Homeopati İlaç Üreticisi: İlaçlarımın işe yaradığını ispatlayamıyorum

xkcd.com

Işıl’ın ilk bölümü yayınlanan Homeopati yazı dizisinin başlamasının hemen ardından ünlü doktor Steven Novella’ın NeuroLogica Blog‘un da dünyanın en büyük homeopatik ilaç üreticisi Boiron ile ilgili bir yazıya rastladık ekip olarak. Hemen kısa bir yazı ile Amerikan yargısında Boiron ile ilgili onaylanan karar hakkında okuyucularımızı ve konu ile ilgili olanları bilgilendirelim.

Boiron’un sitesinde verilen bilgilere göre  firma  $730 milyon değeri ve 4000 çalışanı ile dünyanın en büyük homeopatik ilaç üreticisidir. Önde gelen ürünleri 200C (10-400 gözlenebilir evrendeki atom sayısının 10320 katında 1 derişim) homeopatik dozuna sahip Oscillococcinum olan firma şu anda ABD’de Gonzales v. Boiron, Fernandez v. Boiron, Gina Delarosa v. Boiron, Gallucci v. Boiron isimli davalarda ilaçlarının işe yaramadığı ve Boiron’un bilinçli olarak tüketiciyi aldatıcı pazarlama yöntemleri izlediği iddiası ile mahkemeye verilmiştir. (derişimin anlamsızlığını görmek için yazının sonundaki anlamsız uzunluktaki sayıya bakabilirsiniz)

Bu davalardan Gallucci v. Boiron isimli davada homeopatik ilaç üreticisi şikayetçi olanlarla anlaşma yolunu seçmiş ve iddialara karşı $5 milyon ödemeyi kabul etmiştir. $5 milyon avukatlık ücretleri, anlaşma ücretleri ve şikayetçilere ödenecek tutarları kapsamaktadır. Boiron ayrıca ilaç kutularını ve pazarlama yöntemlerini değiştirme yükümlülüğü altına girmiştir anlaşma uyarınca[1].

Mahkeme tutanaklarına ulaşamadığım için dava ile ilgili olarak Dr. Novella’nın yorumları  konuyu anlamak için yararlı olacaktır.

Boiron, ciddi bir savunma yaptı. Tanık kürsüsüne tıp doktoru olan bir homeopatı oturtular. [Homeopat] Boiron’un kullanılan aktif maddelerle ilgili iddialarını destekleyecek hiç bir bilimsel kanıt olmadığını fakat 200 yıllık söylenceye dayalı deneyimler olduğunu itiraf etti.

Firmanın kendi uzmanı bile bilimsel kanıt olmadığını söylemiş. Çok şaşırtıcı değil.  Dava sırasında incelenen 400,000 dökümanın sonunda üretici firma iddialarını destekleyecek bilimsel kanıt olmadığını kabul etmiş oluyor pratik olarak.

Davanın Türkiye için bir bağlayıcılığı olmasa da tüketicilerin ülkemizde yeni yeni kendini gösteren homeopati ve homeopatlara kanmamaları gerektiği konusunda uyarıcı bir nitelik taşıyor olması açısından önemli. Önce tüketip sonra mahkemeye vermektense hiç kanmamak daha iyi sonuçta. Ama aldanıp sonra mahkemeye verirseniz de bu mahkemede anlatılanları kaynak olarak kullanabilirsiniz.


Kaynaklar:

  1. İngilizce Anlaşma metni. Şikayetçilerin başvuru yapabileceği ve belli bir süre sonunda kapatılacak olan anlaşma web sitesinden alınmıştır.
  2. NeuroLogica Blog
  3. Science-Based Medicine
  4. Wikipedia
  5. Boiron internet sitesi

200C derişim = 10,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,
000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,
000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,
000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,
000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,
000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,
000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,
000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,
000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,
000,000,000,000,000,000,000,000,000,000 atomdan 1 tanesi aktif madde atomu olacaktır.

About Bahadır Ürkmez

İzmir Fen Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi Makina Mühendisliği bölümü mezunuyum. Evli ve 2 süper keyifli (herkesinki kendine öyledir zaten :)) çocuk babasıyım. Mühendislik yapıyorum.

14 Yanıt to “Homeopati İlaç Üreticisi: İlaçlarımın işe yaradığını ispatlayamıyorum”

  1. Çok çok mantıklı bilimsel çerçevede. Bir süredir homeopatik tedaviyi deneyen biri olarak homeopatın bana anlattığından çok daha fazla aydınlandım ve bilinçlendim. “Nasıl” olduğunu anlayamıyordum. Bilimsel bir zemine oturmadığı söylenmiyor ki. Ama soyguncu tip bir şifacı olmadığı için de devam ediyordum. 100% kandırılıyorum hissi oluşmuyordu ama artık galiba kaçarı yok.

  2. Yazınızın son paragrafına binaen: Bizde öyle pek milyon dolarlı davalar olmaz, boşuna kimsenin iştahını kabartmayalım :) Bizde olacak şey, aldığınız homeopatik ilacın bedelinin iadesi için tüketici hakem heyetine gitmektir. Onun ötesinde vay efendim bunlar mucize gibi pazarlanıyormuş, insanlar olağan tıp usullerinden cayıp bunlara avuç dolusu para döküyormuş, bu nedenle geri dönülemez sağlık sorunları yaşıyormuş, gibi konular bizim gündemimiz dışındadır.

    • Size katılıyorum bu konuda ancak olur da bu sahte çözeltiler ve ilaçlar yüzünden sağlığı zarar gören biri belki suç duyurusunda falan bulunur, o zaman işe yarar.

  3. Yazdiklariniza kesinlikle katilmiyorum. Amerikada’da, bilimsel olarak bu ilaclar denekler uzerinde deneniyor ve plasebo grubundan daha fazla etki gosterdigi klinik ortamda ispatlandiktan sonra piyasaya suruluyor. Ortada elbetteki ilacin etkilerini abartan sirketler olabilir ancak bu da tum homeopatik ilaclarin etki etmedigi manasina gelmez. Siz homeopatiyi karalayan boyle bir yaziyi asil Amerikada yazsaydiniz bu sirket beni karaliyor diye dava acardi. Neyseki Turkiyede’yiz ve arastirmadan istediginizi yazabiliyorsunuz. Amerika’da herkes herkese dava aciyor ancak bu dava acanin hakli, acilananin ise haksiz oldugunu asla gostermez. Halkimiz eminimki en az yan etkisi bulunan homeopatik ilaclardan zarardan cok fayda gorur. Homeopatik ilaclarini yaramadigina dair yanlis bir izlenim yaratmak asil halkimiza haksizlik olur. Dikkat ederseniz davada ilacin nasil etki ettigini ispatlayamamislar, etki edip etmedigini degil. Arada cok buyuk fark var, takdir ederseniz.

    • Ben Türkiye’de araştırmadan istediğimi yazabiliyorum, hımmm. Araştırmadığım sonucunu nereden çıkardınız? Neyse bu kısmına çok takılmayacağım.

      Öncelikle Amerika’da bu şirket beni dava edemezdi çünkü yazdıklarım kolayca ulaşılabilecek olgular. Üstüne üstlük “defamation suit” ya da “karalama davası” açsalardı buradaki iddialarımı kanıtladığım sürece avukatlık ücretlerimi bile öderlerdi. Örneğin Dr. Novella Boiron davalarını sürekli takip eder ve blogunda yazar. Novella şu yazısında/ Galluci v. Boiron davasının ardından Gallucci’nin avukatının

      It’s not just homeopathic medicine that’s falsely advertised, either. Natural and homeopathic diet supplements and beauty products can also scam consumers into believing they’re ‘Clinically Proven’ to work.

      yazıyor. Türkçesi ile

      Yalan reklam yapılan [ürünler] sadece homeopatik ilaçlar değil. Doğal ve homeopatik diyet ürünleri ve güzellik malzemeleri insanları “Klinik Olarak Test Edilmiştir” sahteciliğine inandırabilir.

      gördüğünüz üzere “homeopatik ilaçlar sahtekarlıktır” demek A.B.D.’de sizin iddia ettiğinizin aksine suç değildir.Hele sonuçlanmış bir davanın ardından mahkemenin sonucunu ve mahkeme tutanaklarına atfedilen bir ifadeyi kaynak göstererek yazmak hiç suç değildir.

      Amerika’da herkes herkese dava aciyor ancak bu dava acanin hakli, acilananin ise haksiz oldugunu asla gostermez.

      diyorsunuz. Haklısınız ama alt metin olarak Boiron’un haklı olabileceğine gönderme yapıyorsunuz. Yukarıda ki ifadeniz yaptığınız göndermenin de doğru olduğunu göstermez. O halde bu argümanı dikkate bile almaya gerek yok.

      Homeopatik ilaçlar hakkında yanlış izlenim değil doğru bilgi veriyoruz. Bir ilaç için 10-400=200C derişim dendiğinde o ilacı içtiğinizde 1 adet etken madde atomu alabilmeniz için 10320 adet evrende bulunan toplam atom sayısına eşit miktarda ilaç dozu almalısınız. Yani hem teoride hem de pratikte bu ilaçlarda etken madde falan yok. Etken madde yok ise ispatlanabilecek bir etki olduğunu düşünmek oldukça hatalı bir düşünme biçimi olur ya da ciddi bir miktarda hayal gücü gerektirir. Dolayısı ile

      ….ilacin nasil etki ettigini ispatlayamamislar, etki edip etmedigini degil. Arada cok buyuk fark var, takdir ederseniz.

      ifadenize katılamayacağım.

      Halkimiz eminimki en az yan etkisi bulunan homeopatik ilaclardan zarardan cok fayda gorur. Homeopatik ilaclarini yaramadigina dair yanlis bir izlenim yaratmak asil halkimiza haksizlik olur.

      Etkisi olmayan bir şeyin yan etkisinin olmaması oldukça olası ama homeopatik ilaçlara verilen paranın, tedavi oluyorum hayali ile var olan hastalığı tedavi etmemenin getirdiği yan etkileri unutuyorsunuz. Halkımızın homeopati, reiki ve daha nice sağlık sahtekarlığına kurban olmasını önlemeye çalışmak haksızlık değil aksine topluma yapılmış önemli bir katkıdır benim gözümde.

      Sevgiler,

      • yasemin bener 15 Mayıs 2013 at 21:51

        Her homeopatik ilaci ayni kafese koymamak gerekir. Sizin gibi uzun uzadiya yazacak vaktim olmadigi icin kisaca yazacagim. Fikirlerimi beyan etme ozgurlugune sahibim ve ben bazi homeopatik ilaclarin ise yaradigina inaniyorum, ki ciddi firmalarin klinik testleri US Medical Journal da yayinlanmaktadir. Bunlar plasebo ile karsilastirilan ciddi deneylerdir ve oranlar rastlantisal olamayacak kadar yuksektir. Ayrica dava acan tarafin avukatinin dediklerini dogru olarak kabul etmemiz kadar sacma bir seyde olamaz. Onlar davayi kazanip alacaklari yuzde 40 ucretin pesindeler. Bu alanda arastirma yapan bir medikal doktor olmadiginiza gore bu alanda cok ciddi fikir beyan etmenizde ne kadar dogrudur bilemiyorum.

      • Yasemin hanım,
        Bir tedavi yönteminin işe yaradığına inanmak ile, o tedavi yönteminin işe yaradığının kanıtlanması iki ayrı şeydir. Elbette istediğiniz herşeye inanabilir, istediğiniz her şey hakkında fikirlerinizi beyan edebilirsiniz. Ancak, fikirleri beyan ederken verileri de görmezden gelmemek lazım, yoksa fikirler temenni seviyesinde kalırlar.
        US Medical Journal ile ne kastettiğinizi anlayamadım, zira böyle bir yayın yok. Sanırım Amerika’da yayınlanan tıbbi yayınların tamamını kastetmişsiniz. Bu konuda ufak bir düzeltme yapayım, ne yazık ki homeopati hakkında yapılan klinik çalışmalardaki bulgulara, sizin iddia ettiğiniz gibi rastlantısal olamayacak kadar yüksek diyemeyiz. Aksine, homeopatinin etkinmiş gibi göründüğü tüm çalışmalar küçük örnek sayısına sahip, deney düzeneği iyi hazırlanmamış, çoğunlukla da kontrol veya körleme kullanılmayan çalışmalar. Denek sayısı arttıkça ve çalışma kalitesi yükseldikçe, homeopatinin etkisinin plasebo ile aynı seviyeye indiğini görüyoruz. Bu da kötü dizayn edilmiş çalışmalardaki bulgulerın sonuçlarının güvenilmez olduğunun bir göstergesi.
        Size, konu hakkında ilgili iseniz, dünyada yapılan tüm çalışmaları derleyip inceleyerek rapor eden Cochrane Collaboration web sitesini incelemenizi öneririm. Zira, burada yapılan tüm çalışmaların kümülatif sonuçlarını gözden geçirecek olursanız homeoatinin herhangi bir etkinliği olmadığını göreceksiniz. (http://www.cochrane.org/search/site/homeopathy)

        İlaveten belirtmeden geçemeyeceğim, nasıl siz homeopati konusunda fikirlerinizi beyan etme özgürliğine sahipseniz (doktor olmadığınızı varsayıyorum), Bahadır da benzer özgürlüğe sahip. Bu blogda saygı ve nezaket sınırlarını aşmadığı sürece herkes fikir beyan edebilir, fikirlerini sağlam verilerle desteklerlerse daha da güzel olur. Sevgiler.

  4. Merhaba,

    Homeopati hakkinda yazilanlari okudum. Bir cok noktada homeopatik ilaclarin biokimyasal reaksiyonlara girerken fosfat takma/takmama durumunu maalesef markerleyemiyorlar. Cunki molekuler agirligi ilgili etken maddenin organizmada ki farmakodinamik etkinligini gozleyemiyorlar ne pratik ne de teorik olarak. Bu da bilinemeyince etken maddenin reseptor-enzim duzeyinde ki etkilesimi bilinemiyor ve bu nedenle de bilimsel bir done ortaya konulamiyor. Ancak, avrupada da da Amerika’da da vibrasyonel tip (Oriental Medicine) alanında önemli gelismeler oldu ve Alman Ernst Lecher isimli fizik profesörünün Lecher antenna isimli bir anten sayesinde homeopatik veya ampul veya tablet iajanlar veya bedene alinip reaksiyona girmesini istedigimiz herhangi bir seyi (antenin calisma prensibine gore frekans duzeyinde 1.1 frekansina ilgili maddenin cevap verme sarti aranarak) dalga formuyla homeopatik ilaclar direkt beyine; yag, tablet ve diger uygulamalar ise cinlilerin Ren meridyeni adini verdikleri bedenimizin on kompartmanina yukleniyor (GIS). Isil hanim da sanirim tip doktoru bu konuda bir bilgisinin olup olmadigini bilemiyorum. Fakat ozel klinigimde genel ve psikolojik homeopatik ajanlari bu yontemle dalga bedene yukluyebiliyoruz. Konvansiyel olarak alinan homeopatikler per-os etkilesimi daha dusuk iken (farmakodinamik ve kinetik fazlarindan dolayi) dalga yontemiyle kullanilmalari direkt etkilesim saglamaktadir. Bunun sonucunda hucresel cevabin ne tur bir yol izledigini bilememekteyim zira bu calismayi yapabilecek herhangi bir laboratuvara sahip degilim. Amerika’ da bir cok docentin bu yontemi kullanmalarina sahit oldum. Manik bir hastanin veya bipolar bozuklugu olan veya sizoid egilimi gosteren bir cok hastada kullandigim homeopatik ajanlarin semptomlarini azalttigi ve dalga yontemini kullanarak dalga bedene yuklenilen ajanlar “De Qi” refleksi alinarak basarili bir sekilde uygulanabiliniyor. Bununla ilgili ayrintili bilgi verebilirim isteyen icin.

  5. Teorik Fizikçi Alan Sokal “Şakanın Ardından” ve “Son Moda Saçmalar” kitabında homeopatiyle ilgili çok aydınlatıcı bir kritikler yapıyor. Homepatinin neden bir “sahte-bilim” olduğunu anlatıyor….

    http://keremcankocak.blogspot.com/2013/12/sakann-ardndan-postmodernizmin-bilimsel.html

    http://keremcankocak.blogspot.com/2013/12/son-moda-sacmalar-postmodern-aydnlarn.html

  6. Evren’in sadece Newton’un algiladigi gibi mekanik bir duzen oldugu, insan vücudunun da bozulunca onarilmasi gereken bir makina oldugu modern tibbin hala takilip kaldigi bir noktadir. Bu konuda Bruce Lipton’un güzel aciklamalari var ve youtube’da bulunabilir uzatmayacagim.

    Homeopatinin etkili olup olmadigi tartisilirken unutulan cok onemli bir konu var. Nasil ki her klasik tip doktoru, mesleginin gereklerini cok iyi bilmiyor ve dogru yapmiyorsa bu durum homeopatide de var. Nasil ki her modern ilac sirketi kanun ve kurallara her zaman uymuyor ve zaman zaman bunun icin saglam cezalar oduyorsa bu homeopatik ilac yapan sirketler icin de gecerli. Homeopati kesinlikle ise yarayan bir tedavi sekli ama her homeopat homeopatiyi iyi bilmiyor. Her homeopatik ilac da homeopati prensiplerine uygun olarak uretilip kullanilmiyor.

    Oscillococcinum bu konuda iyi bir ornek. Cunku Oscillococcinum klasik homeopatik ilkelere gore kullanilan bir ilac degil, bu nedenle de etkinliginin dusuk olmasi ya da etki edememesi cok normal.

    Sıfırdan homeopatik ilac uretecekseniz. Once ilac etkisi oldugunu dusundugunuz maddeyi secerseniz (ornegimizde kaz kalbi ve cigeri) sonra bunu tenture donusturmenin en uygun kimyasal yolunu bulursunuz. Ondan sonra seyreltme ve calkalama islemleri ile “homeopatik” metot kullanilarak elde edilmis “homeopatik” bir ilaciniz olur.

    Ama ilaciniz daha kullanmaya hazir degil. Cunku ne icin kullanabileceginizi daha bilmiyorsunuz, sadece en basta yaptiginiz bir tahmin vardı (nezleye gribe iyi gelecegine dair bir hipotez), ilaci da bu yuzden uretmistiniz, simdilik hepsi bu. Simdi sira ilac denemesi yapmakta (proving). Ortalama sagliklari duzgun cesitli yaslarda kadin ve erkeklerden olusan saglikli bir grup bulursunuz. İlacinizi bu saglikli insanlara azar azar vermeye baslarsiniz. Onlar bu ilac ile yavasca kontrollu bir sekilde “zehirlenirler” (kimyasal anlamda degil) ve sagliklari bozulur, hastalik belirtileri gostermeye baslarlar. Bu belirtiler kayit altina alinir.

    Simdi bu ilaci kimlere verebileceginizi artik biliyorsunuz.

    İlac denemesinde saglikli insanlarda ortaya cikan semptomlarin aynisi ile size gelen hasta insanlara bu ilaci verdiginizde onlar iyileceklerdir.

    Yani Oscillococcinum her gribi otomatikman zaten iyilestiremez. Her hastanin semptomlari farklidir. Birinci yanlis budur. Herhangi bir homeopatik ilaci rastgele birine vermenin homeopatik tedavi yapmakla hic bir ilgisi yoktur. Bizim hocanin guzel bir ornegi vardi. “Ormana uzaktan bir suru ok atarsaniz belki bir tanesi geyige isabat eder” derdi. Homeopatik tedavi boyle yapilmaz, daha cok keskin nisanci atisina benzer. Yeri gelir bir tane hap, bir kere alinir ve iyilesme olaganustudur, inanmakta zorlanirsiniz. Tanik olan tip doktorlari o yuzden “sen zaten hasta degildin, sorun psikolojikti, o yuzden iyilestin, baska turlu olamaz” demek zorunda kalirlar. Ama “madem psikolojikti sen niye iyilestiremedin?” sorusunu yanitlayamazlar.

    İkinci ve daha buyuk olan yanlis da sudur. Oscillococcinum icin yapilmis kapsamli bir proving yok, varsa bile yayinlanmis degil. Yani homeopatik Materia Medicalarda Oscillococcinum yer almiyor. Yani isteseniz bile Oscillococcinum’u dogru kullanamazsiniz, nerede kullanmaniz gerektigi kayit altina alinmamis. Bu bilgi homeopatlarda yok!

    http://www.provings.info/en/substanz/oscilloc

    E simdi bir tane uretici homeopatik ilkelere uygun olmayan bir sey yapti diye bunu cimbizla cekip cikarip almak bakin homeoati iste boyle fasarya demek cok mu bilimsel. FDA her sene Roche, Merck, Pfizer gibi sirketlere trilyon liralik cezalari niye kesiyor, yapmalari gerekeni yapmadiklari icin. Eh Boiron da istisna degil, o da yapmasi gerekeni yapmamissa bedelini oder. Ama bu homeopatiyi fasarya yapmaz. Boiron’un diger ilaclarini da fasarya yapmaz. Sadece Oscillococcinum ile ilgili bir ihmal, bir kurallara uymama soz konusu. Bedelini de odemeleri gerekir elbette.

  7. Ve elbette olaya bütünsel bir gozle bakabilmek icin hep yapmamiz gerekeni yine yapalim ve “parayi izleyelim” bu davanin olasi sonuclari nelerdir:
    1) Kanada’nin en buyuk eczanelerinden birinin homeopatik ilac satmaktan dolayi basi agrimistir.
    2) Boiron Oscillococcinum’dan buyuk paralar kazanmistir, neden tazminat yolu ile bu paralara birileri daha ortak olmasin. Madem bir acik var, vur ve kac.

    Eger sorun homeopatik ilaclarin etkinligi olsaydi, ya da Boiron’un tum homeopatik ilaclari olsaydi, dava boyle acilirdi, ama hayir, dava elbetteki yumusak yerden vuracakti. Tersini kanitlamak o kadar da kolay degil. Boiron da boru degil, O da pahali avukatlar tutabilir. Ama Oscillococcinum’u savunmasi zor. Cunku ev odevini eksik yapmis. Homeopatik ilkelerin hepsine uymamis. Davayi acanlar da bunu biliyor. Elbette davayi kazanirlarsa, sanslarini diger homeopatik ilaclar icin de deneyebilirler. Ama bu kolay olmaz. Ne yani butun dunya salak mi? Hollanda’da 1925 yilinda kurulmus bir homepati organizasyonu var: Liga Medicorum Homeopathica Internationalis (LMHI). Sadece Medikal tıp doktorları üye olabilir. Her sene dünyanin bir bolgesinde Uluslararasi Homeopati Kongresi düzenliyorlar, sadece medikal tıp doktorlari bildiri sunabiliyor. Ama herkes izleyebiliyor. Doktor olmak zaten kolay degil, bu kisiler doktor olduktan sonra ustune bir de homeopat oluyorlar. 70’ten fazla ulkede uyeleri yine tip doktorlarindan olusan homeopati dernekleri LMHI üyesi, bu kadar tıp doktorunun hepsi saf ve salak ve cahil mi? Alemin tek akillisi homeopatiye inanmayanlar mi, baska akılli yok mu bu gezegende? http://liga.iwmh.net/index.php?menuid=33

  8. Cihan Yıldırım Cevapla 14 Şubat 2014 at 23:09

    Ben Kanada’da bir homeopath eşliğinde homeopatik ilaçlar ile siillerimden eczemamdan kurtuldum…
    Bence homeopathy gayet etkili ve güvenilir bir tedavi metodu. Fakat siz sadece homeopathyinin sadece bu remedylerden ibaret olduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Bu tedavi metoduna prakisyen ile yapılan konuşmalardan sonra diyet, egzersiz, ve hayat koçluğu vs gibi faktörlerde katılır.
    Kesinlikle sadece al bu hapı gibi değildir. İnsana bir tüm olarak bakar….
    Babam 79 dan beri eczacıdır….
    Bende Kanada’da kayıtlı sağlık uzmanıyım masaj terapist olarak

  9. Homeapatik tedavinin yararını gören onlarca insan tanıyorum çevremde.

    “Bilimsel” olmak elbette önemli, kanıtlarla konuşmak…Ama bilimle açıklanamayacak(henüz) şeylerin olduğunu da kabul etmeyi bilmek gerek.
    Ameliyata girmeden hemen önce bir grup hastaya anestezi verilirken elleri de tutulmuş, diğerlerine sadece anestezi verilmiş…Sonuçlar çok da ilginç değil ilk gruptaki hastalarda ameliyat sonrası iyileşme hızı belirgin ölçüde yüksek çıkmış. Kişinin iyileşmesi, iyi hissetmesi yalnızca kullandığı ilaçlara bağlı olamaz, hayata bakış açısı, moralinin yüksek olması, kaygı seviyesinin düşük olması da çok önemlidir.

    Benim homeapati ile ilgilenen hiçbir tanıdığım batı tıbbını yadsımıyor, aksine homeapatiyi hastalıkların tedavisinde tamamlayıcı olarak kullanıyor.Dünyada onlarca homeapatik remedy yapan laboratuvar olmasına, binlerce “iyi niyetli”(amacı para kazanmak olmayan) homeapat olmasına rağmen birer örnek alınıp
    “Davanın Türkiye için bir bağlayıcılığı olmasa da tüketicilerin ülkemizde yeni yeni kendini gösteren homeopati ve homeopatlara kanmamaları gerektiği konusunda uyarıcı bir nitelik taşıyor olması açısından önemli. ”
    şeklinde acımasızca bir yorum yapılmasını ağır buluyorum.

    Bunun yerine; bu insanlar araştırılsa ve onlarla sohbet edilse -ki kimse sizden bunun için para talep etmez(kendi araştırmalarım ve ulaştığım homeapatlarla iletişimim örnektir)- sadece açılan davalar ve “bilimsel” olarak kanıtlanamamış yararların eleştirildiği bu yazılara bir de karşıt görüşler eklenebilirdi.

    Son olarak atladığınız ve yanlış yönlendirdiğiniz bir şey olduğunu düşünüyorum;homeapatik ilaçlar( homeapati ilaç kelimesini kullanmaz ve remedy der) seyreltilerek yapılır,(bir bitkinin yaprağı toz haline getirilir, bir tutam alınır (bilimsel değil farkındayım :) 10 birim suya eklenir,ondan alınan bir damla 100 birime, ondan alınan bir damla 1000 birime… ) ve elde edilen seyreltik yapıda ilk kullanılan bitkinin(mineral ya da ne ile yapılmışsa) kimyasal olarak özü bile kalmamıştır,laboratuvar da incelendiğinde o maddeye rastlanmaz sadece frekansı “enerjisi” vardır. ve kimse size ” Dünyanın hacminin 10 milyar katı sıvı çözelti tüketmek gerekli” demez, “aktif atomu” size vermek gibi bir yöntem ve amaçları zaten yoktur!

    Son dedim ama diğer bir noktaya daha değinmek istiyorum; bir homeapata gittiğinizde sizinle ortalama 2 saatlik bir görüşme yapar.(Ciddi bir rahatsızlığınız,ağrınız oluşu bu süreyi uzatır) ve batı tıbbının yönteminin aksine size bir bütün olarak bakar; ailenizdeki hastalıklardan,o ana kadar geçirdiğiniz rahatsızlıklardan,günün hangi saatinde ağrınızın arttığından, sıcak, soğuk, acı, tatlı neyi sevdiğinizden başlayarak 100lerce soru sorar.( Boğazım ağrıyor diye gittiğim aile hekimim beni 5dk da muayene eder antibiyotik yazar gönderir,daha önce başıma gelen hiçbir hastalık ya da ruhsal durumumla ilgilenmez).

    Her sektörde olduğu gibi bu sektörde de şarlatanlar olması elbette olasıdır. Öte yandan bu insanların varlığı; bu işi gönüllerini vererek yapan; emeklerini, zamanlarını ve eğitimler için onca parayı veren, insanlar için iyi şeyler yapmayı hayatlarının merkezine koyan,kişilerin var olduğu gerçeğini değiştirmez.

    Umarım bu konulara ilgi duyan herkes, işini iyi yapan insanlarla karşılaşır. Daha az farmakolojik ürün kullanmak isteyen,( her baş ağrısına ağrı kesici, her bademcik şişmesine antibiyotik almayı reddeden, ilaç sektörünün hayvanlar üzerinde acımasızca deneyler yapmasına tahammül edemeyen) insanlar için bir alternatif olmasının hiçbir zararı yoktur.
    Sevgiler…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 2.801 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: