Komplo Teorileri – 5: Evdeki Hesap Çarşıya Uymaz

Komplo Teorileri yazı dizimizin ilk 4 bölümünde, komplo teorileri nedir, kimler tarafından nasıl çıkartılırlar, neden ve ne şekilde yayılırlar, ve bireyler ve toplum üzerindeki etkileri nelerdir sorularına yanıt aramıştık. Dizimizin son bölümünde ise, geçmişte başarıya ulaşmış ya da ulaşamamış komplo örneklerine bakacağız.

Komplo teorilerini gerçek komplolardan ayırmanın belki de en iyi yolu, geçmiş örneklerden dersler çıkartmaktır. Eğer komploların genelde nasıl işlediği hakkında bir fikrimiz varsa, önümüze getirilen iddialara daha bilinçli ve gerçekçi bir şekilde bakabiliriz. İşte bu sebepten dolayı Komplo Teorileri yazı dizimizi, gerçek komplolara bakarak bitireceğiz.

Suikastlerin Anatomisine Giriş

Ünlü bir politikacı ya da işadamı öldürülürse, hatta eceliyle bile ölse, hemen ortaya teoriler atılır çünkü birilerinin, bu mesleklerdeki insanların ölümünden mutlaka çıkarı olacaktır. Bir bakanın ya da mesela bir nükleer fizikçinin ölümü, ölüm şekli ve sebebi ne olursa olsun, mutlaka birilerini kuşkulandırır. Galler prensesi Diana’nın geçirdiği trafik kazası (1), Turgut Özal’ın geçirdiği kalp krizi (2), Prof. Dr. Engin Arık’ın geçirdiği uçak kazası (3) gibi ölümler hala sorgulanmaktadır. Atatürk’ün de zehirlendiğine yönelik komplo teorileri ara sıra gündeme gelir. (4)

Belki de dünyanın en meşhur suikast komplo teorisi, eski A.B.D. Başkanı J.F. Kennedy’nin öldürülmesidir. Olayın gerçek faili olduğu iddia edilen kurumlar arasında yok yoktur: CIA, KGB, FBI, Amerikan mafyası, İsrail, Başkan Yardımcısı Johnson, Küba lideri Fidel Castro, Fidel Castro karşıtı gruplar, Amerikan merkez bankası vs. (5)

Bu yazıda daha çok tarihi ve politik içerikli komplo iddialarına yer verdik. Ancak Yalansavar okurları, bilim ve sağlık gibi konularda da komplo teorilerinin gırla gittiğini bilirler. Mesela aşılar veya domuz gribi hakkındaki komplo teorileri üzerine geçmişte yazdığımız yazıları bu sitede bulabilirsiniz.

Şimdi gelin, tarihte yaşanmış ve bugün artık nasıl gerçekleştiklerini bildiğimiz bazı önemli tarihi olaylara hep birlikte bakalım. İlk durağımız, Saraybosna:

Arşidük Ferdinand Suikasti

Bir çoğumuz, Birinci Dünya Savaşı’nın 1914 yılında Avusturya-Macaristan Arşidük’ü Franz Ferdinand’ın bir Sırp tarafından öldürülmesi ile başladığını, lise yıllarındaki tarih derslerimizden hatırlarız. Şimdi gelin, bu suikaste bir bakalım:

Arşidük Franz Ferdinand

19. yüzyıl başlarına kadar Osmanlı İmparatorluğunun bir parçası olan Sırplar, bu yüzyılın başında ayaklanarak önce kısa süreliğine bağımsızlıklarını kazanmış, sonradan içişlerinde bağımsız bir devlet olarak Osmanlı’ya bağlanmış, 1878’de ise Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun bir parçası haline gelmiştir. (6) Sırplar bu durumdan hiç memnun değildir ve kurdukları Kara El isimli bir örgütle İmparatora karşı bir yeraltı savaşı sürdürmektedir. İşte imparatorluk tahtının varisi Arşidük Ferdinand bu ortamda bir askeri tatbikatı izlemek üzere 28 Haziran 1914 günü sabahı Saraybosna’ya teşrif eder. (7)

Arşidük ve maiyeti, 6 arabadan oluşan bir konvoyla şehrin ana bulvarında ilerlemeye başlar. Arşidük ve eşi 3. arabadadır. Üstü açık arabadan şehrin güzelliklerine bakan arşidük, şoförlere yavaş gitmeleri talimatını verir. İşte tam bu sırada 6 suikastçi de yol üzerindeki stratejik noktalarda mevzilenmiş, son anda tedarik ettikleri silahlarla kafileyi beklemektedir.

Kafile belli bir noktaya geldiğinde onlara el bombası ve tabanca ile saldırmaları gereken ilk iki suikastçi korkularından ya da iyi görüş açısı olmadığı için hiç bir şey yapamazlar. Hemen sonra üçüncü suikastçi elindeki bombayı 3. arabaya atar ama el bombası arabanın arkasında katlanmış tenteden sekip arkadaki arabanın altına kaçar ve orda patlayarak diğer arabadakileri yaralar.

Paniğe kapılan 3. suikastçi yanındaki siyanürlü hapı yutup yandaki köprüden aşağıya atlayarak intihar etmek ister. Ancak o mevsimde nehir suları topu topu 10-15 cm. derinliktedir ve yuttuğu hap da onu öldürmez. Etraftakiler tarafından bi temiz pataklanıp karakola götürülür.

O arada kafilenin diğer arabaları hızla olay yerinden uzaklaşırlar ve diğer 3 suikastçi kötü talihlerine yanarak dağılırlar.

Gavrilo Princip

Heyhat, hayat her zaman tesadüflerle doludur: Arşidük Ferdinand Saraybosna’dan ayrılmak yerine programına devam etmeye karar verir. Önce belediye başkanının makamında bir konuşma yapar, sonra da sabah yaralananları ziyaret etmek için hastaneye gitmeye karar verir. Dönüş yolunda şoför yolunu şaşırıp yanlış sokağa sapar. Yaptığı hatayı anlayınca da durup geri geri gelmeye çalışırken arabanın vitesi kitlenir! (8)

Tam o sırada, kalan 3 suikastçiden biri olan Gavrilo Princip, şehir meydanı yakınlarındaki bir büfede morali bozuk bir halde bir şeyler atıştırmaktadır. Sandviçini bitirip dışarı çıktığında bir anda arşidük ve eşini yine aynı üstü açık arabanın içinde tam karşısında buluverir!

Olaylar gelişir…

CIA’in İran Darbesi

Politik komplo teorilerinin bir numaralı aktörü hiç kuşkusuz Amerikan Merkezi İstihbarat Örgütü, ya da ingilizce kısaltmasıyla, CIA’dir. (9) Kurulduğu 1947 yılından beri dünyanın dört bir yanında faaliyetler yürütmüş olan örgüt, halen her önemli politik olayın arkasından ortaya atılan komplo teorilerinde başroldedir. Bu yazıda, CIA’in ilk marifetlerinden birisi olan İran darbesine bakacağız.

Olayların başlangıcını kısaca özetlemek gerekirse: 1951 yılında İran’da meclis tarafından başbakan seçilen Muhammed Musaddık, ülkedeki petrol tesislerini kamulaştırır. Bu da, şimdiki adı BP olan İngiliz petrol şirketini (dolayısıyla İngiltere’yi) kızdırır. İngilizler önce İran’a ticari yaptırım uygular, daha sonra da A.B.D.’yi İran’da bir askeri darbe yapılması konusunda ikna eder. (10)

CIA’in planına göre önce kendileriyle çalışacak bir general bulunacak, daha sonra Şah, Musaddık’ı azledip bu generali başbakan olarak atayacak, Tahran sokaklarında yaratılacak bir isyancılar grubu da destek verecekti. (11)

Ancak hayat, her zamanki gibi sürprizlerle doluydu.

İran eski başbakanı Musaddık, etrafı sarılmış halde.

İşin başında CIA orduya liderlik edecek generali kolay bulmuş, Feyzullah Zahedi’yi verdiği yüz bin dolar ile ikna etmişti. (12) Ancak Şah hem korkuyordu, hem de İngilizlere güvenmiyordu. 1953’ün Ağustos’una gelindiğinde Musaddık darbe planlarını öğrenmişti. 4 Ağustos’ta yapılan referandum Musaddık’ın zaferi ile sonuçlandı. Şah 13 Ağustos’ta General Zahedi’yi Musaddık’ın yerine atadığında darbe için geç kalınmış gibiydi.

İran’daki darbe 15 Ağustos 1953 akşamı başladı. Askerler başbakan yardımcısını tutuklayıp hükümet binasının telefonlarını kestiler. Ancak hükümet hala bir şekilde telefonları kullanıp yardım isteyebiliyordu. Üstelik ordudaki bazı birlikler de Şah aleyhine dönmeye başlamışlardı. Ertesi sabah Tahran Radyosu darbenin başarısız olduğunu ilan etti. Ülkedeki CIA ajanları teker teker tutuklanmaya başlamışlardı.

Ertesi gün işler (CIA açısından) daha da kötüye gitti: Şah Bağdat’a kaçmış, Musaddık şah çekmişti. Ayın 17’sine gelindiğinde darbe tehlikesi neredeyse atlatılmış gibiydi, başkentin meydanlarında nöbet tutan güvenlik güçlerinin çoğuna merkezlerine geri dönme emri verildi.

Ayın 19’una gelindiğinde CIA en azından dinci grupları ayaklandırmaya çalıyordu ama bu sefer de Şah’ın Roma’ya kaçtığı haberi geldi. CIA merkez ofisi operasyonun başarısız olduğuna karar vererek ajanlarına operasyonu durdurma emrini gönderdi.

Tam CIA havlu attığı sırada hiç kimsenin beklemediği bir gelişme oldu ve ordu içerisindeki bir grup Şah yanlısı asker Tahran meydanlarını işgal etmeye başladı. Bunun üzerine CIA ajanları apar topar General Zahedi’yi saklandığı yerde bulup yeni başbakan olarak radyoya çıkardılar ve darbe bir anda gerçekleşiverdi.

Ancak bu detaylar uzun süre gizli kaldığı için herkes darbeyi CIA’in büyük bir planlama başarısı olarak yorumladı (A.B.D. darbedeki rolünü resmi ağızdan ancak 2000 yılında açıkladı.) (13) Bizzat kendisi de zafer sarhoşluğuna kapılan CIA, 20. yüzyılın ikinci yarısında, başta Güney Amerika olmak üzere, bir çok ülkede yasadışı faaliyetlerde bulundu, darbeler, suikastler tezgahladı, bir kısmında başarılı oldu. (14)

Ancak aynı CIA, başka bir sürü operasyonda ise çuvalladı. (15) 1960’ta Küba’yı işgal etmeye çalışan Amerikalılar CIA’in yanlış hesapları sonucu yenilerek geri çekildiler. (16) Sonraki yıllarda da CIA ne İran Devriminin gelişini, ne Doğu Blokunun çöküşünü, ne 11 Eylül saldırılarını, ne de “Arap Baharı” adı verilen isyanları önceden fark edip Amerikan hükümetini uyarabildi.

Daha onlarca benzer başka örneğe rağmen CIA bugün hala bir çok komplo teorisyeni tarafından “her zaman, her ülkede, her şeyi bilen ve yönlendiren” olarak varsayılır. Oysa bugün bildiklerimiz ışığında 1950-2000 dönemine baktığımızda şunu görüyoruz: CIA bir çok ülkede gizli veya açık faaliyetlerde bulunmuş, bunların bir kısmında işleri yaver gitmiş, bir kısmında ise evdeki hesap çarşıya uymamıştır.

Elbette CIA ve tüm diğer ülkelerin istihbarat kurumları, görevleri gereği, başka ülkeler hakkında komplolar tezgahlarlar. İstihbarat kurumlarının sadece istihbarat toplamaktan sorumlu olmadıkları bilinen bir gerçektir. Ancak bu durum, bu istihbarat kurumlarının her şeye muktedir, tarihi olayları diledikleri gibi şu ya da bu yana çeken kurumlar oldukları anlamına gelmez.

O yüzden bir olayda CIA ya da başka bir istihbarat kurumunun parmağı olduğu iddia ediliyorsa, dinlemekte ve incelemekte fayda vardır. Ancak bu kurumların da insanlar tarafından yönetildiğini, sık sık hatalı planlar ya da yanlış hesaplar yaptıklarını unutmamak lazım.

Houston, Bir Problemimiz Var!

Dünyamızın aydan çekilmiş bir fotoğrafı.

Dünyamızın aydan çekilmiş bir fotoğrafı.

Kuşkusuz, bilinen en meşhur komplo teorilerinin başında ‘Amerikalıların aya gitmedikleri’ iddiası gelir. Bu iddiaya göre, “Amerikalılar aslında aya gitmemişlerdir. Bütün o gördüğümüz filmler ve fotoğraflar dünyada çekilmiştir, NASA’nın Apollo programında görev almış binlerce bilim insanı sahtekardır ve bu gerçek bütün dünyadan gizlenmektedir. Gerçeği bilip de konuşmak isteyenler de öldürülmüşlerdir.” (17)

Önce isterseniz Apollo programını çok kısa bir şekilde hatırlayalım:

Apollo Programı, bir yandan insanlığın dünyanın tek uydusu olan aya yönelik merakının bir sonucu iken, bir yandan da yirminci yüzyılın ikinci yarısında yaşanmış Soğuk Savaşın bir cephesidir. “Uzay Yarışı” olarak adlandırılan bu mücadelede, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (S.S.C.B.) ve Amerika Birleşik Devletleri (A.B.D.), özellikle 1957-1975 yılları arasında, uzayın keşfi konusunda birbirleriyle muazzam bir bilim, propaganda ve istihbarat yarışına girmişlerdi. (18)

1957 yılında ilk yapay uydu olan Sputnik 1’i yörüngeye oturtan, ve 1961’de Yuri Gagarin’i ‘uzaya giden ilk insan’ yapan S.S.C.B. yarışın başlangıcında öne geçmişti. (19) A.B.D. ise ilk uzaya insan gönderme projesini (Mercury Projesi) ancak 1959’da başlatabilmişti. (20) Amerikalıların uzay programlarını geliştirirken, zamanında Nazi hükümetinin roket programını yürütmüş Alman bilim insanlarından da büyük ölçüde faydalandığını buraya not olarak düşelim. (21)

Kenndy: Başkan mı, falcı mı?

Kenndy: Başkan mı, falcı mı?

Amerika’nın aya gidiş macerası, Yuri Gagarin’in yörüngeye çıkışından bir hafta sonra başlar. O zamanki başkan Kennedy, 20 Nisan 1961’de, “1960’lar bitmeden Amerika’nın bir insanı sağ salim aya götürüp getireceğine inandığını” söylediği meşhur konuşmasını yapar. (22) Herhalde bir çok Amerikalı, başkanın o gün viskiyi biraz fazla kaçırdığını düşünmüş olsa gerek!

Ve nihayetinde, 8 sene 24 milyar dolar sonra, Neil Armstong 21 Temmuz 1969 günü TSİ 00:56’da aya ayak basan ilk insan olarak tarihe geçer. (23)

Amerikalıların aslında aya gitmediklerini ilk iddia eden kişi, kendisi de bir Amerikalı olan Bill Kaysing’di. Kaysing 1956-63 yılları arasında, Amerikalıları aya götüren Saturn V roketlerinin yapıldığı firmada ‘teknik yayınlar müdürü’ olarak çalışmıştı, herhangi bir mühendislik ya da bilim eğitimi yoktu. Kaysing, 1974 yılında yazdığı bir kitapta, Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi NASA’nın, aya insan gönderecek kapasitesi olmadığını iddia etti. (24) Onun ardında da başka bir çok kişi ve dernek, NASA’nın uzay yarışında kendini önde göstermek veya devletten para alabilmek için aya çıkma yalanını uydurduğunu iddia etti. (25)

Neil Armstong ayda bayrak töreninde.

Neil Armstong ayda bayrak töreninde. Sizce bu fotoğraf gerçek mi? (şaşırtmacalı soru)

Komplo teorisyenleri, bu iddialarına destek olarak bir çok “delil” göstediler. Mesela ayda çekilmiş fotoğraflarda astronotların arkasında yıldızların gözükmediği ve astronotların aya diktikleri bayrağın dalgalandığı, aya gidiş yolunda geçilmesi gereken Van Allen radyasyon kuşağından hiç bir insanın canlı çıkmayacağı, aya ilk ayak basma anını Avusturalya’daki daha büyük antenli Parkes Gözlemevi radyoteleskopunun yayımlayamadığı iddia edilmiştir.

Başlangıçta bu iddiaları deli saçması olarak gören NASA, zaman içerisinde bir çok Amerikalının bunları ciddiye aldığını görünce, bu iddiaların hepsine ayrıntılı bir şekilde yanıt verdi. (26)(27)(28)(29) Ancak yine de bu konudaki komplo teorileri hala tam olarak bitmiş değildir. (30)

Bu yazıda bu iddiaların daha fazla ayrıntısına girmeyeceğiz, ancak bu konudaki komplo teorilerinin anlamsızlığını göstermek için bir kaç detay verelim:

1963-1972 yılları arasında sürmüş Apollo projesinde yaklaşık 400.000 bilim insanı, mühendis, astronot, teknisyen ve kalifiye eleman çalıştı. (31) Bugüne kadar hiç bir NASA veya devlet görevlisi çıkıp da “aya gidilmedi” dememiştir.

Aya gidiş yarışında S.S.C.B. ve A.B.D. aya ve ayın yörüngesine 30’dan fazla insansız aracı başarıyla göndermişlerdir. (32) Apollo projesi kapsamında 11 insanlı uçuş gerçekleştirilmiş, bunların 6’sında (Apollo 11, 12, 14, 15, 16 ve 17) aya ayak basılmıştır. (33) Apollo projesine günümüzün parasıyla yaklaşık 150 milyar dolar harcanmıştır. (34) S.S.C.B. aya gitme yarışını kaybettiğini kabullenip hedefini değiştirmiş (35), ilk uzay istasyonu olan MIR’i 1986 yılında yörüngeye oturtmuştur. (36)

1969 yılındaki aya iniş anı, tüm dünyada yaklaşık 600 milyon insan tarafından canlı izlenmiştir. (37) İniş anını Avustralya televizyonu, Houston’dan değil, kendi gözlemevinden yayımlamıştır. (29)

Bugün dahi, elinde gerekli lazer ve teleskop cihazı olan herhangi biri, Apollo 11, 14, ve 15 uçuşlarında ayın yüzeyine indirilen yansıtıcıları kullanarak, göndereceği bir lazer ışınının geri sekişini gözlemleyebilir. (38) Son olarak, NASA’nın 2009 yılında gönderdiği Ay Yörünge Keşif Aracı, bundan yaklaşık 30 sene önce ayda yürüyen astronotların ayak izlerinin fotoğraflarını çekmiştir. (39)

Bir, ki, üç – tıp! Ya da Bletchley Park

Yazımızın başındaki ilk 2 örnekte, komplolarda çıkabilecek, hatta çıkması neredeyse kaçınılmaz olan örnekler verdik. Ne insanların, ne de makinaların davranışları önceden %100 kestirilebilir. Tarihe baktığımızda başarılı komplolar görürüz ama mükemmel bir komplo örneği bulmak neredeyse imkansızdır.

Öte yandan, İngiltere’deki Bletchley Park örneği, ender de olsa bazen bir sırrın uzun süre medyaya ve topluma sızmasının devletler tarafından engellenebileceğinin güzel bir örneğidir. İddia edilmiş ve ispatlanmış bir komplo teorisi örneği olarak şimdi bu olaya bakalım:

Enigma

Enigma

1974 yılında, İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetlerinden emekli Frederick William Winterbotham, “The Ultra Secret” (“Ultra Sır” ya da “Ultra Sırrı” olarak çevrilebilir) adlı kitabı yayımladı. (40) Kitapta İngiltere’nin 2. Dünya Savaşının henüz ilk yıllarında, Almanların birbirleriyle haberleşmelerini sağlayan ve ‘çözülmesi imkansız’ denilen Enigma isimli şifreleme makinesinin şifrelerini çözdüğünü, yani savaşın bir çok kritik evresinde müttefiklerin, Almanların askeri planlarını önceden öğrenip ona göre hazırlandıklarını iddia ediyordu. (41) “Bilgisayarın ve yapay zekanın babası” olarak bilinen efsane isim Alan Turing’in de aralarında bulunduğu dönemin bir çok ünlü bilim insanı ve askeri, bütün savaş yılları boyunca gizlice bu merkezde görev almışlardı. (42)

Kitapta anlatılan şey o kadar büyük bir sırdı ki, ilk çıktığında bir çok tarihçi anlatılanlara inanmakta başlangıçta güçlük çektiler. 2. Dünya Savaşı gelmiş geçmiş en çok incelenen, didik didik edilmiş tarihi olayların başında gelmekteydi ve bu kadar önemli bir bilginin, bu kadar uzun bir süre gizli kalmış olması ihtimali çok düşüktü. Kitapta anlatılanlara göre, müttefikler savaşı sadece Almanya’dan daha güçlü oldukları için değil, rakiplerinin hamlelerini önceden bildikleri için kazanmışlardı.

"Çöl Tilkisi" Rommel. Acaba Almanların bu meşhur generalinin Kuzey Afrika'da yenilmesinin nedeni Blechley Park mıydı?

“Çöl Tilkisi” Rommel. Acaba Almanların bu meşhur generalinin Kuzey Afrika’da yenilmesinin nedeni Bletchley Park mıydı?

Ancak tarihçilerin, kitapta anlatılanların çoğunun doğru olduğunu anlamaları çok uzun sürmedi. Her şeyden önce verilen bilgiler çok detaylıydı. İkincisi, 70’lerin başında Fransa’da yayımlanmış bir başka kitap da neredeyse aynı şeyden bahsetmekteydi. Daha sonra 1967’de Polonyalı bir tarihçinin de benzer bir kitabı yazmış olduğu ortaya çıktı. (43) (Polonyalılar, Almanların şifrelerini daha savaş başlamadan 5 hafta önce kırıp, şifre çözme tekniklerini ve makinesini İngilizlere ve Fransızlara aktarmışlardı.) (44)

Tarihçilerin ifşa edilen bu sırra ilk başta inanamamalarını anlamak zor değil: Bletchley Park’ta (büyük çoğunluğu kadın olmak üzere) yaklaşık 12 bin kişi çalışmış, hepsi yaptıkları işi sır olarak tutacaklarına yemin etmiş ve hemen hemen hepsi bu sözlerini tutmuştu. (45) Bu kadar büyük bir insan grubunun, böylesine önemli bir sırrı, 30 küsür sene boyunca tutabilmiş olması modern dünya tarihinde az rastlanır bir olaydı. Peki nasıl olmuştu da, binlerce insan bu kadar ketum bir şekilde davranabilmişti?

Her şeyden önce, Bletchley Park’ta çalışan insanların hepsi doğru bir iş yaptıklarına ikna olmuşlardı. Luftwaffe’nin her gece İngiltere’yi bombaladığı bir dönemden geçiyorlardı ve yaptıkları işin başarısı sadece ülkelerini değil, kendilerini ve sevdiklerini de koruyacaktı. Bir başka deyişle, vicdanları rahattı.

Ayrıca Bletchley Park’ın içinde de büyük bir gizlilik vardı. Çok az sayıda yönetici haricinde, kimse kimsenin ne iş yaptığını, hatta kim olduğunu dahi bilmiyordu. Sonrasında da savaşın bitmesiyle beraber başlayan Soğuk Savaş yüzünden, bizzat başbakan Churchill Bletchley Park’ın gizli tutulmasını emretmiş, kullanılan ekipmanın çoğu imha edilmişti. İngiltere, bu konu hakkındaki konuşma yasağını 1974’e kadar kaldırmadı. (46)

Ancak Bletchley Park’ta bile bilgi sızıntısı olmuştu. Sovyetler, Ultra’nın varlığını Cambridge Beşlisi olarak bilinen 5 ajanları sayesinde öğrenmişlerdi. (47) Hatta İngilizler de, Sovyetlerin Ultra’yı bildiklerini öğrenmişlerdi! Yine de hiç kimse bu sırrı ifşa etmedi. (48)

Bu örnekle beraber bu yazı dizisinin sonuna geldik. Yaygınlaşan iletişim kanalları sayesinde komplo teorilerinin her tarafımızı sardığı bir çağda yaşıyoruz. Umarız bu yazı dizisi, ciddiye alınması gereken komplo teorileri ile, sadece sığ mantık çıkarımları yaparak oluşturulan komplo teorileri arasında bir ayrım yapmanızı biraz olsun kolaylaştırmıştır.

Ne yazık ki bu ayrımı yapacak, her durumda geçerli tek bir basit formül yok. Ancak yukarıdaki örneklerin bize verdiği mesaj da açık: Bir komplo teorisi ne kadar çok mükemmellik varsayıyorsa, doğru olma ihtimali de o kadar az olacaktır. 5 bölümlük bu yazı dizisinin bütününde verdiğimiz mesaj ise daha da açık: Etrafımızı sarmış bu komplo teorilerinin büyük çoğunluğu birer yalandan ibaret. Size ulaşan komplo teorilerinin zihninizi işgal etmesine izin vermeden evvel, önce oturup bu iddiaların gerçekliğini sıkı bir şekilde sorgulayın.

Kaynakça:

1 – http://en.wikipedia.org/wiki/Death_of_Diana,_Princess_of_Wales_conspiracy_theories
2 – http://www.bugun.com.tr/kose-yazisi/123823-turgut-ozal-i-kim-oldurdu-makalesi.aspx
3 – http://www.nuveforum.net/939-siyaset-gundem/28419-korkunc-suphe-ucak-dusuruldu-6-nukleer-fizikcimiz-olduruldu/
4 – http://cezmyurtsever-atatrk.blogspot.com/2010/12/ataturk-zehirlenerek-mi-olduruldu.html
5 – http://en.wikipedia.org/wiki/John_F._Kennedy_assassination_conspiracy_theories
6 – http://en.wikipedia.org/wiki/Serbia#Ottoman_and_Austrian_rule
7 – http://www.commandposts.com/2011/07/how-conspiracies-actually-work/
8 – http://en.wikipedia.org/wiki/Assassination_of_Archduke_Franz_Ferdinand_of_Austria
9 – http://en.wikipedia.org/wiki/Central_Intelligence_Agency
10- http://www.iranchamber.com/history/coup53/coup53p1.php
11- http://www.iranian.com/History/2000/April/CIA/index.html
12 – http://en.wikipedia.org/wiki/1953_Iranian_coup_d%27%C3%A9tat#Execution_of_Operation_Ajax
13 – http://transcripts.cnn.com/TRANSCRIPTS/0004/19/i_ins.00.html
14 – http://www.geopoliticalmonitor.com/us-interventions-in-latin-american-021/
15 – http://www.cato.org/pubs/pas/PA118.HTM
16 – http://en.wikipedia.org/wiki/Bay_of_Pigs_Invasion
17 – http://www.apfn.org/apfn/moon.htm
18 – http://en.wikipedia.org/wiki/Space_Race
19 – http://news.bbc.co.uk/onthisday/hi/dates/stories/april/12/newsid_2477000/2477715.stm
20 – http://en.wikipedia.org/wiki/Project_Mercury
21 – http://suite101.com/article/german-technology-and-the-apollo-moon-landings-a307001
22 – http://er.jsc.nasa.gov/seh/ricetalk.htm
23 – http://en.wikipedia.org/wiki/Apollo_program
24 – http://billkaysing.com/biography.php
25 – http://www.ufos-aliens.co.uk/cosmicapollo.html
26 – http://earthobservatory.nasa.gov/blogs/earthmatters/2011/09/28/where-are-the-stars/?src=twitter-em
27 – http://www.clavius.org/envflutter.html
28 – http://www.clavius.org/envrad.html
29 – http://www.honeysucklecreek.net/Apollo_11/Australian_TV.html
30 – http://www.theage.com.au/articles/2002/12/24/1040511043172.html
31 – http://www.nasa.gov/centers/langley/news/factsheets/Apollo.html
32 – http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_space_exploration_milestones,_1957-1969
33 – http://nssdc.gsfc.nasa.gov/planetary/lunar/apollo.html
34 – http://historical.whatitcosts.com/facts-apollo-space-program.htm
35 – http://www.theworld.org/2009/07/former-soviet-space-official-on-us-moon-landing/
36 – http://en.wikipedia.org/wiki/Mir
37 – http://www.telegraph.co.uk/science/space/5852237/Apollo-11-Moon-landing-ten-facts-about-Armstrong-Aldrin-and-Collins-mission.html
38 – http://www.jpl.nasa.gov/news/news.php?feature=605
39 – http://www.nasa.gov/mission_pages/LRO/multimedia/lroimages/apollosites.html
40 – http://books.google.com/books/about/The_ultra_secret.html?id=Po2cNly6gvkC
41 – http://www.bbc.co.uk/history/places/bletchley_park
42 – http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_people_associated_with_Bletchley_Park
43 – http://www.dtic.mil/cgi-bin/GetTRDoc?AD=ADA512192
44 – http://en.wikipedia.org/wiki/Biuro_Szyfr%C3%B3w
45 – http://www.historyarticles.com/bletchley_park.htm
46 – http://en.wikipedia.org/wiki/Ultra#cite_ref-68
47 – http://en.wikipedia.org/wiki/Cambridge_Five
48 – http://www.dailykos.com/story/2009/04/04/716428/-Morning-Feature-Conspiracy-Theory-104-Conspiracies-of-Commonality-Non-Cynical-Saturday

About tugsan

Zonguldak doğumlu. Küçük yaşta okumayı öğrendikten sonra bir daha iflah olmadı.

3 Yanıt to “Komplo Teorileri – 5: Evdeki Hesap Çarşıya Uymaz”

  1. CIA çiçek bahçesinde masum bir gül imiş de haberimiz yokmuş meğer.ironi was here

    Beğen

  2. hani ufuk açıcı denir ya, öylesine doğru bir yazı dizisi.
    ne çok şey öğrendim kendi adıma.
    teşekkürler emeği geçenlere.

    Beğen

  3. Gerçek komplolara bakacağız yazıp aya gidiş konusunun gerçek olduğunu sylüyorsunuz. Madem ortada gerçek bir komplo yok neden?

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: