Atıflar sizi aldatabilir

Şekil 1. Metnin içinde verilen atıfların bolluğu, yazılanların doğruluğunu göstermez. (Çizim: R. Munroe, http://xkcd.com/906)

Şekil 1. Metnin içinde verilen atıfların bolluğu, yazılanların doğruluğunu göstermez. (Çizim: R. Munroe, http://xkcd.com/906)

Bilimsel makalelerin bir özelliğinin önceki çalışmalara atıf yapmak olduğundan, bunun da çoğunlukla metin içinde dipnotlarla yapıldığından daha önce ayrıntılarıyla bahsetmiştim. Bu durum, makaleyi yazan araştırmacıları kaynaklarını belirtmeye, gözden geçirmeye, yeniden değerlendirmeye zorlar. Zira okuyucular da o kaynakları açıp orada ne yazdığına bizzat bakabilir.

Ama birçok okuyucu atıfları kontrol etmeye zahmet etmediğinden, atıfların lâyığıyla verilmediği, hattâ sırf bilimsellik görüntüsü katsın diye metnin içine ilgisiz atıfların serpiştirildiği de olur (Şekil 1). Hattâ Elsevier yayınevi işi hakemli dergiye fiziksel olarak benzeyen ama aslında Merck şirketinin broşüründen başka bir şey olmayan bir dergi çıkarmaya kadar götürmüştü.

Ama işin içinde her zaman kötü niyet olması gerekmez. İyi niyetle de hata olabilir.

Doğruluğunu anlamak için atıf verilen kaynağı iki açıdan değerlendirmek gerekir: (1) Bu kaynakta yazılanlar doğru mu? (2) Bu kaynakta yazılanlar doğru yansıtılmış mı?

Soru 1: Bu kaynakta yazılanlar doğru mu?

Bu noktayı iki açıdan değerlendirebiliriz:

Kaynağın niteliği.— Yayınlayacağı makaleyi hakem denetimi gibi bilimsel sınamalardan geçirmemiş, hattâ bilimsel yaklaşımı benimsemediği çok belli kaynaklara verilmiş atıflar, benim en sık rastladığım sorun.

Doğru kaynak nedir? Bu çok uzayabilecek bir tartışma; ama şurası muhakkak ki mutlak bir bilgi kaynağımız aslında yok. Bilimsel yayınlar genelde hakemli bilim dergilerindeki makaleleri kaynak gösterirler, bilhassa bunların en prestijlilerindekileri… Bunlarda hatalar daha azdır, çünkü bunlar yayından önce titizlikle denetlenmiştir. Ama bunlar arasından da hatalı veri ya da yorum taşıyanların çıktığını gördük ve göreceğiz.

Bir de çok bariz ideolojik, dini önyargılarla ya da pazarlama kaygısıyla yazılmış kaynaklar vardır ki en iyisi bunlardan sakınmak.

Verilerin sonuca katkısı.— Atıf verilen kaynakta sunulan gözlem ve deney verileri, bazen oradaki iddiaları ya yeterince, ya da hiç desteklemez. Çünkü uygun bir yöntem kullanılmamıştır, ama buna rağmen fazlasıyla kesin neticeler verilmiştir. Buna karşı uyanık olmamız, verileri sorgulamamız gerekir: Yazarlar, iddialarını sınamaya yönelik uygun yöntemlerle deney ve tahlilleri yapmışlar, sonuçları dürüstçe yorumlamışlar mı? Yoksa üstünkörü bir çalışmanın abartılmış sonuçlarını mı görüyoruz?

Kendi politikam, kaynak olarak kullanabileceğim bir makaleyi dikkatle ve şüpheyle okumaya, onun mantıklı olup olmadığını anlamaya çalışmaya dayanıyor. Aynı şey aslında bilimsel makaleler kadar haberler için de geçerli.

Bizzat okumadığım hiçbir yazıyı kaynak olarak göstermiyorum.

Soru 2: Bu kaynakta yazılanlar doğru bir şekilde yansıtılmış mı?

Yukarıda bahsettiğim hallerde, gösterilen kaynakların bilimsel açıdan geçerliğini sorguluyorduk. Ancak kabahat, gösterilen kaynakta değil de o kaynağa atıf yapanda olabilir.

Yani kaynağa atıf yapan yazar, kaynak aldığı makalenin neticelerini yanlış anlamış ya da yanlış yansıtmış, çarpıtmış olabilir. Bunu ancak o kaynağı okuyup hakkıyla değerlendirerek anlayabilirsiniz. Bunun kasten mi yanlışlıkla mı yapıldığını kestirmek ise çok zor.

Konuyla ilgisiz onlarca kaynağın verildiği hallere ise daha bir şüpheyle yaklaşabiliriz. Meselâ İngiliz Kiropraktik Derneği, aslında hiçbir bilimsel dayanağı olmayan bir uygulamayı savunmak için 29 makaleye atıf yapan bir duyuru yayınlamış, ancak dikkatle incelendiğinde bunların çoğunun kiropraktikle uzaktan yakından ilgili olmadığı, gerisinin de düşük nitelikli çalışmaları tarif ettiği anlaşılmıştı.

İki noktaya daha dikkat etmek lâzım:

Kaynağın güncelliği.— Bazen bir çalışmanın verileri, daha sonra başka çalışmaların ışığında yeniden yorumlanır. Bu yüzden araştırmak gerekir: Atıf verilen bu kaynağın yorumu hâlâ geçerli mi? Yoksa bu çalışmanın verileri, başka yeni verilerin ortaya çıkmasıyla geçersiz kılınmış ya da yeni bir mânâ kazanmış olabilir mi?

Başka kaynaklar.— Özellikle bir ürünü satmak isteyenler, veya dini, ideolojik önyargılarla yazanlar, ele aldıkları konu hakkındaki birçok makale arasından yalnızca kendi çıkar ve görüşlerini destekleyenleri kaynak olarak gösterir, işine gelmeyenleri göz ardı eder. Hattâ birçok zaman o ihmal edilmiş makaleler aslında daha üstün yöntemlerle yapılmış, daha nitelikli çalışmalar olur. Bu tür seçicilik bilim ahlâkına sığmayan bir davranıştır.

Sonuç

Demek oluyor ki bir metinde gösterilen atıf, o kaynaktaki bilgiyi doğru yansıtmak zorunda olmadığı gibi, o kaynaktaki bilginin de doğru olduğunu göstermez.

Yani bir atıfın size söyleyebileceği tek şey, o yazarın o bilgiyi o kaynaktan aldığını beyan etmiş olduğudur. O kadar. Atfedilen kaynakların güvenilirliğini, doğruluğunu ve konuyla bağlantısını araştırmak size kalmış.

Bu zor gelebilir. Zira insan olarak bize hep doğruyu gösteren bir kaynak ararız; bu bazen bir kişi olur, bazen bir kitap. Ancak asırların tecrübesi hiçbir bilgiyi veya kaynağı olduğu gibi kabul etmememiz gerektiğini göstermiştir.

Bu nedenle, özellikle sağlığınızı, cüzdanınızı veya dünya görüşünüzü etkileyecek kararları alırken, okuduğunuzun dayanaklarını didikleyerek incelemeniz menfaatiniz icabıdır!

Bu yazı, ilk olarak 18.09.2011 tarihinde, Çağrı Yalgın’ın bloğu Bilim Güncesi‘nde aynı başlık altında yayınlanmıştır.
 
 

About Çağrı Yalgın

Helsinki Üniversitesi'nde mitokondri hastalıkları üzerine doktora sonrası araştırmacı olarak çalışıyor. Doktora: Saitama Üniversitesi ve RIKEN (Tokyo). Tıp eğitimi: Marmara Üniversitesi (İstanbul).

3 Yanıt to “Atıflar sizi aldatabilir”

  1. Ben şu yazıyı (http://www.evrimagaci.org/fotograf/83/6634) okuduktan sonra yukarıda bahsettiğiniz kaynakların güvenilirliği konusunu düşünmüştüm. Açıkçası ilginç bir şekilde, bağlantısını verdiğim yazı sahte bilimle alakalı olmasına rağmen gösterilen kaynakların bir kısmını gayet taraflı buldum. Tahminen yazıyı orijinalinden Türkçe’ye çevirenler bile bunun farkında değil. Bu sorunu gayet güzel özetlemişsiniz, elinize sağlık. Diğer yandan okuyucuların bilimsel bir araştırma yapar gibi haberin kaynaklarını detaylı olarak inceleme imkanı her zaman olmuyor, olsa da her okuyucudan güvenilir ve güvenilmez kaynak ayrımını yapabilmesini beklemek doğru değil. Bunun daha başka bir çözümü olmalı 🙂

    Beğen

    • Merhaba, maalesef beğensek de beğenmesek de bunun bir çözümü yok… Her zaman oturup kaynakları okuyamyor, okusak da hakkıyla değerlendiremiyoruz, haklısınız. Onun yerine, mesela uzman görüşüne danışıyoruz. Bu birçok zaman güvenilir olsa da zaman zaman uzmanlar da yanılabiliyor. Kestirme çözüm diye düşündüğümüz her stratejinin başarısız kaldığı noktalar var. Doğruya her zaman ulaşamayacak olmamız rahatsız edici gelebilir, ama maalesef durum böyle.

      Yorumunuz için teşekkürler, beğendiğinize sevindim.

      Beğen

Trackbacks/Pingbacks

  1. Kanitlar » Bilimsel yayınların “hakem denetimi” - 21 Ekim 2015

    […] Bilimsel yayınlar ve türleri ⧫ Hakem denetimi ⧫ Atıflar ve “etki değeri”⧫ Atıflar yanıltabilir […]

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: