Astrolojiye İnanmak İçin “10 Yanılgı”

Binnur Zaimci'nin Hürriyet'te kaleme aldığı yazı.

Binnur Zaimler’in Hürriyet’te kaleme aldığı yazı. (Tıklayınca Büyür)

Bugün Twitter’da Kutsalsız adlı kullanıcının yaptığı paylaşım sayesinde Astrolog Binnur Zaimler’in 2 Aralık 2012 tarihli Hürriyet Gazetesi’ne yazdığı “Astrolojiye İnanmak için 10 neden” adlı yazısından haberim oldu.

Bir süredir bu hususta kitap çalışmalarımı sürdürdüğüm için -kısmetse 2 ay içinde de tamamlanacak- kendimi tutamadım ve bu yazının bir çevirisini yaptım.

Çeviri? Evet çeviri… Öyle Türkçe’den İngilizce’ye ya da Çince’ye değil; Nedenlerden safsatalara çeviri. (Evet bunu Google Translate henüz yapamıyor ama Yalansavar.org yapabiliyor…)

Uzun bir yazı yazıp safsataları ya da nam-ı diğer yanılgıları tek tek anlatmak güç olacak. Bu yüzden bugüne dek yalansavar.org’da yer almış olan yazılara sürekli olarak bağlantı vermeyi planlıyorum. Ama her bir maddeye de örneklemeler ve itirazlarımız olacak.

Hadi bakalım, şimdi Binnur Zaimler’in 10 nedenini, 10 safsataya tercüme edelim:

1. “Birbiriyle örtüşen değişik astroloji yaklaşımları pek çok kültürün kökünde var. Harran Ovası’na gözlemevi kuran sümerler, gökyüzü etkilerini anlamaya çalışıyorlardı.”

Herhangi bir şeyin doğruluğu ve gerçekliği için kültürlerin köklerinde bulunması yeterli midir?

Örneğin Dünya’nın düz bir tepsi olduğuna dair inanç da birbiriyle örtüşen biçimde pek çok kültürün kökünde bulunuyor, ancak günümüzde bunun doğru olmadığını kesin olarak biliyoruz. Ejderha inancı da bütün Asya toplumlarında var, ancak ağzından ateş çıkaran devasa bir yaratığın var olduğuna dair de hiçbir kanıt yok.

Argumentum Ad Traditio, yani Geleneksellik Safsatası olarak anılan bu yanılgı, atalarımızın ya da geçmiş uygarlıkların iddialarını, onların doğruyu bildiği varsayımıyla kabul etmeye denir. Bu iddialar doğru da olabilir, yanlış da… Ama genelde bilimsel bilginin olmadığı tarihlerde ortaya çıktığından yanlış olması daha muhtemeldir.

Maddede söylendiği gibi, Sümerler gökyüzü etkilerini anlamaya çalışıyorlardı evet, çünkü neden garip hareketlerde bulunduğunu anlamadıkları, çıplak gözle görünen beş gezegeni Tanrı sanıyorlardı ve bu tanrıların hareketlerinin hayatlarını belirlediklerine inanıyorlardı (1). 21. yüzyılın hayatımızı kurtaran, bize imkanlar tanıyan, hatta yukarıdaki yazıyı basmaya olanak tanıyan matbaa makinalarına ulaştıran bilim ve teknolojisi yerine, M.Ö. 2000 yılında yaşamış bir topluluğun inançlarını esas kabul etmek pek de aklın kabul edebileceği bir neden değil.

2. “Madde ve ruhu birbirinden ayıran, ortaçağın bitişi ve rönesansın başlamasına öncülük eden Kepler, iyi bir astrologdu.”

Bilim adamlarının astroloji hakkındaki görüşlerine başvurmak kesinlikle doğru bir davranış. Bu yüzden Binnur Hanım’ın doğru yolda olduğunu söyleyebiliriz.

Buradaki tek problem, astroloji hakkındaki düşüncelerine başvurulan bilim adamının 16. ve 17. yüzyılda yaşamış olması. Halbuki 20 ve 21. yüzyıl astronomlarının hiçbirisi (ki galaksileri tanımlamak, karadelikleri bulmak, güneş sistemi dışında yeni gezegenler keşfetmek ve güneş sistemindeki tüm gezegenler hakkında muazzam buluşlara sahip olmak gibi özellikleri var) astroloji hakkında Kepler’e katılmamaktadır. Kepler zamanındaki bilgimiz ile bugünkü bilgimiz arasında dağlar kadar fark var çünkü. Binnur Hanım doğru rotayı takip eder de günümüz astronomlarından da astroloji hakkındaki görüşlerini alırsa Kepler’den farklı bir profille karşılaşacaktır.

Şunu da belirtmekte fayda var: Elbette astronomi biliminin gelişip, gökteki cisimlerin tanrı, cennet ya da bir hayvan postunun delikleri olmadığı, hastalıkların mikroplar ya da vücudun sistemindeki aksaklıklardan kaynaklandığı anlaşılana kadar astroloji pek çok ilim adamı tarafından geçerli görülüyordu. Bu yüzden, özellikle rönesanstan ve aydınlanma çağından önceki alimlerin görüşlerine bakarsak astrolojiye duyulan yaygın bir güvenden bahsedebiliriz.

Söz gelimi 14. yüzyılda Avrupa’da 75 ila 200 milyon kişinin ölümüne yol açtığı düşünülen veba salgınının Jupiter, Satürn ve Mars’ın buluşmasından kaynaklandığı düşünülüyordu. Kötü üne sahip bu gezegenler kırmızı (yani sıcak) Mars ile buluşunca ısınan topraktan kötü ruhlar çıkmıştı ve hastalığa sebep olmuştu (Hastalıkların mikroorganizmalardan kaynaklandığı 19. yüzyıla kadar bilinmiyordu çünkü). Zaten “Veba Salgını” o zamanki insanlar tarafından bulaşıcı bir hastalık olarak değil, Tanrı’nın bir cezası, kötü ruhların bir oyunu ya da gezegenlerin buluşmasından kaynaklanan ölümcül bir etki sanılıyordu.

Bugün 21. yüzyıldan geriye doğru dönüp de Kepler’in astrolojiye olan inancına atıfta bulunmak, tarih bilimi içerisinde hem teleojik hem de retrospektif yaklaşım olarak adlandırılan hatalı yaklaşımlardır.

Ayrıca 2. maddenin Bir Bilen Safsatası olarak adlandırılan bir safsataya örnek olduğunu da söylemek gerekir.” Bir bilen safsatası”, kabaca herhangi bir kimsenin bir konudaki otoritesi sebebiyle onun her söylediğinin doğru olduğunun sanılması anlamına gelir. Yalansavar’da konuyla ilgili yazmış olduğumuz yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

3. Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul’da müneccimbaşılığa getirilen Ali Kuşçu iyi bir matematikçi, astronom ve astrologtu. Fatih’e eşref saatine göre tavsiyelerde bulunmuştu.

Bir bilen safsatası ile yeniden karşı karşıyayız ve Kepler için yukarıda yaptığımız açıklamaların tümü Ali Kuşçu için de geçerli.

Resmi kaynaklardan hiçbirisi Ali Kuşçu’nun bir astrolog olduğunu ortaya koymuyor. Zaten ilgili tarihlerde astronomi ile astroloji arasında kesin bir ayrım da bulunmuyordu. Ali Kuşçu’nun yaşadığı tarihteki yaygın inançlar gereği bir taraftan astronomi gözlemlerine devam ederken diğer taraftan görevi gereği Fatih Sultan Mehmet’e çeşitli astrolojik tavsiyelerde bulunduğunu söyleyebiliriz, ama hatırlatmak gerekir ki tarihte astrolojik tavsiyeler, rasyonel hareketlerden ve teknolojik gelişmelerden daha az yer bulur. İstanbul, fethin doğru tarihte başlamasından değil, gemileri karadan yürütmek gibi bir mühendislik çözümü sayesinde fethedilmiştir.

4. Gökbilimci ve Matematikçi Timur İmparatoru Uluğ Bey, 12 senesini Semerkant rasathanesinin yapımına harcamıştı ve kendi ölümünü bile astroloji sayesinde bilmişti.

Bu yazıda Bir Bilen Safsata’larından geçilmiyor pek… Yine de şunu söyleyelim:

Uluğ Bey önemli bir bilim adamı idi, ancak Uluğ Bey, kendisini tuzağa düşüren oğlu Abdüllatif tarafından öldürülmüştür. Astroloji sayesinde ölümünü “bilmesi” pek akla yatkın görünmemektedir.

5. 16. yüzyıla kadar tıp öğrencileri astroloji dersi görürdü.

Burada hafifçe kahkaha attıysanız haklısınız, çünkü ileri sürülen “16. yüzyıla kadar tıp öğrencilerinin astroloji dersi görmesi” olgusu, 17. yüzyıldan sonra ve tabi ki de neden görmediklerini sorgulamamıza yol açar.

Birinci maddede söylendiği gibi: Kepler ve çağdaşlarının bulguları karanlık ortaçağı sona erdirdi ve insan aklının parladığı dönem başladı. Elbette bu tarihten sonra astrolojinin bir yanılgı olduğu ortaya kondu. Astroloji modern bilimden soyutlanmaya başladı.

16. yüzyılın tıbbına gelirsek… 16 yüzyılda “tıp” bugünkü tıbbın çok gerisindeydi. Bu yüzden o tarihteki tıp eğitiminde astrolojinin bir ders olması, 21. yüzyılda astrolojiye “inanmamız” için iyi bir neden gibi görünmüyor. Henüz 100 yıl önceki tıbbın dahi içler acısı bir hali olduğunu size en iyi şekilde Açık Bilim dergisinde Işıl Arıcan tarafından kaleme alınan şu yazı anlatacaktır.

Haa… Deniyorsa ki, insanlık 16. yüzyılda her şeyin en doğrusunu biliyordu, 17. yüzyıldan sonra cahilleştik, o zaman 16. yüzyıldaki akademik eğitim uygulamalarını savunmak için bir temelimiz olur. Fakat böyle bir iddiada bulunulabileceğine ihtimal vermek zor.

6. Aslında 12 grup insan yoktur. Astrolojide pek çok etkileşim düşünülür. Burcumuz, yani güneş burcu, tek bir göstergesidir.

Bunun niçin bir “neden” olarak sunulduğunu anlamadım ama zannedersem astrolojiye yöneltilen “ne yani, Dünya’da 12 tip insan mı var şimdi?” eleştirisine bir yanıt verilmeye çalışılıyor. Çocukluğumuzun hayatımızda gezegenlerden çok daha belirleyici olduğu gelişim psikologlarının çalışmalarıyla zaten ortaya konmuşken ve ikiz kardeşlerin bile yetişme tarzlarına bağlı olarak birbirlerinden çok farklı kişiklere sahip olduğu biliniyorken bu madde üzerinde düşünmeye değmez…

7. Astrologlara danışan lider ve iş adamları astrolojinin gizlilik ve etik kuralları sayesinde göze çarpmıyor ama sayıları artıyor.

Ensestlerin, tecavüzcülerin, rüşvet alan bürokratların sayısı da giderek artıyor, ama bu onların yaptıklarının iyi ve doğru olduğunun göstergesi değildir.

Burada yeni bir safsata ile karşı karşıyayız: Argumentum Ad Populum. Yani, çoğunluk safsatası.

Hatırlatmak isterim ki Galilei Galileo’nun yaşadığı çağda çoğunluk güneşin ve gezegenlerin Dünya çevresinde döndüğüne inanıyordu. Fakat bunun böyle olmadığını biliyoruz. Ayrıca lider ve iş adamlarının neye inandıklarının bizim neye inanmamız gerektiği hakkında belirleyici bir pozisyonları bulunmuyor. Tarih liderlerin ve iş adamlarının gaf ve yanılgı örnekleriyle doludur.

Örnek veremek gerekirse, belirgin bir “lider” örneği olan Japon prensesi de 22 Aralık 2012’de Dünya’nın karanlığa gömüleceğine inanıyor, pek çok kimse Maya Kıyameti’nin gerçek olacağına inanıyordu. Ama olmadı değil mi?

8. Ünlü iş adamı J. P. Morgan’ın meşhur sözünü hatırlayalım: “Milyonlerler astroloji kullanmaz, milyarderler kullanır”

Yeni bir “bir bilen safsatası” daha… Oooof, of…

9. Jüpiter’in iyi konumunda başlayan her şey bereket getirir. Merkür’ün geri hareketiyle başlayan işler yavaş ilerler.

Bu astrolojiye inanmak için bir neden değildir, bu astrolojiyle ilgili bir görüştür ve zaten bunu kabul etmek için öncelikle inanmak gerektiği için burada kısır bir döngü oluşuyor. Sanırım “10” popüler bir sayı ve 8’den sonra argümanlar biraz tükenmiş olduğundan 9. ve 10. maddeler biraz sorunlu görünüyor.

10. Hipokrat medikal astrolojinin babasıdır. Alim, her organın bir gezegenle bağlantılı olduğunu düşünmüştür.

Bu madde korkunç bir hatayı içeriyor!!!!!!!!!

Hipokrat, hastalıkların doğa üstü güçlerden kaynaklanmadığını iddia eden ilk tıp alimi olmasından dolayı modern tıbbın kurucusu sayılır(2). Medikal astrolojinin babası Hipokrat değil, M.S. 1. yüzyılda yaşamış olan Marcus Manilius’tur(3)(4).

Çok yazık… Hipokrat’ın kemikleri sızladı.

Peki bu durumu bir kenara bırakalım ve bu hatayı önemsiz sayalım ve hatta Manilius’un haklı olduğunu da varsayalım:

Kötü bir örnek olacak ama kanser hastası olduğunuzu varsayın. Doktora gittiniz ve doktor size, kanserinizle ilgili gezegenin Jüpiter ile bağlantılı olduğunu, Jüpiter’in “iyi hareketi”nin yakın zamanda başlayacağını ve iyileşeceğinizi, bu yüzden tedaviye gerek olmadığını söyledi… Bunu kabul eder misiniz?

Sonuç:

Dileyen dilediğine inanmakta özgürdür. Buna elbette bir lafımız yok, zira bireysel tercihidir herkesin. Ancak, astrolojinin sözde doğruluğuna kanıt olarak bilim insanlarının ve astronomların gösterilmesi astrolojinin bilim çevreleri tarafından da kabul edildiği gibi bir kanı oluşturmayı amaçlıyor. Bu yazıya yanıt vermemizin ardında da astrolojinin ve astrologların bilimsellik iddiasına bulunmaya olan eğilimi bulunuyor.

Binnur Zaimler Hanım, kendisinin ve kendi okurlarının astrolojiye inancını desteklemek ve teşvik etmek için dilediği nedeni öne sürmekte özgürdür. Elbette biz bilim insanları da bilimsel bakış açısını savunmakta özgürüz -ve tabi varsa eğer mantıksal hataları göstermek de yayıncılık etiğine uygundur-.

Umarız kimseyi incitmemişizdir 🙂 (Hipokrat hariç…)

Bu arada; Astroloji hakkında yazmaya devam ettiğim ve tamamlamaya yakın olduğum kitaptan da yeri gelmişken bahsetmek isterim. Bu kitap astrolojinin temel hipotezlerini ele alarak onların tarihçesinden bahsedecek, bilimsel olarak sınayacak ve bu hipotezlerin bize doğru gelmesinin ardındaki yanıglılar, irrasyonel davranışlar ve insan faktörleri üzerinde duracak.

İyi gün dileklerimizle.

Kaynaklar:

(1) Enuma Anu Enlil, Sümer Tabletleri.
(2) Orfanos CE, “From Hippocrate to Modern Medicine”. J Eur Acad Dermatol Venereol. 2007 Jul;21(6):852-8.
(3) Kheti A. Sahure, Astrology Anthology: Contemporary Topics in Astrology and Astrological Divination. ISBN: 1105086356
(4) Rae Orion, Astrology for Dummies. ISBN: 1118051157

About Tevfik Uyar

Uçak Mühendisi ve MBA. Organizasyonel davranış ve örgüt psikolojisi üzerine çalıştı. Aynı sahada doktora eğitimine devam eden Uyar, sosyoloji lisans öğrencisi ve bilimkurgu öyküler yazıyor.

84 Yanıt to “Astrolojiye İnanmak İçin “10 Yanılgı””

  1. Bana burcumu soran insanları bu yazıya yönlendireceğim artık. Elinize sağlık =)

    Beğen

  2. 6.maddenin tercümesine istinaden (düşünmeye değmez dediğiniz için, düşünelim diye): Benim bildiğim, astrolojinin savı, bireylerin yaşamlarının bir tür “kadersel” bir zemin üzerine oturduğudur (doğum haritası denilen). Bu kaderi “okumak” için de gökyüzündeki gezegen/cisim/hesaplanan noktaların sembolizasyonuna bakarak yorum yapılır. Gelişim psikoloğunun, karakter oluşumunda çocukluk deneyimleri ile ilgili tespitleri, astrolojinin savına göre, zaten doğum haritasındaki sembolizasyonda varolan bir faktördür. Farklı lenslerle bakılan farklı konuları aynı potada eritip “bilimsel, mantıklı, genelgeçer” etiketini yapıştırıp eleştirileri savsaklayacağını düşünmek oldukça saçma bir tartışma zemini oluşturuyor. “Bitkisel” olanın iyi olması, “doğal” olanın yüceltilmesi gibi, elmayla armutu aynı tartışma içine sokmak, hatta bu örnekte elmayla arabayı aynı tartışmaya konu etmek oldukça absürd. Evet, astroloji “gerçekten” bilinmiyor, tanınmıyor, gerçekte ne olduğu hakkında kadın sabah programları düzeyinde tanınıyor ama bundan gocunanların (?) anlamsız savunmalar geliştirmesi, safsataya hizmet ediyor.
    Bilimsel bakış açınızla yaptığınız çeviri çok doyurucu. Anlamak isteyen zihin için. Ben kendi şahsi bakış açımla (bir başlıkla etiketleyemedim) bu hanımın dediklerinin, benim bildiğimi zannettiğim astroloji denilen şey ile ilgisi olmadığıdır. Bilimin de böyle bir tartışmaya alet olmasına gerek yoktur zannımca.

    Beğen

    • Gonca Hanım,

      Merakımdan soruyorum: Astroloji ilgili sembolizasyonun çocuğun karakteri üzerindeki etkisini hangi fiziksel, biyolojik ve psikolojik etkiye göre açıklamaktadır? Bu konuda bilimsel bir yayın referansı verebilir misiniz? “Semboller” ve “kader” arasındaki korelasyona dair olursa daha mutlu olurum.

      İlginiz için teşekkürler.

      Beğen

      • GONCA BARIŞ 24 Ocak 2013 17:27

        Öyle bir açıklama getiremez, kendi sembollerine göre tanımlamalar yapar. Bilimsel değildir. Demek istediğim bu zaten. Neden bilimsel bir referans getirilsin ki (ben hiç getiremem, o ayrı), konunun bilimle ilgisi yok. Elmayla arabanın korelasyonu kadar işte. Ben savunma yapmak değil, farklı şeylerle ortak tartışma zemini yaratmanın anlamsızlığını düşünmüştüm, yanlış anlatıp anlaşıldıysam üzgünüm. Yazdıklarınıza saygı duyuyorum.

        Beğen

      • Bildiğim kadarıyla “gerçek” astroloji gökyüzündeki olaylara karşılık yeryüzünde de bir şeylerin meydana geldiği düşüncesi üzerine kurulu. İkisi arasında istatistiksel veriler doğrultusunda bir bağ kurup yol gösterici olmayı hedefliyor. Gök cisimlerinin konum ve hareketinin insanlar (hatta diğer hayvanlar, ülkeler, kuruluşlar…) üzerinde etkisi olduğunu değil, başlarına gelebilecek olayların işaretçisi olduğunu savunuyor. Anlamaktan ziyade bilmeye yönelik bir sözdebilim; dolayısıyla işin sırrını, nasılını açıklama derdine düşmüyor. Kabaca bir benzeşim kurmak gerekirse, bir duvar saati belirli bir rakamı gösterdiği için güneş doğuyor değil, ancak doğru ayarlanmış bir saate bakarak güneşin ne zaman doğup batacağını kestirmek mümkün.

        Beğen

      • tevfik_uyar 24 Ocak 2013 21:34

        İlginiz için teşekkürler. Güneş her doğduğunda duvar saatinin saat kaçı gösteriyor olduğunu bir yere kaydetsem bir süre sonra ikisi arasında bir ilişki olduğunu görebilir, daha sonra bunu tutarlı bir fiziksel etkiyle (Dünya’nın güneş çevresindeki dönüşü ve Dünya’nın kendi ekseni etrafındaki dönüşü gibi dinamik etkilerin birleşimi) açıklayabilir ve hatta 10 gün sonra saat kaçta doğacağını tahmin edebilirim. Bahsettiğiniz örnekler olgusaldır ve aynı zamanda astronominin ve fiziğin her alanıyla tutarlıdır. Bu yüzden verdiğiniz benzeşim uygun değildir.

        Ancak astroloji olgusal değildir, çünkü ortada bir gezegenin konumunun bir ülkenin ya da şahsın kaderine etki etmesi gibi bir olgu gözlemlenememektedir. Üstelik böyle bir olgu biyolojinin, fiziğin, kimyanın ya da psikolojinin başka bir alanıyla tutarlı değildir. “Nasıl olduğunu açıklama” derdine düşmeyen bir öğretiye zaten bilim demiyoruz. Ve maalesef bahsettiğiniz gibi ikna edici bir istatistiksel veri de bulunmuyor. Eğer bu bulunsa idi, gerçekten de bilimsel olarak araştırılmaya değer bir konu olurdu.

        Beğen

      • Gonca Barış’a kismen katiliyorum.

        “Bilimsel” kelimesini kullandigimiz anda herkesin kafasinda farkli bir resim olusuyor. Bence bilim, insanligin kendisini karanliktan kurtarmak icin, dogayi dogru anlamak icin, kendi beyninin yanilgi ve sinirlarindan kurtarmak icin buldugu cok basarili bir yontemler kumesi. Ama baskalari icin, hatta her gun bilim ile yatip kalkmayan cogunluk icin bilim ve bilimsel bambaska anlamlar iceriyor. Insanlari da suclamak mumkun degil, Turkiye’de bilim ve bilimsel surec ogretilmiyor.

        Ozellikle doga ustu guclere inanan bircogu icin “bilimsel degil” onermesi, inandiklari seyin temelsiz oldugunu gostermekten ziyade onlarin bakis acisinin dogru oldugunu onaylayan bir ovgu. Benim icin degil ama bircok insan icin evren olculebilen ve bilimin uzerinde calisabilecegi “maddesel” bir kisimdan ve bununla ic ice calisan, bilimin dokunamayacagi, goremeyecegi, olcemeyecegi “oteki” kisimlardan olusuyor.

        Kendisini bilimsel temellere baglamaya ihtiyac duymayan bir argumani “bilimsel degil” diye elestiremeyiz. Tartismada bir sonuca varmak icin oncelike idda edilen seylerin -bu “oteki” kisimlarin- var ya da yok olduguna nasil karar verilecegi konusunda bir anlasmaya varmak gerekiyor. Astrolojinin gercekten calisip calismadigini insan beyninin yanilgilarindan etkilenmeyecek sekile test edebilir miyiz? Nasil?

        Eger astroloji idda edildigi gibi guvenilir, calisan bir metodsa, o zaman bizim uzerimizde ektileri oluyor demektir (yoksa boyle bir seyin varligini biz nasil biliyoruz). Bu etkiler nelerdir, onlari listelemek lazim. Sonra bu etkiler hakkaten var midir? Yoksa insan beyninin rastgelelik arasindan anlan cikartma egiliminin bir urunu mudur ona bakmak lazim.

        Sanirim baslanmasi gereken nokta burasi. Belki de bir baska yazi konusu? :o)

        Beğen

    • Merhaba tevfik;

      Bahsettiğim durum tam olarak bu, kendi zihin çeperlerimizin sınırlılığı düşüncenin ütopikliğe gidişi hızlandırır.

      Küçük bir hücrede işleyen sistemi göz önüne alalım; hücre içinde moleküler bir etki yaratmak istiyorsak bunu hücre içinde yaptığımız değişikle başaralım. Bu hücre ayakta tırnak uzamasını tetikleyen aşırı kreatin salınımında görev alsın. Hücresel etkileşimin gerçek zamanlı olarak devam etmesi için bulunduğu vücut ortamı ile koordineli bir iş ve iletişim ilişkisi kurması gereklidir.

      Bilim dediğimiz şey, olabilirler içinden o anki zihin seviyesinin kabul edebileceği “olabilirleri” çekip almak değil mi?

      Beğen

    • gonca hanım eğer insan hayatını etkileyen bir konunun bilimle yada bütün dünya insanlarının genel geçer olarak kabul ettiği davranış ve ya sembollerle açıklanacak yanı yoksa O konunun tutarlılığı yok demektir.Semboller kavimlere, toplumlara, yörelere,geleneklere,inançlara vb değişir.Şu halde gezegenlerin hareketinde aynı şeyleri görsek dahi farklı yorumlar dolayısıyla farklı kaderler ortaya çıkar.Oysa insanlığı ilgilendiren bir olgunun ortak kabul edilen genel geçer kuralların olması gerekir diye düşünüyorum.Ben bu siteyi yeni keşfettim ve her yazıyı okuyorum bazılarına cevap vermek yada yorum yapma ihtiyacı hissetim.

      Beğen

  3. Yazının ana konusunu es geçtiğim için bağışlayın; okurken şu cümleye takıldım:

    Ensestlerin, tecavüzcülerin, rüşvet alan bürokratların sayısı da giderek artıyor, ama bu onların yaptıklarının iyi ve doğru olduğunun göstergesi değildir.

    Herhangi bir davranışın yaygınlaşmasının onu doğru kılmaya yetmeyeceğine katılsam da örneklemede bir sıkıntı olduğu kanısındayım. Kaynak belirtmediğiniz için meraktan ufak çaplı bir araştırmaya giriştim ve örnek olarak verilenlerin sayıca giderek arttığına dair net bir gösterge bulamadım. Bildiğiniz üzere özellikle cinsel suçlara dair sağlıklı bir veri elde etmek toplumsal etkenlerden ötürü çok zor. Karşılaştığım rakamlar işlenen suçlardan ziyade kayıt altına alınan vakaların arttığı, tüm bu olayların artık daha fazla göz önünde olduğu düşüncesini getirdi aklıma.

    Beğen

    • Kayıt altına alınan vakalar ve gerçek vakalar arasındaki fark konusunda haklısınız. Bu yazıda belirtilmesi gereken bir husustu. Toplumun belli bir yüzdesinin bu suçları işlediği ve bu yüzdenin belli bir süre için sabit kaldığı varsayımıyla, insan nüfusunun artışına paralel olarak bu vakaların arttığı düşüncesi yanlış değildir.

      Lakin uyarınız için teşekkür ederim. Kaynakları araştırıp gerekli düzeltme ve eklemeyi yapacağım.

      Beğen

  4. Güzel bir yazı. Aynı paylaşımı kendi sayfamda da eleştirmiştim, sonra Pozitif İnfotropizma facebook sayfası da aynı paylaşımı eleştirdi, şimdi de sizde görüyorum. Binnur hanıma 3 farklı darbe 🙂

    Beğen

  5. “Aklı hiç kullanmayan ile, herşeyi aklı ile idrak etmeye çalışan arasında ahmaklık arasında pek fark yoktur”

    Evren saat gibi işleyen bir sistem mi? Cevabı evet ise; evrendeki bütün cisimler arasında nedensellik bağının olması gerek miyor mu?

    Hücresel düzeyde herhangi bir molekülün hareketinden etkilenen birey, aynı şekilde çevresini ve evreni tetiklemez mi?
    Astroloji uygulama ve söylesem açısından sıkıntı yaratıyor olabilir, bu onun evrendeki diğer cisimlerin bir birini etkilemediği anlamına gelmez. Birileri aşkı yanlış yaşıyor diye, aşk kavramı onlara feda edilmez. Aşka küsüp, âşık olmaya tövbe edilmez.

    Bilim realitenin içinde olsada, paradigmasal olduğu yadsınamaz.

    Beğen

    • Yazıda da ifade ettiğim gibi: Dileyen dilediğine inanmakta her daim özgürdür.

      Söylediklerinizin tamamını doğru kabul etsek dahi, başkasını ikna edebilmek için bunları ölçerek bir sonuca varmamız gerekir.

      Şu halde siz de şu ifadeyi değerlendirin:

      “Dünya’nın kendi ekseni etrafında dönmesi ölen kanguruların ruhlarının ortaya çıkardığı bir enerjiden kaynaklanır.”

      Ben buna inanmakta özgürüm. Siz de öyle. Ancak buna bir başkasının inanmasını istiyorsak, -ve hatta başkalarının buna inanmasından gelir elde ediyorsak-, geçerli argümanlar sunmalıyız.

      Beğen

      • Mesele astrolojinin kullanımı/yalanları üzerine bir eleştiriyse izahata gerek kalmayacak bir haklılık noktasına sahipsiniz.

        Yok eğer mesele evren dediğimiz kavramın içini dolduran her bir unsurun kendi başına işleyişi üzerine konuşmaksa; bunun ciddi bir arguman gerektirdiği açık ya da güçlü bir kabul ile yola çıkmış olmalı.

        Beğen

    • inzar12,

      “Evren saat gibi isleyen bir sistem mi” derken ne demek istediginizi anlamadim. Bazi kisimlari mekanik saate benzer sekilde isliyor olabilir, bazi kisimlari dijital saat gibi isliyor olabilir, bazi kisimlari kum saati gibi isliyor olabilir. Ama evren saat gibi islemez, evren gibi isler. Bu isleyisin nasil oldugunu gozlem yaparak, gozlemlere dayali tezler ureterek ve o tezleri yeni gozlemlerle test edip dogrulayarak/yalanlayarak ogrenebiliyoruz ancak. Ya da bir dayanak gostermeden uydurabiliriz, Tevfik’in kangurular ile yaptigi gibi :o)

      Doga hakkinda simdiye kadar yaptigimiz gozlemler ve topladigimiz kanitlar maddelerin birbirini nasil etkiledigi hakkinda bize epey bir fikir verdi. Yer cekimi, manyetik alan, elektrik alan nasil calisiyor son derece hassas sekilde biliyoruz (kurdugumuz model ile yaptigimiz tahminler sonradan yapilan deneylerle cok cok yakin sonuc veriyor). Haklisiniz hersey birbirini etkiliyor, ancak bizim fark ettigimiz etkilerin hepsi mesafe ile son derece hizli sekilde etkisini kaybediyor. Mesela dogum aninda Mars’in sizin uzerinizdeki yercekim etkisi, sizin dogumunuza yardim eden doktor/ebe/hemsire’nin sizin uzerinizdeki yer cekim etkisinden daha az. Eger yorumunzda bahsettiginiz “etki” mesela yer cekimi ise, o zaman hemsirenin ve diger insanlarin odadaki konumu sizin kisiliginizi, alin yazinizi daha cok etkiliyor olmali.

      Diyelbilirsiniz ki “henuz kesfetmedigimiz, mesefe ile azalmayan bir etki olabilir”. Dogru; olabilir. Ama “olabilir” ile “vardir” arasinda epey bir fark var. Benzer sekilde yoklugu ispatlanmamis hersey olabilir. Dunya gorunmez okuzlerin boynuzlari arasinda asili olabilir.

      “Olabilir” argumanini bir seyin varligina inanmak icin kullanamayiz, cunku o durumda diger trilyonlarca “olabilir”e de ayni anda inanmak zorunda kaliriz.

      Beğen

      • Teşbihte hata olmaz, laf cerbezesi yapmanın luzümatı yok. İşleyişi açısından sektesiz bir düzen anlatılmaya çalışılan.

        Bir çin imparatoru; ispanya kralını öldürmek istese, bunu çinden kılıç uzatarak denemez. Araya birbirini etkileyen sebepler ve araçlar koyar. Nedensellik budur?

        Evren boşluğunda duran galaksiler konumsal bir etkileşimle yerleşmekte yada hareket etmekte. Güneş sistemi de kendi içinde benzer kurguyu gösterir. Dünyada döngüsel değişimler sonucu oluşan mevsimlerin evrende bir etkileşimi yok demek zor. Aynı mevsimlerin bireyin hayatını etkilemediğini de.

        Astrolojinin kullanımı, söylemleri/yalanları bilimsel bir içerikten yoksun gözlemleri eleştiri konusudur. Ama bunun üzerinden evrenin nedensellik bağını inkar etmek ciddi bir zihin eforu gerektirir

        Beğen

      • tevfik_uyar 25 Ocak 2013 11:46

        Merhaba inzar12,

        Nedenselliği inkar eden yok, ama nedenselliğin de ussal bir boyutu var. Yoksa Cüneyt’in dediği gibi: Trilyonlarca açıklamayı oturup “nedensellik gereği doğru olabilir” diye değelendiririz. Bu da bir süre sonra neyin doğru ya da yanlış olabileceğine ilişkin hiçbir kriterimizin olmadığı bir durum yaratır.

        Şu iki açıklamadan birisinin daha kabul edilebilir olması gerekmiyor mu?

        Açıklama 1:
        “Çin imparatoru İspanya kralını öldürmek için önce 10 kişilik bir suikast timi yetiştirdi. Bu suikast timi gizli yollarla İspanya’ya seyahat ettiler. Saraya farklı görevlerle sızdılar. Vezir ile kral arasındaki bir gerginlikten faydalanarak veziri kendi tarafına çektiler ve ona ülkenin bir kısmını vaat ederek o gün kralın muhafızlarına izin vermesi ve savunmasız kalmasını sağladılar. Gece krala ilacını getirme bahanesiyle odasına giren suikastçilerden biri kralı telle boğdu”

        Açıklama 2:
        “Çin imparatoru İspanya kralını yetiştirmek için 10 tane kelebek yetiştirdi. Bu 10 kelebeğin 5’inin kanat çırpması zincirleme bir etkiyle ay üzerinde yakınlaşma etkisi yarattı. Bu yakınlaşma İspanya denizlerinde kabarma sağladı ve kabaran denizi seyretmeye çıkan Kral, kalan 5 kelebeğin hayatını yitirmesi sonucu açığa çıkan enerjiyle öldü.”

        Beğen

  6. Bir keresinde “Ayin konumu koskoca okyanuslarini etkileyip gel-git’e sebep olabiliyorsa bizim ustumuzde ne gibi etkileri vardir kimbilir” tonunda fizik bilmez bir argumanla karsilasmistim. Bu yazida da benzerini bekledim 9 ve 10’u doldurabilirdi ama bu hanimin aklina gelmemis belli ki.

    Beğen

  7. Mesele sadece astroloji değil , teolojik ve metafizik inançlarının dünyada hala çok güçlü olması. Yani Astrolojiye bir gün inanan kalmayacak büyük ihtimalle, ancak bunun yerine başka teolojik ve metafizik inançlar gelecek. Biri gidecek öbürü gelecek 🙂

    Beğen

  8. Ahmet Alegöz Cevapla 25 Ocak 2013 10:47

    Güzel yazı Tevfik Bey. Ellerinize sağlık. Yorumları da okudum ve yorum yazanların aksine ben olaya başka bir açıdan bakacağım.

    Bu hatunun kendi web sitesine baktım, ciddi ciddi bu işten para kazanmayı becerebiliyor sanırım. Parası bol aklı mercimek kadar olan adamlar sayesinde iyi malı götürüyor. Neyse; yorumumu Murphy’nin bir yasası ile bitirmek istiyorum: Enayilerin paralarını yanlarına bırakmak ahlaka aykırıdır.

    Sağlıcakla kalın.

    Beğen

  9. harran’da gözlemevi kuranlar sümerler değil de başkaları olmasın sakın? mesela babilliler?

    Beğen

  10. O kadar kalitesiz bir yazıymış ki, bir astroloğa bile yakıştıramadım doğrusu. Yazınız güzel ama bu yazı için tercümeye luzum yokmuş. Vaktinizi daha ciddi bir yazı için harcasanız daha iyi olurmuş 🙂

    Ben de astrolojiye inanmak için üç neden söyleyeyim:

    1- Çünkü Jüpiter bir gezegendir.
    2- Kediler uçamazlar.
    3- Bulutlar yağmur getirir.

    Beğen

  11. tartışmaya gerek var mı ki astrolojinin sözde bilim olduğu herkes tarafından bilinmektedir. ki savunanlar da amiyane tabirle şarlatandır.

    Beğen

  12. yazı ve yorumlar ilgi çekici. sitenizde yeniyim ve gerçekten süper iş yapıyosunuz tebrikler

    Beğen

  13. Siteniz ile yeni tanıştım. Kadınlara yönelik bir sitem var. Yazılarınızı paylaşmamda bir sakınca var mı?

    Beğen

  14. acaba neden gazetede burç yorumu yazan (astrolog demek istemiyorum) birinin yorumları üzerinden gidildi? ali kuşçunun hipokratın astrolog olup olmamasının astrolojinin temel öğretilerinin doğru olup olmamasıyla bir alakası yoktur bence.

    Beğen

    • Merhaba,

      Konum bu yazı olduğu için bu yorumlar üzerinden gittim. Yoksa haklısınız, çok daha geniş bir konu.

      Astrolojinin temel öğretileri için güvenilir bir kaynak önerebilir misiniz? Ve bu öğretiler neyle sınanmıştır? Gerçek olduğuna nasıl emin olunabilir? Bilgilerinizi benimle da paylaşırsanız sevinirim.

      Teşekkürler.

      Beğen

  15. yazının genel gidişatıyla ilgili olmamakla birlikte “İstanbul, fethin doğru tarihte başlamasından değil, gemileri karadan yürütmek gibi bir mühendislik çözümü sayesinde fethedilmiştir” cümlenize referans, bilimsel bir kaynak yazabilir misiniz? zira istanbulun fethinde bahsi gecen gemi yürütme ile ilgili resmi kaynaklarda herhangi bir plan çizim vs bulunmadigini okumustum istanbulun fethini ele alan bir kaynakta.

    Beğen

    • Ali Bey,

      Bugüne kadar okuduğum bütün tarihi kaynaklar (ansiklopediler de dahil) İstanbul’un fethinde gemilerin karadan yürütüldüğünü söylüyor. Gerçekte resmi kaynaklarda var mıdır, yok mudur, bu tarihi bir tartışmadır. Ben ancak mevcut tarih kaynaklarındaki bilginin doğru olduğunu kabul edebilirim.

      Wikipedia ilgili ifadeye referans olarak şu kitabı veriyor:
      Norwich, John Julius (1997). A Short History of Byzantium. New York: Vintage Books. p. 376.
      http://www.getcited.org/pub/100144654

      Şu da benim bulduğum başka bir kaynak:

      Donald Nicol. “Constantine XI and Mehmed II: the fall of Constantinople 1448-53”
      Last Centuries of Byzantium. Cambridge University Press, 1993 [2nd edition]. Chapter 18.
      http://coursesa.matrix.msu.edu/~fisher/hst373/readings/nicol.html

      Tarihçiler arasında gerçekten böyle bir tartışma varsa ben de buna dair bilimsel bir kaynak görmek isterim. İlgi çekici bir konu.

      İlginiz için teşekkürler.

      Beğen

      • http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=132458
        neden sonuc iliskisine dayali guzel bir kitap. beni en cok ceken yani ise olaya bir turk gibi degil de oldukca tarafsiz ve elestirel bakabilmesi ( turk gibiden kastim sanli tarihimiz ve biz ne yaptiysak dogrudur mantigi olmadan). ayrica ntv tarihin mayis sayisinda da fetih konusu ele alinmisti. tabi neye ve kime inanacagimiz cok oznel birsey ama tarihin bizzat devlet bunyesinde calisan tarihciler tarafindan yazilmasi olmamislari olmus, olmuslari ise olmamis seklinde ogrenmemize yol aciyor. gercege olan meragimizin korelmemesi dileyigle, iyi calismalar.

        Beğen

  16. İşte bunlar hep pseudoscience! 🙂 Güzel yazı, ellerinize dahası birikiminize sağlık.

    Beğen

  17. Astroloji insanlığın geleceği için çok önemlidir bundan hiç şüpheniz olmasın… Yüksek geometrik bir matematik ile yaratılış sıfatlarını açıklayabilen başka bir alan yoktur. Astroloji kozmos un ensturmanlarını kullanarak bize bir olasılıklar evreni sunar. Herkes için özel bir kozmos zamanı vardır. İkiz insanlarda bile bir dakika ile yükselen burç ay burcu değişebilir ve dahası bu insanlar etki tepki evreninde farklı meyillere gidebilirler. Hadi tam oalrak aynı yükselen ve ay burcunda olduklarını düşünelim ikisi de kendilerindeki yüksek mars(atraksiyon,istek,dürtü,hareket meyli, fiziksel kuvvet,kaslar) özelliklerinden dolayı sporu sevebilir ancak farklı sporlar yapabilirler. illa birebir aynısı olması gerekmez ama temel oalrak aynıdırlar. Çevre faktörlerinden kişiler her an etkilenmektedir. Öncelikle kabul edilmesi gereken şey insanın bir kombinasyon yaratılışa sahip olduğudur. Diğer kabul edilmesi gerekn şey zamanın birbirine bağlı olduğudur. Bütün bu oalsılıklar evreninden dolayı astrologların işi zordur. Şuna dikkkatinizi çekmek isterim. Astrolojinin elindeki bilgi o kadar güçlüdür ki bunun farkına varan bazı fırsatçılar hemen bunu kullanıp üzerinden para kazanmaya kalkarlar. İşte astrolojinin kalitesini düşüren de budur. Ortalıkta bir sürü tam olarak astrolojiden anlamayan ve Astroloğum diye geçinen tip vardır. Neyse ki son yıllarda Astroloji alanındaki eğitimelrin gerçekleşmesi ve bu alanda Batı ya yetişme gayretiyle eğitim yerleri kurulmuş ve sağlıklı astroloji eğitimleri verilmeye başlanmıştır. BAtı da özellikle Amerika da Kepler Kolej ve İngiltere de Faculty of Astrological Studies isimli iki üniversite bu alanda eğitimlerine devam etmektedir. Bu ülkelerin bizim Türkiye den 10 yıllarca ileri olduklarını düşünürsek Astrolojinin savsata mı olduğu yoksa ülkemizde Üniversitesi mi kurulacağı konusunda bir fikir aklınıza gelebilir.
    Peki bu Astroloji nasıl çalışır? neden doğru çıkar? Bunu şöyle açıklayabilirim örneğin bir arabayı ele alalım 200 le gidiyor ve 300 metre ötesinde de bir duvar var. Astrolog şunu yapar; matematik olarak bu arabanın 200 hızla hangi otobanda gittiğini ve kaç metre sonra duvar olduğunu görebilir ve uyarısı da basittir bu hızda bu yoldan gidersen bir süre sorna duvara çarpabilirsin der. Yani gayet somuttur. neden göreiblir? ÇÜNKÜ DÖNGÜYE KUŞBAKIŞI BAKAR VE MATEMATİKSEL SEBEP SONUÇ İLİŞKİLERİNİ BİLİR DE ONDAN. Peki bu araç bu hız bu duvar astrolojide nedir? Astrolojide duvarlar bizim sınırlarımızdır. Burada detaylı açıklamaya girmiycem bu konuda…

    Hepimizin beyni ayrı çalışıyor bir ölçüde ve hepimzide bir şeyler eksik bir şeyler fazla oalbiliyor. İşte astroloji gezegen konumlarını dünya üzerine yansıtarak istatistik tuttuğu için ve bu gezegensel ifadeler belirli manayı net şekilde temsil ettiği için bir çeşit dna haritası çıakrtıyor. Örneğin koç burcu için öncüdür, atakdır, girişimcidir, başlatıcıdır, ateşlidir, yöneticidir, liderdir, sabırsızdır, sex yönü güçlüdür, savaşçıdır, sabırsızlığından dolayı çok düşünmeden hareket eder, hızlı bir zihne sahiptir, çabuk karar verir, inisiyatifi eline alır gibi tanımlamalarda bulunur. Peki bunun spesifik özellikleri nedir diye soracak olursak işte orada büyük bir dünyaya gireriz. Bir kişinin natal(doğum) haritasında bir çok o kişiyi etkileyen ve bir koç (güneş in doğum anında olduğu burç) olarak nasıl bir koç burcu olduğunu anlatan bir çok veri vardır ve işin içine kombinasyon girer. baktığımızda görürüz ki bu kişi bir koç ama atıyorum Uranüs den açı alıyor sert şekilde işte o zaman bu kişi isyankar, bağımsız, bireysel, kendi kafasına göre hareket eden, reformist, yenilikçi, gelecek ile teknoloji ile ilgilenen, bir yerden bir yere sıçrayan yer değiştiren, ani heyecanlar yaşayan, ani süprizlerle karşılaşan, bir anda bir olaya başlayan sonra bir anda başka bir olaya geçen, kendini bri yere ait hissedemeyen v.s. gibi özellikler kazanacaktır. Şİmdi astrolog danışanına bu bilgileri verebilir nettir. Kullanılan dilde budur zaten. Şimdi sorarım akıllı mantıklı birine bu özellikleri söyleseniz bu kadar net olan özellikleri belirtiyorsa lafı kıvırmış mı oluyor bir astrolog? Astroloji teknik matematiktir yalnız zorluğu bir çok birbirine bağlı ve karakter üzeirnde etkili kombinasyonun ve geometrik açının yorumlanması ve kişinin yaşam deneyiminin spesifik oluşudur. lakin şuraya kadar ki kısımdan anlaşılması gereken bu spesifikliğin kişinin astrolojisinde yorumlanandan farkı olmayışıdır. Kişi olayalrın içine kendinde bulunan özelliklerden dolayı meyleder. Ortamını kendine göre seçer karşılıklı etkileşim çekim olur. Hadi buna bir spesifiklik daha ekliyelim. BU kişinin doğum anında ay burcu başak ta olsun (ay 2,5 günde bir burç değiştirir) bu kişinin annesinden aldığı şey genel çerçevede eleştirellik, analizcilik, titizlik, mantıklılık oalcaktır ve metabolizması da hassas olacaktır. Bu kişi bir erkekse aradığı kadın bu özelliklerde olacaktır ya da buna uygun oalcaktır deriz. Herşey açık değil mi? Yani astroloji fal falan değildir. Bir disiplini vardır bu disiplinin dışına çıkmaz. Lakin astrolog olacak kişide olması gerkeen şey normal başka alanalrda olması gerkeen bilgiden daha fazlasıdır neden? çünkü astroloji insan ile ilgilenir bu açıdan onun maneviyatına dna sına herşeyine temas eder. Psikoloji bunu yapamaz. Psikoloji sizi dinler. PSikiyatris size teşhis koyar ilaç verir. Ama astroloji sizin hangi aşamalardan geçtiğinizi bir bir görür. Yaratılış kombinasyonunuzdaki olumlukları olumsuzları teşhis eder. size nasıl bir yol çizmeniz gerektiği konusunda bilgiler verir. Yetenekli ve güçlü olduğunuz özelliklerinizi size anlatır… Dahası karmanızı aileden size geçenleri görür. Geldiğiniz köken hangi seçimleri yapmıştır? sizi hangi genetik yöne sürüklemiştir? bir insan oalrak hangi özlliklerinizi kjaybetmişsinizdir? hangilerini kazanmışsınızdır? Kozmos zamanı bir organizma olarak size neler vermiştir? Burda somut bilimden bahsediyoruz. yaratılışınızdan getirdiğiniz özelliklerinizden, sebep sonuç hikayenizden bahsediyoruz.

    nasıl gidiyor? umarım keyif alıyorsunuzdur. Bir şey daha hadi bir açıdan bahsedelim ve bir kadını ele alalım. Eğer güneş mars ile kare açıda ise bu kişinin erkeklerle geçinmesi zordur dahası hayattaki herkesi kendisine rakip görür.. Esneklik azdır. rahatlıkla kavga çıakrtabilir en ufak olayı üzerine alıp savaş çıakrtabilir. sürekli bir savunma ve saldırı mekanizması işlemektedir. Eril özelliği kuvvetli bir erkekle yapamaz. Ona daha çok kontrol edebileceği bir kişi gerekir. Heleki erkek burçlara sahip oalrak bu güneş mars 90 derece kare açısı varsa daha da zor olacaktır. dahası patronlarla da geçinemeyecektir. emir alması zordur. eğer bu kişi patronsa sert ve gergin kırıcı bir patron olacaktır. bu açı 90 derecelik bir açı olduğu için iki farklı element arasında gerçekleşir ve bir ucu esnek oalbilir. Yani kişi esnek bir burca sahipken ya da çekingen bir burca örneğin daha empatik oaln yengeç diyelim eğer buna koç tan açılanma varsa aktif pasif bir durum oalcaktır ve kişi örneğin tavırlarındaki yengeç ile esnek rolüne bürünecektir ve bir süre sonra kendi içinde gerginlik kaçınılmazdır çünkü etki tepki sürecince koç ta devreye girecektir ve çatışma kaçınılmaz oalcaktır. yani matematik olarak bir dengesizlikten bahsediyoıruz burda. esasen esnekliği gezegenin bulunduğu burç değil iki gezegen arasındaki açı belirler. Yani pasif bir burçta oaln tavırları temsil eden mars gezegeni esneklik demek değildir. tavırları yumuşak olan birisini o şekilde zannedersiniz ama değildir. Bri süre sorna karşınızda kaba birisini görebilrsiniz. Ama bu kişi iş hayatında bu pasif burcunuda kullanabilir duruma göre. Böylece pasif takılırken iş hayatında onun dışında ki herhangi bir durumda ya da aşk hayatında zorluklarla kaşılacaktır. Epey karışık gördüğünzü gibi ama umarım biraz anlatabiliyorumdur 🙂 ve bu açı genel itibarı ile olumsuz olduğu için bir takım kazalarında kişinin başına gelmesi kaçınılmazdır. Kafa travması ve vurdulu kırdılı kazalar görülebilir mesela. Tabi bu da bir genellemedir bir bakıma çünkü GÜneş bir çok açı alcaktır ve bu kişi sadece karakterinin bir bölümünde bunalrı gösterecektir dieğr bölümlerle bu yönünü esnetebilir daha gizleyebilir. nasıl gidiyor? hadi bir örnek daha ay burcu yay venüs ü ikizlerde ve ve bu venüs de uranüs ile 90 derece açı yapan bir genç bayan ı ele alalım. BU kişi duygusal bakımdan hislerini rahat ifade etmektedir. BU arada şunu da belirteyim detay gibi görünsede çok genelleme yapıyorum ay bir çok açı alabilir ve bir çok diğer gezegen açısı da vardır bir haritada ama burda anlatmak istdiğim bir kaç yerleşim ve açılanma dahi konuşulsa hemen kişiye özel yratılış özellikleri kendini açığa vermektedir. devam edelim bu kişinin ay burcu yay da olduğu için duygularını içindekini rahat dışa vuracaktır venüs de sosyalliğin flörtün temsilcisidir ikizlerde havai ve iletişimci oalcaktır uranüs de açı yaptığı için çok bağımsızlaşacaktır kişi bir değişik yerlerde bulunan heyecan seven bir yapı oalcaktır. arkadaşları arayacaktır bir yerden bir yere gezmeye eğlenmeye gidecektir. hadi bir de buna mars ekleyelim venüs mars ile 0 derece toleransla bir kavuşum yapsın. Cinsel dürtüler çok yoğundur ilişkiye bir anda başlayabilir hem havaidir hem süprzileri sever ordan oraya dolaşır hem de gittiğ iheryerde de hemen bir ilişki başlatabilecek kişidir cinsel çekiciliği çok yüksektir. hem fiziksel oalrak atletik hem de ikziler burcundan gelen iletişimciliği onu hayli çekici kılmaktadır v.s. .Nasıl biraz astroloji kapmaya başladınız mı? yok yok kapmayın siz bence. Siz şunu demeye devam edin. Astroloji nedir ki canım saçmalık işte iki üç falcı çıkmış tv de kadına kıza makara yapıyor diyin 🙂 bu bahsettiğim detaylar astrolojinin A sının binde biri değildir. Ama işte o binde bir bile insanları etkilemek için yeter ve artar durumdur. Birbiri ile uyumlu flört eden bir çift gördüğümüzde haritalarına baktığımızda biz onların güneş ay uyumları venüs mars uyumları olduğunu biliriz ne demektir uyumu? matematik oalrak güneş i 14 derece koç ta olan bir erkeğin ay burcu 13 derece yay da olan bir kızla etkileşmesidir. bu iki burç birbirine 121 derece uyum mesafesindedir. Bu iki kişinin hayat temaları birbirine uyar dahası göz göze baktıklarında birbirlerine akarlar aralarında uyum vardır deriz. Evet anlaşıldığı üzere astroloji ile verilecek örneklerin sayısı çok ve hepsi somut örneklerdir. yani yukarıda yazıldığı gibi teknik olmayan örnekler ile astrolojiye inanmak konusunun işlenmesi saçmalıktan başka bir şey değildir. Astroloji gerek tıbbi gerek ekonomik gerek psikolojik bir çok konuda açıklama yapabilir çünkü bunlar insan ile ilgildir. ASTROLOJİ İNSAN KİMYASININ NASIL ETKİLENDİĞİNİ GÖRÜR. Yani sonuç olarak insan ile ilgili her konuda astroloji yorum yapabilir çünkü tekniktir matematiktir VE KOZMOSTAN OLAYA BAKTIĞI İÇİN İNSANLIKLA İLGİLİ HER OLAYI İÇİNE ALIR. Yalnız problem o dur ki astrologluk yapan ve yeterli eğitime sahip olan DAHASI HAYAT TECRÜBESİ YETERLİ OLAN insan sayısı çok azdır. ÇÜNKÜ EN BAŞTA ASTROLOJİ İÇİN HAYAT TECRÜBESİ GEREKİR. Tam oalrak donanımı olmayan kişiler kendi anladıkları şekilde astrolojiyi ifade ettikleri için astrolojiyi küçük düşürmekten başka bir işe yaramamaktadırlar. Umarım ülkemizde modern astroloji daha da gelişir, donanımlı astrologların sayısı artar ve insanlar bundan nasiplenir.
    Şimdilik bu kadar açıklama yeter diye düşünüyorum. Yazıyı çok acil yazmam gerekti. Sürç-i lisan ettimse affola…Hoşçakalın.

    Beğen

  18. sitenizi ilgiyle takip ediyorum. güzel bir yazı, teşekkürler…

    Beğen

  19. Tevfik Bey,

    yazınızı keyifle okudum.
    bir üniversite bünyesinde verilecek olan “astroloji akademisi” hakkındaki düşüncelerinizi çok merak ediyorum:

    http://sem.aydin.edu.tr/index.asp?id=425&islem=program

    bir de burası var, bu sitedeki iddialar da yalansavar.org sitesi açısından ilginç olsa gerek:

    http://www.astroturkiye.com/universitede-astroloji/

    Beğen

  20. astrolojinin söylediği doğruları napcaz,tanıdığım bütün insanlar burçlarının özelliklerini taşıyor,hele de genel haritaya bakıldığında acayip doğru tespitler cıkıyor

    Beğen

    • Tanıdığınız insanlar genel geçer sonuçlar ulaşmak için yeterli sayıda olmayabilir ve “taşıyor” dediğiniz özellikleri nesnel olarak ölçememiş olabilirsiniz. 2011 yılında Güney Afrika’daki işçi bulma kurumuna kayıtlı 65.268 kişinin burçları ile onlara kurum tarafından uygulanmış olan karakter testlerinin sonuçlarını karşılaştıran Renier Steyn, burçlar ile karakterler arasında hiçbir bağlantı olmadığını ortaya koydu. Araştırmaya aşağıdaki bilgilerle ulaşabilirsiniz.

      Renier Steyn, “Astrological Signs and Personality Differences”, Journal of Psychology in Africa. 2011, 21(3), 493-494.

      Biz de şöyle bir çalışma yaptık bu arada:

      http://www.acikbilim.com/2014/02/dosyalar/astrologlarin-bilimle-imtihani.html

      Beğen

      • tevfik_uyar saçmalamanızın boyutları en ileri düzeyde farkıdnamısınız bilmiyorum?

        Yahu bu bahsettiğiniz işçilerin astrolojik haritaları çıarktılıp incelenmiş mİ?

        BUrç yorumu genllemedir nasıl doğru çıksın?

        Biz astroojide kişiye bu kişinin öz burcu aslan yani güneş in bulunduğu burç aslan ama nasıl etkiler almış diye bakıyoruz ve o noktaya açı yapan tüm etkileşimleri inceliyoruz. Tabiki bu sadece güneş için geçerli. HEr nokta ayrı ayrı incelenir sentezlere gidilir. Yükselen burç derecesine de bakılır ay ın bulunduğu burca da v.s yani bütün gök cisimleri kişinin yaratılışını anlamak için işaretler bütünüdür. Astrolojiyi yanlış çıkartmak için yapılan testler en başta bu konuda saçmalıyorlar … İnsan denilen varlık sadece güneş in bulunduğu burçla temsil edilmez ki. Böyle saçmalık olabilir mi? İnsan çok karmaşık bir kombinasyondur. Kombinasyona girdikçe sentezler yapar sonuca varırsınız ve çok detaylıdır. yani yanlışlık olma ihitimali gittikçe azalır artık spesifik özelliklerden dolayı… cahil cahil işler yapmayın. bu 2+2=4 tamam ben matematik profesörüyüm matematik budur demek gibi bir şey. çocuk musunuz?

        Beğen

      • tevfik_uyar 26 Şubat 2014 15:35

        Ahmet Bey, safsatalarınızı ve çirkin üslubunuzu herkes görsün diye yorumunuzu onaylıyorum. Dilediğiniz şarlatanlığa inanmakta özgürsünüz. Başkası bunu mantıksız diye beğenmiyor diye sinir krizine girmeye gerek yok. Sevgiler.

        Beğen

      • Sadece Güneş burçlarına göre kişilik analizi yapmak cahilliğin üst noktası olur. Güney Afrikalı da cahilliğini ispatlamış. Yüzlerce açıyı incelemek için astrolog olmak gerekir iş bulma kurumu değil :))

        Beğen

  21. çirkin değil açık açık konuşuyorum. başka türlü anlamanıza imkan olmadığını düşünüyorum. Hiç detaylı olmayan bir karalama çalışmasını nasıl astrolojinin bütününe maledersiniz? sadece güneş in bulunduğu burç tanımlamaya uymaz ki. Astrolojinin a sından anlamıyorsunuz astrolojiyi karalamaya çalışıyorsunuz. Tepkim normaldir… Sanki astrologlar pozitif bilim eğitimi almamış insanlar. Bunun doktoru var, psikoloğu var, sosyoloğu var, matematikçisi var, ekonomi okumuşu var bu insanlar hayal mi görüyorlar? bu kadar yüzeyselce ve bilmeden 1000 lerce yıllık bir disiplin karalanabilir mi? bırakın dışsal örnekleri. şurdan yola çıkabilrsiniz isterseniz;

    “Astroloji, kendi içerisinde, aydınlatıcı bilgiler içeren bir bilimdir. Bana birçok şey öğretti ve ona çok şey borçluyum.” Albert Einstein

    Acaba Albert Einstein ın görüp, anlayıp, çok şey öğrendiği, çok borçlu olduğu ve benim göremediğim, anlamadığım ne diye sorabilirsiniz kendi kendinize ve araştırabilrsiniz bunu…

    ve diğer bir konu maalesef ki Astroloji meraklısı olan, astrolojiden yeteri kadar anlamayan, eğitimi yetersiz, hayat tecrübesi yetersiz olan insanlar var ve astrologluk taslıyarak genellemeler yaparak astrolojiyi düşürüyorlar o konuda diyecek bir şeyim yok. Ama göreceksiniz ileride ülkemizdeki eğitimli astrologların sayısı arttıkça astroloji daha iyi anlaşılacaktır…

    Beğen

    • Aramızda fizikten, biyolojiden, tıptan, psikolojiden anlayan epey insan var; hiçbirisi ne gezegenlerin, ne güneşin, ne tanımlanmamış başka bir faktörün insanın yaşamı ve karakteri üzerinde etkisi olduğunu düşünmüyor. Bunu Dünya’daki hiçbir çalışma da ortaya koymuyor, koyamıyor. Bunu astrologlar da ortaya koyamıyor zaten; hep laf. Gerçekle, bugüne dek çeşitli emek ve acılar karşılığında edinilmiş bilgilerle tutarsız…

      Einstein’in böyle bir sözü olduğunu düşünmüyorum; ama diyelim ki olsun; zira olsa da mühim değil. Aynı Einstein, evrenin statik olduğunu ve genişlemediğini öne sürüyordu; haksız çıktı. Olabilir, hayatta olsaydı kendisinin bile buna gocunacağını, “ama evren çok süfer karmaşık panpa” falan diyeceğini sanmıyorum. Biz bu yaptığınıza “bir bilen safsatası” diyoruz. Einstein bile olsa her söylediği şey doğru olamaz. “1000’lerce yıllık disiplin” açıklamanızın ne kadar anlamsız olduğu konusu yukarıdaki yazıda var. Geçen yüzyıla kadar hastalıkları iyileştirmek için kan akıtıyorlardı; 1000’lerce yıllık bu uygulamanın bir işe yaramadığı ve üstelik hastaları öldürdüğü anlaşıldı. Ne yani? Şimdi hasta olursanız “binlerce yıllık bir tıp uygulaması” olarak oranızı buranızı kestirip kan mı akıtacaksınız?

      Cevap yazmayayım yazmayayım diyordum yazıyorum…

      “Astroloji çok süper karmaşık bir şey panpa” dışında bir açıklamanız varsa yazın. Aksi takdirde birbirinin tekrarı olan cümlelerinizi onaylamayacağım.

      Beğen

      • Astroloji zaman bilimidir. Gezegenlerin ve dünyanın zamanlamasına göre istatistiki çalışarak ortaya bir dil koyar. Yorumlaması matematik sentezdir. Astrolog gezegensel zaman döngülerinin yaşamsal zaman döngüleri üzerindeki işaret noktalarını inceler. İnsanlardaki farklı farklı karakteristik zaman döngülerini anlar. 1000 lerce yıldır da gelişmiş oturmuş olan budur. Sosyoloji, Psikoloji nasıl pozitif bilim değil de toplum bilim olarak geçiyorsa Astrolojiyi de öyle düşünmek gerekir çünkü konusu insandır, toplumdur. Pozitif bilim olmayana bilim değil dedikten sonra sosyolojiye ve psikolojiye de bilim değil diyebilirsiniz. İster daha detaylı araştırır anlamaya çalışırsınız ister de bu şekilde devam edersiniz kendi bileceğiniz iş. Son olarak şunu söyleyeyim astrolog, bir insanın çok boyutlu karakteristiğini görür, ondaki döngüleri, özellikleri, eğilimleri, eksik fazla yönlerini anlar ve kişiye anlatabilir.

        Beğen

      • tevfik_uyar 27 Şubat 2014 22:45

        Sosyoloji ilk “pozitif” sosyal bilimdir, toplumsal konuları incelerken de pozitif bilimlerin yöntemlerinin kullanılabileceği iddiasıyla Saint Simon ve Comte tarafından geliştirilmiştir.

        Öğrendiğiniz yanlış ve eksik bilgiler astrolojiyi de yanlış yorumlamanıza neden oluyor. Benden söylemesi.

        Biri de şu bahsettiğiniz işaret noktalarını, zaman döngülerini vs.’yi bilimsel bir temele dayandırsın bir ara. Yapsalar neden itiraz edelim? Bizler mantıklı ve müspet her şeyi kabul eden insanlarız. Astrolojiyi reddetmemiz kişisel bir sebepten değil, hiç kimsenin mantıklı ve kabul edilebilir bir şey sunamamasından. Zira şuraya yorum yazmaya başladığınızdan beridir “biz şunu yaparız; astroloji X’lere, Y’lere bakar” diyorsunuz ama o bahsettiğiniz hiçbir şeyin ne kanıtlanabilmişliği, ne de gerekçelendirilebilmişliği var.

        “Astrolog gezegensel zaman döngülerinin yaşamsal zaman döngüleri üzerindeki işaret noktalarını inceler”

        Bu ne demek efendi? Ne noktası bu? Neyle inceliyor? Neyle ölçüyor? Hangi kaynağa başvuruyor bunu yapanlar?

        Aynı lafları döndürmek yerine bir tane hakemli dergiden örnek gösterin. Bana 1900’lerin ilk yarısında yaşamış birinin aslında söylemediği sözlerinden değil, günümüz saygın bilim insanlarından birinin sözlerinden örnek verin.

        Elalem kesin olarak “Higgs bozonu vardır” diyebilmek için milyarlarca dolar harcıyorlar. Astrologlar olarak o kadar para kazanıyor / ya da astroloji sevenleri olarak onlara o kadar para kazandırıyorsunuz. Bir tane iddianızı ispatlamak için bir şey yapın.

        Astrolojinin şarlatanlık olduğu defalarca ispatlanmıştır. Elbette sizin söylediğiniz ve altını doldurmadığınız iddialarınıza değil, onlarca bilim adamının objektif olarak gerçekleştirdiği, bunu objektif olarak raporladığı araştırma raporlarına bakacağım.

        Bu arada siz ciddi ciddi “pozitivizm” nedir, “pozitif bilim” nedir bir araştırın bence. O zaman ne demek istediğimizi otomatik olarak anlarsınız zaten.

        Beğen

    • Tevfik’in dediği gibi, Einstein’ın böyle bir laf etmesinin hiç önemi yok. Einstein’ın astrolojiyi övmesi karşılığında astrolojiye karşı çıkan 10 ünlü bilim insanı getirirsek astrolojiyi yalanlamış mı olacağız? Bir bilene yapılan atıfların böyle tehlikeleri var ne yazık ki.

      Ha merak ediyorsanız, Einstein bu sözü hiç sarfetmedi. Bu söz, literatürde çok geçen uydurmalardan (hoax) biridir. Daha önce birkaç kez ele aldığımız gibi, sözleri, olayları ve anıları Einstein’a yapıştırmak çok moda 🙂

      Bu konuda en geniş araştırma Denis Hamel tarafından 2007’de yapılmış görünüyor. Makalenin bir kopyasına aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

      http://www.slideshare.net/user60080166/the-end-of-the-einstein-astrology-supporter-hoax-presentation

      Özetle Einstein’ın astrolojiye karşı olduğu ifadeler var. Bu söz Einstein’la ilgili kitap/söyleşi/makalelerde yer almıyor. İlk kullanımına kadar indiğimizde aynı sözün Balzac’a da ithaf edildiğini görüyoruz. Bu sözü kullanan astrologlar kaynak da gösteremiyorlar.

      Beğen

  22. Bilimsellikten bahsediyorsunuz dialektiği kesiyorsunuz 🙂 son söylediklerinize cevap verme ihtimalim mi rahatsız etti sizi anlayamadım. Einstein, bilim, makale v.s. her konuda cevapları sıralamıştım ama öyle kaldı konu 🙂 soran siz cevap almayan siz o zaman neden sorular soruyorsunuz show mu yapıyosunuz? Bilim dialektik ile olur soru sorup konuşmayı bitirmekle değil.

    Beğen

    • Ben kanıtlara ve gerçeklere dayalı konuşmaya çabalarken sizin “astroloji süfer” deyip içini doldurmadığınız bir şeyler gevelemeniz adil olmadığı için yorumlarınızı onaylamıyorum. Gereksiz tartışmalara harcanacak vaktim olsaydı buralara yazı yazamazdım. Dilediğinize inanmakta ve başkalarının inanmasına çabalamakta özgürsünüz. Ben şimdilik aklımı kullanarak sadece aklımın kabul edeceği delillerle ispatlanabilen şeylerle ilgilenmeyi sürdüreceğim. Daha önce söylediğim gibi, dilerseniz korktu deyin, dilerseniz anti demokratik olduğumu düşünün, bana aklın kabul edebileceği deliller, fiziğin açıklayabileceği fenomenler, biyolojinin temellendirebildiği argümanlar getirmediğiniz sürece söyleyeceğiniz her şey bana göre sizin kendi inancınızdır ve ben de bunları onaylamayacağım.

      Beğen

  23. doğum anındaki bir saniyelik değişim bile farklı özellikler ekler insan karakterine astrolojiye göre. benzerliği görmek için farklı şartlar altında değil benzer şartlar altında gözlem yapmak gerekir.

    Beğen

    • Bir tane ispat sunarsanız daha güzel olacak. Buraya gelen herkes “şu olur, bu olur” diyor ama kanıtı yok.

      Bence doğan çocuğa karabiber koklatmak ona çok büyük özellikler ekler. Hadi bakalım. İnandınız mı?

      Beğen

      • eğer bana doğum saatinizi ve yernizi detaylı olarak yazarsanız sizi hiç tanımayan birisi olarak tutarlı sonuçlarla gelebilirim.

        Beğen

    • 1. Bir önceki yorumunuzda “doğum anındaki bir saniyelik değişim bile farklı özellikler ekler insan karakterine astrolojiye göre” demiştiniz. Herhangi bir insanın kendi doğduğu anı “saniyesine” göre bilme şansı yok. Var olsa dahi muhtemelen sizin saatinizle o sırada doğmuş olduğu hastanedeki saat arasında mutlaka bir miktar saniye ve hatta 1-2 dakika kadar fark olma olasılığı var. Merak ettiğimden soruyorum: Madem saniyeler dahi bu kadar önemli,

      a) Hangi saati referans alıyorsunuz?
      b) Kişinin size verdiği saatle sizin referans aldığınız saat arasındaki dakika ve saniye farkını nereden biliyorsunuz?
      c) Bu an bebeğin kafasının çıktığı an mı? Yoksa tamamının mı? Yoksa göbek bağının kesildiği saniye mi?
      d) Yıldızlar niçin etkilemek için tam olarak doğum anını esas alıyor? Anne karnındaki gelişim evresi sırasında yıldızlar neden etki etmiyor? Eğer ediyorsa kişilerin 9 aylık veya 7 aylık olması çok şey değiştirmez mi?
      e) Sezaryen için tam olarak hangi işlemi esas alıyorsunuz?

      2. Benim karakterim az çok belli oldu. Size çok yakın arkadaşımınkini veriyorum. Tutarlı bir tahminde bulunursanız bizi şaşırtma olasılığınız var. 22 Temmuz 1982, 17:15 civarı (Saniyesini bilemiyoruz doğal olarak ve maalesef.)

      Beğen

      • verdiğiniz doğum saatine ve yerine istinaden alakasız birisi olarak yorum yapıyorum..! diğer arkadaştan cevap gelmemiş anlaşılan.

        baştan belirteyim sizi tanımıyorum, bir linkten buraya ulaştım ve bu konuya ayıracak bir yarım saatimin olabileceğini düşündüm o yüzden yorum yapıyorum..

        öncelikle bu arkadaşınızın *istanbul’da doğduğunu baz aldım.

        yengeç burcu olmasına rağmen çok konuşan bir arkadaş, ‘sen nasıl yengeçsin yaaa’ gibi şeyler duymuş olmalı. kendini de baya beğenen bir yengeç..içten içe ‘ben görünmeliyim, burada olduğum hissedilmeli, bana ayrıcalık tanınmalı benimle ilgilenmeliler’ gibi şeyler hiç belli etmese de fazlaca hissediyor olmalı. dışarı ukala, sivri dilli, meraklı, enerjik yerinde duramayan bir profil çizebilir.

        kendisinin farklı bir güzelliği/havası/elektriği var anladığım kadarıyla. ilk bakışta insanın dikkatini çeken bir duruşu, bu erkek ise son derece karizmatik, kadın ise son derece cazibeli diyebilirim. görüntüsünde ben buradayım diyen bir şey var ve sanırım o kişi de bunun farkında olmalı.. kendisine ikili ilişkide ya aslanlar ya da ikizler burçları oldukça denk gelmiş olmalı. teraziler de çekici olabilir tabi onlar için..

        bu arkadaş ölüm-yaşamak-hayat konularına baya kafayı takmış olabilir. paranolmal olaylarla fazlaca ilgileniyor olabilir.. ”ölüm” konusu ona merak uyandıran, büyüleyici, çekici geliyor olabilir..

        amma ve lakin ki uranüs her yerine sert sert açılar yapmış … bu kişi bu yüzden gidip alakasız alakasız muhalefet olabilir olaylara. kendi içinde bazı şeylerin doğruluğunu kabul etse de asla belli etmez vee ”ne alakası var, bana bunu açıkla, benim mantığım almıyor’ diye ortada gezebilir. uzun lafın kısası asla sürüye uymak istemez.. o farklı olmalı, hatta farkını da milletin gözünün içine içine sokmalı 🙂

        arkadaşlar.. hayaller.. umutlar… bu üç kelime hayatta büyük yer kaplamış. o sanki bildiğin ciddi bir kazık yemiş de küllerinden doğmuş gibi.. çevresinde güçlü insanlar görmekten hoşlanan bir karakter. dostlarını da ciddiye alan bir yapı.. hatta kendinden *yaşça büyük dostlar görünüyor.. bu dostlar baya da zengin… züğürt olsa bile ruhsal anlamda zengin olabilir yani bir bolluk meselesi var.

        bu kişi acayip ikna eden, sinsi sinsi plan yapan, intikamını soğuk tepside alan da birisi ayrıca… 🙂 off yoruldum.. iyi akşamlar.

        Beğen

      • bir de herkes merak eder, ilişkiler kısmından hiç bahsetmemişim, onu da yazayım tam olsun.. az önce yoruldum ama şimdi dinlendim yazmaya hazırım ..

        bu arkadaş böyle hep olmayacak, uzakta olan ilişkileri arıyor? bu yabancı kültürden birisi olabilir mesela.. geçmişinde dumanla haberleştiği bir ilişkisi olmuş da olabilir. 🙂 taaa uzaklardan birine aşık olmuş, vay efendim arada yıllar yollar imkansızlıklar falan.. yine de kaderinde yabancı birisi ile evilik görünüyor. veya farklı bir kültürden olabilir bu kişi. alevi – sünni gibi..

        bu kişi tutkulu olduğu kadar sevimli de olacak 🙂 böyle hayata mutlu bakan, derin, felsefik.. yalnız rica ediyorum arkadaşınıza söyleyin o sivri dilini azcık tutsun valla sinir bozucu gibi duruyor. yani uranüs etkisi nedeniyle böyle lafı dolandırıp karşısına çıkacak kişinin aklını bulandırmasın .. ya zaten bu arkadaşınız hisleri son derece kuvvetli de ayrıca, fal baksa çıkar yani.. telepatik seviyede karşısındakinin kafasının içini okuyabiliyor..bir de insanlara uçuk kaçık gelen bir ruh dünyası olabilir, ilişkileri özgür yaşama eğilimi olabilir. ama yinede plüto gelmiş venüse üçgen bir bakış atmış, bu demek oluyor ki ne kadar özgürüz tamam hayat bize güzel ama, sevdiğimi sahiplenirim arkadaş! gibi bir hali var. astroloji ile ilgilense oldukça başarılı olabilir 🙂

        neyse çok oldu, size ona bu yazdıklarımı da gönderin, kendisinden bahsedilmesinden hoşlanacaktır eminim. ben bu alanda çok iyi değilim gerçi, arkadaşınız iyi birisi ama bu çok açık. ya nerden nereye geldik ben buraya sinirimden giydirmeye geldim de şu an analiz yapıyorum. o da güzel. iyi akşamlar.

        Beğen

  24. Yazınızda şöyle bir cümle var: “Ensestlerin, tecavüzcülerin, rüşvet alan bürokratların sayısı da giderek artıyor, ama bu onların yaptıklarının iyi ve doğru olduğunun göstergesi değildir.”

    Sözlüğe baktığımdaysa şöyle bir sonuç karşıma çıkıyor: “Ensest, yakın akrabalar arasında gönüllü ya da gönülsüz cinsel ilişki.”

    Aile içinde yaşanan gönüllü ilişkiler de ensest kavramının içine giriyor. Tabii ki biz bu kelimenin sürekli aile içi taciz, tecavüz olaylarında kullanıldığını gördükçe kötü anlama geldiğini düşünüyoruz.

    Fakat sizin de hak vereceğiniz üzere her ensest ilişki kötü değildir. Bu da aynı eşcinsellik, transeksüellik gibi toplumlarda tabulaştırılan konulardan yalnızca biri.

    Ayrıca nasıl herhangi yönelimden bir insan çocuklara cinsel saldırıda bulunduğunda bunu o yönelimdeki insanların tamamına yıkamaz isek, bu durumu da bütün ensest ilişkiler için kullanabilmemiz mümkün değil.

    Yani şunu diyebilirim, iki yetişkin insan arasında gönüllü olarak gerçekleşen hiçbir ilişki “kötü” değildir. Bu ilişki ensest ilişki de olabilir.

    Yazıda bu kelimeyi kötü niyetle kullanmadığınızın farkındayım, ama böyle güzel ve tarafsız bir yazıda bu kelimeyi tecavüz, rüşvet gibi kelimelerle aynı bağlamda kullanmanız bana çok doğru gelmedi.

    Beğen

  25. Kendi yazımı yazarken sizin bu yazınıza denk geldim. Pozitif bilim dallarında okumuş arkadaşlarım dahi astrolojiye inanırken ben ne diyeceğimi bilemiyorum. Bence astrologlar ve astrolojiye gönülden inananlar ile tartışmak yersiz. Siz ne kadar “bilimsel yöntem, deney,kanıt” derseniz deyin, uyduracak bir cevapları var. Herkes istediğine inanmakta özgürdür tabii ki. Ben de önüme bilimsel kanıtlar konmadığı sürece, astrolojinin saçmalık olduğuna inanmaya devam edeceğim! Binlerce astroloji yazısı olmasına rağmen, sizin yazdığınız bu yazıya benzer, gerçekleri ortaya döken yazı sayısı çok az ne yazık ki… Ben de kendimce birşeyler karaladım ve devamını getirmeye çalışacağım…

    http://www.teknomani.com/2014/06/astroloji-neden-sacmalktr.html

    Beğen

  26. dediklerine bakılırasa sen objektif değilsin tabi orası sana kalmış da ne varsa eskide var sözünü ya biliyorsun ya da eş geçiyorsun neyse son yüzyılın alimlerinden ıbrahim hakkıyıda eş geçersin bu kadar geri düşünmen yanlış ortada o kadar bilimsel gerçek varken ama sana kalmış…

    Beğen

  27. GÜzel bir yazı emeğinize sağlık. Ama bir iki şeye değinmeden geçemeyeceğim.

    Öncelikle inançlar ve ruhsal fenomenler “bireysel” olgulardır ve “ruhsal gelişimi” amaç edinirler. Ruhun varlığıyla ilgili olgulardır ve bilim ruhun ne olduğunu kavrayamadığı sürece bunların açıklanması da mümkün olamayacaktır. Jung, ruhun varlığına ve gelişmekte olan dinamik yapısına bilimsel bakışı açısıyla psikoloji üzerinden yaklaşmış ama sayısal bilimler açısından yeterli data elde edilemediği için kenara atılmaktadır.

    Bir ara jung’ın eserlerini okumanızı öneririm, okumadıysanız… Okuduysanız, bir daha açık fikirle okumanızı öneririm.

    Konu bu değil tabi ki… Haliyle ben bir kişi olarak bilimle birlikte gelişemem, en basit bir araştırma bile en az 2-3 yıl almakta bilimin adım atması ise 20-30 yılı bulmaktadır. İnsan ömrüni ortalama 70 yıl olduğunu varsayarsak, bilim insanın fiziksel sağlığına odaklı işlev göstermekte ama hem psikolojik hem kişilik hem de ruhsal açıdan katkı sağlayamamaktadır. Haliyle kişinin inançları baz alarak ruhsal ve psikolojik gelişimini sağlaması gerekmektedir. Yine Jung’dan örnek vermek gerkirse, JUng ölümün bilinemezliğine ve ölçülemezliğine değinirken ölümden sonraki yaşam inancının psikoloji açısından faydalı olduğunu dile getirmektedir. İnsanın yaşlandıktan sonra “atıl” hale gelmediğini ve yaşlılıkta da kişinin gelişim halinde olduğunu dile getirir ve ölümün mutlak bir son olduğu fikri kişinin bilinçaltı düzeyinde travmalara, korkulara neden olarak kişiyi hem bireysel hem toplumsal açıdan işlevsiz hale getirmektedir. Haliyl bu inanç psikoloji açısından faydalıdır ve gelişimi destekler niteliktedir.

    Bu örnekte olduğu gibi bizler için de önemli olan gerekli gelişimi göstermekte ve bu süreçte bireysel bazda inançları ve pratikleri baz almalıyız.

    Ben kişisel olarak astrolojiyi baz aldığımda, inanılmaz derecede doğru tespitler yapıldığını, doğum anından sonrası için kişinin kendini keşifte çok kullanışlı olduğunu gördüm. Kısaca astroloji kendini bana şüphelerime rağmen “bireysel” anlamda kanıtladı. Bir şeyleri fark etmemi, hayatımda düzeltmemi sağladı, gelişime katkıda bulundu.

    Gerçek bir astrolog amacın kişinin kendini keşfetmesi olduğunu hep dile getirir, geleceği tahmin etmeye çalışmak değildir. (Gelecekte ki olasılıkları sunmaktır.)

    Eğer bir sistem veya pratik bireysel gelişime destek oluyorsa bir sorun yok, bu noktada inançlarda “bilimsel” değil “bireysel” kanıtlarla hareket edilmeli ve bunun da bir metadolojisi oturtulmalı. Nasıl prensiplerle çalıştığı benim sorunum değil, bilimin sorunu =) BEnim sorunum, benim hayatımı daha “kaliteli” daha “verimli” kıldı mı, beni psikolojik ve ruhsal olarak geliştirdi mi… Bizim sormamız gereken soru bu.

    -Eğer bir gün üşenmezsem astrolojinin hangi ruhsal prensiplerle çalıştığını yazabilirim. Her ruhsal sistemin (Bilimsel olmasa bile) kendi içinde bir mantığı ve baz aldığı savları vardır. Hatta bunlar bilimsel açıdan çürütülemeyecek kapsamda şeylerdir-

    Beğen

  28. Bu yazıyı yazan kişinin doğum haritasina bakmak isterdim. Safsata diye adlandırdığı şeyin bu güne kadar gelmiş olmasının bir sebebi olduğunu hıc düşünmemiş anlaşılan. Bu en basit mantık yürütme şeklidir. Neden bunca yıl boyunca astroloji diye bir kavram vardı peki?? Yazıda anlatıldığı kadar safsata ve cahil uydurması ise neden hala bahsediliyor ? yazı hiç hoş olmamış, ne tür bir kaygı ile yazdınız anlayamadım ama… yine yine yeniden “bilgisi olmadan fikri olanlar klübü” temalı bir yazı görmek beni şaşırtmadı.. astrolojinin ne olduğu ile ilgili deģil ne olmadığı ile ilgili bilginiz paha biçilemez tabi. iyi çalışmalar.

    Beğen

    • Sn. Kaya; kısır döngünün has bir örneği olmuşsunuz. Yazıda zaten herhangi bir şeyin doğru olduğu kanısında “uzun yüzyıllardır var olmasına” dayanarak varamayacağımızı, bunun geleneksellik safsatası olduğunu yazmıştım. Siz de aşağıya gelip “madem bunlar safsata, neden uzun yıllardır var o zaman?” minvalinde bir soru sorarak yeni bir örnek teşkil etmişsiniz. Yazıyı okumadığınızı anlayabiliyorum ancak bu yazdıklarınızdan.

      Hintliler uzun yüzyıllardır ineğe tapıyor, bazı toplumlar uzun yüzyıllardır kadınları klitorislerini kesmek üzere sünnet ediyor, bazı kabilelerde cadı oldukları gerekçesiyle yüzyıllardır arada bir kadınları yakıyorlar. Aynı basit mantıkla bunları da doğru buluyorsanız sizin adınıza çok üzüldüm açıkçası.

      Somut bir “örnek olarak” sağladığınız katkı için teşekkürler.

      Beğen

      • Ne kadar yüce bir konuya kendinizi adamışsınız … umarım bu konudaki başarınız Popülarite olarak dönüş yapar. Zira astrolojiyi safsata olarak görmek size sadece bunu getirecek.. ve getirmiş de 🙂 başarılar. .. 🙂
        “Bilim İnsanıyım benim bir mum yakmam yanlış bilen doğruya yönlendirmem lazım !! Bu çok yüce bir amaç …” insanlar öküze yaparak mutlu oluyorsa bırakın mutlu olsunlar. Birey bazında konuşuyorum. Kalkıp “öküz sadece bir hayvan arkadaşım, sen niye öküze tapıyorsun o sadece bir hayvan o ne yağmur yağdırdı ne güneş açtırdı” diyerek Ortada gezen birinin bana ve bu öküze Tapan arkadaşa bir şey kattığını düşünmüyorum … Bu kişiyi hatta tıpkı söyle hissediyorum (evet hissediyorum bilim pek açıklayamayabilir, 6. His falan )

        “ben bundan iyisini biliyorum, bu akılsız öküze tapıyor ama yanılıyor … Bundan iyisini bildiğim için de söylemesi ayıp egom biraz kabarık ehehh e zaten hem iyisini bilip hem kanıtladım, dünya da öküze tapma olayını bıraksın veya bana kanıt sunsun, ben o kadar önemli ve zekiyim ki kanıt olmazsa karşındakini insan yerine bile koymam, öküze Tapan kişi de benim için bir birey olmaktan ziyade beyni olmayan kafasını çalıştırmayan bir çeşit zavallı… ve kabul etmek gerekirse ondan üstünüm çünkü ondan daha biliyorum gerçeği ” evet aynı böyle hissediyorum… eğer parantez içini birkaç defa okursanız, ne demek istediģimi anlayabilirsiniz.

        Ya bir de çok komik kadın yakmak ile astroloji ne alakası var beyefendi ? Öküze tapmak de anlarız da kadın yakmak … hani kafanızda konuları çarpıtiyorsunuz ama farkında değilsiniz. Bana anlamlı bir şeyler söyleme çabanızı, hevesinizi taktir ediyorum, bana yorumu attıktan sonra ki gizli hazzınızı da anlayabiliyorum, ama kafamda hiçbiri birbiri ile uyumlu değil. Eğer örnek vereceksiniz benzer bir şeyden örnek verin. Kadınların yakılması ile kafanızda nasıl bir bağlantı kurdunuz bununla hayret. .

        Beğen

      • Ya bir de yorumlarınızı okudum da… “nedir bu neyle ölçülür, nedir, nasıl yapılır he nedir bunlar nedir bu nedir bir açıklayın yaaaaa nedir bu neyi ölçüyorsunuz arkadaş bana kanıtla ! Anlat yolunu ” Tavrınız … siz de bana sabit fikirlilik, inatla savunduğu konunun daha ne olduğu (gezegen açılarının ne olduğu mesela, bir astroloğa sorulabilir miydi acaba? Veya arkadaşım ben bu konuya inanmıyorum gel benim haritam bir örnek olsun hadi anlar bakaĺım neymiş bu diye bilgi alınsa mıydı, ben iyi değilim bu konuda yeterince) hakkında ama gerçekten alanında iyi olan bir kişi ile birebir en ufak görüşme yapmamış ama banane banane inanmıyorum diyen somut bir örnek oldunuz… teşekkürler.

        Beğen

      • Tevfik Uyar 22 Ekim 2014 20:38

        “Bu en basit mantık yürütme şeklidir. Neden bunca yıl boyunca astroloji diye bir kavram vardı peki?? Yazıda anlatıldığı kadar safsata ve cahil uydurması ise neden hala bahsediliyor?”

        Yukarıdaki cümle size ait. Bana astrolojinin doğruluğu için daha sağlam bir argüman sunsaydınız, kadın yakmakla hiçbir ilgisi olmayacaktı. Ancak argümanınız sadece “bunca yıldır hala var olması ve hala bahsedilmesi” olduğu için oradan astrolojiyi çıkarıp yerine kadın yakmayı koyabiliyoruz. Bu mu yani? Bunca yıldır hala var olan her şeyi doğru mu kabul edeceğiz? Siz yapıyorsanız ne ala; devam edin.

        Ayrıca evet, bana göre öküze tapan yanılıyordur. Dünya’daki her din diğerinin yanıldığını düşünür. A partisine oy veriyorsanız, B partisinin yanıldığını düşünüyor olabilirsiniz. Mesele sadece din, görüş, ideoloji değildir. Einstein’ın da, Newton’un da yanıldığı noktalar vardı ve bilim insanları onların yanıldıklarını düşünüyorlar. Nitekim siz de bizim “astrolojiyi reddederek” yanıldığımızı düşünüyorsunuz. Buradan yola çıkarak bana sataşmanıza lüzum yok.

        Bu da önemli bir fark: Ben argümanlarınızı eleştiriyorum. Siz ise bana, “egosu yüksek, çok bilmiş” minvalinde sataşıyorsunuz. Ortaya bir tane mantıklı argüman koyun, onu tartışalım. Bana sataşmadan düşüncelerinizi ifade edemiyorsanız, üzgünüm, böyle bir yere varamayacaksınız zaten. Birbirinin tekrarı olan cümleleri yazıp yazıp duruyorsunuz.

        Ayrıca kendiniz bile astrolojiyi “inanmak” fiiliyle sunuyorsunuz. İnanmak fiili doğruluğu ispatlanamayan, genel geçer olmayan şeyler için kullanılır zaten. “Yer çekimine inanmak”, “Dünya’nın döndüğüne inanmak” diyemiyoruz; çünkü gerçektirler, olgusaldırlar. Astroloji gibi birileri inandığı için var olan bir öğreti değil, gerçektirler. Astroljiye inanmak ve inanmamak mümkündür. Dünya’da astrolojinin inananları var inanmayanları var. Biz neden gözünüze battık anlamıyorum: Böyle bir şeye siz inanıyorsunuz diye bizler de inanmak zorunda mıyız?

        Benim yazdıklarımı üzerinize alınıp, “biz sizden daha akıllıymışız” falan gibi hissettiyseniz bunun faturasını bize çıkarmak zorunda değliz. Sizin gibi düşünen insanların da forumları, blogları var. Oralarda yazabilirsiniz. Akla ve mantığa dayanarak astrolojiyi reddetmem çok gücünüze gitti diye size daha fazla vakit ayıramayacağım. Mantıklı bir argüman ya da yeni bir bilgi sağlamayıp benzer minvalde yorumlar yaparsanız da onaylamayacağım. Bilginize.

        Beğen

  29. benim takıldığım nokta ne biliyor musunuz? gerçekten hiçbir derinlemesine araştırma yapmadan, astroloji nasıl çalışır bilmeden ve deneyimlemeden, tecrübe etmeden nasıl inkar edebiliyorsunuz? ben kendini bilime adamış birisi falan değilim.. eğer şiddet ve öfke ile karşı çıktığım (buradan tavrınız nedeni ile öyle hissediliyor üzgünüm) bir konu üzerinde çalışıyor olsaydım, bilmem kaç bin kişi üstünde test falan yapmadan önce gerçekten gidip bu işi bilen birisinden ‘bu iş nasıl oluyor anlatabilir misiniz?’ derdim. ya bu çok basit ! gerçekten basit 🙂 ben buradan size anlatamayacağım benden beklemeyin 🙂 zaten diğer komik olan nedir biliyor musunuz? burada bir sürü yorum yapan insan var.. kanıt sun kanıt sun deyip susturmuşsunuz, kimisi kaçıp gitmiş 🙂 buradan nasıl kanıt sunacaklar veya sunacağız size ? astroloji alanı (yani sizin hiç bilmediğiniz ve üstünde çalışmaya gerek duymadığınız ama inatla reddettiğiniz) buradan kanıt sunmakla olacak bir şey değil. sizin doğduğunuz ilk andaki gezegensel etkilerin kaderinizi nasıl etkilediğini gerçekten anlayabilmeniz ve deneyimleyebilmeniz için konu hakkında birkaç bilgi ve tecrübe edinmeniz lazım. en basiti karakter tahlili. yani sizin arkadaşınızı yüzeysel şekilde anlattığım gibi bir analiz. (bu arada analiz hakkındaki yorumlarınızı merak ettim.)

    eğer bir erkeğin haritasında *ay burcu aslanda olunca o kişide ne gibi bir etki yapıyor,bu etki o kişinin tavır ve davranışları ile uyumlu mu? bunu oturup kendi kendinize bir okuyup, anlayıp, sindirip gözlemleyebilirseniz sanırım ne demek istediğimi anlayacaksınız 🙂 ama ”benim astrolojiyi yalanlamaya vaktim var ama anlamaya vaktim yok” diyorsanız diyecek bir şeyim yok tabi 🙂 susup bir daha sitenizi rahatsız etmemek üzere giderim. eğer cevap buysa ==>buradan sonrasını okumak zorunda değilsiniz

    yani burada sizin yaptığınız kapının önünde duran bir araba için henüz kontağı çevirmeden ‘çalışmıyor’ demek gibi bir şey… gönlünü doğruluk, dürüstlük, insanlara faydalı olma konusuna adamış insanlara bakıyor (umuyorum öylesiniz) ve, bu kadar zor olmamalı diye düşünüyorum. hala amacım astroloji alanına inanmanız değil.yine inanmayın. gerçekten yine inanmayın 🙂

    astrolojiyi bilim olarak görüp görmemeniz konusunda zerre kaygı taşımıyorum… şahsınız adına söylediklerimin arkasındayım sanıyorum insanları bazen gereğinden fazla hissediyorum. akrep burcu olmak da bunu gerektirir 🙂

    ha bu arada ben gelecek yıl evleneceksiniz, vay efendim üç yıl içinde milyarder olacaksınız kısmı ile ilgilenmiyorum, benim ilgilendiğim alan tamamen karakter analizi bunu belirteyim, yani yalanlamadan evvel öğrenmek isterseniz en basit yöntem karakter analizi ile başlayabilirsiniz.

    ====not; tamam size yeni bir bilgi elimde çılgın kanıtlarla gelmedim, yayınlamayın bence sorun yok, amacım şov değil gerçekten ne düşündüğünüzü öğrenmek. beni okudunuz bu yeterli 🙂 ======

    not 2;kadın olmama rağmen dümdüz bir kafam var sorularım net, olur da cevap verirseniz lütfen kelime oyunlarından kaçınıp şu şekilde ilerleyelim;

    soru x- astroloji hakkında böyle bir yazı yazmadan önce neden bir araştırma yapma, deneyim, gözlem yoluna gitmediniz Tevfik Bey?

    a)astrolojiyi yalanlamak için öğrenmek(nedir nasıl çalışır, nasıl etki eder gözlemlemek zorunda falan da değilim, zaten hiç kanıt yok) zorunda değilim,bu hareket gayet tabi bir bilim insanına yakışır zaten.
    b)bu konuda kanıt sunulmadığı için öğrenmeden bu konuyu yazmak istedim. hem kanıt, bilgi, bana katan bir şey yoksa neden vaktimi harcayayım ki? (ama yalanlamaya vaktim var çünkü böylesi benim için daha faydalı bir yol)
    c)siteye popülerlik kattığı için yazıverdim gitti
    d)bana popülerlik kattığı için de yazmış olabilirim neden olmasın?
    e)hepsi!

    başarılar! 🙂

    Beğen

    • Sn. Kaya,

      Önyargı ile hareket ediyorsunuz. Şıklarınız arasında “Okudum, araştırdım, bizzat ilgilendim ve saçma olduğu sonucuna ulaştım” yok.

      Astrolojiyi hiç bilmediğim, anlamadığım, bir bilene sormadığım tamamen sizin varsayımınız. Herhangi bir noktada “ben sormadım kimseye, kimse de bana anlatmadı” dediğimi hatırlamıyorum. Ben kuşkucu olarak doğmadım. Bir zamanlar daha farklı düşünüyordum. Sandığınızın aksine o dönemde astrolojiyle de epey ilgilendim, araştırdım, öğrendim, sordum, soruşturdum. Zaten biraz daha geriye, 2011 yılında yayımlanmış olan “İz Odası” adlı kitabıma bakarsanız fizik değil metafizik ilintili şeyler bulursunuz. Ki ondan öncesi de var. Ayrıca daha önce dergi editörlüğü de yapmıştım ve çıkardığım dergilerde astrolojiye bizzat ben yer verdim. Yani anlayacağınız astrolog dostlarım, tanıdıklarım da oldu.

      Yani çok üzgünüm ama sandığınız gibi, astrolojinin bir safsatalar yelpazesinden ibaret olduğu sonucuna “bilmediğim, öğrenmediğim” için değil, bilakis öğrenip, araştırıp, sorguladuktan sonra ulaştım. “Evet hiç bilmiyorum ama bilmeme de gerek yok” gibi bir yanıt vererek sizi daha da sevindiremediğim için gerçekten üzgünüm.

      Ocak 2015’te (yetişirse Kasım 2014’te) astroloji hakkında yazmış olduğum kitap çıkmış olacak. Orada astrolojinin tarihi de dahil, epey bir araştırma yapmış olduğumu göreceksiniz. Ayrıca bizzat kendim test etmeyi de denedim. Şuradan ulaşabilirsiniz: https://yalansavar.org/2014/05/08/astrologlarin-bilimle-imtihani/

      Yani sn. Kaya, daha önce de söylediğim gibi, siz inanıyorsunuz diye ben de inanmak zorunda değilim. Altına yorum yazdığınız bu yazıda da Binnur Zaimler’in sunduğu gerekçelerin birer safsata olduğunu söylemeye çalışıyorum ve bunları mantıklı gerekçelere dayandırıyorum. Varsa sunacağınız karşı neden ve argümanlar onları sunun; benim inancımla değil, yukarıda yazdığım A1, A2 … A10 adet argümana karşılık, B1, B2… gibi argümanlar sunun. Kişiselleştirerek sadece polemik yaratırsınız. Başka bir şeye yaramaz. Ben hâlâ şahsınıza (bu yorumda önyargılı hareket etmekle itham etmek haricinde) herhangi bir sataşmada bulunmuş değilim. Sadece cümlelerinizi değerlendiriyorum.

      Sevgiler.

      Beğen

      • pekala anlaştık şimdi. siz araştırdınız, gördünüz deneyimlediniz ve astrolojinin saçma olduğuna karar verdiniz … tamam o halde. yukarıda yazdığınız 10 maddelik yazıyı okumadım bu arada evet itiraf ediyorum 🙂 Sevgili Binnur, zalim bir sohbete davet etmiş oldu beni ama nihayetlendi bugün, geçici rahatsızlıktan dolayı özür dileriz 🙂

        kitabınızı alacağım bu arada, ön araştırma ile bilim kurgu olup sürükleyici olduğu hakkında bilgi edindim, metafizik de varsa bu iş oldukça güzel olacak.

        (daha yukarılarda verdiğiniz doğum bilgileri size ait tamam çaktırmıyorum)
        (bir arkadaşım ekolü) 🙂 🙂

        jupiter şans getirsin! Başarılar !

        Beğen

      • Tevfik Uyar 24 Ekim 2014 18:41

        Üzgünüm, kötü tahmin. Benim doğumgünüm değil yukarıdaki.

        Beğen

  30. Bu tartışmalarda benim garip bulduğum bir durum var. Astrolojiye “inananlar” sürekli olarak “anlamadan, astrolojiyi iyice öğrenmeden nasıl olur da safsata, saçmalık dersiniz?” şeklinde yaklaşıyorlar.

    Amerika’da “The Flat Earth Society” diye bir topluluk var. Dünyanın düz olduğunu iddia ediyorlar. Bu iddialarını kanıtlamak için onlarca teorileri var, okumak isterseniz yüzlerce sayfa okursunuz. Şimdi ben bu topluluğun iddialarını reddetmek için tüm o teorilerini okuyup anlamalı mıyım? (bir kısmını okudum bu arada ve bayağı güldüm). Elimde bilimin gösterdiği binlerce kanıt ve yörüngedeki uydu/uzay araçları varken?

    Benim için aynı durum astroloji için de geçerli. Gezegenlerin, binlerce belki milyonlarca ışık yılı uzaklardaki yıldızların insanın kaderini veya karakterini değiştirdiğine inanmam için 18 senelik tahsil hayatımı, mühendislik bilgilerimi bir kenara mı bırakmalıyım? Bunu hiç yapmam demiyorum, ama lütfen gerçekten bilimsel kanıt ve ispatla gelinsin. Kesinlikle açık fikirli olacağım. Yoksa, “ben neden bilimle ispatlayayım, sen gel astrolojiyi iyice bir öğren” demekle olmuyor bu işler, kusura bakmasın kimse…

    Beğen

  31. not; Binnur zalim sohbete davet etti derken Binnur ile alakam yok ! Zalim bir sohbet cümlesi için soyadı pek uygundu sadece 🙂 Yanlış anlaşılmasın … Astroloji sever birisi olarak astrolog takip etmem… Yine de Binnur’a da başarılar tabi.

    Beğen

  32. ‘Tevfik Bey ile astroloji üzerine zalım atışmalar adlı program’ sonlanmıştır, tüm dinleyicilere duyurulur.

    Beğen

  33. Teyfik Bey açıklamalarınız oldukça yeterli iken hala idrak edemeyenler var 🙂
    Ben doğduğumda güneşin açısı bilmem ne matematikti komik bunlar. Güneşten bir enerji gelecek olsa 8-9 dakikada gelir Hele ki Neptün den gelecek enerji 4 küsür saat sonra gelir 🙂
    Saatler çok önemliymiş filan hangi saate göre sezyum atomunun radyasyonunun 9.192.631.770 periyoduna karşılık gelen süreyi mi referans alacağız. 9.192.631.669 periyota denk gelen ne yapacak 🙂 onu da zeki müren görecek mi 🙂
    Yakında Karanlık enerjiye ve karanlık maddeyede bağlayacaklar astrologlar. 13. burç noldu bu arada ?

    Beğen

  34. Merhaba. Bugün Mirgün Cabas’ın programında sitenizden haberdar oldum. Yukarıdaki yazı gayet yerinde olmuş. Ancak yorumları henüz okuyamadım. Konuyla ilgileniyorsunuz diye bir kitap önerisinde bulunmak istiyorum. http://www.idefix.com/kitap/astroloji-curutuldu-lawrence-e-jerome/tanim.asp?sid=GRKYNH2QB7Q1GFDW2VSQ

    Ayrıca son günlerde Türk Astronomi Derneği olarak da bazı girişimlerimiz oldu. http://www.tad.org.tr adresinden takip edebilirsiniz. Bazı üniversiteler kimliklerini ve varoluş nedenlerini unutarak, bilimsellikten uzak, sorgulamayan yaklaşımlar benimsemekteler. Bu konuda yasal adımlar atmaktayız. Konuyla ilgili merak ettikleriniz olursa iletişim halinde olabiliriz. Selamlar.

    Beğen

    • Merhaba Sinan Bey,

      Bahsini ettiğiniz kitabı temin ettim. Baştan sona okudum diyemem ama gözden geçirdim ve kaynak olarak yararlandım. Temmuz ayında benim de Kırmızı Kedi Yayınevi’nden “Astrolojinin Bilimle İmtihanı: Yıldızınız Size Ne Söylemiyor?” adlı bir kitabım çıkıyor. Türk astrologları da taşladığım kitabım çıktığında derneğinizle birlikte neler yapabileceğimizi konuşmak isterim.

      Anlayacağınız ben bu konuya takığım 🙂 Hatta geçtiğimiz günlerde bir anda popüler olan yüksek lisans tezini de ben ortaya çıkarmıştım. Sizler de yetkili ağızdan gerekenleri söylemişsiniz. Bu hususta teşekkürlerimi sunarım. Temasta kalmak isterim. Yasal girişimlerinizi de takdirle karşılıyorum.

      Saygılar ve selamlar.

      Beğen

  35. Barış Çakmak Cevapla 07 Eylül 2015 22:36

    Merhaba,

    Bahsettiğiniz kitapı okumak istiyorum, ne durumda?

    Beğen

  36. öncelikle bir insan 2 mayoz bölünme sayesinde oluşur ve uzaktaki gezegenlerin buna bir etkisi yoktur hadi diyelim ki var neden doğduğumuz gün ?
    tanıdığım hemen hemen herkes (annem ablam akrabalarım vb.) bunlara inanıyor belkide öyle olduklarına inanmak işimize geliyordur.
    not: tesadüf mü bilmem ama etrafımda burçlara inanan hemen herkes bayan.

    Beğen

  37. Mehaba, Tevfik Bey. Astrolojiye olan merakım bir bayan arkadaşımın konuya olan aşırı ilgisiyle başladı. Hatta bir keresinde kendisiyle beraber yıldız haritamı bile çıkarttırdım. Bir bilgisayar programı kullanan bir kadın; doğum tarihi ve saati bilgilerimle bana çok detaylı olarak önümüzdeki günlerde ve yıllarda yaşayacaklarımı anlattı. Bu olayın ardından bir mühendis olarak bilime karşı olan merakım yüzünden astrolojiyi detaylı olarak araştırmaya karar verdim. Sonuç olarak tabiiki astrolojinin bilimle hiçbir alakası olmayan bir zırvalık olduğunu anladım.Evrendeki herşeyin birbiriyle bugün bilimsel olarak tam açıklayamadığımız şekilde birbirleriyle bir bağı olduğuna inanıyorum ama Jüpiter’in bolluk, Mars’ın savaş getirdiği gibi bir saçmalığa da inanacak kadar aklımı peynir ekmekle yemedim Ama esas sorun astrolojiye inanan insanların hayatlarını bu zırvalığa göre yaşamaları ve kararlarını buna görme vermeleri. Kitabınızı okuduktan sonra insanların bu inancının sebepleri konusundaki kafamdaki bir kaç boşluğu da doldurdum. Maalesef astroloji insanın psikolojik yapısı sebebiyle her zaman var olacak çünkü bu inanç pek çok insan bir ihtiyaç, insanın gelecekte ne olacak merakı herzaman bu inancı sıcak tutacak.

    Not: Astrolojiye inanan insanlarla bunun bir bilim olmadığını asla tartışmayın. Her ne anlatırsanız anlatın hiç bir faydası yok 🙂

    Beğen

    • Beni en çok memnun eden yorumlardan başlıcaları, kişilerin zaten bilgi sahibi olduğu ama bir takım boşlukları kitap sayesinde tamamladığını söyledikleri yorumlar. Çok teşekkür ederim. Notunuz deneyimlerimle sabittir 🙂

      Beğen

  38. merhaba tevfik bey:

    öncelikle ben astrolojiye tam olarak inanmam sadece doğduğumuz ayın kaderimizi etkilediğini düşünüyorum ama bu konuda emin olamam belki yengeç burcunun karakter özellikleri bana babamdan geçmiştir yada her yengeç burcu aynı özelliğe sahip olmayabilir ya da yengeç burcu olmayan biri yengeç burcu özelliği taşıyabilir ayrıca burçlar hep iyi özelliklerimizden bahseder ben daha şu burç kincidir bu burç kıskançtır diyen duymadım. astroloji belki doğrudur belki yalan bunu bilemeyiz çünkü doğruluğunu kanıtlamak veya yanlışlığını ispatlamak için yeterli araştırma yapılmamıştır. hani bilimsel bir kanıt yok dedik ya belkide hiç kimse daha önce kanıtlamaya çalışmadığı içindir bilemem sonuç olarak bu makaleyi okuduktan sonra astrolojiye inancım kalmadı denebilir. eğer astroloji kaderimizi belirleyecekse o zaman nasıl özgür olabiliriz değil mi?

    ilgi çekici bir konu seçmişsiniz ama üslubunuzu beğenmedim özellikle yorumlarda aşağılara indikçe uslubunuz kabalaşıyor. bu konuda sizi uyarmak istiyorum eğer karşıdakinin görüşünü değiştirmeye çalışıyorsanız ki makalenin amacı budur sözleriniz iğneleyici olmamalı çünkü siz saldırırsanız onlarda savunmaya geçer ve bu tartışmanın hiçbir anlamı kalmaz bana kanıt göster kanıt göster demek biraz kolaycılığa kaçıyor bence karşıdakinin görüşünü ancak onu anladığınızı ama bir de bu açıdan bakmasını söylerseniz bence bakış açısını değiştirmeye çalışabilir ama bu yalandır şu safsatadır derseniz o da doğru olduğunu iddia etmeye devam edecektir.

    biraz daha kibar ve anlayışlı olalım bence bu kadar sert eleştirilere gerek yok karşıdakinin inancına inanmasak bile saygı göstermeliyiz hoşgörülü olmalıyız onun yanlış olan inancını değiştirmeye çalışırken kalbini kırmayalım.

    Beğen

  39. astrolojiye inanmamak mı. koç burcu, balık burcu, kova burcu günlük fallarını okuyamazsa dünya tersine dönebilir.

    Beğen

  40. Bana burcumu soranlara Çin takviminden bir hayvan ile cevap veriyorum, şaşırdıklarında ise “Yunan kültüründeki burçlardan olmak mecburi mi?” diye devam ediyorum. Babillerin bulduğu burçların evrensel olduğu yanılgısı da yaygın ama her kültür kafasına göre birşey uydurmuş haberleri yok 🙂

    Beğen

Trackbacks/Pingbacks

  1. Yalansavar Site « Bilelim Bilmeyelim - 25 Mart 2013

    […] Astrolojiye İnanmak İçin “10 Yanılgı” […]

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: