Elektrik çarpanı “topraklamak”

Antik çağdaki Likya Birliği’nin başkenti Xanthos’un bugünkü adı Kınık’tır. Yanıbaşındaki Kaş’a göre denize daha uzak, sessiz, sakin bir yerdir. Eski taş lahitler, üstlerinde güneşlenen kertenkelelere ve çevrelerinde biten dikenlere aldırmadan, güneşin üstlerinden kimbilir kaçıncı bin kez geçişini seyrederler, huzur içinde.

Ancak bu huzur, 24 Haziran 2016 gecesi, 16 yaşındaki Hüseyin Çolak’ın çığlıklarıyla bozuldu.

Evinin içinden geçen bir kablodaki kaçak yüzünden genç Hüseyin elektriğe kapıldı. Vücudu zangır zangır titredi, nefesi kesildi, kendinden geçti. Şans eseri evde yalnız değildi; yakınları hemen müdahale ederek onu kablodan kurtardılar. Hemen sağlık ekiplerini aradılar ve vücudu morarmaya başlayan delikanlıyı bahçeye çıkarıp yere yatırdılar.

Gerisini haber ajanslarından okuyalım:

Elektrik akımına kapılan genci toprağa gömerek kurtardılar

Antalya’nın Kaş ilçesinde elektrik akımına kapılan 16 yaşındaki genç, yakınları tarafından toprağa gömülmesi sayesinde kurtuldu.

Kaş ilçesine bağlı Kınık Mahallesi’nde yaşayan 16 yaşındaki Hüseyin Çolak, dün akşam evlerinde elektrik kablosundaki kaçaktan dolayı akıma kapıldı. Çolak’ın çırpındığını gören yakınları, kabloyla Çolak’ın temasını kesti. Vücudu moraran genci bahçeye çıkaran yakınları, akımı toprağa vermek için Çolak’ı toprağa gömdüler. Bir süre toprakta bekletilen Hüseyin Çolak, akımın toprağa boşalmasıyla kendine geldi. Yakınlarının çağırdığı sağlık ekipleri, Çolak’ın durumunun iyi olduğunu görünce müdahale etmeden geri döndü.

Elektriğe kapılan birisini toprağa gömmenin hiç bir faydası yoktur. Çarpılan kişiyi gerilim kaynağından ayırdıktan sonra onun vücudunda elektrik akımı kalmaz. Sağlık durumu kritik olabilir, o yüzden yere yatırıp hemen ambulans çağırmak, mümkünse ilk yardım yapmak gerekir. Şiddetli akım yüzünden vücutta ciddi yanıklar olabilir, hatta kalp durabilir. Neyse ki genç Hüseyin’de bunların hiç biri olmamış.

28

Ama Hüseyin’in kurtulması “toprağa gömülmesi sayesinde” filan değil, şans eseri akımın çok güçlü olmaması ve belki genç bünyesinin kuvveti sayesinde sadece. Elektrik çarpanı ha toprağa gömmüşsünüz, ha etrafında Gangnam dansı yapmışsınız, farkı yok.

Muhabirlerin bilimsel konularda ilkokulda öğrendiklerini bile unutmuş olmasına ve gazetelerin doğruyla yanlışı ayırabilecek editörlerden yoksun olmasına artık maalesef alıştık. O yüzden “toprağa gömülmesi sayesinde kurtuldu” gibi bir cümleyi eleştirmekle zaman kaybetmeye gerek yok. Ama bu haber vesilesiyle elektriğin doğasına dair bazı yaygın yanılgıları farkediyoruz. Bu yazıda bu yanılgılar üzerinde duralım.

Yakın zamanda, benzer “tedavi”nin uygulandığı başka vakalar da var. Mesela 2009’da Manisa’da 19 yaşında bir inşaat işçisi, kullandığı iş makinesinin yüksek gerilim hattına değmesi yüzünden elektriğe kapılmış. Arkadaşı ve çevredekiler hemen yaralı işçiyi kuma gömmüşler; kısa zaman sonra sağlık ekipleri gelip işçiyi hastaneye kaldırmış.

2011’de Erzurum’lu bir çobana hayvan otlatırken yıldırım çarpmış. Yakınları “elektriği atması için” bahtsız çobanı belden aşağısını toprağa gömmüşler. Daha sonra helikopterle hastaneye götürülmüş.

Bu “tedavi”nin sadece Türkiye’ye özgü olmadığı anlaşılıyor. 2014’de Hindistan’da elektriğe kapılan bir kadını ailesi “ilk yardım” olarak çamura gömmüş, 72 saat sonra da “vücudunda yaralar olduğu” görülünce hastaneye kaldırmışlar. “Elektrik çarpmalarında bunu hep yaparız” demiş kazazedenin kocası, “hayatını böyle kurtardık, sonra hastaneye kaldırdık. Geçende bir çocuğa da aynı tedaviyi uyguladık, şimdi iyileşti. Elektrik çarpınca yapılacak tek şey çamura gömmek. Doktorların sürdüğü merhemlerle aynı tıbbi etkiyi yapıyor.

(Ama başka bir köylünün ifadesinden anlaşılıyor ki, polisin durumu haber aldığını öğrenince ceza alma korkusuyla, kadıncağızı çamurdan çıkarıp hastaneye götürmüşler. Ah şu jakoben pozitivist batı biliminin zulmü!)


Elektrik garip birşey. Gözle görülmüyor ama hayati etkileri var; bazen can veriyor, bazen can alıyor. Ölü kurbağa bacağını elektrik piliyle kıpırdatan Galvani’den beri büyülü bir güç olarak hayatımızda. Sanayimiz ve modern hayatımız elektriğe dayalı. Yine de, toplum olarak tam anlayabilmiş değiliz elektriği.

Fizik hocası Şaban’ı tahtaya kaldırır.
“Söyle bakalım Şaban, elektrik nedir?”
Şaban ıkınır sıkınır, “valla çok iyi biliyordum hocam, ama unutuverdim.”
“Eyvah” der hoca, “elektriğin ne olduğunu dünyada bilen tek kişi sendin, sen de unutmuşsun.”

“Elektrik” diye bir varlık yok aslında. “Elektrik” bir sıfat, “sarı” veya “benekli” gibi. Elektrik akımı var, elektrik alan var, elektrik gerilimi var, elektrik yükü var. Bunlar duruma göre farklı etki gösteren fenomenler. Bir insanın vücudunda büyük bir elektrik yükü bulunmasının zararı olmaz da, şiddetli bir elektrik akımı öldürücü olabilir.

Hüseyin’e ne oldu? Ya kablonun izole edilmemiş bakırına, veya bu bakırın temas ettiği başka bir iletkene dokundu. Böylece, vücudunun bir noktasındaki elektrik gerilimi, toprağa göre 220 Volt seviyesine çıktı. Buna karşılık vücudunun başka yerleri toprağa temas ettiği için 0 Volt seviyesinde kaldı. Bu gerilim (voltaj farkı) sonucunda, vücudunda kabloya temas eden yeriyle toprak arasında şiddetli bir elektrik akımı oluştu.

Elektrik akımı, elektrik yüklü parçacıkların hareketidir. Katı maddede bu parçacıklar genellikle elektronlardır, çünkü hem daha hafiftirler, hem de daha zayıf kuvvetlerle bağlıdırlar. Tabii bu durum maddeden maddeye değişir, elektronların kolay hareket edebildiği maddelere “iletken”, elektronların moleküllere sağlamca bağlı oldukları maddelere ise “yalıtkan” denir. İnsan cildi, özellikle de kuruysa, epeyce iyi bir yalıtkandır. Buna karşılık derinin altındaki dokular, tuzlu bir plazma ile dolu oldukları için iyi iletkendirler.

electro ve örümcek adam

Hayır oğlum, elektrik çarpınca süper güçlerin olmaz. Uzak dur prizden!

Elektrik akımı vücudumuza birkaç farklı etkiyle zarar verir. Birincisi, voltaj çok yüksekse, akım çok şiddetli olur. Elektronlar yollarındaki moleküllere şiddetle çarpıp ısınmalarına sebep olur, böylece ciddi doku yanıkları oluşur. İkincisi, sinirlerdeki elektrik sinyalleriyle çalışan kaslarımızın kasılmasına sebep olması. Bu etki elimizi elektrik kaçağı olan yerden çekemememize, göğüsten geçen akımların nefesi durdurmasına, hatta kalbin atış düzeninin bozulmasına yol açar. Ama bu etkiler sadece ve sadece vücuttan elektrik akımı geçerken görülür. Yüksek voltajla teması kesersek, elektrik akımı da duracaktır.

Çarpılan kişiyi kurtardıktan sonra “vücudundaki elektriği alma” amacıyla toprağa gömmek bu yüzden anlamsız. Vücutta elektrik akımları dönüp durmuyor zira; temas kesilince akım da kesiliyor.

“Elektriği alma” ile, yüksek gerilimle vücutta biriken elektrik yükünü boşaltmak kastediliyor olabilir, ama akım geçmesi, elektrik yükü birikmesine de yol açmaz. Elektrik akımı, bir borunun içinden geçen bilyeler gibidir; bir taraftan giren kadar öbür taraftan çıkar, içeride birikme olmaz. İletkenin bir yanından giren yük kadar öbür taraftan yük çıkar, iletken her an net olarak yüksüz kalır. Birikse dahi toprağa gömülmeye gerek olmazdı. Yalın ayak yere basmak, hatta parmak ucuyla toprağa dokunmak yeterdi.

Bazen vücudumuzda elektrik yükünün biriktiği olur sahiden. Hiç bir yere doğru akmayan yüklere statik elektrik yükü denir. Sözgelişi, kuru havada kauçuk tabanlı ayakkabılarla yürürseniz üzerinizde ciddi miktarda statik elektrik yükü birikebilir. Yalıtkanlarla çevrili olduğunuz için üzerinizde toprağa göre birkaç bin voltluk bir gerilim oluşabilir. Bunun sağlığa bir zararı yoktur.
Elinizi metal bir kapı tokmağına uzattığınız anda bu biriken yükün çoğu toprağa atlar, yüksüzleşirsiniz.

Veya, bilim müzelerinin değişmez eğlencesi olan Van de Graaf jeneratörlerine dokunan insanlara bakın. Bu jeneratörlerle yüzbinlerce voltluk statik elektrik üretilebilir. Dokunduğunuzda siz de yere göre aynı voltaja çıkarsınız, ama yerle temasınız yoksa elektrik akımına maruz kalmazsınız. Bol miktarda elektrik yükü derinize düzgünce yayılır ve saçlarınızın dimdik olmasına (benzer yüklerin birbirini itmesi yüzünden) sebep olur, ama hiç bir zarar görmezsiniz.

Electro-Static_Generator

Yüksek gerilim hatlarında onbinlerce voltluk elektrik gerilimi bulunur. Bu hatlardaki kablolarda, evlere yakın düşük gerilim hatlarının aksine, izolasyon bulunmaz. Ama bunların üstünde kuşlar çarpılmadan mutlu mesut otururlar, çünkü toprağa bağlantıları yoktur, üzerlerinden akım geçmez. Tabii kuşların üzerinde elektrik yükü birikir, ama bunun bir zararı yoktur. Ara sıra bazı büyükçe kuşların elektriğe kapıldığı olur, ama bunun sebebi bir ayaklarının veya kuyruklarının diğer bir tele dokunması yüzünden devreyi tamamlamalarıdır.

cayb0


Toprağa gömme adetinin fiziğe dayanan bir kökeni var kuşkusuz. Hepimiz biliriz, elektrikli cihazların bir kısa devre durumunda zarar görmemesi için “topraklama” yapılır; yani prizdeki kablolardan birisi toprağa gömülmüş olan bir iletkene bağlıdır. Bu tedbir, alette elektrik kaçağı varsa çarpılmamızı da önler. Elektriğe kapılan kişiyi toprağa gömmek de buna benzetilerek uydurulmuş bir işlem olsa gerek. Tıpkı bir “kargo dini” gibi, altta yatan prensipleri anlamadan, görünüşü taklit etmeye dayalı bir işlem.

Elektriğin vücutta biriken bir nesne olduğu, ve atılması için özel bir işlem gerektiği düşüncesi, zehirli maddelerle uğraşmaktan gelen bir refleks olsa gerek. Vücudumuza zarar veren şeylerin çoğu yediğimiz, içtiğimiz, veya soluduğumuz şeylerdir. Bunların gelişini kessek de, vücuda yerleşmiş olanların çıkarılması gerekir. Keza ateşli hastalıklarda, enfeksiyonlarda, kangrenlerde de benzer “tedavi”ler denenir: Kan akıtmak, merhem sürmek, çamura bulamak gibi. Bunlar tabii her zaman deneye dayalı işlemler değil. Önemli bir kısmı büyü düşüncesine dayalı uygulamalar, kocakarı ilaçları. Ama hepsinin ortak yanı, fiziksel veya mistik bir bir şeyi vücuttan “çıkarma” arzusu bulunması. Elektrik çarpmasını da, çok farklı bir travma olmasına rağmen, bu şekilde “tedavi” etmeye çalışmaları anlaşılabilir bir şey.

Anlaşılabilir olması doğru olduğunu göstermez elbet. En iyi ihtimalle faydasız bir işlem, ama zararlı da olabilir. Tıbbi yardım çağırmak yerine toprağa gömmenin yeterli olacağını sanırsanız, solunum veya kalp durmasına müdahale etmek için gerekli değerli zamanı ziyan edersiniz. Çarpılma sonucu dokuda yanıklar oluşmuşsa, toprağa gömmek mikrop kapmasına yol açar. En doğrusu, çarpılan kişiyi fazla hareket ettirmeden yatırıp cankurtaran çağırmaktır. Şu sayfadaki faydalı bilgileri tavsiye ederim.

Bu yanılgılar sadece “diplomasız”lara özgü değil ne yazık ki. “Vücuttaki negatif elektriği boşaltmak” için çıplak ayakla çimlerde yürümeyi, “toksik enerjiyi doğanın elektriğiyle dengelemek” için çamura belenmeyi ciddi ciddi tavsiye eden, ve bunları ipe sapa gelmez bilimselimsi laflarla (“kuantum”, “alan”, “çakra”) açıklar gibi yapan koca doktorlar, profesörler dolu her taraf.

Statik elektrik yükü sinir veya stres filan da yapmaz. Sinirlerimizin elektrik akımıyla çalışıyor olması, dışarıdan gelen her türlü elektrik olaydan etkileneceği anlamına gelmez.

İsteyen çıplak ayakla yürüsün elbet. Ben bayılırım yalınayak kalmaya mesela. Özellikle yumuşak çimlerde serin serin yürümek çok zevk verir (gizli bir dikene basana kadar). Ayaklarımızını ayakkabı cenderesinden çıkarmak ve tabanlarımızda hoş bir serinlik hissetmek keyiflidir, ama bunun “elektrik boşaltmak”la hiç bir ilgisi yok. Eğer olsaydı, bir sac levha üzerinde yürümek daha keyifli olurdu — çimenden daha iyi bir iletkendir sonuçta.

kızgın kaz

Ay Hüsamettin, sabahtan beri çimde yürüyorsun, hâlâ şu elektriğini atamadın.

About Kaan Öztürk

Kaan Öztürk İstanbul’da doğdu. İstanbul Lisesi ve Boğaziçi Fizik mezunu. Rice Üniversitesi‘nde uzay fiziği alanında doktora yaptı. Işık ve Yeditepe üniversitelerinde ders verdi. 2015-2016 döneminde Rice'da ziyaretçi araştırmacı olarak çalıştı. Bugünlerde Sabancı Üniversitesi'nde optimizasyon ve yapay öğrenme konularında doktoraüstü araştırmacı olarak çalışıyor.

9 Yanıt to “Elektrik çarpanı “topraklamak””

  1. kimse okumadığı gibi kimse yorum bile yapmıyor böyle yazılara. yalanlara dolanlara gülüp geçmek yerine inanıoruz.

    Beğen

  2. Bu bilgiler nerede yahu? Neden okumuş okumamış tüm toplum çime bastığımız zaman sinir stresimizin azalacağına inanıyoruz? Şu yazıyı okuyana kadar ben bile öyle zannediyordum. Elinize sağlık, sevgiler.

    Beğen

  3. Verdiğiniz bilgiler için teşekkürler. Güzel ve yaralı bir yazı.

    Beğen

  4. Volt(elektrik potansiyeli) neden insanlara zarar vermez.Mesela bazı insanların üzerinden iki yüz bin volt geçiyor ama hiç bir şey olmuyor?
    Saygılarımla…

    Beğen

    • Vücudumuza (ve genel olarak maddeye) elektrik akımı zarar verir. Akım, elektronlar ve iyonlar gibi elektrik yüklü parçacıkların, elektrik potansiyeli yüksek olan yerden (kablo, priz), alçak olan yere (toprak) hareket etmesidir. Eğer yüksek ve alçak potansiyelleri birbirine bağlayan bir iletken yoksa akım oluşmaz. O yüzden, binlerce volt potansiyelde de olsanız, yerle temasınız yoksa zarar görmezsiniz.

      Bu aynı şunun gibi: Uçağa binen insanlar binlerce metre yüksekte (yüksek yerçekimi potansiyelinde) bulunuyorlar, ama uçaktan düşmedikleri sürece zarar görmüyorlar.

      Tabii bu bir yere kadar geçerli. Toprakla aranızda izolasyon olsa bile, aşırı yüksek bir voltaj izolasyonu aşan bir akım yaratabilir, veya havadan yere bir akım yolu (yıldırım gibi) oluşabilir, o zaman çarpılırsınız.

      Beğen

  5. Hmm demek yaralı ya da kesik parmağın elektriği hissetmesi bu yüzden 🙂

    Beğen

  6. Merhaba,
    Verdiğiniz bilgiler için teşekkürler. Fakat yazıyı okuduktan sonra benim de anlamadığım bir konuyu sizinle paylaşmak istedim. Geçtiğimiz hafta içi bazı ihmaller sonucu giriş voltajı 35000 olan bir şehir trafosunun içine giren arkadaşımız akıma kapıldı. Vücudu ciddi oranda yandı. Şuan hastanede ve yanan dokuları, sağlam olan bölgelerden alınan parçalarla değiştirilmek üzere bir kaç ameliyat geçirecek. Bu arada kolunda kas kasılması sonucu kan akışı durduğu için kangren olmaması için hastaneye gider gitmez ameliyata alındı. Benim kafama takılan şu:
    arkadaş normal bir yoğun bakım odasında yatmıyor. Daha çok tahta malzemenin kullanıldığı özel bir odada kalıyor. İç organlarda herhangi bir hasar olup olmadığına bakılamıyor henüz. Çünkü doktorlar halen vücutta elektrik olduğunu söylemişler. Bir kimyasal vücuda verilerek ancak 10 günde atılabiliyormuş. İç organlara da ancak o halde bakabilinirmiş. Bu konu sizin yazdıklarınızla çelişir gibi geldi bana. Fikirleriniz nedir?

    Beğen

    • Geçmiş olsun, acil şifalar dilerim.

      Tahta malzemeli odada kalması ve “vücutta elektrik kaldığı” için iç organlara bakılmamasının elektrik yanıkları tedavisine dair literatürde yeri yok, üstelik temel fizik bilgisine de aykırı. İnsan vücudunun içinde elektriği depolayacak bir kondansatör yapısı yok. Kaldı ki vücuttaki elektriği boşaltmak gibi bir amaç varsa, tahtaya değil toprağa bağlı çıplak metale temas ettirmek lazımdır.Tutarlı bile değil.

      Gecikme mesela vücudun kendini toplaması vs. gibi bir fizyolojik nedene değil de, sadece “elektriğin boşalmasını beklemek” gibi bir zırvaya dayanıyorsa, bu tedaviyi uygulayanların temel bilimden haberleri yok demektir.

      Yüksek voltajdan uzaklaştırılan insanın bedeninde elektrik akımı ve yükü kalmaz. İnsan vücudu, tüplü televizyon gibi açtığınızda çarpılacağınız bir cihaz değildir.

      Beğen

      • kaan Bey, bu konu sıvıların iyonizasyonu ile ne kadar alakalı? yani vücuttaki kan iyonize olmuş olabilir mi? lisedeki elektroliz konusu falan geliyor artık aklıma..

        Beğen

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: