Kulağıma gelenler

Radikal gazetesinde dün bir habere rastladım ve gördüm ki “Müziğin yeni modası: Dev Kulaklıklar” isimli bu haberde Yalansavar müdahalesine ihtiyaç var.

Ana tema olarak güzel bir nokta yakalanmış, hepimiz gün geçtikçe daha fazla insanın büyük kulaklıklar kullanarak yürürken müzik dinlediğini görüyoruz. Bir müziksever olarak bu akım benim de hoşuma gidiyor. Ancak bu bir moda ise, en azından bu fırsatla haberde kulaklıklar ile ilgili doğru denilen yanlışların da altını çizmek lazım. İsterseniz haberde geçen yanılgılara kısaca göz atalım:

  • “Çoğu insan iPod’unun gerçek sesini bilmiyor!”

Bu doğru olabilir, ancak burada iki konu önemli. Birincisi i-Pod diğer taşınabilir müzik çalarlardan farklı veya onlardan daha üstün bir cihaz değil. Bu cihazların hepsi ortalama seviyede bir ses kalitesi sunuyorlar. Zaten sıkıştırılmış formatlarda (tabiri caizse konserve edilmiş) müzik dinlemek için üretilmiş bu cihazlardan Hi-Fi kalitesi beklemek çok da gerçekçi değil. İkincisi ise dev kulaklıklar kullanarak taşınabilir müzik çalarlardan daha iyi ses alınabileceği yanılgısı. Bu cins aletler ses çıkış gücü olarak yüksek seviyelere çıkamıyorlar, çünkü fazla güç demek çok pil harcamak demek, oysa dev kulaklıklar olarak tabir edilen bu kulaklıkların hakettikleri şekilde sürülebilmeleri için daha güçlü cihazlar lazım. Bazı kulaklıklar düşük empedanslı ve/veya daha hassas oldukları için düşük çıkış gücü olan cihazlarla sorun yaşamayabiliyorlar ama çoğu kulaklık için özel bir kulaklık anfisi kullanmanın daha iyi sonuçlar verdiği söyleniyor.

  • “Kulak üstü kulaklıklar, özellikle süngerli modeller ergonomik oldukları için bir tercih sebebi. Bu tip kulaklıklar kulağınıza basınç uygulayarak dışarıdan gelen sesleri büyük ölçüde izole eder ve kulaklığın performansını arttırır. Kulak içi modellere göre kulağınızı daha iyi kapatarak sesin kulağınıza daha net ve kaliteli ulaşmasını sağlar. “

Konuyu araştırdığımızda, kulağa oturma şekline göre kulaklıkların üç ana grupta incelenebildiğini görüyoruz:

  1. Kulak kepçesi içine ve kulak yoluna yerleşenler (intraaural – earphone, earbud)
  2. Kulak kepçesi üzerine yerleşenler (supraaural – headphone)
  3. Kulağı kapatan modeller (circumaural – headphone)


Bunların kendi içlerinde avantaj ve dezavantajları var. Her birisinin de iyi örnekleri olduğu gibi çok kötü örnekleri de var. Ayrıca bu modellerin sadece bir kısmı ses izolasyonu yapar. Çoğu kulaklık dışarıdan ses alıp dışarıya ses bırakabilir. Kendi tecrübeme göre en güzel ses veren kulaklıklarım hep open-back denilen, yani arkası açık olan, ses izolasyon özelliği olmayan kulaklıklarımdı. Yazıdakinin aksine kulağı kapatan bir kulaklık kulağa basınç yapmak ve dış ortam sesini kesmek zorunda değil. Ayrıca kulak yolu içine yerleşen kaliteli bir kulaklık ile, çoğu kulağı kapatan modelden daha iyi bir performans almak da mümkün olabilir.

  • “Kablosu yeterince uzun olmalı. Kısa kablolar alanınızı kısıtlar ve kısa sürede yıpranma, hasar görme hatta kopma olasılığı daha yüksektir. Piyasanın en iyi kulaklıklarının kablo uzunluğu genelde üç metredir. “

Kaliteli bir kulaklığın kablosu yedek parça olarak ayrıca satın alınabilmeli, farklı uzunluklarda olabilmeli, hatta spiral veya düz seçeneklerde de sunulabilmelidir. Kulaklık kablosu gereğinden uzun olursa, bilhassa yolda yürürken sağa sola takılabilir, toplu taşım araçlarında size sorun yaşatabilir.

  • “Müzik dinlemiyorken kulaklığı takıp, dış sesleri ne kadar duyduğunuzu kontrol edin. İyi bir kulaklık müzik yokken bile dış sesleri ekarte eder.”

Yanlış. Ses izolasyonu ile kulaklık kalitesi arasında bu cins bir bağlantı yoktur. Sadece closed-back denilen modellerde 8-32dB arasında ortam sesi engellemesi olabilir. Bazı kulaklıklarda da noise-cancelling denilen aktif elektronik devrelerle ortam sesi azaltılmaktadır. Closed-back denilen kulaklık modelleri Hi-Fi kulaklıklarda çok tercih edilmemektedir, zira kapalı bir kutu içinde üretilen sesin dinamiği çok zengin olamaz.

  • “Yetkililere kabloda bulunan altın ve gümüş oranını sorun. Bu materyaller ses değerini arttırıcı bir etkiye sahip. “

Kablolar, müzik elektroniğinde en çok aldatmaca yaşanan alanlardan birisi. Hiçbir üretici sokakta kullanılacak kulaklığın kablosunu gümüşten ya da altından yapmaz. Bu cins kablolarda en sık rastlanan ekstra özellikler kulaklık fişinin altın kaplanması ve/veya kablonun OFC (oxygen-free cable) denen türde olmasıdır. Yazıda bahsi geçen “ses değeri”nin ne olduğunu bilmiyorum ama altın kaplama uçların ve egzotik “oksijensiz” kabloların ses kalitesini ve sinyal iletkenliğini arttırdığı bilimsel olarak ispatlanamamıştır. Bunlar tamamen kişisel tercihlerle sınırlıdır. Doğada elektrik sinyallerini bakırdan daha iyi ileten metaller sınırlı olduğu ve bakır da kolay bulunan bir maden olduğu için kabloda bir sorun yaşanması düşük ihtimaldir. Ben olsam kablonun oksijenine, karbondioksidine değil; örneğin yumuşaklığına bakardım. Soğukta kaskatı kesilen bir kulaklık kablosunun bize yaşattıklarını hepimiz biliriz.

  • “Ohm: Empedans olarak tanımlanan enerji çekim gücü, genellikle 16-32 Ohm arası bir değerle tanımlanır. Bu değer ne kadar yüksek olursa o kadar iyi.”

Neye göre iyi? Hangi açıdan iyi? Kaça kadar iyi? Empedans düştükçe kulaklığın bağlı olduğu cihazı daha çok “yoracağını” söylemek mümkün olabilir, ama yüksek empedanslar da ses seviyesinin düşmesine sebep olur. Cihazın özelliklerine uygun değerde kulaklık alınması önerilseydi bence en iyisi olurdu. (Ohm‘un tanımındaki absürdlüğe ise hiç girmiyorum. Ohm sadece direnç belirtir, enerji ve çekim gücü belirtmez).

Sonuç olarak gene özensiz bir teknoloji haberciği ile karşı karşıyayız. Bu cins bir yazı için biraz ayrıntılı araştırma yapılmalıydı, hatta buna ek olarak, kulaklık kullanımının olası sağlık riskleri ile ilgili de bilgilendirme yapmak için çok iyi bir fırsatı da kaçırmışlar diyebilirim.

Müzik dolu günler dilerim.

Resimler: Wikimedia commons ve www.headphone.com

About ilkay

Diş hekimi, yüksek öğretim kuruluşlarında yarı zamanlı öğretim görevlisi olarak çalışıyor.

5 Yanıt to “Kulağıma gelenler”

  1. Güzel yorum olmuş,
    Kulaklıklar konusu çok abartılan bir o kadar da sömürülen konu. Aslında kulaklıklar bir elektrik motorudur diyebiliriz. Nasıl elektrik motorunun tel direncine bakarak verime karar veremezsek kulaklıklara da vermemiz anlamsızdır.
    Frekans değerleri, çıkış gücü vs. unutun. Bunu bir Elektronik Mühendisi olarak söylüyorum. Etiketlere inanmayın. Kulaklıkların onlarca parametresini küçücük paketlerde bulamazsınız. Bulsanız da, doğruyu yazsalar da sizin zevkinize ve ergonominize uygun olacağınızı nereden bileceksiniz….
    En güzel kararı, dinleyeceğiniz cihazda, dinlediğiniz müzik ile deneyerek almanızdır.
    Müzikle kalın…

    Beğen

    • Orhun bey’den bir “Bir Bilen Safsatası”. Elektronik okudum, Sistem Mühendisliği okudum ama asıl önemlisi 37 yıldır kulaklık kullanıyorum, ilk stereo kulaklığımı Casio alarmlı saatlerin arka kapaklarından söktüğüm hoparlörlerle 70’lerde yapmıştım. Yani ses kalitesi açısından en kötü stereo kulaklıkla başladığımı söyleyebiliriz. İlk walkman’imi (Sony WM-7) ağabeyim 30 yıl önce hediye etmişti. Bugüne kadar her türlü kaynaktan, her türlü kulaklıkla (tabii hoparlörlerle de ama konumuz değil) her türde müzik dinledim. Hemen hemen taşınabilir müzik çalan her teknolojiden cihaza sahip oldum.

      Orhun bey’in söylediklerinin aksine, eğer kulaklarınızda bir sorun yoksa ve dinlediğiniz müzik yeterince zenginse;

      1) Frekans değerleri çok önemlidir. Üreticiler kolayca 20-20.000Hz yazıverirler veya hiç belirtmezler. Birileri insan kulağı o aralığı duyamaz dese de çıkabilirse de 8Hz – 22.000Hz frekans aralığında çalışabilen bir kulaklık MP3 çalarlar veya cep telefonları ile birlikte gelen bir kulaklıktan kesinlikle daha iyi bir netice almanızı sağlar. Maalesef pahalıdır ama kulak içi modellere razı olursanız 150-200TL arası bu frekans aralığında çalışan bir kulaklık bulabilirsiniz. Ses karakteristiği kulakiçi kulaklıkta pek zenginlik göstermez.

      2) Çıkış gücüne gelince yüksek sesi seviyorsanız önemlidir, Cihazların ses çıkış gücü bilgisine ulaşmak çok zor, hatta imkansız ama yüksek sesle dinlemeyi seviyorsanız cihaz çok küçük olmamalı, mesela 100gr ve üzeri cihazlar genellikle yeteri kadar yüksek ses verirler.

      3) Noise Cancelling özellikli cihazlar ortam seslerini azaltır ama aktif yani pil ile beslenerek elektronik olarak sesleri azaltıyorsa hemen hepsi bir dip fısıltısı yaratırlar ve ses kalitesi düşer. İyi haber, dip fısıltısı yapmayan aktif olarak çevre seslerini büyük başarı ile azaltan kulaklık bulmak da mümkündür. Bir tanesinin fiyatı Amerika’da tam olarak $349, Türkiye’de 1.200TL.

      4) Hiçbir kulakiçi veya kulağa oturan ve arkası açık hiçbir kulaklık bazı arkası kapalı, kocaman kulaklıkların kalitesine ulaşamaz. (Fakat bugünlerde ünlülerin kulaklarından sokaklara taşınan özellikle kırmızı rengi ile dikkat çeken kocaman kulaklıkları kastetmiyorum. Bas istiyorum gerisi önemli değil derseniz tercih de edebilirsiniz.) Bütçeniz $1.000 veya üzerinde olursa ses karakteristiği detayına kadar girebileceğiniz, kulağınızın duyabileceği her frekansı verebilen, derinliği yüksek bir kulaklık da alabilirsiniz. Tabii yüksek fiyat kaliteyi garanti etmez. Diyelim böyle bir kulaklık aldınız, İlkay beyin dediği gibi kaynak cihazın bu kulaklığı sürebilmesi gerekir yani yine kulaklık gibi kocaman bir MP3 çalıcı taşımanız gerekebilir. Fakat bu kalitede bir kulaklık alıp MP3 dinlemek abes olabilir. Yani sokak için gereksiz diyebiliriz.

      5) Bluetooth stereo kulakları önermiyorum ama $150-450 aralığında cihazınızla birlikte gelen kulaklıklardan daha başarılı kulaklıklar bulabilirsiniz.

      Ben ilgimi çeken hemen hiçbir cihazımı deneyip alamadım, ancak aldıktan sonra deneyebildim. Kulaklığa ayrı bütçe ayıracaksanız teknik verileri mutlaka inceleyin. Veri yoksa mutlaka bir bit yeniği vardır. “Doyumsuz müzik deneyimi” gibi sözlere aldanmayın. İyi bir kulaklık ise mutlaka ingilizce de olsa Internet’te incelemesi vardır, teknik verilere bu incelemelerden ulaşmak da mümkün olabilir. 20-20.000Hz aralığı oyun oynamak veya TV izlemek için yeterli olabilir ama kesinlikle müzik dinlemek için yetersizdir.

      Beğen

      • Can Bey, güzel yorumunuz için teşekkür ederim. Bir başka kulaklık meraklısı ile tanışmak her zaman heyecan verici bir deneyim oluyor.

        Kullanıcıların dikkat etmesi gereken ana noktaları bu vesile ile tekrar hatırlatalım (genelleştirmek ve kolay anlaşılabilmek adına aşağıdaki tariflerde teknik açıdan tam karşılık olmayan kelimeler kullanabilirim):

        * Frekans cevabı: Kaliteli kulaklıklarda 20-20kHz aralığından çok daha geniş olduğu görülmektedir.
        * Empedans: Kulaklığın ohm cinsinden direncidir. Kabaca kulaklık bobin sarım sayısına bağlıdır diyebiliriz. Taşınabilir müzik çalarlar yüksek empedanslı kulaklıkları “süremez”, odyofil kulaklıklar ise genelde 300 ohm ve daha yukarıda olabilir. Bu sebeple dikkatli olunmalıdır.
        * Ses basınç seviyesi (SPL): Kulaklığın istenen ses seviyesinde “sürülebilmesi” için gereken gücü anlatan bir değerdir ve desibel/miliWatt ile ölçülür. Yüksek değerler daha az güç ile sürülebilen kulaklıklara işaret eder.
        * Distorsiyon (THD): Kulaklığın ses bozma karakteristiğini ölçmeye yarayan bir değerdir ve % ile ölçülür. Daha küçük değerler kulaklığın sesi daha doğru bir şekilde iletebildiğinin göstergesidir.

        Şu anda kullanmakta olduğum Sennheiser HD580’in özellikleri şöyle:

        Kablo uzunluğu: 3 m (kablo kalitesi belli bir oranda önemlidir. Helezon şeklinde mi yoksa düz mü olması kişisel tercihtir. Kaliteli kulaklıklar genelde uzun kabloları ile birlikte gelir.)
        Form: Supraaural (kulağı kapatan), open air (arkası açık), dynamic
        Frekans cevabı: 12 – 39,000 Hz
        Jack: 1/8
        Nominal empedans: 300 ohm
        Basınç (SPL): 97 dB (SPL), 1 mW’da
        Distorsiyon (THD): 0.1 %
        Kalosuz ağırlık: 260 g

        Müzik dolu günler dilerim.
        İlkay UZUN

        Beğen

  2. İlkay bey, konuya değindiğiniz, bir mum yaktığınız için teşekkür etmediğim ve yorumumu aceleyle, düzeltme yapmadan gönderdiğim için, sizden ve okuyanlardan samimiyetle özür dilerim. Orhun beyin yorumunu yanıltıcı buldum ve biraz öfkeyle kalktım. Yorum Yaz butonuna bastığımdan beri de kendime kızıyorum.

    Bu yorumumun sebebi de üzerinde durmadığım, sizin değindiğiniz empedans konusu. Haklısınız taşınabilir cihazlar yüksek empedanslı (dirençli) kulaklıkları süremez ama bu demek değilki bahsi geçen üç kulaklık türünü de taşınabilir çalıcılarla kullanamayız, hiç ses alamayacağımız anlamına gelmez, Empedans tabanca -mermi-namlu ilişkisindeki gibi değildir. Musluk-su-hortum ilişkisi gibidir. Eğer hortum musluğu sarıyorsa musluğu açıp neticeye bir bakabiliriz. Hortum patlamazsa işimizi görebilir.

    ideal sesi alamayız, kulaklık en yüksek performansını gösteremez ama empadansı 50-100 ohm aralığında, 8 – 27.000 Hz bir kulağı kapatan model (circumaural – headphone) kulaklık ile taşınabilir bir cihazdan tatmin edici ses alabiliriz. Cihazla birlikte gelen kulaklık ile duyamayacağız zilleri veya davulları böyle bir kulaklıkla duyar hale gelebiliriz. Böylece müziği mümkün mertebe eksiksiz dinleyebiliriz. Tabii bu kulaklığı onu tam olarak sürebilecek bir amplifikatöre takarsak çok daha iyi netice alırız.

    Herhangi bir kulaklık türünü öne çıkarmaya kesinlikle çalışmıyorum. Kendim evde başka, sokakta başka tip kulaklık kullanıyorum. Kulaklık tipi tercihiniz size kalmış, evde başka, sokakta başka, uçakta başka kulaklık kullanabilirsiniz veya her yerde aynı kulaklığı kullanabilirsiniz. Konu sokakta müzik dinlemek ise kulaklık en önemli elemandır ve abartı değildir. Zira hemen her taşınabilir çalıcı işlenen MP3 dosyası ise hemen hemen aynı kalitede müzik çalar. Alacağınız ses kalitesini kulaklık belirler.

    SPL’e gelirsek Iphone, Samsung Galaxy S3, Nokia N8 gibi çok küçük olmayan yüksek kapasiteli pillere sahip cihazlar genelde yeterli güce sahiptir. Düşük kapasiteli pile sahip cihazlarda ses çıkış gücü genelde düşük tutulur. Yanılmıyorsam Iphone ürünleri 100 desibel’den yüksek güce sahip olmasına rağmen 100 desibelden yüksek ses vermesi engellenmiştir. Android cihazlarda da benzer bir sınırlama mevcuttur hatta 100 desibelin de altındadır ama ayarlarından yükseltilebilmektedir. Tabii yüksek ses pil tüketimini ciddi arttırır.

    Ucuz, sıradan bir lastik kullanmasını arabası ne olursa olsun kimseye tavsiye edemem. Fakat değerinde kaliteli bir lastiği en kötü arabaya bile tavsiye ederim zira iyi bir lastik vakti geldiğinde hemen her arabada hayat kurtarır. İyi bir kulaklık da müzikten alacağınız zevki çok çok arttırma potansiyeline sahiptir. Cihaza bir bütçe ayırdığınız gibi kulaklığa da bir bütçe ayırmanızı şiddetle tavsiye ederim. Eğer pratik bilgi vermeye çalışırken yanıltıcı olduysam lütfen müdahale ediniz.

    Sevgiler,

    Beğen

  3. Sn. Can Özdemir fazla şişmişsiniz. Adam “herkes sevdiği müziği dinleyerek karar versin” demiş ki en özet yorum budur. Bakın benim kullandığım kulaklık: panasonic’in 10 liralık giriş seviyesi kulaklığı. Benzer fiyata philips’ten çok memnun kaldığım için bir tane daha arıyordum, farklı olsun diye bu kez panasonic aldım, çok memnun kaldım.

    Ayrıntılar, omaj, kondansatörler vb. güzel de; okul okumaya zamanı olmayan bir halk için fazla ayrıntı konular.

    Sağlıcakla kalın.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: