Aykırı “İddialar”

Haktan Akdoğan

Haktan Akdoğan’ı artık hepimiz tanıyoruz. Başında bulunduğu Sirius UFO Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi ile Türkiye’de istikrarlı bir şekilde “ufoloji” çalışmalarını sürdürüyor. Kendi davasını elinden geldiğince sürdüren ve bunu kurumlaştıran pek çok kimse gibi saygımı kazanmıştır aslında. Yanlış da olsa, yanlışlar da içerse kendi davasına istikrarlı bir biçimde sarılan insanlara saygı duyuyorum.

Tabi saygı duymak ile aynı fikirde olmak başka şeyler… Hele ki bilimsel yöntem ile ufologların tuttuğu yol çok çok başka şeyler.

Bugüne kadar pek çok kez “ufoloji” hakkında düşündüm, zira çocukluğum da UFO haberlerini tarayarak heyecanlanmakla geçti. Keşke ufoloji, astronominin bir alt alanı olarak, tanımlanamayan uçan nesneleri enine boyuna inceleyen, varsa başka varlıkların varlığını sahip olduğumuz imkanlarla araştıran, sahtekarların ürettiği pek çok görüntüye, videoya ve hikayeye kuşkuyla yaklaşarak insanların yanlış bilgilenmesini önleyen disiplinler arası bir çalışma alanı olsa idi. O zaman ben de ufoloji yüksek lisansı yapar ve bu alana dahil olurdum…

Ama ufoloji adından anladığımızdan çok başka bir şey, çünkü kendilerini ufolog olarak tanıtan kimseler genellikle bilimsel bakış açısından uzaklaşıyorlar. Bu uzaklaşmadan dolayı da, Sn. Akdoğan’ın 14.10.2012 tarihli “Aykırı Sorular” programındaki performansı hakkında bir kaç şey söylememiz gerektiğini düşünüyoruz.

(Henüz izlemeyenler için programın Youtube’da yer alan kaydı)

Şimdi dilerseniz, ve eğer yukarıdaki programı da izlediyseniz, kendisinin söylediklerinin bir kısmını düzeltelim, bir kısmına da “bilim insanı” cevabı verelim ve onunla manevi birlikteliğimizi de böylelikle tamamlayalım. (İzlemeyenler için ben baştan sona izleyerek bir takım cümleleri seçtim, bir takımını da Facebook’ta Skeptikler adlı grubun sayfasından kopyalayıp yapıştırdım.)

Haktan Akdoğan: Fizik yapısı bize benzeyenler de var, galaksimizde çok farklı gezegen yapıları olduğu için her gezegenin yapısına göre orada tohumlanmış ırklar var, istedikleri formlara girebilen enerji yapılı varlıklar var. Değişik formlara alışmamız lazım.”

Haktan Bey’e bu bilgiler nereden geliyor, ya da astrobiyologların bilmediği neler biliyor merak konusu tabi. Aslında kendisi güzel bir noktaya parmak basıyor. Evet, kainatın başka yerlerinde başka türler varsa bunlar illaki bize benzemek zorunda değiller. Pek çok değişik şekillerde var olmuş olabilirler. Zira bilim insanları da bunu söyler. Ama bir farkla: “Olmuş olabilirler…” diye bitirmek suretiyle, zira kanıt olmadan “var” diyebilmek mümkün değil. Gerçekten tüm bu farklı varlıkların varlığından emin olacak kadar edinilmiş olan bu bilgi birikiminin kaynağını merak etmeden duramıyoruz.

Haktan Akdoğan: Evrende artık sonsuz boyutlar var. Artık paralel evrenler konusu tüm bilim tarafından kabul ediliyor. Bütün evren zaten değişik enerjilerin farklı dalga boylarından oluşmuş. Evrende bir çok sonsuz boyutlar ve gezegenler var.”

Haktan Akdoğan evrendeki boyut problemi konusunda “evrenin 3 boyuttan ibaret olmayabileceği” konusunda haklı. Ama tabi bu hala teorik düzeyde bir yorum. Paralel evrenler konusunun evrenin boyut sayısıyla bir ilgisi olmadığı gibi, bu konu kuantumdaki süperpozisyon, yani üstüste olma durumunun, fizikçi Hugh Everett tarafından ortaya atılmış fiziksel bir yorumudur ve bu “yorum” tüm bilim dünyasının kabul ettiği ya da kabul etmek zorunda olduğu bir yorum değildir[1].

Haktan Akdoğan: Özellikle bu son dönemlerde UFO gözlemlerinin artması ve resmi makamların, bakıyorsunuz İngiltere Savunma Bakanlığı’nın açıkladığı dosyalardan tutun, İsveç, Hollanda gibi, Brezilya Meksika gibi bir çok ülke bu konulardaki gizli dosyaları açıklamaya başladılar. Burada artık insanlar evrende yalnız olmadığımız fikrine alıştırılıyor. Filmlerle de alıştırılıyor. Dizilerle de alıştırılıyor. Burada artık bir uyanma söz konusu… …Artık bugün en dar görüşlü bilim adamına sorduğunuz da, bu sonsuzluğun içinde yalnız olmamızın imkansız olduğunu onlarda kabul ediyorlar.”

Programın başında da UFO gözlemlerinin ve kayıtlarının artmasına değinen Haktan Akdoğan, -eğer ufolojinin bir bilim olduğunu savunuyorsa- bu artışta yüksek çözünürlüklü kameralı cep telefonu taşıyan insan sayısının artmasının da etkisi olduğunu söylemesini beklerdik. Zira bilim, ampirik sonuçların hesaba katılmayan yan etkilerden kaynaklanıyor olabileceği üzerine hassastır ve tümevarım geçersiz bir uygulamadır. (Meraklısı için: Karl Popper’ın Yanlışlanabilirlik İlkesi)

Ülkelerin raporlarını açıklamaları konusuna gelince… Evet… Hemen hemen her ülkenin bu tip açıklanamayan göksel fenomenlerle ilgili dosyaları vardır. Bundan doğal bir şey yoktur, zira hava kuvvetleri ülkelerinin topraklarını savunurlar ve ülke semalarında tanımlanamayan bir şeyle karşılaşıldığı zaman bu rapor edilir. Pek çok ülke zamanında UFO araştırma komisyonları kurmuştur ve bir sonuç alınamamıştır. Bu dosyaların var olması uzaylıların kanıtı değil, hava kuvvetleri personelinin açıklanamayan fenomenlerle karşılaştıklarının kanıtıdır. Bunların bir kısmının çözülmüş olduğunu (kişisel yanılgılar, meteorolojik faaliyetler vs.) biliyoruz. Bilmediğimiz kısmı içinse bir kanıt yok. Evet… Savunma bakanlıklarının açıklanmış raporlarına bakıldığı zaman “açıklanamayan” olaylara rastlayabiliriz ama kesin olarak tespit edilmiş dünya dışı bir araca rastlamıyoruz. (Yeri gelmişken hatırlatalım: Kesin, genel geçer, bilimsel olarak kabul edilebilir hiçbir kanıt yoktur ama açıklanamayan olay sayısı pek çoktur. Keşke kesin kanıt olsa! Ben de yürekten istiyorum!)

Bir süre sonra söylediği ve yukarıda kaydettiğim diğer cümleye gelince: Evet, pek çok bilim insanı evrende yalnız olmadığımızı düşünüyor. Hatta “inanıyor” da. Ama “kabul” etmek farklı bir konu. Kabul için kanıt gerek. Zira ben de evrende yalnız olmadığımızı düşünüyorum ama kesin olarak kabul edemiyorum maalesef.

Haktan Akdoğan: “Bugün ışıktan hızlı seyreden takyon adında parçacıklar keşfedildi. Fotonlar ışınlandı, en son Çin’de yapıldı bu…'”

Takyonlar hipotetik parçacıklardır. Yani matematiksel hesaplara dayanarak teorik olarak var oldukları söylenebilir. Ancak keşfedilmemişlerdir. Bilinen fizik yasalarına uymazlar[2]. “Ya yanlış biliyorsak?” deme özgürlüğü herkeste mevcuttur ama “keşfedildiğini iddia etmek” biraz yanlış olur.

Bahsedilen foton ışınlaması ise “bilgi taşıma” olmadığından genel fizik yasalarına aykırı değildir ve tam bir “ışınlama” anlamına gelmez. Tabi ki bu sevindirici gelişme “ışınlama” anlamına gelse de, bunun uzaylıların varlığını kanıtlamadığını söylemek gerek [3][4]. Ayrıca bilim dünyası hiçbir zaman “asla ışınlama olmayacaktır” demeyecek, zira bahsi geçen işe gönül verip girişen kimseler de altı tane aslan gibi bilim adamıdır.

(Bu konudan bahsetmeden önce bilim adamlarının bağnaz olduğunu, “bilim bürokratları” olarak adlandırdığı bu grubun elli sene öncesi fiziği ile hareket ettiğini söyledi… Bizler de kendisinin 22. yüzyıl sonrası fiziğine erişmek istiyoruz kendisinin izniyle.)

Haktan Akdoğan: “Bu varlıklar fosil bazlı yakıtlar kullanmıyor ki evrende seyahat etmek için, evrenin her yeri enerji zaten, bu serbest enerjiyi kullanıyorlar.”

Haktan Bey’in bu bilgileri nereden aldığını gerçekten merak ediyorum. Keşke cümlelerinin sonuna “düşünüyorum” dese idi… Doğrudur: Evrenin başka bir köşesindeki ileri bir uygarlık uzayda seyahat etmenin hızlı bir yolunu bulmuş olabilir, ancak ben kendileriyle henüz tanışmadığım için “seyahat etmenin yolunu buldular…” diyemiyorum.

Haktan Akdoğan: “Arsenik bakterisi…”

Cümle çok uzun olduğu için yazamayacağım ama Haktan Akdoğan burada GFAJ-1 bakterisinden bahsediyor[5]. 2009 yılında bulunan, 2010 yılında Science dergisinde yayınlanan makale fosfat eksikliği halinde canlılar için son derece zehirli kabul edilen arseniği besin olarak kullanabilen bakterisidir bu. Astrobiyologların yaptığı bu keşif, başka gezegenlerde başka yaşam formlarının olabileceği iddiasına önemli destek sağladı sağlamasına. Bu zaten bilim adamlarının herhangi bir iddiasına zıt değildir -zira bulanlar astrobiyologlardır-.

Ne yazık ki GFAJ-1 bakterisinin arseniğe dirençli bir bakteri olduğu ve onu besin olarak kullanmadığına yönelik yeni araştırmalar bu eski araştırmayı ekarte etmiştir[6]. Etmeseydi? Etmeseydi güzel bir buluş olurdu. Yine de bu, tepemizde gördüğümüz tanımlayamadığımız nesnelerin süper ileri zekalı bir uygarlığa ait serbest evren enerjili araçlar olduğunu ispatlamıyor.

Haktan Akdoğan: “Telepati artık bugün parapsikoloji alanına giriyor. Bir çok bilim dalının kabul ettiği bir bilim…”

Telepatinin gerçek bir fenomen olduğuna dair hiçbir kanıt elde edilememiştir [7]. Tabi ki pek çok bilim adamı telepati üzerine çalışmış, onu anlamak istemiştir. Telepat olduğunu iddia eden pek çok kimse bilimsel koşullarda gerçekleştirilen deneylerde yanılmışlardır. Bir kısmı da hissettiklerini abartmış olabileceklerini kabul etmişlerdir. Parapsikolojinin bir bilim olarak kabul edilmediğini ve dünyanın pek çok yerinde bir takım enstitüler olsa da bu enstitülerin finansmanının devletler tarafından sağlanmadığını da belirtmek gerek[8]. Bir çok bilim dalı parapsikolojiyi kabul etmediği gibi, telepatiyi de reddetmektedir.

Haktan Akdoğan: “Bilgiyi saklıyorlar…”

Haktan Akdoğan başka bir türle karşılaşmamızı önemli bir devrim olarak niteledi. Katılıyorum. Daha bir üst kimliğe sahip olmamız gerektiğini de söyledi ve buna da katılıyorum. Hakikaten pek çok konudaki algımız ve bakışımız değişecektir. Bu, adasından başka bir yer ve halkından başka insan bilmeyen Cuma’nın Robinson Cruose ile karşılaşmasına benzetilebilir.

Ancak dünyadaki bazı çevrelerin bunu özellikle gizlediğini söylüyor… İşte o noktada kendisine yazarımız Tuğsan Topçuoğlu’nun yazdığı “komplo teorileri” yazı dizimizi öneriyoruz. (Yazı 1: https://yalansavar.org/2012/08/14/komplo-teorileri-1-her-derde-deva/ – Yazı 2: https://yalansavar.org/2012/09/11/komplo-teorileri-2-bana-kul-yutturamazsiniz/ )

Haktan Akdoğan:“Benim net gözlemlerim var, beş tane, UFO, net cisimler gördüm. Birde değişik rüyalarım var, herhalde astral planda da bir takım iletişim yaşıyor insanlar… / …artık rüyaların tabii ki, bilinç altından kaynaklı olanları ayırarak, baktığınız zaman onun bir takım hipnotik seanslarla doğrulanması var, çünkü alıkonan insanlar var… / Çipler geldi işte bu dünyalı insanlara, implantlar, çipler takıyorlar… / …İspatlanmış bu alıkonmalar, insanlar rüya olarak görüyor ama psikiyatrlar hipnoz vs. yoluyla bunu ortaya çıkarıyor… / …Bir takım implantlar, çipler dediğimiz parçacıklar bu varlıklar (tarafından konuluyor)…ameliyatları var, bunlar çıkarılıyor, analizleri yapılıyor, dünyada olmayan bir takım elementler içerdiği ispat ediliyor. Dolayısıyla bu artık fiziksel bir kanıt”

Çok ama çok kısa yanıt vereceğim: Astral seyahat bilimsel bir fenomen değildir. Dikkat ederseniz Haktan Akdoğan uzaylı varlıkların kendisiyle rüya yoluyla iletişim kurduğuna inanıyor. Kendisinin program başında, kongrelerini UFO’ların destek amacıyla izlemeye gelip kendilerini gösterdikleri inancıyla paralellik arz ediyor.

Keşke Haktan Bey’in söylediği fiziksel kanıtlar olsaydı… Maalesef dünyanın hiçbir yerinde bir organizmaya uzaylılar tarafından takıldığı düşünülen çip ve implant yok.

Pek çok insanın uzaylılar tarafından alıkonulduklarına inandığı, bunun hipnozlar yoluyla da böyle anlatıldığı konusunda ise haklı. Bu konuda özellikle ABD’de yaşanmış pek çok vaka var. Ancak bu hipnoz seanslarında bir süre sonra psikiyatrın da hastayı yönlendirdiğine dair pek çok bulgu ortaya çıktı. Nitekim alıkonulup ameliyat edildiğini iddia eden kişilerden ameliyat araçlarını tarif etmeleri istendiğinde, mahallelerindeki dispanserde olanlardan daha farklısını tarif edemiyorlar. (İleri teknoloji tıbbı dünya tıbbına benzeyiveriyor…[9])

(9 no’lu notumuzda yer alan Carl Sagan’ın “Karanlık bir Dünya’da Bilimin Mum Işığı” adlı kitabında kaçırılma vakalarına çok büyük bir kısım ayrılmıştır. Bu konuyla özellikle ilgilenen okurlarımıza tavsiye ederim.)

Haktan Akdoğan: ”Bu bilim-kurgu filmlerinde işlenen temaların hepsi doğru. Çünkü insan beyni olmayan bir şeyi düşünemez. Siz bir şey düşünüyorsanız o evrende vardır.”

Yorumsuz bırakmayı çok isterdim, ama eğer bu önerme doğruysa evrenin bir yerinde Godzilla var.  Robocop da var. Hatta Dünyayı Kurtaran Adam da kötü bir bilimkurgu filmi olduğuna göre orada anlatılan şeyler de mevcut. Bilimkurguda Marslılar sıkça işlendiğine göre Curiosity kör olmalı. Haktan Akdoğan burada daha felsefi bir şeyi kastediyor olmalı. Felsefi bir tartışmada kurulabilecek bu cümlenin uzaylıların varlığına delalet oluşturmaması gerekir.

Sonuç

Kişiler bilimin ispatlamamış olduğu ya da ilgilenmiyor olduğu her şeye inanmakta özgürdürler. Bu hayaletler olabilir, uzaylılar olabilir, paralel evrenler olabilir… Kısacası her şey olabilir. Ancak argümanlarınızı “bugün bilim dünyası kabul ediyor…” diye sunmak istediğiniz zaman işte o noktadaki yaklaşım büyük bir hata barındırabilir. Ayrıca sözdebilimin pek çok temsilcisinin, bir yandan “bilimi bağnazlıkla suçlarken” diğer yandan argümanlarını “bilim dünyası kabul ediyor” diyerek desteklemeye çalışmaları oldukça çelişkilidir.

Haktan Akdoğan, başta da söylemiş olduğum gibi, kişisel olarak ve başında bulunduğu kurum ile yıllardır Türkiye’deki tanımlanamayan uçan nesne (UFO) gözlemleri / sanrıları konusunda istikrarlı bir biçimde çalışmaktadır. Hatta kurum olarak tüm bu gözlemleri ve ihbarları bünyelerinde toplayarak güzel bir arşiv çalışması da yapmaktadırlar. Programın başında kendilerine gönderilen görsel kanıtların %88’inin açıklanabilir olgu olduğunu, %12’sinin ise hala açıklanamadığını, yani UFO olduğunu söylediği için, daha kuşkucu bir yaklaşım benimsemiş olduğunu da göstermiş oldu. Bu açıklamayı tebrik ediyorum: Evet, her göksel olayın, her gözlemin açıklanabileceğini iddia etmek de çok peşin yargılı olur. Hakikaten de gezegenimiz başka bir uygarlık tarafından ziyaret ediliyor da olabilir, neden olmasın? Ama bunu söyleyebilmek için gerçek kanıtlara ihtiyaç vardır. Yoksa, Carl Sagan’ın dediği gibi: Bunu en çok astronomlar isteyecektir.

Ancak maalesef, -gerçekten de üzülerek söylüyorum ki- bugüne dek ne bir gözlem, ne de bir kaçırılma vakası kesin olarak başka uygarlıklarla ilişkilendirilebilmiştir. Üstelik sahte, yanıltıcı milyonlarca kanıt ya da söylenti de bunların cabası.

Gelecek ne gösterecek, bizler de bilmiyoruz… Hadi hayırlısı 🙂

Notlar/Kaynaklar:

[1] Wikipedia, “MWI” maddesi, http://en.wikipedia.org/wiki/Many-worlds_interpretation
[2] Dummies.com “String Theory and Tachyons”, http://www.dummies.com/how-to/content/string-theory-and-tachyons.html
[3] Nature, “Quantum teleportation over 143 kilometres using active feed-forward”, http://www.nature.com/nature/journal/v489/n7415/full/nature11472.html?WT.ec_id=NATURE-20120913
[4] Wikipedia, “Quantum Teleportation” maddesi, http://en.wikipedia.org/wiki/Quantum_teleportation
[5] “A Bacterium That Can Grow by Using Arsenic Instead of Phosphorus” – http://www.sciencemag.org/content/332/6034/1163.full
[6] “GFAJ-1 Is an Arsenate-Resistant, Phosphate-Dependent Organism” – http://www.sciencemag.org/content/337/6093/467.abstract
[7] http://www.skepdic.com/telepath.html
[8] Wikipedia, “Telephaty” makalesi, http://en.wikipedia.org/wiki/Telepathy
[9] Carl Sagan, “Karanlık Bir Dünya’da Bilimin Mum Işığı”, Tübitak Popüler Bilim Kitapları 85. http://www.tubitak.gov.tr/sid/245/cid/1663/index.htm;jsessionid=2EE4288000E0C07FDCCA9416FB15646D

About Tevfik Uyar

Uçak Mühendisi ve MBA. Organizasyonel davranış ve örgüt psikolojisi üzerine çalıştı. Aynı sahada doktora eğitimine devam eden Uyar, sosyoloji lisans öğrencisi ve bilimkurgu öyküler yazıyor.

26 Yanıt to “Aykırı “İddialar””

  1. Bundan daha iyi ifade edilemezdi bu konu. Tevfik Bey’e “ellerinize sağlık” diyorum. Bu arada Sirius Ufo sitesinde Sıkça Sorulanlar bölümünde uzaylıların tanrıya inandığı da yazılmış. Herhalde bir tanesiyle oturup sohbet etmişler. 🙂

    Beğen

    • Herhalde… Yani insanlar arasında tanrıya inanmayanlar varken uzaylıların tamamının inandığını söylemek de bir enteresan olmuş açıkçası. Vardır bir bildikleri 🙂

      Beğen

  2. Ahmet Alegöz Cevapla 24 Ekim 2012 11:29

    Ellerinize sağlık Tevfik Bey, bu konu hakkında yazılmış en güzel makaleyi okudum sayenizde. Bende UFO fenomenine inanan bir insanım. Lakin bu konuda farkettiğim bir şey varsa; o da bu konu ile Haktan Bey kadar ilgilenen insanların rezil-rüsva olmakla, haklı çıkmak arasındaki belirsiz ince çizgiye çok dikkat etmeleri gerektiğidir. Haktan Bey bir TV programındaki beyanatında kendilerine her gün bir sürü resim ve video geldiğini, bunların neredeyse tamamına yakının kuş, bulut, uçak-helikopter, balon vs şeyler olduğunu söylemişti. Bunlara şüpheyle yaklaşmasının kendisinin başka ufoculara göre daha ciddiye alınması gerektirdiğini düşünüyorum. Lakin iş telepati ve parapsikoloji konularına meyletmeye başlayınca karizmasını çizmeye başlıyor.

    Şu ufoların kullandıkları enerji kaynakları ve diğer teknik detaylara gelincede: Bob Lazar adında MIT profesörlerinden biri ABD’nin meşhur Area51’inde görev almış ve tersine mühendislik işleri ile uğraşmış. Bu konudaki tüm bilgiler bir TV programına katılıp bunları itiraf etmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Tabii bu konuda bizim ulaşamadığımız daha detaylı bir bilgi bulup derlerseniz onu da seve seve okuruz.

    Güzel yazınız için size tekrar teşekkür eder, ayrıca sizin ve sevdiklerinizin de mübarek Kurban Bayramı’nı en içten dileklerimle kutlarım.

    Beğen

    • Area51 olayının gerçekliği yanında NASA’nın bütçesini sürdürmekte zorlanması olayı tutarlı gelmiyor bana. Özellikle evrende bizden başka bir tür arama çalışmaları bütçe olayına çok takılıyor, zira gereksiz bir çaba olarak görülüyor.

      Bu arada onca tersine mühendislikten de hiçbir şey çıkmamış olmalı ki katı ve sıvı yakıtlı roketle çıkıyoruz hala uzaya 🙂

      Area51 hususunun bir görevlinin ağzından kaçırmasıyla ortaya çıkmış bir konu olduğunu düşünmüyorum açıkçası. Gerçekten varsa eğer, o TV programının kaydı bir yerlerde olmalı. Gerçekten TV’de böyle bir açıklama yapıldı ise de bunun ardı arkası mutlaka gelmeliydi diye düşünüyorum. Dönemin gerçekleri de iyi değerlendirilmeli, zira Sovyetler ve ABD arasındaki çekişme için elde edilmeye çalışılan hayali bir puan bile olabilir. Ama dediğim gibi: Bilemeyeceğim. Söylenti ve gerçekleri ayırmak zor. TV programını görmeden, adamın akıl sağlığından ve gerçekten de bu projede çalıştığından emin olmadan bir yere varamayız.

      Ben de bayramınızı kutlarım, sevgiler, selamlar.

      Beğen

      • Ahmet Alegöz 30 Ekim 2012 11:08

        Aslında sizin yazdıklarınızda gayet mantıklı görünüyor. Zira bu olayın patladığı yıl (1988) soğuk savaş (her ne kadar son yılları da olsa) devam ediyordu. SSCB’nin gözünü korkutmak veya kendine taraftar bulmak için ABD’nin düzenlediği bir tezgahta olabilir. Yok eğer doğru ise, buldukları uzay aracı enkazlarından çıkardıkları teknoloji o kadar gelişmişki; bizim tam olarak nasıl çalıştırabileceğimizi anlayabilmemiz için daha çook zaman geçmesi gerekiyor.

        Alakanız için teşekkür ederim Tevfik Bey.

        Beğen

  3. Typo: ” Bu açıklamayı tebrik edyorum: “

    Beğen

  4. Bloğu yeni keşfettim, beğenerek okumaya başladım, bu yazı da çok keyifli…

    “…Ne yazık ki GFAJ-1 bakterisinin arseniğe dirençli bir bakteri olduğu ve onu besin olarak kullanmadığına yönelik yeni araştırmalar bu eski araştırmayı egale etmiştir[6]. ” cümlesinde “egale etmek” yerine “ekarte etmek” kullanılmalıydı sanırım…

    Beğen

  5. Ben ayni fikirde degilim. halen kati yakitla uzaya cikmamiz gayet normal isinlanarak yada direkt dikey hareketle cikiliyor olsa dunya insanlari nasil saskin bir kaosa girerlerdi siz dusunun, tum hersey yakin gelecekte sindire sindire teknolojik gelismeye paralel bir sekilde adapte edilecek, ayrica 51. bolgede dunya disi varliklarin biyolojik yapilari ile ve teknolojik gelismislikleri hakkinda arastirma ve testler uygulandigi gercektir. tarihte bircok ufo kazasi mevcuttur ve onbinlerce tanik bu kazalari dogrulamistir insanlarin vucutlarindan cikan mikron boyutunda dunyadaki hicbir elementle eslesmeyen maddeler buna ornektir. 51. bolge de teknolojik testlerin cogu basarili olmus yercekimine karsi en verimli enerji abd tarafindan tekrar kesfedilmis gizli proje parcasi oldugundan 51. bolge disinda hicbir yerde bu teknolojinin kullanimina izin verilmemektedir. dedigim gibi insanlik teknolojisinin gelisimine paralel bir surecte adapte edilecektir. burada bariz bir sekilde haktan beyin her cumlesini hedef alip elestirmeye yonelik hareket ve tavir iceirisinde oldugunuz bariz bir sekilde gozlemlenmektedir.

    Beğen

  6. Carl Sagan’a referansınız güzel. Ancak Contact’ı kim yazdı?

    Beğen

    • Yüzüklerin Efendisini de bir akademisyen olan JRR Tolkien yazdı, ama onun bu kitabı yazmış olması Hobbitler’in geçmişte yaşadığını kanıtlamıyor. 🙂
      Kurgu roman ile, kurgu olmayan eserleri birbirinden iyi ayrımak lazım.

      Beğen

  7. Ufocu Akdoğan’ın bilimsel referanstan yoksun açıklamaları.Beşinci boyuta geçmekmiş ardından altıncısı gelecekmiş falan filan.Birde katıldığı tv programlarında bilim adamı diye tanıtılıyor ya işte bence en büyük gafı da bu tanıma itiraz edip düzeltmiyor olması.Aklıma Hans Von Ayberg mahlasıyla sahtebilimcilik yapan Bülent Ayberg geliyor.Aman diyim !..Haktan Akdoğan bu işin ucunda rezil olmakta var.Karşına gerçek bir bilim adamı çıkarsa işin zor.Benden uyarması.

    Beğen

  8. İnsanlar inanmak istediklerine inanırlar. Ne yapsanız boş.

    Beğen

  9. peki bu roswell e varginha ya falan ne diosunuz tevfik bey.ve bir sürü olay var

    Beğen

    • Mustafa Bey,

      Carl Sagan’a ait bilinen bir sözü söylerim: “Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıtlar” gerektirir.

      Söz konusu olaylar için kanıt diye sunulanlar mantık hataları ve imkansızlıklarla dolu. Bu yüzden de oyun ve komplo teorisinden başka diyecek hiçbir şeyim yok.

      Diğer yorumunuza da buradan yanıt vereyim: Mantell olayı belirsizliğini koruyan bir kazadır, ancak her belirsizliğini koruyan kazaya UFO’lar sebep olmuştur demiyoruz. Mantell’in kullandığı uçak bir P-51 Mustang idi. Kabin tazyiklemesi olmayan bu uçak ile tanımlanmayan nesneyi daha yakından görmek için kulenin tavsiyelerini dinlemeyerek yüksek irtifaya çıkan Mantell, oksijen eksikliği dolayısıyla düşmüştür.

      Elbette burada hem kule, hem de diğer pilotlar tanımlanamayan bir nesne gördüklerini söylemiştir. Bu gerçekten de başka bir uygarlığa ait olabilir, bilinmeyen atmosferik bir fenomen de olabilir. Mühim değil… Ama elimizde hala bir kanıt yok ve kanıt yoksa bir şey söylemek mümkün değil. Zaten dikkat edin; “Kesinlikle uzaylılar yoktur” gibi bir iddiam, ya da iddiamız yoktur, ama Mantell ve arkadaşlarının bir cisim görmüş olmaları ufologların tarif ettiği ya da Haktan Bey’in söylediği her şeyin doğru olduğunu kanıtlamıyor. Bunu bize raporlar da sağlamıyoru; raporlar sadece Mantell ve arkadaşlarının henüz tanımlanmamış ve gizemi hala çözülmemiş bir nesne gördüğünü kanıtlıyor.

      Beğen

  10. bide bu thomas mantelle ne diyorsunuz tevfik bey.

    Beğen

  11. Merhaba,
    Haktan Akdoğan’ın ”çipler var ve dünya dışı varlıklar tarafından alıkonduğunu iddia eden insanlardan bu çipler Dr. Roger Leir tarafından çıkarıldı, incelendi ve dünyaya ait olmayan maddelerden yapılı olduğu görüldü” açıklaması şu linkte (youtube’da 12 bölümden oluşan videonun ilk bölümünü kopyalıyorum buraya, dilerseniz tümü youtube’da mevcut: http://www.youtube.com/watch?v=ZRzrjfDcCjE ). Ve bunları anlatırken bahsi geçen doktor da stüdyoda ve inkar etmiyor.

    Bunun karşısında sizin aşağıya kopyaladığım cevabınız çok çok bilimsel! olmuş, tebrik ederim!

    ”Keşke Haktan Bey’in söylediği fiziksel kanıtlar olsaydı… Maalesef dünyanın hiçbir yerinde bir organizmaya uzaylılar tarafından takıldığı düşünülen çip ve implant yok.”

    Onun sözüne karşı benim ki yaklaşımı desem o da tutmuyor çünkü iki kişiyi birden yalancılıkla itham etmiş pozisyonuna düşüyorsunuz. Her neyse ”bilimsel yaklaşımlarınızda” size başarılar.

    Beğen

    • Bu Youtube videosu gerçekten de çok güvenilir bir kaynakmış, çok teşekkürler. Tüm söylediklerimi geri alıyorum 🙂 Bu videonun çevirisini NASA’ya, ESA’ya ve daha bir çok uzay ajansına ve üniversiteye gönderelim madem, ama bunu alıştıra alıştıra yapalım, çünkü bugüne dek tek bir hücre bulabilmek, tek bir radyo dalgası yakalayabilmek için harcanan onca bütçe ve eforun boşu boşuna olduğunu bir anda öğrenirlerse şok olurlar. Yazık olur.

      Şaka bir yana, ben gerçekten de başka bir şey bekliyordum verdiğiniz adresten: Yine Haktan Akdoğan çıktı. Biraz kısır döngü oluyor sanki bu. Ayrıca bir TV programı, bir stüdyo programına katılmış olmak… Bunlar herhangi bir şeyin gerçekliği için kanıt olamaz. Aynı programda 22 Aralık’ta kıyamet senaryolarından bahsediyorlardı. Demek ki TV programları gerçekleri içermek zorunda değilmiş (hala yazabildiğinize göre…).

      Ayrıca ilave etmek isterim: Söz konusu videoda Haktan Akdoğan’ın tüm Dünya otoritelerinin kabul ettiği ve literatürde önemli olduğu iddia edilen şeyler literatürde yok.

      Programdaki Daniken “Yoksa Yanıldım mı?” adlı kitabında daha önce yazdığı kitaplarda salladığını itiraf etmişti! Türkiye gibi ülkelerde hala gelip konuşabiliyor demek ki.

      Neyse… Paylaşımınız için teşekkür ederim.

      Beğen

  12. İzninizle bir düzeltme yapmamı mazur görün. Daniken “Yoksa Yanıldım Mı?” kitabında daha önceki söylemlerini yalanlamıyor, aksine bunların üzerine daha tutarlı(!) argumanlar eklemeye çalışarak yanılmadığını ispatlamaya çalışıyordu. Daha sonra çıkan kitaplarında da bu şekilde devam etti (hala da ediyor). Gerçi National Geographic’in bu tip doğaüstü hikayeleri açıklamaya çalıştığı bir programıda, eskiden bazı yazdığı şeyleri şimdi geçersiz bulduğunu itiraf etmiştir, fakat halen “antik astronotlar” ve benzeri programlarda boy göstermeye devam etmekte.

    Carl Sagan kendisine onunla ilgili soru soran birine şu cümleyle yanıt vermeye başlamıştı: “Şu İsviçreli otelci mi?” 🙂 (Carl Sagan – Tanrının Kapısını Çalan Bilim)

    Sanırım Daniken için söyleyebileceğim tek şey, çok hevesli bir turist olduğu ve gezdiği ülkelerin turizmine mutlaka bir katkısının olduğudur 😉

    Beğen

  13. …Ama….ama ben…uzaylıyım :=O

    Beğen

  14. Dünya dışı varlıklar veya UFO lar ile ilgili merakın temelinde, insanlığın güdüsel olarak yalnızlık duygusunun getirdiği kaygıları ile hayatı değiştirmek için sürekli olarak dışardan bir kurtarıcı beklentisinin etkileri olduğunu düşünüyorum. Evreni farkettiğinden beri insanlık Dünya dışında da hayat olabileceğini öngörerek bunu destekleyebilecek bulgular ve deliller peşinde koşturmuştur.Dahası çeşitli öngörüler ile Dünya dışı varlıkların neye benzeyebileceği ile ilgili tasarımlarda da bulunulmuştur. Bunu eski dönem uygarlıklarda da görebiliyoruz. Özünde, eski dönemde yetersiz veriler nedeniyle açıklanamazlığın getirdiği korku ve endişe, tıpkı Doğayı açıklayamama karşısındaki durum gibi, sorunu ele alırken “tanrısallık” ve “Kudretli Yaratıcılar” kavramları ile yaklaşımlara kapı açarken bu öncü fikirler bugün de konunun meraklılarına benzer bir duruş için referans oluşturuyor. Dünya da ki yaşamın kaynağı olarak dahi Dünya dışı varlıkların bir “üreme,çoğalma,deney vb” çalışması olabileceği dillendiriliyor. Evren içindeki yalnızlık, “muhtemel” evren canlı yaşam komşuluğu olasılıklarını güçlendiriyor. Şüphesiz ki, evrenin evriminin ve moleküler fiziğin temelleri açısından da Dünya dışı yaşamların olma olasılığı vardır. Bizim galaksimizde dahi 400 ve üzeri Dünya da ki yaşam koşullarına uygun gezegenin varlığı hesaplanabilir durumdayken buna şiddetle karşı çıkmak mümkün görünmüyor. Bu veri, benzer yaşlılıkta ki bu gezegenlerin evrimsel olarak benzer yaşam formlarını üretmiş ve doğal seleksiyonun da etkileri ile hayatta kalabilen türlerin bizdekilere benzer, biraz daha ileri ya da geri kalmış çeşitlilikleri ile karşılaşma olasılığını da barındırıyor. Tabii bizden birkaç bin yıl ileride bir medeniyetin de evrimsel olarak gelişebilmeiş olması olasılığı gezegenler arası yolculukla bizi ziyaret edebilmelerini de olası kılıyor ancak tam da bu noktada şunu söylemeden hurafelere kapılmak aldatıcılıktır. Şu ana kadar karşımıza kanıt olarak snulan verilerin tamamına yakını bilimsel olarak açıklanabilmiş ve Dünya dışı varlıklarla ilgisi olmayan doğa olayları veya İnsan yapımı malzemelere aittir.

    Beğen

  15. bende inanmıyordum ufolara ben hiç inanmazdım üstelik saçma gelirdi haktan beyin şöleler böle yapıyolar demesi kesin konuşması benımde ilginç düşünceler sahibi olmama neden oluyor kesin konuşmaları yani bu bilgileri kesin var demesinin sebebi nedir nerden almış bu kesin sözleri merak ediyorum ama ben izmitte 1999 senesinde bu cisimi görmesem inanmazdım ama inanıyorum ben bunu bizzat depremden 15 gün önce izmitte gördüm yeminde edebilirim gece 3 civarı bu cisimi ben gördüm hatta babam ve kardeşimde gördü sonra deprem oldu çok fena bilmiyorum aklım çok karışık o zamandan bu zamana ama gördüm ben cisimi hemde çok yakın

    Beğen

Trackbacks/Pingbacks

  1. “Fairy Elin” isimli dünya dışı varlığın Muğla’da ilk kez görüntülendiği iddiası - teyit.org - 15 Temmuz 2017

    […] Yalansavar’ın 2012 yılında Merkez Başkanı Haktan Akdoğan’ın açıklamaları üzerine yaptığı bir incelemeyi buradan okuyabilirsiniz. […]

    Beğen

  2. “Fairy Elin” isimli dünya dışı varlığın Muğla’da görüntülendiği iddiası - teyit.org - 15 Temmuz 2017

    […] Yalansavar’ın 2012 yılında Merkez Başkanı Haktan Akdoğan’ın açıklamaları üzerine yaptığı bir incelemeyi buradan okuyabilirsiniz. […]

    Beğen

  3. Fairy Elin" isimli dünya dışı varlığın Muğla’da görüntülendiği iddiası | FamaHaber - 16 Temmuz 2017

    […] Yalansavar’ın 2012 yılında Merkez Başkanı Haktan Akdoğan’ın açıklamaları üzerine yaptığı bir incelemeyi buradan okuyabilirsiniz. […]

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: