Safsatalar

Yalansavar’da yazdığımız makalelerde sık sık bahsettiğimiz bir konu var: Safsatalar. Daha önceki yazılarımızda Bir Bilen, Doğaya Yönelim ve diğer bir kaç tür safsatayı işlemiştik. Önümüzdeki dönemde bu konuda daha fazla yazı çıkartmayı planlıyoruz. Bu yazıda ise genel olarak safsatalardan bahsedeceğiz.

sohbet

Sofistlerden Safsatalara

Hikayemiz milattan önce 5. yüzyılda Perikles’in diyarında başlıyor. Dönemin Atina şehrinde, insanların kendi kendilerini yönettikleri, bütün yurttaşların eşit kabul edildiği*, daha önce hiç görülmemiş, adına ‘demokrasi’ denen bir yönetim vardı. Meclise vekiller değil, bizzat insanlar kendileri gidip konuşur, tartışır, yasalar çıkartırlardı. Mahkemelerini ise profesyonel yargıçlar değil, halk arasından geçici bir süre için seçilmiş kişiler yönetirdi. Avukatlık diye bir meslek yoktu, davacı ve sanıklar kendi kendilerini savunurlardı.

İnsanların politikayı ve hukuku aracı olmadan bizzat kendileri yönettikleri bu sistemde elbette hitabetin önemi de artmıştı. Aslında hitabet (retorik) sanatı ta Akkadlardan beri bilinen ve öğretilen bir sanattı. Gerçeğe ulaşabilmek için argümanların doğru kullanılması gerektiği düşünülmüş, dolayısıyla tarihin ilk dönemlerinden itibaren hitabet dersleri eğitimin bir parçası olmuştu.

Yukarıda anlattığımız dönemde hitabetin öneminin artmasıyla yeni bir grup ortaya çıktı. Sofistler denilen bu grup şehirden şehre dolaşır, zengin ailelerin çocuklarına paralı ders verirdi. Sofistler daha önceki filozoflardan farklıydılar: Gerçeğe ulaşmak bir yana, gerçeğin varlığını dahi sorgulamaktaydılar. Sofistler için önemli olan şey hitabetti. Mecliste veya mahkemelerde her zaman haklı çıkacak şekilde konuşmanın eğitimini veriyorlardı. Savunduğunuz fikrin ya da iddianın doğru ya da yanlış olmasının bir önemi yoktu. Önemli olan, o fikri nasıl işlediğiniz, karşınızdaki insanları nasıl inandırdığınızdı. Kısacası, Sofistler ikna yöntemlerini araştırıyor, tanımlıyor ve öğretiyorlardı. (Kendilerine bu anlamda ilk avukatlar diyebiliriz)

platoSofistler, gerek o dönemde gerekse daha sonraları şiddetle eleştirildiler. (Bugün dahi Batı’da ‘sofist’ kelimesi, yanlış bilgileri kurnazca kullanarak başkalarını ikna edebilen kişiler için kullanlır.) Ancak bugün ‘safsatalar’ olarak adlandırdığımız bu ikna yöntemlerini sistematik olarak çalışan ilk insanlar muhtemelen onlardı. Aristo, ‘Sofistik Deliller’ (Sophistici Elenchi) isimli kitabında 13 adet mantık safsatasından bahsetmiş. Aradan geçen yüzyıllar içerisinde bu listeye başkaları da eklenmiş. Wikipedia’nın İngilizce sayfasında 100’e yakın safsata listelenmiş ancak o liste de uzatılabilir.

Antik Yunancada zamanla ‘laf ebesi’ anlamında kullanılmaya başlanan sofist (sofistes) kelimesi, Orta Çağ’da Arapçaya ‘safsata’ olarak geçmiş. Türkçedeki hemen hemen bütün felsefi terimler gibi bu kelime de zaman içerisinde Arapçadan dilimize geçmiş. Osmanlılar, İngilizcedeki ‘fallacy’ kelimesinin karşılığına ‘kıyas-ı batıl’ (anlamsız/dayanaksız karşılaştırma) da derlemiş. Bugün ise kısaca safsata diyoruz. Aslında safsata kelimesi gündelik dilde ‘asılsız söz’ anlamına doğru kaymıştır, ancak eski anlamını yüklenmiş yeni bir kelime bulunmamaktadır. Dolayısıyla felsefede hala safsata kelimesi kullanılıyor.**

Safsata Nedir?

Düşünürken veya çıkarsamalar yaparken yapılan hataların tümüne safsata diyoruz. Bir başka deyişle safsata, akıl yürütme sürecinde ortaya çıkan bir durumdur. Bir fikri ortaya atarken delil ya da dayanak olarak kullandığımız bilgilerin doğru ya da yanlış olması ile bir ilgisi yoktur. Safsatalarda söz konusu olan şey, bu bilgileri ortaya koyduktan sonra sonuca varana kadar kurduğumuz anlam ve mantık ilişkileridir.

Safsataların bir diğer önemli özelliği ise, ilk duyduğumuzda kulağa mantıklı gelmeleridir. Eğer dikkatli bir şekilde düşünmüyorsanız, karşınızdaki kişi kullandığı safsatalarla sizi ikna edebilir, kandırabilir. Bazen kandırıldığınızı hayatınızın sonuna kadar anlamayabilirsiniz bile!

Şimdi bu sürece biraz daha yakından bakalım:

Bir konuda akıl yürütürken öncelikle o konuyla ilgili bildiklerimizi sıralarız. Türkçede bunlara öncül (İngilizcesi: premise) diyoruz. Çoğu argümanda birden fazla öncül kullanılır. Sonra bu öncülleri kullanarak (çıkarım) ortaya bir sonuç çıkartırız. Hemen bir örnek verelim:

Mehmet: Yeni bir araba alıcam ama hangi marka alacağıma bir türlü karar veremiyorum.
Hasan: Honda al abi! Bizim üst kattaki Ahmet’i biliyorsun, adam Türkiye satranç şampiyonu! Geçen hafta Honda aldı o da. Koskoca Türkiye şampiyonu kötü araba alacak değil ya!

Şimdi bu örneği biraz daha yakından inceleyelim:

– Ahmet, geçen sene satrançta Türkiye şampiyonu oldu. (bu bir öncüldür, yani doğru olarak kabul ettiğimiz bir bilgidir)
– Ahmet Honda marka araba aldı. (bu da bir öncüldür)
– Honda almak iyi bir seçimdir.  (bu, yukarıdaki iki öncülü kullanarak vardığımız bir sonuçtur)

thinkBu örnekte bir argüman ileri sürdük. Yani doğru olduğunu iddia ettiğimiz iki öncül verdik, sonra da mantıklı olduğunu iddia ettiğimiz bir çıkarım yaparak bir sonuca vardık. Öncüller doğru ya da yanlış olabilirler. Argümanın kendisi ya da sonucu için ise geçerli, geçersiz, sağlam veya zayıf gibi sıfatlar kullanırız. Eğer argümanımızda akıl yürütürken bir mantık hatası yapmışsak bu bir safsatadır.

Şimdi yukarıda verdiğimiz örneğe tekrar bakalım. Öncüller (yani Ahmet’in satranç şampiyonu olduğu ve Honda aldığı) doğru mu? Bu örnekte doğru olduğunu kabul edelim. Peki argüman geçerli mi? Ahmet’in satranç oynamayı çok iyi biliyor olması, onun arabalardan da iyi anladığının bir göstergesi midir? Elbette hayır. Eğer Ahmet oto sanayide çalışıyor olsa belki arabalar hakkındaki fikirlerini dikkate alabilirdik, ancak konumuz ‘Şah Gambiti’ ya da ‘Sicilya Savunması’ olmadığına göre Ahmet’i kaale almamız için ortada bir sebep yok. Dolayısıyla öncüllerimiz doğru olduğu halde bir safsata yaptık. Argümanımız geçersizdir. Tıpkı, ünlü aktör ya da sporculara laboratuvar önlüğü giydirip karşımıza çıkartan reklamların argümanları gibi!

Safsata Türleri

Safsatalar iki temel gruba ayrılmaktadırlar: Biçimsel (formal) ve serbest (informal).

– Biçimsel Safsatalar

Biçimsel safsatalarda sorun argümanın kuruluşundadır. Yani öncüller doğru olsalar dahi, öncüllerden sonuca varırken bir mantık hatası yapılmıştır ve dolayısıyla argüman geçersizdir. Mesela şu örneğe bakalım:

– Öğretmen: Çok çalışırsan ileride iyi bir işe girersin. Çalışmazsan iyi bir işe giremezsin.

Elbette bu bir safsatadır. Bir kişi şansı yaver gittiği ya da çevresinin geniş olması gibi sebeplerden dolayı da çok çalışmadan iyi bir işe girebilir. (Tabi o işte başarılı olup olamayacağı ayrı bir konu) Burdaki mantık hatası şudur: Çok çalışırsan iyi bir işe girersin, ama çok çalışmak iyi bir işe girmenin tek yolu değildir (hatta garantisi bile değildir). Yani öncülümüzde bir zayıflık var. Bu yüzden, bu ifadenin olumsuz hali, yani ‘çalışmazsan iyi bir işe giremezsin’ demek doğru değildir.

Biçimsel safsatalar birer formülle de ifade edilebilirler. Mesela yukarıdaki örneği formülleştirelim. Çok çalışma eylemi ‘A’, iyi bir iş bulma şansı da ‘B’ olsun:

– A doğruysa B de doğrudur (öncül)
– A yanlıştır (öncül)
– Bu durumda B de yanlıştır (sonuç)

Şimdi bu formülü tekrar, bu sefer başka bir örnekle deneyelim. A için ‘futbol oynamak’, B için de ‘sporcu olmak’ ifadelerini kullanalım:

“Futbol oynuyorsan sporcusundur. Futbol oynamıyorsan suporcu değilsindir.”

Bu örnekte biçimsel safsata çok daha belirgin, çünkü ilk örnekte iyi bir işe girmenin alternatif yollarını gözden kaçırmak mümkün, ama ikinci örnekte futbolun tek spor dalı olmadığını kolayca kavrıyoruz.

– Serbest Safsatalar

Serbest safsatalarda ise sorun argümanın yapısında değildir. Yapılan safsata ancak argümanın içeriğine bakılarak anlaşılabilir. Şu örneğe bakalım:

Politikacı: Sayın rakibim başkan seçilmek istiyor, fakat biliyorsunuz babası evrakta sahtecilikten iki sene hapis yatmıştı!

Bu cümledeki safsatayı şöyle açabiliriz:

– Rakibim başkan seçilmek istiyor (öncül)
– Rakibimin babası sahtekarlık yapmıştı (öncül)
– Eğer sahtekarlığa karşıysanız rakibime oy vermemelisiniz (sonuç)

Bu örnekte öncüller ve sonuç birbiriyle bağlantılı ve tutarlı. Ancak yine de bir safsata söz konusu. Kişinin babasının yaptığı hatayı o kişiye yıkabilir miyiz? Burda politikacı direkt olarak rakibini değil, rakibinin babasını eleştirmektedir. Eğer politikacının elinde rakibinin, babasının yaptığı sahtekarlığa karıştığına ya da göz yumduğuna dair bir bilgi varsa bunu kullanabilir, aksi halde öne sürdüğü argüman safsatadır.

Serbest safsatalar kendi içlerinde farklı kategorilere ayrılırlar. Farklı kaynaklar farklı sayıda kategoriler kullanmaktalar, ancak çoğunlukla 3 kategorinin ön plana çıktığını görüyoruz.

yazAlakasız Sonuç Safsataları: Bu kategoride ortaya koyduğumuz sonucun öncüllerle hiç bir alakası yoktur. Mesela Hakan Ayşe’ye şöyle diyor: “Bana randevumuza geç kaldığım için kızıyorsun ama sen de dün işe geç kalmıştın!” Bu doğru olabilir ama alakasız bir argümandır. Tartışılan konu Hakan’ın geç kalmış olmasıdır, Ayşe’nin başka bir yerde gecikmiş olması Hakan’ın gecikmesini hafifletmez.

Belirsizlik Safsataları: Bu kategorideki örneklerde anlatımdan kaynaklanan bir belirsizlik söz konusudur. Kelime oyunları, cümledeki vurguları ya da virgülün yerini değiştirerek anlam kaydırmaca gibi yöntemler izlenebilir. Mesela bir emniyet müdürünün şöyle dediğini varsayalım: “Beş ay önce göreve geldiğimden beri ilçemizde hırsızlık olmamıştır.” Gerçekten de son beş ayda o ilçede hırsızlık olmamış olabilir, ama bu cümle “ben görevde olduğum için hırsızlık olmamaktadır” şeklinde de anlaşılabilecek muğlak bir ifadedir. Öğretmeninin “Evladım, rahat dur!” uyarısına “Ben rahatım hocam!” diye karşılık veren bir öğrenciyi de (yaşanmış bir hadisedir) belirsizlik safsatasına örnek olarak gösterebiliriz.

Aşırı Basitleştirme Safsataları: Olayları ya da sonuçlarını basite indirgeyerek yapılan safsatalardır. A.B.D. Başkanı Bush’un 11 Eylül saldırıları sonrası yaptığı “Ya bizimlesiniz, ya da teröristlerle” açıklaması, ya da bazı grupların kullandığı “Ya sev, ya terk et” sloganı bu safsatalara örnek olarak verilebilir. İlk örnekte, farklı ülkeler A.B.D.’nin Irak ya da Afganistan’a yaptığı askeri müdahelelere katılmayabilir, ama bu onların illa terörü destekledikleri anlamına gelmez. İkinci örnekte ise, bir kişi o ülkede yürütülen bazı politikaları beğenmiyor olabilir ama bu, onun o ülkedeki hiç bir şeyi sevmediği anlamına gelmez.

İnsanlar Neden Mantık Hataları Yaparlar, Safsatalara Kanarlar?

İnsan beyni düşünen, olaylar arasındaki ilişkileri anlayabilen, neden-sonuç ilişkileri kurabilen bir organdır. Öte yandan bazı sosyal, duygusal ya da biyolojik süreçler beynimizin mantık yürütmesini zorlaştırabilir, hatta mantıksız davranmamıza dahi neden olabilir.

Örneğin insanlar inanmak istedikleri şeylere inanmayı severler. Bu bizi rahatlatır. Alışık olmadığımız ya da sevmediğimiz şeyleri duymak ise bazen zor gelir. Duymamazlıktan gelir, önemsizmiş gibi davranarak kendimizi kandırabiliriz. Özellikle bizi kişisel olarak ilgilendiren konularda önyargılarımız, korkularımız, şüphelerimiz, ümitlerimiz ve diğer hislerimiz devreye girerek mantıklı kararlar almamızı zorlaştırır.

İnsan, dünyayı ve çevresini anlayabilmek için, olayları ve etrafındaki nesneleri sınıflandırmaya çalışır, genellemeler ve basitleştirmeler yapar. Bu genellemeler çoğu zaman önemli detayların gözden kaçmasına neden olur.

İnsanlar birbirleriyle konuşurken bazen asıl söylemek istediklerini direkt olarak söylemekten kaçınırlar. Bazen de bir şey anlatmaya çalışırken karşı taraf bunu yanlış anlayabilir.

Kendimizle ya da karşımızdakilerle iletişimimizdeki bütün bu zayıflıklar safsatalar için fırsatlar doğurur. Bazen bilerek, bazen de bilmeden safsataları kullanarak kendimizi ya da etrafımızdakileri yanıltırız.

Safsatalar Neden Önemlidir?

kararİnsanlar her gün onlarca, belki de yüzlerce karar alır. Sabah üzerimize hangi kıyafeti giyeceğimizden tutun, akşam evde hangi kitabı okuyacağımıza kadar bütün günümüz, hatta hayatımız kararlarla doludur. Doğal olarak doğru kararları vermek isteriz. Sabah evden çıkarken yanımıza şemsiye almamanın sonuçları çok önemli olmayabilir. Ancak çocuğumuzu hangi okula göndereceğimiz, iş yerinde ya da okulda hangi sözleri söyleyeceğimiz, ya da kazandığımız parayı nasıl harcayacağımız gibi kararlar önemlidir, hayatımızı etkilerler. Eşimizle, ailemizle, arkadaşlarımızla, hatta kendimize rakip gördüğümüz insanlarla sürekli konuşuruz, tartışırız. Kimi zaman onlar bizi bir konuda ikna etmeye çalışırlar, kimi zaman ise biz onları. Çoğu kez de iki taraf birbirini ikna etmek için uğraşır durur.

Safsataları bilirsek karşımıza çıkan insanların (ya da yazıların, yayınların vs.) bizi yanıltmalarına engel olabiliriz. Safsatalar, mantıklı ve doğru kararlar almak isteyen insanlar için bir çeşit tuzaktır. Karşımızdaki kişiler safsata yaptıklarının farkında dahi olmayabilirler. Hatta, bu satırların yazarı dahil, hepimiz hayatımız boyunca bir çok kez, bilerek ya da bilmeyerek, karşımızdaki kişileri ya da kendimizi bir konuda ikna etmek için safsatalara başvurmuşuzdur. Dolayısıyla, safsataları bilmek sadece bizi kandırılmaya karşı değil, istemeden başkalarını kandırmaya karşı da korur.

İnsan sosyal, duygusal ve biyolojik bir varlıktır. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, bio-psiko-sosyal bir varlık olarak safsataları kullanmamız, ya da başkalarının kullandığı safsatalara kanmamız son derece doğal. Ancak bu konuda kendimizi geliştirerek daha az hata yapacak duruma getirebiliriz. Bazen bir konuda yanlış kararı almak hayatımızı kökten değiştirebilir, yıllarca telafi edilemeyecek zararlar getirebilir.

Yalansavar’da safsataları işlemeye ileride de devam edeceğiz. Şu ana kadar işlenmiş, ve bundan sonra işleyeceğimiz safsataların bir listesini şurada bulabilirsiniz.

* Antik Yunan demokrasisinde bütün yurttaşlar eşitti, ancak bütün insanlar yurttaş kabul edilmiyorlardı. Mesela kadınlar ve köleler yurttaşlık haklarından yararlanamıyorlardı.
** Özellikle 20. yüzyılın ilk yarısında uygulanan dili arılaştırma politikası yüzünden Türkçede eskiden bulunan bir çok felsefi terim daha sonra tekrar yaratılmak zorunda kalmıştır. Bunun bir olumsuz sonucu olarak halen safsatalar üzerinde anlaşılmış, standart isimler bulunmamaktadır. Var olan sorunu daha da karmaşıklaştırmamak için, eğer bir safsatayı yakın zamanda bizden önce Türkçeye çevirmiş bir yayın varsa, mesela Alev Alatlı’nın “Safsata Kılavuzu” adlı kitabı gibi, önemli bir hata veya sebep görmediğimiz sürece, aynı isimlendirmeleri kullanacağız.

Kaynakça:
De Romilliy, Jacqueline, “The Great Sophists in Periclan Athens”, Oxford, 2002
Gula, Robert J., “Non-sense”, Axios Press, 1979
http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_fallacies
Nişanyan, Sevan, “Sözlerin Soyağacı”, Everest, 2009
Russell, Bertrand, “A History of Western Philosophy”, Simon and Schuster Inc., 1965

About tugsan

Zonguldak doğumlu. Küçük yaşta okumayı öğrendikten sonra bir daha iflah olmadı.

6 Yanıt to “Safsatalar”

  1. Yine bilgilendirici ve harika bir yazı.

    Beğen

  2. insanlara devletin eski parasıyla 1 katrilyon 370 milyar , bugünün parasıyla bir milyar 370 milyon lırasına saray yapılmış. bu para daha mantıklı işlere eğitim, sanayi enerji, madenler ve iş güvenliği vs işlere harcanabilir di dediğimizde bize malum partili arkadaşlar tarafından verilen cevap “vay efendim bir sürü Atatürk heykeli yapılmış, işte efendim anıtkabire şu kadar para harcanmış” şeklinde cevap veriyorlar. bu da bir nevi safsata oluyor. şimdi ben çolumun çocuğumun rızkını kumarda yesem, sonra desem ki dedemde tüm parasını içkiye harcamıştı desem bu nasıl savunma olur. eğer 1 milyar 370 milyon lıralık bir Atatürk heykeli yaparlarsa onu yapanlara da küfre basar ve eleştiririm. anıtkabirin yapıldığı dönemde yaşasaydım, ve ona da aşırı masraf yapılsaydı onuda eleştirirdim. geçmişte yapılmış hatalar saray için yapılan savurganlığın savunması olamaz.

    Liked by 1 kişi

  3. Ali Burak Özkaya Cevapla 03 Şubat 2015 14:06

    Merhaba safsataların sınıflandırılması sayfasında (http://safsatakilavuzu.com/safsata%20ve%20turleri.htm) “genetik safsata” olarak tercüme edilmiş safsataya alternatif bir isim önerim olacak. Bende “köken safsatası” demek daha anlaşılır çünkü bu safsata ile şu anki koşullarda geçerliliğini yitirmiş köken bilgilerinin argümanlarda kullanılması kastediliyor. Teşekkür ederim.

    Beğen

  4. Alın siza yeni bir kaynaksız yalan haber hem de türkiyenin en büyüğü olyduğunu iddia edenlerden:
    http://www.sabah.com.tr/yasam/2015/12/26/13-yuzyildan-telefon-geldi

    Beğen

Trackbacks/Pingbacks

  1. Kitap: Safsata Kılavuzu – Açık Arşiv - 24 Haziran 2017

    […] Bunu okuyunca insan acı acı gülümsüyor ama biz konumuza dönelim. Yalansavar sitesi ise bu yazısında “Düşünürken veya çıkarsamalar yaparken yapılan hataların tümüne safsata […]

    Beğen

  2. Ad Hominem Nedir, Ne Değildir? - Defter Arkası - 24 Eylül 2017

    […] Safsatalar […]

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: