/news/grail20120201.html" target="_blank">NASA Mission Returns First Video From Moon&#8217;s Far Side</a>&#8221; konulu haberin nasıl karanlık yüze ve ilk görüntüye döndüğünü anlamak zor olmuyor tabi. Siz de başlıktan anlamışsınızdır, ilk görüntüden kasıt, ilk video. Geri kalanı da yazarın hayal gücü olsa gerek.</p>
<p>Burada asıl sorun, twitter&#8217;dan bu haber eleştirilerinin aylardır dönüyor olması. Tevfik Uyar ve Ömer Cansızoğlu, <a href="http://www.acikbilim.com/category/radyo-programi" target="_blank">Açık Bilim Radyo Programı</a>&#8216;nda NTV haberlerine yönelik benzer eleştirileri ele aldılar. Bir çok blog yazarı bu konuyu irdeledi. Cevap gelmesi bir yana, en ufak bir düzelme göstermediler bugüne kadar.</p>
<p>Sanırım &#8220;Bilim Haberciliği ve Yayıncılığı&#8221; konularında gidecek çok uzun bir yol var ülkemizde. NTV&#8217;nin Bilim dergisini kapattığı, Tübitak&#8217;ın performansının belli nedenlerle giderek düştüğü ülkemizde, &#8220;Açık Bilim&#8221; yayınlarının çok önemli bir boşluğu dolduracağını düşünüyorum.</p>
<p><span style="color:#c0c0c0;"><em>* Resimler: Ayın karanlık yüzü: NASA/JPL-Caltech, Albüm kapağı: Wikipedia</em></span></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yalansavar.wordpress.com/557/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yalansavar.wordpress.com/557/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yalansavar.wordpress.com/557/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yalansavar.wordpress.com/557/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/yalansavar.wordpress.com/557/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/yalansavar.wordpress.com/557/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/yalansavar.wordpress.com/557/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/yalansavar.wordpress.com/557/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yalansavar.wordpress.com/557/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yalansavar.wordpress.com/557/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yalansavar.wordpress.com/557/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yalansavar.wordpress.com/557/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yalansavar.wordpress.com/557/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yalansavar.wordpress.com/557/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=557&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yalansavar.org/2012/02/07/bir-yalan-haberin-portresi-ayin-karanlik-yuzune-hosgeldiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/4b2419ee2c82b6997dc822a871135a8d?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">sbasegmez</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.nasa.gov/images/content/620249main1_grail20120201-226.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Far side of Earth&#039;s Moon</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/thumb/3/3b/Dark_Side_of_the_Moon.png/220px-Dark_Side_of_the_Moon.png" medium="image">
			<media:title type="html">Pink Floyd - Dark Side of the Moon</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>&#8220;Kriz Çince&#8217;de Fırsat Demektir&#8221; yalanı&#8230;</title>
		<link>http://yalansavar.org/2012/02/04/kriz-cincede-firsat-demektir-yalani/</link>
		<comments>http://yalansavar.org/2012/02/04/kriz-cincede-firsat-demektir-yalani/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 16:38:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Serdar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Popüler Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[dilbilimi]]></category>
		<category><![CDATA[kelime oyunları]]></category>
		<category><![CDATA[popüler kültür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yalansavar.org/?p=549</guid>
		<description><![CDATA[Kısa bir yalansavar yazısı kalmış notlarımda, onu da aradan çıkartalım&#8230; Birkaç yılda bir ekonomik krizin salladığı ülkemizde pazarlama ya da ekonomi &#8216;guru&#8217;larının ağzında sakız olan bir laftır bu: &#8220;Kriz, Çince&#8217;de fırsat demektir&#8230;&#8221; Bu söylem, özellikle John F.Kennedy tarafından 1959 yılında dile getirildikten sonra (wikipedia) hız kazanarak yayılmaya başladı. Google sağolsun, bu konuda fikir belirtebilecek bir [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=549&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kısa bir yalansavar yazısı kalmış notlarımda, onu da aradan çıkartalım&#8230;</p>
<p>Birkaç yılda bir ekonomik krizin salladığı ülkemizde pazarlama ya da ekonomi &#8216;guru&#8217;larının ağzında sakız olan bir laftır bu: &#8220;Kriz, Çince&#8217;de fırsat demektir&#8230;&#8221;</p>
<div class="wp-caption alignright" style="width: 230px"><img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/c/cc/Crisi-tunity.png/220px-Crisi-tunity.png" alt="Crisi-tunity.png" width="220" height="110" /><p class="wp-caption-text">Çince&#039;de kriz (wikipedia)</p></div>
<p>Bu söylem, özellikle John F.Kennedy tarafından 1959 yılında dile getirildikten sonra (<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Chinese_word_for_%22crisis%22" target="_blank">wikipedia</a>) hız kazanarak yayılmaya başladı.</p>
<p>Google sağolsun, bu konuda fikir belirtebilecek bir uzmanın yazısına denk geldim. <a href="http://sino-platonic.org/contact.html" target="_blank">Victor H. Mair</a>, Pensilvanya üniversitesinde Doğu Asya dilleri ve uygarlıkları bölümünde Profesörlük yapan bir Çince uzmanı. Orijinaline<a href="http://pinyin.info/chinese/crisis.html" target="_blank"> şuradan</a> ulaşabileceğiniz yazısında bu konuya parmak basmış. Önemli birkaç paragrafı elimden geldiğince çevirmeye çalışacağım&#8230;<span id="more-549"></span></p>
<blockquote><p>&#8220;&#8230;Çince&#8217;de &#8216;kriz&#8217; (crisis) kelimesinin  &#8217;tehlike&#8217; (danger) ve &#8216;fırsat&#8217; (opportunity) anlamlarını önplanda tutan bileşenlerden oluştuğunu yorumlamak bir bakıma hayal ürünü olarak nitelendirilebilir fakat aslında bu anlamlandırma Mandarin ve diğer Sinitic dillerde (Çince ailesi) kelime yapılarının nasıl oluştuğu konusundaki temel bir yanlış anlamadan kaynaklanır&#8230;&#8221;</p></blockquote>
<p>Yazarın uzun uzun detaylandırdığı konu, özetle, bu iddiayı savunanların bir kısmının; iki heceden oluşan bir kelimeyi tek heceymiş gibi göstererek &#8216;şeklin üstü tehlike, altı fırsat&#8217; bazında bir yorum yaptıkları üzerine. Oysa kriz kelimesi Mandarin dilindeki pekçok kelimede olduğu gibi iki heceden oluşuyor. Yazar, daha anlaşılır bir örnekle İngilizce&#8217;deki &#8216;Airplane&#8217; (uçak) kelimesinin &#8216;Air&#8217; (hava) ve &#8216;Plane&#8217; (uçak/düzlem) kelimelerinden oluştuğunu ve &#8216;Planet&#8217; (gezegen) kelimesiyle akraba olduğunu anlatıyor. &#8216;Airplane&#8217; yerine kısaltma olarak &#8216;Plane&#8217; kelimesi kullanılabilse de aslında bizim de Türkçe&#8217;den alışık olduğumuz üzere bileşik isimler bileşenlerinin anlamlarını taşımak zorunda değiller. Tıpkı &#8216;Air&#8217; ve &#8216;Airplane&#8217; kelimelerinin farklı anlamlara geldiği gibi. Türkçe&#8217;den örnek vermek gerekirse, &#8216;Havaalanı&#8217;, &#8216;Havaalanı&#8217; demektir. &#8216;Hava&#8217; ya da &#8216;Alan&#8217; kelimeleri &#8216;Havaalanı&#8217; demek olmadığı gibi, yalnızca &#8216;Havaalanı&#8217; bu anlamı karşılar. Benzer şekilde &#8216;Tehlike&#8217; ve &#8216;Fırsat&#8217; kelimelerinin oluşturduğu bir deyim, iki anlamı da taşımaz.</p>
<blockquote><p>&#8220;&#8230;Sanırım, bizim &#8216;kriz&#8217; anlamına gelen &#8216;wēijī&#8217; kelimemize İngilizce&#8217;den daha yakın bir örnek sunabiliriz. &#8216;Opportunity&#8217;, &#8216;Calamity&#8217; (&#8230;), &#8216;Felicity&#8217; gibi kelimelere gelen &#8216;-ity&#8217; ekini düşünelim. Bu ek; durum, nitelik veya vaziyet oluşturacak soyut isim kurmak için kullanılırken bazıları zıt olabilecek birçok anlam oluşturabilir. Benzer şekilde &#8217;wēijī (kriz)&#8217; kelimesindeki &#8217;jī&#8217;, &#8216;jīhuì&#8217; (fırsat) kelimesindeki &#8216;jī&#8217; ile farklı anlam ifade eder&#8230;&#8221;</p></blockquote>
<p>Yazının devamı bu kelimenin kökenlerini açıklıyor. En sevdiğim kısım;</p>
<blockquote><p>&#8220;&#8230;Son olarak; olasılıkla tehlikeli ve temelde aldatıcı olan &#8216;Çince&#8217;de Kriz=Tehlike+Fırsat&#8217;tır&#8217; bilgisini yaymakta ısrar edenler; bunun için Çince&#8217;yi suçlamayın!&#8230;&#8221;</p></blockquote>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yalansavar.wordpress.com/549/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yalansavar.wordpress.com/549/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yalansavar.wordpress.com/549/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yalansavar.wordpress.com/549/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/yalansavar.wordpress.com/549/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/yalansavar.wordpress.com/549/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/yalansavar.wordpress.com/549/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/yalansavar.wordpress.com/549/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yalansavar.wordpress.com/549/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yalansavar.wordpress.com/549/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yalansavar.wordpress.com/549/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yalansavar.wordpress.com/549/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yalansavar.wordpress.com/549/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yalansavar.wordpress.com/549/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=549&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yalansavar.org/2012/02/04/kriz-cincede-firsat-demektir-yalani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/4b2419ee2c82b6997dc822a871135a8d?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">sbasegmez</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/c/cc/Crisi-tunity.png/220px-Crisi-tunity.png" medium="image">
			<media:title type="html">Crisi-tunity.png</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Aşılar ve Komplo Teorileri &#8211; Bölüm 3: Aşı Karşıtı İddialar ve Yanıtları.</title>
		<link>http://yalansavar.org/2012/01/19/asilar-ve-komplo-teorileri-bolum-3-asi-karsiti-iddialar-ve-yanitlari/</link>
		<comments>http://yalansavar.org/2012/01/19/asilar-ve-komplo-teorileri-bolum-3-asi-karsiti-iddialar-ve-yanitlari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Jan 2012 09:01:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isilarican</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Dışı İddialar (Pseudoscience)]]></category>
		<category><![CDATA[Karalama Kampanyaları]]></category>
		<category><![CDATA[Komplo Teorileri]]></category>
		<category><![CDATA[Tıp ve Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[cıva]]></category>
		<category><![CDATA[istatistik]]></category>
		<category><![CDATA[korelasyon]]></category>
		<category><![CDATA[otizm]]></category>
		<category><![CDATA[thimerosal]]></category>
		<category><![CDATA[timerosal]]></category>
		<category><![CDATA[wakefield]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yalansavar.org/?p=421</guid>
		<description><![CDATA[Aşılar ve Komplo Teorilerini detaylı incelediğimiz yazı dizisinin birinci bölümde Aşılar, Bulaşıcı Hastalıklar ve Bağışıklık Sistemimiz ile ilgili genel bilgilerden bahsetmiş, ikinci bölümde de  Dr. Andrew Wakefield ve Aşı Karşıtı Hareketi incelemiştik. Bu dizinin son bölümünde ise bu hareketin sıklıkla çeşitli iletişim ortamlarında öne sürdüğü Aşı Karşıtı İddialar ve bu iddiaların  bilimsel dayanaklarını sorgulayacağız.    Aşı Karşıtı Hareket, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=421&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Aşılar ve Komplo Teorilerini detaylı incelediğimiz yazı dizisinin birinci bölümde <strong><a href="http://yalansavar.wordpress.com/2011/10/11/asilar-ve-komplo-teorileri-bolum-1-asilar-bulasici-hastaliklar-ve-bagisiklik-sistemimiz/">Aşılar, Bulaşıcı Hastalıklar ve Bağışıklık Sistemimiz</a></strong> ile ilgili genel bilgilerden bahsetmiş, ikinci bölümde de  <strong><a href="http://yalansavar.org/2011/11/17/asilar-ve-komplo-teorileri-bolum-2-dr-andrew-wakefield-ve-asi-karsiti-hareket/">Dr. Andrew Wakefield ve Aşı Karşıtı Hareket</a></strong>i incelemiştik. Bu dizinin son bölümünde ise bu hareketin sıklıkla çeşitli iletişim ortamlarında öne sürdüğü <strong>Aşı Karşıtı İddialar ve bu iddiaların  bilimsel dayanaklarını sorgulayacağız</strong>. </em></p>
<p><em> </em></p>
<div id="attachment_473" class="wp-caption aligncenter" style="width: 545px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/01/funny-vaccines-newspaper-comic1.jpg"><img class="size-full wp-image-473" title="funny-vaccines-newspaper-comic" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/01/funny-vaccines-newspaper-comic1.jpg?w=519" alt=""   /></a><p class="wp-caption-text">Aşı Yanlısı ve Aşı Karşıtı kaynaklar. ( Kaynak: WisOpinion)</p></div>
<p>Aşı Karşıtı Hareket, daha önceki bölümlerde bahsedilen bulaşıcı hastalıklarla ilgili net verilere, ve aşıların güvenli olduğunu gösteren yüzlerce hatta binlerce çalışmaya rağmen, hala aşıların zararlı olduğunu iddia etmekten çekinmiyor. Aşı karşıtı lobinin iddiaları nedeniyle, aslında otizm araştırmalarına yönlendirilebilecek kaynaklar boşa harcanıyor, sonuç olarak ortaya çıkan tablo hem otistik çocuklara hem halk sağlığına zarar veriyor. <span id="more-421"></span></p>
<div id="attachment_474" class="wp-caption alignright" style="width: 310px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/01/limbo_dancer148-48.jpg"><img class="size-medium wp-image-474" title="Professional Limbo dancer at Port Lacaya, the Bahamas" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/01/limbo_dancer148-48.jpg?w=300&h=204" alt="" width="300" height="204" /></a><p class="wp-caption-text">Limbo dansındaki çubuk, altından geçtikçe daha da aşağıya indiriliyor.</p></div>
<p><span style="text-align:center;">Aşı karşıtlarının iddialarının en belli başlı ortak özelliği adeta </span><strong><em>Limbo dansı</em></strong><span style="text-align:center;">nı anımsatması.</span></p>
<p>Aşı karşıtı iddiaların dinamiği şöyle işliyor:</p>
<ul>
<li>Genelde bilimsel desteği olmaksızın bir iddia ortaya atılıyor.</li>
<li> Halk sağlığı , bulaşıcı hastalıklar uzmanları, bilim dünyası ve diğer araştırmacılar bu iddiayı bilimsel verilerle çürütüyorlar.</li>
<li>İlk iddia çürütüldükten hemen sonra, Aşı karşıtı lobi bu defa ilk iddiasını ya değiştiriyor, ya da yeni bir iddia ortaya atıyor.</li>
<li>Ortaya atılan her iddia bilimsel verilerle şüpheye yer bırakmayacak şekilde veriler ile kanıtlandıktan sonra yerine yenisi, bir yenisi, bir yenisi geliyor.</li>
<li>Çoğu zaman da, ilk iddia sahipleri kendilerine sunulan bilimsel verileri çürütecek karşı veriler sunmak yerine, aşılama yanlısı kişileri karalayarak <a href="http://safsatakilavuzu.com/safsata%20turleri%20ve%20guncel%20ornekler-1.htm">Adam Karalama Safsatası</a> ( <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Ad_hominem">Ad Hominem</a>) ve diğer kişisel saldırılarla iddialarını ispatlama yöntemine başvuruyorlar.</li>
</ul>
<p>Gelin sıklıkla dile getirilen aşı karşı iddialara bir göz atalım&#8230;</p>
<blockquote><p><strong>“Aşılar işe yaramıyor, zaten bulaşıcı hastalıklar aşılardan önce düşüşe geçmişti.”</strong></p></blockquote>
<p>Benim şahsen en fantastik bulduğum iddia bu. Ne zaman duysam aklıma meşhur yazar <strong><em><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Andrew_Lang">Andrew Lang</a></em></strong>&#8216;ın güzel sözü gelir: <strong>&#8220;<em>Bilgi sahibi olmayan insanın istatistikleri kullanması, bir sarhoşun sokak lambalarını kullanması gibidir: aydınlanmak için değil, destek almak için&#8230;.&#8221;</em></strong></p>
<p>Aşı karşıtı lobinin sıklıkla olsa öne sürdüğü bu iddia, birkaç dakikalık bir Google araması ile çürütülecek nitelikte.  Her ne kadar birkaç dakika içinde bu iddianın asılsız olduğunu bulmanız zaten mümkünse de, <a href="http://www.cdc.gov/mmwr/PDF/wk/mm4812.pdf">ekteki tabloda</a> sık rastlanan bulaşıcı hastalıkların aşı geliştirilmeden önceki ve sonraki karşılaştırmalı oranları mevcut.</p>
<div id="attachment_483" class="wp-caption aligncenter" style="width: 640px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/01/asioncesi.jpg"><img class="size-full wp-image-483 " title="asioncesi" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/01/asioncesi.jpg?w=519" alt=""   /></a><p class="wp-caption-text">Aşılama programları öncesi ve sonrası hastalık sıklıkları. ( Kaynak: CDC)</p></div>
<div id="attachment_488" class="wp-caption alignleft" style="width: 222px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/01/fakemeaslesgraph-430w-v2.jpg"><img class=" wp-image-488    " title="fakemeaslesgraph-430w-v2" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/01/fakemeaslesgraph-430w-v2.jpg?w=212&h=279" alt="" width="212" height="279" /></a><p class="wp-caption-text">Avusturalya Aşı Karşıtları sayfasındaki Kızamık sıklığına ilişkin grafik</p></div>
<p>Muhtelif aşı karşıtı web sitelerinde görülen,<em> bulaşıcı hastalık oranlarının aşılardan önce düştüğünü ve aşıların etkisiz olduğunu</em> iddia eden grafiklere gelince. Bunların çoğunda grafiği hazırlayan kişinin, istediği görseli elde etmek için çeşitli hilelere başvurduğunu görüyoruz. En sık  kullanılan yöntemlerden biri basitçe aşılama tarihini değiştirmek.  Bir diğeri ise verilerin alındığı kaynaktaki grafiklerle oynayıp, istenen verileri alıp, istenmeyenleri bırakarak yeni grafikler oluşturmak. Kısa bir örnekle görelim:</p>
<p>Solda görmüş olduğunuz grafik, <em>Avusturalya Aşı Karşıtları Derneği</em> web sitesinde yer alan ve<a href="http://avn.org.au/nocompulsoryvaccination/?p=870"> Kızamık hastalığının görülme sıklığı</a>nı gösterdiğini iddia eden bir grafik.  Herkese önerdiğim bir şey var, <em>bir iddiayı araştırıyorsanız, verileri MUTLAKA kaynağından gidip teyit edin</em>. Yoksa her zaman veriyi sunan kişinin manipulasyonuna maruz kalma riskini taşırsınız. Bu grafiğin altında, grafikteki verinin <strong><em>Kanada Halk Sağlığı Merkezi&#8217;</em></strong>nden alındığı not düşülmüş. Gidip, <a href="http://www.phac-aspc.gc.ca/publicat/cig-gci/p04-meas-roug-eng.php">verinin esas grafiğine bakalım</a>, bu grafiğe ne kadar benziyor görelim.</p>
<div id="attachment_491" class="wp-caption alignright" style="width: 280px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/01/measlesgraph1big.gif"><img class=" wp-image-491 " title="MeaslesGraph1Big" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/01/measlesgraph1big.gif?w=270&h=270" alt="" width="270" height="270" /></a><p class="wp-caption-text">Kanada Halk Sağlığı Merkezi ne ait orijinal grafik. (Kırmızı taralı alan oynanmış grafikle karşılaştırma için sonradan yerleştirilmiştir.)</p></div>
<p>Sağda, aynı grafiğin <a href="http://www.jstor.org/pss/30075860">esas yayınlandığı bilimsel makaledeki </a>halini görüyorsunuz.</p>
<p>Dikkatinizi çeken birkaç şey olmalı. <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Birincisi, <em>asıl grafikte  1959 yılı ile 1968 yılları arasında Kızamık verisi toplanmadığı, bu nedenle de o yıllar için elde veri olmadığı belirtilmiş, ve grafikteki o alan boş bırakılmış</em>. Ancak aşı-karşıtı grafiği hazırlayan kişi, bu detayı bildirmeyi gerekli görmediği gibi olmayan veriyi kendince doldurarak grafiğinde 1959 yılında aslında <em>var olmayan suni bir düşüş</em> yaratmış durumda.</p>
<p>İkincisi de, aslında orjinal grafikte <em>68 adet veri noktası</em> olmasına rağmen, aşı-karşıtı grafiği hazırlayan kişi bu noktalardan <strong><em>istediği etkiyi verecek 8 adedini kullanmış</em></strong>. Tekrar sağdaki orjinal grafiğe ve üzerine oturtulmuş kırmızı alana bakarsanız, grafiği hazırlayan kişinin uyanık bir şekilde<strong><em> en yüksek veri noktası olan 1935 yılından, aslında veri olmayan ve orjinal grafikte boş görülen 1959 yılına nasıl düz bir çizgi çektiğini ve olmayan bir düşüşü suni olarak yarattığını</em></strong> görebilirsiniz.</p>
<p>Biraz araştırma ile benzer pek çok örnek bulmanız mümkün. <em>Andrew Lang</em>&#8216;ın kulakları çınlasın. <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' /> </p>
<blockquote><p><strong><em>“Bulaşıcı hastalıkların çoğu ölümcül değil, boşuna aşı oluyoruz.”</em></strong></p></blockquote>
<p>Bu iddiaya aslında ilk bölümde epey değinmiştim. Ama sık karşılaşılan iddialardan biri olduğu için tekrar değinmekte yarar var. Aşı karşıtı lobi, sıklıkla çocukluk hastalıkların normal bir yaşam süreci olduğunu, çocuklar aşılanmasalar bile çoğunun iyileşeceğini, bu nednele aşıların gereksiz olduğunu savunuyorlar. Ancak bu doğru değil. <em>Bugün, çocukluk çağına ait hastalıklara ait ciddi komplikasyonları etrafta görmememizin en büyük sebebi başarılı olmuş genel aşılama kampanyaları nedeniyle bu hastalıkların toplumda görülme sıklıklarının oldukça azalmış olması.</em></p>
<p>ABD&#8217;de halen aktif Kızamık geçiren hastaların %20&#8242;sinin hastaneye yatmasını gerekiyor. Kızamık olanların %17&#8242;sinde orta kulak enfeksiyonları, zatürre veya şiddetli ishal gelişiyor. Vakaların yaklaşık %6&#8242;sı zatürreye dönüyor ve ölenlerin çoğu da bu gruptan. <em>Halen, günümüzde bile Kızamık ölüm oranı 1000 kişide bir</em>. <a href="http://www.cdc.gov/vaccines/vac-gen/whatifstop.htm">Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nin verilerine göre aşılama yapılmadığında yılda 2,7 milyon çocuğun Kızamıktan öleceği öngörülebilir.</a></p>
<div id="attachment_508" class="wp-caption alignright" style="width: 310px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/01/3356360_f496.jpg"><img class="size-medium wp-image-508" title="3356360_f496" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/01/3356360_f496.jpg?w=300&h=198" alt="" width="300" height="198" /></a><p class="wp-caption-text">Boğmaca, özellikle küçük bebeklerde solunum sıkıntısı yapabilen ve ölüme dek varabilen ciddi komplikasyonlara neden olan bir hastalık.</p></div>
<p>Bir başka örnek Boğmaca. Boğmaca son derece ciddi bir hastalık. Öksürük krizi nedeniyle solunum durması, yemek yiyememe, şiddetli kusma gibi sorunlara neden olabiliyor. Küçük bebeklerde ise zatürre, beyin hasarı, nöbet geçirme ve zeka geriliğine neden oluyor. Aşısı olmasına ve aşı çok yüksek oranda koruma sağlamasına rağmenö neredeyse hiç görülmezken son yıllarda aşı karşıtlarının propagandası sağolsun dört bir yanında düşen DTaP ( DTB: Difteri-Tatanoz-Boğmaca) aşılanma oranları nedeniyle gelişmiş ülkelerde ile ard arda salgınlar başladı.</p>
<p>Japonya&#8217;da 1970 yılında %80 olan aşılanma oranının %20ilere düşmesi nedeniyle 1979&#8242;da 13.000 Boğmaca vakası görüldü, bunların 45&#8242;i ölümle sonuçlandı. 2010 yılında, aşı karşıı lobinin çok güçlü olduğu  <a href="http://www.cdc.gov/pertussis/outbreaks.html">ABD California eyaletinde 9.143 adet Boğmaca vakası görüldü</a>. Bu hastaların 10 adedi -ki tamamı bebek- hastalığa bağlı komplikasyonlar nedeniyle yaşamını kaybetti. <em>Bu, California&#8217;da, son 63 yılda görülen en büyük Boğmaca salgını.</em></p>
<blockquote><p><strong><em>“Aşılanma oranları arttıkça otistik çocuk sayısı da artıyor, demek ki aşılar otizme neden oluyor.”</em></strong></p></blockquote>
<p>Evet, gerçekten de grafiklere bakarsanız otizmin toplumda görülme sıklığı gün geçtikçe artıyor. Ve aynı zaman dilimi içinde, tıptaki gelişmeler sayesinde bulaşıcı hastalıklara karşı geliştirilen aşı sayısında da artış var. <em>Peki, her iki sayının da aynı anda artması aralarında bir neden-sonuç ilişkisi olduğunu gösterir mi?</em></p>
<p>İnsanoğlu, elindeki verilerebakıp en kısa yoldan belli sonuçlara varmak üzere evrimleşmiş. Bu nedenle bu yanılgıya hepimiz zaman zaman düşüyoruz. Oysa istatistik derslerinde öğretmenlerin kulağınıza ilk küpe ettiği ilk prensip şudur:<em> <strong>İki değişken arasındaki korelasyon, neden sonuç ilişkisi olduğunu göstermez. </strong>(</em> <em>Correlation does not imply causation<strong>.</strong>)</em></p>
<div id="attachment_511" class="wp-caption alignright" style="width: 310px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/01/etc_correlation50__01__960.jpg"><img class="size-medium wp-image-511" title="etc_correlation50__01__960" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/01/etc_correlation50__01__960.jpg?w=300&h=229" alt="" width="300" height="229" /></a><p class="wp-caption-text">Facebook kullanıcı sayısı ile Yunanistan ekonomik krizi arasındaki korelasyonu gösteren grafik. Sizce Facebook kullanıcı sayısının artması Yunanistan&#039;da ekonomik krize neden oluyor mu?  (Kaynak: businessweek)</p></div>
<p>Bunun ne demek olduğunu kısaca inceleyelim:</p>
<p>Diyelim ki A ile B aynı anda, aynı zaman diliminde artış gösteriyor. Aralarında böyle bir ilinti (korelasyon) olması, <em><strong>A&#8217;nın B&#8217;ye neden olduğunu, iki değişken arasında mutlaka neden-sonuç ilişkisi bulunduğunu  göstermez.</strong></em>  Her iki değişkenin birlikte artması birkaç farklı şekilde açıklanabilir:</p>
<ul>
<ul>
<li><strong>A değişkeninde artma, B&#8217;de de artışa neden oluyor olabilir.</strong>  Sadece bu durumda iki değişken arasında korelasyona ilaveten bir neden-sonuç ilişkisi olduğunu söylemek mümkün.  <em>Örneğin, içilen sigara sayısı arttıkça akciğer kanseri olma ihtimali de artar ve klinik deneylerle kanıtlanmıştır ki sigara içmek akciğer kanserine neden olur.</em></li>
<li><strong>B değişkenindeki artma, A&#8217;da artmaya neden oluyor olabilir.</strong> <em>Örneğin, bir yangındaki itfaiyeci sayısının artışı ile, yangının büyüklüğü arasında bir korelasyon vardır. Bu korelasyona bakıp, daha çok itfaiyecinin yangın alanına gelmesinin yangını büyüteceğini söyleyemeyiz. Tam tersine, yangın büyük olduğu için ortada daha çok itfaiyeci vardır.</em></li>
<li><strong>Hem A, hem B değişkenlerinin artışı, bilinmeyen ve farkına varılmamış bir üçüncü C değişkenine bağlı olabilir. </strong><em>Örneğin</em>, <em>bir sahil şehrinde aylık dondurma satışları ile aylık denizde boğulma sayıları yıl içinde birlikte artıp azalıyor ise bu korelasyon,  dondurma tüketiminin boğulmaya neden olduğu anlamına gelmez.</em> <em> Her ikisinin de artış nedeni muhtemelen havanın ısınmasıdır.</em></li>
<li><strong>A ve B değişkeninin aynı anda artış veya azalış göstermesi tamamen tesadüf olabilir.</strong> <em><a href="http://xkcd.com/111/">Firefox internet tarayıcı kullanan kişi sayısı ile cadılık dinine inanan kişi sayısı birlikte artmaktadır.</a> Bu korelasyona bakıp, Firefox kullanmanın cadılığa neden olduğunu söyleyemeyiz.</em> <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </li>
</ul>
</ul>
<ul>
<li><strong><em>Unutulmaması gereken, aynı anda gözlenen iki durumun arasında her zaman bir neden-sonuç ilişkisi olmadığıdır. </em></strong></li>
</ul>
<div>Elbette, bilimsel yöntemde gözlenen bir korelasyon, mutlaka olası bir neden-sonuç ilişkisi açısından incelenmelidir. Aşılar ve otizm ile ilgili yapılan binlerce çalışma, otizm görülme oranı ile aşılanma sayısı arasında herhangi bir neden-sonuç ilişkisi olmadığını tekrar tekrar kanıtlamıştır. Artan otizm oranlarının ciddi bir sağlık problemi oluşturduğunu da düşünecek olursak, otizme ayrılan kaynakların artık daha farklı alanlara kaydırılması uygun olacaktır.</div>
<div></div>
<blockquote><p><strong><em>“MMR aşısı otizme neden oluyor.”</em></strong></p></blockquote>
<div class="wp-caption alignright" style="width: 319px"><img class=" " title="Kabakulak aşılarının otizmle bağlantısı olmadığını gösteren belli başlı çalışmalar." src="http://cid.oxfordjournals.org/content/48/4/456/F1.medium.gif" alt="" width="309" height="187" /><p class="wp-caption-text">MMR aşısının otizmle bağlantısı olmadığını gösteren belli başlı çalışmalar. (Oxford Journals, Clin Infect Dis. (2009) 48 (4):456-461.doi: 10.1086/596476)</p></div>
<p>Bu iddianın nasıl ortaya çıktığını bir önceki bölümde detaylı olarak anlatmıştım. Bu iddiayı destekleyen herhangi bir bilimsel çalışma olmadığı gibi, ilk olarak bu iddiayı ortaya atan Dr. Andrew Wakefield&#8217;in <em>yazdığı makalenin ve deney verilerinin düzmece olduğu, verilerin manipule edildiği</em> bugün kanıtlanmış durumda.  Ancak bu süreç içinde Wakefield&#8217;in savını incelemek amacı ile yapılan tüm bilimsel çalışmaları derleyen <a href="http://cid.oxfordjournals.org/content/48/4/456.full">şu makale</a>ye bakabilirsiniz.</p>
<p>Evet, tahmin ettiğiniz gibi,<strong><em> makalelerin hiç birinde aşının otizme neden olduğu yönünde bir neden- sonuç ilişkisine rastlanmadı</em></strong>. Ama hala benzer çalışmalar yapılıyor. Derler ya &#8221; <em>bir deli bir kuyuya taş atar, ama kırk akıllı çıkaramaz</em>.&#8221; <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<blockquote><p><strong><em>“Aşıların içine konan cıva otizme neden oluyor.”</em></strong></p></blockquote>
<p>Bir önceki bölümde de bahsetmiştim. Amerika’da 1930 yıllarında aşılara koruyucu ve mikrop öldürücü bir olarak civa kökenli bir bileşik olan <em><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Thiomersal">Timerosal</a> ekleniyordu</em>.  FDA, 1997 yılında  bebeklerdeki kan Timerosal değerlerinin 187.5 mikrogram’a çıkabileceğini duyurdu bunun da sağlık sorunlarına neden olabileceği konusunda endişesini dile getirdi. <em>Amerika Pediatri Akademisi (AAP)</em> ve <em>Amerika Halk Sağlığı Enstitüsü</em> ortak karar alarak <em>o tarihe kadar zararlı bir yan etkisi saptanmamış olsa da</em> Mart 2001 tarihinde  önlem olarak grip aşısı haricindeki aşılardan Timerosal maddesini çıkardılar.</p>
<div class="wp-caption alignleft" style="width: 329px"><img class=" " title="Aşılar ve" src="http://cid.oxfordjournals.org/content/48/4/456/F2.medium.gif" alt="" width="319" height="129" /><p class="wp-caption-text">Thimerosal maddesinin otizmle bağlantısı olmadığını gösteren belli başlı çalışmalar. (Oxford Journals, Clin Infect Dis. (2009) 48 (4):456-461.doi: 10.1086/596476)</p></div>
<p>Thimerosal, bir etil-cıva bileşeni. Bugüne kadar olan cıva zehirlenmesi çalışmalarında da herhangi bir toksik etkisi kanıtlanmış değil. Zehirli olduğu bilinen <a href="http://www.who.int/vaccine_safety/topics/thiomersal/statement_jul2006/en/">metil-civa bileşiklerinin aksine vücutta birikmiyor ve kısa sürede atılabiliyor</a>.  Binlerce çocuk üzerinde yapılan incelemeler, <a href="http://www.cdc.gov/vaccinesafety/00_pdf/Tech_Rept_Thimerosal_Vol_1_090607.pdf">pekçok çalışmanın ortak sonuçları üzerinden yapılan istatistik analizler</a> timerosal içeren aşıların herhangi bir yan etkisi olmadığını gösterdi. Ancak, AAP ve Halk Sağlığı Enstitüsü kamuoyundaki hassasiyet nedeniyle ve aşı karşıtı lobinin baskısı nedeniyle aşılardan Timerosal maddesini çıkardılar.</p>
<p><em>Normalde, aşılardaki Timerosal ile otizm arasında bir neden sonuç ilişkisi olması halinde, aşılardan Thimerosal&#8217;in çıkarılması sonucunda ne görmeyi beklersiniz? Bu durumda toplumdaki otizm sıklığının azalması beklenir değil mi?</em> Ancak gözlenen durum bu değil. <a href="http://archpsyc.ama-assn.org/cgi/content/full/65/1/19">Otizm görülme sıklığı toplumda hala artmaya devam ediyo</a>r ve yüzlerce çalışmayla aşıların bir etkisi olmadığı kanıtlanmış olmasına ramen hala otizmin gerçek nedenini bulmak için harcanması gereken kaynakları  aşı karşıtı lobinin iddialarını çürütmek için aynı çalışmaları defalarca yeniden yapmak için tüketiyoruz.</p>
<div class="wp-caption aligncenter" style="width: 550px"><img title="Comparison of 2 methods to estimate the prevalence of autism in children aged 3 to 5 years by year of birth from 1989 to 2003. Prevalence is estimated by dividing the number of active status children with autism recorded by the California Department of Developmental Services in June of each year from 1995 to 2006 by the number of live births in California from 1989 to 200326 (solid symbols) and the number of children estimated to reside in California each year from 1995 to 200427 (open symbols)." src="http://archpsyc.ama-assn.org/content/vol65/issue1/images/medium/yoa70046f3.gif" alt="" width="540" height="223" /><p class="wp-caption-text">1989-2003 yılları arasında California&#039;da doğan çocuklarda gözlenen otizm oranı. 2001 yılında aşılardan cıva kaldırılmış olmasına rağmen otizm görülme sıklığı artmaya devam ediyor. (Kaynak: Archives of General Psychiatry)</p></div>
<blockquote><p><em><strong>“Aşıların içinde toksik maddeler var.”</strong></em></p></blockquote>
<div id="attachment_529" class="wp-caption alignleft" style="width: 282px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/01/images.jpg"><img class="size-full wp-image-529" title="images" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/01/images.jpg?w=519" alt=""   /></a><p class="wp-caption-text">İddialarını verilerle destekleyemeyen Aşı Karşıtı Lobi&#039;nin, toplumda korku yaratarak taraftar toplamak için kullandığı görsellerden biri.</p></div>
<p>MMR aşısı ve Thimerosal iddiaları fos çıkınca, aşı karşıtı lobinin son &#8220;toksik&#8221; kalesi bu iddia. Ancak adından da anlaşıldığı gibi altı oldukça boş. Aşılarda &#8220;toksik maddeler&#8221; olduğu iddia ediliyor, ama ne bu maddelerin ne olduğu, ne de ne şekilde zararlı oldukları konusunda bir veri sunulmuyor. &#8220;Aşılar toksik, işte o kadar!&#8221; <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Bu serinin ilk bölümünden beri aşıların <a href="http://www.hrsa.gov/vaccinecompensation/adverseeffects.pdf">güvenli olduğunu gösteren pekçok veri</a> ve kaynağa burada yer vermeye, veya linklerle okuyucuyu kaynakların aslına yönlendirmeye çalıştım.<a href="http://www.cdc.gov/vaccinesafety/Concerns/Thimerosal/neuropsychological_Outcomes.html"> Aşıların güvenilirliğine ilişkin pek çok veri</a>, internette halka açık bir şekilde duruyor. Tek yapmanız gereken biraz araştırmacı bir ruha sahip olmak ve doğru ve güvenilir kaynaklarda araştırma yapmak. Aşı karşıtı lobinin web sitelerinde  ise bu tip verilere ve güvenilir raporlara rastlamak mümkün değil. Onlar, daha çok yandaki resim gibi insanların duygularına yönelik, onları  korkutmak için hazırlanmış bol fotoşoplu propoganda malzemeleri kullanıyorlar.   Limbo dansı yapmaya devam ediyoruz yani. <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<blockquote><p><em><strong>“Aşı olmak bireysel bir karardır. Ben çocuğumu aşılatmıyorum, riskini de alıyorum.”</strong></em></p></blockquote>
<p>Sanılanın aksine<em> aşılanmak bireysel bir karar değildir</em>.</p>
<p>Aşılar, Halk Sağlığı uygulamaları içinde toplum sağlığını en çok etkileyeni. Kişiler kendilerini veya çocuklarını aşılamayı bireysel bir karar olarak görüyor olsalar da aldıkları karar sadece kendilerini değil, toplumu da etkiliyor.</p>
<p>Burada <strong><em><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Herd_immunity" rel="nofollow">Herd Immunity</a></em></strong> yani<strong><em> Toplum Bağışıklığı</em></strong> denen kavramdan söz etmekte fayda var. Bir toplumdaki bireyleri bir salgından korumak için o toplumda bağışıklık sahibi bireylerin sayısının belli bir orana ulaşması gerekiyor. Aşılanmak istese de aşılanamayak kimseler var: <em>bağışıklık sistemi yetmezliği olanlar, kanser tedavisi görenler,organ nakli hastaları, kronik kan kastaları, çok yaşlılar, hamileler, çok küçük bebekler&#8230;</em> Bu kişilerin hastalanmaması için toplumda bağışıklık sahibi bireylerin belli bir orana ulaşmasi gerekiyor. Bu oran hastalıktan hastalığa değişiyor ve bu orana <strong><em>Toplum Bağışıklık Eşiği </em></strong>deniyor.</p>
<table border="1">
<caption><strong>Aşı ile engellenebilen hastalıklarda Toplum Bağışıklığı Eşikleri</strong> <a href="http://www.bt.cdc.gov/agent/smallpox/training/overview/pdf/eradicationhistory.pdf">*</a></caption>
<tbody>
<tr>
<th align="center" width="150">Hastalık</th>
<th align="center" width="150">Geçiş Şekli</th>
<th align="center" width="100">R<sub>0</sub></th>
<th align="center" width="180">Toplum Bağışıklık Eşiği</th>
</tr>
<tr>
<td align="center"><strong>Difteri</strong></td>
<td align="center">Salya</td>
<td align="center">6-7</td>
<td align="center"> %85</td>
</tr>
<tr>
<td align="center"><strong>Kızamık</strong></td>
<td align="center">Hava</td>
<td align="center">12-18</td>
<td align="center">%83 &#8211; 94</td>
</tr>
<tr>
<td align="center"><strong>Kabakulak</strong></td>
<td align="center">Havadan damlacıklarla</td>
<td align="center">4-7</td>
<td align="center"> %75 &#8211; 86</td>
</tr>
<tr>
<td align="center"><strong>Boğmaca</strong></td>
<td align="center">Havadan damlacıklarla</td>
<td align="center">12-17</td>
<td align="center">%92 &#8211; 94</td>
</tr>
<tr>
<td align="center"><strong>Çocuk Felc</strong>i</td>
<td align="center">Ağız-dışkı</td>
<td align="center">5-7</td>
<td align="center">%80 &#8211; 86</td>
</tr>
<tr>
<td align="center"><strong>Kızamıkçık</strong></td>
<td align="center">Havadan damlacıklarla</td>
<td align="center">5-7</td>
<td align="center">%80 &#8211; 85</td>
</tr>
<tr>
<td align="center"><strong>Su Çiçeği</strong></td>
<td align="center">Sosyal temas</td>
<td align="center">6-7</td>
<td align="center">%83 &#8211; 85</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Aşılama, bu nedenle hastalık yayılmasına karşı bir bariyer oluşturuyor. Toplumdaki aşılı kişiler sayesinde aşılanamayan kişilerin hastalık etkeni ile karşılaşma ihtimali azalıyor, böylelikle hastalanmaktan hatta belki de ölmekten korunuyorlar. Kısaca aşılanma sadece aşı olan kişiyi değil, temasta olacağı küçük bebekleri, yaşlıları, çevresindeki hamileleri ve kanser hastası olan yakınlarını da koruyor.</p>
<p>Toplumdaki bağışık insan sayısı Toplum Bağışıklanma Eşiği&#8217;nin altina düştüğünde ise risk altındaki bu kişilerin hastalik kapma ihtimali yükseliyor. İlaveten, aşı olmuş olsalar bile, aşılanan bireylerin hastalığı kapma ihtimali ortaya çıkıyor.</p>
<p><a href="http://www.historyofvaccines.org/content/herd-immunity-0">Şu güzel animasyon</a>, Toplum Bağışıklık Eşiği&#8217;nin nasıl çalıştığını detaylı ve görsel olarak anlatıyor.</p>
<blockquote><p><strong><em>“Aşıları savunan doktorlar  ilaç firmalarından rüşvet alıyorlar. İlaç firmaları  ve devlet aşılarla ilgili olumsuzluklar örtbas ediyor,<strong><em> el altından otistik çocukların ailelerine para vererek onları susturuyor.</em></strong>”</em></strong></p></blockquote>
<p>Ve gelelim komplo teorisyenlerinin en çok sevdiği Adam Karalama saldırısına&#8230;. <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Bu görüşe göre, aslında<strong><em> aşıların güvenilirliğini gösteren bütün veriler düzmece</em>.</strong> Aşıların güvenli ve hatta faydalı olduğunu savunan bütün doktorlar sabah akşam &#8220;daha çok bebek ölse ve sakat kalsa da daha zengin olsam.&#8221; diye ellerini ovuşturuyor, hepsi psikopat, katil. İlaç firmaları bu görüşe karşı çıkan doktorlara yüksek meblağlarda sus payı öderken, bu görüşü destekleyenleri de ihya ediyorlar&#8230;.</p>
<p>Evet, ilaç firmalarının zaman zaman etik olmayan davranışlar gösterdiği, <a href="http://www.nytimes.com/2011/11/23/business/merck-agrees-to-pay-950-million-in-vioxx-case.html?_r=1&amp;ref=vioxxdrug">kimi zaman işine gelmeyen bazı araştırma sonuçlarını hasır altı ettiği</a> bir gerçek. Ama bunun gibi olaylar, kamuoyundan takip ettiyseniz mutlaka bir şekilde ortaya çıkıyor: ya firma içindeki <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_whistleblowers">etik değerleri yüksek kimseler tarafından dışarı bilgi sızdırılıyor</a>, ya da bağımsız bilimsel komiteler aynı konulu deneyler yapıp, lanse edilen sonuçları bulamadıkça ilaç firmalarının foyası öğreniliyor.</p>
<p>Epey sağlam bir hayal gücü gerektirmesine rağmen bu iddiayı olası kabul ediyorsanız şu soruların cevabını da düşünmeniz yerinde olacaktır:</p>
<div id="attachment_537" class="wp-caption alignleft" style="width: 175px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/01/images-1.jpg"><img class=" wp-image-537 " title="images (1)" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/01/images-1.jpg?w=165&h=248" alt="" width="165" height="248" /></a><p class="wp-caption-text">Aşı karşıtı harekete göre bütün doktorlar ahlaksız ve kötücül.</p></div>
<ul>
<li>Milyonlarca çocuğu içeren bağımsız hekimlerce dünyanın dört bir yanında yapılmış çalışmaların hepsinin aynı sonucu vermesi için kaç bin kişiye kaç paralık rüşvet verilmiş olması gerekir?</li>
</ul>
<ul>
<li>İlaç firmaları ne kadar ekonomik olarak güçlü olurlarsa olsunlar, bu kadar çok kişiye sus payı verebilmeleri matematik ve finansal olarak mümkün müdür? (<a href="http://www.imshealth.com/deployedfiles/ims/Global/Content/Corporate/Press%20Room/Top-line%20Market%20Data/2010%20Top-line%20Market%20Data/Top_20_Global_Therapy_Classes.pdf"> İlaç endüstrisinin ilaç gruplarına göre yıllık kar oranları</a> halka açık bir şekilde IMS web sitesinde mevcut. Bu siteyi incelerseniz Aşıların karlılık ve ciro sıralamasında ilaç firmaları için bütün dünyaya rüşvet vermelerini gerektirmeyecek kadar alt sıralarda olduğunu görebilirsiniz.)</li>
</ul>
<ul>
<li>İlaç firmaları aslında çocuklar aşılanmasalar ve  bulaşıcı hastalıklara yakalansalar bu çocukların tedavisinde kullanılacak solunum ilaçları, anti-viral, antibiyotik vb ilaçlarından çok daha fazla kar etmez mi?</li>
</ul>
<ul>
<li>Dünyadaki tüm ciddi tıp otoritelerinin, üniversitelerin ve tıp merkezlerinin, <em>Dünya Sağlık Örgütü</em>&#8216;nün, muhtelif ülkelerdeki <em>Halk Sağlığı Başkanlıkları</em>nın, bağımsız çalışan milyonlarca hekimin, araştırma görevlilerinin, halk sağlığını iyileştirmek amacıyla kurulmuş <a href="http://www.gatesfoundation.org/Pages/home.aspx"><em>Bill &amp;  Melinda Gates Vakfı</em> </a>veya <em><a href="http://www.doctorswithoutborders.org/">Sınır Tanımayan Doktorlar</a></em> gibi hayır amaçlı organizasyonların<strong> </strong><em><strong>tamamının</strong></em> bu komploya alet olması, bu insanların tamamının kötü olduğunu bile bile aşılamayı savunup önermesi mantıklı mıdır?</li>
</ul>
<ul>
<li>Bu insanlar arasında bir tane helal süt emmiş, vicdanı temiz ya da vaz geçtim sadece ünlü olmak isteyen insan yok mudur ki bu foyayı belgeleri ile ortaya çıkarsın?</li>
</ul>
<ul>
<li>Bu düzenin dışında kalmayı başarmış ve bilimsel anlamda kabul görecek özelliklere sahip bir çalışma yaparak bu iddiaları bilimsel olarak kanıtlayacak dürüst bir doktor yok mudur? Varsa nerdedir ve neden bu kadar senedir gizlenmektedir? <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </li>
</ul>
<p>Michael Shermer,<a href="http://www.dr.com.tr/Kitap/Inanan-Beyin/Michael-Shermer/Bilim/Populer-Bilim/urunno=0000000376017"> İnanan Beyin</a> kitabında komplo teorilerinin çok güzel bir analizini yapmış. Bu kitabı fırsat bulup okumanızı şiddetle öneririm. Diyor ki, <strong>&#8220;<em>bir komplo , ne kadar çok insanla planlanıyorsa, o komplonun başarısız olma ihtimali o kadar yüksektir</em>.&#8221;</strong> Yani dahil olan kişi sayısı arttıkça, komplo ile ilgili bilginin dışarı sızdırılması kaçınılmazdır. Tarihteki tüm gerçek komplo örnekleri de bunu ispat etmekte.</p>
<p>Aşı karşıtlarının sıklıkla  ortaya attığı bir diğer iddia da &#8220;<em>aşı nedeniyle otistik olan çocukların  ailelerine  el altından para vererek susturulması&#8221;</em>. Nedense, bu iddiaya ait herhangi evrak, veri ya da tanık mevcut değil. İddia edilenin aksine, aşılara yönelik yan etkiler ABD devleti tarafından ciddi ve son derece şeffaf olarak izleniyor. 1988 yılında<em> the</em> <em>National Childhood Vaccine Injury Act of 1986 (Public Law 99-660)</em> uyarınca bir ulusal aşı tazminat programı (National Vaccine Injury Compensation Program (VICP) uygulamaya sokuldu. 2 Milyar Dolar ödeneği hazır olan bu mahkeme, 2007 yılında 1999-2007 yılları arasında dosyası açılmış 5000 iddiayı inceledi. Duruşma boyunca mahkeme tarafından aşılar ve otizm konusunda yapılmış birbirinden bağımsız 939 akademik çalışma, textbook ve binlerce insanın ifadesi alındı. İki yıl süren davanın sonunda mahkeme aşılar ile otizm arasında herhangi bir bağlantı olmadığı kararına vardi. Bu tazminat programı ile ilgili detaylı bilgiye,  görülen davalar sonucunda ödenen tazminatların detayı ve bu fonun detaylı gelir/gider belgeleri de  <a href="http://www.hrsa.gov/vaccinecompensation/index.html">web sitesinde</a> mevcut. Bu mahkemeye 1988- 2012 yılları arasında otizm için 2151 başvuru olmuş, tek bir vakaya tazminat ödenmiş, ki ona da ödenen tazminat <a href="http://www.hrsa.gov/vaccinecompensation/statisticsreports.html#petitionsfiled">otizm nedeni ile değil, bir başka yan etki nedeniyle</a>. )</p>
<h1>Ya gerçek yan etkiler?</h1>
<p>Bu serinin üç bölümünde aşı karşıtı lobi tarafından öne sürülen desteksiz iddiaları, veri ve kaynakları ile çürütmeye çalıştık. Ancak unutmamamız gereken nokta şu: Kullandığımız her ilacın, aşılar da dahil nadiren de olsa görülebilen yan etkileri olabilir. En sık görülen aşı yan etkileri : aşının uygulandığı bölgede ağrı, kızarma, şişme, baş ağrısı, kas ve eklem ağrısıdır. Bazı aşılar, üretim sürecinde yumurta kullanıldığından, yumurta allerjisi olan kimselere allerji yapabilirler. Bu nedenle mutlaka her aşılama doktor bilgi ve gözetiminde yapılmalıdır. Aşılara bağlı çok nadir olarak görülen ciddi bir durum olan <a href="http://yalansavar.org/2009/11/26/domuz-gribi-asisi-ve-komplo-teorileri/">Guillain-Barre Sendromuna ilişkin detayları, Domuz Gribi ve Komple Teorileri başlıklı yazımızdan öğrenebilirsiniz</a>.</p>
<p>Yaşantımızda aldığımız kararları, o kararlar sonunda maruz kalacağımız riskin büyüklüğü ile değerlendirirerek veririz.</p>
<p><em>Örneğin, aşılanmamış çocukların geçirdiği  <a href="http://www.historyofvaccines.org/content/understanding-risk">enfeksiyon hastalıklarına bağlı komplikasyonlar, aşıların yan etkilerine göre çok ciddi ve fazla sayıda</a>. Çocuğunuzu <a href="http://www.historyofvaccines.org/content/understanding-risk">aşılatmanın riski, her gün trafik kazalarında binlerce kişinin öldüğü modern çağda onu arabaya bindirip herhangi bir yere götürmekten çok ama çok daha az.</a></em></p>
<p><em><strong>Kısaca, eğer çocuğunuzun sağlıklı olmasını ve sağlıklı bir toplum içinde büyümesini istiyorsanız aşılarını yaptırmayı ihmal etmeyin. <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </strong></em><em><strong><br />
</strong></em></p>
<h1>Son Söz</h1>
<p>Aşı karşıtı hareketin düştüğü yanılgılardan çıkaracağımız önemli bir ders var aslında.</p>
<p>Herhangi bir konuda yargıya varırken  içine düşebileceğimiz en tehlikeli durumlardan biri <em>Onaylama Önyargısı (Confirmation Bias)&#8217;tır</em>. <em>İnsan, psikolojik olarak genelde önce bir fikir oluşturur, daha sonra bu fikri destekleyecek verileri toplar. Fikriyle çelişen verileri görmezden gelir, fikrini destekleyenleri ise benimser. Onaylama önyargısı </em>bizi kısırdöngüye sokar ve alternatif görüşlere gözlerimizi kulaklarımızı kapamamıza, uçlara sürüklenmemize neden olur.</p>
<p><strong>Yapmamız gereken, bilime  duyguların ve önyargıların yön vermesini önlemek, ve inandığımız şeylerin ardında tarafsız, sağlam ve bilimsel veri ve kanıtlar olup olmadığını kontrol etmektir.</strong></p>
<h3>Kaynaklar:</h3>
<ol>
<li>Hviid et al. (2003). <a href="http://jama.ama-assn.org/content/290/13/1763.full.pdf+html">Association Between Thimerosal-Containing Vaccine and Autism</a>. <em>Journal of American Medical Association</em>.</li>
<li><a href="http://www.aap.org/healthtopics/immunizations.cfm">American Academy of Pediatrics</a>. (2011).</li>
<li>Begley, S., &amp; Interlandi, J. (2009, March 2). <a href="http://www.thedailybeast.com/newsweek/2009/02/20/anatomy-of-a-scare.html">Anatomy of a Scare</a>. <em>Newsweek</em>.</li>
<li>Center for Disease Control. <em><a href="http://www.cdc.gov/ncbddd/autism/documents/vaccine_studies.pdf">Immunization Safety and Autism- Thimerosol and Autism Research Agenda</a>.</em>Retrieved from CDC Website: www.cdc.gov</li>
<li>Department of Health and Human Services Center for Disase Control. (2011). <a href="http://www.cdc.gov/vaccines/"><em>Vaccines &amp; Immunizations</em>.</a>Retrieved from Center for Diesae Control (CDC) Web site: http://www.cdc.gov/vaccines/</li>
<li>Fombonne, E. (2009). <a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/19218885">Epidemiology of pervasive developmental disorders</a>. <em>Pediatric Research, 65</em>(6), 591-8.</li>
<li>Fombonne, E., Zakarian, R., Bennett, A., Meng, L., &amp; McLean-Heywood, D. (2006). P<a href="http://pediatrics.aappublications.org/content/118/1/e139.full.pdf+html">ervasive Developmental Disorders in Montreal, Quebec, Canada: Prevalence and links with immunizations</a>. <em>Pediatrics</em>.</li>
<li>Geier, D. A., &amp; Geier, M. R. (2003).<a href="http://www.bhare.org/Geier2.pdf"> A Case Series of Children with Apparent Mercury Toxic Encephalopathies Manifesting with Clinical Symptoms of Regressive Autistic Disorders</a>. <em>Journal of Toxicology and Envionmental Health</em>.</li>
<li>Glazer, S. (2003, Jun 13). <a href="http://www.cqpress.com/product/Researcher-Increase-in-Autism-v13-23.html">Increase in Autism</a>. <em>CQ Researcher</em>.</li>
<li>Gross, L. (2009, May). <a href="http://www.plosbiology.org/article/info:doi/10.1371/journal.pbio.1000114">A Broken Trust: Lessons from the Vaccine-Autism Wars</a>. <em>Public Library of Science, 7</em>(5).</li>
<li>Halsey, N. A., &amp; Hyman, S. L. (2000). <a href="http://www.pediatricsdigest.mobi/content/107/5/e84.full.pdf+html">Measles-Mumps-Rubella Vaccine and Autistic Spectrum Disorder</a>. <em>Report From The new Challenges in Childhood Immunizations Conference .</em> Oak Brook, Illinois.</li>
<li>Horton, R. (2004). <a href="http://image.thelancet.com/extras/statement20Feb2004web.pdf">A Statement by the editors of the Lancet</a>. <em>The Lancet</em>, pp. 820-821.</li>
<li>Kaiser Research Institute. (2004, Feb 25). <em><a href="http://www.casewatch.org/fdawarning/rsch/geier.shtml">Letter from Kaiser Research Institute to Mark Geier M.D.</a></em></li>
<li>Koch, K. (2000, Aug 25). <a href="http://www.cqpress.com/product/Researcher-Vaccine-Controversies-v10.html">Vaccine Controversies</a>. <em>CQ Researcher</em>.</li>
<li>Madsen, K. M., Hviid, A., Vestergaard, M., Schendel, D., Wohlfahrt, J., Thorsen, P., . . . Melbye, M. (n.d.). <a href="http://www.nejm.org/doi/full/10.1056/NEJMoa021134">A Population Based Study of Measles, Mumps, and Rubella. Vaccination and Autism</a>. (2002) <em>New England Journal of Medicine</em>.</li>
<li>Mutter, J., Naumann, J., Schneider, R., Walach, H., &amp; Haley, B. (2005). <a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/16264412">Mercury and Autism: Accelerating evidence?</a> <em>Neuroendocrinology Letters</em>.</li>
<li>Offit, P. A. (2008). <a href="http://www.nejm.org/doi/full/10.1056/NEJMp0802904">Vaccines and Autism revisited: The Hannah Poling Case</a>. <em>New England Journal of Medicine</em>.</li>
<li>Offit, P.A. (2010) <a href="http://cup.columbia.edu/book/978-0-231-14636-4/autisms-false-prophets">Autism’s False Prophets: Bad Science, Risky Medicine and the Search for a Cure</a>. <em>Colombia University Press.</em></li>
<li>Omer, S. B., Salmon, D. A., Orenstein, W. A., deHart, P. M., &amp; Halsey, N. (2009). <a href="http://www.nejm.org/doi/full/10.1056/NEJMsa0806477">Vaccine Refusal, Mandatory Immunization, and the Risks of Vaccine-Preventable Diseases</a>. <em>NEJM</em>.</li>
<li>Park, A. (2008, June 2). <a href="http://www.time.com/time/magazine/article/0,9171,1808620,00.html">How Safe Are Vaccines?</a> <em>Time</em>.</li>
<li>Parker, S. K., Schwartz, B., Todd, J., &amp; Pickering, L. K. (n.d.). <a href="http://pediatrics.aappublications.org/content/114/3/793.full.pdf+html">Thimerosal-Containing Vaccines and Autistic Spectrum Disorder: A Critical Review of Published Original Data.</a> <em>Pediatrics</em>.</li>
<li>Patja A, Davidkin I, Kurki T, Kallio MJ, Valle M, Peltola H. (2000). <a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/11144371?dopt=Abstract">Serious Adverse Events After Measles-Mumps-Rubella Vaccination During A Fourteen-Year Prospective Follow-Up</a>. <em>Pediatr Infect Dis J. </em></li>
<li>Schecter, R., &amp; Grether, J. (2008). <a href="http://archpsyc.ama-assn.org/cgi/content/full/65/1/19">Continuing Increases in Autism Reported to California’s Developmental Service System: Mercury in Retrograde.</a> <em>Arch gen Psychiatry</em>.</li>
<li>Smith, M. J., Ellenberg, S. S., Bell, L. M., &amp; Rubin, D. M. (2008). <a href="http://pediatrics.aappublications.org/content/121/4/e836.abstract">Media coverage of the MMR vaccine and Autism controversy and its relationship to MMR immunization rates in the US</a>. <em>Pediatrics</em>.</li>
<li>Sugarman, S. D. (2007). Cases in Vaccine Court – <a href="http://www.nejm.org/doi/full/10.1056/NEJMp078168">Legal Battles over Vaccine and Autism.</a> <em>New England Journal of Medicine</em>.</li>
<li>Sutcliffe, James S. (2008).<a href="http://www.sciencemag.org/content/321/5886/208.summary"> Insight into the pathogenesis of Autism. </a><em>Genetics</em>.</li>
<li>The Collage of Physicians in Philadelphia. (2011). <em><a href="http://www.historyofvaccines.org/">The History of Vaccines</a></em>. Retrieved from The History of Vaccines:</li>
<li>World Health Organization. (2007). <em><a href="http://www.euro.who.int/en/what-we-do/health-topics/disease-prevention/vaccines-and-immunization">Prevent. Protect. Immunize.</a></em></li>
<li><a href="http://www.bt.cdc.gov/agent/smallpox/training/overview/pdf/eradicationhistory.pdf" rel="nofollow">History and Epidemiology of Global Smallpox Eradication</a> From the training course titled &#8220;Smallpox: Disease, Prevention, and Intervention&#8221;. The CDC and the <a title="World Health Organization" href="http://en.wikipedia.org/wiki/World_Health_Organization">World Health Organization</a>. Slide 16-17.</li>
<li>IMS website. <a href="http://www.imshealth.com/portal/site/ims/menuitem.5ad1c081663fdf9b41d84b903208c22a/?vgnextoid=fbc65890d33ee210VgnVCM10000071812ca2RCRD&amp;vgnextfmt=default">Top Line Pharmaceutical Market Data</a>. (2011)</li>
<li>Canada Public Health Agency Website. <a href="http://www.phac-aspc.gc.ca/publicat/cig-gci/p04-meas-roug-eng.php">Canada Immunization Guide</a>. (2006)</li>
<li>Arlene King, Paul Varughese, Gaston De Serres, Graham A. Tipples and John Waters. (2004). <a href="http://www.jstor.org/pss/30075860">Progress toward Measles Elimination: Absence of Measles as an Endemic Disease in the United States.</a> <em>The Journal of Infectious Diseases.</em>Vol. 189, Supplement 1.</li>
<li>U.S. Department of Health and Human Services. (2011).  <a href="http://www.hrsa.gov/vaccinecompensation/index.html">National Vaccine Injury Compensation Program</a>.</li>
<li>Institue of Medicine. (2011).  <a href="http://www.hrsa.gov/vaccinecompensation/adverseeffects.pdf">Adverse Effects of Vaccines: Evidence and Causality. </a></li>
<li>Robert Webb. (2010). <a href="http://vicskeptics.wordpress.com/2010/11/08/analysis-of-anti-vax-graphs/">Analysis of Anti-Vax Graphs.</a> <a href="http://vicskeptics.wordpress.com/">Victorian Skeptics Website.</a></li>
<li>David Gorski. (2010). <a href="http://www.sciencebasedmedicine.org/index.php/vaccines-didnt-save-us-intellectual-dishonesty-at-its-most-naked/" rel="bookmark">“Vaccines didn’t save us” (a.k.a. “vaccines don’t work”): Intellectual dishonesty at its most naked</a>. <a href="http://www.sciencebasedmedicine.org/">Science Based Medicine website.</a>
<div></div>
</li>
</ol>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yalansavar.wordpress.com/421/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yalansavar.wordpress.com/421/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yalansavar.wordpress.com/421/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yalansavar.wordpress.com/421/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/yalansavar.wordpress.com/421/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/yalansavar.wordpress.com/421/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/yalansavar.wordpress.com/421/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/yalansavar.wordpress.com/421/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yalansavar.wordpress.com/421/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yalansavar.wordpress.com/421/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yalansavar.wordpress.com/421/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yalansavar.wordpress.com/421/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yalansavar.wordpress.com/421/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yalansavar.wordpress.com/421/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=421&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yalansavar.org/2012/01/19/asilar-ve-komplo-teorileri-bolum-3-asi-karsiti-iddialar-ve-yanitlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/52c07bab9d9f3b2e8bbb9ef5eaf9b27f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">isilarican</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/01/funny-vaccines-newspaper-comic1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">funny-vaccines-newspaper-comic</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/01/limbo_dancer148-48.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">Professional Limbo dancer at Port Lacaya, the Bahamas</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/01/asioncesi.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">asioncesi</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/01/fakemeaslesgraph-430w-v2.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">fakemeaslesgraph-430w-v2</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/01/measlesgraph1big.gif?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">MeaslesGraph1Big</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/01/3356360_f496.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">3356360_f496</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/01/etc_correlation50__01__960.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">etc_correlation50__01__960</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://cid.oxfordjournals.org/content/48/4/456/F1.medium.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Kabakulak aşılarının otizmle bağlantısı olmadığını gösteren belli başlı çalışmalar.</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://cid.oxfordjournals.org/content/48/4/456/F2.medium.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Aşılar ve</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://archpsyc.ama-assn.org/content/vol65/issue1/images/medium/yoa70046f3.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Comparison of 2 methods to estimate the prevalence of autism in children aged 3 to 5 years by year of birth from 1989 to 2003. Prevalence is estimated by dividing the number of active status children with autism recorded by the California Department of Developmental Services in June of each year from 1995 to 2006 by the number of live births in California from 1989 to 200326 (solid symbols) and the number of children estimated to reside in California each year from 1995 to 200427 (open symbols).</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/01/images.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">images</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2012/01/images-1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">images (1)</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Yanlış bilmekten korkmayanlar&#8230;</title>
		<link>http://yalansavar.org/2011/12/19/yanlis-bilmekten-korkmayanlar/</link>
		<comments>http://yalansavar.org/2011/12/19/yanlis-bilmekten-korkmayanlar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Dec 2011 21:08:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Serdar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Dışı İddialar (Pseudoscience)]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest]]></category>
		<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[doğal ürünler]]></category>
		<category><![CDATA[eleştirel düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[serbest]]></category>
		<category><![CDATA[shermer]]></category>
		<category><![CDATA[skeptsizm]]></category>
		<category><![CDATA[şüphecilik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yalansavar.org/?p=437</guid>
		<description><![CDATA[Bu sitenin &#8216;yazar&#8217; kadrosuna sonradan katılmış bir kişi olarak ilk &#8216;informal&#8217; blog yazımı yazıyorum&#8230; &#8216;Informal&#8217; blog yazısından ne kastediyorum? Yeni formatımıza kadar olan yazıları incelerseniz bir farklılık göreceksiniz. Daha önce biraz daha &#8216;wiki&#8217; formatında makaleler yazılıyordu bu sitede. Tabi bu içerik amatör bir çalışmayla yürütülecek gibi değil. Duyduğumuz her yalanı en ince ayrıntısına kadar incelemek, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=437&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu sitenin &#8216;yazar&#8217; kadrosuna sonradan katılmış bir kişi olarak ilk &#8216;informal&#8217; blog yazımı yazıyorum&#8230;</p>
<p>&#8216;Informal&#8217; blog yazısından ne kastediyorum? Yeni formatımıza kadar olan yazıları incelerseniz bir farklılık göreceksiniz. Daha önce biraz daha &#8216;wiki&#8217; formatında makaleler yazılıyordu bu sitede. Tabi bu içerik amatör bir çalışmayla yürütülecek gibi değil. Duyduğumuz her yalanı en ince ayrıntısına kadar incelemek, bu sitede içerik üretimini oldukça yavaşlatıyor. Arada benzer yazılar yazacağız. Özellikle &#8220;İlt:&#8221;, &#8220;Fw:&#8221; ve &#8220;bir arkadaş söyledi&#8221; mesajlarınızı bekleriz, keyifle inceler yalanlarız&#8230;</p>
<p><span id="more-437"></span></p>
<p>Geçtiğimiz haftalarda bir &#8220;<em>skeptics in the pub</em>&#8221; toplantısı düzenledik. Çok keyifli zaman geçirdik. Burada Yalansavar hakkında da konuşmuş olduk ve daha serbest yazabiliriz diye düşündük. Bu konuda önerilere, eleştirilere ve konuk yazarlara kapımız ardına kadar açık.</p>
<p>Bu arada o gün konuştuğumuz ünlü kuşkucu yazar <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Michael_Shermer" target="_blank">Michael Shermer&#8217;</a>in &#8220;<strong>İnanan Beyin</strong>&#8221; kitabı Türkçe&#8217;ye çevrilmiş&#8230; İkinci çocuğun doğumuyla birlikte boş zaman kavramının bana son derece uzaklaşmış olması bir yana, bu kitap okunması gereken kitapların başında. Şu aralar Shermer&#8217;ın &#8220;<strong>Evrim ve Yaratılışçılık</strong>&#8221; kitabını okuyorum ve anlatım çok akıcı (çeviri de önemli tabi), içerik zengin&#8230;</p>
<p>Beynin inanmakla ilgili süreçleri gerçekten ilgi çekici. Basit bir test yapalım;</p>
<p>Aşağıdakilerden hangisinin gerçek, hangisinin külliyen yalan olduğunu söyleyebilir misiniz?</p>
<ol>
<li>Beş yaşında hamile kalan bir kız çocuğu çok sağlıklı bir erkek çocuğu doğurdu.</li>
<li>Bir yaşının altında bebekler bal yememelidir.</li>
<li>Hamile atların idrarı, düşük önleyici ilaç yapımında kullanılır.</li>
<li>Bir kadın aynı anda iki erkek tarafından hamile bırakılabilir.</li>
</ol>
<p>Bunlar benim kişisel geçmişimden &#8216;bilgi kırıntıları&#8217;&#8230; Ortak yanları, ilk duyduğumda külliyen yalan olduklarını düşünmem. Oysa hiçbiri de yalan değil.</p>
<p>3 yaşında adet görmeye başlayan ve 5 yaşında hamile kalan bir kızın dramı gerçek. Balda bulunma olasılığı yüksek olan bir bakteri 1 yaşının altında botulizm yapabiliyor. Premarin adlı ilaç hamile atların idrarından yapılıyor (gerçi Humulin adlı sentetik versiyonu da var). &#8220;<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Heteropaternal_superfecundation#Heteropaternal_superfecundation" target="_blank">Heteropaternal superfecundation</a>&#8221; diye nadir görünen bir durum, birden fazla yumurtanın birbirine yakın zamanda gerçekleşen cinsel birleşmelerle döllenmesi olarak tanımlanıyor.</p>
<div class="wp-caption alignright" style="width: 214px"><img class="  " src="http://www.adyar.com.au/images/covers/BMImg_436513_9781592578382.jpg" alt="" width="204" height="252" /><p class="wp-caption-text">&quot;Complete Idiot&#039;s Guide&quot; sözü uygun olmuş...</p></div>
<p>Skeptik yaklaşım sergileyenlere karşı genelde önyargı ile yaklaşılır. Bizler şüphe ettiğimiz için eleştirilir, sürekli anti-tez üretmekle &#8216;itham&#8217; ediliriz (sanki kötü birşeymiş gibi). Oysa buna benzer birçok hikayeye doğrudan inanmaktansa birazcık çaba gösterip doğru/yanlış/şüpheli gibi yargılara ulaşmayı tercih ederim. Az sayıda olayda külliyen yalan dediğim şeylerin doğru çıkması aslında epey keyiflidir.</p>
<p>Önyargılar hiç yok dersek de yalan olur. Belirli bir süre sonra, kuşku duymak belli örgüler (pattern) oluşturuyor. Örneğin 125 sayfa boyunca adaçayının faydalarını sıralayan büyüklerimiz, bu bitkide bulunan bazı maddelerin hamilelerde düşük riskini arttırdığını bilmezler. Aynı teyzeler amcalar yeşil çaya, bargamot çayına veya ıhlamura sararlar ama &#8216;<em>aslında mucize ilaç köşedeki markette</em>&#8216; yaklaşımına alerjim var.</p>
<div class="wp-caption alignright" style="width: 230px"><img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/5/5a/Salvia_officinalis0.jpg/220px-Salvia_officinalis0.jpg" alt="" width="220" height="165" /><p class="wp-caption-text">Ada çayı (Salvia officinalis)</p></div>
<p>Bu minvalde en karşı olduğum olay; &#8220;<em>doğadan gelen herşeye yeşil ışık yakalım</em>&#8221; kitlesi. Bu insanlara naturalistler, doğalcılar falan da diyebiliriz (bunların bir alt sınıfı çamaşır suyunun bile organiğini tercih eden organikçiler çetesi)&#8230;</p>
<p>Saçma sapan çaylar, garip tatlandırıcılar, kremler vs. Doğadan geliyorsa kanser yapmaz, zararlı olamaz değil mi? Zaten ilaçların hepsi de doğadan gelmiyor mu? İlaç şirketleri parayı ilaca verelim diye bunları kötülüyor habire değil mi?</p>
<p>Babam (kendisi doktordur) şu hikayeyi hep anlatır. Adamın birisi, sedef hastasıymış. Günün birinde ona &#8216;doğal&#8217; bir ilaç önermişler. Güzelavrat otunun tohumlarını alıp kaynatmış ve yuvarlamış. Kıpkırmızı bir vücut, şiddetli ateş ve yüksek nabızla kendinden geçmiş bir halde acile gelir. Ne yaptığını bilmedikleri için babam semptomlara göre şanslı bir tahmin yürütmüş ve tedavi edebilmişler. Zavallı adamcağızın bilmediği, o doğal ilacın yüksek bir miktarda &#8216;doğal&#8217; atropin içerdiğiymiş.</p>
<div class="wp-caption alignright" style="width: 166px"><img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/b/be/Atropa_belladonna_004.JPG/260px-Atropa_belladonna_004.JPG" alt="" width="156" height="208" /><p class="wp-caption-text">Güzelavratotu meyvesi (Atropa belladonna)</p></div>
<p>Zehirlerin büyük bir kısmı organik temellidir. Birçok kişinin inorganik sandığı siyanür aslında organik bir maddedir ve başta badem olmak üzere kirazdan brokoliye kadar birçok bitkide üretilir. Paraselsus, &#8220;<em>Tüm maddeler zehirdir, ilacı zehirden ayıran dozudur</em>&#8221; der (<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Paracelsus#Contributions_to_toxicology" target="_blank">*</a>). Asıl anahtar nokta burada.</p>
<p><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Atropin" target="_blank">Atropin</a> bu anlamda bir zehir sayılabilir. Ama uygun dozlarda, örneğin ritm bozukluklarını düzeltmekte kullanılır. O uygun dozlara yıllarca süren klinik çalışmalar sonucunda ulaşılmıştır. Aktarınızı en son hangi &#8216;doğal&#8217; maddeyle deney yaptığını gördünüz? Örneğin hint yağının (ki onun da tohumları son derece zehirlidir) ülserli hale getirilmiş farelerdeki etkilerini gözlemleyen bir &#8216;şifalı bitki&#8217; uzmanı var mıdır? Peki herhangi bir tarım bakanlığı yetkilisinin böyle bir klinik çalışma sorguladığını gördünüz mü? Herhangi bir bitkisel kökenli şifa kaynağının şifa dağıttığını söylerken sakız, şeker ve salçalarla aynı kurumdan onay almasını yadırgayan yok mu?</p>
<p>Benzer şekilde, &#8216;enerji&#8217; kelimesi geçer geçmez sırtımdaki tüyler diken diken olur ve hemen pozisyon alırım. Hayatında fizik kitabı görmemiş, elektromanyetik ışıma ile iyonize edici radyasyonu birbirinden ayıramayan starbucks insanının floresan ışıkta bile evrensel bir enerji bulma çabasının hikayesidir bu. Suyun, koltuğun, laminat parkenin ve hatta zakkum çiçeğinin bile olayları değiştiren bir enerjisi vardır.</p>
<p>Alerjik olduğum örgüler böyle uzayıp gider. Temelde şüpheci yaklaşım; merak etmek, öğrenmek, mantık yürütmek, araştırmak gibi araçları refleks olarak kullanmak olarak özetlenebilir. Ne yazık ki; gittikçe azalan, internet&#8217;in yaygınlaşması ile bilgiye ulaşma refleksinin tembelleşmesiyle tehlikeli bir seviyeye inen bir refleksimiz. Şüpheci yaklaşımın önündeki temel engellerden birisiyse eğitim sistemimizin giderek daha da kötüye gidiyor olması ve toplumsal algımızın bilmek ve okumaktan, duymak ve seyretmeye yönelmesi. Çevremdeki insanların giderek daha çok konu hakkında yanlış bilgilere sahip olduğunu ve bu durumu düzeltmek için hiçbir girişimde bulunmadıklarını görüyorum.</p>
<p>Bunu test etmek için ciddi bir haber sitesinde bilim haberlerine ait yorumları izlemek yeterli. 2011 yılı biterken halen &#8216;teori&#8217;nin bilim adamlarının masasında doğrulanmayı bekleyen A4 kağıtlardan oluştuğunu iddia eden insanlar var. Geçen hafta &#8216;Sıçanların bencil olmadıkları bulundu&#8217; haberini bencil gen teorisinin yıkan bulgu olarak algılayan insanlar gördüm (bir paragraf okumadıkları çok belli oluyor; çünkü bu bulgular Dawkins&#8217;in anlattıklarını destekliyor). Bilimsel metodolojiden uzak durmak bir marifet değil. Aynı zamanda araştırmak, okuduğunu mantık süzgecinden geçirmek ve soru sormak sizi eksik insan yapmaz.</p>
<p>Özetle, herkesin olduğu gibi skeptiklerin, bilim insanlarının ve bilim yayıncılarının da önyargıları olabilir. Nasıl bilim kendi içerisinde kurduğu karmaşık mekanizmalarla hatayı eleme yeteneğine sahipse; bizler de günlük yaşantımıza eklediğimiz basit reflekslerle doğru bilgiye erişebiliriz. Yukarıda verdiğim örneklerde doğru bilgiye ulaşmam (kaynak ve referans kontrolünü de eklersek) birkaç dakikamı aldı.</p>
<p>Yalansavar ekibine katılma sebeplerimden birisi buydu. Yanlış bilmekten çok korkan birisiyim ve bundan korkmayanlara karşı üç beş satırlık bir mücadele alanı açabiliyorsam tatmin olabilirim&#8230;</p>
<p><em>Meraklısına notlar:</em></p>
<ul>
<li><em>Dünyanın en genç annesi ile ilgili  <a href="http://www.snopes.com/pregnant/medina.asp" target="_blank">analiz</a> (Snopes.com&#8217;dan).</em></li>
<li><em>Botulizm konusunda <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Bot%C3%BClizm" target="_blank">Türkçe </a>ve <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Botulism" target="_blank">İngilizce </a>bilgiler (Wikipedia).</em></li>
<li><em>Premarin, PREgnant MARe urINe kısaltmasından (Hamile kısrak idrarı) gelir (Daha fazlası: <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Premarin" target="_blank">Wikipedia</a>)</em></li>
<li><em>Farklı babalardan olma ikizlerle ilgili ilginç <a href="http://blogs.discovermagazine.com/discoblog/2009/05/18/two-twins-two-dads-dna-test-proves-twins-born-to-different-fathers/" target="_blank">haber</a> (Discover Magazine)</em></li>
<li><em>Doğal ve bitkisel tedavi (!) yöntemlerinin doğal olmayan yanetkileriyle ilgili <a href="http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1111/j.1471-0528.2002.t01-1-01009.x/full" target="_blank">şu makaleyi</a> inceleyebilirsiniz&#8230;</em></li>
</ul>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yalansavar.wordpress.com/437/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yalansavar.wordpress.com/437/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yalansavar.wordpress.com/437/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yalansavar.wordpress.com/437/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/yalansavar.wordpress.com/437/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/yalansavar.wordpress.com/437/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/yalansavar.wordpress.com/437/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/yalansavar.wordpress.com/437/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yalansavar.wordpress.com/437/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yalansavar.wordpress.com/437/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yalansavar.wordpress.com/437/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yalansavar.wordpress.com/437/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yalansavar.wordpress.com/437/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yalansavar.wordpress.com/437/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=437&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yalansavar.org/2011/12/19/yanlis-bilmekten-korkmayanlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/4b2419ee2c82b6997dc822a871135a8d?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">sbasegmez</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.adyar.com.au/images/covers/BMImg_436513_9781592578382.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/5/5a/Salvia_officinalis0.jpg/220px-Salvia_officinalis0.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/b/be/Atropa_belladonna_004.JPG/260px-Atropa_belladonna_004.JPG" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Aşılar ve Komplo Teorileri – Bölüm 2: Dr. Andrew Wakefield ve Aşı Karşıtı Hareket</title>
		<link>http://yalansavar.org/2011/11/17/asilar-ve-komplo-teorileri-bolum-2-dr-andrew-wakefield-ve-asi-karsiti-hareket/</link>
		<comments>http://yalansavar.org/2011/11/17/asilar-ve-komplo-teorileri-bolum-2-dr-andrew-wakefield-ve-asi-karsiti-hareket/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Nov 2011 06:40:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isilarican</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Dışı İddialar (Pseudoscience)]]></category>
		<category><![CDATA[Karalama Kampanyaları]]></category>
		<category><![CDATA[Komplo Teorileri]]></category>
		<category><![CDATA[Tıp ve Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[geier]]></category>
		<category><![CDATA[jenny mccarthy]]></category>
		<category><![CDATA[lupron]]></category>
		<category><![CDATA[otizm]]></category>
		<category><![CDATA[timerosol]]></category>
		<category><![CDATA[wakefield]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yalansavar.wordpress.com/?p=260</guid>
		<description><![CDATA[Birinci bölümde Aşılar, Bulaşıcı Hastalıklar ve Bağışıklık Sistemimiz ile ilgili genel bilgilerden bahsetmiştim. Bu bölümde Aşı Karşıtı Hareket, bu hareketi tetikleyen kişi olan Dr. Andrew Wakefield ve bu grubun öne sürdüğü &#8220;Aşılar otizme neden oluyor!&#8221; iddialarını inceleyeceğiz. Aşılara ilişkin şüphe ve korkuların kaynağı taa 1800&#8242;lü yıllara uzanıyor. Zaman içinde dini, hijyenik veya politik pek çok [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=260&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Birinci bölümde <a href="http://yalansavar.wordpress.com/2011/10/11/asilar-ve-komplo-teorileri-bolum-1-asilar-bulasici-hastaliklar-ve-bagisiklik-sistemimiz/">Aşılar, Bulaşıcı Hastalıklar ve Bağışıklık Sistemimiz</a> ile ilgili genel bilgilerden bahsetmiştim. Bu bölümde <strong>Aşı Karşıtı Hareket</strong>, bu hareketi tetikleyen kişi olan <strong>Dr. Andrew Wakefield</strong> ve bu grubun öne sürdüğü &#8220;<strong>Aşılar otizme neden oluyor!</strong>&#8221; iddialarını inceleyeceğiz. </em></p>
<div id="attachment_325" class="wp-caption aligncenter" style="width: 600px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/11/jenny-mccarthy-590-gyi00550.jpg"><img class="size-full wp-image-325" title="jenny-mccarthy-590-gyi00550" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/11/jenny-mccarthy-590-gyi00550.jpg?w=519" alt=""   /></a><p class="wp-caption-text">Andrew Wakefield&#039;in İngiltere&#039;de başlattığı aşı karşıtı kapmanya, ABD&#039;de Jenny McCarthy desteği ile yayılıyor.</p></div>
<p><span id="more-260"></span>Aşılara ilişkin şüphe ve korkuların kaynağı taa 1800&#8242;lü yıllara uzanıyor. Zaman içinde dini, hijyenik veya politik pek çok aşı karşıtı akım doğmuş. Bu akımlıların günümüzde en etkin olanları aşıların otizm hastalığına neden olduğunu ileri sürüyor. Aşılar ve otizm hakkındaki iddialar aslında bağımsız iki noktadan başlamasına <em></em>rağmen günümüzde birbiri ile iç içe girmiş, kaynaşmış halde. Bunlardan ilki Dr. Andrew Wakefield&#8217;in başlattığı MMR ( Kabakulak, Kızamık ve Kızamıkçık) aşısı ile ilgili kaygılar ikincisi ise aşılara eklenen koruyucu bir madde olan Timerosol hakkındaki şüpheler<em>.</em></p>
<p>Dr. Wakefield, MMR aşısı ve Timerosol ile ilgili detaylara girmeden önce, bilimin ve bilimsel çalışmaların nasıl yapıldığını anlamak ve otizm hastalığının ne olduğunu kısaca anımsamakta fayda var.</p>
<h3>Bilim Nasıl Çalışır?</h3>
<div>Bilim, yapısı gereği şöyle işler:</div>
<blockquote>
<ul>
<li style="text-align:left;">Bir bilim adamı, araştırdığı konuyu önce <em><strong>gözlem</strong>ler</em>.</li>
<li style="text-align:left;">Daha sonra bu gözlemler doğrultusunda, gözlediklerini açıklayacak bir <strong><em>hipotez</em></strong> ortaya atar.</li>
<li style="text-align:left;">Ardından bu hipotezi <em><strong>test</strong> eder</em>.</li>
<li style="text-align:left;">Hipotezini teyit ettiğinde bunu akademik yayınlar aracılığı ile akamedik çevrelere aktarır.</li>
<li style="text-align:left;">Daha sonra dünyanın başka yerlerindeki başka bilim adamları aynı hipotezi kendi yaptıkları çalışmalarla tekrar tekrar test ederler. Zira bilimsel olarak geçerliği kanıtlanan bir <em>hipotezi tesadüfi bulgudan ayıran en önemli özelliği tekrar edilebilir, ve tekrar edildiğinde aynı sonucu veriyor oluşudur</em>.</li>
<li style="text-align:left;">Yapılan yeni çalışmalar ilk hipotezi destekledikçe hipotez sağlamlaşır ve <strong>teori haline gelmeye başlar.</strong></li>
<li style="text-align:left;">Aksi bir durum olduğunda, yani hipotez yapılan tekrarlanan deneylerle çürütüldüğünde, iyi bir bilim adamının yapması gereken şey geriye bir adım atmak, hipotezini <em>gözden geçirmek</em> ve meslektaşlarının bulguları ışığında <em>gözden geçirmek ve düzeltmek</em>, ya da o <em>hipotezin yanlış olduğunu kabul edip bir başka hipotez ileri sürmek</em>tir.</li>
<li style="text-align:left;">Hipotezler teoriye dönüştüklerinde bile farklı bilim adamlarında tekrar tekrar denenenerek sınanırlar. Zira bilimsel gerçeklerin en önemli özellikleri, tekrarlanan deneylerde aynı sonucu veriyor olmalarıdır.</li>
<li style="text-align:left;">Tekrar tekrar onanan teoriler, artık bilim çevreleri tarafında oybirliği ile doğru kabul edilen bilimsel gerçekler olarak kabul edilirler.</li>
</ul>
</blockquote>
<div id="attachment_462" class="wp-caption aligncenter" style="width: 450px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/11/slide23.jpg"><img class=" wp-image-462 " title="Slide2" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/11/slide23.jpg?w=440&h=411" alt="" width="440" height="411" /></a><p class="wp-caption-text">Bilim nasıl çalışır?</p></div>
<p>Aşı karşıtı hareketin iddialarını değerlendirirken, bilimsel yöntemin nasıl işlediğini aklınızda tutmanızda yarar var.</p>
<h3>Otizm ve Benzer Sendromlar</h3>
<p><a href="http://www.ninds.nih.gov/disorders/autism/detail_autism.htm">Otizm</a>,  diğer insanlarla iletişim azlığı, azalmış sosyal etkileşim, empati yoksunluğu, zayıflamış iletişim yetileri ve terarlayan davranış paternler ile kendisini gösteren nörolojik bir gelişim kusuru.</p>
<p>1960&#8242;lı yıllara dek tek bir hastalık kabul edilen otizm, son yıllarda benzer belirtilerle seyreden <a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmedhealth/PMH0002516/">Asperger Sendromu</a>, <a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmedhealth/PMH0002503/">Rett Sendromu</a> ve benzer hastalıklar ile birlikte Yaygın Gelişim Bozuklukları (Pervasive Developmental Disorers-PDD) hastalık grubunun içinde yer alan bir varyant olarak kabul ediliyor. Klasik otistik çocukların yaklaşık yarısında zeka ve konuşma gerliği gözlenirken, otizmin hafif bir formu olan Asperger Sendromu&#8217;unda bu oran oldukça düşük. <a href="http://www.disabled-world.com/artman/publish/article_2255.shtml"> Asperger sendromlu</a> kişiler içine kapanık, insan ilişkileri zayıf egzantirik kimseler olarak algılanıyorlar, bu nedenle de tanı konması oldukça güç bir durum. Bu grup hastaların bir kısmında <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Savant_syndrome">savant özellikler</a> denilen ileri matematiksel veya diğer yetiler mevcut olabiliyor. Ünlü bilim adamı <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Nikola_Tesla">Nikola Tesla</a>, aktör <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Dan_Aykroyd">Dan Akroyd</a>, <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Daryl_Hannah">Daryl Hannah</a> ve Wikileaks&#8217;in kurucusu <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Julian_Assange">Jullian Assange</a> Asperger Sendromu olduğu söylenen ünlü üsümler arasında geçiyor.</p>
<p>Otizm konusundaki spekülasyonların artmasının başlıca nedeni  1980&#8242;lerde 1000 çocukta 0.47 olarak izlenen otizm sıklığının 1990&#8242;larda 150 çocukta 1 gibi yüksek bir orana yükselmiş olması. Bilim adamları bu artışın bir nedeninin daha önce tanı konamayan Asperger Sendromu gibi hafif otizm spektrumunda yer alan ve önceleri sadece egzantirik ve çekingen olarak algılanan kişilerin artık otizm hastları içinde sayılması olduğunu sanıyorlar.</p>
<p>Her ne kadar otizm hakkında yapılan <a href="http://www.neuropsychologycentral.com/interface/content/resources/page_material/resources_general_materials_pages/resources_document_pages/autistic_behavior_etiology_and_evaluation.pdf">çeşitli çalışmalar</a>, hastalığın nedenlerini genetik ve biyokimyasal ve gebelik sürecinde fötüsün karşılaştığı fiziksel  faktörler üzerine odaklanmış olsa da, henüz <em>otizm&#8217;e neden olan faktörlerin tam olarak bilinememesi, hastalığın bebek doğduğunda anlaşılmayıp tanının 4-5 yaşında konabiliyor olması ve artan yaygınlık</em> otizm hakkında sıklıkla karşımıza çıkan çok sayıdaki komplo teorisinin nedeni.</p>
<p>Ancak şu konuda tüm tıp ve bilim dünyası hemfikir: Aşılar ve otizm bağlantısını ilk ortaya koyan kişi İngiliz hekim Dr. Andrew Wakefield.</p>
<h3>Dr. Andrew Wakefield</h3>
<div id="attachment_301" class="wp-caption aligncenter" style="width: 640px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/11/t1larg-andrew-wakefield-gi.jpg"><img class="size-full wp-image-301" title="wakefield" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/11/t1larg-andrew-wakefield-gi.jpg?w=519" alt=""   /></a><p class="wp-caption-text">Artık &quot;Dr.&quot; ünvanı kalmamış olan Andrew Wakefield</p></div>
<p>Bir İngiliz gastroenteroloji ( mide-barsak sistemi hastalıkları) uzmanı olan Dr. Andrew Wakefield, 1998 yılında 12 çalışma arkadaşı ile birlikte, dünyanın önde gelen tıp dergilerinden birinden olan <a href="http://www.thelancet.com/">Lancet</a> dergisinde MMR ( Kızamık, Kızamıkşık Kabakulak karma aşısı) aşısı ile otizm arasında bir bağlantı olma ihtimalini öne süren  <a href="http://briandeer.com/mmr/lancet-paper.htm">bilimsel bir bir makale</a> yayınladı. Bu makalede, <strong><em>MMR aşısınındaki canlı virüsün barsak mukozasının geçirgenliğini artırarak kana, oradan da beyine geçtiğini, ve böylelikle otizme neden olduğunu</em></strong> iddia ediyordu. Bu iddianın dayanağı olarak da makalenin yazıldığı klinik çalışmada yer alan 12 çocuğun (<em>evet, sadece 12!</em>) hepsinde de otizm bulgularının MMR aşılamasından bir ay sonra ortaya çıktığı, hepsinin barsak biyopsilerinde ortak bulgular olduğu gösteriliyordu.</p>
<p>Wakefield ve arkadaşlarının çalışmasında ciddi metodoloji problemleri vardı ve bu nedenle bilimsel çevreler tarafından şüphe ile karşılandı. Her şeyden önce <strong><em>çalışma sadece 12 çocuk üzerinde yapılmıştı</em></strong>. O yıllarda İngiltere&#8217;de ayda 50.000 çocuk MMR aşısı olurken, bu bağlantının sadece 12 çocukta gösterilmesi verilerin tesadüfi olma ihtimalini düşündürüyordu. Çalışmada, bilimsel deneylerde altın kriter sayılan  <strong><em>kontrol grubu yoktu</em></strong>, bulgular MMR aşısı olmayan çocuklardan alınan örneklerle karşılaştırılmamıştı. İlaveten makale yazarlarının teorisinin kaynağında yatan barsaktan kana, oradan da beyine geçen zehirli maddler saptanmamış veya MMR aşısına ait kalıntılar saptanmamıştı. İlerleyen yıllarda başka bilim adamları tarafında yapılan  <a href="http://www.sciencemag.org/content/321/5886/208.full">otizm&#8217;in olası genetik nedenleri</a> üzerine yapılmış daha güvenilir çalışmalar mevcuttu ve araştırmalarda hastalığın genetik olduğu ihtimalini güçlendiren bazı verilere rastlanmıştı.</p>
<p>Makaledeki bu zayıf noktalara rağmen, sansasyonel bir konu olduğu için, medya organları makale bulgularını haber yapmaya başladılar. Anne -babalar arasında yayılan endişe ve ardından panik dalgası nedeniyle  <strong><em>1998 -2003 yılları arasında İngiltere&#8217;de MMR aşılanma oranları %92&#8242;den %80&#8242;e geriledi.</em></strong></p>
<p>İzleyen yıllarda, en başta bahsettiğimiz bilimin çalışma şekli nedeniyle Wakefield ve ekibinin vardığı sonuçları tekrar etmeyi hedefleyen pek çok birbirinden bağımsız bilimsel çalışma yapıldı, ama <strong>Wakefield&#8217;in sonuçlarını bir daha  tekrar etmek mümkün olmadı</strong>.</p>
<p>Yapılan çalışmaların, yazılan makalelerin sayısı yüzlerce. Bu konuyu merak ediyorsanız dünyadaki tıbbi çalışmalara ait makalelerin derlendiği Amerikan Ulusal Tıp Kütüphanesi <a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/">PubMed </a>web sitesine gidip tüm makalelere bakabilirsiniz.  Anahtar kelimelere &#8220;<em>aşılar ve otizm&#8221; </em>yazdığınızda 500&#8242;den fazla makale geliyor, ki bu sadece başlangıç. <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Ancak sanıyorum Wakefield&#8217;in çalışmasındaki 12 örnek vaka ile karşılaştırmak adına yapılmış en kapsamlı çalışmalara değinmek yerinde olacak:</p>
<blockquote>
<ul>
<li>Danimarka&#8217;da yapılan 1991-1998 yılları arası doğan <a href="http://www.nejm.org/doi/full/10.1056/NEJMoa021134"><strong>500.000 çocuk</strong> üzerinde yapılan bir çalışma</a> &#8220;MMR aşıları ile otizm görülme sıklığı arasında bir ilinti olmadığını, hastalık sıklığının aşılanmış ve aşılanmamış çocuklarda aynı olduğunu&#8221; saptadı.</li>
</ul>
<ul>
<li>Kanada&#8217;da 1987-1998 yılları arası doğan <a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/16818529"><strong>28,000 çocuk</strong> üzerinde yapılan bir çalışma</a>, &#8220;MMR ve otizm gelişimi arasında bir neden sonuç ilişkisi olmadığını&#8221; saptadı.</li>
</ul>
<ul>
<li>Finlandiya&#8217;da 1982-1996 yılları arasında yapılan ve <a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/11144371?dopt=Abstract"><strong>1.8 milyon çocuğu kapsayan</strong> çok geniş kapsamlı bir çalışmada</a> MMR aşısı olan 1.8 milyon çocuktan 174 tanesinde çeşitli yan etkiler görülmesine rağmen  -ki bunlar enfeksiyon ve benzeri otizmle ilgisiz yan etkiler-, aşılama ile otizm arasında bir bağlantı bulunadığı saptandı.</li>
</ul>
</blockquote>
<div>Liste uzatmayayım, merak ediyorsanız daha yüzlercesini kendiniz bulabilirsiniz. Şurada da <a href="http://cid.oxfordjournals.org/content/48/4/456.full">yapılan tüm çalışmaları tablo halinde özetleyen bir makale</a> mevcut. <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </div>
<h4></h4>
<h4>Wakefield&#8217;in düşüşü</h4>
<p>2004 yılında Wakefield&#8217;in orjinal çalışmasının altında yatan bazı gerçekler gün ışığına çıktı. Hepsi son derece ciddi etik sorunlar ve çıkar çatışmaları içeren bu gerçeklerin en belli başlılarına bakalım:</p>
<blockquote>
<ul>
<li>Bu tip bilimsel çalışmalarda örnek vakaların rastgele seçilmesi gerekirken, Wakefield&#8217;in üzerinde çalıştığı 8 çocuktan 5 tanesi aşı üreticilerine toplu dava açan aynı avukatın müşterileri idiler.</li>
<li>Bilimsel çalışmalarda, etik olarak, her tür maddi desteğin çalışmalanın tarafsızlığını korumak için ilan edilmesi gerekirken, Wakefield&#8217;in bu çalışma sırasında bu 5 çocuğun avukatından 50.000 İngiliz Sterlini para kabul ettiği ve bu maddi yardımı çalışma ile ilgili hiç bir yerde beyan etmediği saptandı.</li>
<li>En önemlisi, bu araştırma sırasında Wakefield&#8217;in aslında bir rakip Kabakulak aşısının patenti için başvuruda bulunduğu, yapılan çalışmanın kullanmakta olan aşıyı karalama ve Dr. Wakefield&#8217;in ortağı olduğu firmanın aşısını piyasa sürmek amaçlı olduğu saptandı.</li>
</ul>
</blockquote>
<div>2004 yılında ortaya çıkan bu detayların üzerine, çalışmada Wakefield&#8217;in ekibinde yer alan 12 doktordan 10 tanesi çalışmadan çekildiklerini açıkladılar. 2010 yılında Lancet dergisi kamuoyuna bir açıklama yaparak etik dışı uygulamalar ve sonuçların çarptırılması nedeniyle <a href="http://download.thelancet.com/flatcontentassets/pdfs/S0140673610601754.pdf">makaleyi yayından çektiğini</a> açıkladı.</div>
<div>Wakefield&#8217;in düşüşü sadece makalenin geri çekilmesi ile bitmedi. Yaptığı çalışmanın sansasyonel hale gelen sonuçlarının İngilere ve Dünya halk sağlığına olumsuz etkisi,  Wakefield&#8217;in içinde bulunduğu karmaşık ve kirli çıkar ilişkileri Birleşik Krallık Tıp Konseyi&#8217;nin dikkatini çekti ve konseyin etik komitesi <a href="http://www.gmc-uk.org/Wakefield_SPM_and_SANCTION.pdf_32595267.pdf">24 Mayıs 2010 tarihinde yayınladığı bir genelge</a> ile ciddi mesleki suistimaller ve etik dışı uygulamlar yaptığı tespit edilen Andrew Wakefield&#8217;in &#8220;Doktor&#8221; ünvanını geri aldı ve doktorluk yapmasını yasakladı:</div>
<blockquote>
<div><em>&#8230;Panel, Dr. Wakefields&#8217;in araştırmaları sırasında pek çok etik sınırı aştığını tepit etmiştir. Halk sağlığı üzerine doğrudan etkisi olabilecek bir araştırmanın  sonuçlarını yayınlarken dürüst davranmamış ve bilimsel verileri meslektaşlarından gizlemiştir. Araştırmada kullanılan LAB fonlarını açıklamamış ve bu konuda yanıltıcı beyanatlarda bulunmuştur. Daha da önemlisi araştırmaya ödenek sağlayan kişilere olan sorumluluğunu yerine getirmemiş ve bu ödenekleri kendi çıkar ilişkileri doğrultusunda yönetmiştir. Bir doğum gününde çocuklardan kan alırken son derece <a href="http://youtu.be/ZTHDKNEx3lo">duyarsız davranmış</a> ve mesleği ile bağdaşmayacak kadar saygısız bir şekilde küçük çocukları strese sokmuş ve onlara ızdırap vermiştir&#8230;.</em></div>
<div><em>&#8230; tüm bu hususlar göz önüne alındığında, Dr. Wakefield&#8217;in adının tıbbi kütükten silinmesine karar verilmiş olup&#8230;.</em></div>
</blockquote>
<p>2011 yılında dünyanın önde gelen prestijli tıp dergilerinden British Medical Journal&#8217;da, Wakefield vakasındaki karmaşık dolandırıcılığı tüm detaylarına kadar inceleyen iki bölümlük bir makale yayınladı. ( <a href="http://www.bmj.com/content/342/bmj.c5347.full">Birinci</a> ve <a href="http://www.bmj.com/content/342/bmj.c5258.full">ikinci</a> bölümleri okumak için tıklayın.)</p>
<p>Artık doktor olmayan Andrew Wakefield, şu anda Amerika&#8217;da yaşıyor ve  halen aşı karşıtı lobi üzerinden geçimini sağlıyor.</p>
<h3>Amerika&#8217;daki Aşı Karşıtı Hareket</h3>
<p>Amerika&#8217;daki aşı karşıtı hareketin güçlenmesinde Andrew Wakefield&#8217; in neden olduğu sansasyona ilaveten başka nedenler de var.</p>
<p>Amerika&#8217;da aşılarda 1930&#8242;lardan beri civa kökenli bir bileşik olan <em><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Thiomersal">Timerosal</a> </em>koruyucu olarak kullanılıyordu. 1997 yılında İngiltere&#8217;deki MMR aşısı histerisinden bağımsız olarak FDA, 6 aylık bebeklere yapılan aşılar sonucunda bu bebeklerdeki kan Timerosol değerlerinin 187.5 mikrogram&#8217;a çıkabileceğini duyurdu. Artık civa&#8217;nın olası toksik etkileri bilindiği için, <em>Amerika Pediatri Akademisi (AAP)</em> ve <em>Amerika Halk Sağlığı Enstitüsü</em> ortak karar alarak <em>o tarihe kadar zararlı bir yan etkisi saptanmamış olsa da</em> Mart 2001 tarihinde  önlem olarak grip aşısı haricindeki aşılardan Timerosol maddesini çıkardılar.</p>
<p>Her ne kadar AAP&#8217;nın önlem olarak yaptığı bu girişim tamamen olası bir yan etkiye karşı önlem amacıyla yapılmış olsa da, MMR ile ilgili haberlerin arttığı zamanda yapılan bu uygulama halkta genel bir huzursuzluk ve endişe yarattı ve anne babalarda aşıların yan etkileri konusunda şüphe tohumları ekmeye yetti.</p>
<h4>Jenny McCarthy</h4>
<div id="attachment_328" class="wp-caption alignright" style="width: 373px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/11/jennymccarthy_16488-2-candies.jpg"><img class="size-full wp-image-328    " title="jennymccarthy_16488-2 candies" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/11/jennymccarthy_16488-2-candies.jpg?w=519" alt=""   /></a><p class="wp-caption-text">ABD&#039;deki aşı karşıtı hareket önderi eski Playboy modeli Jenny McCarthy: kendi deyimi ile &quot;Google Üniversitesi&#039;nden mezun&quot; olarak herhangi bir tıp eğitimi olmaksizin otizm hakkında bir kitap yazdı.</p></div>
<p>İngiltere&#8217;de lisansını kaybeden ve doktorluk yapmaktan men edilen Andrew Wakefield&#8217;in ABD&#8217;ye yerleşmesi ile eş zamanlı olarak, otistik bir oğlu olan eski playboy modeli <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Jenny_McCarthy">Jenny McCarthy</a> otizm konusunda bir kitap yazmaya karar verdi. McCarthy, bu kitabın yazmadan kısa bir süre öncesine kadar oğlunun otistik olduğu gerçeğini red ediyor ve oğlunun telepati vb gibi doğa üstü güçleri olan bir <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Indigo_children">&#8220;İndigo Çocuk</a>&#8221; olduğunu <a href="http://scienceblogs.com/insolence/2008/06/your_friday_dose_of_woo_generation_woo.php">iddia ediyordu</a>. Hatta Indigo çocukların doğa dışı akıllı varlıkların dünyadaki re-enkarnasyonu olduğunu iddia eden bu <a href="http://www.indigonetwork.org/">bilim-dışı doğaüstü akımın öncülüğünü yapmış</a> ve <span style="text-decoration:underline;"><em>indigomoms.com</em></span> isimli bir web sitesi kurmuştu. Otizm ile ilgili yazdığı kitabın tanıtımından hemen önce bu web sitesi <a href="http://wayback.archive.org/web/*/http://www.indigomoms.com">yayından kaldırıldı</a>. Kitap tanıtımı için Amerika&#8217;nın en çok izlenen programlarından biri olan Oprah Show&#8217;a  çıkan Jenny McCarthy, <a href="http://gawker.com/panicvirus">kendi ifadesi</a> ile &#8220;<em>Google&#8217;da arama yaparak kendisini eğitmiş</em> -her fırsatta Google üniversitesinden mezun olduğunu ifade ediyor-, <em>anne içgüdüleri ile çocuğuna gereken tedaviyi hissetmiş ve buğday ile süt içermeyen bir diyet yardımı ile oğlunun otizmini tedavi etmiş</em>&#8220;. <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Jenny McCarthy, aşılar ve otizm arasında bir ilinti olmadığını ispat eden milyonlarca vaka üzerinde yapılan çalışmalara rağmen halen Amerika&#8217;daki Dr. Wakefield sempatizanlarının başında geliyor. Ancak son yıllarda sayıları gittikçe artan ve aşıların güvenilirliğini tekrar tekrar kanıtlayan bu çalışmalara rağmen 12 kişilik etik olmayan bir çalışmayı kamuoyuna &#8220;gerçek&#8221; diye dayattığı için de epey ciddi <a href="http://www.salon.com/2011/01/06/jenny_mccarthy_autism_debate/">eleştirilere</a> maruz kalmakta.</p>
<h4></h4>
<h4>Dr. Mark Gier ve Dr. David Geier</h4>
<div id="attachment_345" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/11/geiers1-300x238.jpg"><img class="size-full wp-image-345" title="geiers1-300x238" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/11/geiers1-300x238.jpg?w=519" alt=""   /></a><p class="wp-caption-text">Dr. Mark Geier ve oğlu David Geier</p></div>
<p>Aşılar ve otizm ilintisini popüler medya, komplo teorisyeni ciddiyetsiz web siteleri veya bilimin yanında batıl inancın kol gezdiği forumlar haricinde ciddi tıbbi kaynaklar ve <a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/">PubMed</a> kütüphanesinden okumak istediğinizde aşıların otizmle bir ilgisi olmadığı sonucuna varmış binlerce çalışmanın yanısıra, bunun aksini iddia eden az sayıda çalışma bulacaksınız. Biraz dikkat ederseniz çok da <a href="http://www.sciencebasedmedicine.org/index.php/why-the-latest-geier-geier-paper-is-not-evidence-that-mercury-in-vaccines-causes-autism/">güvenilir olmayan</a> bu çalışmaların  büyük sıklıkla Dr. Mark ve Dr. David Geier&#8217;la ait olduğunu görebilirsiniz. Eğer biraz aşı karşıtı web sitesi okursanız  bu ikilinin Wakefieldin yanısıra referans alınan iki doktor olduğunu görebilirsiniz. Bu yaygınlık ve bol referans gösterilme nedeniyle kısaca Dr. Geier&#8217;lerin kim oldukları ve şu an ne yaptıklarına da değinmekte fayda var.</p>
<p>Baba-oğul olan Dr. Mark ve Dr. David Geier&#8217;in dosyaları da Dr. Wakefield&#8217;dan farklı değil. Dr. Mark Geier, hekim olmasına rağmen pediatri, endokrinoloji veya otizm üzerine uzman bir hekim değil. Oğlu David Geier ise doktor olmamasına ve sadece biyoloji bölümünden mezun olmasına rağmen yakın zamana kadar Dr. ünvanını gayet rahatlıkla kullanıyor ve yasalara karşı gelerek hasta muayene ediyordu. Bu ikili yazdıları birkaç makalede testosteronun civayla bir bileşik oluşturduğu, ve bu bileşiğin kan beyin bariyerini geçerek beyinde birikerek otizme neden olduğunu iddia ettiler. Onlara göre <em>otistik çocuklar aslında çok fazla testerteron salgılayarak erken ergenliğe giriyorlar, aşılardan aldıkları Thimerosol maddesindeki civa ile hormonları etkileşime geçiyor ve bu nedenle de otizme yakalanıyorlardı.</em></p>
<p>Bu <a href="http://scienceblogs.com/insolence/2006/02/why_not_just_castrate_them_1.php">desteksiz</a> iddialarla yola çıkan Dr. Geier ikilisi, <a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmedhealth/PMH0000852/">Lupron</a> isimli bir ilacın otizmi tedavi ettiğini iddia ederek bu tedaviyi oldukça çok sayıdaki otistik çocuğa uygulamaya başladılar. Sorun şu ki, kullandıkları ilaç olan Lupron, prostat kanseri hastalarına veya ciddi hormonal bozukluğu olan ergenlere verilen, hipofiz salgısını baskılayan çok güçlü bir <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Leuprorelin">ilaç</a> ve geri dönülmez kimyasal kastrasyon ( hadımlık) yapabiliyor. İlaç, bu yan etkisi nedeniyle genelde cinsel taciz suçlularına cinsel dürtülerini kalıcı olarak bastırmak için kullanılıyor.</p>
<p>Baba-oğul Geier&#8217;ler bu bilimsel herhangi bir destekleyici verisi olmayan, hiç bir tedavi protokolünde yeri olmayan ve dahası onaylanmamış  kendi uydurdukları bu tedavi yöntemini çok sayıda çocuk üzerinde denediler. Bu işlemi onay ve lisansları olmadan kendi bodrumdan bozma &#8220;kliniklerinde&#8221; yaptılar.</p>
<p>Dahası da var. <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Bilimsel literatürde &#8221;peer review&#8221; denen bir kavram vardır. Bilimsel bir çalışmayı anlatan makalelerin, bir bilimsel dergide yayınlanmadan önce makale konusunda yetkin diğer bilim adamları veya bir kurul tarafından onaylanması gerekir. Makaleler, ancak bu onaydan geçerlerse yayınlanabilirler. Bu mekanizmanın amacı abuk subuk, bilimsellikten uzak çalışmaların uluslarlarası bilim yayınlarını meşgul etmesini engellemek ve yayınlanmaya değer bulunan çalışmaların en azından belirli güvenilirlik ve bilimsellik standartlarına sahip olmasını sağlamaktır. Peki bu mekanizmaya rağmen Dr. Mark ve David Geier&#8217;in makaleleri nasıl oldu da seçkin bilimsel dergilerde yayınlandı?</p>
<p>Bunun cevabı Lupron tedavisi ile ilgili açılan araştırma sonunda açıklığa kavuştu. Dr Geier ve oğlu&#8217;nun makalelerinin hepsini onaylayan <strong><em>Instutitional Review Board of Chronical Illness</em></strong> isimli komite&#8217;nin Dr. Mark Geier tarafından kurulmuş <a href="http://neurodiversity.com/weblog/article/98/an-elusive-institute-significant-misrepresentations-mark-geier-david-geier-the-evolution-of-the-lupron-protocol-part-two">düzmece bir komite</a> olduğu, Mark Geier&#8217;ın komite başkanı olarak kendisini atadığı ve <a href="http://www.neurodiversity.com/geier_irb.pdf">IRB kurulunun adresinin de Dr. Geier&#8217;ın ev adresi olduğu</a> ortaya çıktı! <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p><em>Kişinin kendi yazdığı bilimsel çalışmanın bilimselliğini gene kendisinin onaylaması kulağa pek de etik gelmiyor, değil mi?</em></p>
<p>Sonuçta, tüm bunları göz önünde bulunduran <strong><em>Maryland Eyaleti Tıp Kurulu</em></strong>, Mart 2011&#8242;de bir genelde yayınlayarak <a href="http://www.sciencebasedmedicine.org/index.php/chemical-castration-of-autistic-children-leads-to-the-downfall-of-dr-mark-geier/">Dr. Geier&#8217;in hekimlik yapma lisansını lağvetti</a> ve kendisine ve doktorluk yapma lisansı olmadan hasta tedavi eden oğlu David Geier&#8217;e ağır yaptırımlar uyguladı. Bu karara zemin hazırlayan 9 hastanın detaylı tedavileri ve Dr. Geier&#8217;ın yaptığı etik dışı diğer uygulamaların detaylı dökümü için <a href="https://www.mbp.state.md.us/bpqapp/Orders/D2425004.271.PDF">Maryland Tıp Kurulu&#8217;nun ilgili karar tutanağını</a> okumanızı öneririm.</p>
<p><em>Bu bölümde Aşı karşıtı hareketi başlatan ve destekleyen isimler ve bu isimlerin yetkinliklerinden bahsettik. Bu kişiler herkesin okumasına açık olan bilimsel verileri  göz ardı edip hala ellerinden tutarlı ve geçerli veri olmadan aşıların otizm yaptığını iddia ederek kamuoyunu ve anne-babaları yanlış bilgilendirmeye devam ediyorlar. Bu isimlerin ortak özellikleri ise çok bariz: ya konu ile ilgili eğitim ve bilgi birikiminden yoksunlar, ya da içinde bulundukları çıkar ilişkileri nedeniyle <em>bilimsel gerçekleri görmezden geliyorler ve hatta etik</em> dışı uygulamalara başvurmaktan da çekinmiyorlar. </em></p>
<p><em>Bir sonraki bölümde sıklıkla karşılaştığımız <strong>Aşı Karşıtı İddialar</strong> ve bu iddiaların bilimsel yanıtlarını işleyeceğiz. </em></p>
<p><em>Bizi izlemeye devam ediniz! <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </em></p>
<h3>Kaynaklar:</h3>
<ol>
<li>Hviid et al. (2003). <a href="http://jama.ama-assn.org/content/290/13/1763.full.pdf+html">Association Between Thimerosal-Containing Vaccine and Autism</a>. <em>Journal of American Medical Association</em>.</li>
<li><a href="http://www.aap.org/healthtopics/immunizations.cfm">American Academy of Pediatrics</a>. (2011).</li>
<li>Begley, S., &amp; Interlandi, J. (2009, March 2). <a href="http://www.thedailybeast.com/newsweek/2009/02/20/anatomy-of-a-scare.html">Anatomy of a Scare</a>. <em>Newsweek</em>.</li>
<li>Center for Disease Control. <em><a href="http://www.cdc.gov/ncbddd/autism/documents/vaccine_studies.pdf">Immunization Safety and Autism- Thimerosol and Autism Research Agenda</a>.</em>Retrieved from CDC Website: www.cdc.gov</li>
<li>Department of Health and Human Services Center for Disase Control. (2011). <a href="http://www.cdc.gov/vaccines/"><em>Vaccines &amp; Immunizations</em>.</a>Retrieved from Center for Diesae Control (CDC) Web site: http://www.cdc.gov/vaccines/</li>
<li>Fombonne, E. (2009). <a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/19218885">Epidemiology of pervasive developmental disorders</a>. <em>Pediatric Research, 65</em>(6), 591-8.</li>
<li>Fombonne, E., Zakarian, R., Bennett, A., Meng, L., &amp; McLean-Heywood, D. (2006). P<a href="http://pediatrics.aappublications.org/content/118/1/e139.full.pdf+html">ervasive Developmental Disorders in Montreal, Quebec, Canada: Prevalence and links with immunizations</a>. <em>Pediatrics</em>.</li>
<li>Geier, D. A., &amp; Geier, M. R. (2003).<a href="http://www.bhare.org/Geier2.pdf"> A Case Series of Children with Apparent Mercury Toxic Encephalopathies Manifesting with Clinical Symptoms of Regressive Autistic Disorders</a>. <em>Journal of Toxicology and Envionmental Health</em>.</li>
<li>Glazer, S. (2003, Jun 13). <a href="http://www.cqpress.com/product/Researcher-Increase-in-Autism-v13-23.html">Increase in Autism</a>. <em>CQ Researcher</em>.</li>
<li>Gross, L. (2009, May). <a href="http://www.plosbiology.org/article/info:doi/10.1371/journal.pbio.1000114">A Broken Trust: Lessons from the Vaccine-Autism Wars</a>. <em>Public Library of Science, 7</em>(5).</li>
<li>Halsey, N. A., &amp; Hyman, S. L. (2000). <a href="http://www.pediatricsdigest.mobi/content/107/5/e84.full.pdf+html">Measles-Mumps-Rubella Vaccine and Autistic Spectrum Disorder</a>. <em>Report From The new Challenges in Childhood Immunizations Conference .</em> Oak Brook, Illinois.</li>
<li>Horton, R. (2004). <a href="http://image.thelancet.com/extras/statement20Feb2004web.pdf">A Statement by the editors of the Lancet</a>. <em>The Lancet</em>, pp. 820-821.</li>
<li>Kaiser Research Institute. (2004, Feb 25). <em><a href="http://www.casewatch.org/fdawarning/rsch/geier.shtml">Letter from Kaiser Research Institute to Mark Geier M.D.</a></em></li>
<li>Koch, K. (2000, Aug 25). <a href="http://www.cqpress.com/product/Researcher-Vaccine-Controversies-v10.html">Vaccine Controversies</a>. <em>CQ Researcher</em>.</li>
<li>Madsen, K. M., Hviid, A., Vestergaard, M., Schendel, D., Wohlfahrt, J., Thorsen, P., . . . Melbye, M. (n.d.). <a href="http://www.nejm.org/doi/full/10.1056/NEJMoa021134">A Population Based Study of Measles, Mumps, and Rubella. Vaccination and Autism</a>. (2002) <em>New England Journal of Medicine</em>.</li>
<li>Mutter, J., Naumann, J., Schneider, R., Walach, H., &amp; Haley, B. (2005). <a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/16264412">Mercury and Autism: Accelerating evidence?</a> <em>Neuroendocrinology Letters</em>.</li>
<li>Offit, P. A. (2008). <a href="http://www.nejm.org/doi/full/10.1056/NEJMp0802904">Vaccines and Autism revisited: The Hannah Poling Case</a>. <em>New England Journal of Medicine</em>.</li>
<li>Offit, P.A. (2010) <a href="http://cup.columbia.edu/book/978-0-231-14636-4/autisms-false-prophets">Autism’s False Prophets: Bad Science, Risky Medicine and the Search for a Cure</a>. <em>Colombia University Press.</em></li>
<li>Omer, S. B., Salmon, D. A., Orenstein, W. A., deHart, P. M., &amp; Halsey, N. (2009). <a href="http://www.nejm.org/doi/full/10.1056/NEJMsa0806477">Vaccine Refusal, Mandatory Immunization, and the Risks of Vaccine-Preventable Diseases</a>. <em>NEJM</em>.</li>
<li>Park, A. (2008, June 2). <a href="http://www.time.com/time/magazine/article/0,9171,1808620,00.html">How Safe Are Vaccines?</a> <em>Time</em>.</li>
<li>Parker, S. K., Schwartz, B., Todd, J., &amp; Pickering, L. K. (n.d.). <a href="http://pediatrics.aappublications.org/content/114/3/793.full.pdf+html">Thimerosal-Containing Vaccines and Autistic Spectrum Disorder: A Critical Review of Published Original Data.</a> <em>Pediatrics</em>.</li>
<li>Patja A, Davidkin I, Kurki T, Kallio MJ, Valle M, Peltola H. (2000). <a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/11144371?dopt=Abstract">Serious Adverse Events After Measles-Mumps-Rubella Vaccination During A Fourteen-Year Prospective Follow-Up</a>. <em>Pediatr Infect Dis J. </em></li>
<li>Schecter, R., &amp; Grether, J. (2008). <a href="http://archpsyc.ama-assn.org/cgi/content/full/65/1/19">Continuing Increases in Autism Reported to California’s Developmental Service System: Mercury in Retrograde.</a> <em>Arch gen Psychiatry</em>.</li>
<li>Smith, M. J., Ellenberg, S. S., Bell, L. M., &amp; Rubin, D. M. (2008). <a href="http://pediatrics.aappublications.org/content/121/4/e836.abstract">Media coverage of the MMR vaccine and Autism controversy and its relationship to MMR immunization rates in the US</a>. <em>Pediatrics</em>.</li>
<li>Sugarman, S. D. (2007). Cases in Vaccine Court – <a href="http://www.nejm.org/doi/full/10.1056/NEJMp078168">Legal Battles over Vaccine and Autism.</a> <em>New England Journal of Medicine</em>.</li>
<li>Sutcliffe, James S. (2008).<a href="http://www.sciencemag.org/content/321/5886/208.summary"> Insight into the pathogenesis of Autism. </a><em>Genetics</em>.</li>
<li>The Collage of Physicians in Philadelphia. (2011). <em><a href="http://www.historyofvaccines.org/">The History of Vaccines</a></em>. Retrieved from The History of Vaccines:</li>
<li>World Health Organization. (2007). <em><a href="http://www.euro.who.int/en/what-we-do/health-topics/disease-prevention/vaccines-and-immunization">Prevent. Protect. Immunize.</a></em></li>
</ol>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yalansavar.wordpress.com/260/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yalansavar.wordpress.com/260/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yalansavar.wordpress.com/260/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yalansavar.wordpress.com/260/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/yalansavar.wordpress.com/260/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/yalansavar.wordpress.com/260/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/yalansavar.wordpress.com/260/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/yalansavar.wordpress.com/260/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yalansavar.wordpress.com/260/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yalansavar.wordpress.com/260/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yalansavar.wordpress.com/260/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yalansavar.wordpress.com/260/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yalansavar.wordpress.com/260/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yalansavar.wordpress.com/260/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=260&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yalansavar.org/2011/11/17/asilar-ve-komplo-teorileri-bolum-2-dr-andrew-wakefield-ve-asi-karsiti-hareket/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/52c07bab9d9f3b2e8bbb9ef5eaf9b27f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">isilarican</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/11/jenny-mccarthy-590-gyi00550.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">jenny-mccarthy-590-gyi00550</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/11/slide23.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Slide2</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/11/t1larg-andrew-wakefield-gi.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">wakefield</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/11/jennymccarthy_16488-2-candies.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">jennymccarthy_16488-2 candies</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/11/geiers1-300x238.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">geiers1-300x238</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Aşılar ve Komplo Teorileri &#8211; Bölüm 1: Aşılar, Bulaşıcı Hastalıklar ve Bağışıklık Sistemimiz</title>
		<link>http://yalansavar.org/2011/10/11/asilar-ve-komplo-teorileri-bolum-1-asilar-bulasici-hastaliklar-ve-bagisiklik-sistemimiz/</link>
		<comments>http://yalansavar.org/2011/10/11/asilar-ve-komplo-teorileri-bolum-1-asilar-bulasici-hastaliklar-ve-bagisiklik-sistemimiz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 Oct 2011 07:17:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isilarican</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Dışı İddialar (Pseudoscience)]]></category>
		<category><![CDATA[Komplo Teorileri]]></category>
		<category><![CDATA[Tıp ve Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[asperger's sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşı karşıtlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[cıva]]></category>
		<category><![CDATA[koruyucu hekimlik]]></category>
		<category><![CDATA[otizm]]></category>
		<category><![CDATA[thimerosal]]></category>
		<category><![CDATA[timerosal]]></category>
		<category><![CDATA[wakefield]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yalansavar.wordpress.com/?p=194</guid>
		<description><![CDATA[Son birkaç yıldır yurtdışında aşı karşıtları ile koruyucu hekimlik yanlılarının mücadelesini izliyor ve bu sorunu gelişmiş ülkelerde tartışacak konusu kalmamış toplumun suni bir sorunu olarak görüyordum. Tam Türkiye’de bu tip bilimsel bir dayanağı olmayan halk sağlığını tehdit eden bir akımın mevcut olmadığına sevinirken, yavaş yavaş aşı karşıtlığı hareketinin oluşmakta olduğunu izliyorum. Durum böyle olunca da [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=194&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Son birkaç yıldır yurtdışında aşı karşıtları ile koruyucu hekimlik yanlılarının mücadelesini izliyor ve bu sorunu gelişmiş ülkelerde tartışacak konusu kalmamış toplumun suni bir sorunu olarak görüyordum. Tam Türkiye’de bu tip bilimsel bir dayanağı olmayan halk sağlığını tehdit eden bir akımın mevcut olmadığına sevinirken, yavaş yavaş aşı karşıtlığı hareketinin oluşmakta olduğunu izliyorum. Durum böyle olunca da özellikle de internet ortamındaki asılsız iddia ve sansasyonların üzerine gidip onları çürütme işi Yalansavar’a düştü.</em></p>
<p><em>Konu uzun ve karmaşık, bu nedenle birkaç bölümde işlemeye çalışacağım:</em></p>
<div id="attachment_238" class="wp-caption aligncenter" style="width: 640px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/10/history-of-vaccines-1.jpg"><img class="size-full wp-image-238" title="history of vaccines 1" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/10/history-of-vaccines-1.jpg?w=519" alt=""   /></a><p class="wp-caption-text">Aşılar sayesinde yılda en az 3 milyon kişi ölümden kurtuluyor.</p></div>
<p><span id="more-194"></span>Aşılar son 300 yıl içinde, koruyucu hekimlik alanında yapılan en önemli tıbbi buluş. Bulaşıcı hastalıklara karşı aşı benzeri uygulamalar, tarihte 17. yüzyıla dek uzanıyor. O zamanlar insanlığın başbelası olan çiçek hastalığından korunmak için, aktif çiçek hastalığı geçiren bir kimsenin iltihaplı ayralarından alınan sıvı kurutuluyor ve kurumuş tanecikler deride yara açılıp buraya ekiliyor, ya da enfiye gibi burna çekiliyormuş. Bu yöntem epey yüksek bir ölüm riski taşısa da, eğer öldürmezse uygulayan kişinin çiçek hastalığına yakalanmasını engellediği için epey yaygınmış. 18. yüzyılda hastalardan alınan iltihap yerine hasta ineklerden alınan lenf düğümleri aynı iş için kullanılmaya başlamış. Aşılanma kelimesinin ingilizcesi olan &#8220;<strong><em>vaccination</em></strong>&#8220;, latince inek anlamına gelen &#8220;<strong><em>vacca</em></strong>&#8221; kelimesinden köken alıyor. <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Günümüzde halen, aşılar sayesinde yılda yaklaşık 3 milyon kişi ölümden, çok daha fazlası da <em>verem, çocuk felci, difteri, boğmaca, menejit</em> gibi sakat bırakan veya kronikleşen hastalıklardan korunuyor. Çok daha önemlisi, 20. yüzyıldaki dünya çapında WHO (Dünya Sağlık Örgütü) himayesinde yapılan aşılama kampanyaları ile <em>her yıl yaklaşık <strong>50 MILYON</strong> kişinin ölümüne yol açan çiçek hastalığı</em> ortadan kaldırıldı. Eğer 1974 yılından önce doğduysanız bu korkunç hastalığın aşısını kolunuzda çiçek şeklinde görebilirsiniz, ama 1974 ve sonrası yıllarda doğanlarda aşı izi yok, çünkü <a href="http://www.bt.cdc.gov/agent/smallpox/training/overview/pdf/eradicationhistory.pdf">hastalığın kökü kuruyunca</a> aşılama ihtiyacı kalmadı.</p>
<h3>Neden aşılanmalıyız?</h3>
<p>Bu sorunun en basit cevabı şu: <strong><em>Çünkü aşılar hayat kurtarıyorlar.</em></strong></p>
<p>Şanslıyız, çünkü aşılama programları ve gelişmiş tıp sayesinde artık eskiden her aileden 3-5 kişinin ölmesinin rutin sayıldığı bulaşıcı hastalıkların ortadan kalktığı bir çağda yaşıyoruz. Etrafınıza bir bakın, <em>ince hastalık</em>’tan ölen duyuyor musunuz? Ya da <em>çiçek hastalığı</em>ndan ölen?<br />
Ben çocukken <em>çocuk felci</em> nedeniyle tekerlekli sandalyede olan ya da koltuk değneği ile gezen sınıf arkadaşlarım vardı. Bir önceki nesilin ise çocukları, kardeşleri çocuk felci, menejit gibi hastalıklardan ölüyorlardı. Annenize, anneannenize sorun, size anlatacaktır. Şimdiki çocukların sınıfında çocuk felçli sınıf arkadaşları yok, çocuk felci nedir onu bile bilmiyorlar. Onun için bugün 70-80 yaşına kadar sağlıklı yaşayabiliyorsak, çocuklarımız kuşpalazı, kızamık, verem, çocuk felcinden ölmüyorlarsa bunu aşılara borçluyuz.<br />
Bu hastalıkları artık görmüyor olunca aşıların etkisi de unutuluyor, gelin biraz anımsayalım.</p>
<div id="attachment_205" class="wp-caption aligncenter" style="width: 310px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/10/154ironlungexterior.jpg"><img class="size-medium wp-image-205" title="154IronLungExterior" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/10/154ironlungexterior.jpg?w=300&h=252" alt="" width="300" height="252" /></a><p class="wp-caption-text">Çocuk Felci (Polio) hastaları için kullanılan Demir Ciğerler</p></div>
<blockquote><p><strong><!--more-->Çocuk Felci (Polio): </strong></p>
<ul>
<li>Kalıcı sakatlık nedeni olan ciddi viral bir hastalık.</li>
<li>Su ve yiyecekle geçiyor, barsaklardan emileren santral sinir sistemine gidiyor.200 kişide bir oranında kalıcı felç yapma ihtimali var.</li>
<li>Felç olan hastaların %5-10&#8242;u solunum kasları da felç olduğu için ölüyor.</li>
<li>Aşılama programları sayesinde 1980&#8242;lerdin sonunda yılda 350 000 vakadan yaklaşık 1600 vakaya gerilemiş durumda.</li>
</ul>
</blockquote>
<div id="attachment_207" class="wp-caption aligncenter" style="width: 310px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/10/measles-now-in-charlottesville.jpg"><img class="size-medium wp-image-207" title="Measles-Now-In-Charlottesville" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/10/measles-now-in-charlottesville.jpg?w=300&h=200" alt="" width="300" height="200" /></a><p class="wp-caption-text">Kızamık: Körlük ve SSPE denen beyin iltihabı sonucu kalıcı zeka geriliğine neden olabilir.</p></div>
<blockquote><p><strong>Kızamık:</strong></p>
<ul>
<li>Solunum yolu ile geçen çok bulaşıcı viral bir hastalık.</li>
<li>İlk belirtiler 10-12. günde ortaya çıkıyor: ateş, burun akıntısı, gözlerde kızarıklık ve ağız içinde beyaz noktacıklar.</li>
<li>Birkaç gün sonra yüzde döküntü başlıyor ve vücuda yayılıyor.</li>
<li>Zatürre, ağır ishal, körlük ve SSPE (<span style="color:#008080;"><a href="http://www.sspedernegi.org/tr/"><span style="color:#008080;">Subakut Sklerozan Panansefalit</span></a></span>) denen beyin iltihabına bağlı kalıcı zeka geriliğine neden olabilir.</li>
<li>Son yıllarda MMR aşısı sayesinde sıklığı %78 oranında azalmış olmasına rağmen ( 2000&#8242;lerde yılda 773 000 ölümden, 2008 yılında yılda 164 000 ölüme geriledi) aşılanma oranları düşen bölgelerde görülme sıklığı artıyor.</li>
</ul>
</blockquote>
<div>
<div id="attachment_211" class="wp-caption aligncenter" style="width: 310px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/10/1331341-1331368-966333-966459.jpg"><img class="size-medium wp-image-211" title="1331341-1331368-966333-966459" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/10/1331341-1331368-966333-966459.jpg?w=300&h=193" alt="" width="300" height="193" /></a><p class="wp-caption-text">Menenjit: Yakalandıktan sonraki 48 saat içinde ölüme veya kalıcı nörolojik problemlere neden olabilir.</p></div>
</div>
<blockquote><p><strong>Menenjit (Meningokoksik):</strong></p>
<ul>
<li>Neisseria menegitidis isimli bir bakteriye bağlı olarak ortaya çıkan ciddi beyin zarı iltahabı.</li>
<li>Bakteri insandan insana öksürme veya konuşma sırasında solunum yolundan havaya fırlayan damlacıklarla geçiyor.</li>
<li>İlk belirtileri ense sertliği, yüksek ateş, ışıktan rahatsız olma,sersemlik hali, baş ağrısı ve kusma.</li>
<li>Erken tanı konsa bile tipik olarak hastaların %5-10&#8242;u belirtilern başlamasından 24-48 saat içinde ölüyor. Kalan hastaların %10-20&#8242;sinde kalıcı beyin hasarı, sağırlık, öğrenme güçlüğü gibi sekeller kalabiliyor.</li>
</ul>
</blockquote>
<div>
<div>
<div>
<div>Uzatmıyorum, amacım artık aşılar sayesinde  ne kadar tehlikeli ve acı verici olduğunu unuttuğumuz hastalıkları kısaca anımsatmaktı. Daha fazla örnek vaka görmek istiyorsanız <span style="color:#008080;"><a href="http://www.aap.org/"><span style="color:#008080;">Amerikan Pediatri Derneği</span></a></span>&#8216;nin <span style="color:#008080;"><a href="http://www.aap.org/pressroom/aappr-photos.htm"><span style="color:#008080;">aşı ile önlenebilen hastalıklar konulu web sitesine</span></a></span> bakmanızı öneririm.</div>
</div>
<div>
<div>
<h3></h3>
<h3>Bağışıklık Sistemi nasıl çalışır?</h3>
<p>Peki, <span style="color:#008080;"><a href="http://www.historyofvaccines.org/content/how-vaccines-work"><span style="color:#008080;">nasıl oluyor da aşılar işe yarıyorlar</span></a></span>? Bunun için kısaca bağışıklık sistemimizin nasıl çalıştığını anımsamakta fayda var.</p>
<p>Her bebek, dış ortamdan gelecek yabancı mikro-organizmalara  karşı savaşacak bir bağışıklık sistemine sahip olarak doğar. Farklı hücreler, salgı bezleri, organlar ve kan ile lenf sıvılarının bütününden oluşan bağışıklık sistemi, vücuda bir yabancı bir <strong><em>antijen</em></strong> ( yabancı bir bakteri ya da virüs) girdiğinde bu giren işgalcilerle savaşmaya yarayan <strong><em>antikor</em></strong> denen proteinler üretir. Antikor üretimi oldukça karmaşık bir süreçtir, pekçok farklı çeşit hücrenin ortaklaşa çalışması sonucunda üretilir.</p>
<div id="attachment_239" class="wp-caption aligncenter" style="width: 640px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/10/immune_response.png"><img class="size-full wp-image-239" title="immune_response" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/10/immune_response.png?w=519" alt=""   /></a><p class="wp-caption-text">Bağışıklık Sistemi farklı hücre ve salgılardan oluşmuş karmaşık bir sistemdir.</p></div>
<p>Normal, sağlıklı bir bağışıklık sistemi bizler farkında bile olmadan her gün binlerce saldırıya maruz kalır ve milyonlarca antikor üretebilir. Antikorlar, bir kez işgalci antijenlerle karşılaştıklarında yok olurlar, ancak bu antikorları üreten <em>plazma hücreleri</em> yok olmaz ve <em><strong>&#8220;hafıza hücreleri&#8221;</strong></em> haline gelirler.Bu hafıza hücreleri, ilk karşılaştıkları antijenleri hatırlarlar ve aynı antijen tekrar vücuda girdiğinde bu defa eskisine göre çok daha kısa bir sürede etkili antikoru üretebilirler.</p>
<div id="attachment_242" class="wp-caption alignright" style="width: 310px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/10/making_vaccines.gif"><img class="size-medium wp-image-242" title="making_vaccines" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/10/making_vaccines.gif?w=300&h=270" alt="" width="300" height="270" /></a><p class="wp-caption-text">Aşılar hafıza hücreleri oluşturarak bağışıklanmamızı sağlar.</p></div>
<p>Aşılar, hastalık içeren bakteri ve vürüslerin antijenlerinin tamamını ya da bir kısmını içeren bileşiklerdir, ancak hastalığın kendisine sebep olmamaları için içerdikleri vürüs ya da bakteriler ya ölü ya da iyice zayıflatılmış haldedirler. Böylece kas içi veya deri altına enjekte edildiklerinde hastalık yapmazlar, ancak bağışıklık sistemi için gene de yabancı antijenler olduklarından bağışıklık sisteminin aktif hale getirerek antikor üretimi yapılmasını sağlarlar.</p>
<p>Aşılanmanın ardından <em>hafıza hücreleri</em> oluşur, ve ileride aşılanan kişinin hastalık yapan etkenle karşılaşması halinde bu hücreler hızlıca aktif hale geçerek yüksek miktarda antikor üretirler. Böylece aşılanan  kişi, vücuduna giren hastalık yapıcı etkene yenik düşmeden, hastalanmadan, bağışıklık sistemi sayesinde bu virüs veya bakteriyi hızla ortadan kaldırabilir.</p>
<p>Aşıların nasıl üretildiklerini görmek için <span style="color:#008080;"><a href="http://www.historyofvaccines.org/content/how-vaccines-are-made"><span style="color:#008080;">şuraya</span></a></span> bakabilirsiniz.</p>
<p><em>Peki, son 50 yılda milyonlarca insanın hayatını kurtarmış, yüzlerce yıldır güvenle uygulanan, nasıl çalıştığı bilimsel olarak sayısız araştırma ve yayın ile son derece net ve açık olarak bilinen bu koruyucu hekimlik yöntemi nasıl oldu da 21. yüzyılda en büyük tartışma konularından biri haline geldi?</em></p>
<p><em>Bunun için lütfen okumaya devam edin. Bir sonraki bölüm: <strong><a href="http://yalansavar.wordpress.com/2011/11/17/asilar-ve-komplo-teorileri-bolum-2-dr-andrew-wakefield-ve-asi-karsiti-hareket/">Aşı Karşıtı Hareket ve Dr. Andrew Wakefield.</a></strong></em></p>
<h3>Kaynaklar:</h3>
<ol>
<li>Hviid et al. (2003). <a href="http://jama.ama-assn.org/content/290/13/1763.full.pdf+html">Association Between Thimerosal-Containing Vaccine and Autism</a>. <em>Journal of American Medical Association</em>.</li>
<li><a href="http://www.aap.org/healthtopics/immunizations.cfm">American Academy of Pediatrics</a>. (2011).</li>
<li>Begley, S., &amp; Interlandi, J. (2009, March 2). <a href="http://www.thedailybeast.com/newsweek/2009/02/20/anatomy-of-a-scare.html">Anatomy of a Scare</a>. <em>Newsweek</em>.</li>
<li>Center for Disease Control. <em><a href="http://www.cdc.gov/ncbddd/autism/documents/vaccine_studies.pdf">Immunization Safety and Autism- Thimerosol and Autism Research Agenda</a>.</em> Retrieved from CDC Website: www.cdc.gov</li>
<li>Department of Health and Human Services Center for Disase Control. (2011). <a href="http://www.cdc.gov/vaccines/"><em>Vaccines &amp; Immunizations</em>.</a> Retrieved from Center for Diesae Control (CDC) Web site: http://www.cdc.gov/vaccines/</li>
<li>Fombonne, E. (2009). <a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/19218885">Epidemiology of pervasive developmental disorders</a>. <em>Pediatric Research, 65</em>(6), 591-8.</li>
<li>Fombonne, E., Zakarian, R., Bennett, A., Meng, L., &amp; McLean-Heywood, D. (2006). P<a href="http://pediatrics.aappublications.org/content/118/1/e139.full.pdf+html">ervasive Developmental Disorders in Montreal, Quebec, Canada: Prevalence and links with immunizations</a>. <em>Pediatrics</em>.</li>
<li>Geier, D. A., &amp; Geier, M. R. (2003).<a href="http://www.bhare.org/Geier2.pdf"> A Case Series of Children with Apparent Mercury Toxic Encephalopathies Manifesting with Clinical Symptoms of Regressive Autistic Disorders</a>. <em>Journal of Toxicology and Envionmental Health</em>.</li>
<li>Glazer, S. (2003, Jun 13). <a href="http://www.cqpress.com/product/Researcher-Increase-in-Autism-v13-23.html">Increase in Autism</a>. <em>CQ Researcher</em>.</li>
<li>Gross, L. (2009, May). <a href="http://www.plosbiology.org/article/info:doi/10.1371/journal.pbio.1000114">A Broken Trust: Lessons from the Vaccine-Autism Wars</a>. <em>Public Library of Science, 7</em>(5).</li>
<li>Halsey, N. A., &amp; Hyman, S. L. (2000). <a href="http://www.pediatricsdigest.mobi/content/107/5/e84.full.pdf+html">Measles-Mumps-Rubella Vaccine and Autistic Spectrum Disorder</a>. <em>Report From The new Challenges in Childhood Immunizations Conference .</em> Oak Brook, Illinois.</li>
<li>Horton, R. (2004). <a href="http://image.thelancet.com/extras/statement20Feb2004web.pdf">A Statement by the editors of the Lancet</a>. <em>The Lancet</em>, pp. 820-821.</li>
<li>Kaiser Research Institute. (2004, Feb 25). <em><a href="http://www.casewatch.org/fdawarning/rsch/geier.shtml">Letter from Kaiser Research Institute to Mark Geier M.D.</a></em></li>
<li>Koch, K. (2000, Aug 25). <a href="http://www.cqpress.com/product/Researcher-Vaccine-Controversies-v10.html">Vaccine Controversies</a>. <em>CQ Researcher</em>.</li>
<li>Madsen, K. M., Hviid, A., Vestergaard, M., Schendel, D., Wohlfahrt, J., Thorsen, P., . . . Melbye, M. (n.d.). <a href="http://www.nejm.org/doi/full/10.1056/NEJMoa021134">A Population Based Study of Measles, Mumps, and Rubella. Vaccination and Autism</a>. (2002) <em>New England Journal of Medicine</em>.</li>
<li>Mutter, J., Naumann, J., Schneider, R., Walach, H., &amp; Haley, B. (2005). <a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/16264412">Mercury and Autism: Accelerating evidence?</a> <em>Neuroendocrinology Letters</em>.</li>
<li>Offit, P. A. (2008). <a href="http://www.nejm.org/doi/full/10.1056/NEJMp0802904">Vaccines and Autism revisited: The Hannah Poling Case</a>. <em>New England Journal of Medicine</em>.</li>
<li>Offit, P.A. (2010) <a href="http://cup.columbia.edu/book/978-0-231-14636-4/autisms-false-prophets">Autism&#8217;s False Prophets: Bad Science, Risky Medicine and the Search for a Cure</a>. <em>Colombia University Press.</em></li>
<li>Omer, S. B., Salmon, D. A., Orenstein, W. A., deHart, P. M., &amp; Halsey, N. (2009). <a href="http://www.nejm.org/doi/full/10.1056/NEJMsa0806477">Vaccine Refusal, Mandatory Immunization, and the Risks of Vaccine-Preventable Diseases</a>. <em>NEJM</em>.</li>
<li>Park, A. (2008, June 2). <a href="http://www.time.com/time/magazine/article/0,9171,1808620,00.html">How Safe Are Vaccines?</a> <em>Time</em>.</li>
<li>Parker, S. K., Schwartz, B., Todd, J., &amp; Pickering, L. K. (n.d.). <a href="http://pediatrics.aappublications.org/content/114/3/793.full.pdf+html">Thimerosal-Containing Vaccines and Autistic Spectrum Disorder: A Critical Review of Published Original Data.</a> <em>Pediatrics</em>.</li>
<li>Schecter, R., &amp; Grether, J. (2008). <a href="http://archpsyc.ama-assn.org/cgi/content/full/65/1/19">Continuing Increases in Autism Reported to California’s Developmental Service System: Mercury in Retrograde.</a> <em>Arch gen Psychiatry</em>.</li>
<li>Smith, M. J., Ellenberg, S. S., Bell, L. M., &amp; Rubin, D. M. (2008). <a href="http://pediatrics.aappublications.org/content/121/4/e836.abstract">Media coverage of the MMR vaccine and Autism controversy and its relationship to MMR immunization rates in the US</a>. <em>Pediatrics</em>.</li>
<li>Sugarman, S. D. (2007). Cases in Vaccine Court – <a href="http://www.nejm.org/doi/full/10.1056/NEJMp078168">Legal Battles over Vaccine and Autism.</a> <em>New England Journal of Medicine</em>.</li>
<li>The Collage of Physicians in Philadelphia. (2011). <em><a href="http://www.historyofvaccines.org/">The History of Vaccines</a></em>. Retrieved from The History of Vaccines:</li>
<li>World Health Organization. (2007). <em><a href="http://www.euro.who.int/en/what-we-do/health-topics/disease-prevention/vaccines-and-immunization">Prevent. Protect. Immunize.</a></em></li>
<li><a href="http://www.sspedernegi.org/tr/">SSPE Derneği Web sitesi</a>. (2011).</li>
</ol>
</div>
</div>
</div>
</div>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yalansavar.wordpress.com/194/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yalansavar.wordpress.com/194/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yalansavar.wordpress.com/194/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yalansavar.wordpress.com/194/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/yalansavar.wordpress.com/194/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/yalansavar.wordpress.com/194/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/yalansavar.wordpress.com/194/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/yalansavar.wordpress.com/194/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yalansavar.wordpress.com/194/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yalansavar.wordpress.com/194/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yalansavar.wordpress.com/194/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yalansavar.wordpress.com/194/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yalansavar.wordpress.com/194/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yalansavar.wordpress.com/194/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=194&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yalansavar.org/2011/10/11/asilar-ve-komplo-teorileri-bolum-1-asilar-bulasici-hastaliklar-ve-bagisiklik-sistemimiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/52c07bab9d9f3b2e8bbb9ef5eaf9b27f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">isilarican</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/10/history-of-vaccines-1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">history of vaccines 1</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/10/154ironlungexterior.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">154IronLungExterior</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/10/measles-now-in-charlottesville.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">Measles-Now-In-Charlottesville</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/10/1331341-1331368-966333-966459.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">1331341-1331368-966333-966459</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/10/immune_response.png" medium="image">
			<media:title type="html">immune_response</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/10/making_vaccines.gif?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">making_vaccines</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>27 Ağustos Dünya Mars Yakınlaşması</title>
		<link>http://yalansavar.org/2011/08/26/27-agustos-dunya-mars-yakinlasmasi/</link>
		<comments>http://yalansavar.org/2011/08/26/27-agustos-dunya-mars-yakinlasmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Aug 2011 05:12:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isilarican</dc:creator>
				<category><![CDATA[Asılsız Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim Dışı İddialar (Pseudoscience)]]></category>
		<category><![CDATA[Yanıltıcı Fotoğraf ve Videolar]]></category>
		<category><![CDATA[astronomi]]></category>
		<category><![CDATA[mars]]></category>
		<category><![CDATA[nasa]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yalansavar.wordpress.com/?p=106</guid>
		<description><![CDATA[ Her yıl, 27 Ağustos&#8217;a yaklaştıkça hortlayan ve e-posta hesaplarında, facebook&#8217;ta ya da diğer internet ortamlarına dolanmaya başlayan bir efsane var. İçerik: Ömrünüzde yalnızca 1 kez görme şansına sahipsiniz! 27 Ağustos&#8217;taki bu muhteşem olayı takvimlerinize not alın&#8230;Dünya 27 Ağustos 2007 yi bekliyor. Mars gezegeni Ağustostan itibaren geceleri gökyüzünün en parlak cismi olacak. Mars çıplak gözle dolunay [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=106&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align:left;">
<dl>
<dd>
<div id="attachment_111" class="wp-caption aligncenter" style="width: 438px"><img class="size-full wp-image-111" title="labins" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/08/labins.jpg?w=519" alt=""   /><p class="wp-caption-text">Hiç bir zaman göremeyeceğimiz bir manzara, Kaynak:NASA</p></div>
</dd>
</dl>
</div>
<p><span class="Apple-style-span" style="font-size:13px;line-height:19px;"> Her yıl, 27 Ağustos&#8217;a yaklaştıkça hortlayan ve e-posta hesaplarında, facebook&#8217;ta ya da diğer internet ortamlarına dolanmaya başlayan bir efsane var.<span id="more-106"></span></span></p>
<h2><strong><em>İçerik:</em></strong></h2>
<blockquote><p><em>Ömrünüzde yalnızca 1 kez görme şansına sahipsiniz! 27 Ağustos&#8217;taki bu muhteşem olayı takvimlerinize not alın&#8230;</em><em>Dünya 27 Ağustos 2007 yi bekliyor. Mars gezegeni Ağustostan itibaren geceleri gökyüzünün en parlak cismi olacak.</em></p>
<p><em>Mars çıplak gözle dolunay kadar büyük görünecek&#8230;</em></p>
<p><em>Mars Dünyaya 34,65 milyon mil yaklaştığında en büyük göründüğü gün olacak.</em></p>
<p><em>27 Ağustos gecesi 00:30&#8242;da gökyüzünü izleyin.Dünyanın iki ay&#8217;ı varmış gibi görünecek.</em></p>
<p><em>Mars&#8217;ın Dünyaya bu kadar yakın geçeceği bir sonraki tarih 2287 &#8230;</em></p>
<p><em>Arkadaşlarınızla bunu paylaşın.</em></p>
<p><em><strong>Çünkü; bugün hayatta olan kimse bu olayı tekrar göremeyecek.</strong></em></p></blockquote>
<h2><strong><em>Doğruluk:</em></strong></h2>
<p>Yalan. <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<h2><strong><em>Detay:</em></strong></h2>
<p>Bu posta ilk defa 2003 yılında ortaya çıktı. O tarihten beri de her yıl Ağustos ayı yaklaşırken tarih içinde bulunulan yıl olarak güncellenmiş bir şekilde yeniden ortaya çıkıyor. Temmuz ayında en hızlı yayılımı başlıyor ve Eylül ayından sonra da bir yıl sonra ortaya çıkmak üzere ortadan kayboluyor.</p>
<p>Postanın içeriğinde &#8220;Mars çıplak gözle dolunay kadar büyük görülecek&#8221; deniyor. İlkokul&#8217;dan beri öğrendiğiniz güneş sistemini gözünüzün önüne getirin; Ay, Dünya ve Mars&#8217;ın yerlerini ve boyutlarını düşünün. Bu yazılan size akla yakın geliyor mu?<!--more--></p>
<p><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Mars_(gezegen)" rel="nofollow">Mars gezegeni</a>ni eğer gerçekten ay kadar yakında göreceğimiz bir gün gelirse, o gün buralarda olmak istemediğinizden emin olabilirsiniz. Zira Ay sadece dünyanın %1&#8242;i büyüklüğünde iken Mars dünyanın yaklaşık yarısı kadar çapa sahip, kütle olarak ise dünyanın %15&#8242;i kadar büyük bir gezegen. Ay kadar büyük görülebilmesi kendi yörüngesinin dışına çıkması ve dünyaya gereğinden çok yaklaşmış olması gerekiyor. Bir an Dünyanın %1&#8242;lik kütlesine sahip Ay&#8217;ın Dünyada yarattığı <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Gelgit" rel="nofollow">gelgit</a> olaylarını düşünün.</p>
<div id="attachment_108" class="wp-caption aligncenter" style="width: 360px"><img class="size-full wp-image-108" title="350px-Mars_27agu" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/08/350px-mars_27agu.jpg?w=519" alt=""   /><p class="wp-caption-text">E-posta ekindeki Mars (!) Resmi</p></div>
<p>Bir an bu e-postada anlatılan olayın gerçekleştiğini ve bir 27 Ağustos akşamı Ay&#8217;dan çok daha büyük kütleye sahip olan Mars gezegeni dünyaya iddia edildiği kadar yaklaştığını var sayalım. Böyle bir durumun gerçekleşmesi halinde kütle çekim kanunları gereği Mars&#8217;ın Ay&#8217;dan çok daha büyük olan kütlesi dünyayı kendi yörüngesinden oynatacak ve korkunç büyüklükte gelgit olayları ortaya çıkacaktır. Olur da bu iddia gerçekleşirse o gün gezegen seyretmekten daha büyük sorunlarımız olacağı bir gerçek.</p>
<p>E-postanın ekinde, nereden geldiği belli olmayan, Mars gezegeni ile hiç bir ilgisi de olmayan mavi bir gezegen resmi var. Resmin bilgisayarla yaratılmış olması da muhtemel. Ancak görevini başarılı bir şekilde yerine getiriyor, ilgi çekmeyi ve iletiyi alan kişilerin bir an olsun bilimsel gerçekleri göz ardı ederek resmin büyüsü ile e-postayı başkalarına göndermelerini sağlıyor.</p>
<h4><strong>27 Ağustos 2003 Dünya Mars Yakınlaşması</strong></h4>
<p>Bu e-postanın çıkış noktası 27 Ağustos 2003 tarihinde meydana gelen gerçek bir yakınlaşma.</p>
<p>27 Ağustos 2003 tarihinde, saat 9:51:13(GMT)&#8217;de Mars dünyaya 56 milyon km (0.372719 AU) yaklaşarak 60.000 yıldır en yakın gözlenebildiği konuma geldi. Daha önce bu kadar yakın olduğu tarih ise M.Ö. 57617 yılı idi. Bir sonra bu kadar yakın olacağı tarih ise 2287 yılı olacak.</p>
<p>Bu yakınlaşmada Mars gökyüzünde oldukça parlak kırmızı bir yıldız olarak gözlenebildi. Hatta dikkatle bakıldığında küre şeklini de çıplak gözle seçmek mümkündü.</p>
<p>2003&#8242;teki tarihi yakınlaşmanın ardından benzer bir yakınlaşma 30 Ekim 2005 tarihinde yaşandı. Bu tarihte Mars dünyaya 69 Milyon km yaklaştı. 2005 yılındaki yakınlaşmada Mars 2003 yılındaki gözlemlere göre %20 daha küçük gözlendi. Ancak bu küçülmenin çıplak gözle çok fark edilebilecek bir küçülme olmadığını belirtmekte yarar var.</p>
<p>Ancak her iki yakınlaşma da amatör astronomlar için bulunmaz bir fırsat oldu, teleskopları ile Mars&#8217;ı her zamankinden çok daha büyük gözleyebildiler.</p>
<p>İleri tarihli yakınlaşmaların uzaklık değerlerini ve 2003 yılındaki yakınlaşmayla olan farklarını görmek için <a href="http://www.seds.org/~spider/spider/Mars/marsopps.html" rel="nofollow">SEDS (Students for Exploration and Development of Space)tarafından hazırlanan çizelgelere</a> bakabilirsiniz.</p>
<div id="attachment_109" class="wp-caption aligncenter" style="width: 310px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/08/300px-vsoske1.jpg"><img class="size-full wp-image-109" title="300px-Vsoske1" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/08/300px-vsoske1.jpg?w=519" alt=""   /></a><p class="wp-caption-text">Astronomer Dennis Mammana yeşil ışıkla aydınlatılmış olarak 26 Ağustos 2003 gecesi gözlenen Mars&#039;ı işaret ediyor.Fotoğraf:Thad V&#039;Soske, Kaynak:NASA</p></div>
<h2><strong><em>Yaygınlık</em></strong></h2>
<p>2003 yılında bu e-posta ilk defa ortaya çıktığında internette inanılmaz bir yaygınlığa sahipti. Yıllar geçtikçe hurafenin e-postalarda dolaşması azalmasa da internetteki sayfaların sayısı azalıyor. Sevindirici olarak da bu e-postayı yalanlayan sayfaların sayısı gün geçtikçe artıyor.</p>
<p>Aşağıda konu ile ilgili tartışmaların bulunduğu iki bilim ve astronomi sitesi mevcut. Her ikisinde de foruma ilk önce hurafe olan bilgi yazılmış, ancak daha sonra alttaki tartışmalar ve yerinde açıklamalarla konu aydınlanmış.</p>
<ul>
<li><a href="http://www.gokbilim.com/forum/viewtopic.php?f=3&amp;t=94" rel="nofollow">http://www.gokbilim.com/forum/viewtopic.php?f=3&amp;t=94</a></li>
<li><a href="http://www.bilimfeneri.gen.tr/phpBB2/viewtopic.php?p=22581" rel="nofollow">http://www.bilimfeneri.gen.tr/phpBB2/viewtopic.php?p=22581</a></li>
</ul>
<h2><em><strong>Notlar</strong></em></h2>
<ol>
<li><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Mars_(gezegen)" rel="nofollow">http://tr.wikipedia.org/wiki/Mars_(gezegen)</a></li>
<li><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Gelgit" rel="nofollow">http://tr.wikipedia.org/wiki/Gelgit</a></li>
<li><a href="http://www.seds.org/~spider/spider/Mars/marsopps.html" rel="nofollow">http://www.seds.org/~spider/spider/Mars/marsopps.html</a></li>
</ol>
<h2><em><strong>Kaynaklar</strong></em></h2>
<ul>
<li><a href="http://science.nasa.gov/headlines/y2005/07jul_marshoax.htm" rel="nofollow">Beware the Mars Hoax, NASA</a></li>
<li><a href="http://www.snopes.com/science/astronomy/brightmars.aspMars" rel="nofollow">Spectacular, Snopes.com</a></li>
</ul>
<h2></h2>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yalansavar.wordpress.com/106/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yalansavar.wordpress.com/106/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yalansavar.wordpress.com/106/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yalansavar.wordpress.com/106/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/yalansavar.wordpress.com/106/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/yalansavar.wordpress.com/106/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/yalansavar.wordpress.com/106/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/yalansavar.wordpress.com/106/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yalansavar.wordpress.com/106/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yalansavar.wordpress.com/106/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yalansavar.wordpress.com/106/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yalansavar.wordpress.com/106/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yalansavar.wordpress.com/106/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yalansavar.wordpress.com/106/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=106&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yalansavar.org/2011/08/26/27-agustos-dunya-mars-yakinlasmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/52c07bab9d9f3b2e8bbb9ef5eaf9b27f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">isilarican</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/08/labins.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">labins</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/08/350px-mars_27agu.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">350px-Mars_27agu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/08/300px-vsoske1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">300px-Vsoske1</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Cerrahpaşa Üniversitesi İşitme Cihazı Dağıtıyor</title>
		<link>http://yalansavar.org/2011/07/26/cerrahpasa-universitesi-isitme-cihazi-dagitiyor/</link>
		<comments>http://yalansavar.org/2011/07/26/cerrahpasa-universitesi-isitme-cihazi-dagitiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jul 2011 05:24:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isilarican</dc:creator>
				<category><![CDATA[Asılsız Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Tıp ve Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahpaşa]]></category>
		<category><![CDATA[işitme cihazı]]></category>
		<category><![CDATA[okan sönmez]]></category>
		<category><![CDATA[sema onay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yalansavar.wordpress.com/?p=122</guid>
		<description><![CDATA[Başlığı genelde &#8220;Cerrahpaşa Üniversitesi İşitme Cihazı Dağıtıyor&#8221; ya da &#8220;SEMA ONAY (Rektör Asistanı) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi&#8221; olan bir e-posta ile Cerrahpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi&#8217;nin işitme engelli fakir çocukların tedavi masraflarını ve işitme cihazı giderlerinin karşıladığı iddia ediliyor. İçerik 2006 yılının sonlarından beri internette dolanan bir e-posta bu. İçeriği şu şekilde: BU BİLGİYİ YAYABİLİR MİYİZ?Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=122&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_123" class="wp-caption aligncenter" style="width: 370px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/08/hearing_aids.jpg"><img class="size-full wp-image-123" title="hearing_aids" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/08/hearing_aids.jpg?w=519" alt=""   /></a><p class="wp-caption-text">Sizce bir üniversite bedava işitme cihazı dağıtıyor olsa bunu zincir e-posta ile mi duyurur?</p></div>
<p>Başlığı genelde <em><strong>&#8220;Cerrahpaşa Üniversitesi İşitme Cihazı Dağıtıyor&#8221;</strong></em> ya da <em><strong>&#8220;SEMA ONAY (Rektör Asistanı) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi&#8221;</strong></em> olan bir e-posta ile Cerrahpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi&#8217;nin işitme engelli fakir çocukların tedavi masraflarını ve işitme cihazı giderlerinin karşıladığı iddia ediliyor.<span id="more-122"></span></p>
<h3><span style="text-decoration:underline;">İçerik</span></h3>
<p>2006 yılının sonlarından beri internette dolanan bir e-posta bu. İçeriği şu şekilde:</p>
<blockquote><p><em><strong>BU BİLGİYİ YAYABİLİR MİYİZ?</strong></em><em>Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı olarak 12 yaş altı işitme problemi olan maddi durumu kötü hiçbir sağlık güvencesi olmayan fakir çocukların tüm tedavisini ve kullandıkları işitme cihazını ücretsiz karşılayacağız. Çevrenizde bu tür çocuklar varsa lütfen benim telefonumu verin.</em></p>
<p><em><strong>SEMA ONAY</strong></em></p>
<p><em>Rektör asist. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Yurtiçi Yayın Koordinatörü</em></p>
<p><em>Cep Tel: 0543 291 XX XX— 0532 504 XX XX</em></p>
<p><em>Bu mail sizin için hiçbir şey ifade etmiyor olabilir ama, belki de ulaştıracağınız bir kişinin vasıtasıyla bile hiç tanımadığınız bir çocuğun umudu, zor dünyasında bir ses olabilirsiniz, elimizden geldiği kadar çok kişiye iletelim lütfen..</em></p></blockquote>
<h3><span style="text-decoration:underline;">Doğruluk</span></h3>
<p>Yalan! <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_sad.gif' alt=':(' class='wp-smiley' /> </p>
<h3><span style="text-decoration:underline;">Yorum</span></h3>
<p>Bu posta 2006 yılından beri pekçok kişi tarafından tüm arkadaş listelerine iletiliyor. Mesajda ismi geçen kişi Cerrahpaşa Üniversitesi Rektör Yardımcısı değil, bölümde çalışan tıbbi sekreter. Verilen telefonlar da bu kişinin ve birlikte çalıştığı bir başka bayan sekreterin özel cep telefonları.</p>
<p>Sonuç mu?</p>
<p>İşitme engelli olan fakir aileler bu kişilerin cep telefonunu binlerce defa arayarak yardım talebinde bulunmuşlar. İnsanların sahte e-postalarda ümitlenmesi çok kötü bir şey, ama ortada olmayan bir vaat nedeniyle iki insanın özel cep telefonunun internetteki binlerce kişiye &#8220;arayın&#8221; komutuyla dağıtılması da aynı derecede kötü bir durum. Bir an e-postada yazan cep telefonunun sizin telefonunuz olduğunu düşünürseniz durumun ciddiyetini daha net anlayabilirsiniz.</p>
<p>Bu e-postayı düşünmeden forward eden kişilerin kendilerine ilk sorması gereken soru şu aslında:</p>
<blockquote><p><em>Kurumsal olarak böyle bir karar alınmış olsa bile, neden iletişim yolu olarak kişilerin özel cep telefonu verilsin? Sizce Cerrahpaşa Tıp Fakültesi buna benzer bir kapmanya yapsa idi bunu e-postalarda bir kişisel telefonun aranmasını talep ederek mi duyururdu, yoksa kendi web sitesinde veya bir basın açıklaması ile mi?</em></p></blockquote>
<p>İşte bu sorgulayıcı bakış açısıyla e-posta programlarımızdaki &#8220;FWD&#8221; tuşuna basmadan önce biraz düşünsek bu iki insanı binlerce kişinin tacizinden kurtarmak mümkün olurdu.</p>
<p>Bu e-posta ile ilk defa 2007 yılında karşılaşınca içerdiği hurafe işaretleri nedeniyle şüphelenerek kimseye iletmeyip hastaneden olayın yalan olduğu bilgisini edinmiş ve çevremize de iletmiştik. Ama buna rağmen e-posta dolanmaya devam etti ve en son 2009 yılı başlarında tekrar posta kutumuza düştü. Böylece bu web sitesine girmeyi de hak etti.</p>
<p>13 Ağustos 2006 tarihli Zaman Gazetesi bu duyurunun asılsız olduğuna ilişkin bir haber de yapmış aslında. İlgili haberde ilgili e-postada adı ve telefonu geçen mağdur Sema Onay ile yapılan bir röportaj da var. Bu haberden kısa bir alıntı:</p>
<blockquote><p>&#8230;<em>Aranmaktan da rahatsız olduğunu dile getiren tıbbi sekreter, <strong>&#8220;İnsanlar bu bilginin geçerli olmadığını öğrenince ağlıyor. Ben bu duruma daha çok üzülüyorum. Arayan insanlardan bana mail atmalarını istedim. Bu e-mail kimlere gitmişse teker teker bilgilendirici bir mail attım. O kadar çaresiz kaldım ki. Çok zor durumdayım.&#8221;</strong> diyor.</em><em>Daha önce bu tarz bir uygulama gerçekleştirdiklerini ifade eden Sema Onay, yaklaşık 100 çocuğa yardım ettiklerini söylüyor. O faaliyet sırasında da bu tarz bir e-mail atılmadığını belirten tıbbi sekreter, <strong>&#8220;Arayan insanlara maddi durumlarını soruyorum. Yeşil kartları olup olmadığını öğreniyorum. En azından bir yol göstermeye çalışıyorum. Benim annem de rahatsız. Bu nedenle çok küçük yaşlardan itibaren hastanelerde dolaştım. Onun için gelen insanların derdiyle geldiğini biliyorum. Bu düşüncede olmasam uğraşmazdım. Telefonumu da kapattırdım.&#8221;</strong> diye konuşuyor&#8230; &#8221;</em></p></blockquote>
<h3><span style="text-decoration:underline;">Yaygınlık</span></h3>
<p>İnanılmaz yaygınlıkta. 2006 yılında konuyu yalanlayan haberlere rağmen hala ortalıkta dolanıyor. Ama en üzücüsü bu e-postanın <a href="http://www.tsd.org.tr/" rel="nofollow">Türk Sakatlar Derneği</a> web sitesinde dahi duyuru olarak yer alması.</p>
<ul>
<li>Türkiye Sakatlar Derneği : <a href="http://www.tsd.org.tr/index.php?option=com_content&amp;task=view&amp;id=7438&amp;Itemid=3291" rel="nofollow">http://www.tsd.org.tr/index.php?option=com_content&amp;task=view&amp;id=7438&amp;Itemid=3291</a></li>
<li>Tümgazeteler.com: <a href="http://www.tumgazeteler.com/?a=2252796" rel="nofollow">http://www.tumgazeteler.com/?a=2252796</a></li>
<li>Gerçeklerimiz.com: <a href="http://www.gerceklerimiz.com/isitme-problemi-olanlar-12-yas-alti-icin/" rel="nofollow">http://www.gerceklerimiz.com/isitme-problemi-olanlar-12-yas-alti-icin/</a></li>
<li>Habberci.com: Sağlık haberleri alt başlığında yer almış. <a href="http://www.habberci.com/Saglik/Cerrahpasa-tip-fakultesinden-ucretsiz-isitme-cihazlari" rel="nofollow">http://www.habberci.com/Saglik/Cerrahpasa-tip-fakultesinden-ucretsiz-isitme-cihazlari</a></li>
<li>Denizli ASTV: <a href="http://www.denizliastv.com/Haberler.asp?haber=devam&amp;id=83" rel="nofollow">http://www.denizliastv.com/Haberler.asp?haber=devam&amp;id=83</a></li>
<li>Haberveriyoruz.com: Yazar postanın başına <em>&#8220;Cerrahpaşa&#8217;daki bir arkadaşıma danıştım, olay gerçekmiş&#8221;</em> ifadesini eklemeyi ihmal etmemiş!<a href="http://www.haberveriyoruz.com/news/123/ARTICLE/6833/2009-05-04.html" rel="nofollow">http://www.haberveriyoruz.com/news/123/ARTICLE/6833/2009-05-04.html</a></li>
<li>Hukuki.net: <a href="http://www.hukuki.net/forum/showthread.php?t=44133" rel="nofollow">http://www.hukuki.net/forum/showthread.php?t=44133</a></li>
</ul>
<h3><span style="text-decoration:underline;">Kaynaklar</span></h3>
<ul>
<li>Cerrahpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi, Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı Sekreterliği</li>
<li><a href="http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=329628" rel="nofollow">13 Ağustos 2006 tarihli Zaman Gazetesi, &#8220;&#8216;Bedava işitme cihazı dağıtıyoruz&#8217; e-mail&#8217;i sekreteri çileden çıkardı&#8221;</a></li>
</ul>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yalansavar.wordpress.com/122/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yalansavar.wordpress.com/122/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yalansavar.wordpress.com/122/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yalansavar.wordpress.com/122/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/yalansavar.wordpress.com/122/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/yalansavar.wordpress.com/122/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/yalansavar.wordpress.com/122/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/yalansavar.wordpress.com/122/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yalansavar.wordpress.com/122/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yalansavar.wordpress.com/122/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yalansavar.wordpress.com/122/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yalansavar.wordpress.com/122/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yalansavar.wordpress.com/122/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yalansavar.wordpress.com/122/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=122&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yalansavar.org/2011/07/26/cerrahpasa-universitesi-isitme-cihazi-dagitiyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/52c07bab9d9f3b2e8bbb9ef5eaf9b27f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">isilarican</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/08/hearing_aids.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">hearing_aids</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Suyun Gizli Mesajı</title>
		<link>http://yalansavar.org/2011/07/05/suyun-gizli-mesaji/</link>
		<comments>http://yalansavar.org/2011/07/05/suyun-gizli-mesaji/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 Jul 2011 15:12:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isilarican</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Dışı İddialar (Pseudoscience)]]></category>
		<category><![CDATA[Tıp ve Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yanıltıcı Fotoğraf ve Videolar]]></category>
		<category><![CDATA[Yiyecek ve İçecekler]]></category>
		<category><![CDATA[james randi]]></category>
		<category><![CDATA[masaru emoto]]></category>
		<category><![CDATA[new age]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yalansavar.wordpress.com/?p=100</guid>
		<description><![CDATA[ Başlığı &#8220;Suyun Gizli Mesajı&#8220;, &#8220;Suyun Gizemi&#8221; ya da &#8220;Evrende Her Şey İlle de Sevgi Diyor&#8221; olan ve ekinde çeşitli resimler ya da powerpoint sunumu olan bir e-posta ile klasik müzik, güzel düşünce ve kelimelerin su kristallerine güzel şekiller verdiği, kötü düşünce ve heavy-metal müziğin ise su kristallerinin şeklini bozduğu iddia ediliyor. İlaveten bazı versiyonlarda bir [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=100&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p id="firstHeading"><span class="Apple-style-span" style="font-size:13px;font-weight:normal;"> </span>Başlığı &#8220;<em><strong>Suyun Gizli Mesajı</strong></em>&#8220;, &#8220;<em><strong>Suyun Gizemi</strong></em>&#8221; ya da &#8220;<em><strong>Evrende Her Şey İlle de Sevgi Diyor</strong></em>&#8221; olan ve ekinde çeşitli resimler ya da powerpoint sunumu olan bir e-posta ile klasik müzik, güzel düşünce ve kelimelerin su kristallerine güzel şekiller verdiği, kötü düşünce ve heavy-metal müziğin ise su kristallerinin şeklini bozduğu iddia ediliyor.</p>
<div id="bodyContent">
<p>İlaveten bazı versiyonlarda bir şişeye su doldurup üzerinde &#8220;<em>sevgi</em>&#8221; yazılı etiketle saklanması, şişeye güzel konuşularak &#8220;<em>iyi kristaller</em>&#8221; haline dönüşen suyun tüketilmesi tavsiye ediliyor.<span id="more-100"></span></p>
<h2>İçerik</h2>
<div>
<div>
<div>
<div>
<p>İnternette ekinde çeşitli kristal resimleri ile dolanan bir e-posta bu. Ayrıca pekçok web sitesinde de mevcut. Fotoğrafların yanısıra verilen açıklamanın içeriği aşağı yukarı şöyle:</p>
<blockquote><p><em><strong>SUYUN GİZLİ MESAJI</strong></em></p>
<p><em><strong></strong></em><em><strong>Masaru Emoto</strong> adlı Japon bir araştırmacı, insan vücudunun ve yaşamakta olduğumuzyerkürenin %70&#8242;ten fazlasını kaplamakta olan suyun moleküler yapısının insanların düşüncelerinden, sözcüklerden ve dinlemiş oldukları müzikten etkilenip etkilenmediğini araştırmış ve çalışmalarını bu yönde yoğunlaştırmıştır.İnsanların yaşam kalitesinin vücutlarındaki ve yeryüzündeki suyun kalitesi ile bağlantılı olduğunu savunan araştırmacı; yaşama geçirilen pozitif düşünceler sayesinde insanın kndisini ve yaşamış olduğu gezegeni iyileştirmesinin ve yeilemesinin mümkün olduğunu savunmuştur.</em></p>
<p><em>Müzik terapisinin son zamanlarda popüler olması ile birlikte Masaru Emoto müziğin, suyun yapısı üzerine olan etkilerini görmeye karar vermiş ve iki müzik hoparlörü arasına birkaç saat distile su koyarak suyun donduktan sonraki kristal formlarını fotoğraflamış ve bize bu inanılmaz fotoğrafları görme imkanı sağlamıştır.</em></p>
<p><em>Bu çalışma da beklentileri doğrultusunda sonuç verince araştırmacı, düşüncelerin ve kelimelerin su kristallerinin formasyonu üzerindeki etkilerini incelemeye karar vermiş ve kelimeler gece boyunca cam şişelere kasetten dinletilmiştir.</em></p>
<p><em>İşte su kristallerinin sözcüklerden etkilendiğini gösteren inanılmaz görüntüler.</em></p></blockquote>
<div id="attachment_171" class="wp-caption aligncenter" style="width: 280px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/07/suyun_mesaji_1.jpg"><img class="size-medium wp-image-171  " title="Suyun_mesaji_1" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/07/suyun_mesaji_1.jpg?w=270&h=203" alt="" width="270" height="203" /></a><p class="wp-caption-text">Beethoven dinletilen su kristali</p></div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div>
<div id="attachment_175" class="wp-caption aligncenter" style="width: 280px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/07/suyun_mesaji_21.jpg"><img class="size-medium wp-image-175 " title="Suyun_mesaji_2" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/07/suyun_mesaji_21.jpg?w=270&h=203" alt="" width="270" height="203" /></a><p class="wp-caption-text">Bach dinletilen su kristali</p></div>
<div id="attachment_174" class="wp-caption aligncenter" style="width: 280px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/07/suyun_mesaji_4.jpg"><img class="size-medium wp-image-174 " title="Suyun_mesaji_4" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/07/suyun_mesaji_4.jpg?w=270&h=203" alt="" width="270" height="203" /></a><p class="wp-caption-text">Sevgi kelimeleri dinletilen su kristali</p></div>
<div id="attachment_173" class="wp-caption aligncenter" style="width: 280px"><img class="size-medium wp-image-173 " title="Suyun_mesaji_3" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/07/suyun_mesaji_3.jpg?w=270&h=203" alt="" width="270" height="203" /><p class="wp-caption-text">Heavy Metal dinletilen su kristali</p></div>
<h2>Doğruluk</h2>
<p>Yalan. <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<h2>Yorum</h2>
<h3>Suyun Gizli Mesajı</h3>
<p>Söz konusu e-postada yer alan iddialar aslında halen kitapçılarda satılan ve gene Masaru Emoto isimli kişi tarafından yazılan ve halen Kuraldışı Yayınevini aracılığı ile Türkiye&#8217;de de satılan ISBN:9789752750562 numaralı &#8220;Suyun Gizli Mesajı&#8221; isimli kitaba dayanıyor.</p>
<div id="attachment_176" class="wp-caption alignright" style="width: 318px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/07/385px-suyun_gizli_mesaji.jpg"><img class="size-full wp-image-176 " title="385px-Suyun_gizli_mesaji" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/07/385px-suyun_gizli_mesaji.jpg?w=519" alt=""   /></a><p class="wp-caption-text">Suyun Gizli Mesajı, ISBN:9789752750562</p></div>
<p>Kitap tanıtımından bir alıntı:</p>
<blockquote><p><em><em>Suyun Gizli Mesajı, uluslararası üne sahip Japon araştırmacı Masaru Emoto&#8217;nun bütün dünyada büyük yankı uyandıran su kristalleri fotoğraflarını içeren sıra dışı kitabı. Su moleküllerin düşüncelerimizden, duygularımızdan ve kullandığımız kelimelerden etkilendiğini bulgulayan Dr. Emoto, suyun, söylenen sözlere, hissedilen duygulara, gösterilen görüntülere ve dinletilen müziğe göre nasıl bir değişim gösterdiğini birbirinden muhteşem su kristali fotoğraflarıyla gözler önüne seriyor. Hem dünyamız hem de bizler büyük ölçüde sudan oluştuğumuz için suyun mesajı hepimizin bireysel sağlığı, doğanın yenilenmesi ve dünya barışı açısından muazzam bir önem taşıyor.</em></em>Depremden hemen önce ve hemen sonra yeraltı sularından aldığı numunelerdeki kristal oluşumlarını inceleyen Dr. Emoto, bu verilerin biriktirilmesi durumunda, su kristali teknolojisinin depremleri önceden tespit etmekte kullanılabileceğini de ortaya koyuyor.</p>
<p><em>&#8220;Yüzyıllar boyunca, insanlık, yeryüzünden sürekli çaldı ve her seferinde geride çok daha kirli bir dünya bıraktı. Ama şimdi su bizimle konuşuyor; su kristalleri aracılığıyla, bilmemiz gerekenleri bize söylüyor. Bugünden itibaren yepyeni bir tarih biçimlendirmeliyiz. Su, kendimize nasıl bir yön belirlediğimizi büyük bir dikkatle izliyor ve kayda geçiriyor. Benim tek arzum, suyun bütün insanlığa verdiği mesajın herkesçe duyulması ve özümsenmesi.&#8221;</em></p></blockquote>
<h3>Masaru Emoto Kimdir?</h3>
<p>Söz konusu iddianın aslı olup olmadığından önce <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Masaru_Emoto" rel="nofollow">Masaru Emoto</a>&#8216;nun kim olduğunu bilmekte fayda var.<a href="http://www.masaru-emoto.net/english/e_ome_annai.html" rel="nofollow">[1]</a></p>
<p>Her ne kadar tanıtım yazısında ismi <em><strong>Dr. Masaru Emoto</strong></em> olarak geçse de, aslında tıp doktoru değil Bay Emoto. Japonya&#8217;da doğmuş ve Yokohoma Devlet Üniversitesi&#8217;nde Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun olmuş. Resmi ve güvenilir bir okuldan herhangi bir tıp, kimya veya fizik eğitimi almış değil. 1992 yılında Hindistan&#8217;da bulunan bir Alternatif Tıp Üniversitesinden &#8220;Alternatif Tıp&#8221; lisansı almış. <a href="http://www.altmeduniversity.com/" rel="nofollow">[2]</a></p>
<p>Söz konusu üniversitenin herhangi bir devam zorunluluğu olmayıp, bir yıl içinde 5 adet tez karşılığı bu dereceyi her başvurana verdiğini belirtmek de gerekli.</p>
<h3>Deneyin Bilimsel Doğruluk ve Güvenilirliği Ne Kadar?</h3>
<p>Deneyde bahsi geçen ve &#8220;<em><strong>Su Kristali</strong></em>&#8221; denen şeyleri aslında hepimiz yakından tanıyoruz. Her ne kadar New-Age ve sözde-bilimle uğraşanlar daha mistik göründüğü için &#8220;<em>su kristali</em>&#8221; terimini tercih etseler de bahsedilen su kristalleri aslında bildiğimiz &#8220;<em><strong>buz</strong></em>&#8220;.</p>
<p>Bu deneyi değerlendirirken en başta düşünmemiz gereken şey fizik kuralları. Su, ya da kimyasal adı ile H2O, iki hidrojen atomu ile bir oksijen atomunun kovalent bağ yapmasıyla oluşur. Sıvı haldeki tüm su molekülleri aynı yapıdadırlar. Su, ancak donduğunda kristalleşir ve her bir kristal kristalleşme anındaki diğer fiziksel koşullara, bulunduğu yere, ısıya, basınca göre farklı şekiller alabilir. Kar tanelerini anımsayın. Isı artınca kristaller eridiğinde ise gene er biri aynı forma sahip su moleküllerine dönüşürler.</p>
<p>Sıklıkla bilim adamı olmadığını kendisi de ifade etmeyi seven Masaru Emoto deneylerinde suyu dondurmuş ve oluşan kristallere mikroskopla bakmış, daha sonra da çektiği pekçok resim arasından kendi teorisi ile uyumlu olan güzel ve çirkin resimleri seçmiş, bunlardan da bir kitap yazmış.<a href="http://web.archive.org/web/20060202105450/www.newageretailer.com/for-retailers/emasaruemoto_web.pdf" rel="nofollow">[3]</a> Yani aslında beğenmediği pek çok resimi elediğini kendisi de açıkça söylüyor.</p>
<p>Deney yapıldığı tarihten beri Double-Blind ya da çift kör denen teyit yöntemi uygulanmadığı için eleştiriliyor. Tekrar edilen denemelerde de Emoto&#8217;nun sonuçlarına ulaşılamamış.</p>
<p>Halen dünyadaki Skeptisizm hareketinin öncülerinden kabul edilen Jame Randi tarafından kurulan <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/James_Randi_Educational_Foundation" rel="nofollow">James Randi Eğitim Vakfı</a> (ki bu vakıf paranormal olarak lanse edilen her bir fenomeni bilimsel olarak ispatlayan kişilere astronomik ödüller vaat ediyor)2003 yılında Emoto’ya deneyinden elde ettiği sonuçları kontrollü bir double-blind çalışma sonunda yeniden elde etmesi ve dokümante ettirmesi halinde 1.000.000 USD ödül önermiş. Ancak halen Emoto bu teklifi kabul ederek deneyini tarafsız hakemlerin önünde tekrarlamaya gönüllü olmuş değil, 1.000.000 USD de bir kenarda bekliyor.</p>
<h3>Ticari Bağlantılar Neler?</h3>
<p>Masaru Emoto, kitabın yayınlanmasını takiben kurduğu <a href="http://hado-energie.nl/emoto.php" rel="nofollow">HADO</a> isimli şirket aracılığı ile internet üzerinden su satıyor. <a href="http://hado-energie.nl/hado_water.php" rel="nofollow">Indigo Water</a> adı altında piyasa sürülen bildiğimiz suyun 8 oz, yani 230 ml&#8217;si 35 USD. Kabaca bir hesap ile suyun bir litresinin 150 USD &#8216;ye satıldığını bulabilirsiniz. Fiyatın fahişliğini biraz olsun örtbas etmek için, 8 oz&#8217;luk bu şişedeki güzel sözler söylenmiş bu suyun 8 galon (yaklaşık 30 litre) su ile karşıtırılarak tüketilmesi önerilmiş. İddiaya göre Japonca güzel sözler öğrenen kristaller, diğer kristallere öğretebiliyor.<a href="http://hado-energie.nl/hado_water.php" rel="nofollow">[4]</a></p>
<div id="attachment_177" class="wp-caption alignright" style="width: 186px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/07/indigo_sm.jpg"><img class="size-full wp-image-177" title="Indigo_sm" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/07/indigo_sm.jpg?w=519" alt=""   /></a><p class="wp-caption-text">Indigo Water, Litresi 150 USD!</p></div>
<p>HADO firmasının web sitesindeki tanıtım yazısı şöyle:</p>
<blockquote><p><em>A geometrically perfect water with the &#8220;Message&#8221; your body is waiting to receive. Dr. Emoto&#8217;s Indigo Water contains eight ounces of highly charged hexagonally structured concentrate.</em></p>
<p><em></em><em><strong>TÜRKÇESİ:</strong></em></p>
<p><em>Vücudunuzun beklediği mesajı içeren, geometrik olarak mükemmel bir su. Dr. Emoto&#8217;nun Indigo Water&#8217;ı 8 ons yüksek oranda şarj edilmiş ve heksagonal olarak yapılandırılmış konsantre içeriyor.</em></p></blockquote>
<p>Bir litre içme suyunu 150 USD&#8217;ye satmak için epey New-Age terminolojisi gerekli doğal olarak.</p>
<p>Emoto&#8217;nun kristalleri <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/What_the_bleep_do_we_know" rel="nofollow">What The Bleep Do We Know</a> isimli New-Age içerikli filmde de karşımıza çıkıyor. Filmin ciddiyeti ile ilgili en önemli kıstas ise filmdeki ana konuşmacılardan biri olan <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/JZ_Knight" rel="nofollow">JZ Knight</a>. Film sırasında bir bilim kadını imişçesine bilimsel konulardan ve quantum fiziğinden bahseden bu bayan aslında evinin mutfağında 35.000 yaşındaki <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/JZ_Knight#Ramtha" rel="nofollow">Ramtha</a> isimli savaşçı bir Atlantisli&#8217;nin ruhuyla iletişime geçtiğini iddia bir ev hanımı. <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Marlee_Matlin" rel="nofollow">Marleene Matlin</a>&#8216;in başrolünü oynadığı bu belgesel benzeri New-Age film Masaru Emoto&#8217;nun kristallerinin tüm dünyaya tanınmasına büyük katkıda bulundu. 2009 yılına kadar 10 Milyon Dolar hasılat yapan filmin HADO Indigo Water suyunun satışlarını da artırdığını tahmin etmek zor değil.</p>
<h2>Yaygınlık</h2>
<p>Kitap ve film nedeniyle sadece e-posta olarak değil her tür medya ortamında inanılmaz derece yaygın bir konu. Arkadaş sohbetlerinden, New-Age ağırlıklı grup toplantılarına, bu konulara ilgi duyan kişilerin web sitelerinden kitapçı raflarına dek hemen her yerde karşılaşmak ne yazık ki mümkün.</p>
<h2>Notlar</h2>
<ol>
<li><a href="http://www.masaru-emoto.net/english/e_ome_annai.html" rel="nofollow">http://www.masaru-emoto.net/english/e_ome_annai.html</a></li>
<li><a href="http://www.altmeduniversity.com/" rel="nofollow">http://www.altmeduniversity.com/</a></li>
<li><a href="http://web.archive.org/web/20060202105450/www.newageretailer.com/for-retailers/emasaruemoto_web.pdf" rel="nofollow">http://web.archive.org/web/20060202105450/www.newageretailer.com/for-retailers/emasaruemoto_web.pdf</a></li>
<li><a href="http://hado-energie.nl/hado_water.php" rel="nofollow">http://hado-energie.nl/hado_water.php</a></li>
</ol>
<h2>Kaynaklar</h2>
<ul>
<li><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Masaru_Emoto" rel="nofollow">Wikipedia, Masaru Emoto</a></li>
<li><a href="http://www.masaru-emoto.net/" rel="nofollow">Masaru Emoto, Resmi Web Sitesi</a></li>
<li><a href="http://www.randi.org/jr/052303.html" rel="nofollow">James Randi Educational Foundation, Resmi Web Sitesi</a></li>
<li><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/What_the_bleep_do_we_know" rel="nofollow">Wikipedia, What The Bleep Do We Know</a></li>
<li><a href="http://www.peeniewallie.com/2004/12/what_the_bleep.html" rel="nofollow">Peenie Wallie, Web Sitesi</a></li>
<li><a href="http://sparkedblog.com/?p=5" rel="nofollow">Sparked Blog</a></li>
</ul>
</div>
</div>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yalansavar.wordpress.com/100/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yalansavar.wordpress.com/100/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yalansavar.wordpress.com/100/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yalansavar.wordpress.com/100/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/yalansavar.wordpress.com/100/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/yalansavar.wordpress.com/100/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/yalansavar.wordpress.com/100/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/yalansavar.wordpress.com/100/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yalansavar.wordpress.com/100/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yalansavar.wordpress.com/100/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yalansavar.wordpress.com/100/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yalansavar.wordpress.com/100/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yalansavar.wordpress.com/100/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yalansavar.wordpress.com/100/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=100&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yalansavar.org/2011/07/05/suyun-gizli-mesaji/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/52c07bab9d9f3b2e8bbb9ef5eaf9b27f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">isilarican</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/07/suyun_mesaji_1.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">Suyun_mesaji_1</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/07/suyun_mesaji_21.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">Suyun_mesaji_2</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/07/suyun_mesaji_4.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">Suyun_mesaji_4</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/07/suyun_mesaji_3.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">Suyun_mesaji_3</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/07/385px-suyun_gizli_mesaji.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">385px-Suyun_gizli_mesaji</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/07/indigo_sm.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Indigo_sm</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Air France 447 Kaza Fotoğrafları</title>
		<link>http://yalansavar.org/2011/05/26/air-france-447-kaza-fotograflari-2/</link>
		<comments>http://yalansavar.org/2011/05/26/air-france-447-kaza-fotograflari-2/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 May 2011 05:29:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isilarican</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tuhaf Olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[Yanıltıcı Fotoğraf ve Videolar]]></category>
		<category><![CDATA[air france]]></category>
		<category><![CDATA[kaza]]></category>
		<category><![CDATA[Lost]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yalansavar.wordpress.com/?p=126</guid>
		<description><![CDATA[Air France 447 Kaza Fotoğrafları, Air France 2 Photos After Collision Before Death, gibi başlıklarla yayılan bir e-posta ekindeki resimlerin 1 Haziran 2009 tarihinde Atlantik Okyanusu üzerinde düşen AirFrance şirketine ait 447 sayılı uçakta düşüş anında çekilen resimler olduğu iddia ediliyor. İçerik: Dolaşımda olan diğer fotoğraf aşağıda. E-posta genelde İngilizce olarak dolanıyor, ancak bazı versiyonlarda başlık [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=126&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_130" class="wp-caption aligncenter" style="width: 510px"><img class="size-full wp-image-130" title="500px-ATT2" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/08/500px-att2.jpg?w=519" alt=""   /><p class="wp-caption-text">1 Haziran 2009 Air France 447 Kazası</p></div>
<p><em><strong>Air France 447 Kaza Fotoğrafları</strong></em>, <em><strong>Air France 2 Photos After Collision Before Death</strong></em>, gibi başlıklarla yayılan bir e-posta ekindeki resimlerin 1 Haziran 2009 tarihinde Atlantik Okyanusu üzerinde düşen AirFrance şirketine ait 447 sayılı uçakta düşüş anında çekilen resimler olduğu iddia ediliyor.</p>
<p><span id="more-126"></span></p>
<p><em><span style="text-decoration:underline;"><strong>İçerik:</strong></span></em></p>
<p>Dolaşımda olan diğer fotoğraf aşağıda.</p>
<div id="attachment_129" class="wp-caption aligncenter" style="width: 510px"><a href="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/08/500px-att1.jpg"><img class="size-full wp-image-129" title="500px-ATT1" src="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/08/500px-att1.jpg?w=519" alt=""   /></a><p class="wp-caption-text">Air France Kazası Resim 1</p></div>
<p>E-posta genelde İngilizce olarak dolanıyor, ancak bazı versiyonlarda başlık Türkçe&#8217;ye dönmüş durumda.</p>
<blockquote><p><em>Feel so sad for all the passengers including the extraordinary photographer, who kept his cool even in his last moments of life and took this photo. Hats off to him!!!The world saw the disappearance of an A330 Air Frane during a trans Atlantic flight between Rio to Paris . Very ironic that a day before I got a mail of the photos taken a a passenger on a flight mins after a mid air collision, and mins before the crash of the said aircraft.</em><em>Two shots taken inside the plane before it crashed. Unbelievable!</em></p>
<p><em>Photos taken inside the GOL B 737 aircraft that was involved in a mid aircollision and crashed&#8230;..A B737 had a mid air collision with the Embraer Legacy while cruising at35,000 feet over South America . The Embraer Legacy, though seriously damaged with the winglet ripped off, managed to make a landing at a nearby airstrip in the midst of the Amazon jungle. The crew and passengers of the Embraer Legacy had no idea what they had hit. TheB737 however crashed, killing all crew and passengers on board.The two photos attached were apparently taken by one of the passengers in the B737, just after the collision and before the aircraft crashed.</em></p>
<p><em>The photos were retrieved from the camera&#8217;s memory stick. You will never get to see photos like this.</em></p>
<p><em>In the first photo, there is a gaping hole in the fuselage through which you can see the tailplane and vertical fin of the aircraft. In the second photo, one of the passengers is being sucked out of the gaping hole. These photos were found in a digital Casio Z750, amidst the remains in Serra do Cachimbo. Although the camera was destroyed, the Memory Stick was recovered. Investigating the serial number of the camera, the owner was identified as Paulo G. Muller, an actor of a theatre for children known in the outskirts of Porto Alegre . It can be imagined that he was standing during the impact with the Embraer Legacy and during the turbulence, he managed to take these photos, just seconds after the tail loss the aircraft plunged. So the camera was found near the cockpit.The structural stress probably ripped the engines away, diminishing the falling speed, protecting the electronic equipment but not unfortunately the victims. Paulo Muller leaves behind two daughters, Bruna and Beatriz.</em></p></blockquote>
<p><em><!--more-->Mesajın içeriğinin yaklaşık Türkçesi:</em></p>
<blockquote><p><em>Bu resmi çekerken yaşamının son dakikalarını yaşamasına rağmen sakin kalabilen olağanüstü fotoğrafçı ve diğer tüm yolcular için çok üzülüyorum. Dünya, Rio&#8217;dan Paris&#8217;e uçmakta olan Air France A330 uçağının transatlantik uçuş sırasında kaybolduğunu izledi. Ne acıdır ki bir gün önce havadaki çarpışmadan dakikalar sonra ve uçağın düşüşünden biraz önce yolculardan biri tarafından çekilen resimlere ilişkin bir e-posta aldım.</em><em>Uçak düşmeden hemen önce iki resim çekilmiş. İnanılmaz!</em></p>
<p><em>Resimler havada çarpışma yaşayan ve akabinde düşen GOL B 737 tipi bir uçağın içinde çekilmiş. Bu B737 tipi uçak Güney Amerika&#8217;nın 35.000 feet üzerinde uçarkan Embraer Legacy tipi bir uçakla çarpışmış. Embraer Legacy, kanadının biri kopmuş olmasına rağmen Amazon Ormanları yakınındaki bir alana iniş yapmayı başarmış. Embraer Legacy uşağının mürettebatı ve yolcuları neye çarptıklarını anlayamamışlar. Ancak çarptıkları B737 ne yazık ki düşmüş ve tüm yolcular ile uşak mürettebatı düşüş nedeniyle ölmüşler. Ekteki iki fotoğraf B737 yolcularından biri tarafından çarpışmadan hemen sonra ve uşak düşmeden hemen önce çekilmiş.</em></p>
<p><em>Fotoğraflara fotoğraf makinesinin hafıza kartından ulaşılmış. Böyle resimleri bir daha asla göremezsiniz.</em></p>
<p><em>İlk resimde uçağın arka tarafındaki büyük bir delik ve uçağın arka kanadı görülebiliyor. İkinci resimde ise yolculardan birinin aşılan deliğe çekildiği görülebiliyor. Bu resimler Serra do Cachimbo&#8217;daki uçak kalıntıları arasında bulunan bir digital Casio Z750 içinde bulunmuş. makine tahrip olmuş olmasına rağmen hafıza kartı sağlam kalmış. Makinenin seri numarasından sahibinin Porto Alegre çevresinde bilinen bir çocuk tiyatro aktörü olan Paulo G. Muller olduğu anlaşılmış. Anlaşılan o ki, resmi çeken kişi Embraer Legacy ile olan çarpışma ve sonrasındaki türbülans sırasında ayakta duruyormuş ve uçağın kanadı koptuktan sonraki saniyelerde bu resimleri çekmeyi başarmış. Bu nedenle fotoğraf makinesi kokpitte bulunmuş. Çarpışma sırasında motorların kopmuş olması düşüş hızını azaltarak elektronik cihazları korumuş ama ne yazık ki kurbanları koruyamamış. Paulo Muller&#8217;den geriye Bruna ve Beatriz isimli iki çocuğu kalmış.</em></p></blockquote>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong><em>Doğruluk:</em></strong></span></p>
<p>Yalan&#8230;</p>
<p><em><span style="text-decoration:underline;"><strong>Yorum:</strong></span></em></p>
<p>İlk önce resimler ekindeki metni inceleyelim, daha sonra resimlere de geleceğiz.</p>
<p>Bu e-posta 1 Haziran 2009 tarihinde meydana gelen ve uçağın okyanusa düşmesi ile sonuçlanan <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Air_France_Flight_447" rel="nofollow">AirFrance 447</a> uçak kazasına ilişkin olarak gönderilse de, aslında mesajın içeriğinden resimlerin ilişkilendirildiği kazanın havada iki uçağın çarpışması sonucu oluşan bir başka kazaya ait olduğu görülüyor. Yani bu mesajı iletenlerin pek çoğu mesajın içeriğinde bahsedilen kazanın aslında bir Embraer Legacy ile çarpışarak düşen bir Boeing 737 uçağına ait olduğunu fark etmiyorlar. Bundan da anlaşılıyor ki pek çok kişi yeterince sansasyonel olduğuna inandığı bir fotoğraf görünce açıklamasını okumak yerine altına &#8220;Çok korkunç!&#8221;, &#8220;İnanılır gibi değil!&#8221; yazarak arkadaş listesine iletmeyi tercih ediyor. Yazıda bahsi geçen kazaya gelince. 30 Eylül 2006 tarihinde Brezilya Havayollarına ait 1907 sayılı bir Boeing 737 ile 13 kişiyi taşıyan özel bir jet uçağı havada çarpışıyor ve çarpışma sonucunda özel jet yazıda anlatıldığı gibi Amazon ormanları yakınına iniş yapabilirken düşen Boeing 737&#8242;de bulunan 154 kişi ve mürettebatın tümü yaşamını kaybediyor.</p>
<p>Resimlerin 1 Haziran 2009 tarihli kazaya ait olmadığı, e-postanın ekindeki yazıdan bile belli aslında.</p>
<p>Peki, resimler metinde iddia edildiği gibi 30 Eylül 2006 tarihli Gol havayollarına ait 1907 sayılı Boeing 737&#8242;de çekilmiş olabilir mi?</p>
<p>Öncelikle birkaç dakika önce bir jet uçağına çarpmış bir yolcu uçağındaki bir kişinin ayakta arka arkaya iki resim çekebildiği, dahası bu resimleri çeken fotoğraf makinesinin 154 kişin öldüğü bir kazanın sonrasında sağlam kalması sizce ne kadar olası? Elbette çok çok düşük de olsa böyle bir olasılık mümkün olabilir. Ama mümkündür demeden önce resimlere bir kez daha bakın lütfen. Tanıdık gelmiyor mu?</p>
<p>Aşağıdaki Youtube videosu, popüler <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Lost_(TV_series)" rel="nofollow">LOST dizisi</a>nin 1. sezonuna ait tanıtım filmi. <em><strong>Filmin 0:02-0:04 sahnesine dikkatle bakarsanız e-posta ekinde dolanan resimlerin kaynağını görebilirsiniz.</strong></em></p>
<span style="text-align:center; display: block;"><a href="http://yalansavar.org/2011/05/26/air-france-447-kaza-fotograflari-2/"><img src="http://img.youtube.com/vi/uOY3yYkAJzs/2.jpg" alt="" /></a></span>
<p>Videoyu görüntüleyemiyorsanız tekrar resimlere bakın, <em>LOST</em> dizisini seyrettiyseniz resimlerde en ön koltukta en solda oturan kadının dizideki Kate (<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Kate_Austen" rel="nofollow">Kate Austen</a>) ve yanındaki kişinin de <em>Kate&#8217;</em>i yakalamakla görevli Dedektif <a href="http://lostpedia.wikia.com/wiki/Edward_Mars" rel="nofollow">Edward Mars</a> olduğunu fark edeceksiniz. Seyretmediyseniz de linklerden bu oyuncuların resimlerine ulaşabilirsiniz. Biraz daha dikkatle ilk resimde Kate ve Edward Mars&#8217;ın ellerini birbirine bağlayan kelepçeyi de seçebilirsiniz.</p>
<p><em><span style="text-decoration:underline;"><strong>E-postanın Kaynağı ve Yaygınlık:</strong></span></em></p>
<p>Bu e-posta aslında bir tür psikolojik deneyden yola çıkmış. E-postayı ve ekindeki resimleri ilk hazırlayan kişi Brezilyalı bir bilgi işlem mühendisi olan <a href="http://junglebook.contraditorium.com/about/" rel="nofollow">Carlos Cordoso</a>. Kendi blogunda daha sonra detaylı açıklama yapan Cordoso, insanların mantıksız olaylara, felaket resimlerine olan meraklarını ve doğruluğundan emin olmadıkları hatta tamamını bile okumaya tenezzül etmedikleri bilgileri yayma konusundaki dürtülerini ispat etmek için böyle bir e-posta yaratmış ve arkadaşlarına göndermiş.<a href="http://www.carloscardoso.com/2006/10/26/exclusivo-as-fotos-do-acidente-do-vo-1907-da-gol-de-dentro-do-avio/" rel="nofollow">[2]</a></p>
<p>Çok geçmeden e-posta arkadaşların arkadaşlarına, hatta bazı gazete ve televizyonlara ulaşmış ve haber olarak bile yayınlanmış.</p>
<p>Olay büyüyünce Carlos Cordoso yaptığı düzmeceyi açıklayarak bu deneyi yapış nedeni ve gösterdiklerini blogunda özetlemiş. <a href="http://junglebook.contraditorium.com/2006/11/02/they-want-to-believe/" rel="nofollow">[3]</a></p>
<p>Açıklamanın ardından bazı haber ilk geldiğinde teyit etme sorumluluğunu gstermemiş olsalar da bazı medya kanalları resimlerin sahte olduğunu blirleyen tekzipler yayınlamak zorunda kalmışlar.</p>
<p>29 Haziran 2009 tarihli CNN TURK web sitesinde &#8220;<a href="http://www.cnnturk.com/2009/yasam/diger/06/23/air.france.kazasi.balonu.boyle.patladi/532079.0/index.html" rel="nofollow">Air France Kazası balonu Böyle Patladı</a>&#8221; başlığı ile e-postalarda dolanan bu resimlerin düzmece olduğunu duyuran bir de haber yayınlanmış durumda.</p>
<p><em><span style="text-decoration:underline;"><strong>Notlar:</strong></span></em></p>
<ol>
<li><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Gol_Transportes_A%C3%A9reos_Flight_1907" rel="nofollow">http://en.wikipedia.org/wiki/Gol_Transportes_A%C3%A9reos_Flight_1907</a></li>
<li><a href="http://www.carloscardoso.com/2006/10/26/exclusivo-as-fotos-do-acidente-do-vo-1907-da-gol-de-dentro-do-avio/" rel="nofollow">http://www.carloscardoso.com/2006/10/26/exclusivo-as-fotos-do-acidente-do-vo-1907-da-gol-de-dentro-do-avio/</a></li>
<li><a href="http://junglebook.contraditorium.com/2006/11/02/they-want-to-believe/" rel="nofollow">http://junglebook.contraditorium.com/2006/11/02/they-want-to-believe/</a></li>
</ol>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong><em>Kaynaklar:</em></strong></span></p>
<ul>
<li><a href="http://www.snopes.com/photos/accident/brazil737.asp" rel="nofollow">Mid-Air Collision, Snopes.com</a></li>
<li><a href="http://www.youtube.com/watch?v=VdD6vza8MjE" rel="nofollow">YouTube, ABC Lost Sezon 1 Trailer</a></li>
<li><a href="http://junglebook.contraditorium.com/2006/11/02/they-want-to-believe/Junglebook," rel="nofollow">Carlos Cordoso</a></li>
<li><a href="http://junglebook.contraditorium.com/2006/11/02/they-want-to-believe/" rel="nofollow">Wikipedia, Go Airlines Flight 1907</a></li>
</ul>
<p><em><br />
</em></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yalansavar.wordpress.com/126/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yalansavar.wordpress.com/126/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yalansavar.wordpress.com/126/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yalansavar.wordpress.com/126/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/yalansavar.wordpress.com/126/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/yalansavar.wordpress.com/126/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/yalansavar.wordpress.com/126/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/yalansavar.wordpress.com/126/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yalansavar.wordpress.com/126/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yalansavar.wordpress.com/126/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yalansavar.wordpress.com/126/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yalansavar.wordpress.com/126/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yalansavar.wordpress.com/126/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yalansavar.wordpress.com/126/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=126&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yalansavar.org/2011/05/26/air-france-447-kaza-fotograflari-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/52c07bab9d9f3b2e8bbb9ef5eaf9b27f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">isilarican</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/08/500px-att2.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">500px-ATT2</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yalansavar.files.wordpress.com/2011/08/500px-att1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">500px-ATT1</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kalp Krizine Karşı Şiddetli Öksürük</title>
		<link>http://yalansavar.org/2011/05/05/kalp-krizine-karsi-siddetli-oksuruk/</link>
		<comments>http://yalansavar.org/2011/05/05/kalp-krizine-karsi-siddetli-oksuruk/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 May 2011 15:11:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>isilarican</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Dışı İddialar (Pseudoscience)]]></category>
		<category><![CDATA[Tıp ve Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[öksürük]]></category>
		<category><![CDATA[ilkyardım]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yalansavar.wordpress.com/?p=94</guid>
		<description><![CDATA[Sıklıkla rastladığımız bir e-posta  &#8220;Kalp Krizine Karşı Şiddetli Öksürük&#8221; ya da &#8220;Yalnızken Kalp Krizi Geçirirken Ne Yapmalı&#8221; başlığı ile kalp krizi geçiren kişilerin ilkyardım gelene kadar öksürmesini öneriyor. İçerik İnternette dolanan farklı formatları olan bir e-posta bu. İngilizce ve Türkçe versiyonları mevcut. En sık rastlanan içerik şu şekilde: YALNIZKEN KALP KRİZİ GEÇİRİRKEN NE YAPMALI?Diyelim ki saat 18:15 ve [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=94&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-caption aligncenter" style="width: 507px"><img src="http://www.gwens-nest.com/resources/remedies_pictures/whooping-cough-1.jpg" alt="Öksürmesini önererek kalp krizi geçren bir kimsenin ölümüne neden olabileceğinizi biliyor musunuz?" width="497" height="335" /><p class="wp-caption-text">Öksürmesini önererek kalp krizi geçiren bir kimsenin ölümüne neden olabileceğinizi biliyor musunuz?</p></div>
<p>Sıklıkla rastladığımız bir e-posta  <em><strong>&#8220;Kalp Krizine Karşı Şiddetli Öksürük&#8221;</strong></em> ya da <em><strong>&#8220;Yalnızken Kalp Krizi Geçirirken Ne Yapmalı&#8221;</strong></em> başlığı ile kalp krizi geçiren kişilerin ilkyardım gelene kadar öksürmesini öneriyor.<span id="more-94"></span></p>
<h2>İçerik</h2>
<p>İnternette dolanan farklı formatları olan bir e-posta bu. İngilizce ve Türkçe versiyonları mevcut. En sık rastlanan içerik şu şekilde:</p>
<blockquote><p><em><strong>YALNIZKEN KALP KRİZİ GEÇİRİRKEN NE YAPMALI?</strong></em><em>Diyelim ki saat 18:15 ve zorlu bir iş gününden sonra arabanızla (yalnız başınıza) eve dönüyorsunuz. Gerçekten yorulduğunuz, sıkıldığınız ve çileden çıktığınız bir gününüzdesiniz. Birden göğsünüzde başlayıp, kolunuza ve çenenize doğru ilerleyen şiddetli bir ağrı. Evinize en yakın hastaneden sadece 10km uzaklıktasınız, fakat o mesafeye bile ulaşıp ulaşamayacağınızdan emin değilsiniz. Ne yapabilirsiniz? Kalp masajı konusunda belki eğitim de almıştınız ama size öğreten şahıs, muhtemelen bu masajı kendi kendinize nasıl yapabileceğinizi öğretmedi&#8230; Son zamanlarda bir sürü insan kalp krizine yalnız başınayken yakalanmaktadır. Yardım olmaksızın, normal kalp atışı bozkardeş ve baygınlık hisseden bir insanin bilincini yitirmeden önce sadece 10 saniyesi vardır.Bu durumda kalan şahıslar kendilerine, devamlı ve şiddetli bir şekilde öksürerek yardımcı olabilirler.</em></p>
<p><em>Her öksürükten önce derin bir nefes alınmalı ve öksürük sanki göğüs derinliğinden balgam çıkarmak istercesine derin ve uzun olmalıdır. Derin nefes alma ve öksürük, yardım gelene ya da kalp normal ritmine geri dönene kadar, durmaksızın her iki saniyede bir olacak şekilde devam etmelidir. Derin nefes alma akciğerlere oksijen ulaştırırken, öksürük hareketi kalbi sıkıştırarak kanın dolaşımını sürdürür. Kalp üzerindeki sıkıştırma hareketi aynı zamanda kalbin normal ritmine dönmesine de yardımcı olur. Bu şekilde, kalp krizine maruz kalan kişi, kendisini bir hastaneye ulaştırabilir.</em></p>
<p><em>Bu postayı bütün tanıdıklarınıza gönderirseniz, birinin hayatının kurtulmasını sağlayabilirsiniz!</em></p></blockquote>
<h2>Doğruluk</h2>
<p>Yalan. <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_sad.gif' alt=':(' class='wp-smiley' /> </p>
<h2>Yorum</h2>
<p>Yabancı kaynaklarda <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Cough_CPR" rel="nofollow">Cough CPR</a> olarak bulabileceğiniz bu e-postanın geçmişi 1999&#8242;a dayanıyor. E-postanın bazı versiyonlarında, bu tekniğin aslında bilindiği, ancak ilkyardım kurslarında öğretilmediği, ancak bu durumdan rahatsızlık duyan bir kardiyoloğun ilgili e-postayı hazırlayarak kamu hizmeti yaptığı ve insanların hayatının kurtarılmasını sağlamaya çalıştığı bilgisi yer alıyor. Hatta bazı versiyonlarda bu tekniğin <a href="http://www.viahealth.org/" rel="nofollow">Rochester General Hospital</a> tarafından önerildiği yazılı.</p>
<p>E-postada anlatılan yöntem, öksürmenin kalp ritmini düzelttiğini, böylelikle kalbin enfarktüs nedeniyle zedelenmesine rağmen kan dolaşımın devam edeceğini iddia ediyor.</p>
<p>Bu yöntem daha önce bilimsel çevrelerce denenmiş bir yöntem. Yöntemin uygulandığı yerler ise son derece sınırlı. <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Kalp_krizi" rel="nofollow">Kalp krizi</a> sırasında öksürmek yanlızca aşırı kalp ritm bozukluklarında ve hatta kalp durması (<a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Kardiyoloji#Ani_kardiyak_.C3.B6l.C3.BCm_ve_tedavisi" rel="nofollow">kardiyak arrest</a>) sırasında zaman zaman etkili olabilen bir yöntem. Uygulandığı tek yer ise, yoğun bakımda yatan ve monitorize edilmiş ( yani kalp ritmleri elektronik cihazlarla takip edilen) hastalar.</p>
<p>Kalp krizi sırasında öksürmek, yukarıda belirtilen şekilde gözlem altında olmayan kişiler için yarardan çok zarar getirebilecek bir öneri. Kalp ritm bozukluğunun cinsine bağlı olarak, ritm bozukluğunu daha da ciddileştirme riski var. Ayrıca ritm bozukluğu olmayan, sadece <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Enfarkt%C3%BCs" rel="nofollow">enfarktüs</a> geçiren kişilerde, öksürmeye eylemi sırasındaki nefes tutma sırasında kana geçen oksijen miktarı azaldığından, öksürmek tam tersine enfarktüsü büyütmek ve kişinin ölümüne neden olmak gibi ciddi sonuçlara neden olabilir.</p>
<p><a href="http://www.americanheart.org/presenter.jhtml?identifier=1200000" rel="nofollow">Amerikan Kalp Hastalıkları Vakfı</a>, internette yayılan bu yanlış bilgi içeren e-posta&#8217;nın fazlasıyla popüler olması ve ne yazık ki pekçok kişinin kalp krizi geçirmeye çalışırken daha kabul görmüş yöntemleri denemek yerine öksürmeye çalışarak ölmeleri üzerine 2005 yılında<a href="http://www.heart.org/HEARTORG/Conditions/More/CardiacArrest/Cough-CPR_UCM_432380_Article.jsp#.Tw4i3W-iGa8"> konu ile ilgili olarak bir bildiri</a> yayınlayarak bu yöntemin uygulanmasının sakıncalı olduğunu açıklamıştır.<a href="http://www.americanheart.org/presenter.jhtml?identifier=4535" rel="nofollow">[1]</a></p>
<p>Benzer şekilde, <a href="http://www.viahealth.org/" rel="nofollow">Rochester General Hospital</a>&#8216;da web sitesi aracılığı ile kendi adının geçtiği e-postaları yalanladığını duyurmuştur.<a href="http://www.viahealth.org/body_rochester.cfm?id=329" rel="nofollow">[2]</a></p>
<h3>Doğru Müdahale Nedir?</h3>
<p>Kalp krizi geçirdiğinizi fark ettiğiniz sırada yapmanız gereken doğru müdahale öksürmeye çalışmak değil, en kısa zamanda bir ilkyardım ekibinin size ulaşmasını sağlamaktır.</p>
<p>Kalp krizi geçiren kişilerin hastanaye ortalama varış süreleri ne yazık ki üç saatin üzerinde, bu da kalp krizine bağlı ölüm oranlarının yüksek olmasına neden olan bir durum. Oysa ki hemen tıbbi müdahaleye başlanması kesin olarak hayat kurtarıcı olabilir.</p>
<p>Kalp krizi belirtileri ile karşı karşıya kaldığınızda derhal bir yere oturup dinlenmeniz ve hemen bir sağlık kuruluşuna ulaşmaya çalışmanız gerekir. Dışarıdaysanız cep telefonuyla yardım isteyin. Kesinlikle yürümeye veya merdiven çıkmaya devam etmeyin, çünkü aktiviteye devam etmek zaten oksijen alamayan kalbinizin oksijen talebini daha da artıracaktır.</p>
<p>Bir yakınınızın kalp krizi geçirdiğini anladığınıda ise yapacağınız ilk müdahale en kısa zamanda acil yardım hattı olan 112&#8242;yi arayarak yakınınızın en yakın sağlık kuruluşuna ulaşmasını sağlamaktır. Sağlık ekibinin gelmesini beklerken ise yakınınızın fiziksel aktivite yapmasını engellemek,uygun bir yere yatırarak ayaklarını kalp seviyesinin üzerine kaldırmak ve kalbe daha çok kan akışının olmasını sağlamaya çalışmak yerinde olacaktır.İlaveten hastanın daha çok oksijen almasını sağlamak için üzerindeki sıkı olan kıyafetleri gevşetmek, kravatı çözmek ve bulunduğu odanın camını açmak gibi müdahaleler de yararlıdır.</p>
<h2>Yaygınlık</h2>
<p>Ne yazık ki, kalp hastalıkları ile ilgili en önde gelen otoritelerin bu yöntemin kontrolsüz uygulanmaması yolundaki uyarıları ve internette bu hurafeyi açılayan ve yöntemin uygulanmasının tehlikeli olduğunu bildiren yüzlerce sayfaya rağmen, ülkemizdeki pek çok gazete, sağlık merkezi, sosyal iletişim ağları ve kişisel blog sayfalarında bu yöntem sorumsuz bir şekilde öneriliyor. Hatta bazı hekimlerin bu e-postadan yola çıkarak çeşitli medya kuruluşlarına yaptıkları beyanatlar bile mevcut. İşin vahim tarafı, bir medya kuruluğu bu e-postayı kaynağını araştırmadan yayınladıktan sonra pekçok başka küçük medya kuruluşu da aynı haberi alıp kullanabiliyor.</p>
<p>Google&#8217;da &#8220;Kalp krizi öksürün&#8221; kelimeleri ile yapılan aramaya tam 14 sayfa, &#8220;yalnızken kalp krizi&#8221; kelimeleriye yapılan aramaya ise 10 sayfa sonuç geliyor.</p>
<p>Yanlış bilginin ne hızda ve boyutta etrafımızı sardığını görelim:</p>
<ul>
<li>Sabah Gazetesi, 12 Aralık 2006 tarihli sayısında Konya Vakıf Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Tamer Bakalım&#8217;ın adının geçtiği bir yazı ile bu öneriyi konu etmiş. ( Aynı yazının üstünde doktorun soyadı Bakoğlu, son paragrafta ise Bakalım olarak geçiyor.) <a href="http://arsiv.sabah.com.tr/2006/12/12/gun93.html" rel="nofollow">http://arsiv.sabah.com.tr/2006/12/12/gun93.html</a></li>
<li>Milliyet gazetesi detaya girmeden 3 Eylül 2003 tarihinde aynı öneriyi okurlarına sunmuş. <a href="http://www.milliyet.com.tr/2003/09/03/yasam/yas11.html" rel="nofollow">http://www.milliyet.com.tr/2003/09/03/yasam/yas11.html</a></li>
<li>Yeni Şafak gazetesi, 24 Aralık 2007&#8242;de aynı başlıkla referans verme ihtiyacı görmeden &#8220;<em>uzmanlar</em>&#8220;ın önerisi (hangi uzmanlar belli değil?) olarak bir haber yayınlamış. <a href="http://yenisafak.com.tr/Saglik/?t=24.12.2007&amp;i=88540" rel="nofollow">http://yenisafak.com.tr/Saglik/?t=24.12.2007&amp;i=88540</a></li>
<li>Ordu Kent Gazetesi, 10 Şubat 2009 tarihinde aynı e-postadan haber yapmış. <a href="http://www.ordukentgazetesi.com/news_detail.php?id=7640" rel="nofollow">http://www.ordukentgazetesi.com/news_detail.php?id=7640</a></li>
<li>Netgazete.com, Online Sağlık&#8217;a (www.onlinesaglik.com) isimli web sitesi ve Kardiyolog Doç. Dr. Sait Alan isimlerini referans göstererek aynı öneride bulunuyor.<a href="http://www.netgazete.com/News/586131/siddetli_oksuruk_kalp_krizinin_etkisini_azaltiyor.aspx" rel="nofollow">http://www.netgazete.com/News/586131/siddetli_oksuruk_kalp_krizinin_etkisini_azaltiyor.aspx</a></li>
<li>Gazeten.com, 12 Şubat 2002 tarihinde Yeni Şafak gazetesini referans göstererek haber yapmış. <a href="http://www.gazeten.com/kalp-krizi-aninda-siddetli-oksurun/" rel="nofollow">http://www.gazeten.com/kalp-krizi-aninda-siddetli-oksurun/</a></li>
<li>İnternet gazetesi E-Haber, 26 Ağustos 2007 tarihinde Bursa Özel Çekirge Kalp ve Aritmi Hastanesi&#8217;nden Prof. Dr. Mustafa Şan&#8217;ın ismi ile aynı öneriyi okurlarıyla paylaşmış <a href="http://www.e-haber.com.tr/index.php?id=4191" rel="nofollow">http://www.e-haber.com.tr/index.php?id=4191</a></li>
</ul>
<p>Medya kuruluşlarında bu e-posta haber olarak çıkınca muhtelif blog, sosyal içerikli sitelerde de hemen yerini almış ne yazık ki. Öneriyi yapanlar konunun aslını araştırma ihtiyacı duymamışlar, öneriyi alanlar ise memnuniyetlerini belirtiyorlar hemen her yerde. Birkaç örnek:</p>
<ul>
<li>Ekşisözlük, 10 Ocak 2004. <a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=3778378" rel="nofollow">http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=3778378</a> Neyse ki hemen altında araştıran bir başka kullanıcı yalanlamış.<a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=14015507" rel="nofollow">http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=14015507</a></li>
<li>İtüsözlük,10 Mart 2009. <a href="http://www.itusozluk.com/goster.php/@3232461" rel="nofollow">http://www.itusozluk.com/goster.php/@3232461</a></li>
<li>Kadınlar Klübü (ki Türkiye&#8217;nin en büyük kadın platformu olara geçiyor kendi web sitelerinde). <a href="http://www.kadinlarkulubu.com/kardiyoloji-kalp-dolasim-sistemi-hastaliklari/209990-yalniz-basinizayken-kalp-krizi-gecirirseniz-nasil-hayatta-kalirsiniz.html" rel="nofollow">http://www.kadinlarkulubu.com/kardiyoloji-kalp-dolasim-sistemi-hastaliklari/209990-yalniz-basinizayken-kalp-krizi-gecirirseniz-nasil-hayatta-kalirsiniz.html</a></li>
<li>Memurlar.net, 13 Aralık 2006 <a href="http://www.memurlar.net/haber/59788/" rel="nofollow">http://www.memurlar.net/haber/59788/</a></li>
<li>Muakeme.net, 21 mart 2009: <a href="http://www.muhakeme.net/kalp-krizi-gelirse-ne-yapmali-t15832.html" rel="nofollow">http://www.muhakeme.net/kalp-krizi-gelirse-ne-yapmali-t15832.html</a></li>
<li>Eğitim Fakültesi, 6 Eylül 2008: <a href="http://www.egitimfakultesi.net/forum/viewthread.php?thread_id=4271" rel="nofollow">http://www.egitimfakultesi.net/forum/viewthread.php?thread_id=4271</a></li>
</ul>
<p>Sayfalar çok fazla, bu örnekler yanlış bilginin yayılma hızı açısında yeterli.</p>
<p>Konun en ciddi kısmı ise, internette &#8220;kalp krizi ilk müdahale&#8221; diye bir arama yaptığınızde ciddi, güvenilir ve doğru bilgi veren hemen hiç bir sayfanın çıkmaması.</p>
<h2>Notlar</h2>
<ol>
<li><a href="http://www.heart.org/HEARTORG/Conditions/More/CardiacArrest/Cough-CPR_UCM_432380_Article.jsp#.Tw4i3W-iGa8">http://www.heart.org/HEARTORG/Conditions/More/CardiacArrest/Cough-CPR_UCM_432380_Article.jsp#.Tw4i3W-iGa8</a></li>
<li><a href="http://www.viahealth.org/body_rochester.cfm?id=329" rel="nofollow">http://www.viahealth.org/body_rochester.cfm?id=329</a></li>
</ol>
<h2>Kaynaklar</h2>
<ul>
<li><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Cough_CPR" rel="nofollow">Cough CPR Wikipedia, Cough CPR</a></li>
<li><a href="http://www.mendedhearts.org/education-cough-cpr.htm" rel="nofollow">Mended Hearts, Coughing Won&#8217;t Fend Off a Heart Attack</a></li>
<li><a href="http://www.hoax-slayer.com/survive-heart-attack.html" rel="nofollow">Hoax-Slayer, How to Survive Heart Attack</a></li>
<li><a href="http://www.breakthechain.org/exclusives/coughcpr.html" rel="nofollow">Break The Chain, Cough CPR</a></li>
</ul>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/yalansavar.wordpress.com/94/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/yalansavar.wordpress.com/94/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/yalansavar.wordpress.com/94/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/yalansavar.wordpress.com/94/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/yalansavar.wordpress.com/94/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/yalansavar.wordpress.com/94/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/yalansavar.wordpress.com/94/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/yalansavar.wordpress.com/94/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/yalansavar.wordpress.com/94/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/yalansavar.wordpress.com/94/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/yalansavar.wordpress.com/94/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/yalansavar.wordpress.com/94/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/yalansavar.wordpress.com/94/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/yalansavar.wordpress.com/94/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=yalansavar.org&#038;blog=21986121&#038;post=94&#038;subd=yalansavar&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yalansavar.org/2011/05/05/kalp-krizine-karsi-siddetli-oksuruk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/52c07bab9d9f3b2e8bbb9ef5eaf9b27f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">isilarican</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.gwens-nest.com/resources/remedies_pictures/whooping-cough-1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Öksürmesini önererek kalp krizi geçren bir kimsenin ölümüne neden olabileceğinizi biliyor musunuz?</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>
