Güneş tutulması depremi tetikler mi?

ISS'den 2006 tutulması

29 Mart 2006 tutulmasında Akdeniz bölgesine düşen Ay gölgesi. (NASA/ISS)

Yaklaşık onaltı yıl önce, 11 Ağustos 1999’da bir tam Güneş tutulması görme keyfi yaşadık. Türkiye’nin kuzeybatısından güneydoğusuna doğru geçen bir hat üzerinde güneşin ay tarafından tamamen örtülmesini seyretmiştik. Ancak bu keyif uzun sürmedi, sadece altı gün sonra 17 Ağustos depremi felaketini yaşadık.

O günden bu yana akıllarda ikisi arasında bir bağlantı kuruldu. Güneş ve Ay’ın hizalanması sonucu birleşen çekim güçlerinin gelgit etkisini artırarak fay hatlarını yerinden oynatabileceği gibi yarıbilimsel bir “açıklama” da bulundu. 2004’de Sumatra’da, 2005’de de Pakistan’da güneş tutulmasına yakın zamanda gerçekleşen depremler bu söylentiyi pekiştirdi. 29 Mart 2006’da Türkiye’de gözlenebilen tam tutulma zamanında da pek çok kez deprem kehaneti yapıldı.

20 Mart’ta gerçekleşen Güneş tutulmasının arifesinde, gazetelerimiz astrologların temelsiz spekülasyonlarına sayfalarını ardına kadar açtı. Bu günlerde bir özel durum daha var: 17 Mart’ta, gerçek bilimciler keşfetmese astrologların varlıklarından bile habersiz olacağı iki gök cismi, Uranüs ve Plüton, gökte bize göre aynı hizaya gelmiş. Bu iki dehşet(!) biraraya gelince hayal gücünün baraj kapakları açılmış: “Toplu ölümler”, “terör”, “deniz kazası”, “ayaklanmalar”, “uçak kaçırma”, “suikastler”, ve tabii, “deprem”.

Nasıl oluyorsa, her türlü astronomik olaydan böyle felaket senaryoları türetiliyor. Önceki yıl da Güneş’in kutupları ters dönüyor diye yaygara kopmuştu.

17 Mart ve tutulma geldi geçti. Elbette özel bir olay yok, olsa bile yıldızların bunda bir dahli yok, çünkü yıldızlar günlük hayatımıza hiç bir etki yapmazlar. Tabii astrologlar her zamanki gibi, haklı çıkmışcasına konuşmaya devam edecekler, onların da geçimi böyle.

Felaket tellallığının ayrıntılarını başka bir Yalansavar yazısına bırakalım. Bu yazıda, Güneş tutulmalarının depreme yol açıp açmadığını inceleyelim.


Tutulma-deprem ilişkisi konusunda uluslararası bilimsel kaynaklarda herhangi bir veri veya inceleme bulamadım. Ancak İÜ astronomlarından Tansel Ak’ın 2006 tutulmasından önce hazırladığı bir analiz imdadıma yetişti.

Ak, 1900-2005 yılları arasında, 6.0 ve üzeri büyüklükteki bütün depremlerin tarihlerini derlemiş. Ayrıca aynı yıllar arasındaki bütün Güneş tutulmalarının tarihlerini de listelemiş. Bu 105 yıllık zaman aralığında 239 tutulma olmuş (halkalı, parçalı veya tam).

Ak’ın ilk sorduğu soru, tutulmalara yakın zamanlarda depremler olup olmadığı. Bu soruyu cevaplamak için her tutulma tarihinin on gün öncesine ve on gün sonrasına uzanan sürede en az bir tane büyük (6.0 ve üstü) deprem olup olmadığına bakmış.

Bu sayımın sonunda, 239 tutulmanın yaklaşık %40’ında tutulmadan önce, yaklaşık %45’inde ise tutulmadan sonra en az bir büyük depremin gerçekleştiği görülüyor. Tutulmaların sadece %15’inin yakınında hiç büyük deprem olmamış.

Tutulmaların ezici çoğunluğunda (%85) tutulma tarihine yakın zamanda büyük depremlerin olması, ilk bakışta ikna edici bir kanıt gibi görünse de yanıltıcı.

Yanılgıyı anlamak için şöyle bir örnek düşünelim: Diyelim, yeşil fular takarak dışarı çıktığınız günlerin büyük çoğunluğunda önünüzden en az bir yeşil araba geçiyor. Ve diyelim bunun kaydını dikkatle tuttunuz, seçme yanlılığı da yapmadınız. Bu istatistik, fularınızın yeşil arabaları size yönlendirdiği anlamına gelmez. Yeşil arabalar zaten sık görülür, fularınızın rengi ne olursa olsun muhtemelen en az bir tane göreceksiniz.

Temel oranı gözden uzak tutmamak gerek: Depremler hem sık olurlar, hem de dünyanın her yerinde yıl boyu görülürler. Yıl içine düzgün yayılmış oldukları için, şans eseri olarak, bazıları tutulmayı çevreleyen 20 günlük döneme denk gelebilir. Gördüğümüz yüksek yüzdelerin gerçek bir etkinin sonucu mu yoksa şans eseri denk gelme mi olduğunu nasıl anlarız?

Güneş tutulmasının depremlere hiç bir etkisi yoksa, tutulma tarihleri yerine herhangi bir tarih seçsek de aynı yüzdeleri elde edebilmeliyiz. Yerkabuğu açısından bütün günler birbirine denk ne de olsa. Tansel Ak bilgisayarda rastgele tarihler üretmiş ve bu tarihlerin kaç tanesinin on gün öncesi ve sonrası aralığı içinde en az bir deprem olduğunu saymış. Sonuçta neredeyse aynı yüzdeler çıkmış! Rastgele seçilen tarihlerden %43’ünün en fazla on gün öncesinde, %42’sinin ise en fazla on gün sonrasında en az bir deprem olmuş. Yine %15’ine yakın günlerde ise deprem olmamış.

Deprem sıklığı açısından tutulma günleri ile rastgele seçilmiş tutulmasız günler arasında fark olmadığına göre, tutulmanın depreme yol açmadığını söyleyebiliriz.

Tutulma ile deprem ilişkisini reddetmek için bir sebebimiz daha var. Güneş ve Ay’ın hizalanması sadece tutulmada olmaz. Yeniay evresinde Ay yaklaşık olarak Güneş hizasına gelir. Ay dolunay evresinde iken de Güneş’le hizalanmıştır, bu sefer Dünya aralarında kalacak şekilde. Bu hizalanmalar depremi tetikleyecek olsaydı, her onbeş günde bir kuvvetli depremler yaşamamız gerekirdi, bu da tereddüte yer bırakmayacak bir kanıt sağlardı.

Peki bu deprem olmayacak mı demek? Hayır, hemen şu anda deprem olabilir, tahmin etmek mümkün değil. Ama deprem olsa bile astrologlar haklı çıkmaz, çünkü depremle tutulmalar arasında bir ilişki yok.


Astrologlar ve benzeri spekülatörler, tahminlerini destekleyen verileri öne çıkarırlar. Rastgele yaptıkları tahminler şans eseri doğru çıktığında bunları kendilerini pazarlamak için kullanırlar, ve tutmayan tahminlerini insanların unutacağına güvenirler, çünkü etkileyici olmayan şeyler insan belleğinde iz bırakmaz. Yanılmamak için, her türlü tahminciye sadece başarılarının değil, başarısızlıklarının dökümünü de sorun. Pek çoğunun başarı oranının rastgelelikten öteye gitmeyeceğinden emin olabilirsiniz.

Kaynaklar:

About Kaan Öztürk

Kaan Öztürk İstanbul’da doğdu. İstanbul Lisesi ve Boğaziçi Fizik mezunu. Rice Üniversitesi‘nde uzay fiziği alanında doktora yaptı. Işık ve Yeditepe üniversitelerinde ders verdi. 2015-2016 döneminde Rice'da ziyaretçi araştırmacı olarak çalıştı. Bugünlerde Sabancı Üniversitesi'nde optimizasyon ve yapay öğrenme konularında doktoraüstü araştırmacı olarak çalışıyor.

15 Yanıt to “Güneş tutulması depremi tetikler mi?”

  1. Süper Ay zamanında ayın çekim gücünün arttığı için depremi tetikleyebileceği ile ilgili spekülasyonlar var. Birde süper ay ve deprem arasında bir ilişki olup olmadığını aydınlatabilir misiniz?

    Beğen

    • ?

      Beğen

      • Genel olarak, Ay’ın konumu ile depremler arasında bir ilişki bulunamamış. Süper Ay zamanında da (yani Ay’ın yörüngesinde dünyaya en yakın geçtiği zaman) depremlerde fazladan bir artış görülmüyor. Ayın çekim kuvveti, en yakın olduğu zamanda bile yerkabuğunu etkileyecek kadar fazla değil.

        (Ayın yarattığı gelgit kuvveti, ayla dünya arasındaki mesafenin karesine (1/r^2) değil, küpüne (1/r^3) ters orantılı, dolayısıyla çok daha zayıf.)

        Beğen

  2. 17 Ağustos 1999 depreminden 2 ay önce bir Kanadalı bilim adamının açıklaması vardı. Marmara da 6 üzeri bir deprem bekliyordu. Açıklaması ise güneş tutulması ile deprem arasındaki yaptığı araştırmalardır. 2 ay sonra da deprem oldu.

    1992 Erzincan depremini de önceden bilmişti bu adam. Sizce tesadüf mü ?

    Beğen

  3. Tam da böyle bilgilendirici bir yazı arıyordum:)iyi denk geldim:)))

    Beğen

  4. süper bir analiz teşekkür ederim

    Beğen

  5. Bunca eğitimli bir bilim insanının gerçekten hiç bilmediği astroloji hakkında küçümseyici cümleleri şaşırtıcı doğrusu.
    biliyor musunuz Astronomlar Carl Sagan’a astrolojiye karşıt bir bildiriye imza atmasını istemişler. Cevabı ne olmuş dersiniz: “Bilmediğim bir konuda herhangi bir şey söyleyemem” demiş.
    Üstelik Kepler, Galileo Galilei, Tyco Brahe, Isaac Newton gibi astronomların aynı zamanda astrolog olduklarını hiç duymamış olmanızı şaşırtıcı bulduğumu söylemek isterim.
    Ayrıca Sigmund Freud ve C.Jung’un astrolojiden yararlanmış psikiyatristler olduğunu da eklemek gerek.
    Bilgili, aydınlık günleriniz olsun…
    Meral Pala

    Beğen

    • Sayın Pala, astroloji hakkında birçok şey biliyorum, küçümseyişim de bundan kaynaklanmakta. Astroloji hiç bir müsbet veriye dayanmayan, kendini bilimselmiş gibi göstermeye çalışan bir uydurma yığınıdır.

      Carl Sagan’ın böyle bir şey söylemesine pek ihtimal vermiyorum; kaynak verirseniz teyit etmek isterim. Bilakis, kendisi birçok sahtebilimin yanı sıra astrolojiyi de sert şekilde eleştirmiştir. Bu konudaki yazıları için meselâ “Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı” kitabına bakabilirsiniz.

      Brahe ve Kepler, yaşadıkları döneme hakim olan batıl inançlar gereğince astrologluk yaparak geçinmişlerdir, doğru. Ama ikisi de deneysel verilere dayanmak gerektiğini kabul etmiş devrimci zihinlerdi. Yaptıkları çalışmalar astrolojinin zırvalığını anlamamız için gerekli temelleri attı. Bugün onları astrolojideki değil bilimdeki başarıları için anıyoruz.

      Galileo ve Newton’un ise astrologlukla bir ilgisi olmadı. Newton orta yaştan itibaren simyaya ve diğer mistik hurafelere merak sardı, ama bu uğraşları için değil, müspet bilime yaptığı katkıları için saygı duyuyoruz ona.

      “Bir bilen safsatası”na düşmekten kaçınmak gerekiyor. Şu veya bu bilimcinin astrolojiye inanmış olması, astrolojiyi gerçek kılmaz. Bir olgunun gerçekliğini sadece delillere bakarak teyit edebiliriz, kimin inandığına bakarak değil.

      Tarihe geçmiş büyük bilimciler içinde ruh çağırmaya, UFO’lara, zencilerin doğuştan geri zekalı olduğuna, kadınların bilimci olamayacağına inananlar vardı. Başarılı bilimci olmaları onların bu inançlarını doğru bulmamızı gerektirmez. Keza iyi bir bilimcinin astrolojiye inanması da astrolojiyi destekleyen bir delil olamaz.

      Beğen

    • Carl Sagan’ın astrolojiyi yerden yere nasıl vurduğunu kendi ağzından dinlemek isterseniz Cosmos serisinin 3. Bölününü izleyin: https://www.youtube.com/watch?v=Iunr4B4wfDA

      Beğen

  6. Astrolojinin bir bilim olduğuna katılmıyorum. Kadim bilgidir. Bu da konuyu geçersiz kılmaz.

    Sorgulayıcı olmayı yeğleyenler için ufuk açıcı olabilecek bir link:
    http://technovate.org/web/articles/astrologyandphysics.html

    Bir de Tubitak yayınlarından Galileo’nun yaşam öyküsünü anlatan kitapta, “Padova Üniversitesinde Profesörlük yılları” adlı bölümde, kendisinin tıp öğrencilerine yıldız haritası dersi verdiği anlatıldığını ekleyelim.

    Meraklısı için bu hafta sonu 27-28 Haziranda University of Wales’de “Astrology As Art” konulu konferansın detayları: http://www.sophia-project.net/conferences/AstrologyAsArt/programme.php

    Beğen

    • Ayrica baska bir kadim bilgi olan buyuculuk hakkinda bilgi edinmek isteyenler jk.rowling in yazdigi Harry Potter serisine bakabilirler. Ayrica içerisinde buyuculuk dışında astroloji hakkindada onemli bilgiler bulundurmakta. Tabiki sorguluyana!

      Beğen

    • Öğrencilerine yıldız haritası dersi verdiğini örnek olarak sunduğunuz son bilginin 17. yüzyılda kalmasını nasıl açıklıyorsunuz? Orada mı kaldı astroloji? Artık 21. yüzyıldayız sanki.

      Beğen

Trackbacks/Pingbacks

  1. “Astrolojinin Bilimle İmtihanı” | Kaan Öztürk Blog - 19 Eylül 2015

    […] tek veri noktasıyla böyle bir sonuca varılamaz. Nitekim uzun dönemli verilere bakıldığında depremle güneş tutulması arasında bir ilişki olmadığı görülüyor. Ama insan zihni olgular arasında bağlantı kurmakta o kadar iyi ki, olmayan bağlantıları bile […]

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: