Üç kat artmış kanser riski ve dikkatten kaçan istatistik

Sağlık haberlerinden, özellikle bu haberleri yayına hazırlayan editörlerden çok korkuyorum. Eminim paparazzi haberlerinden sonra en çok okunan haberler sağlık haberleridir. Bu nedenle de sağlık haberleri gazetelerin vermeyi sevdikleri haber tipleri içinde başta geliyor fakat genelde gazetelerde sağlık haberlerine gerekli özen gösterilmediği için zaman zaman yanlış anlaşılmalar olabiliyor.

Örneğin 8 Haziran 2012 tarihli Hürriyet gazetesindeki haberin başlığı “Çektirirken iki kere düşünün“. Haberin söylediğine göre “Çocukken fazla bilgisayarlı tomografi çekilenlerin ileriki yaşlarda beyin ya da kan kanserine yakalanma riskinin artabileceği belirlendi.” Elbette bu haberi görür görmez benim yalansavar hislerim sinyal verdi, didikleyeyim bakalım altından ne çıkacak dedim.

Bu cins bir haberleri iki yönden incelemek lazım. Öncelikle haberin tıbbi yönü doğru mu, sonra da biz hastalara düşen nedir? Yani, bu haber bizim ne işimize yarar? Ben bu bilgiyi öğrenip ne yapmalıyım?

Tıp dergilerinde yayınlanan makaleler konunun uzmanı kişiler tarafından, gene konunun uzmanı kişiler için yazılırlar. Bu makaleleri herkesin okuyacağı hale getirmek için sadeleştirmek ve paniği de engellemek gereklidir. Şimdi gelelim haberimize.

Makalenin aslı The Lancet isimli tıp dergisinde yayınlanmış. Neyse ki bu çalışma hakkında Newcastle Üniversitesi bir basın bülteni hazırlamış, Hürriyet’in dayanağı da bu olmalı. Ne var ki orijinal basın bülteni 873 kelime iken Hürriyet versiyonu 100 kelime içeriyor. O zaman ya birisi çok iyi bir özet hazırladı, ya da bazı şeyler eksik bildirildi. Yiğidi öldür hakkını yeme, Hürriyet’in verdiği bilgi doğru, gerçekten de bu çalışma, çocuklukta alınan iyonize edici radyasyon ile kanser arasında bir ilişki ortaya koymuş (x-ışınları iyonize edici radyasyondur, cep telefonu sinyalleri ise değil).  Ancak Hürriyet’i gene de eleştirmek lazım. Burada artan riskin miktarını açıkça ortaya koymak için şunu söylemek gerekiyor, sözkonusu risk ile her 10,000 kafa tomografisi sonucunda bir adet ekstradan lösemi ve beyin tümörü vakası ortaya çıkacaktır.Bu iki kanser türü nispeten nadir görülen kanserlerdir, o nedenle üç kat artan risk bile ancak bu kadar sayıda vakaya tekabül edecektir. Demem odur ki, elbette risk var, dikkat etmek lazım, ama ne kadar risk var onu da açıkça ortaya koymak gerekiyor. 1/10,000 oranı sayısal açıdan küçüktür, haberi bu gözle değerlendirmek lazımdır. Gazetenin bu haberi sonrasında bir çok insanın “bak gördün mü, tomografi kanser yapıyormuş, bilimadamları kanıtlamış” diye gezineceklerini görür gibiyim.

Bir tomografik görüntülemede alınan doz miktarı çok değişik faktörlere bağlıdır. Yaş, cinsiyet, görüntüleme türü ve sıklık önemlidir. 15 yaş altı çocuklarda beyin kanseri riskini arttırmak için haberde bahsedilen dozlarla üstüste üç beyin tomografisi, kan kanseri riskini arttırmak için beş ila on beyin tomografisi çektirmek lazımdır. Bu yapıldığında dahi riskte 1/10,000 artış olacaktır.

İşin başta değindiğim diğer yanı ise, bu bilgi tıp eğitimi almamış bir kişinin ne işine yarar? Yani ne yapacağız, çocuğumuzun beynindeki bir tümörü, bir rahatsızlığı saptamak için tomografi isteyen doktora “olmaz yaptırmam tomografi kanser yapıyormuş” mu diyeceğiz? Bu haber sonrasında doktorlarla hastalar arasında çıkacak tartışmalar çok yapıcı olmayacak, doktorlar ise bu çalışmanın ayrıntılarını hastalara anlatmak için çok vakit harcamak zorunda kalacaklar. Bence hasta olarak bizler riskin farkında olmalı, tomografinin gerekli olduğunu kesin olarak teyid ettirmeli, ancak doktorumuz bu tetkikin kesinlikle gerekli olduğunu söylediği anda bu tetkiki yaptırmaktan kesinlikle kaçınmamalıyız.

Herkesin fosur fosur sigara içtiği, sağlıksız beslendiği bir ülkede pireyi deve yapmamız üzücü. Oysa yukarıdaki belirsizliklerin aksine, sigaranın kanserojen etkisi bilimsel olarak su götürmez bir gerçek.  Öncelikle çocukların yanında sigara içmeyi bıraksak, onları pasif içicilikten kurtarsak ne güzel olacak. Pasif sigara dumanına maruz kalan çocuklarda astım, bronşit, zatürree, grip, orta kulak enfeksiyonu gibi hastalıkların arttığını gösteren pek çok kaynak var. Bizden çok da az oranda sigara içilen İngiltere’de sigara kaynaklı ölümlerin %6’sı pasif içicilikten meydana geliyor. Endometrium, meme ve barsak kanseri riski ise obeziteyle birlikte artıyor. Her gün tomografi çektirmiyoruz ama her gün sağlıksız yaşıyoruz. Çocuklarımızın sağlığına da dikkat etmiyoruz.

Tomografi kanser riskini biraz arttırıyor olabilir, ama bunlara dikkat eden kişinin aynı zamanda güneyde güneş altında elinde sigarası ile saatlerce yatmayan, çocuğuna sık sık hamburger patates yedirmeyen bir kişi olması da gerekiyor.

Akciğer kanserinin sebebi %90 oranında sigaradır.

About ilkay

Diş hekimi, yüksek öğretim kuruluşlarında yarı zamanlı öğretim görevlisi olarak çalışıyor.

9 Yanıt to “Üç kat artmış kanser riski ve dikkatten kaçan istatistik”

  1. Orhun Emre ÇELİK Cevapla 08 Haziran 2012 21:11

    Basın bülteninde “The researchers emphasise that when a child suffers a major head injury or develops a life-threatening illness, the benefits of clinically appropriate CT scans should outweigh future cancer risks.” diyor. Orijinal metine de ulaşamadım. Lösemi için bir şey diyemeyeceğim ancak acaba aynı çalışmada “major head injury” ile “brain cancer” arasında bir ilişki olup olmadığı da açıklanıyor mu?

    Beğen

    • Ilginiz icin tesekkurler. Bu makalede ana konu CT sonrasinda goreceli artan kanser riski oldugu icin beyin travmasi ile kanser arasinda bir inceleme yapilmamis. Tibben dusundugumuzde ise bu pek olasi degil. Kanser olusumu icin DNA’da herhangi bir sebep dolayisi ile degisiklik olmasi ve onkogenlerin meydana gelmesi gerekiyor. Kafa travmasi ile, ozellikle epilepsi gibi bazi nörolojik hastaliklar arasinda iliskiden bahsedilebilirse de kanser iliskisini gosteren bir makaleye rastlamadim. Saygilarimla, Ilkay Uzun.

      Beğen

    • Sanırım yanlış anlamışsınız, burada denilen şu : bir çocuk kafasına ciddi bir darbe aldıysa ya da hayatını tehdit eden bir hastalığı varsa CT çektirmesinin avantajları çektirmemenin avantajlarını aşar. Yani kanser olasılığı az bir miktar artacak diye CT çektirmemezlik etmeyin.

      Beğen

      • Orhun Emre ÇELİK 12 Haziran 2012 07:04

        Tıp eğitimi almamış bir aktüer olarak söylemeye çalıştığım şu idi: Araştırma tomografi miktarı ile kanser gelişimi arasında bir bağlantı olup olmadığını inceliyor. Bunu incelemek içinse benim anladığım kadarı ile tomografi çektirmiş kişilerde alınan radyasyon miktarı ile kanser gelişimi arasında bir ilişki olup olmadığına bakıyor. Makalenin tam metnini inceleyemediğim için prosedürü tam bilemiyorum ancak, eğer örnek kitle tomografi çektirmiş kişiler ise bu kişilerin neden tomografi çektirdiklerini de hesaba katmak gerekir diye düşünüyorum. Eğer çok radyasyon almak (çok tomografi çektirmek) daha ağır bir kafa yaralanmasından kaynaklanıyor ise belki de kafa travması ile beyin kanseri arasında da bir ilişki vardır ve araştırmada belirtilen hipotezin doğrulanması için çok tomografi çektirmeye yol açan kafa tramvası ile beyin kanseri arasında bir ilişki olmadığını da göstermek gerekir. En başta dediğim gibi, tıp eğitim almadım, tıbben belki de çok saçma bir şey söylüyor olabilirim ancak istatistiklerin doğru yorumlanabilmesi için bu gibi kontrollerin de yapılmış olması gerekir. The Lancet’teki özetten anladığım bu kontrolün yapılmamış olduğu: In our retrospective cohort study, we included patients without previous cancer diagnoses who were first examined with CT in National Health Service (NHS) centres in England, Wales, or Scotland (Great Britain) between 1985 and 2002, when they were younger than 22 years of age.

        Beğen

  2. Reblogged this on Karalama Defteri and commented:
    Gazetelerin editörleri sağlık haberlerini okurlarına iletmeden önce haberleri çok iyi değerlendirilmesi gerekiyor.

    Beğen

  3. Modern görüntüleme teknikleri bir çok kritik durumda hayat kurtarır. Zaruriyette çektirmem vs. demek elbette anlamsızdır. Ancak anlaşmalı firmalara adam paslama adına veya kritik olmayan vakalarda bile alternatif tetkiklere zaman harcamamak adına (yani tembellik) hastaları selam sabahın ardından direkt radyoaktif tetkik cihazlarına itelemek de ne iş ahlakına ne vicdana sığar. Hatta ahlakın hiç bir türevi ile bağdaşmaz.

    Özetle zararlıdır. Aynı işgüzarlık mammografide de yapılıyor.

    Özetle, radyoaktif tanı cihazları gerekli ve bir çok vakada kaçınımaz. Ancak zararlı olduğu kesin olan bir makineye hastayı göndermeden önce kar zarar denklemini bir teraziye koymak gerekiyor.

    Editörlerden ricam benzer istatistikleri mammografi ve gögüs kanseri ilişkisinde bir inceleyip yayınlamaları. Oldukça ilgi çekici olacaktır diye düşünüyorum.

    Beğen

  4. Öncelikle BT(http://mrtomografi.com/beyin-tomografisi-cekim-detaylari) çekimi yapılması gerekiyor

    Beğen

Trackbacks/Pingbacks

  1. Johns Hopkins Kanser Raporu Aldatmacası | Yalansavar - 22 Ocak 2014

    […] Üç kat artmış kanser riski ve dikkatten kaçan istatistik […]

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: