Johns Hopkins Kanser Raporu Aldatmacası

JHM-JHH2

İnternette bir süredir “John Hopkins Kanser Raporu” diye dolanan yazı ne kadar doğru?

İnternette bir süredir kanser hakkında yanıltıcı bir metin dolaşıyor. Metinde, kanser için kemoterapi vb. gerekmediği, kanserin “zihin, beden ve ruhun bir hastalığı” olduğu, şeker kanser hücrelerini beslediği için şeker yerine tatlandırıcı yemek gerektiği, proteinle hücreler sağlamlaştığı için etten kaçınmak gerektiği gibi iddialar yer alıyor. Bu iddialarda, tıp araştırmalarındaki öncülüğüyle tanınan Johns Hopkins Üniversitesi’nin adı kullanılıyor.

Yazının İngilizce metnine bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz. Şimdilik tam bir Türkçe çevirisine rast gelmedik.

Bu yazı daha önce medyamızın gündemine de gelmişti. Yıllarca kanserle mücadele ettikten sonra geçen yıl hayatını kaybeden gazeteci Savaş Ay, 2010 yılında yazdığı bir köşe yazısında bu iddiaları aktarmıştı. Ay’ın yazısından iki gün sonra da Reha Muhtar bu aldatmacayı kendi köşesinde okurlarıyla paylaştı.

Oysa ki daha önce, aralarında Snopes ve Hoax Slayer’ın da bulunduğu sitelerde bu iddiaların yanlışlığı gösterilmişti. Gazetecilerimiz, metni bir arama motoruna yazarak kolayca bu düzeltmelere ulaşabilirlerdi. Ne yazık ki bu konuda gazetecilik görevlerini hakkıyla yapmadıkları anlaşılıyor. O sırada kanser çilesi çekmekte olan Ay’ı hoş görmeliyiz muhakkak. Öte yandan, kanserle mücadele etmenin getirdiği bilinçle, hastaları tedaviden uzaklaşmaya yöneltebilecek iddiaları sorgusuz sualsiz aktarmaması gerektiği de söylenebilir.

Johns Hopkins tıp fakültesine bağlı Sidney Kimmel Kanser Merkezi bu aldatmaca hakkında bir açıklama yayınladı. Aşağıda açıklamanın Türkçe çevirisini sunuyoruz. Lütfen bu aldatmacayı email ve sosyal medya ile paylaşanlara bu açıklamayı aktarın ve hayati tehlike yaratabilecek bir yanıltmanın yayılmasını durdurun.


AÇIKLAMA: KANSER HAKKINDA BİR EMAİL ALDATMACASI

Yanlış olarak Johns Hopkins’e atfedilen “CANCER UPDATE FROM JOHN HOPKINS” başlıklı yazı kanser hücrelerinin özelliklerini anlatıyor ve kanseri engellemeye dair tavsiyeler veriyor. Bu yazıyı Johns Hopkins yayınlamamıştır, içeriğini teyit ve tasdik etmiyoruz. Yazı aynı zamanda kurumumuzun adını “John” Hopkins olarak yazmıştır, oysa doğru yazım “Johns Hopkins”tir. Kanser hakkında daha fazla bilgi için lütfen web sitemizdeki bilgiyi okuyun veya Ulusal Kanser Enstitüsü sitesini ziyaret edin. Lütfen bu aldatmacanın yayılmasını engellemek için başkalarını bu açıklamamızdan haberdar edin.

2004’den beri yayılan başka bir aldatmaca olan plastikten yapılan kaplar, şişeler ve ambalajların ısınınca kansere yol açan dioksin saldığı iddiası da Johns Hopkins tarafından yayınlanmamıştır. Daha fazla bilgi için: Johns Hopkins Bloomberg Kamu Sağlığı Okulu

“Kanser raporu” aldatmacasına dair gerçek

Kanserin engellenmesi ve tedavisine dair kolay çözümler içeren e-postalar Web’deki son modalardan biri. Adlarını saklayan yazarlar, inanılırlık sağlamak için sözlerini Johns Hopkins gibi saygın araştırma kurumlarına atfetmekteler. “Johns Hopkins Kanser Raporu” tabir edilen yazıda da durum aynı.

Bu viral e-postanın anafikri, ameliyat, kemoterapi ve radyasyon terapisi gibi tedavilerin hastalığı iyileştirmediği, ve insanların bunun yerine yeme alışkanlıkları ilgili seçimler yapmaları gerektiği.

Ameliyat, kemoterapi ve radyasyon terapisi gibi alışılageldik tedaviler işe yaramaktadır. Bu tedaviler sayesinde kanseri iyileşen milyonlarca hasta bunun delilidir. Biliyoruz ki bu tedaviler her hastada işe yaramıyor, veya bir süre işe yarıyor ama sonra işlemiyor, ve bazı tür kanserlerin tedavisi diğerlerine göre daha zor. Bu problemler süregelen kanser araştırmalarının odağında bulunmakta.

Aşağıda, aldatmacada geçen her ifadenin üzerinden geçeceğiz ve Johns Hopkins Sidney Kimmel Kanser Merkezi uzmanlarından gerçek cevaplar alacağız.

Aldatmaca: Herkes kanser hücrelerine sahiptir.

Gerçek:  Kanser, çeşitli mutasyonların ve değişimlerin sebep olduğu genetik bir hastalıktır. Bu değişim ve mutasyonlar ebeveynlerimizden kalıtım yoluyla geçebilir, veya çevreden gelen etkiler ve davranışlarımız sonucunda (sigara içmek ve kötü beslenmek gibi) zamanla edinilebilir. Johns Hopkins Kimmel Kanser Merkezi bünyesindeki Ludwig Kanser Genetiği Merkezi’nde çalışan bir klinik araştırmacı olan Luiz Diaz’ın açıklamasına göre bu değişimler hücre büyümesini yöneten mekanizmaları kapatıp hücrelerin kontrolsüzce bölünerek çoğalmasına yol açar. Böyle bir hücreye habis veya kanser hücresi denir. İnsan vücudundaki trilyonlarca hücre içinde bazılarının kanser hücresi karakterine sahip anormal veya atipik hücreler olması kaçınılmazdır. Diaz, bunların çoğunun vücut tarafından icabına bakıldığını ve kansere yol açmadığını açıklıyor.

Laboratuvar ortamında çoğaltılmış bir akciğer kanseri hücresi. (Kaynak: Wellcome Trust)

Laboratuvar ortamında çoğaltılmış bir akciğer kanseri hücresi. (Kaynak: Wellcome Trust)

Kanser için bir tek standart test yoktur. Belli kanserler için çeşitli tarama yöntemleri geliştirilmiştir, kalın bağırsak kanseri için kolonoskopi, meme kanseri için mamografi, prostat kanseri için PSA ve rahim kanseri için Pap smear gibi. Bu testler kanserleri ilk ve tedavi edilebilir aşamalarında tespit edebilirler. Ancak birçok kanser tipi için şimdilik tarama testleri mevcut değildir, teşhis ancak hastalık belirtileri ortaya çıktığı zaman konulabilir.

Diaz ve diğer Kimmel Kanser Merkezi araştırmacıları kanser hücrelerinden kan ve diğer vücut sıvılarına geçen anormal DNA’yı dan tespit edecek ve belirtiler ortaya çıkmadan erken teşhis koymayı sağlayacak yeni testler üzerinde çalışmaktalar. Bu türden yaklaşımlar genel amaçlı kanser tarama testlerini mümkün kılabilir.

Bunun gibi testler ayrıca kanserin nüksetmesinin ve ameliyattan sonra kalabilen habis hücrelerin tespiti için de kullanılabilir, böylece mikroskopla veya x ışınlarıyla görülemeyen kanserleri de bulabilir.

Başka araştırmacılar kanser kök hücrelerini araştırmaktadır. Bunlar tümörün çok küçük bir kısmını oluşturan saklı hücrelerdir. Sayılarının az olmasına rağmen araştırmacılar bunların belli kanserleri oluşturan ve kanserin nüksetmesine yol açan hücreler olduğunu düşünüyorlar. Bu hücreleri hedef alan tedaviler şimdilik klinik deneyler aşamasındadır.

Meme kanseri araştırmacılarımızdan bir grup, bir damla kandaki DNA’dan meme kanserini tespit edebilecek bir yöntem geliştirdiler.

Kanser hücrelerinin tespit edilmesi, süregelen araştırmaların odağında bulunan büyük bir zorluktur. Fakat bu, aktarılan aldatamaca yazıda iddia edildiği gibi, bütün hastalarda, hatta tedavisi başarılı olmuş hastalarda bile, sinsice bekleyen, tespit edilemese de orada bulunan bir kanser bulunduğunu göstermez. Çeşitli tiplerde kansere yakalanan bir çok insan tedavi olduktan sonra tamamen iyileşiyorlar.

Aldatmaca: Güçlü bir bağışıklık sistemi kanseri yok eder.

Gerçek: Kanser ve bağışıklık sistemi konusunda asıl mesele, uydurma raporda belirtildiği gibi hangisinin daha güçlü veya zayıf olduğu değildir. Bağışıklık sistemi kanseri görmez bile. Önde gelen kanser ve bağışıklık sistemi uzmanlarından Elizabeth Jaffee, karmaşık yapısı sayesinde kanser hücresinin kendisini bağışıklık sistemine normal, sağlıklı bir hücre olarak gösterebildiğini söylüyor. Virüsler veya bakterilerin enfekte ettiği hücreler bağışıklık sistemini harekete geçiren tehlike sinyalleri yayarlar. Ama kanser hücreleri bunu yapmaz. Jaffee ve ekibi, kanser hücrelerinin kendilerini bağışıklık sistemine görünmez kılan yöntemlerini inceleyerek, prostat kanseri, pankreas kanseri, lösemi, ve çoklu myeloma için bağışıklık sistemini harekete geçiren kanser aşıları geliştirdiler.

Aldatmaca: Kanser besin eksikliğinden kaynaklanır ve besin desteği alınması gerekir.

Gerçek: Johns Hopkins Kimmel Kanser Merkezi yöneticisi William Nelson yeme alışkanlıkları ve sigara gibi hayat tarzı tercihleri insanlarda birçok kanser tipinin oluşmasına katkıda bulunduğunu belirtiyor. Uzmanlarımız kanser riskinin azaltılması için dengeli beslenme tavsiye ediyorlar. Besin destekleri konusunda ise Nelson, vitamin eksikliklerinin giderilmesine yardımcı olabileceklerini, fakat vücudun günlük ihtiyacının üzerindeki dozların bir fayda sağlamayacağını ekliyor.

Aldatmaca: Kemoterapi ve radyasyon terapisi normal hücrelere zarar verir. Ameliyat kanserin yayılmasına sebep olur.

Gerçek: Nelson, kemoterapinin ve radyasyon terapisinin kanser hücrelerini çok yüksek bir seçicilikle öldürdüğüne işaret ediyor. Kanser tedavilerinin geçici ve geri döndürülebilir yan etkileri mevcuttur; en başta saç kaybı ve kan değerlerinin düşmesi olmak üzere. Bu yan etkilerin sınırlandırılması ve yönetilmesi tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır.

Ameliyat birçok kanser tipi için ilk önerilen tedavidir. Kanserin yayılmasına sebep olmaz. Kanserin diğer dokulara ve organlara yayılması, tümörün büyümesi ve kanser hücrelerinin asıl tümörden ayrılarak kan dolaşımıyla başka yerlere gitmesi ile mümkün olur.

Aldatmaca: Kanserler belli gıdalarla beslenirler.

Gerçek: Kanserin belli gıdalarla beslendiği, ve bir insanın bu gıdalardan kaçınması sonucunda kanserin öleceği varsayılmakta. Uzmanlarımıza göre kötü beslenme ve bununla gelen şişmanlık kanser oluşumu riskini artırır. Ancak, belli gıdaların varolan bir kansere çevresel etki yaptığı ve kanser hücrelerinin ölmesi veya büyümesine yol açtığına dair hiçbir delil yoktur.

Mukus üreten tümörler mevcuttur, ama bir tümörün ürettiği mukus süt içmekten kaynaklanmaz. Kanser önleme uzmanı Elizabeth Platz‘ın açıklamasına göre, daha az et yemek kanseri önlemek için doğru bir tercih olsa da, enzimlerin işini azaltıp kanser hücrelerine saldırmasını sağlamaz.

Platz ölçülü olmanın önemini vurguluyor. Dengeli bir beslenme içinde şeker, tuz, süt, kahve, çay, et ve çikolata — aldatmaca metninde tehlikeli bulunan yiyecekler — tüketmenin zararı yoktur. Bunlarla ilgili asıl endişelenilecek nokta, diyete eklenen fazla kalorinin bir kanser riski olan obezliğe yol açmasıdır. Dengeli ve besleyici bir diyet, uygun kiloda olmak, egzersiz ve alkolden kaçınmak bütün kanser tiplerinin üçte birini engelleyebilir. Platz her gün en az beş porsiyon meyve ve sebze yemeyi, kırmızı etten ve sosis gibi işlenmiş etlerden uzak durmayı tavsiye ediyor.

2007 Kasım’ında yayınlanan, Dünya Kanser Araştırma Fonu ve Amerikan Kanser Araştırma Enstitüsü’nün hazırladığı Gıda, Besin, Egzersiz, ve Kanserin Önlenmesi: Küresel Bir perspektif raporu kanser önleme uzmanları tarafından en güvenilir bilgi kaynağı kabul edilmektedir. Raporda kanseri önlemek ve genel olarak sağlıklı olmak için şunlar tavsiye edilmektedir:

  1. Aşırı zayıf olmadan, mümkün olduğu kadar az kilolu olun.
  2. Her gün en az 30 dakika fiziksel olarak aktif halde olun.
  3. Şekerli içeceklerden uzak durun. Enerjisi yoğun olan yiyecekleri (özellikle bol miktarda şeker eklenmiş, veya lif miktarı düşük, veya yağ miktarı yüksek işlenmiş gıdaları) az tüketin.
  4. Çeşitli sebzeleri, meyveleri, tam tahılları ve baklagilleri daha çok tüketin.
  5. Kırmızı eti az tüketin ve işlenmiş etlerden uzak durun.
  6. Eğer alkol kullanıyorsanız, tüketiminizi erkekler için günde iki, kadınlar için günde bir içkiyle sınırlayın.
  7. Tuzlu yiyeceklerin ve tuzla (sodyumla) işlenmiş yiyeceklerin tüketimini azaltın.
  8. Kanseri önleyici besin destekleri kullanmayın.

Uzmanlarımız, insanların besin ihtiyaçlarını destek haplarıyla değil, tercih ettikleri yiyecekler yoluyla karşılamalarını tavsiye eder. Vitamin destekleri yetersiz beslenen insanlar için faydalı olabilir, fakat araştırmalar vücudun kullanabileceğinden fazla vitamin desteği almanın bir faydası olmadığını gösteriyor.

Aldatmaca: Kanser zihnin, vücudun ve ruhun bir hastalığıdır.

Gerçek: Kanser genetik değişimlerin sebep olduğu bir hastalıktır. Kanser önleme uzmanı  John Groopman birçok durumda bu değişimler bizim kendi davranışlarımızdan kaynaklandığını söylüyor, sigara içmek, yetersiz ve dengesiz beslenmek, bazı virüslere maruz kalmak ve güneş yanıkları gibi.

Stres, dini inanç ve diğer etkenlerin bunu nasıl etkilediği bilinmiyor. Platz, “insanların mutlu, sevgi dolu ve stressiz yaşamasını isteriz, çünkü bu iyi bir yaşam tarzıdır ve bir kişinin kendini genel olarak iyi hissetmesine katkıda bulunur” diyor. Ancak, bir insanın kendi zihinsel durumuyla kansere sebep olduğu veya onu engellediğine dair hiçbir delil yok.

Kanser teşhisinin hastalarda ve ailelerinde stres ve endişe gibi nahoş duygular yarattığını biliyoruz. Bu yüzden geniş çaplı hasta ve aile hizmetleri sunuyoruz. Bunun içinde kanser danışma merkezi, ağrı ve destek bakım programı, din adamı hizmetleri ve bir meditasyon odası, bir bedensel imaj desteği merkezi, ve İyileşme Sanatı sanat ve müzik programı mevcut.

Kanser genetiği hakkında daha fazlası için “A Genetic Revolution”

Aldatmaca: Oksijen kanser hücrelerini öldürür

Gerçek: Platz sağlıklı bir hayat için düzenli egzersiz yapmayı tavsiye ediyor, fakat derin nefes almanın veya oksijen terapisinin kanseri önlediğine dair bir delil olmadığını ekliyor.

Amerikan Kanser Derneği web sitesinde oksijen terapisine dair bir açıklama yayınladı: “Mevcut bilimsel deliller, vücuda oksijen salan kimyasallar verilmesinin kanser tedavisinde etkili olduğu iddialarını desteklememektedir. Bu  tedavi, aksine tehlikeli olabilir. Bu yöntem sonucunda ölen hastalar olduğu bildirilmiştir.”


Görüldüğü gibi iddiaların bir kısmı sağlıklı yaşam için genel olarak doğru olan tavsiyelere dayanıyor. Ancak bunu fazla ileri götürmek ve ilerlemiş bir hastalığı tedavi etmek için doğru beslenmenin yeterli olduğunu savunmak büyük bir sorumsuzluk. Bu aldatmacayı paylaşanların, kanser hastası bir yakınlarının bu yazılanları ciddiye alarak tedaviyi reddetmesi durumunda ne yapacaklarını düşünmeleri gerekir.

Kanser her ailenin yüreğini yakmıştır. Yakınları kansere kurban gidenlerden bazıları kanser terapilerinin işe yaramadığını düşünüyor olabilir. Unutulmamalı ki, kanser tedavisinde yüzde yüz başarı mümkün değil. Bireysel tecrübeler bilimsel sonuçlara ulaşmak için yeterli olmaz. Klinik deneyler çok sayıda hastayı inceliyor ve birçok değişik faktöre göre (yaş, cinsiyet, sağlık geçmişi, hayat tarzı, vs.) ayrı kategorize ediliyor.

E-posta, Facebook, sosyal medya, veya forumlar aracılığıyla gelen sağlık ve tıp konusundaki iddialara derinlemesine incelemeden inanmamak gerekiyor.

Daha fazla bilgi için benzer konulardaki Yalansavar yazılarını okuyabilirsiniz:

About Kaan Öztürk

Kaan Öztürk İstanbul’da doğdu. İstanbul Lisesi ve Boğaziçi Fizik mezunu. Rice Üniversitesi‘nde uzay fiziği alanında doktora yaptı. Işık ve Yeditepe üniversitelerinde ders verdi. 2015-2016 döneminde Rice'da ziyaretçi araştırmacı olarak çalıştı. Bugünlerde Sabancı Üniversitesi'nde optimizasyon ve yapay öğrenme konularında doktoraüstü araştırmacı olarak çalışıyor.

17 Yanıt to “Johns Hopkins Kanser Raporu Aldatmacası”

  1. Konu hakkında, ilk ortaya çıktığı 2009 yılında ben de blogumda bir yazı yazmış – http://www.hasanbaltalar.com/index.php?id=77 – ve işin daha çok bilgi kirliliği tarafına dikkat çekmiştim. Yazınız doğrudan kanser konusunu çok detaylıca işlemiş. Konu güncelliğini koruyor demek ki. Yalancıların mumunu söndürme çabalarınız için teşekkürler.

    Beğen

  2. http://www.ted.com/talks/william_li.html . Tavsiye ederim. Bagisiklik sistemiyle kanserle bir alakasi yok demek, ya da besinlerin rolunu genellestirip neredeyse kucumsemek bizleri bilgilendirip umutlandirmiyor. Bilgi kirliligine karsi savasmaniz guzel bisey ama skeptizmin ve ben bilirimin sonu yok…

    Beğen

    • Feyza Hanım,
      Bu yazıda, bağışıklık sistemini ve besinlerin kanser gelişiminde bir rolü yok diye bir ifade yer almıyor. Üstelik dikkat ederseniz, bu metin, Yalansavar ekibinin kaleme aldığı bir metin değil, aksine ortalıkta dolanan ve hatalı olarak Johns Hopkins Üniversitesi’ne atfedilen ve içinde birbirinden anlamsız iddia ve ifadelerin yer aldığı bir internet aldatmacasına karşı, Johns Hopkins Üniversitesi Kanser Merkezi’nin bizzat yayınladığı duyuru.
      İnsanları umutlandırmak gerçekten çok önemli, ama bu umutları safsatalarla değil, ayağı yere basan bilgilerin ışığında yeşertmeliyiz.

      Beğen

    • Şunu da ekleyelim: Konuşmada bahsedilen anjiyogenez mekanizması gerektikçe yeni kan damarlarının üretilmesini (ve üretiminin durdurulmasını) sağlayan bir vücut işlevi. Tümörler bu mekanizmayı istismar ederek kanserli dokuyu besleyen yeni kan damarlarının oluşmasını sağlıyorlar. Konuşmanın ana fikri, biz öyle şeyler yiyelim ki, anjiyogenezi “doğal yoldan” engelleyelim.

      Kanser tedavisinin bir parçası olarak anti-anjiyogenez ilaçlar zaten kullanılmakta. Bu şekilde tümörün beslenmesi azaltılabiliyor. Elbette bu yöntem gerekli durumlarda (mesela yaralanma, kas geliştirme gibi) damar gelişimini engeller, ama kanser gibi acil bir durumda bu risk göze alınabiliyor.

      Sadece yediklerimizle, kanserli dokunun yeni damar büyütmesini engelleyecek ama sağlıklı dokulara zararı dokunmayacak bir denge sağlanabilmesi bana makul gelmiyor. Her şeyden önce, böyle birşeyin mümkün olduğunu varsaysak bile, gerekli etkin maddenin yiyeceklerle yeterli dozda alındığından emin olamayız. Olsa bile, bu madde kan dolaşımıyla bütün vücuda yayılacaktır ve etkisini her yerde gösterecektir. Tümörü engelle, ama yaraların iyileşmesini engelleme, olmaz.

      Sözün özü, sağlıklı olmak için her şeyden yiyin, ama yiyeceğin ilaç olmadığını bilin. Yiyeceklerin içindeki belli maddelerin iyileştirici veya önleyici etkisi varsa, bu etken maddeler izole edilir, gerekli dozlar laboratuar deneylerinde belirlenir, siz de doktorunuza sorarak doğru dozda kullanırsınız. Böylece “aa, evde denizhıyarı bitmiş, onun yerine iki tabak maitake mantarı mı yemeliyim, yoksa bir avuç lavanta çiğnesem olur mu” diye düşünmekten kurtulursunuz.

      Beğen

    • fantomneettiopera Cevapla 01 Mayıs 2014 16:48

      Türkçe’de “hastalık” kelimesi genelde mikro organizmalar/virüsler tarafından hasta edilmemizle ilgili kullanılıyor. Oysa kanser bir hastalık değil bozukluktur. Hücrelerin kendini yeniler/kopyalarken DNA’da meydana gelen hatalı eşleştirmelerden kaynaklanır. Peki hücre neden kendini yenileme ihtiyacı duyuyor? Ee çünkü sigara içip, akciğer hücrelerinizin canına okuyorsunuz! Dolayısıyla sigara direkt kanser yapmaz. Sigara zarar verir ve gereksiz bir hücre yenilemesi/kopyalaması ihtiyacı doğurur. Bu yenileme/kopyalama sırasında da hatalar meydana gelir. Eğer hata, söz konusu hatalı hücrenin durdurulamaz şekilde çoğalmasına neden olmuşsa nur topu gibi bir habis tümörünüz olmuştur.

      Kısacası ne yediğimiz şeyler, ne içtiğimiz şeyler direkt bizi kanser yapar veya kanserden korur. Olay bir ihtimalden ibarettir. Yaşam tarzınız bütünüyle sadece bu ihtimali arttırır/azaltır. Bu nedenle sigara içen biri 90 yaşına kadar yaşayabilir ama USA’daki sağlıklı yaşam guru(ru)muz Mehmet Öz’ün bağısağında (şükür zarasız da olsa) polip oluşabilir. Bu yüzden olaylara bilimsel açıdan yaklaşan insanlar (yani cerrah olmayanlar… şaka şaka!) aşırı iddalı kitaplar yazmaz. Bu cerrahların işidir. (Şaka dedik len!)
      Zaten USA’daki sigara üreticileri kendilerine açılan davalarda hep bu direkt neden olmama savını kullanarak savunmuşlardır kendilerini. Neyse…

      Toparlarsak, kanser tedavisinde yeme/içme, moral/dua yöntemleri sol kulağımızdaki tümörü sağ elimizle tedavi etmeye çalışmaya benziyor. Ameliyat, kemo/radyo terapi, ilaç tedavisi gibi çok daha direkt yöntemler varken herkese histerik yaklaşımlardan uzak durmanızı tavsiye ederim.

      “skeptizmin ve ben bilirimin sonu yok…” demişsiniz Feyza hanım. Kısaca “bilimin sonu yok” da diyebilirdiniz. iyi ki de yok! Yoksa ne sıkıcı olurdu yaşamak!

      Beğen

  3. kemoterapinin ,fayda yüzdelerinden bahis etmenizide bekledim…

    Beğen

    • Ahmet bey,
      Yazinin konusu ve amaci kemoterapinin etkinligini tartismak degil ( ki kanser turunden, kullanilan kemoterapotik ajana dek cok farkli yuzdeler mevcut), kanser ile ortalikta dolanan yanlis bilgileri irdelemek.

      Saygilarimizla

      Beğen

      • ahmet sinan 26 Nisan 2014 06:56

        Yazı “nternette bir süredir kanser hakkında yanıltıcı bir metin dolaşıyor. Metinde, kanser için kemoterapi vb. gerekmediği,” şeklinde başlıyor .
        beklentim,bu sebepten idi.
        Yazılarınız,ben gibi,tıp aleminden olmayanlar için ,gayet anlaşılır ve güven veriyor.
        o zaman şöyle diyeyim…..
        amaci kemoterapinin etkinligini tartisan bir yazı istesek sizden…
        hizmetinizden,allah razı olsun.
        saygılar.

        Beğen

    • fantomneettiopera Cevapla 01 Mayıs 2014 16:49

      Ayyy ben de dua etmenin fayda yüzdelerinden alıyim biraz… Çok severim.

      Beğen

  4. Makale için teşekkürler. Facebook’ta dolaşırken garip bir adama rastladım. Asıl mesleğinin ne olduğunu çözemedim ama tıpla alakası olmadığı kesin. Kanser tedavilerinin yalan olduğunu söylüyor. Karbonatın, kanserden tutunda bir sürü hastalığa iyi geldiğini hiçbir bilimsel dayanağı olmadan söylüyor. Epey meşhur olmuş sanırım. Bence bu şarlatan Kemal Milar hakkında bir yazı yazsanız süper olur. Sevgiler.

    https://www.facebook.com/pages/Kemal-Milar/175346669287746?sk=timeline

    Beğen

    • Kisileri hedef alan yazilar yazmiyoruz. Bizim isimiz kavramlarla 🙂
      Ama karbonat efsaneleri hakkinda bir yazi planliyoruz. Yakinda.

      Beğen

  5. Şüphecilik öncelikle büyük bir olgunluk ve alçakgönüllülük gerektirir. “Ben iki bilim bilirim, bilmeyeni de deşerim” kabadayılığıyla, sırf morartmak için makale yazarsan, sonuç böyle olur. Kanser gibi aşırı karmaşık bir konuda atıp tutmak bu kadar kolay değil. Aldatmaca yazan başlıların çoğuna aldatmaca demek büyük aldatmaca (immün sistem, atipik hücre oluşumunun kanser hücreleri ile bağı, vs). Yabancı kardeş sitelerinize benzemek için on fırın ekmek yemeniz, ama en önemlisi nerede susacağınızı öğrenmeniz gerekiyor.

    Beğen

    • Yazının ana fikri farkettiyseniz kanser gibi son derece derin ve uzmanlık gerektiren bir konuda atıp tutmak değil, internette ünlü bir kanser merkezi olan John Hopkins Üniversitesi’nden yayınlandığı iddia edilerek dolanan asılsız ve söz konusu kurumla hiç bir ilgili olmayan, kısmen yalan yanlış bilgilerle dolu bu ‘sözde’ raporu çürütmek. Bu gözle tekrar okumanızı öneririm.

      Beğen

  6. Konuyu hortlatmak istemezdim ama makaleyi karalarken fazla uçlara gidilmiş. Kanser hücreleri oksijenden kaçınır. Bu uzun yıllardır bilinen bi gerçek. Ayrıca eğer bağışıklık sistemi kanser hücrelerini görmüyorsa neden immunoterapi tıbbi literaturde kullanilan ve üzerine araştırma yapılan bir alan? Bazı kemoterapi ilaçları dışındaki tüm kemoterapik alanların hücre seçiciliği düşüktür. 1 kanser hücresinin öldürmeye çalışırken onlarca sağlıklı hucreyide heba eder. Ayrica bazi kemoterapi ilaclarinin kendiside biZat kanserojendir. Literatur taramasi yapanlar rahatca bulabilir.Radyasyon ise zaten başlı başına kanserojen bir maddedir. Çernobil, hirosima vakaları hepimizin bilgisinde. Şu kemoterapi ve radyoterapiyi öven yazı ilaç lobilerine hizmet etmekten başka bir amaç taşımıyor. Dünya nüfusunun kanser maliyeti 1 trilyon dolardır ve hızla artmaktadır. Bu yüzden bu rantın musluğunun kesilmesini izin verilmeyecektir. 100 yıl önce bikaç metre havalanabilirken simdi isik hızını gecen jetlerimiz var. Telgrafla haberlesirken simdi cebimiz kadar uzagiz. Fakat kanser tedavisinde 100 yil once ile kiyaslandigin cok buyuk farklar ne yazik ki yok. Tedavi mantigi hala ayni. Jetler para kazandirir ama kansere tedavi bulunursa para kaybettirir. Niye bulunsun,niye para harcansin ki?!?

    Beğen

  7. bu bilgi kirliliğinde neye inanacağımız şaşırdık AQ.
    çok şapşiksiniz

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: