Manyetik alanlardaki “gizli geçitler”

Ne zamandır gazetelerin uyduruk bilim haberlerini konu etmemiştim. Ara sıra yapmak lazım, hem vaka çalışması oluyor, hem de saçmalıkların bilinçsiz kopyalama ile nasıl yayıldığını, habercilik denen mesleğin yok olmasının ne kötü sonuçlara yol açtığını görüyoruz.

Haberi önce “Türkiye’nin aydınlık insanlarının gazetesi” 5 Ağustos 2017 tarihli Cumhuriyet’te gördüm.

Cumhuriyet’teki haberin metni orijinal değil, Popular Science Türkiye’de 2 Ağustos’ta Doruk Bozyayla imzasıyla yayınlanmış olan yazının kopyası. Yazılana göre “bilim kurgunun bilim gerçeklerine dönüştüğü günümüzde NASA’dan, Dünya’nın manyetik alanında gizli portallar keşfettikleri yönünde bomba gibi bir açıklama“ gelmiş. “Bu keşif uzayda yolculuk çağını başlatabilir”miş. Üstelik “manyetik alandaki bu portalların neden orada oldukları ve tahmin edilenler dışında başka amaçları olup olmadığı henüz bilinmiyor”muş.

Ne yazık ki okuduklarını anlamamışlar. Dahası, anlamadıkları şeyi kafalarında uydurdukları bir hikayeyle bilim kurguya çevirmişler.

Önce, olayın aslını iyice anlayalım. Cumhuriyet’in metninde NASA’nın 2012 tarihli bir haberine bağlantı verilmiş. NASA’nın haberinin de ilk paragrafında yine “gizli geçitler” ifadesi kullanılmış. Konu, Dünya’nın Güneş’e bakan tarafındaki özel bir manyetik alan yapısı, ve bunu daha iyi incelemek için gönderilecek olan yeni bir araştırma uydusunun tanıtımı.

Dünya’nın manyetik alanı, ana hatlarıyla, bir çubuk mıknatısının alanına benzer. Pusulalarımızın kuzeye dönmesi, göçmen kuşların yönlerini bulması bu manyetik alan sayesindedir. Bu alan yeryüzüyle sınırlı kalmaz, uzayda onbinlerce, hatta bazı yönlerde yüzbinlerce kilometre mesafeye kadar etkisini yayar. Dünya’nın manyetik alanının etkili olduğu bölgeye jeofizikçiler manyetosfer adını verirler.

Hepsinin olmasa da, birçok gezegenin, yıldızın, hatta galaksinin de manyetik alanları vardır. Ama Dünya üzerinde en etkili olanı Güneş’in manyetik alanıdır, özellikle de Güneş’ten fışkıran iyon ve elektronlardan oluşan güneş rüzgarı.

Güneş fokur fokur kaynayan bir plazma topudur. O kadar sıcaktır ki, elektronlar atomlardan kopar. Pozitif ve negatif yüklü parçacıklar Güneş’in güçlü manyetik alanıyla beraber bir “manyetize gaz” oluşturur. Bu parçacıklar, içinde bulundukları manyetik alana sıkı sıkıya tutunurlar. Öyle ki, Güneş’ten dışarı fışkıran güneş rüzgarı, Güneş’in manyetik alanını milyarlarca kilometre boyunca yanında sürükler.

korona kütle fışkırması

Bir korona kütle fışkırması görüntüsü. Korona fışkırmaları Güneş rüzgârının kaynaklarından biridir. Kaynak: ESA/NASA, Solar and Heliospheric Observatory

Güneş rüzgarının plazması kendi manyetik alanına yapışık kalır. Dünya’nın manyetik alanı ise özerk bir alandır. O yüzden güneş rüzgarı Dünya’ya ulaşamadan, Dünya’nın manyetik alanının etrafından dolaşmak zorunda kalır. Dolayısıyla Güneş’ten gelen yüksek enerjili elektronlar, protonlar ve diğer iyonlar genellikle Dünya’ya ulaşamaz.

Bunun bazı istisnaları da vardır. Dünya’nın manyetik alanının yönü güneyden kuzeye doğrudur. Güneş rüzgarının manyetik alanı ise kısmetimize göre herhangi bir yönde olabilir. Eğer bu alan kısmen de olsa güney yönündeyse, yani Dünya’nın alanına ters yöndeyse, birbirlerine çok yaklaştıkları bir noktada “manyetik birleşme” (magnetic reconnection) denen bir süreç görülür. Ters yöndeki manyetik alan çizgileri sanki ortadan kopar ve farklı biçimde tekrar birleşir. Yani “X” biçiminde bir manyetik yapı oluşur.

Manyetik birleşme

Plazma taşıyan güneş rüzgarı manyetik alanının Dünya’nın alanı ile birleşmesi. Kaynak: NASA

Plazma dinamiği, manyetik alan çizgilerini mümkün olduğunca düz olmaya zorlar. Gerilmiş bir paket lastiğini bıraktığınızda şak diye kısalması gibi, manyetik çizgiler de “yeniden birleşme”nin ardından kısalırlar, ve bunu yaparken de Güneş’ten gelen parçacıkları Dünya’nın manyetosferine taşırlar. Yani “X” noktaları, güneş rüzgarının Dünya’ya ulaşabilmesi için bir nevi “geçit” oluşturur. Bu geçitten geçen parçacıklar, sözgelişi, Dünya’nın çevresindeki akımları biraz arttırır veya kutup ışıklarına sebep olurlar, ama gündelik hayatımızı ciddi şekilde etkilemezler.

Manyetik birleşme sadece Güneş’e bakan tarafta değil, geri tarafta, manyetosferin “kuyruk” bölgesinde de olur, ama bu manyetosferin kendi içindeki bir süreçtir. Dışarıdan parçacık girişine sebep olmaz.

Bu fiziksel resim, uzayın geniş hacmindeki çeşitli bölük pörçük gözlemler plazma fiziği teorisiyle birleştirilerek ortaya çıktı. O yüzden manyetik birleşme sürecinin ayrıntıları, NASA o haberi yazdığı sırada, tam bilinmemekteydi. X noktalarının oluştuğu yerlere odaklanacak yeni uyduların yapacağı gözlemlerle daha fazla bilgi edinmek ve Dünya’yı nasıl etkileyeceğini tahmin etmek mümkün olacak. NASA’nın anlattığı bu.

Güneş rüzgarının Dünya’nın manyetosferindeki etkisini şematik olarak gösteren bir animasyon. Kaynak: NASA.

X noktaları yeni bir fikir değil. Uzay araştırmalarının ilk dönemlerinden beri, teorik plazma fiziği bilgimiz böyle bir şey olması gerektiğini bize söylüyor. Söz gelişi Jim Dungey, 1961’de yazdığı ve şimdi klasikleşen bir makalede bu sürecin basit bir modelini vermişti. O dönemden beri X noktaları manyetosfer fiziğinin temel bileşenlerinden biridir. Yani yeni keşif filan söz konusu değil, “bomba gibi” hiç değil.

Dungey 1961 şekil 1

J. W. Dungey, Interplanetary Magnetic Field and the Auroral Zones, Phys. Rev. Let., 6, 47-49, 1961

İşin bilimsel temeli bu. Şimdi bu basit ve sıkıcı açıklamanın nasıl dallanıp budaklanıp uçuk bir bilim-kurgu hikayesi haline geldiğine bakalım.

Yanlışlık NASA’nın haberi yazış tarzında başlıyor. Yazıya bilim kurgu çerçevesindeki portallardan bahsederek başlıyor, ve bir bilimcinin portal denebilecek bir şeyi tespit ettiğiyle devam ediyor. Aslında ilgi çekici bir giriş yapmaya çalışmış yazar. “Bilimkurguda geçitler var ya, işte bunlar da Güneş’ten gelen parçacıkların girdiği noktalar, bir nevi geçit, ehehe” demeye getiriyor.

Bu benzetmeyi yazlıktaki emekli fizik öğretmeni yapsa yüzünüzü buruşturursunuz; NASA yapınca daha da dayanılmaz oluyor. Dikkatli okumayanlar için yanlış anlaşılacağı kesin; girişten sonra gelen aşırı ayrıntılı açıklamaya herkes dikkat etmiyor. Akılda kalan tek şey: “NASA gezegenler arası ulaşım sağlayan bir manyetik geçit keşfetti.

Nitekim, bu yazının yayınlandığı 2012’den bu yana bir çok İngilizce web sitesinde bu iddia var. Çoğunluğu sahte bilim, ufoloji, ruhçuluk ve benzeri yeniçağ inançlarına yönelik web siteleri. Hepsi aynı şekilde, önce NASA’nın gezegenler arası bir geçit bulduğunu düşünüyor, ve haberin kalanındaki karmaşık ifadeler içinden bu intibayı teyit edecek cümleleri seçiyor.

Popular Science Türkiye’deki yazı, bu sahtebilim sitelerindekilerle büyük benzerlik gösteriyor. İşin altında yatan bilimsel gerçekler hiç araştırılmadan yanıltıcı ve düpedüz yanlışlıklarla dolu bir yazı yazılmış. Yazıdan alıntılarla yanlışları göstereceğim.

  • Bilim kurgunun bilim gerçeklerine dönüştüğü günümüzde NASA’dan, Dünya’nın manyetik alanında gizli portallar keşfettikleri yönünde bomba gibi bir açıklama geldi.”Buraya kadar anlattıklarımızdan anlaşılacağı gibi, ortada solucan deliği, yıldız kapısı filan yok. Uzay gemilerini bırakın, parçacık boyutunda bile hızlı ulaşım imkanı veren bir şey yok. Sadece, manyetik alanın engellediği parçacık geçişinin bazı özel yerlerde mümkün olduğu, ve bu özel yerlerin daha iyi incelenmekte olduğu söyleniyor. Hiç bir yeni keşif söz konusu değil.

    Aktarılan bilgilerin bazıları doğru; bu X noktalarında Güneş’in ve Dünya’nın manyetik alanları birleşiyor. Plazma parçacıkları manyetik alan çizgileri boyunca engelsiz hareket edebilirler. Ama bu, Güneş’le aramızda bir otoyol kurulduğu anlamına gelmiyor. Güneş rüzgârı, bildiğimiz rüzgâr gibi kaprisli ve rastgeledir. Bir o yöne döner bir öbür yöne, ve yön değişince X noktaları anında ortadan kalkar.

  • Her gün bu 150 milyon kilometrelik hat boyunca düzinelerce portalın açılıp kapandığı saptandı.
    Yanlış. Sadece Dünya’nın manyetik alanının sınırında, yaklaşık 60,000 km mesafede ortaya çıkarlar.
  • Parçacıklar X-noktaları üzerinden Güneş’ten Dünya’ya manyetik alan transfer ediyorlar.
    Yanlış. Bir manyetik alandan diğerine parçacık transfer ediliyor.
  • Bu keşif uzayda yolculuk çağını başlatabilir. En azından Dünya ve Güneş arasında kestirme bir yol olduğu ortada.
    Konuyu hiç anlamamaktan kaynaklanan bir yanılgı. Güneş rüzgarı kestirme bir yol takip etmiyor. Manyetik duvar içinde bir delik buluyor sadece. Normal bir uzay gemisi düz bir çizgi takip ederek çok daha kestirme bir yol izler.
  • David Sibeck ‘Önce buna inanmadım,’ diyor.
    Sibeck gerçekten de bu alanda çalışan önde gelen bilimcilerden biri, ama inanmadığı şey nedir belli değil. İşin içinde inanılmayacak bir şey yok, her manyetosfer fizikçisinin bildiği şeyler bunlar.
  • Manyetik alandaki bu portalların neden orada oldukları ve tahmin edilenler dışında başka amaçları olup olmadığı henüz bilinmiyor.
    Neden orada oldukları, anlattığım gibi, biliniyor. Plazma fiziği ve elektromanyetizma teorisinin doğal bir sonucu olarak X noktaları oluşuyor. Doğal süreçlerin hepsi gibi, bunların da bir amacı yok. Sokakta esen rüzgarın burgacıyla bir köşede toplanmış yaprak yığınlarının bir amacı var mıdır?

Yazar kendisini bilim kurguya fazla kaptırmış, bahsedilen şeylerin solucan deliği olduğundan emin olmuş, ve bunların bir amaçla yerleştirilmiş olduğunu varsaymış. Bu yanılgıda NASA’nın özensiz ifadelerinin de suçu var, ama Popular Science gibi bir derginin adı altında çalışmak daha fazla dikkat gerektirir. Bilim yazısı yazarken, anlatılan olayın ne olduğunu yeterli derecede anlamış olmak şarttır.

Meraklısı için:

About Kaan Öztürk

Kaan Öztürk İstanbul’da doğdu. İstanbul Lisesi ve Boğaziçi Fizik mezunu. Rice Üniversitesi‘nde uzay fiziği alanında doktora yaptı. Işık ve Yeditepe üniversitelerinde ders verdi. 2015-2016 döneminde Rice'da ziyaretçi araştırmacı olarak çalıştı. Bugünlerde Sabancı Üniversitesi'nde optimizasyon ve yapay öğrenme konularında doktoraüstü araştırmacı olarak çalışıyor.

5 Yanıt to “Manyetik alanlardaki “gizli geçitler””

  1. Öncelikle utanarak da olsa itiraf etmeliyim ki, yazdıklarınızı anlayabilmek için bir kaç defa okumak zorunda kaldım. Bu konuda gerçekten oldukça fazla bilgi eksiğim var. İyi ki sizler gibi doğru bilgiye ulaşmamızı sağlayan hocalarım, abilerim, ablalarım var. Emeğinize sağlık.

    Beğen

    • Yeterince açık yazamamışım demek ki, kusura bakmayın.

      Utanmaya hiç lüzum yok, uzay plazmaları karmaşık bir konu. Sabrınız için teşekkürler.

      Liked by 1 kişi

      • Hocam siz gayet açık ve net yazmışsınız. Sorun ben de. Bu konuda daha çok makale okumam gerekiyor sanırım. İlk defa Dostoyevski kitaplarını okumaya başladığımda da böyle olmuştu. Bazen bir cümleyi tekrar tekrar okuduğum olurdu, ne demek istemiş yada ”benim anladığımdan farklı bir şey mi anlatmak istiyor” diye sorgulayıp dururdum. Asıl siz kusura bakmayın. Dediğim gibi sorun ben de. Böyle karşı taraf ne düşünecek diye hiç tartmadan aklımdakileri yazıveriyorum. Tekrardan emeğinize sağlık. Yeni yazılarınızı sabırsızlıkla bekliyorum. Saygılar.

        Beğen

  2. değerli bilgileriniz için teşekkürler..

    Beğen

  3. Son derece aydınlatıcı olmuş, teşekkürler.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: