Aşılar ve Komplo Teorileri – Bölüm 3: Aşı Karşıtı İddialar ve Yanıtları.

Aşılar ve Komplo Teorilerini detaylı incelediğimiz yazı dizisinin birinci bölümde Aşılar, Bulaşıcı Hastalıklar ve Bağışıklık Sistemimiz ile ilgili genel bilgilerden bahsetmiş, ikinci bölümde de  Dr. Andrew Wakefield ve Aşı Karşıtı Hareketi incelemiştik. Bu dizinin son bölümünde ise bu hareketin sıklıkla çeşitli iletişim ortamlarında öne sürdüğü Aşı Karşıtı İddialar ve bu iddiaların  bilimsel dayanaklarını sorgulayacağız

 

Aşı Yanlısı ve Aşı Karşıtı kaynaklar. ( Kaynak: WisOpinion)

Aşı Karşıtı Hareket, daha önceki bölümlerde bahsedilen bulaşıcı hastalıklarla ilgili net verilere, ve aşıların güvenli olduğunu gösteren yüzlerce hatta binlerce çalışmaya rağmen, hala aşıların zararlı olduğunu iddia etmekten çekinmiyor. Aşı karşıtı lobinin iddiaları nedeniyle, aslında otizm araştırmalarına yönlendirilebilecek kaynaklar boşa harcanıyor, sonuç olarak ortaya çıkan tablo hem otistik çocuklara hem halk sağlığına zarar veriyor. 

Limbo dansındaki çubuk, altından geçtikçe daha da aşağıya indiriliyor.

Aşı karşıtlarının iddialarının en belli başlı ortak özelliği adeta Limbo dansını anımsatması.

Aşı karşıtı iddiaların dinamiği şöyle işliyor:

  • Genelde bilimsel desteği olmaksızın bir iddia ortaya atılıyor.
  •  Halk sağlığı , bulaşıcı hastalıklar uzmanları, bilim dünyası ve diğer araştırmacılar bu iddiayı bilimsel verilerle çürütüyorlar.
  • İlk iddia çürütüldükten hemen sonra, Aşı karşıtı lobi bu defa ilk iddiasını ya değiştiriyor, ya da yeni bir iddia ortaya atıyor.
  • Ortaya atılan her iddia bilimsel verilerle şüpheye yer bırakmayacak şekilde veriler ile kanıtlandıktan sonra yerine yenisi, bir yenisi, bir yenisi geliyor.
  • Çoğu zaman da, ilk iddia sahipleri kendilerine sunulan bilimsel verileri çürütecek karşı veriler sunmak yerine, aşılama yanlısı kişileri karalayarak Adam Karalama Safsatası ( Ad Hominem) ve diğer kişisel saldırılarla iddialarını ispatlama yöntemine başvuruyorlar.

Gelin sıklıkla dile getirilen aşı karşı iddialara bir göz atalım…

“Aşılar işe yaramıyor, zaten bulaşıcı hastalıklar aşılardan önce düşüşe geçmişti.”

Benim şahsen en fantastik bulduğum iddia bu. Ne zaman duysam aklıma meşhur yazar Andrew Lang‘ın güzel sözü gelir: Bilgi sahibi olmayan insanın istatistikleri kullanması, bir sarhoşun sokak lambalarını kullanması gibidir: aydınlanmak için değil, destek almak için….”

Aşı karşıtı lobinin sıklıkla olsa öne sürdüğü bu iddia, birkaç dakikalık bir Google araması ile çürütülecek nitelikte.  Her ne kadar birkaç dakika içinde bu iddianın asılsız olduğunu bulmanız zaten mümkünse de, ekteki tabloda sık rastlanan bulaşıcı hastalıkların aşı geliştirilmeden önceki ve sonraki karşılaştırmalı oranları mevcut.

Aşılama programları öncesi ve sonrası hastalık sıklıkları. ( Kaynak: CDC)

Avusturalya Aşı Karşıtları sayfasındaki Kızamık sıklığına ilişkin grafik

Muhtelif aşı karşıtı web sitelerinde görülen, bulaşıcı hastalık oranlarının aşılardan önce düştüğünü ve aşıların etkisiz olduğunu iddia eden grafiklere gelince. Bunların çoğunda grafiği hazırlayan kişinin, istediği görseli elde etmek için çeşitli hilelere başvurduğunu görüyoruz. En sık  kullanılan yöntemlerden biri basitçe aşılama tarihini değiştirmek.  Bir diğeri ise verilerin alındığı kaynaktaki grafiklerle oynayıp, istenen verileri alıp, istenmeyenleri bırakarak yeni grafikler oluşturmak. Kısa bir örnekle görelim:

Solda görmüş olduğunuz grafik, Avusturalya Aşı Karşıtları Derneği web sitesinde yer alan ve Kızamık hastalığının görülme sıklığını gösterdiğini iddia eden bir grafik.  Herkese önerdiğim bir şey var, bir iddiayı araştırıyorsanız, verileri MUTLAKA kaynağından gidip teyit edin. Yoksa her zaman veriyi sunan kişinin manipulasyonuna maruz kalma riskini taşırsınız. Bu grafiğin altında, grafikteki verinin Kanada Halk Sağlığı Merkezi’nden alındığı not düşülmüş. Gidip, verinin esas grafiğine bakalım, bu grafiğe ne kadar benziyor görelim.

Kanada Halk Sağlığı Merkezi ne ait orijinal grafik. (Kırmızı taralı alan oynanmış grafikle karşılaştırma için sonradan yerleştirilmiştir.)

Sağda, aynı grafiğin esas yayınlandığı bilimsel makaledeki halini görüyorsunuz.

Dikkatinizi çeken birkaç şey olmalı. :)

Birincisi, asıl grafikte  1959 yılı ile 1968 yılları arasında Kızamık verisi toplanmadığı, bu nedenle de o yıllar için elde veri olmadığı belirtilmiş, ve grafikteki o alan boş bırakılmış. Ancak aşı-karşıtı grafiği hazırlayan kişi, bu detayı bildirmeyi gerekli görmediği gibi olmayan veriyi kendince doldurarak grafiğinde 1959 yılında aslında var olmayan suni bir düşüş yaratmış durumda.

İkincisi de, aslında orjinal grafikte 68 adet veri noktası olmasına rağmen, aşı-karşıtı grafiği hazırlayan kişi bu noktalardan istediği etkiyi verecek 8 adedini kullanmış. Tekrar sağdaki orjinal grafiğe ve üzerine oturtulmuş kırmızı alana bakarsanız, grafiği hazırlayan kişinin uyanık bir şekilde en yüksek veri noktası olan 1935 yılından, aslında veri olmayan ve orjinal grafikte boş görülen 1959 yılına nasıl düz bir çizgi çektiğini ve olmayan bir düşüşü suni olarak yarattığını görebilirsiniz.

Biraz araştırma ile benzer pek çok örnek bulmanız mümkün. Andrew Lang‘ın kulakları çınlasın. :D

“Bulaşıcı hastalıkların çoğu ölümcül değil, boşuna aşı oluyoruz.”

Bu iddiaya aslında ilk bölümde epey değinmiştim. Ama sık karşılaşılan iddialardan biri olduğu için tekrar değinmekte yarar var. Aşı karşıtı lobi, sıklıkla çocukluk hastalıkların normal bir yaşam süreci olduğunu, çocuklar aşılanmasalar bile çoğunun iyileşeceğini, bu nednele aşıların gereksiz olduğunu savunuyorlar. Ancak bu doğru değil. Bugün, çocukluk çağına ait hastalıklara ait ciddi komplikasyonları etrafta görmememizin en büyük sebebi başarılı olmuş genel aşılama kampanyaları nedeniyle bu hastalıkların toplumda görülme sıklıklarının oldukça azalmış olması.

ABD’de halen aktif Kızamık geçiren hastaların %20′sinin hastaneye yatmasını gerekiyor. Kızamık olanların %17′sinde orta kulak enfeksiyonları, zatürre veya şiddetli ishal gelişiyor. Vakaların yaklaşık %6′sı zatürreye dönüyor ve ölenlerin çoğu da bu gruptan. Halen, günümüzde bile Kızamık ölüm oranı 1000 kişide bir. Dünya Sağlık Örgütü’nin verilerine göre aşılama yapılmadığında yılda 2,7 milyon çocuğun Kızamıktan öleceği öngörülebilir.

Boğmaca, özellikle küçük bebeklerde solunum sıkıntısı yapabilen ve ölüme dek varabilen ciddi komplikasyonlara neden olan bir hastalık.

Bir başka örnek Boğmaca. Boğmaca son derece ciddi bir hastalık. Öksürük krizi nedeniyle solunum durması, yemek yiyememe, şiddetli kusma gibi sorunlara neden olabiliyor. Küçük bebeklerde ise zatürre, beyin hasarı, nöbet geçirme ve zeka geriliğine neden oluyor. Aşısı olmasına ve aşı çok yüksek oranda koruma sağlamasına rağmenö neredeyse hiç görülmezken son yıllarda aşı karşıtlarının propagandası sağolsun dört bir yanında düşen DTaP ( DTB: Difteri-Tatanoz-Boğmaca) aşılanma oranları nedeniyle gelişmiş ülkelerde ile ard arda salgınlar başladı.

Japonya’da 1970 yılında %80 olan aşılanma oranının %20ilere düşmesi nedeniyle 1979′da 13.000 Boğmaca vakası görüldü, bunların 45′i ölümle sonuçlandı. 2010 yılında, aşı karşıı lobinin çok güçlü olduğu  ABD California eyaletinde 9.143 adet Boğmaca vakası görüldü. Bu hastaların 10 adedi -ki tamamı bebek- hastalığa bağlı komplikasyonlar nedeniyle yaşamını kaybetti. Bu, California’da, son 63 yılda görülen en büyük Boğmaca salgını.

“Aşılanma oranları arttıkça otistik çocuk sayısı da artıyor, demek ki aşılar otizme neden oluyor.”

Evet, gerçekten de grafiklere bakarsanız otizmin toplumda görülme sıklığı gün geçtikçe artıyor. Ve aynı zaman dilimi içinde, tıptaki gelişmeler sayesinde bulaşıcı hastalıklara karşı geliştirilen aşı sayısında da artış var. Peki, her iki sayının da aynı anda artması aralarında bir neden-sonuç ilişkisi olduğunu gösterir mi?

İnsanoğlu, elindeki verilerebakıp en kısa yoldan belli sonuçlara varmak üzere evrimleşmiş. Bu nedenle bu yanılgıya hepimiz zaman zaman düşüyoruz. Oysa istatistik derslerinde öğretmenlerin kulağınıza ilk küpe ettiği ilk prensip şudur: İki değişken arasındaki korelasyon, neden sonuç ilişkisi olduğunu göstermez. ( Correlation does not imply causation.)

Facebook kullanıcı sayısı ile Yunanistan ekonomik krizi arasındaki korelasyonu gösteren grafik. Sizce Facebook kullanıcı sayısının artması Yunanistan'da ekonomik krize neden oluyor mu? (Kaynak: businessweek)

Bunun ne demek olduğunu kısaca inceleyelim:

Diyelim ki A ile B aynı anda, aynı zaman diliminde artış gösteriyor. Aralarında böyle bir ilinti (korelasyon) olması, A’nın B’ye neden olduğunu, iki değişken arasında mutlaka neden-sonuç ilişkisi bulunduğunu  göstermez.  Her iki değişkenin birlikte artması birkaç farklı şekilde açıklanabilir:

    • A değişkeninde artma, B’de de artışa neden oluyor olabilir.  Sadece bu durumda iki değişken arasında korelasyona ilaveten bir neden-sonuç ilişkisi olduğunu söylemek mümkün.  Örneğin, içilen sigara sayısı arttıkça akciğer kanseri olma ihtimali de artar ve klinik deneylerle kanıtlanmıştır ki sigara içmek akciğer kanserine neden olur.
    • B değişkenindeki artma, A’da artmaya neden oluyor olabilir. Örneğin, bir yangındaki itfaiyeci sayısının artışı ile, yangının büyüklüğü arasında bir korelasyon vardır. Bu korelasyona bakıp, daha çok itfaiyecinin yangın alanına gelmesinin yangını büyüteceğini söyleyemeyiz. Tam tersine, yangın büyük olduğu için ortada daha çok itfaiyeci vardır.
    • Hem A, hem B değişkenlerinin artışı, bilinmeyen ve farkına varılmamış bir üçüncü C değişkenine bağlı olabilir. Örneğinbir sahil şehrinde aylık dondurma satışları ile aylık denizde boğulma sayıları yıl içinde birlikte artıp azalıyor ise bu korelasyon,  dondurma tüketiminin boğulmaya neden olduğu anlamına gelmez.  Her ikisinin de artış nedeni muhtemelen havanın ısınmasıdır.
    • A ve B değişkeninin aynı anda artış veya azalış göstermesi tamamen tesadüf olabilir. Firefox internet tarayıcı kullanan kişi sayısı ile cadılık dinine inanan kişi sayısı birlikte artmaktadır. Bu korelasyona bakıp, Firefox kullanmanın cadılığa neden olduğunu söyleyemeyiz. :)
  • Unutulmaması gereken, aynı anda gözlenen iki durumun arasında her zaman bir neden-sonuç ilişkisi olmadığıdır. 
Elbette, bilimsel yöntemde gözlenen bir korelasyon, mutlaka olası bir neden-sonuç ilişkisi açısından incelenmelidir. Aşılar ve otizm ile ilgili yapılan binlerce çalışma, otizm görülme oranı ile aşılanma sayısı arasında herhangi bir neden-sonuç ilişkisi olmadığını tekrar tekrar kanıtlamıştır. Artan otizm oranlarının ciddi bir sağlık problemi oluşturduğunu da düşünecek olursak, otizme ayrılan kaynakların artık daha farklı alanlara kaydırılması uygun olacaktır.

“MMR aşısı otizme neden oluyor.”

MMR aşısının otizmle bağlantısı olmadığını gösteren belli başlı çalışmalar. (Oxford Journals, Clin Infect Dis. (2009) 48 (4):456-461.doi: 10.1086/596476)

Bu iddianın nasıl ortaya çıktığını bir önceki bölümde detaylı olarak anlatmıştım. Bu iddiayı destekleyen herhangi bir bilimsel çalışma olmadığı gibi, ilk olarak bu iddiayı ortaya atan Dr. Andrew Wakefield’in yazdığı makalenin ve deney verilerinin düzmece olduğu, verilerin manipule edildiği bugün kanıtlanmış durumda.  Ancak bu süreç içinde Wakefield’in savını incelemek amacı ile yapılan tüm bilimsel çalışmaları derleyen şu makaleye bakabilirsiniz.

Evet, tahmin ettiğiniz gibi, makalelerin hiç birinde aşının otizme neden olduğu yönünde bir neden- sonuç ilişkisine rastlanmadı. Ama hala benzer çalışmalar yapılıyor. Derler ya ” bir deli bir kuyuya taş atar, ama kırk akıllı çıkaramaz.” :)

“Aşıların içine konan cıva otizme neden oluyor.”

Bir önceki bölümde de bahsetmiştim. Amerika’da 1930 yıllarında aşılara koruyucu ve mikrop öldürücü bir olarak civa kökenli bir bileşik olan Timerosal ekleniyordu.  FDA, 1997 yılında  bebeklerdeki kan Timerosal değerlerinin 187.5 mikrogram’a çıkabileceğini duyurdu bunun da sağlık sorunlarına neden olabileceği konusunda endişesini dile getirdi. Amerika Pediatri Akademisi (AAP) ve Amerika Halk Sağlığı Enstitüsü ortak karar alarak o tarihe kadar zararlı bir yan etkisi saptanmamış olsa da Mart 2001 tarihinde  önlem olarak grip aşısı haricindeki aşılardan Timerosal maddesini çıkardılar.

Thimerosal maddesinin otizmle bağlantısı olmadığını gösteren belli başlı çalışmalar. (Oxford Journals, Clin Infect Dis. (2009) 48 (4):456-461.doi: 10.1086/596476)

Thimerosal, bir etil-cıva bileşeni. Bugüne kadar olan cıva zehirlenmesi çalışmalarında da herhangi bir toksik etkisi kanıtlanmış değil. Zehirli olduğu bilinen metil-civa bileşiklerinin aksine vücutta birikmiyor ve kısa sürede atılabiliyor.  Binlerce çocuk üzerinde yapılan incelemeler, pekçok çalışmanın ortak sonuçları üzerinden yapılan istatistik analizler timerosal içeren aşıların herhangi bir yan etkisi olmadığını gösterdi. Ancak, AAP ve Halk Sağlığı Enstitüsü kamuoyundaki hassasiyet nedeniyle ve aşı karşıtı lobinin baskısı nedeniyle aşılardan Timerosal maddesini çıkardılar.

Normalde, aşılardaki Timerosal ile otizm arasında bir neden sonuç ilişkisi olması halinde, aşılardan Thimerosal’in çıkarılması sonucunda ne görmeyi beklersiniz? Bu durumda toplumdaki otizm sıklığının azalması beklenir değil mi? Ancak gözlenen durum bu değil. Otizm görülme sıklığı toplumda hala artmaya devam ediyor ve yüzlerce çalışmayla aşıların bir etkisi olmadığı kanıtlanmış olmasına ramen hala otizmin gerçek nedenini bulmak için harcanması gereken kaynakları  aşı karşıtı lobinin iddialarını çürütmek için aynı çalışmaları defalarca yeniden yapmak için tüketiyoruz.

1989-2003 yılları arasında California'da doğan çocuklarda gözlenen otizm oranı. 2001 yılında aşılardan cıva kaldırılmış olmasına rağmen otizm görülme sıklığı artmaya devam ediyor. (Kaynak: Archives of General Psychiatry)

“Aşıların içinde toksik maddeler var.”

İddialarını verilerle destekleyemeyen Aşı Karşıtı Lobi'nin, toplumda korku yaratarak taraftar toplamak için kullandığı görsellerden biri.

MMR aşısı ve Thimerosal iddiaları fos çıkınca, aşı karşıtı lobinin son “toksik” kalesi bu iddia. Ancak adından da anlaşıldığı gibi altı oldukça boş. Aşılarda “toksik maddeler” olduğu iddia ediliyor, ama ne bu maddelerin ne olduğu, ne de ne şekilde zararlı oldukları konusunda bir veri sunulmuyor. “Aşılar toksik, işte o kadar!” :)

Bu serinin ilk bölümünden beri aşıların güvenli olduğunu gösteren pekçok veri ve kaynağa burada yer vermeye, veya linklerle okuyucuyu kaynakların aslına yönlendirmeye çalıştım. Aşıların güvenilirliğine ilişkin pek çok veri, internette halka açık bir şekilde duruyor. Tek yapmanız gereken biraz araştırmacı bir ruha sahip olmak ve doğru ve güvenilir kaynaklarda araştırma yapmak. Aşı karşıtı lobinin web sitelerinde  ise bu tip verilere ve güvenilir raporlara rastlamak mümkün değil. Onlar, daha çok yandaki resim gibi insanların duygularına yönelik, onları  korkutmak için hazırlanmış bol fotoşoplu propoganda malzemeleri kullanıyorlar.   Limbo dansı yapmaya devam ediyoruz yani. :)

“Aşı olmak bireysel bir karardır. Ben çocuğumu aşılatmıyorum, riskini de alıyorum.”

Sanılanın aksine aşılanmak bireysel bir karar değildir.

Aşılar, Halk Sağlığı uygulamaları içinde toplum sağlığını en çok etkileyeni. Kişiler kendilerini veya çocuklarını aşılamayı bireysel bir karar olarak görüyor olsalar da aldıkları karar sadece kendilerini değil, toplumu da etkiliyor.

Burada Herd Immunity yani Toplum Bağışıklığı denen kavramdan söz etmekte fayda var. Bir toplumdaki bireyleri bir salgından korumak için o toplumda bağışıklık sahibi bireylerin sayısının belli bir orana ulaşması gerekiyor. Aşılanmak istese de aşılanamayak kimseler var: bağışıklık sistemi yetmezliği olanlar, kanser tedavisi görenler,organ nakli hastaları, kronik kan kastaları, çok yaşlılar, hamileler, çok küçük bebekler… Bu kişilerin hastalanmaması için toplumda bağışıklık sahibi bireylerin belli bir orana ulaşmasi gerekiyor. Bu oran hastalıktan hastalığa değişiyor ve bu orana Toplum Bağışıklık Eşiği deniyor.

Aşı ile engellenebilen hastalıklarda Toplum Bağışıklığı Eşikleri *
Hastalık Geçiş Şekli R0 Toplum Bağışıklık Eşiği
Difteri Salya 6-7  %85
Kızamık Hava 12-18 %83 – 94
Kabakulak Havadan damlacıklarla 4-7  %75 – 86
Boğmaca Havadan damlacıklarla 12-17 %92 – 94
Çocuk Felci Ağız-dışkı 5-7 %80 – 86
Kızamıkçık Havadan damlacıklarla 5-7 %80 – 85
Su Çiçeği Sosyal temas 6-7 %83 – 85

Aşılama, bu nedenle hastalık yayılmasına karşı bir bariyer oluşturuyor. Toplumdaki aşılı kişiler sayesinde aşılanamayan kişilerin hastalık etkeni ile karşılaşma ihtimali azalıyor, böylelikle hastalanmaktan hatta belki de ölmekten korunuyorlar. Kısaca aşılanma sadece aşı olan kişiyi değil, temasta olacağı küçük bebekleri, yaşlıları, çevresindeki hamileleri ve kanser hastası olan yakınlarını da koruyor.

Toplumdaki bağışık insan sayısı Toplum Bağışıklanma Eşiği’nin altina düştüğünde ise risk altındaki bu kişilerin hastalik kapma ihtimali yükseliyor. İlaveten, aşı olmuş olsalar bile, aşılanan bireylerin hastalığı kapma ihtimali ortaya çıkıyor.

Şu güzel animasyon, Toplum Bağışıklık Eşiği’nin nasıl çalıştığını detaylı ve görsel olarak anlatıyor.

“Aşıları savunan doktorlar  ilaç firmalarından rüşvet alıyorlar. İlaç firmaları  ve devlet aşılarla ilgili olumsuzluklar örtbas ediyor, el altından otistik çocukların ailelerine para vererek onları susturuyor.

Ve gelelim komplo teorisyenlerinin en çok sevdiği Adam Karalama saldırısına…. :)

Bu görüşe göre, aslında aşıların güvenilirliğini gösteren bütün veriler düzmece. Aşıların güvenli ve hatta faydalı olduğunu savunan bütün doktorlar sabah akşam “daha çok bebek ölse ve sakat kalsa da daha zengin olsam.” diye ellerini ovuşturuyor, hepsi psikopat, katil. İlaç firmaları bu görüşe karşı çıkan doktorlara yüksek meblağlarda sus payı öderken, bu görüşü destekleyenleri de ihya ediyorlar….

Evet, ilaç firmalarının zaman zaman etik olmayan davranışlar gösterdiği, kimi zaman işine gelmeyen bazı araştırma sonuçlarını hasır altı ettiği bir gerçek. Ama bunun gibi olaylar, kamuoyundan takip ettiyseniz mutlaka bir şekilde ortaya çıkıyor: ya firma içindeki etik değerleri yüksek kimseler tarafından dışarı bilgi sızdırılıyor, ya da bağımsız bilimsel komiteler aynı konulu deneyler yapıp, lanse edilen sonuçları bulamadıkça ilaç firmalarının foyası öğreniliyor.

Epey sağlam bir hayal gücü gerektirmesine rağmen bu iddiayı olası kabul ediyorsanız şu soruların cevabını da düşünmeniz yerinde olacaktır:

Aşı karşıtı harekete göre bütün doktorlar ahlaksız ve kötücül.

  • Milyonlarca çocuğu içeren bağımsız hekimlerce dünyanın dört bir yanında yapılmış çalışmaların hepsinin aynı sonucu vermesi için kaç bin kişiye kaç paralık rüşvet verilmiş olması gerekir?
  • İlaç firmaları ne kadar ekonomik olarak güçlü olurlarsa olsunlar, bu kadar çok kişiye sus payı verebilmeleri matematik ve finansal olarak mümkün müdür? ( İlaç endüstrisinin ilaç gruplarına göre yıllık kar oranları halka açık bir şekilde IMS web sitesinde mevcut. Bu siteyi incelerseniz Aşıların karlılık ve ciro sıralamasında ilaç firmaları için bütün dünyaya rüşvet vermelerini gerektirmeyecek kadar alt sıralarda olduğunu görebilirsiniz.)
  • İlaç firmaları aslında çocuklar aşılanmasalar ve  bulaşıcı hastalıklara yakalansalar bu çocukların tedavisinde kullanılacak solunum ilaçları, anti-viral, antibiyotik vb ilaçlarından çok daha fazla kar etmez mi?
  • Dünyadaki tüm ciddi tıp otoritelerinin, üniversitelerin ve tıp merkezlerinin, Dünya Sağlık Örgütü‘nün, muhtelif ülkelerdeki Halk Sağlığı Başkanlıklarının, bağımsız çalışan milyonlarca hekimin, araştırma görevlilerinin, halk sağlığını iyileştirmek amacıyla kurulmuş Bill &  Melinda Gates Vakfı veya Sınır Tanımayan Doktorlar gibi hayır amaçlı organizasyonların tamamının bu komploya alet olması, bu insanların tamamının kötü olduğunu bile bile aşılamayı savunup önermesi mantıklı mıdır?
  • Bu insanlar arasında bir tane helal süt emmiş, vicdanı temiz ya da vaz geçtim sadece ünlü olmak isteyen insan yok mudur ki bu foyayı belgeleri ile ortaya çıkarsın?
  • Bu düzenin dışında kalmayı başarmış ve bilimsel anlamda kabul görecek özelliklere sahip bir çalışma yaparak bu iddiaları bilimsel olarak kanıtlayacak dürüst bir doktor yok mudur? Varsa nerdedir ve neden bu kadar senedir gizlenmektedir? :)

Michael Shermer, İnanan Beyin kitabında komplo teorilerinin çok güzel bir analizini yapmış. Bu kitabı fırsat bulup okumanızı şiddetle öneririm. Diyor ki, bir komplo , ne kadar çok insanla planlanıyorsa, o komplonun başarısız olma ihtimali o kadar yüksektir.” Yani dahil olan kişi sayısı arttıkça, komplo ile ilgili bilginin dışarı sızdırılması kaçınılmazdır. Tarihteki tüm gerçek komplo örnekleri de bunu ispat etmekte.

Aşı karşıtlarının sıklıkla  ortaya attığı bir diğer iddia da “aşı nedeniyle otistik olan çocukların  ailelerine  el altından para vererek susturulması”. Nedense, bu iddiaya ait herhangi evrak, veri ya da tanık mevcut değil. İddia edilenin aksine, aşılara yönelik yan etkiler ABD devleti tarafından ciddi ve son derece şeffaf olarak izleniyor. 1988 yılında the National Childhood Vaccine Injury Act of 1986 (Public Law 99-660) uyarınca bir ulusal aşı tazminat programı (National Vaccine Injury Compensation Program (VICP) uygulamaya sokuldu. 2 Milyar Dolar ödeneği hazır olan bu mahkeme, 2007 yılında 1999-2007 yılları arasında dosyası açılmış 5000 iddiayı inceledi. Duruşma boyunca mahkeme tarafından aşılar ve otizm konusunda yapılmış birbirinden bağımsız 939 akademik çalışma, textbook ve binlerce insanın ifadesi alındı. İki yıl süren davanın sonunda mahkeme aşılar ile otizm arasında herhangi bir bağlantı olmadığı kararına vardi. Bu tazminat programı ile ilgili detaylı bilgiye,  görülen davalar sonucunda ödenen tazminatların detayı ve bu fonun detaylı gelir/gider belgeleri de  web sitesinde mevcut. Bu mahkemeye 1988- 2012 yılları arasında otizm için 2151 başvuru olmuş, tek bir vakaya tazminat ödenmiş, ki ona da ödenen tazminat otizm nedeni ile değil, bir başka yan etki nedeniyle. )

Ya gerçek yan etkiler?

Bu serinin üç bölümünde aşı karşıtı lobi tarafından öne sürülen desteksiz iddiaları, veri ve kaynakları ile çürütmeye çalıştık. Ancak unutmamamız gereken nokta şu: Kullandığımız her ilacın, aşılar da dahil nadiren de olsa görülebilen yan etkileri olabilir. En sık görülen aşı yan etkileri : aşının uygulandığı bölgede ağrı, kızarma, şişme, baş ağrısı, kas ve eklem ağrısıdır. Bazı aşılar, üretim sürecinde yumurta kullanıldığından, yumurta allerjisi olan kimselere allerji yapabilirler. Bu nedenle mutlaka her aşılama doktor bilgi ve gözetiminde yapılmalıdır. Aşılara bağlı çok nadir olarak görülen ciddi bir durum olan Guillain-Barre Sendromuna ilişkin detayları, Domuz Gribi ve Komple Teorileri başlıklı yazımızdan öğrenebilirsiniz.

Yaşantımızda aldığımız kararları, o kararlar sonunda maruz kalacağımız riskin büyüklüğü ile değerlendirirerek veririz.

Örneğin, aşılanmamış çocukların geçirdiği  enfeksiyon hastalıklarına bağlı komplikasyonlar, aşıların yan etkilerine göre çok ciddi ve fazla sayıda. Çocuğunuzu aşılatmanın riski, her gün trafik kazalarında binlerce kişinin öldüğü modern çağda onu arabaya bindirip herhangi bir yere götürmekten çok ama çok daha az.

Kısaca, eğer çocuğunuzun sağlıklı olmasını ve sağlıklı bir toplum içinde büyümesini istiyorsanız aşılarını yaptırmayı ihmal etmeyin. :)

Son Söz

Aşı karşıtı hareketin düştüğü yanılgılardan çıkaracağımız önemli bir ders var aslında.

Herhangi bir konuda yargıya varırken  içine düşebileceğimiz en tehlikeli durumlardan biri Onaylama Önyargısı (Confirmation Bias)’tır. İnsan, psikolojik olarak genelde önce bir fikir oluşturur, daha sonra bu fikri destekleyecek verileri toplar. Fikriyle çelişen verileri görmezden gelir, fikrini destekleyenleri ise benimser. Onaylama önyargısı bizi kısırdöngüye sokar ve alternatif görüşlere gözlerimizi kulaklarımızı kapamamıza, uçlara sürüklenmemize neden olur.

Yapmamız gereken, bilime  duyguların ve önyargıların yön vermesini önlemek, ve inandığımız şeylerin ardında tarafsız, sağlam ve bilimsel veri ve kanıtlar olup olmadığını kontrol etmektir.

Kaynaklar:

  1. Hviid et al. (2003). Association Between Thimerosal-Containing Vaccine and AutismJournal of American Medical Association.
  2. American Academy of Pediatrics. (2011).
  3. Begley, S., & Interlandi, J. (2009, March 2). Anatomy of a ScareNewsweek.
  4. Center for Disease Control. Immunization Safety and Autism- Thimerosol and Autism Research Agenda.Retrieved from CDC Website: www.cdc.gov
  5. Department of Health and Human Services Center for Disase Control. (2011). Vaccines & Immunizations.Retrieved from Center for Diesae Control (CDC) Web site: http://www.cdc.gov/vaccines/
  6. Fombonne, E. (2009). Epidemiology of pervasive developmental disordersPediatric Research, 65(6), 591-8.
  7. Fombonne, E., Zakarian, R., Bennett, A., Meng, L., & McLean-Heywood, D. (2006). Pervasive Developmental Disorders in Montreal, Quebec, Canada: Prevalence and links with immunizationsPediatrics.
  8. Geier, D. A., & Geier, M. R. (2003). A Case Series of Children with Apparent Mercury Toxic Encephalopathies Manifesting with Clinical Symptoms of Regressive Autistic DisordersJournal of Toxicology and Envionmental Health.
  9. Glazer, S. (2003, Jun 13). Increase in AutismCQ Researcher.
  10. Gross, L. (2009, May). A Broken Trust: Lessons from the Vaccine-Autism WarsPublic Library of Science, 7(5).
  11. Halsey, N. A., & Hyman, S. L. (2000). Measles-Mumps-Rubella Vaccine and Autistic Spectrum DisorderReport From The new Challenges in Childhood Immunizations Conference . Oak Brook, Illinois.
  12. Horton, R. (2004). A Statement by the editors of the LancetThe Lancet, pp. 820-821.
  13. Kaiser Research Institute. (2004, Feb 25). Letter from Kaiser Research Institute to Mark Geier M.D.
  14. Koch, K. (2000, Aug 25). Vaccine ControversiesCQ Researcher.
  15. Madsen, K. M., Hviid, A., Vestergaard, M., Schendel, D., Wohlfahrt, J., Thorsen, P., . . . Melbye, M. (n.d.). A Population Based Study of Measles, Mumps, and Rubella. Vaccination and Autism. (2002) New England Journal of Medicine.
  16. Mutter, J., Naumann, J., Schneider, R., Walach, H., & Haley, B. (2005). Mercury and Autism: Accelerating evidence? Neuroendocrinology Letters.
  17. Offit, P. A. (2008). Vaccines and Autism revisited: The Hannah Poling CaseNew England Journal of Medicine.
  18. Offit, P.A. (2010) Autism’s False Prophets: Bad Science, Risky Medicine and the Search for a CureColombia University Press.
  19. Omer, S. B., Salmon, D. A., Orenstein, W. A., deHart, P. M., & Halsey, N. (2009). Vaccine Refusal, Mandatory Immunization, and the Risks of Vaccine-Preventable DiseasesNEJM.
  20. Park, A. (2008, June 2). How Safe Are Vaccines? Time.
  21. Parker, S. K., Schwartz, B., Todd, J., & Pickering, L. K. (n.d.). Thimerosal-Containing Vaccines and Autistic Spectrum Disorder: A Critical Review of Published Original Data. Pediatrics.
  22. Patja A, Davidkin I, Kurki T, Kallio MJ, Valle M, Peltola H. (2000). Serious Adverse Events After Measles-Mumps-Rubella Vaccination During A Fourteen-Year Prospective Follow-UpPediatr Infect Dis J. 
  23. Schecter, R., & Grether, J. (2008). Continuing Increases in Autism Reported to California’s Developmental Service System: Mercury in Retrograde. Arch gen Psychiatry.
  24. Smith, M. J., Ellenberg, S. S., Bell, L. M., & Rubin, D. M. (2008). Media coverage of the MMR vaccine and Autism controversy and its relationship to MMR immunization rates in the USPediatrics.
  25. Sugarman, S. D. (2007). Cases in Vaccine Court – Legal Battles over Vaccine and Autism. New England Journal of Medicine.
  26. Sutcliffe, James S. (2008). Insight into the pathogenesis of Autism. Genetics.
  27. The Collage of Physicians in Philadelphia. (2011). The History of Vaccines. Retrieved from The History of Vaccines:
  28. World Health Organization. (2007). Prevent. Protect. Immunize.
  29. History and Epidemiology of Global Smallpox Eradication From the training course titled “Smallpox: Disease, Prevention, and Intervention”. The CDC and the World Health Organization. Slide 16-17.
  30. IMS website. Top Line Pharmaceutical Market Data. (2011)
  31. Canada Public Health Agency Website. Canada Immunization Guide. (2006)
  32. Arlene King, Paul Varughese, Gaston De Serres, Graham A. Tipples and John Waters. (2004). Progress toward Measles Elimination: Absence of Measles as an Endemic Disease in the United States. The Journal of Infectious Diseases.Vol. 189, Supplement 1.
  33. U.S. Department of Health and Human Services. (2011).  National Vaccine Injury Compensation Program.
  34. Institue of Medicine. (2011).  Adverse Effects of Vaccines: Evidence and Causality. 
  35. Robert Webb. (2010). Analysis of Anti-Vax Graphs. Victorian Skeptics Website.
  36. David Gorski. (2010). “Vaccines didn’t save us” (a.k.a. “vaccines don’t work”): Intellectual dishonesty at its most naked. Science Based Medicine website.

Etiketler:, , , , , , , , ,

Isil hakkında

primate, bipedal, skeptic, geek, bookworm, medical doctor, consultant, blogger, TED translator, experimental cook, beer enthusiast and a cat slave...

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 429 other followers