6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan büyük depremin acısı halen içimizde. Bu korkunç felaketin yıl dönümünde yazarımız Serdar Başeğmez, 9 Şubat 2024 tarihinde The Skeptic – UK için yazdığı “Earthquake conspiracy theories flourished in the wake of last year’s disaster in Turkey” başlıklı makalesini küçük değişikliklerle çevirdi. İyi okumalar.

17 Ağustos 1999 gecesi Ortaköy’de daracık bir sokakta komşuların dedikodularına kulak kabartmaya başladığımızda depremin üzerinden sadece 2 saat geçmişti. “Sokağın aşağısında apartman yıkılmış” dedi bir komşu. “Kilisenin duvarı yıkılmış, bir çocuk molozların altında kalmış” diye ekledi ötekisi. Oysa, emlakçının deyimiyle, “zeminin altı komple kaya” olan mahallemizde ne bir gürültü vardı, ne de toz duman. Hangi kilise diye soracak oldum ama içten içe cevabı biliyordum. Sokağın sonundaki Ermeni kilisesini kastediyor olmalıydı. Komikti, çünkü bu dedikoduyu anlatan komşum sadece üç araba boyu ileri gitse kilisenin devasa duvarlarının sokağın sonunda dimdik ayakta olduğu görebilirdi.
O gece Ortaköy’de bir bahçenin duvarı çatlamış, öteki evin çatısından kiremit düşmüştü. Ama mahallemizde kimseler yaralanmamış, hiçbir ev yıkılmamıştı. O gece sokaklarda dolaşan bu abartılı hikayeler, kulaktan kulağa anlatılmaya, anlatıldıkça da abartılmaya devam etmişti.
O günlerde “post-truth”, yani duyguların ve bireysel kanaatlerin gerçeklik algımızı şekillendirdiği dönemi tanımlayan bir kavram, henüz icat edilmemişti. Oysa bugün her felakette bu türden bir dedikodu rüzgarını bütün çıplaklığıyla izlemekteyiz. Büyük terör saldırıları sonrasında bilgisayar oyunu videoları ortaya dökülüyor, ya da depremlerin ardından yeni deprem alametleri üzerine iddialar paylaşılıyor. Dedikodular, şehir efsaneleri ve yalan haberler, yardım çığlıklarının ve kritik bilgi paylaşımının önüne geçiyor.
Bazen masum hatalardan, ama çoğunlukla etkileşimden gelir elde eden hesapların kasıtlı saptırmalarıyla yayılan bu hatalı bilgiler, dünyanın her yerinde hakikat kontrol uzmanlarını meşgul etmekte. Öte yandan kriz anlarında ortaya çıkan yalan haberlerin ve hatalı bilgilerin getirdiği başka bir sorun daha var ki, hedeflemesi çok daha zor: Komplo teorileri.
Bu Yalansavar yazısında özellikle depremler sonrası yayılan komplo teorilerini inceleyeceğiz. Fakat depremler söz konusu olduğunda bu başlığa empatiyle yaklaşmak gerektiğinin altını çizmek isteriz. Depremler, mağdurlarına hayal bile edemeyeceğimiz acılar ve kayıplar verdiren bireysel trajedilerdir. İnsanlar evlerini, yakınlarını ve hayatlarının normalini yitirirler. Deprem bölgesinden uzakta yaşayanlar için bile sosyal medyada felaketin etkilerini görmek ve travmalarına tanık olmak yıpratıcı bir süreçtir.
Dolayısıyla burada amacımız komplo teorilerine inananlarla dalga geçip komplo teorilerini paylaşanlara parmak sallamak değil. Amacımız, yanlış bilginin, dezenformasyonun ve komplo teorilerinin mekanizmasını anlamaya çalışmak ve bu soruna çözüm ararken bize yardımcı olacak bir anlayış geliştirmek.
Toplumsal Travma
Öncelikle, deprem toplumsal bir travmadır. 1999 depremini ele alalım. Depremden doğrudan etkilenen nüfusun büyüklüğü bir yana, 17 Ağustos sabahı yardım için deprem bölgesine koşanların karşılaştığı yıkım, birçok insanın hafızasına kazınmıştı. Gidemeyenler ise bu trajediyi medyanın deprem bölgesinden yaptığı yayınlar sayesinde canlı izlemişti. Birçok insan, deprem felaketinin gerçekliğine ilk kez bu kadar detaylı bir şekilde şahit olmuştu.
2023 yılına gelindiğinde ise zaman değişti. 6 Şubat’ta Türkiye’nin güneydoğusunu ve Suriye’nin kuzeybatısını vuran çok daha şiddetli iki deprem birden yaşandı. O kadar ki, ilk depremin şiddeti Mercalli ölçeğindeki en yüksek noktaya tekabül eden XII olarak açıklandı. Bu depremlerde Türkiye’de ve Suriye’de toplam 60 bin ölüm yaşanırken 120 binden fazla insan yaralandı. Bu kez trajedi, tüm çıplaklığıyla sosyal medyanın merceği altında izlendi. İlk günlerde Twitter, tüm dünya için haberlerin birinci kaynağı haline geldi. Tabii ki sosyal medyanın seçici lensi, sansasyonel kısımları büyüttü ve her zamanki gibi doğrulanmamış bilgilerin çok sayıda insana ulaşmasını da sağladı.
İki depremi birlikte düşünürsek; 1999 depremi, İstanbul’da yaşayanlara bir sonraki depremin kendilerini de vurabileceğini hatırlatmıştı. Nitekim deprem uzmanları, Kuzey Marmara’da 30 yıl içerisinde büyük bir deprem beklenmesi gerektiği yönünde açıklamalar yapmışlardı. Bu yüzden de 1999’dan bu yana deprem gündemimizi hiç terketmedi, her daim yaşantımızın, günlük politikanın ve gelecekle ilgili planlarımızın bir parçası oldu. 6 Şubat depremleri ise İstanbul’da yaşayanlara İstanbul’un halen tehlike altında olduğunu ve büyük bir depreme halen hazırlıksız olduğumuzu hatırlattı.
Çeşitli araştırmalar, bu tür zamanlarda ortaya çıkan belirsizlik ve kontrolü kaybetme duygusunun insanların dedikodulara ve komplolara daha çok sarılmasına ve bu yolla duygusal sıkıntılarını rahatlatma yolunu seçtiklerine dikkat çekmekte. Buna göre, afetin kontrol edilemez doğa olaylarından değil de kötü niyetli grupların kasıtlı çabalarından kaynaklanıyor olduğu düşüncesi, insanlarda belirsizliği azaltırken -şaşırtıcı bir şekilde- bireylerin kontrolü ele aldıklarını düşünmelerine yol açmakta.
Bu tür psikolojik etmenler bireylerin komplo teorisine neden meylettiklerini açıklayabilir. Öte yandan görünüşe göre bireyler, kriz ortamında ortaya çıkan bilgi kirliliğinde seçici davranıyor, yalnızca ‘onayladıkları’ yanlış bilgilere ve komplo anlatılarına yöneliyorlar. Başka bir deyişle hangi kötülerin hangi kötücül planları kurduğunu belirleyen faktör, bireylerin politik tutumları ve yaşam görüşleri.
İdeolojiler, politik tutumlar ve felaket anlatısı…
Her felaket kendisine has komplo anlatılarının farklı ölçeklerde öne çıkmasına neden olur. Stresin ve endişenin ön planda olduğu ilk reaksiyonlar doğrudan komplolarla ifade edilmese de hızlı bir şekilde öne çıkan bilgi kirliliğinin ve dezenformasyonun yavaşça komplo teorilerine evrildiğini görürüz. Covid-19 yayılmaya başladığında paylaşılmaya başlanan uydurma videolarda olduğu gibi; sokakta aniden bayılan insanlarla başlayan korku dolu distopik anlatı, kötücül bilim insanlarının biyolojik silah ürettiği ve ülkelerin birbirine türlü oyunlar oynadığı bir casusluk filmi senaryosuna dönüşür.
Depremler de bundan farklı değil, ilk günlerde yayılan yanlış bilgiler zamanla farklı anlatılara evrilirler. Journo’ya göre bu durum Osmanlı döneminde de çok farklı değilmiş. Buna göre 1894 İstanbul depremi, ortaya çıkardığı yalan haberler, deprem tahmincileri ve komplo teorileriyle dönemin politik ortamını epey meşgul etmiş.

Politik aidiyetlerin, deprem karşısındaki tutumumuzu etkilediğine ilişkin çok sayıda örnek vardır, 1999 depremini yaşayanlar depremin merkezine çok yakın olan Gölcük Deniz Üssü’nde yaşanan felaketi hatırlayacaktır. Tamamen yıkılan üste bir amiral ve iki yüzün üzerinde denizci hayatını kaybetti. Bu olay, 28 Şubat döneminin oluşturduğu gergin politik ortamının etkisiyle İslamcı kanatta helak anlatısıyla uyumlu bir “ilahi ceza” söyleminin kullanılmasına yol açtı. Dönemin kutuplaşmasını belki de en çarpıcı şekilde yansıtan fotoğraf, başörtüsü eylemlerinde açılan o acımasız “7.4 yetmedi mi?” pankartıydı.
Öte yandan -artık hükümette olan- İslamcı kanadın 6 Şubat depremine olan yaklaşımı “ilahi ceza” yorumundan oldukça uzaktaydı. Bu defa ilk hamle, “Asrın Felaketi” isimli bir Twitter hesabı oluşturmak ve aynı slogan eşliğinde “yaşanan felaketin önlem alınamayacak kadar devasa olduğu” anlatısını yerleştirmeye çalışmak oldu. Oluşan yoğun tepkiler üzerine hesap kapatılsa da hükümetin ve ona yakın medyanın temel stratejisi değişmedi, aynı anlatı diğer kanallarda devam etti. Bu arada, TRT ve diğer hükümet yanlısı medya, hükümeti zayıf gösterebilecek komplo teorilerini çürütmek için uğraşırken, yalan haber ve dezenformasyonun “diğerleri” tarafından yayıldığını ima eden yayınlar yaptı.

Kahramanmaraş depremi sırasında Türkiye’nin en büyük sorunların birisi Suriyeli göçmenler sorunuydu. Tıpkı 1999 depremindeki İslamcı-laik çatışmasının etkilerini gördüğümüz gibi 6 Şubat depremi sonrasındaki dezenformasyon ve komplo teorisi evreninde Suriyeli sığınmacılar sorununun yansımalarını gördük. Depremden yerel halk kadar etkilenen, üstüne üstlük dışlanan ve nefret söylemine maruz bırakılan mülteciler hedef tahtasına oturtuldu. Yetmedi, yerel halktaki tepkiyi daha da körükleyecek demeçler verildi. Kriz anlarında artışa geçen bu yabancı düşmanlığı, “nüfus mühendisliği”, “etnik kışkırtma” gibi komplolara da ilham kaynağı oldu.
Bu türden politik aidiyetler bireylerin komplo teorisi şablonlarından hangisine yakınlık duyduğunu belirler. Batı karşıtı bir duruşu olanlar depremin arkasında batıdaki süper güçlerin olduğunu düşünürler. İktidarı destekleyenler için deprem iktidardakilerin potansiyelinden korkan çevrelerin işine geliyordur. Geleneksel İslamcı gruplar İsrail’i baş düşman ilan ederken tüm politik spektrum olayların içindeki batılı odakları işaret etmeye başlar. Olağan şüpheliler Bill Gates, Dünya Ekonomik Forumu, Illuminati ya da Masonlar aşı komplolarına kısa bir ara verip depremdeki rollerini oynarlar.
Yine de farklı ideolojilerle yönlenen komplo teorilerinde ortak temalar ve şablonlar olduğunu söyleyebiliriz. Afetin arkasında bir takım güçlü aktörlerin gizli operasyonlarının olması bunlardan birisi. Daha önce Yalansavar sayfalarında ele aldığımız HAARP, politik yelpazenin tamamını etkileyen ve her depremden sonra tekrar hortlayan komplo teorisi olarak bu temaya çok güzel bir örnek.
HAARP: Bir Deprem Klasiği
HAARP (The High-frequency Active Auroral Research Program), iyonosferi, yani atmosferin iyonize olmuş üst katmanlarını incelemeyi ve radyo iletişimi ile gözetim alanındaki potansiyel kullanımlarını keşfetmeyi amaçlar. Bu program, başlarda büyük ölçüde Amerikan hava ve deniz kuvvetleriyle DARPA (Defense Advanced Research Projects Agency) tarafından finanse edildi. Zamanla ordunun radarından çıkan proje, en sonunda tamamen Alaska Fairbanks Üniversitesi’ne devredildi.

HAARP, komplo teorileri evreninde önemli bir yer tutar. Zihin kontrolünden mevsim mühendisliğine, orman yangını çıkartmaktan depremlere her tür komplo teorisinin ısrarla kovaladığı HAARP, Amerikalı gazeteci Sharon Weinberger’in deyimiyle “Komplo teorilerinin Moby Dick’i” ünvanını taşır. “Tesla’nın icat ettiği ama bizden gizlenen teknoloji” etiketiyle servis edilen uçsuz bucaksız sıralanmış antenlerin görüntüsü elektromanyetik olan her şeye karşı duyulan bir teknofobiyi tetikler. Üstelik bu resimlerin radar kubbesi taşıyan gemiler ve antenlerini dünyaya çevirmiş uydular gibi HAARP’la hiç ilgisi olmayan görsellerle servis edilmesi HAARP komplosunu mobilize etmektedir: HAARP tesisi Alaska’dadır, ama HAARP İstanbul boğazından geçebilir.

Bu anlatı yalnızca Türkiye’ye özel değil, Ermenistan’da, Haiti’de ve Yeni Zelanda’da yaşanan depremlerde de gündeme gelmiştir. Detaylar duruma göre değişse de HAARP iddiaları istikrarlı bir şekilde tekrar edilir ve komplo teorisi çürütülmeye karşı oldukça dirençlidir. Deprem, bazen ters giden bir deneyin sonucudur, bazen de bir işgal planının ya da misillemenin bir parçasıdır. Örneğin 6 Şubat depremlerinde sosyal medya botları tarafından sıklıkla tekrarlanan HAARP komplosu, depremin Türkiye’yi Finlandiya ve İsveç’in üyeliklerini geciktirdiği için cezalandırmak amacıyla NATO tarafından tetiklendiğini iddia etmektedir.
İşgal Kaygısı
Bir depremin insanlar tarafından tetiklendiğini iddia eden bir komplo teorisi, kaçınılmaz olarak kötücül saiklerle hareket eden bir takım odakların varlığını da ima eder. Çoğu zaman da bu odaklar ülkemizi işgal etmeyi planlamaktadır. Bu işgal edilme korkusu farklı politik fraksiyonları etkisi altına almıştır. Örneğin 2000’li yıllarla beraber ulusalcı komplo ağları, bir ABD işgali kaygısı geliştirmiştir.
Bu kaygının en gözde kanıtı, ABD Silahlı Kuvvetleri tarafından organize edilen 2002 Millenium Challenge savaş oyunudur. MC02 devasa ölçekte ve çok pahalı bir savaş simülasyonudur. Komplo anlatısının öne sürdüğü senaryoya göre bir Ortadoğu ülkesinde büyük bir deprem olur, bu ülke kendisini toplumsal bir kaosun içinde bulur. Amerikan kuvvetleri ülkeyi işgal eder ve barışı sağlayarak demokrasiyi kurtarır.
Bu anlatının ima ettiği plan ne kadar tedirgin edici olsa da işin doğrusu biraz farklıdır. Gerçekte MC02 senaryosunda düşman ülke Türkiye değil, Irak ya da İran’dır. Üstelik savaş oyunu, Amerikan kuvvetlerini temsil eden mavi güçlerin ağır kayıplar vermeye başlaması üzerine durdurulmuş, yeni kurallarla tekrar başlatılmıştır. MC02, gizli olması bir yana, bu skandal sebebiyle ABD kamuoyunda uzun süren hararetli tartışmalara ve büyük eleştirilere neden olmuştur.
İşgal kaygısı, kendisine kitaplarda da yer bulmuştur. Mine G. Kırıkkanat’ın 1999 depreminden sonra 2003’de yazdığı Bir Gün, Gece romanı da İstanbul’da yaşanan iki depremi ve sonrasında AB ve ABD’nin Türkiye’yi işgal etme girişimini anlatır. Anti-Amerikan komplo kültürünün oldukça sahiplendiği işgal bazen “Beşinci kol” şeklinde, ya da tüm ülkenin istilası şeklinde ele alınır. 6 Şubat depreminde ABD’nin bölgedeki uçak gemisini desteğe göndermesi bu paranoyayı tekrar yüzeye çıkarmış, MC02 efsanesiyle harmanlanıp hem muhalefete hem de iktidara yakın gazeteciler tarafından paylaşılmıştı.
Thor’un Çekicinden Yeraltı Bombalarına
HAARP, kötücül güçlerin tek silahı değildi. Şeytani planlarından birisi de uydulardan devasa metal çubuklar bırakmak, bu çubukların yere şiddetle çarptıkları noktalarda fayların kırılmasına neden olmaktı. Bu iddia, aslında soğuk savaş döneminden kalma, “Project Thor”, veya kinetik bombardıman ismiyle bilinen kuramsal bir silah fikrine dayanmaktadır.

2003 yılında bu proje, ABD Hava Kuvvetleri’ne “Hiper hızlı çubuk demetleri” ismiyle resmen önerilmiş, fakat hem maliyet, hem de teknik yetersizlikleri nedeniyle takip edilmemiş ve unutulmuştur. Bu arada, orjinal tasarının deprem tetikleme ile ilgisi de yoktu, çünkü zaten yerin kilometrelerce altında bulunan fay hatlarını bu şekilde etkilemek mümkün değildir. Tabii bu durum 2021’de bir konferansa katılan Türkiye Uzay Ajansı Başkanı Serdar Hüseyin Yıldırım’ın dünyaya devasa çelik çubuklar fırlatarak depremler yaratan savaşçı uyduların projesini gördüğünü büyük bir özgüvenle anlatmasına engel olmaz. Yıldırım’a göre bu titanyum alaşımlı çubuklar 10 metre uzunluktaydılar ve yerin 5 km altını vurabiliyor ve 7-8 şiddetinde depremler tetikleyebiliyordu. İşte bu konuşmanın videosu, 6 Şubat depreminin maksatlı bir saldırı olduğu iddiasına kanıt olarak dolaşıma sokulmuştu.
Göklerdeki gizli bir operasyonu saklamak zor görünüyor olabilir. Belki de hain tezgah yeraltında daha büyük gizlilikle yürütülüyordur. Çok yaygın bazı komplo teorileri de toprak altındaki darbelere odaklanmaktadır. Bu temanın birkaç değişik varyasyonunu görmekteyiz. Bu varyasyonlarda gizli oluşumların ya da düşman ülkeler tarafından finanse edilen şirketlerin yeraltından fay hattına erişmek için çeşitli yöntemler kullandığı iddia edilir. 2023 depreminde bu yöntem bir petrol kuyusuydu. Fukushima depreminde komplocular okyanusun derinliklerini kullanmayı tercih etmişti. Fay hattına bir kez ulaştıktan sonra yeraltına bol miktarda su enjekte etmek, hatta bomba patlatmak sismik aktivite tetiklemeye yeterli görülür. Bu odakların saldırıyı gerçekleştirme sebebi ise bazen düşmana yapılan yardımın intikamı, bazen de hedef ülkede “Büyük sıfırlama” planının test edilmesi olur.
Bulaşıcı Komplo Teorileri
Farklı komplo teorilerinin gelişimlerini takip ettiğimizde bazen ilginç örüntülerin çıkışına şahit oluruz. Bir ülkenin kendine has politik ve tarihsel koşullarında gelişmiş bir komplo teorisi, Romanya’da bir senatörün komplo teorilerini etkileyebilir. Çünkü komplo teorilerini üreten, zenginleştiren ve yayan bireyler farklı komplo ağlarını da takip ederler. Örneğin ABD kaynaklı ve tamamiyle Amerikan politikasının iç dinamiklerinde gelişen QAnon komplosu Almanya’da ortaya çıkabilir. Covid-19 pandemisi sırasında da Türkiye’deki komplo ağlarının mikrop inkarcılığı, büyük sıfırlama ve 5G konularındaki komplo teorilerini Türkiye’deki bağlama uyarladıklarını görmüştük. Bu türden karşılıklı etkileşimler depremler sonrası da gözlemlenmiştir.
Bu tür komplo teorilerine bir örnek, depremin küreselciler, Dünya Ekonomik Forumu, ya da benzer bir takım odaklar tarafından kurgulanan “yeni dünya düzeni” kapsamında tetiklendiğini iddia eden bir anlatıdır. Bu bağlamda aktarılan çok sayıda komplo kurgusu vardır: Örneğin insanların özgürlüklerini kısıtlamak isteyen egemen güçler, şehirleri dümdüz edip yerlerine akıllı şehirler kılığına girmiş açık hava hapishaneleri inşa etmeyi amaçlamaktadırlar. Akıllı şehirler kavramı, aslında progresif bir şehir planlama modeli olarak önerilen 15 dakikalık şehirleri inşa etmenin görünen yüzüdür. Bu komplo teorileri büyük oranda iklim değişikliği inkarcılığından etkilenerek depremlere uyarlanmıştır. Bu yüzden Paris anlaşması da bu dev tezgahın taslak dokümanı olarak görülür.
Boşlukları Doldurmak için Anomali Avcılığı
Komplo teorileri üretenlerin anomali avcılığına girişmeleri çok rastlanan bir yöntemdir. 11 Eylül’de yanan kulelerin dumanlarında kafatası görüntüleri ararlar. Ya da müzik parçalarında şeytani mesajlar, haber akışında anlamlı sayı dizileri olduğunu iddia ederler. Apofeni, yani şeyler arasında olmayan bağlantılar görme eğilimi, batıl inançlarda ve komplo teorilerinde sık görülen bir durumdur. Bu tip bir örüntü avcılığından büyük resmi görmeye çalışma eğilimi deprem sonrasında da sıklıkla karşılaştığımız bir durum oldu.


Örneğin, Bursa’da görülen göz şeklindeki kızıl merceksi bulut oluşumu önce genel bir deprem alameti sayılmış, 3 hafta sonra 6 Şubat depreminin yaşanmasıyla hatırlanmıştı. Halen bu bulutların görünüşü “bir şey olacak” kaygısıyla paylaşılmaktadır. Tabii ki her an her yerde merceksi bulut görülebildiği gibi her an her yerde de deprem olabilir.
Bu bulutun göz şeklinde olması, apofeni eğilimi olanlar için tesadüf olmayabilir. Nitekim komplo teorilerinde göz sembolizmi sıklıkla rastlanan bir durum. Bir başka “göz” apofenisi de CNN Türk tarafından paylaşılan sismik tehlike haritasındaki gizli göz sembolüydü. Harita demişken Time dergisinin 2021’deki kapağındaki bulut formasyonunun Türkiye’ye benzetilmesi ve şimşeklerin (kabaca) deprem bölgesine denk gelmesi de güzel bir anomali avcılığı örneğidir.

Komplo inancının kurulmasında ve sürdürülmesinde önemli bir araç haline gelen sembolizm fantazi dünyası ile gerçeklik arasında bir köprü oluşturmakta. Fakat anomali avcılığının önemli bir kısmı bilişsel hatalardan ve bazen de bilimsel anlayışın eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Örneğin gökyüzündeki çeşitli olaylar, ani sıcaklık değişiklikleri veya denizde kendiliğinden oluşan kabarcıklar sıklıkla deprem alameti gibi algılanmaktadır.
1999 yılındaki depremden altı gün önce Türkiye’de tam güneş tutulması gözlenmişti. Bu iki olay arasında bağlantı kurulması kaçınılmazdı. Bunu daha önce Yalansavar’da ele almış, güneş tutulmalarının depremleri tetiklemediğini yazmıştık. Fakat astronomik olayların fay hatlarını tetikledikleri düşüncesi sadece 1999 depremine has değildi. Deprem tahmincileri (ya da kahinleri) ve astrologlar gezegen dizilimlerini veya ayın fazlarını kullanarak deprem kehaneti yapsalar da bu yerçekimsel kuvvetlerin uzak mesafelerde fay hatlarını etkileyemeyecek kadar zayıf olduğunu biliyoruz. Fakat çeşitli mantıksal yanılgılar ve seçici hatırlama yanlılığı sebebiyle bu tür bağlantılar kurulması sıklıkla yaşanan bir durum.
Bazen de bu yanlış anlaşılmalar bilimsel anlayışın eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Eğer tektonik plakaları hareket ettirebilecek enerjinin boyutunu hayal edebilseydik, mandıralardan tahliye edilen suyun, küçük bir gemideki basit bir antenden yayılan elektromanyetik dalganın ya da yerin birkaç yüz metre altındaki basit bir patlamanın büyük depremlere neden olamayacağını düşünebilirdik.
Bu yanlış anlamalar zaman zaman kurulu düzenin güvenilir olmadığına kanıt olarak da algılanabilmektedir. Örneğin deprem sonrasında farklı kurumlar depremin şiddeti hakkında farklı açıklamalar yapabilir. Bu durum bazen ölçeğin, bazen de ölçümün yapıldığı yerin farklılığından kaynaklanır. Öte yandan bazen bir kurumun depremin şiddetini daha düşük açıklaması komplo teorisyeni için gizli bir ajanda yürütüldüğüne kanıt olarak algılanabilir. Daha genel olarak bakarsak, bir bilim insanının başka bir bilim insanıyla farklı fikirde olması bile “şüpheli” bir davranış olarak görülebilir. Mesela deprem ışıkları gibi tam bir bilimsel açıklama getirilemeyen fenomenler sıklıkla HAARP veya Mavi Işın projesi gibi komplo teorileriyle bağlantılı olarak algılanır ve farklı açıklama yapan bilim insanları ‘bir şeyler gizlemek‘ ile suçlanabilir.
Bu yanılgılar birkaç yıl öncesine kadar basit gerçeklik kontrolü mevzularıydı. Batıl inançlarla kaldığında gereksiz kaygılara ve belki de şöhret peşinde koşan tık avcılarına fayda sağlamaktan daha zararlı görünmüyor olabilir. Öte yandan son yıllarda bu tür yanılgıların ya da iddiaların komplo düşüncesiyle birleşmesi, onların yanlışlanmasını zorlaştırmakta. Hakikat kontrolü yapanlar veya işin doğrusunu açıklamaya çalışan bilim insanları işbirlikçi gibi görülmeye başlanıyor ve bu da fanus etkisinin artmasına, erişilemeyen küçük toplulukların alternatif gerçekliklere sürüklenmesine neden oluyor.
Son söz…
Depremle ilgili komplo teorilerinin yanlış bilgi evrenindeki yerini anlamaya çalışırken kriz ve yoğun kaygı anlarında bireyleri bu anlatılara iten psikolojik güdülerin önemini kavramak önemli bir adımdır. Doğrudan etkilenmeyenlerin bile yaşayışlarını alt üst eden, beraberinde derin bir belirsizlik ve kontrolünü kaybetme hissi yaratan bu felaketlerin kaosunda anlam aramak doğal bir refleks olarak görülmelidir. Bu arayış bazıları için politik ideolojilerle şekillenen anlatılara dönüşüyor ve ait oldukları küçük sosyal çevrelerde dünya görüşleri ile birleşerek çeşitli komplo teorilerine inanmalarına neden olabiliyor. Öte yandan aynı fikirdeki topluluğun verdiği kolaylık hissi bir süre sonra kendilerini hapsettikleri yankı odasında muhalif söylemlerden ve ‘rahatsız edici’ doğrulardan uzak alternatif bir gerçekliğe dönüşüyor olabilir.
Tabii ki komploculuğun doğası bundan daha karmaşık ve tamamını birkaç örneğe bakarak açıklamamız mümkün değil. Yine de psikolojik etmenlere, politik görüşlere ve yanlış bilginin dinamiklerine bakarak komplo düşüncesinin nasıl evrimleştiğini çözümlemek önemli bir adım. Bu gözlemler özellikle felaketler sonrası yayılan yanlış bilgiyle ve komplocu düşünceyle nasıl mücadele etmemiz gerektiği konusunda bize faydalı ipuçları sağlayacaktır.
Bu arada kendimizin de bu tür anlatılara bağışık olmadığımızı aklımızda bulundurmamız gerekiyor. Komplo teorileri giderek karmaşıklaşan gerçekliği algılama biçimimizin bir yöntemi, bu karmaşıklığı basitleştirmenin bir aracıdır. Biz de, yakınlarımız, ailemiz ve arkadaşlarımız kadar bu anlatılara açığız. Anlayışlı bir kuşkuculuk yerleştirmemiz özellikle kriz anlarında sevdiklerimizle daha bilinçli ve düşünceli bir iletişim kurmamızı sağlayacaktır.
Son olarak, birkaç yılda bir depremin gölgesi altında yaşadığımızı hatırlatan küçük ya da büyük bir afete şahit oluyoruz. Öte yanda deprem etrafındaki komplo teorileri etrafında gelişen ve yayılan toksik yaklaşımın uzun vadedeki zararlarını göz ardı edemeyiz. Bu anlatılar bizleri gerçek sorunlardan uzaklaştırmakta, politik katılımı önemsizleştirmekte ve toplumsal kutuplaşmanın artmasına neden olmaktadır. Oysa depremin Türkiye için kaçınılmaz bir gerçek olduğunu unutmamalıyız. Doğru planlama, etkili denetim ve depreme uygun şehirleşme ile depremin yıkıcı etkilerinin önüne geçmenin mümkün olduğunu, bunu başaran pek çok ülkenin örneğinden biliyoruz.
İleri Okuma ve Kaynaklar
- AA (2023). “Bursa’daki bulut deprem habercisi mi?”. https://www.aa.com.tr/tr/teyithatti/aktuel/bursadaki-bulut-deprem-habercisi-mi/1815250
- AA (2023). “‘Depremlerin Boğaz’daki ABD savaş gemisiyle alakalı olduğu’ iddiası.” https://www.aa.com.tr/tr/teyithatti/aktuel/depremlerin-bogazdaki-abd-savas-gemisiyle-alakali-oldugu-iddiasi/1815311
- Angell, Elizabeth. (2014). Assembling disaster: Earthquakes and urban politics in Istanbul, City: analysis of urban trends, culture, theory, policy, action, 18:6, 667-678, http://dx.doi.org/10.1080/13604813.2014.962881
- Bakırcı, Ç.M. (2011). ‘Bundan sonra oldu, dolayısıyla bundan ötürü oldu’ safsatası (Post hoc, ergo propter hoc) Evrim Ağacı. https://evrimagaci.org/bundan-sonra-oldu-dolayisiyla-bundan-oturu-oldu-safsatasi-post-hoc-ergo-propter-hoc-231
- Bakırcı, Ç. M. (2016). “Gölcük Depremi İsrail ve ABD’nin İşi mi?” Doğruluk Payı https://www.dogrulukpayi.com/iddia-kontrolu/melih-gokcek/israil-ve-abd-nin-yaptiklari-tetikleme-golcuk-teki-o-buyuk
- Bakırcı, Ç.M. (2023). Tanrının Çubukları: Uzaydan Fırlatılacak Kinetik Bombardıman Çubuklarıyla Deprem Tetiklenir mi? Evrim Ağacı. https://evrimagaci.org/tanrinin-cubuklari-uzaydan-firlatilacak-kinetik-bombardiman-cubuklariyla-deprem-tetiklenir-mi-14059
- Bennhold, K. (2020). QAnon is thriving in Germany. The extreme right is delighted. The New York Times. https://www.nytimes.com/2020/10/11/world/europe/qanon-is-thriving-in-germany-the-extreme-right-is-delighted.html
- Brewer K, Kerley P. (2023). Turkey earthquake: The eyewitnesses who captured the quake on social media. BBC News. https://www.bbc.com/news/world-64541194
- Brotherton, R. (2012). Psychology of A&E, 9/11 Truth on SGU. The Psychology of Conspiracy Theories. https://conspiracypsychology.com/2012/10/07/psychology-of-ae911truth-on-sgu/
- Çetindemir, Ç. (2024) “6 Şubat depremlerinde dezenformasyonun amacı neydi?” https://www.aa.com.tr/tr/teyithatti/blog/6-subat-depremlerinde-dezenformasyonun-amaci-neydi/1817317
- Dallo, Irina, Corradini, Marina, Fallou, Laure, & Marti, Michèle. (2022). How to fight misinformation about earthquakes? A Communication Guide. ETH Zurich. https://doi.org/10.3929/ETHZ-B-000530319
- Desk, E. T. (2020). Were haiti, lebanon & now turkey subjected to a man-made earthquake via haarp technology? Eurasian Times. https://www.eurasiantimes.com/were-haiti-lebanon-now-turkey-subjected-to-a-man-made-earthquake-via-haarp-technology/
- Doose, K. (2018). “The armenian earthquake of 1988: A perfect stage for the nagorno-karabakh conflict.” Europe-Asia Studies, 70(6), 924–941. https://doi.org/10.1080/09668136.2018.1487679
- Drummond, K. (2012). “Israeli nukes triggered fukushima quake, crackpot claims.” Wired. https://www.wired.com/2012/01/jim-stone-fukushima/
- Dallo, I., Corradini, M., Fallou, L., & Marti, M. (2022). “How to fight misinformation about earthquakes? A Communication Guide”. Swiss Seismological Service at ETH Zurich https://doi.org/10.3929/ETHZ-B-000559288
- Dentith, M. (2010). The Christchurch Quake Conspiracy (plural). https://www.mrxdentith.com/upload/dentith-earthquake.pdf
- Ekeöz, İ. (2023). Videodaki ışıkların HAARP nedeniyle oluştuğu iddiası. Teyit.org https://teyit.org/analiz/videodaki-isiklarin-haarp-nedeniyle-olustugu-iddiasi
- Gürpınar, D. (2023). Türkiye’de 1999 Gölcük’ten 2023 Maraş’a Depremlere Dair Komplo Teorileri. Daktilo 1984. https://daktilo1984.com/d84intelligence/turkiyede-1999-golcukten-2023-marasa-depremlere-dair-komplo-teorileri/
- Jones, M.O. (@marcowenjones). (2023). “An analysis of 30,000 tweets spreading disinformation about the #TurkeySyriaEarthquake” Archived in 2025. https://archive.ph/jLDMt
- Journo. (2023). “1894 İstanbul depremi: Gazetelerdeki komplo teorileri, sansür ve propaganda.” Journo. https://journo.com.tr/1894-istanbul-depremi-haberler
- Kahn, C. (2021). “First came a quake in mexico, then strange blue lights. People feared the apocalypse.” NPR. https://www.npr.org/2021/09/08/1035335407/first-came-a-quake-in-mexico-then-strange-blue-lights-people-feared-the-apocalyp
- Kenez, L. (2023). “Government-backed ultranationalists and Islamists spread hatred and xenophobia amid earthquake devastation”. Nordic Monitor. https://nordicmonitor.com/2023/02/government-backed-ultra-nationalists-and-islamists-spread-hatred-and-xenophobia-amid-earthquake-devastation/
- Keskin, Ö.H. (2023). ABD’li petrol şirketinin Kahramanmaraş’ta petrol ararken depremi tetiklediği iddiası. Teyit.org https://teyit.org/analiz/abdli-petrol-sirketinin-kahramanmarasta-petrol-ararken-depremi-tetikledigi-iddiasi
- Keskin, Ö.H. (2023). Uzaydan gönderilen titanyum çubuklarla deprem yaratıldığı iddiası. Teyit.org https://teyit.org/analiz/uzaydan-gonderilen-titanyum-cubuklarla-deprem-yaratildigi-iddiasi
- Korkmaz, B. (2020). Koronavirüsün ortaya çıkışı hakkında iddialar içeren tweet zinciri. Teyit.org https://teyit.org/analiz/koronavirusun-ortaya-cikisi-hakkinda-iddialar-iceren-tweet-zinciri
- Korkmaz, B. (2020). Türkiye ve dünyadaki kurumlar İzmir depreminde neden farklı büyüklükler açıkladı. Teyit.org https://teyit.org/dosya/turkiye-ve-dunyadaki-kurumlar-izmir-depreminde-neden-farkli-buyuklukler-acikladi
- Kuman Tunçel, Ö. (2023). Earthquake, collective trauma, and consequences. Archives of Neuropsychiatry. https://doi.org/10.29399/npa.28494
- Lubbock, John. (2023). Conspiracies are depoliticising Turkey’s earthquake crisis https://www.huckmag.com/article/the-rise-of-conspiracy-theories-after-turkeys-earthquake-crisis
- Malliagros, T. V. (2022). MegaAnon vs QAnon: Continuity and cross-pollination. The Skeptic https://www.skeptic.org.uk/2022/01/megaanon-vs-qanon-continuity-and-cross-pollination/
- Malumatfurus. (2021). Gerçek sanılan bilgisayar oyunu görüntüleri. https://www.malumatfurus.org/gercek-sanilan-bilgisayar-oyunu-goruntuleri
- Malumatfurus. (2023). Yönlendirilmiş enerji silahı. https://www.malumatfurus.org/yonlendirilmis-enerji-silahi
- Marshall, M. (2023). 15 minute cities: The latest big bad of the conspiracy theory ecosystem. The Skeptic. https://www.skeptic.org.uk/2023/03/15-minute-cities-the-latest-big-bad-of-the-conspiracy-theory-ecosystem/
- Merlan, Anna. (2019). Earthquake conspiracy theorists are wreaking havoc during emergencies. https://www.vice.com/en/article/kz4jyz/earthquake-conspiracy-theorists-are-wreaking-havoc-during-emergencies
- NTV (2023). “Bursa’da gökyüzünde ilginç görüntü (Mercek bulut nedir?)” https://www.ntv.com.tr/galeri/turkiye/bursada-gokyuzunde-ilginc-goruntu-mercek-bulut-nedir,CSVVsfCzOUuwkwJUAwd8iA
- Öztürk, K. (2015). Güneş tutulması depremi tetikler mi? Yalansavar. https://yalansavar.org/2015/03/20/gunes-tutulmasi-depremi-tetikler-mi/
- Öztürk, K. (2020). Haarp. Yalansavar. https://yalansavar.org/2020/01/18/haarp/
- Plait, P. (2000). Misconceptions. Bad astronomy. http://www.badastronomy.com/bad/misc/planets.html
- Reser, J. P. (2004). The experience of natural disasters: Psychological perspectives and understandings. In J. Lidstone, L. M. Dechano, & J. P. Stoltman (Eds.), International Perspectives on Natural Disasters: Occurrence, Mitigation, and Consequences (pp. 369–384). Springer Netherlands. https://doi.org/10.1007/978-1-4020-2851-9_20
- Slater, S. (2024). A brief history of radio-phobia: New technology is always met with fear and uncertainty. The Skeptic https://www.skeptic.org.uk/2024/02/a-brief-history-of-radio-phobia-new-technology-is-always-met-with-fear-and-uncertainty/
- Sunstein, C. R., & Vermeule, A. (2009). Conspiracy theories: Causes and cures. Journal of Political Philosophy, 17(2), 202–227. https://doi.org/10.1111/j.1467-9760.2008.00325.x
- Tarcan, P. (2023). Sınırlarımız açık, Suriyeliler gelmeye devam ediyor iddiası. Teyit.org https://teyit.org/demec-kontrolu/sinirlarimiz-acik-suriyeliler-gelmeye-devam-ediyor-iddiasi
- CCA, 2023. Fault Lines – Expert Panel on the Socioeconomic Impacts of Science and Health Misinformation, Council of Canadian Academies. Canada. COI: 20.500.12592/3gp0m7.
- Taybaş, Ç. (2016). Apofeni. Sinirbilim. https://sinirbilim.org/apofeni/
- Teyit. (2021). “HAARP: Deprem, zihin Kontrolü, i̇klim [Komplo Teorileri, #1]” [Video]. https://www.youtube.com/watch?v=HDDQDXDbYn4
- Toprak, E. (2021). Dolunay ve gezegen hareketlerinin depremleri tetiklediği iddiası. Teyit.org https://teyit.org/analiz/dolunay-ve-gezegen-hareketlerinin-depremleri-tetikledigi-iddiasi
- Toprak, E. (2020). HAARP gemisinin Çanakkale’de demirlediği iddiası. Teyit.org- https://teyit.org/analiz/haarp-gemisinin-canakkalede-demirledigi-iddiasi
- Türfent, N. (2023) “İki ateş arasında kalanlar: Depremzede göçmenler.” https://bianet.org/haber/iki-ates-arasinda-kalanlar-depremzede-gocmenler-282481
- Türkiye Fay Hattı Haritası (2023). CNN TÜRK. https://www.cnnturk.com/turkiye/turkiye-fay-hatti-haritasi-2025-mta-diri-fay-hatlari-hangi-illerden-geciyor-afad-turkiye-deprem-tehlike-haritasi-sorgulama-1862525
- Uğur, A. (2023). “A reddish colored lenticular cloud spotted in Bursa, Turkiye”. DHA http://www.dha.com.tr/english/a-reddish-colored-lenticular-cloud-spotted-in-bursa-turkiye-2193056
- van Prooijen, J., Douglas, K. M., & De Inocencio, C. (2018). Connecting the dots: Illusory pattern perception predicts belief in conspiracies and the supernatural. European Journal of Social Psychology, 48(3), 320–335. https://doi.org/10.1002/ejsp.2331
- Van Prooijen, J.-W., & Douglas, K. M. (2017). Conspiracy theories as part of history: The role of societal crisis situations. Memory Studies, 10(3), 323–333. https://doi.org/10.1177/1750698017701615
- Visser, F. (2023). Did earthquake guru Frank Hoogerbeets really foresee the disaster in Turkey and Syria? The Skeptic. https://www.skeptic.org.uk/2023/02/did-earthquake-guru-frank-hoogerbeets-really-foresee-the-disaster-in-turkey-and-syria/
- Weinberger, S. (2008). The strange life and times of haarp. Wired. https://www.wired.com/2008/04/haarp/

06 Şubat 2025 




Böyle güzel bir yazının, emek ve zaman harcanarak hazırlanmış bir yazının, bu kadar karmaşık olmasına üzüldüm. Sonuç ne?
BeğenBeğen
Teşekkürler geribildirim için.
BeğenBeğen