Komplo Teorileri – 3: Milletin ağzı torba değil ki büzesin

Komplo Teorileri yazı dizimizin birinci bölümünde, komplo teorisi nedir, komplo teorilerinin ortak özellikleri nelerdir, bir komplo teorisinin yanlış olup olmadığını nasıl anlayabiliriz, gibi konulara değinmiştik. Dizimizin ikinci bölümünde ise komplo teorilerini kimler neden ve nasıl çıkartır, bu sorulara yanıt aramıştık. Bu bölümde ise insanların etraftan duydukları komplo teorilerine neden kolayca inandıklarını irdeliyoruz.

‘Şüphecilik’ dediğimiz kavram her insanın içinde az çok mevcuttur. Komplo teorilerinin temelinde elbette şüphe etme duygusu vardır. İnsanlar, kendilerine yapılan açıklamaların doğruluğundan şüphelendikleri zaman alternatif açıklamalara yönelirler. Ancak şüpheciliği, komplo teorilerinin yayılmasının başlıca nedeni olarak görmek yanıltıcı olur. Komplo teorilerinin bu kadar hızlı yayılmasının başlıca sebebi, insanların kendilerine ulaşan yanlış komplo teorilerini hiç bir şüphe duymadan etraflarına yaymalarıdır. Yalansavar’da savdığımız yalanların çoğunluğu da zaten bu tip yanlış bilgilerden oluşuyor.

İnsanların çoğu, komplo teorisi yaratacak bilgileri, fikirleri, karakterleri, ya da deneyimleri olmasa da, kendilerine ulaşan bu teorilere kolayca inanır ve etrafa yayar. Buna bir kaç neden gösterebiliriz:

1 – Bazı büyük felaketlerden veya olaylardan sonra insanlar, olayların gerçek nedenleri karşısındaki güçsüzlükleri ve kırılganlıkları ile baş etmenin zorlukları sebebiyle, suçu başkalarına yükleyebilecekleri komplo teorilerini yeğlerler.[1]

2 – Yapılan bir ankette, komplo teorileri ile, unutkanlık, kişilere güvensizlik ve işsiz kalma korkusu arasında pozitif bir korelasyon gözlenmiş, ayrıca komplo teorilerine inanışın gençler arasında biraz daha yaygın olduğu görülürken, cinsiyet, eğitim seviyesi ve meslek kategorilerinde bir korelasyon bulunmamıştır. [2] Ancak daha düşük gelirli kesimler arasında komplo teorilerine inanışın daha yaygın olduğu görülmüştür. [3]

3 – Aynı anket, bir komplo teorisine inanan kişilerin diğer komplo teorilerine de inandıklarını ortaya koymuştur.  Hatta kişilerin birbiriyle çelişen komplo teorilerine inandıkları da gözlenmiştir. [4] Mesela bir soruya cevaben, “Osama bin Ladin, Amerikalılar tarafından Pakistan’daki evinde basılmadan önce zaten ölmüştü” diyen insanların bir kısmı, daha sonra bir başka soruda bin Ladin’in hala hayatta olduğuna inandıklarını belirtmişlerdir!

4 – İnsanlar, etraflarında gelişen olayları, kendi ahlaki değerlerine uyacak şekilde yorumladıkları zaman kendilerini daha iyi hissetmektedirler. Mesela kötü bir olay meydana geldiğinde, o olayın sorumluluğunu, üyesi olduğumuz (ör. Türk, müslüman, solcu vs.) gruba değil de, karşı taraf olarak nitelediğimiz gruba atarsak kendimizi daha iyi hissederiz. [5]

5 – Toplumun çoğunluğunun bilmediği bir gerçeği biliyor olmak, insanlarda daha akıllı ya da külyutmaz oldukları fikrini oluşturarak onları mutlu eder. Örneğin, “siz hala astronotların aya gittiklerini mi sanıyorsunuz? Ne kadar safsınız (!)”, gibi.

6 – Yazılı ve görsel medya da, çevremizde gördüğümüz olayları algılayışımızı etkiler. [6] Örneğin, günümüz medyası, olayları kişilerin üzerinden yorumlayarak, her olayda bir suçlu ve kurban olacak şekilde dramatize eder. Bu da, olayların bazen rastgele ya da istem dışı olarak da meydana gelebileceğine yönelik inancı azaltır. Medya, özellikle olumsuz olayları kişilere mal etme eğilimindedir. Neredeyse hiç bir negatif olay suçlu biri olmadan olamaz hale gelmiştir.

7 – Teknolojinin gelişmesi artık doğaya daha fazla hakim olduğumuz fikrini vererek, insanları doğal afetlerden sonra suçlu aramaya yönlendirir. Eskiden sel, deprem, yangın gibi olayları kötü talih ya da tanrının gazabı olarak yorumlarken artık hemen bir suçlu arıyoruz. [7] Mesela 2011 yılında Japonya’da meydana gelen depremin ardından ortaya atılan “Amerikalılar gizli silahlarını denediler” iddiaları gibi. [8]

8 – İzlediğimiz filmlerin de üzerimizde etkileri vardır. Bir çok film, komploları sanki her gün olan olağan olaylar gibi sunarak etrafımızdaki komploların yoğunluğu konusunda bizi yanıltmaktadır.

Komplo teorilerinin yayılmasında internetin katkısından daha önceki bölümlerde bahsetmiştik. Özellikle email olarak hepimize her hafta bir kaç komplo teorisi ulaşır. Mesela birisi bize “Coca Cola’da fare kanı varmış” dese, hemen o haberi etrafımızdakilere yayarız. Böylece etrafımızdaki kişileri uyardığımızı, onlara iyilik yaptığımızı düşünürüz. Peki ya o bilgi yanlışsa? O zaman da bahanemiz “iyi niyetimiz”dir.

Peki ama madem bu komplo teorilerinin çoğu doğru değil, neden bazıları çok mantıklı geliyorlar okuyunca? Mantıklı gelmese zaten kimse gönderip durmazdı onları, öyle değil mi?

Yalansavar’da sık sık mantık safsatalarından bahsediyoruz. Şimdi gelin, komplo teorilerinde sıklıkla görülen, eskilerin kıyas-ı batıl dedikleri bu safsataların bir kaçından bahsedelim biraz da.

1 – “Bunu herkes bilir” argümanı: Latincede argumentum ad populum olarak geçen bu safsatada, ‘çoğunluk inanıyorsa doğrudur’ şeklinde bir mantık ileri sürülür [9]. Mesela:

– “Ahmet Bey eşini aldatıyormuş!”
– “Nerden biliyorsun?”
– “Herkes söylüyor. Bu kadar insan yalan söyleyecek değil ya!”

Peki bu bir delil midir? Elbette ki hayır. Kimi zaman bu argüman tersten de kullanılır. Örneğin, “Elif Şafak kötü bir yazar olmalı, bu kadar okunduğuna göre!”

Hatta çocuklar bile sık sık kullanır bu argümanı:

– “Dondurma istiyorum!”
– “Olmaz, alamazsın!”
– “Ama bütün arkadaşlarım aldııı!”

2 – Asiliğe övgü: Komplo teorileri kimi zaman da içimizdeki asi ruhu uyandırarak bizi inandırmaya çalışırlar. [10] Ne de olsa hiçbirimiz güdülen bir koyun yerine konmaktan hoşlanmayız, bir çoğumuz resmi açıklamalara şüphe ile yaklaşırız. Komplo teorisyenleri de bunu bildikleri için ustaca kullanırlar. “Falanca devletin resmi açıklaması böyle, tabi buna inanacak kadar safsanız!” gibi ibareler kullanılır.

3 – Tabanca argümanı: Çok yakın olmayan bir hedefe tüfek yerine tabanca ile ateş ettiğinizde onu daha çabuk vurabilirsiniz çünkü tabanca ile vurana dek art arda çabucak defalarca ateş edebilirsiniz. Bir tartışmada da çok sağlam 1-2 argüman yerine, çok sağlam olmasalar da bir sürü açıklama öne sürmek daha ikna edici olur çünkü karşımızdaki insanda “ne kadar çok argümanı var, ne de olsa hepsi yanlış olamaz” izlenimi bırakırız. [10] Ayrıca ortaya ne kadar çok argüman atarsak, bunlardan en az birinin şu ya da bu sebeple karşımızdaki kişinin aklını çelme ihtimali daha fazla olacaktır.

4 – Çöp adam: Tepkisel indirgemecilik de denen bu safsata ise şöyle işler: Karşımızdakinin söylediği bir lafın işimize gelen tarafını alıp, iyice abartıp, sonra onu karşımızdaki kişinin aleyhine kullanırız. [11] Mesela:

– “Bence din öğretimi okullarda mecburi olmamalı.”
– “Ne yani, herkes dinsiz mi olsun!?”

Ya da tersten işletirsek:

– “Bence okullarda isteyen seçmeli din dersi alabilmeli.”
– “Şeriat gelsin yani, bunu mu istiyosun!?”

5 – Sağlam kaynağı olmayan bilgiler kullanmak: En sık karşılaşılan örneklerden birisidir. Karşımızdaki kişi “kesin eminim” ya da “bi yerde okumuştum” diyip yanlış, varolmayan ya da doğruluğu yeterince test edilmemiş bir bilgiyi teorisini ispatlamak için ortaya atar. [10] Ancak daha sonradan eve gidip etraflıca araştırırsanız bulursunuz aslında o bilginin hiç de güvenilir olmadığını.

6 – Sadece işine gelen bilgiyi seçme: Böyle bir durumda komplo teorisyeni bir yazı ya da konuşmayı örnek gösterirken, kendi iddiasını desteklediğini düşündüğü kısmı hararetle açıklarken, iddiası ile ters düşen kısımlara hiç değinmez. [12] Eğer sizin o konu, yazı ya da konuşma hakkında fazla bilginiz yoksa, eksik olan bilgileri bilmediğiniz için komplo teorisi size çok inandırıcı gelir. Kıssadan hisse: Uzmanı olmadığınız konulardaki yorumlara inanmadan önce mutlaka o konunun bir uzmanına danışın. Mesela fizik, kimya, tıp vb. gibi konularda.

Sergen Yalçın başarılı bir futbolcuydu. Ama bu onu teknoloji uzmanı yapar mı?

7 – Bir Bilen Safsatası: Latincede argumentum ad verecundiam olarak geçen bu safsatada, ünlü ya da güvenilir bir kişinin ismi teoriyi desteklemek için kullanılır. [13] “Falanca kişiyi hepimiz tanıyoruz, o da tıpkı benim gibi düşünüyor” gibi. Bu konuda daha önce Yalansavar’da çıkmış bir yazımızı okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

8 – Başka bir açıklama yok, demek ki benim açıklamam doğru: Latincede argumentum ad ignorantiam şeklinde geçen bir safsatadır. [14] Mesela, “UFO’ların olmadığına dair hiç bir delil yoktur, demek ki UFO’lar vardır”, gibi.

9 – Tesadüfler şahidimdir: Tesadüfler de sık sık argüman olarak kullanılır. [15] Mesela çok sıcak bir günde bir deprem olduğunu varsayalım. Birileri hemen sıcak hava ile deprem arasında bir neden-sonuç ilişkisi yaratıverir. Komplo teorilerinde de, eğer teoriyi destekler nitelikteyse, eşzamanlı ya da birbiri ardına gelen olaylar arasında, ortada kuvvetli bir delil olmasa da, bir bağlantı olduğu iddia ya da ima edilir.

Bu ve benzeri safsatalar komplo teorilerini anlatan kişileri ilk bakışta inandırıcı kılar. Hele bu teoriler bir de önceden içimizde varolan değer veya önyargılarla uyumluysa ikna olmamız daha da kolaylaşır.

Öte yandan, bir saplantı halinde hiç durmadan komplo teorilerine inanan ve/veya yayan kişilerin bazılarında paranoya, inkar (Die Verneinung) ya da şizofreni gibi psikolojik sorunlar bulunduğu da öne sürülmüştür. [16]

Yazı dizimizin bir sonraki bölümünde komplo teorilerinin bireyler ve toplumlar üzerindeki faydalarını ve zararlarını irdeleyeceğiz.

Kaynakça:

1- Jonathan Kay, Among the Truthers, HarperCollins, 2011, s. 168
2 – http://www.crab.rutgers.edu/~goertzel/conspire.doc
3 – Patrick Leman, The lure of the conspiracy theory, New Scientist, July 2007
4 – http://spp.sagepub.com/content/early/2012/01/18/1948550611434786.abstract
5 – http://www.washingtonpost.com/wp-dyn/content/article/2006/06/04/AR2006060400618.html
6 – http://www.arabmediasociety.com/index.php?article=752&p=0
7 – http://news.bbc.co.uk/2/hi/uk_news/magazine/4217024.stm
8 – http://www.dailycensored.com/2011/03/17/did-us-secret-weapons-cause-japans-earthquake-and-tsunami/
9- http://tr.wikipedia.org/wiki/Safsata
10- http://warp.povusers.org/grrr/conspiracytheories.html
11 – http://en.wikipedia.org/wiki/Straw_man
12 – http://en.wikipedia.org/wiki/Cherry_picking_(fallacy)
13 – http://www.nizkor.org/features/fallacies/appeal-to-authority.html
14 – http://philosophy.lander.edu/logic/ignorance.html
15 – http://www.don-lindsay-archive.org/skeptic/arguments.html#coincidence
16 – http://en.wikipedia.org/wiki/Conspiracy_theory#Clinical_psychology

About tugsan

Zonguldak doğumlu. Küçük yaşta okumayı öğrendikten sonra bir daha iflah olmadı.

No comments yet... Be the first to leave a reply!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: